GeriErtuğrul ÖZKÖK Bu masada küçük bir Türkiye tarihi yazılı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu masada küçük bir Türkiye tarihi yazılı

İlk bakışta bu fotoğrafta bize ilginç gelebilecek bir şey yok...

Belli ki bir Anadolu şehrinde çekilmiş...

Ortada 35’lik bir Yeni Rakı şişesi...

Ufak tefek mezeler... Ne bileyim beyazpeynir, turşu falan...

Oysa bu fotoğrafta küçük bir Türkiye tarihi var...

Bu masada küçük bir Türkiye tarihi yazılı

Geçen cuma günü Uğur Mumcu’nun öldürülüşünün 27’nci yılıydı...

24 Ocak 1993 günü Ankara’da evinin önünde öldürülmüştü.

Cumhuriyet gazetesinde onunla ilgili çok sayıda anma yazısı vardı.

Aynı gün gazetenin bir sayfasında da küçücük bir başka anma ilanı vardı.

“Şerafettin Atalay’ı ölümünün 49’uncu yılında anıyoruz...” Altında da “Ailesi ve partili arkadaşları” yazıyordu...

Çok dokundu bana bu küçücük ilan...

Gerilere, 70’li yıllara döndüm...

*

Kimdir bu Şerafettin Atalay?

Türkiye’nin 12 Eylül’e giden karanlık 10 yılı başlatan belki ilk siyasi cinayetin kurbanıydı.

O yıllarda benim de desteklediğim Türkiye İşçi Partisi’nin Amasya il başkanıydı.

*

1969 yılından itibaren sürekli öldürülme tehditleri ve saldırıları ile yaşayan dürüst, mütevazı bir Anadolu sosyalistiydi...

İlk suikast girişimi 1969 yılında oldu...

Oturduğu lokantaya bomba atıldı... Tesadüfen kurtuldu...

Bir yıl sonra şehir dışında yolu kesildi, yine kurtuldu. Ama 25 Ocak 1971 günü, evinin önünde kurşunlanarak öldürüldü.

*

Gördüğünüz bu kare, 1970’li yılların Anadolu sosyalistlerinin tipik bir hatıra fotoğrafıdır.

O insanların hayatları kasaba veya küçük şehirlerde hep baskılarla mücadele ederek geçmiştir...

*

Kimi memurdur, kimi öğretmen...

Oradan oraya sürülmüşlerdir...

Tek eğlenceleri arkadaş evlerinde imeceyle kurulan küçük, mütevazı masalardır...

Veya işte böyle bombalanacaklarını bile bile gittikleri küçük parti lokallerinde, kahvelerde bir çay bardağını paylaşarak konuşmuşlardır memleket meselelerini.

*

Türkiye tarihi biraz da Anadolu’nun küçük şehirlerinde, kasabalarında kurulan küçük ve mütevazı masalarda dile getirilen yurtsever duygularla yazılmıştır.

*

Uğur Mumcu’yu andığımız gün onları da hatırladım...

HEPİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN

ŞU hayatımda kim bilir kaçıncı depremi yaşıyorum.

Bir gece Anadolu’nun bir yerinden o kara haber gelir.

Önce bir sessizlik, sonra beş kayıp...

Sonra artar hep korkuyla beklediğimiz o rakam.

Sonra enkaz kaldırırız.

Hepimizin boğazında o ses:

Orada kimse var mı?

Bazen vardır o cılız ses...

Bazen hiç ses gelmez...

Hepimizin bir kere daha başı sağ olsun.

Milletçe...

MERAL AKŞENER’İN BU HAREKETİNİ SEVDİM

UĞUR Dündar’ın programında, canlı yayında gelmiş deprem haberi.

Meral Akşener “Bu dakikadan sonra politika konuşmayalım” demiş.

İşte güzel bir hareket.

Basit.

Anlık.

Hepimize helal olsun dedirtecek bir şey işte.

O MASADA SEVİYELİ BİR MAGAZİNCİYE YER YOK MU

“HASTASIYIM” diyorum ya...

Sonuna kadar haklıyım.

Tuğrul Eryılmaz’ın T24’deki seviyeli magazin köşesini her hafta büyük bir merakla bekliyorum.

Bu hafta bir şikâyeti var.

Bir T24 yazarı olarak, sitenin liberal yazarlarıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nu bir araya getiren o yemeğe niye davet edilmediğini soruyor.

“O masada bir anarko-Marksiste yer yok muydu” diye soruyor.

Ben olsam “O masada seviyeli bir magazinciye yer yok mu” diye sorardım.

Kesin sıkışıp yer açarlardı.

GÜZEL BİR ‘YERLİ TARTIŞMA, GEREKSİZ ATIŞMA’ PLANI

TUĞRUL Eryılmaz “yerli tartışma, gereksiz atışma” diye nitelediği televizyon tartışma programları ile ilgili 5 maddelik bir plan ortaya attı.

*

BİR: Tartışma programları 1 saati geçmemeli.

İKİ: Hiçbir moderatör haftada birden fazla program yönetmemeli. Derslerini çalışamadıkları sorularından ve çaresiz kalmalarından belli oluyor.

ÜÇ: Kadın tartışmacının olmadığı programlardan erkeklik vergisi alınmalı.

DÖRT: Tartışma sırasında Google’a bakmak yasaklanmalı. 

BEŞ: Hiç değilse dizi tekrarı gibi gün içinde tartışma programları yeniden yayınlanmamalı.

*

Hiç de fena değil, değil mi...

Bu masada küçük bir Türkiye tarihi yazılı

BİR ÇEKİRDEK AİLENİN İRLANDA DEVİ İLE YAZDIĞI HARİKA HİKÂYE

GEÇEN perşembe akşamı Maslak’ta Markus adlı harika restoranda beni çok sevindiren bir olaya tanık oldum.

Öğretmenlikten gelme genç bir çift, Akgonca ve Ataç Besi’nin Muğla’nın Menteşe köyünde yazdığı harika bir gusto hikâyesi bu.

*

Altı yıldan bu yana Muğla, Bodrum ve Ege Bölgesi’nde yaşayan insanlar ‘Gara Guzu’ diye yerel bir birayı giderek daha çok seviyorlar.

Bu birayı Muğla’nın Menteşe köyünde 4 dönüm arazi içinde yaşayan bu genç yarattı.

*

İşte o çift şimdi İrlanda’nın en büyük viski markası olan Jameson’la ortak bir proje yapmış.

Jameson’ın daha önce viski yapılan 20 fıçısı Muğla’ya gönderilmiş.

Orada ‘Gara Guzu’nun Craft birahanesinde bu fıçılara, tamamen yerel ürünlerle yapılmış bira konmuş. Ve bu fıçılardan bir defaya mahsus olmak üzere 9 bin şişe çok özel bira yapılmış.

Adını da ‘Meşeli’ koymuşlar.

*

Ama hikâye burada bitmiyor.

Şimdi bira yapılan bu fıçılar tekrar İrlanda’ya gönderilecekmiş. O fıçılara tekrar viski konacak ve ileride bu viski Türkiye’ye özel olarak şişelenecekmiş.

Çekirdek bir ailenin kurduğu küçücük bir şirketin böyle bir devle harika bir gusto hikâyesi yazması çok hoşuma gitti.

Ama Jameson gibi bir devin de böyle küçücük bir aile şirketi ile aynı hikâyeye ortak olmasını da çok sevdim.

İrlandalıları severdim. Şimdi bu ortak hikâye İrlandalı şirketi gözümde daha da sempatik hale getirdi.

*

Perşembe akşamı Markus’ta genç ve çok güzel bir kalabalıkla işte bu sempatik hikâyeyi birlikte kutladık. Markus’un havasını, dekorunu, elektriğini de çok sevdim.

Bana boyun fıtığımı da unutturdular.

Bu masada küçük bir Türkiye tarihi yazılı

KAŞIKÇI BELGESELİNİ SEYREDEN İKİ TANIDIK

BRYAN Fogel’in yaptığı “Dissident” (Muhalif) belgeselinin ilk gösterimi geçen cuma akşamı Sundance Film Festivali’nde yapıldı.

Film Cemal Kaşıkçı’nın öldürülüşünü anlatıyor.

Gösterimden önce filmin yönetmeni ile Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz Variety dergisine konuştu. Oradan öğrendim.

Film gösterildi ama daha bunu dağıtacak bir şirketin bulunup bulunamayacağı henüz belli değilmiş.

Ama Suudi rejiminin gösterime çıkmaması için baskı yapacağına kesin gözüyle bakıyorlar.

Bakalım Türkiye’de gösterilecek mi ben de merakla bekliyorum.

Bu arada ilk gösterimi seyredenler arasında Hillary Clinton ve aktör Alec Baldwin de varmış.

MEĞER O KAFA BIYIKSIZ ERKEKLERE DE TAKMIŞ

Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki o kafa kimse, marifeti bitmiyor.

Hani başı örtülü anne şefkatlidir, açık olanı ise gaddar denklemini kuran kafa var ya...

Meğer babaları da ikiye ayırmış...

Bıyıklı babalar...

Ve sinekkaydı bıyıksız pederler...

Bıyıklı babalar iyi, şefkatli, çocuğunu seven erkekler...

Bıyıksızlar ise nemrut mu nemrut, çocuğunu döven, hırpalayan tipler...

Bakanlık bu kitabı hazırlayanlar için “algı soruşturması” başlatmış.

Soruşturulacak neyi var ki...

Yapan kafa suçüstü yakalanmış...

Bu adama sorulacak tek soru şudur: “Sen bu cüreti nereden buluyorsun kardeşim? Kime güvenip de yapıyorsun bu rezilliği...”

Bu masada küçük bir Türkiye tarihi yazılı

BU DA VAR... BAŞI AÇIK KADIN, BIYIKSIZ ERKEK

İNTERNETTE dolaşırken böyle bir çizim buldum. Buldum ve içim biraz rahatladı.

Demek ki bu ülkede başı açık annelerin ve bıyıksız babaların da iyi ve şefkatli insan olabileceğini gösteren çizimler de varmış.

Belki bakanlık o kitapları güncellerken işine yarayabilir.

Araya birkaç iyi bıyıksız erkek ve başı açık anne de de iliştiriverirler.

Bu masada küçük bir Türkiye tarihi yazılı

BANA MİNNETİN RESMİNİ ÇİZEBİLİR MİSİN ERTUĞRUL

HAYIR çizemem... Ama fotoğrafı çekilmiş, onu gösterebilirim. Avustralya’da yangından kurtarılmış bir kanguru... Hangi insan minnet ve güven duygusunu bu kadar güzel anlatabilir...

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Emre Yunusoğlu
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama:
Pelin Akaydın

 

X

Yavrum al şu 10 bin doları git generalin koynuna gir

Başlıktaki çirkin cümleyi mazur görün...

Ama anlatacağım olay o kadar pespaye ki, ancak onların seviyesine inerek böyle bir cümleyle ifade edebildim.

Şimdi şöyle rahat bir koltuğa oturun, arkanıza yaslanın.

Son yıllarda dinlediğiniz en pespaye siyaset kumpaslarından birini anlatacağım...



O AKŞAM YEMEĞİNDE 

Yazının Devamını Oku

Dünyanın en büyük tuvalet devrimini otoyollar boyunca Türkiye yaptı

Bugünkü podcast konuğum dünyanın en büyük petrol şirketlerinden Shell&Turcas CEO’su Emre Turanlı.

Şirketin bugüne kadarki ilk Türk CEO’su oldu...

1979’da İstanbul Şişli’de, Kent Sineması’nın arkasındaki bir evde doğdu. Robert Kolej, Boğaziçi Üniversitesi’nden sonra Manchester Business School’da MBA derecesi aldı.

Henüz 42 yaşında ama arkasında ancak çok uzun yıllar boyunca kat edilebilecek bir kariyer var.

Shell’e girdikten sonra çok genç yaşta 21 ülkenin filo yönetim başkanı olarak çalışmış. Almanya dağıtım sisteminin pazarlama konseyi üyesi olmuş.

*

Son yıllarda hayatım İstanbul-İzmir-Urla-Bodrum arasında yollarda geçiyor.

Dolayısıyla o yollarda meydana gelişen büyük dönüşüm ve gelişimin tanığıyım.

Bildiğimiz benzin istasyonları sadece benzin pompa istasyonu olmaktan çıkıp birer alışveriş merkezi haline dönüşüyor.

Yazının Devamını Oku

Kadınlar daha iyi genel yayın yönetmeni mi olur

Bu sorunun cevabını yazımın sonunda vereceğim. Önce biraz çok yakın tarih... 1990 yılında Hürriyet’in genel yayın yönetmeni olduktan sonra katıldığım ilk sabah toplantısında, kare şeklindeki büyük masanın etrafında sadece erkekler vardı... Bir de ben dahil büyük çoğunluğumuz bıyıklıydık...

1) BIYIKTAN İBARET YAZIİŞLERİ BANA ESTETİK GÖRÜNMEDİ

BIYIKTAN ibaret bir yazıişleri bana hiç estetik görünmemişti...

O yüzden Hürriyet’in başında hep bir kadın genel yayın yönetmeni hayal etmiştim.

Birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan bugüne kadar, Ahmet Hakan dahil 10 genel yayın yönetmeni çıktı...

Benim Hürriyet’teki hayalim gerçekleşmedi, ama birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan ikisi, Nurcan Akad ve Neyirre Özkan başka yayın kuruluşlarında genel yayın yönetmeni oldular...

Her ikisi de çok başarılıydı...

Yazının Devamını Oku

Sayın bakan hangi ümmet bizden ileri adım bekliyor

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu İsrail’in vahşeti karşısında görüşünü şu cümleyle dile getirdi:

“Hep kınıyoruz ama ümmet bizden adım atmamızı bekliyor...”

Çok basit bir cümle ama kendi payıma hiç anlamadım.

Anlamadığım şey de şu: “Hangi ümmet”, “hangi adımı” atmamızı bekliyor...

Gelin önce şu “ümmet” kelimesinin sözlük anlamına bir bakalım.

“Müslümanlığa bağlı olan, Hazreti Muhammed’in yolundan giden Müslümanların tümü...”

Tamam bu kelime sözlükte var...

Ama gerçekte böyle bir ümmet var mı...

Yazının Devamını Oku

İki milyon pazar günü o videoyu seyrederken

Geçen pazar günü Türkiye’de 2 milyona yakın insan yurtdışından yapılan bir YouTube yayını seyrederken Roma’da çok ilginç bir şey oldu.

Vatikan tarihinde ilk defa bir savcıyı törenle “kutsal” ilan etti...

Size bu töreni ve sonrasındaki ilginç ayrıntıları anlatacağım.

Ama önce siz de benimle birlikte şu soruların cevabını bir düşünün...

Hayatınızda hiç bir savcı türbesi gördünüz mü...

Kendim için konuşayım... Ben görmedim, bilmiyorum...

Peki bir mafya babasının, itibarlı bir din insanı tarafından en ağır kelimelerle eleştirildiğine tanık oldunuz mu?

Mesela bir cuma namazından önce, Diyanet İşleri’nin merkezi sisteminden çıkmış mafyanın kötülüklerini anlatan bir hutbe veya vaaz dinleyeniniz var mı?

Yazının Devamını Oku

Anadolu yakası, Avrupa yakası, dün iki Fenerbahçeli, evdeki hava

Anadolu yakasında İlhan Ekşioğlu’nun evi... Aziz Yıldırım, Mahmut Uslu, Önder Fırat, televizyon karşısında izledi Fenerbahçe-Sivas maçını. Avrupa yakasında da Fazıl Say ve Selçuk Yöntem birlikte seyretti düş kırıklığını.

Size maç analizi yapmayacağım. Kaç asist, kaç korner, kaç teknik faul istatistiği vermeyeceğim. Büyük gazetenin spor sayfasında psikolojik bir tahlil yapacağım...

Çünkü bir Fenerbahçeli için dün gece sahadan anlatılacak bir hikaye yoktu...

Teknik direktör açısından aklımda kalan tek şey, maç öncesi acılı Filistin halkı için söylediği şeylerdi...

Spora ait söylediği bir şey yoktu...

O nedenle size iki evi anlatacağım...

İki Fenerbahçeli evi..

Aynı saatlerde nefes nefese üç maç oynanıyor...

Biri Anadolu yakasında, biri Avrupa yakasında...

Yazının Devamını Oku

Son YouTube videoları kadar renkli değil ama daha önemli

İki milyon kişinin YouTube’da yayınlanan üç video yayınını hayretler içinde izlediği gün, bir başka insan o videolar kadar renkli olmayan, ama onlardan çok daha önemli bir şeyi söyledi.

Z kuşağının hatta Y kuşağının da bilemeyeceği tek bir cümleydi bu:

“Devri sabık yaratmayacağız...”

Partisinin bir üyesi Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Onu Yüce Divan’a göndereceğiz” derken Kılıçdaroğlu’nun bütün Türkiye’ye verdiği o mesajı gençlerin de kolayca anlayabileceği bir Türkçe ile yazayım:

“İntikamcılık yapmayacağız...”

Ne gazetelerde, ne dijital medyada pek üzerinde duran olmadı.

Oysa söylediği söz o kadar önemli, yapıcı ve güven vericiydi ki...

Her gazetecinin iştahını kabartan o videoları bir kenara bırakıp bugünkü yazılarımın manşetine alacağım.

Yazının Devamını Oku

Türk ailesi Ortadoğu’dan Avrupa yakasına taşınıyor

Türkiye İstatistik Kurumu geçen hafta öyle rakamlar açıkladı ki...

1- Sosyolog yanım ameliyatlı iki gözümü faltaşı gibi açtı.

*

- Kaynak devletin kurumunun yayınladığı bülten:

“İstatistiklerle Aile 2020”.

- Yayınlayan devletin resmi kurumu Anadolu Ajansı...

İşte bu bülten Türk toplumunun geçirdiği belki de en çarpıcı sosyolojik değişimi açıkça ortaya koydu.

*

Türkiye’de aile yapısı ile ilgili yıllardır hâkim olan görüş neydi?

Yazının Devamını Oku

200 yıl önce altın portresi çizilmiş liderin bugünkü karanlık portresi

Bu fotoğrafa hep birlikte iyi bakalım.

Çünkü burada sadece siyasetçiler için değil, her fani için büyük bir ders yatıyor.

Fotoğraf, Paris’te Eyfel Kulesi’ne yakın bir yerde Les Invalides adı verilen binada çekildi.



Yukarıda gördüğünüz lahite benzeyen anıt Fransa’nın büyük imparatoru Napolyon’a ait.

Les Invalides Fransa’nın büyük komutanlarının bulunduğu bir anıt mekân.

Yazının Devamını Oku

Soyağacını on bir rakamı ile anlatan bir yıldız doğuyor

Bu harika fotoğraflar InStyle dergisinin son sayısında yayınlandı.

Fotoğrafları Erman İştahlı çekmiş.

Eylül Solakoğlu da mülakat yapmış.

Kimdir bu fotoğraftaki genç erkek çoğumuz biliyoruz.

Kanal D’nin bu yıla damgasını vuran “Sadakatsiz” dizisinde Selçuk rolünde izlediğimiz Taro Emir...

Veya Tarık Emir Tekin... Veya Taro Emir Tekin...

InStyle dergisi 2 yıl önce onun için “Bu çocuğa dikkat” diye bir yazı yayınlamış.

Haklılarmış, iki yıl sonra bu dizide parladı...

Yazının Devamını Oku

Cihangir dizi kanadında ‘neşter’ ‘botoks’ ve ‘kolajen’ savaşı

Upper Cihangir’in dizi film mahallesinde dün itibarıyla büyük bir “mimik”, “botoks” ve “kolajen” savaşı başladı.

Pimi çekilmiş bombayı mahallenin ortasına Hürriyet Kelebek yazarı Savaş Özbey bıraktı.

*

Özbey’in dünkü köşesindeki bomba iddia şuydu:

“Camdaki Kız” dizisinde “Nalan”, “Fatma” dizisinde “Fatma Yılmaz” rolünü başarıyla oynayan Burcu Biricik hayatında hiç estetik yaptırmadığı için rolünü yaparken kaşını gözünü rahatlıkla oynatabiliyor...

Bu da onu “yüzünü kullanmada” çok başarılı bir oyuncu haline getiriyor.

Yine Özbey’e göre bin bir estetik müdahaleyle gittikçe hepsi birbirine benzeyen diğer ünlülerden ayrıştırıyor.

Özbey bunu anlatmak için bir de çok ünlü bir kadın oyuncunun adını vermiş.

Yazının Devamını Oku

'Upper Cihangir' sezon finali - Koskoca semt dedelere kaldı

Geçen perşembe akşamı itibarıyla Türkiye “lockdown”a girip eve kapanırken seviyeli magazinin yeni merkezi Upper Cihangir de bir nevi sezon finali yaptı.

Seviyeli magazinin ağırlık merkezi de Bodrum’a kaydı. Bölgenin yeni nesil magazincisi Tuğrul Eryılmaz’ın T24’te her cuma günü merakla beklenen Upper Cihangir fısıltıları köşesi de geçen hafta pek tatsızdı.

Bütün bir sayfadan aklımızda kalan tek konu Sırrı Süreyya Önder’in dede olmasıydı.

Demek ki koskoca Upper Cihangir artık, müzik denince aklına sadece The Rolling Stones gelen tonton dedelere ve eski tüfek Mülkiyelilere kaldı.

Böylece magazin meydanı, “Memleketin bunca meselesi varken ısrarla seviyeli seviyesiz her magazine dalan” bendenize kaldı.

Bugünden itibaren 17 Mayıs gününe kadar “Lockdown 2021 Özel” sayfalarıyla karşınızdayım.

*

Yani “

Yazının Devamını Oku

Bir ayağı İstanbul'a basan ve Tahran'ı dağıtan bir 'narafig'

“Narafig” Farsça’da dostunu sırtından bıçaklayan kişi demek... Büyük ihtimalle de bir derin devlet komplocusu...

Tahran’ı darmadağın edip oradan Washington ve Tel Aviv’e sıçrayan bu “yeni nesil patlayıcı”, 24 Nisan günü esrarengiz bir ‘Narafig’in, Londra’daki Iran International adlı haber sitesi ve televizyon kanalına bir yoldan ulaşması ile başladı.

Esrarengiz Narafig’in elinde İran’ı darmadağın edecek bir ses kaydı vardı...

Tahran’da kapalı kapılar ardında yapılmış 3 saatlik bir görüşmenin kaydıydı bu.

Şimdi dönelim 24 Nisan gününe...

Türkiye o gün ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım konuşmasına kilitlenmişken, aynı saatlerde Iran International’a ulaşan kişi veya kişiler onlara bu üç saatlik kaydın bazı bölümlerini getirmişti...

Sitenin Londra’daki yöneticileri “ellerindeki malın” ne olduğunu anında anladılar.

Kayıt adeta Tahran’ı uçuracak yepyeni nesil bir patlayıcı gibiydi.

Bu kaydın açıklanması, İran’da bir süredir yaşanan

Yazının Devamını Oku

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı

Yazının Devamını Oku

Modi'nin inanç mağarasında fiyatlar neden böyle düştü

Hindistan’ın popülist başbakanı Narendra Modi’nin “seçim şovu meditasyon mağarasını” ilk defa Müslüman bir Hint asıllı Amerikalıdan öğrendim.

Yaptığı şahane televizyon şovları ile popülist liderlerin komik hallerini hicveden Hasan Minhaj, bir programında Hindistan’daki seçimleri anlatırken, şu anki başbakan Modi’nin “dua etmek ve meditasyon yapmak üzere bir mağaraya çekilmesini” anlatmıştı.

*

Ancak orada öğrenmiştim ki, Tanrı ve kendisiyle baş başa kalmak için kapandığı bu mağarada 4 kamera görüntülerini kaydediyordu.

Ancak Hasan Minhaj, Modi’nin yüzündeki sahte ifadeleri gösteren görüntüleri yayınlarken hepimizi kahkahalara boğan bir ayrıntıya dikkatimizi çekmişti.

Güya meditasyon yapmak ve dua etmek için inzivaya çekilen Modi’yi 4 kamera görüntülüyormuş...

Amaç?

Bunları seçim kampanyasında

Yazının Devamını Oku

Katarlı bayan Alya'nın mektubundaki 2 cümle

1)Şimdi anlatacağım olay, bana çok gizli kanallardan ulaşmış bir haber değil...

Birleşmiş Milletler’in herkese açık bir platformundan geldi...

Şimdi dikkatle okuyun lütfen...

*

22 Mart 2021 günü...

Yani bundan 38 gün önce BM Genel Sekreteri’ne bir mektup sunuldu...

Mektubun altında şu imza vardı:

Alya Ahmed Saif Al-Thani...

*

Yazının Devamını Oku

Yüksek lisanslı ilk rehber köpeği 'Kara' ikizler burcu

Bugün, yani 28 Nisan, Dünya Rehber Köpekler Günü...

Ben de bu özel gün dolayısıyla size Türkiye’de okumuş ve mezun olmuş, lisansüstü eğitimli ilk rehber köpeği “Kara”yı tanıtayım...

“Kara” 21 Mayıs 2015 günü doğdu.

Safkan dişi bir Labrador.

Lisans eğitimini Ankara’da Birleşik Krallık Büyükelçiliği görevlileri gözetiminde tamamladı.

Ama eğitimi orada bitmedi. Bir de yüksek lisans eğitimi var.

Onu da İngiltere’de yaptı.

Yüksek lisans hocası, uluslararası rehber köpek eğitmeni

Yazının Devamını Oku

Ben bu gürültüye kulaklarımı tıkadım şu üç cümleye baktım

1) Ülkenin muhafazakârı, laiki...

Dincisi, milliyetçisi, ulusalcısı ayakta...

“NATO’dan çıkalım” diye bağıran...

“İncirlik’i kapatalım” diye haykıran...

ABD ile bütün ilişkilerimizi keselim diyen...

Öyle bir gürültü var ki...

Ülkenin en makul insanları bile bazı çok önemli şeyleri göremiyor, duyamıyor...

Oysa 24 Nisan günü sadece o kelime yoktu... Çok önemli şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Sabık deputattan biyarbırçi görüntü

“Sabık”, yeni Türkçede “eski” demek...

- “Deputat”, Rusça kökenli bir kelime, “milletvekili” anlamına geliyor.

- “Biyarbırçi”, Azericede “Utanç verici” demek...

- “Görüntü” ise aynen “görüntü...”

*

Dün sabahtan beri Bakü’den gelen bu videoya gülüyorum ve güldüğüm için de kendime kızıyorum.

Dün T24’te gördüm. Azerbaycan’da günün konusuymuş ve televizyonlarda işte bu başlıkla verilmiş. Eski milletvekili Hüseyinbala Biralamov, ki kendisi 75 yaşında....

Yazının Devamını Oku

Banzai Mustafa Kemal Paşa çok çok banzai

Geçen gün bir arkadaşım gönderdi...

Japonya’da yapılmış video...

Kim yapmış, sözleri nedir hiç bilmiyorum.

Ama içinde bir kelime var ki....

Beni çok etkiledi.

*

Video önce İzmir’i tanıtarak başlıyor.

Arkasından İzmir’de işgalci Yunan ordusuna karşı başlatılan milli mücadele çok güzel çizimlerle anlatılıyor.

Yazının Devamını Oku