GeriErtuğrul ÖZKÖK Bugün 'dedikodu' günüm bakın neler anlatacağım
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bugün 'dedikodu' günüm bakın neler anlatacağım

İkinci kocası Artie Shaw onun için “Görebileceğiniz en güzel yaratık” diyordu...

Bazı filmlerde birlikte oynadığı kadın oyuncu Deborah Kerr onu şöyle tarif ediyordu:

“Komik... Zengin... Sıcak ve insani...”

Bugün dedikodu günüm bakın neler anlatacağım

Bahsettikleri kişi Ava Gardner’dı...

Ama herkes çok iyi biliyordu ki, o aynı zamanda “Başını her an belaya sokan özgür bir ruha, âlem yapmaya ve erkeklere düşkün bir karaktere sahipti”...

Bana göre de kesinlikle döneminin en güzel kadınıydı.

İzmir’de henüz gencecik bir lise öğrencisiyken, onun fotoğraflarına bakmaya doyamazdım.

Geçmişte onunla ilgili çok da yazı yazmıştım.

*

Onun hakkında 2007 yılında çıkmış bir kitabı çok merak ediyordum ama bir türlü okuyamamıştım.

Lee Server’in yazdığı kitabın adı şu:

“Ava Gardner: Love is Nothing”...

Aşk hiçbir şey değildir...

Yani?

Mühim olan erkek midir?

*

Önceki gece, bu kitabın Vanity Fair’in internet sitesinde yayınlanan geniş bir özetini okudum.

Tabii ki hemen ısmarladım. Gelince hemen okuyacağım.

Ama bu geniş özette bile öylesine renkli, eğlenceli ayrıntılar var ki...

Mümkün değil, kitap gelinceye kadar bekleyemezdim.

Bugün dedikodu günüm bakın neler anlatacağım

Çünkü siyaset desen var... Sinema, müzik âlemi desen var...

Dönemin gayriresmi kısa tarihi desen var...

İşte size dünyanın en güzel kadınının hayatından bazı sahneler ...

Bugün dedikodu günüm bakın neler anlatacağım

AVA GARDNER

AVA Lavinia Gardner 24 Aralık 1922’de Amerika’nın Kuzey Carolina eyaletinin Brogdan kasabasında, bir çiftçi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. 25 Ocak 1990’da, 67 yaşında öldü.

“Kilimanjaro’nun Karları”, “Çıplak Ayaklı Kontes”, “Mogambo”, “Güneş Yine Doğacak”, “Pekin’de 55 Gün”, “İguana Gecesi”, “Mayerling Faciası” gibi çok bilinen filmlerde oynadı.

Hayatı, dünyanın her yerinde filmleri kadar ilgiyle izlenen bir süperstardı.

HAYATINA HANGİ KONTENJANDAN HANGİ ERKEKLER, NE ZAMAN GİRDİ

Ava Gardner’ın hayatına çok sayıda erkek girdi ve çıktı.

Kitabın sadece özetinden çıkarabildiğim erkekler şunlardı:

İşadamı kontenjanından: Howard Hughes.

Demokrat siyasetçi kontenjanından: John F. Kennedy.

Devrimci kontenjanından: Fidel Castro.

Faşist kontenjanından: Juan Peron.

Şarkıcı kontenjanından: Mel Torme.

Olgun aktör kontenjanından: Robert Taylor, Robert Mitchum.

Çok genç aktör kontenjanından: Mickey Rooney.

Süperstar kontenjanından: Frank Sinatra.

Bugün dedikodu günüm bakın neler anlatacağım

PRENSES GRACE İLE BİRLİKTE BAKIN NEREYE GİTMİŞLER

KİTABIN en ilginç dedikodularından biri, daha sonra Monaco Prensesi olacak Grace Kelly ile arkadaşlığını anlattığı bölümde yer alıyor. 1952 yılında Kenya’da birlikte “Mogambo” filmini çekerken tanışmışlar. O sırada Grace Kelly filmin erkek oyuncusu Clark Gable’a âşık olmuş. Alkolik olan Gable’a ayak uyduracağım diye, içerken sık sık kusuyormuş.

Daha sonra Ava Gardner’la birlikte bir Roma seyahati yapmışlar.

Gardner onu birlikte bir geneleve gitmeye ikna etmiş. İşin tuhaflığına bakın ki, Grace Kelly orada genç bir İtalyan bulmuş ve dönüşte taksinin arka koltuğunda onunla sevişmiş. Grace Kelly ve Ava Gardner hayatlarının sonuna kadar arkadaş kaldılar.

Hatta Kelly prenses olduktan sonra bir ara Yunan armatör Onassis ile onun arasını yapmaya çalıştı.

Ama olmadı... Neden mi?

Çünkü Onassis çok güçlü bir karakter...

Ava Gardner başına buyruk bir kadın...

Uyuşamadılar...

CASTRO İLE NATİONAL OTEL’DE BAŞLAYIP CHE’NİN OFİSİNDE CUBA LİBRE İÇEREK BİTEN İLİŞKİ

AVA Gardner liberal bir demokrattı.

1959 yılında Küba’ya gittiğinde, devrimle işbaşına gelen Fidel Castro ile bir randevu ayarlanır. İkisi Havana Hilton’un en büyük süitinde bir araya gelirler.

Bugün dedikodu günüm bakın neler anlatacağım

Yanlarında Castro’nun tercümanı Marita Lorenz de vardır...

Lorenz’in bir özelliği de Castro’nun metresi oluşudur.

Daha ilk anda Castro ile Gardner arasında büyük bir elektrik oluşur. Bu durum tabiatıyla Lorenz’in hiç hoşuna gitmez. Sohbetin bir anında Ava Gardner’a “Küçük fahişe” diye hakaret eder.

Sonra Castro’nun korumasına talimat verir Ava Gardner’i oradan uzaklaştırır.

Hatta asansörün kapısında ona bir de tokat atar.

Peki Ava Gardner ne yapar?

O gece Havana’nın en lüks oteli National’ın bir süitinde gizlice Castro’yla buluşur.

Randevuyu Castro’nun bir yardımcısı Lorenz’e haber vermeden ayarlar.

*

Ertesi gün Castro’nun, kardeşi Raul ve Che Guevara ile paylaştığı Havana’ya tepeden bakan ofisinin balkonunda birlikte Cuba libre içerler...

Bugün dedikodu günüm bakın neler anlatacağım

BİR KADIN İĞRENDİĞİ FAŞİST DİKTATÖRE İLGİ DUYAR MI

O meşum gece Madrid’de yaşanır...

Arjantin’de devrilen diktatör kendine sürgün yeri olarak bir başka faşist diktatör Franco’nun memleketini bulur.

Demokrat Gardner aslında faşist diktatörden iğrenmektedir.

Ama nedense bir yandan da onunla görüşmeyi arzulamaktadır.
Nitekim bu fırsat da çıkar. Madrid’de bir akşam Juan ve yeni evlendiği radyo sanatçısı Isabel’in evine yemeğe davet edilir.

Isabel ilginç kadındır. Kocasının, ilk karısı Eva Peron’un mumyalanan cesedini Madrid’e getirip onun bulunduğu yerde gömülmesini desteklemektedir.

İki kadın mutfakta sohbet ederken, Isabel Peron Hollywood aktörü Charlton Heston’u çok beğendiğini söyler. Ava Gardner gıcık olduğu Isabel’den intikamını, onu düş kırıklığına uğratacak şu cümle ile alır:

“Ama biliyor musun kafasındaki peruk...”

MASUM GECE 1
AHHH İŞTE O GECE KESİN ORADA OLMAK İSTERDİM

Ben iflah olmaz bir Tennessee Williams hastasıyım. Bana göre dünyanın gelmiş geçmiş en büyük senaryo yazarıdır.

Senaryolarının her cümlesi, nörotik insan psikolojisinin başeseridir. En sevdiklerimden biri de “İguana Gecesi”dir... O filmi bugüne kadar kaç kere seyrettiğimi bilemiyorum.

İşte o filmin çekildiği Meksika’nın Puerto Vallarta liman kentinde inanılmaz bir gece yaşanmış.

Bakın çekim sonrası o gece orada kimler var:

Filmin yönetmeni John Huston sarhoştur...

Filmin evli iki oyuncusu Richard Burton ve Elizabeth Taylor sarhoştur. Filmin senaristi Tennessee Williams da kucağında poodle köpeği ile sarhoş bir halde onlara katılır. Onlarla birlikte “Lolita” filminin genç kız oyuncusu Sue Lyon ve Deborah Kerr da vardır...

Allahımmmm, o gece orada olup kenardan sessizce seyretmek için neler vermezdim...

MASUM GECE 2
KISKANÇLIK KRİZİ GEÇİREN LİZ YARI ÇIPLAK SETE GELİYOR

VE böyle bir geceden beklenen şey tabii ki olur.

Liz Taylor, Ava Gardner’ın kocası Richard Burton’a kur yapmaya başladığından şüphelenir. Tabii ki anında Ava Gardner’ı uyarır. Ertesi gün de sette kocasını hiç yalnız bırakmaz.

Üstelik neredeyse yarı çıplak dolaşarak.

Bugün dedikodu günüm bakın neler anlatacağım

Ancak o gece orada olanlar Ava Gardner’ın hep sarhoş gezen Richard Burton’dan çok kasabadaki genç Meksikalı erkeklerle meşgul olduğunu söylüyorlar.

X

Aziz Nesin’in, Cem Yılmaz’ın ülkesi neden artık gülmüyor

1) Öyle bir çağdayız ki artık duygusal planlama yapmak mümkün değil...

Dün Türkiye, yanan ormanlarına, kaybolan canlarına, çaresiz hayvanlarına...

Ve bir de o ormanlar, oradaki canlılar için hayatını feda eden genç çocuğumuza ağlarken, ben Almanya’nın Bayreuth şehrinde Wagner’in “Die Walküre” (Valküreler) operasını seyrediyordum...

*

Türkiye’den ayrılırken, ülkem tatil yapıyordu...

Ve bir anda o duygusal tatil bitti...

Operanın her arasında insanlar bir önceki sahneyi konuşurken, ben Türkiye ile konuşuyordum...

Dün geceden beri o görüntüler gözümün önünde...

Bir de

Yazının Devamını Oku

Hâlâ rüyamda kendimi o koltukta görüyorum

Almanya’nın en büyük gazetesi Bild’in eski genel yayın yönetmeni ile Gökova’nın Börtübet Koyu’nda yaptığımız sohbet devam ediyor. Bugünkü konumuz “yeni hayat...”

Kai Diekmann ayrıldıktan sonra dijital dünyaya geçti. Artık “Story Machine” adlı, Almanya’nın en büyük sosyal medya içerik yönetim şirketinin hissedarı. Yeni bir hayatı var. Almanya’nın birçok ünlü kişisinin sosyal medya hesaplarına içerik üretiyor. Artık o eski güçlü insan değil, ama dijital alemin krallarından biri...

*

Bugün onunla yeni hayatı üzerine konuşacağız... Eskiden neler kaldı, neler geçip gitti... Özledikleri, özlemedikleri... Hiç pişman olmadıkları, çok pişman oldukları... Altmışlı yaşlarına giderken hayata yeni bir bakış...

*

Almanya’da iki güçlü insanın dönemi kapanıyor... Kai Diekmann Bild’in başından ayrıldı... Merkel de ayrılmaya hazırlanıyor... Karşınızda Türkiye’nin büyük dostu yeni Kai Diekmann...

1) SONUNDA DYLAN’IN ŞARKISINDAKİ GİBİ OLDUM, MASAM YOK, KENDİ KAHVEMİ YAPMAYI BİLE ÖĞRENDİM

ERTUĞRUL ÖZKÖK:

Yazının Devamını Oku

Genel yayın yönetmenliğimin bittiğini bir soruyla anladım

Kai Deikmann...

Bundan 4 yıl öncesine kadar Merkel’den sonra belki Almanya’nın en kudretli insanıydı...

16 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı “Bild” gazetesi, 5 milyon tirajı ile Avrupa’nın en büyük gazetesiydi...

Dijital yayını ile her gün 22 milyon Alman vatandaşına ulaşıyordu.

Attığı bir manşet Almanya Cumhurbaşkanı’nın istifasına yol açmıştı...

*

Dünyanın belki en güçlü genel yayın yönetmeni Diekmann 2017 yılında o koltuktan kalktı...

Bugün 57 yaşında...

Uzun yıllar Hürriyet’in de yönetim kurulu üyeliğini yaptı...

Yazının Devamını Oku

‘Düşman’ gazeteciyle 18’inci delikte çok gizli bir buluşma

1)“18’inci delik” bir golf deyimi...Golf sahalarında ya 9 ya 18 delik bulunuyor. Bugünkü hikâyemiz işte orada, 18’inci deliğin başında geçiyor...

Önce olay yeri keşfi yapalım... Dünyanın en meşhur golf kulübü, herhalde, Amerika’nın Florida eyaletindeki Mar-a-Lago Golf Kulübü’dür... Çünkü burası ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu bir yer... Daha önemlisi Trump başkanlığı boyunca orasını “Kışlık Beyaz Saray” olarak tanımlıyor...

Kulübün 500’e yakın üyesi var...

Trump burayı kendine merkez olarak seçtikten sonra giriş aidatı 150 bin dolardan 250 bin dolara çıktı...

Bu golf kulübünün çok özel ve öteki alanlarından ayrılmış bir bölgesinde Trump’ın malikânesi var.

Bu yapı, Florida’nın en büyük üçüncü, bütün Amerika’nın ise 20’nci en büyük malikânesi olarak biliniyor. Ancak kulübün yakın geçmişinde kötü bir olay var.

Çocuk tacizi ve tecavüzü nedeniyle girdiği cezaevinde intihar eden Epstein de bu kulübün üyesiymiş.

Kulüp üyelerinden birinin kız çocuğunu taciz edince üyelikten çıkarılmış.

Yazının Devamını Oku

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku

Cavit... Rıfat! Bırakın Forrest Gump gibi yürümeyi, 10 bin adım balonmuş

1) Bana göre dün hepimizin sağlığını ilgilendiren bir devrim oldu...

Pandemi boyunca hepimiz adım saydık...

Rekor işinsanı Cavit Çağlar’daydı.

Günde 25 bin adım.

*

Posta gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay...

Her gün 15 bin adım ata ata bitirdi kendini, o aslan gibi adam kuşa döndü, sadece bir tutam bıyık kaldı yüzünde...

Çetenin elebaşısı ve azmettiricisi tabii ki Hürriyet’in başyazarı Osman Müftüoğlu’ydu...

Her gün iWatch’unun, üzerinde 17 bin adım yazan ekranını yüzlerce insana postaladı...

Yazının Devamını Oku

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Geçen salı akşamı beni şaşırtan bir şey oldu.

Belki de “umutlandıran” demem daha doğru olur.

Halk TV’de ana haber bültenini sunan Özlem Gürses, Zülfü Livaneli’nin CHP içinde başlattığı tartışmayı anlatırken, kendisine bir mesaj gelmiş.

WhatsApp mesajını gönderen kişi MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter...

Ama dikkat...

Mesaj ona ait değil...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gönderiyor mesajı...

Konu da ilginç...

Yazının Devamını Oku

Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

Evet bu bir teşekkür ilanı...

Aslında bütün gazetelere, internet sitelerine vermek isterdim bu ilanı...

Çünkü arkasında öylesine güzel bir Türkiye hikâyesi var ki...

İmkânlarım bu kadarına el verdi. Köşemde yayınlıyorum.

“Üç beş iyi insan” dedim...

Bu yazı iyi insanlara ve onların çalıştığı kurumlara teşekkürdür...

Ama aynı zamanda, bu ülkede hep birlikte yarattığımız bir “hayvan sevgisi ve saygısı” hikâyesidir...

***

Hikâyemiz geçen yaz haziran ayında Beykoz’daki evimizin bahçesine, kül rengi hamile bir kedinin gelmesiyle başladı.

Yazının Devamını Oku