GeriErtuğrul ÖZKÖK Bugün yayında... ‘Sıkı dostlar’ bekliyorsanız düş kırıklığına uğrarsınız
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bugün yayında... ‘Sıkı dostlar’ bekliyorsanız düş kırıklığına uğrarsınız

BENİM gibi “Goodfellas” (Sıkı Dostlar) filmi nostaljiklerinin büyük merakla beklediği “The Irishman” (İrlandalı) filmi bugün Netflix’de yayına konuyor.

Ben filmi önceki akşam yapılan galasında seyrettim.

*

Bu filmde eski “Sıkı Dostlar”ı bekleyenlere şunları söyleyeyim.

- “Goodfellas”taki o zıpır tetikçi, “Lethal Weapon”daki üçkâğıtçı İtalyan Joe Pesci’den çok farklı bir kişilik var karşınızda.

Çok daha ağırbaşlı, ani hareket etmeyen, temkinli mafya lideri Russell Bufalino olarak karşımıza çıkıyor.

Özlemişim onun oyununu...

*

- “Goodfellas”ta genç, yerinde duramayan, kumar oynarken içki getiren çocuğu bile bacağından vuracak kadar kontrolsüz tipler vardı.

Durmadan başka kadınlarla yatıyorlardı.

Burada yaşlı, ağırlaşmış, karar alırken beş kere düşünen bir başka mafya neslini görüyoruz.

*

- Orada siyaset yoktu. Burada fazlasıyla var.

*

Yani filmi “Goodfellas”ın yenisini göreceğiz beklentisi ile seyretmeyin, düş kırıklığına uğrarsınız. Ama benim gibi “yeni bir Scorsese filmi” seyretmek istiyorsanız söyleyeyim.

Harika bir Scorsese filmi...

GALA... NETFLİX 1.5 MİLYON ABONE İLE GERÇEK AÇILIŞINI YAPTI

Bugün yayında... ‘Sıkı dostlar’ bekliyorsanız düş kırıklığına uğrarsınız

ÖNCEKİ akşam Kanyon’da herkesin merakla beklediği “The Irishman” filminin galası yapıldı. Kanyon’un önündeki meydanda başlayan kırmızı halıda, etrafa konulmuş o döneme ait eski arabaların arasından geçerek üst kattaki salonlara girdik.

Bütün çevre Robert De Niro, Al Pacino ve Joe Pesci’nin dev fotoğrafları ile doluydu.

İçeride salonda, filmin geçtiği 1950’li yılları andıran bir “Band” çalıyordu.

Bana göre bu, bugüne kadar Kanyon’da yapılmış en görkemli galaydı.

Yani “Star Wars”un galasını bile solladı.

Netflix önceki hafta verdiği ilanlarla Türkiye’de 1.5 milyon aboneye ulaştığını resmen açıkladı.

Diyeceğim, bu gala Netflix’in Türkiye açılışı gibiydi.

MAFYA SÖZLÜĞÜ... EVLERİ BOYAMAK NE ANLAMA GELİYOR

FİLMDE sık sık “Evleri boyamak” kavramının geçtiğini göreceksiniz.

Mafya tetikçileri kendilerine “Boyacı” diyorlar.

Bir insanı vurduklarında duvara sıçrayan kanın bıraktığı iz nedeniyle bu kavram ortaya çıkmış.

NE ZAMAN UYARI ATIŞI YAPILMAZ

- Filmde Kennedy’nin öldürüldüğü gün televizyonda yayınlanan reklamlardan biri yeni bir Nescafe’nin çıktığının duyurulmasıydı.

- Mahkûm taşıyan aracın üzerindeki şu yazı çok dikkatimi çekti:

“Dikkat uyarı ateşi yapılmaz, araçta mahkûm var...”

Yani araca saldıran olursa anında ateş açılıyormuş.

TEK SORUN: BU FİLM KÜÇÜK EKRANDA NE OLUR

TABİİ ki bir Scorsese filmi ve görüntüler harika. Dört saate yakın bir film olmasına rağmen büyük keyifle izledim. Ve büyük ekranda izleme şansına sahip olduğum için de mutluyum. Film Netflix’de bugün yayına giriyor. Küçük ekranda nasıl bir etki bırakacak merak ediyorum.

İKİ GÖZLEM

- Netflix, yeni teknolojinin en önemli şirketlerinden biri olduğu halde, yazılı medyaya ilanlar vermişti.

- İkincisi sinema salonunda gösterilmeyecek bir filmin galası klasik sinema salonunda yapılmıştı.

Yani bu dünyada hâlâ herkese yer var.

İZLEME KILAVUZU 1... ‘İRLANDALI’DA KİM KİMDİR

- Frank Sheeran (Robert De Niro): İrlanda kökenli bir mafya tetikçisi. Gerçek hayatta 25 kişiyi öldürmekle suçlanıyordu.

Bugün yayında... ‘Sıkı dostlar’ bekliyorsanız düş kırıklığına uğrarsınız

Kennedy suikastının hazırlanışında da rolü olduğu iddiası vardı.

*

- Jimmy Hoffa (Al Pacino): 1929 ekonomik krizinden sonra Amerika’da kamyon şoförlerini örgütleyen Teamsters adlı sendikayı kuran kişi.

Bugün yayında... ‘Sıkı dostlar’ bekliyorsanız düş kırıklığına uğrarsınız

Döneminde Elvis Presley, Beatles kadar şöhretliydi. Sonra bir gün ortadan kayboldu ve sonunun ne olduğu hâlâ bilinmiyor.

*

- Russell Bufalino (Joe Pesci): New York mafyasının önde gelen en ünlü ailelerinden birinin reisi.

Bugün yayında... ‘Sıkı dostlar’ bekliyorsanız düş kırıklığına uğrarsınız

Dönem mafyasının en güçlü kişisi.

İZLEME KILAVUZU 2... MAFYA HAMAMINDA TÜRK-RUS YAZISI NE

- “THE IRISHMAN” filminin bir sahnesinde ilginç bir tabela dikkatinizi çekecek.

İki yaşlı mafya mensubunun gittiği şehirdeki bir binanın üzerinde “Russian&Turkish Bath” yazıyor.

Türk hamamını biliyoruz. Fin hamamını da biliyoruz. Ama Rus-Türk hamamı ismini pek bilmiyoruz.

Dönünce araştırdım.

Meğer epey eski bir hamam biçimiymiş bu.

Mesela New York’ta 124 yıldan beri faaliyetini sürdüren Russian&Turkish Bath kuruluşları varmış.

Anladığım kadarı ile bir tür erkek kulübü olarak çalışıyormuş.

Mafyanın da buluşma ve gizli konuşma mekânı.

EVREN’İ SOKAKLARDAN SİLDİREN BU İNSAN KİMDİR

BU teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getiren kişi CHP’li birisi oldu... Elazığ Milletvekili Gürsel Erol...

*

- 1963 doğumlu...

Demek ki terörün sokakları kasıp kavurduğu günlerde 17 yaşındaymış...

- Lise mezunu olduğu yazıyor...

Demek ki üniversiteye gidememiş...

- Lise yıllarında öğrenci hareketleri içinde yer almış mı, almamış mı bir bilgi bulamadım.

- 1990 yılında SHP Ankara İl Gençlik Kolları Başkanı olmuş.

*

Meclis’te kabul edilen kararı okuduğum zaman o günlere döndüm...

Bugün hiçbirimiz telaffuz etmeye cesaret edemiyoruz ama o gün bu ülkenin halkı memnundu...

Kenan Evren o gün terörü önleyen, bitiren insandı.

Bugünün büyük Türk ekonomisinin temellerini atan 24 Ocak Kararları’nı sürdüren, onun başına Turgut Özal gibi büyük bir ekonomi sihirbazını getiren insandı.

Ama o günün memnuniyeti, bugünün oybirliğiyle dile getirdiği öfkeye mani olamadı...

Çünkü tarihin yaşanan an ve tanık olduğumuz günlerden farklı bir hafızası var.

Tarih yapılan iyi şeyleri kolayca unutuyor ama...

İnsanlara yapılan zulmü, despotlukları, diktatörlükleri asla unutmuyor...

*

Nitekim Evren’in adını sokaklardan kazıtan duygu da işte tarihin unutmadığı bu hakikatti...

Aydınları, gazetecileri, işçileri, muhalifleri hapislere tıkan, işkenceler yaptıran, insan haklarını ayaklar altına alan, Diyarbakır hapishanelerini ortaçağ zindanlarına çeviren, adaleti ve demokrasiyi yok eden bir insan olarak kaldı tarihe...

*

Bence bütün partilerin oylarıyla Meclis’ten geçen bu tarihi uzlaşma, hepimize, ihtiyacımız olan şuuru fazlasıyla veriyor.

 

X

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Her eski genel yayın yönetmeninin içinde mutlaka bir “nöbetçi genel yayın yönetmeni” vardır.

Benim gibi artık ne ruhen, ne de fiziken öyle bir beklentisi kalmamış eski genel yayın yönetmeninin de içinde vardır o nöbetçi...

Öyle bir gün gelir ki...

“Keşke bu gazeteyi bugün ben yapsaydım” derdi...

Veya benim gibi onu demez de şunu yapar.

İçindeki gazeteyi içinden yapar...

Pazar gecesi öyle bir geceydi işte...

İçimdeki nöbetçi, o gece kendi gazetesini yaptı...

Yaptı da ne yaptı...

Yazının Devamını Oku

O statta sadece final oynanmadı, futbolun geleceği değişti 

Futbolun geleceği adına önemli ipuçlarına tanık olduk.

Bu maç Avrupa’nın seyircili futbola dönüşüydü. 16 bin taraftar sahada 60 binlik bir atmosfer yarattı. Şurası kesin; seyircisiz bir maç baharatsız bir yemek gibiydi. Futbol önceki gece aromasını ve baharatına kavuştu. Stattaki seyirci yerleşiminde sosyal mesafe ve hijyen şartlarına uygun bir oturum planlaması yapıldı. Ama daha maç başlamadan önce bütün sosyal mesafe kuralları bir yana bırakıldı. Maskeler tamamen atıldı.

Önceki gece her futbolsevere nasip olmayacak bir olayı yaşadım.

Tabii ki bu bir UEFA Şampiyonlar Ligi finaliydi. Tabii ki o maçı seyretmek bir şanstı.

Ancak bir sosyolog olarak benim için en az onun kadar güzel bir fırsat daha vardı.

Bütün dünyada 1.5 yıllık aradan sonra seyircili ilk futbol finalini seyredecektim.

Gerçekten çok zengin gözlemlerle dolu bir gece geçirdim.

Cumartesi gecesi Porto’nun Drago Stadı’nda sadece bir UEFA finali oynanmadı.

Futbolun geleceği açısından çok başka şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Bir milyon kişi beni karıma şikâyet etti

Geçen hafta “Hergele eşek” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Twitter’da TT olmuştu.

Bu defa 10 saniyelik yarım kalmış bir cümle ile yine TT oldum.

Üstelik bu defa bir gece ve bir gün TT kaldım...

*

Olay perşembe akşamı bir arkadaşımdan gelen telefonla başladı:

“Sen gerçekten Tayyip Erdoğan büyük lider mi dedin?”

“Evet” dedim...

Şaşırdı... Herhalde

Yazının Devamını Oku

Bu bir final değil, seyircili sezonun açılışı

İngilizler dün itibariyla Avrupa’da duvarları yıktı ve pandemi sonrası futbol dönemini açtı.

İstanbul’dan neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilen final maçına içim buruk geldim. Ama iyi ki gelmişim. İnsanlar saha içindeki futbola susamış. Ama sokaklardaki heyecanına da susamış. Ve bilin ki sahaya dönen seyirci aynı seyirci olmayacak. Daha mı iyi olur daha mı kötü bilmiyorum ama, daha agresif bir seyirci görürsek kimse şaşırmasın.

Dün UEFA Şampiyonlar Ligi final maçı için Portekiz’in Porto şehrindeydim. Aslında İstanbul’da seyredeceğimiz bir final bizden neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilmişti. O nedenle biraz içim buruk geldim buraya. Ama iyi ki gelmişim... Maçın sahadaki ayrıntılarını yarın yazacağım. Bugün saha dışını yazayım.

MAÇA CHELSEA KULÜBÜ BiLETiYLE GiREBiLDiM

Portekiz’e gelişim kolay olmadı. Bilet bulmak hiç kolay değildi. Çünkü stada 16 bin 500 kişi alınacaktı. Son anda maça gitmekten vazgeçen bir Chelsea Kulübü üyesi arkadaşım sayesinde bilet bulabildim.

OTEL FiYATLARI FÜZE GiBi FIRLAMIŞ

İkincisi Portekiz’e giriş koşulları. Kimi, “karantina var” diyordu, kimi “Yok” diyordu. Ama hemen herkese göre Portekiz’e girmek için bir davet lazımdı. Onları da hallettik... Ama en zoru otel bulmaktı... Epeydir kapalı olan oteller, restoranlar sanki bir yılın parasını bir günde çıkarmak ister gibiydi. Sadece 3 metrekare otel odasının fiyatı 600 Euro’dan başlıyordu.

BEŞ UÇAK iNiNCE COViD DUVARI YIKILDI

Yazının Devamını Oku

Erdoğan telefonu kaldırıyor ve karşısında Beşar Esad var

Bugün size 2007 yılında bir gece, Türkiye Başbakanı’nın odasında yaşanan öyle bir olayı anlatacağım ki...

Şaşırıp kalacaksınız...

Ama önce dün dikkatimi çeken bir gelişme ile başlayayım.

*

Dün beni en şaşırtan haber İsrail’den geldi...



Yazının Devamını Oku