"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Çarşamba günü ilahiyat âleminde bir devrim oldu

Hıristiyan âleminde çarşamba günü bir devrim oldu.

Papa Francis dünyadaki bütün Katolik din görevlilerinin uymaları gereken bir yönetmelik yayınladı.

Bu yönetmeliği 4 madde altında özetleyebilirim:

Çarşamba günü ilahiyat âleminde bir devrim oldu

*

- BİR: Bütün kilise görevlileri, kendilerine ulaşan cinsel taciz ve tecavüz iddialarını bulundukları yerin polisine bildirecektir.

- İKİ: Polis kanuni yoldan istemese dahi bu iddialar o makamlara iletilecektir.

ÜÇ: Bu iddialar imzasız ihbarlar şeklinde gelse, şüpheli olsa dahi incelenecek ve polise bildirilecektir.

- DÖRT: Sadece fiziki taciz ve tecavüz değil, rahiplerin çocuklara cinsel içerikli konuşmaları, internet üzerinden online konuşmaları da bu çerçeve içinde değerlendirilecektir.

*

Bu yönetmelik, sadece Katolik âlemi için değil, bütün inançlar için çok önemli bir adımdır.

Anlamı da şudur:

İlk defa üst bir din kuruluşu, cinsel taciz iddialarını kendi “ilahiyat hukuku” içinde tutmayıp, yani “ulemanın” kararına bırakmayıp “pozitif hukuk” alanına taşımaktadır.

Yani, dini kişilerin işlediği bu suçun kararını kilise içinde bırakmayıp laik sistemin polis ve adaletine intikal ettiriyor.

*

Böylece Papa Francis, kendinden önceki üç papanın uğraşıp da yapamadığı çok önemli bir şeyi gerçekleştirmeyi başardı.

Bu olay Katolik kilisesinin tarihteki en önemli reformlarından biri olarak kabul edilebilir.

*

Bu haber beni 2019 yılının şubat ayına götürdü.

Çünkü çarşamba günü gerçekleşen bu devrimin hikâyesi orada başlıyor.


‘O GRANMA TEKNESİNDE’ 190 KİŞİ VARDI, 10’U RAHİBE, ÜÇÜ KADIN

21 
Şubat 2019 günü Vatikan’ın “Yeni Kutsal Meclis Salonu”nda dünyadaki bütün inançlar açısından çok önemli bir zirve toplandı.

O günlerde izlemeyi çok istediğim halde başaramadığım bu zirvenin İtalyanca adı şuydu:

“La Protezione dei Minori nella Chiesa...”

Yani, “Kilisede Çocukların Korunması Zirvesi...”

Ama asıl adı şöyleydi:

“Kilisede çocukların cinsel istismardan korunması...”

*

Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen 190 kişilik bir din görevlisi topluluğu katıldı.

Bunlar arasında 10 rahibe, 3 de kadın vardı.

Aralarında Ortadoğu kiliselerinin de bulunduğu Doğu Katolik dünyasından gelen delege sayısı 14’tü...

Bu 190 kişi, adeta Küba devrimini başlatmak için Castro ve arkadaşlarını taşıyan “Granma” teknesindeki 82 kişi gibiydi.

Türkiye’den katılan biri var mı öğrenemedim.

*

Üç günlük zirvede 3 genel başlık ele alındı:

- BİRİNCİ GÜN: Sorumluluk.

- İKİNCİ GÜN: Hesap verilebilirlik.

- ÜÇÜNCÜ GÜN: Şeffaflık.

Bu üç günü yan yana getirdiğiniz zaman zirvenin amacı da açıkça ortaya çıkıyordu.

Din görevlileri cinsel taciz olayları konusunda sorumlu davranacak, bu olaylar şeffaf biçimde gündeme getirilecek ve sorumluları hesap verecek.

*

O zirvede Katolik âleminin bundan böyle kilisenin cinsel istismar konusunda atacağı 21 adım belirlendi.

Geçen çarşamba yayınlanan yönetmelik işte onların ilk maddesiydi.

BİLMİYORUM, SANMIYORUM, HİÇ İHTİMAL VERMİYORUM, İNANMIYORUM

2019 
zirvesi ve çarşamba günü yayınlanan yönetmelikle Vatikan bütün dünyaya şunu ilan ediyordu:

Kilisede cinsel istismar mı var? Kırılan o kol artık yen içinde kalmayacak.

Bu haberi okuyunca aklıma 5 soru geldi:

*

- BİR: Acaba Müslüman ve Yahudi âleminde de böyle bir çalışma var mı?

Araştırdım bulamıyorum....

*

- İKİ: Acaba Diyanet İşleri Başkanlığı bu zirveyi izlemiş veya zabıtlarını istemiş midir?

Bilmiyorum...

*

- ÜÇ: Türkiye’de herhangi bir İlahiyat Fakültesi bu zirve hakkında bir çalışma yapmış mıdır?

Sanmıyorum...

*

- DÖRT: İçişleri Bakanlığı, Diyanet’e başvurup “Siz de böyle bir karar alsanız iyi olur” demiş midir?

İhtimal vermiyorum...

*

- BEŞ: Ortodoks âlemi, Protestan âlemi, Müslüman ve Yahudi âlemi de bir gün, dini eğitim ve ibadet mekânlarında çocuklara yönelik taciz konusunda şu mesajı bütün dünyaya verecek midir?

“Arkadaş kol kırılsa da artık yen içinde kalmayacaktır...”

İnanmıyorum...

METRO VAGONU DUVARINDA 4.212.000 LIKE, 22.441 YORUM

BENİM
açımdan geçen haftanın en ilginç haberlerinden biri ünlü duvar sanatçısı Banksy’nin Londra’da bir metro vagonuna çizdiği korona karşıtı çizgilerdi.

Londra metro yönetimi bu çizgiyi sildirdi.

Ama Banksy bunun yapılışı sırasında çekilen bir videoyu Instagram’a koydu.

Dün itibarıyla 4 milyon 212 bin beğenme vardı.

22 bin 441 kişi de yorum yapmıştı.

Sanatı duvardan silmek kolay, ama insanların görüş alanından çıkarmak artık mümkün değil.

BİZ NEYDİK? SAF BİR ÜTOPİK Mİ, FAUST MU

BAZI
kitaplar vardır, çıktığında onunla ilgili bir yazı görürsünüz...

Çarşamba günü ilahiyat âleminde bir devrim oldu

Ve kitabı okumadan okumuş kadar olursunuz.

İngiliz yazar David Mitchell’in yeni romanı işte böyle bir kitap.

Hakkında çıkan yazıları okuduğum an, kitabı da okumaya karar verdim.

*

Bir kere adına vuruldum:

“Utopia Avenue”... (Ütopya Caddesi)...

Benim kuşağımın benim kafamdaki insanları zaten “ütopya” lafını duyunca kulakları dikilir.

Kitap 60’lı yıllarda bir İngiliz rock topluluğunun doğuşu, yükselişi ve bitişini anlatıyormuş.

*

Ama beni asıl düşündüren, New York Times’taki tanıtım yazısında gördüğüm kitapla ilgili bu illüstrasyon oldu.

Önde o günün tipik giysileri içinde tipik bir müzisyen var. Ama arkasında devası bir şeytan duruyor...

*

Yaşadığım o yılları, o günlerin “zamanın ruhunu” düşünüyorum...

Sonra da o günlerdeki insanların daha sonraki yıllardaki değişimine bakıyorum...

Gerçekten biz neydik?

*

John Lennon’un dediği gibi, her şeyi değiştirmek için yola çıkıp ama saçlarını uzatmaktan başka bir şeyi başaramayan “saf ütopikler” miydik?

Yoksa şeytanla anlaşma yapıp hayatlarının geri kalan kısmında onun gölgesinde dolaşan biçare çakma Faust’lar mı...

SIFIR BEDEN Mİ BALIK ETİ Mİ ANKETİNDE SON DURUM NE

KANAL D’nin “İkinci Sayfa” ekibi benim dün yazdığım Aslı Bekiroğlu fotoğrafını Instagram sayfasına taşıdı.

Sayfanın story bölümünde bir anket düzenlediler.

Çarşamba günü ilahiyat âleminde bir devrim oldu

Aslı Bekiroğlu’nun fotoğrafını koyarak şu soruyu sordular:

“Sıfır beden mi, balık eti mi”...

Dün öğle saatlerinde bu yazıyı yazdığım sırada son durum şöyleydi:

- SIFIR BEDEN: Yüzde 15.

- BALIK ETİ: Yüzde 85.

Ancak şunun cevabını bilmiyorum.

Bu ankete cevap verenlerin çoğunluğu kadın mı erkek mi?

X