Bu İzmir'in bir tek oğlanı yok mudur be arkadaş

Geçen pazar akşamı “İzmir’in Kızları” oyunundan çıkarken hissettiğim en belirgin duygu “mutluluk”tu...

Yıllardır tiyatro, müzikal seyrederim, çıkışta duygumu çoğu kez “Beğendim”, “Çok beğendim” veya “Pek olmamış”, “Sıkıldım” gibi kelimelerle ifade ederdim. Bu defaki duygum otomatik bir ifade ile geldi:

“Mutlu oldum...”

Bu İzmirin bir tek oğlanı yok mudur be arkadaş

Uniq Hall’daki salondan ayrılırken oyunu birlikte seyrettiğim bazı insanlarla sohbet ettim.

Onlar da oyun hakkındaki duygularını aynı kelimeyle ifade ettiler.

İşte o nedenle oyun sırasındaki ve oyundan sonraki bu duygumu bugün sizinle paylaşmak, mümkünse size de bulaştırmak istiyorum.

Arkadaşlar hayatımda ilk defa bir oyunu izlerken “Mutlu oldum”...

Bakın “Mutlu hissettim” demiyorum...

“Mutlu oldum” diyorum... Aradaki fark nedir diye sorarsanız?

Vallahi pek kolay açıklayamayacağım, ama bilin ki arada bir fark var.

*

Şimdi baştaki soruya cevap vereyim. İki saatlik mutluluk insanı kaç gün idare eder?

Ben bu oyunu 9 Şubat gecesi seyrettim.

Ertesi gün İdlib’den 5 şehit haberi geldi...

Yani 12 saatlik mutluluğu bile çok gördü bu 2020 bana...

*

Peki bu İzmir’in hep kızları var da bir tek oğlanı yok mu? Onun cevabı da azzz sonra...

‘YEDİ KOCALI HÜRMÜZ’ MÜ YOKSA ‘MAMMA MİA’ MI

Bu konuyu tartışmadan önce size oyunu kısaca anlatayım.

Önce bu bir “müzikli oyun”...

Bu tür oyunlarda genellikle ya müzik oyunu, ya oyun müziği biraz hırpalar...

Burada öyle bir şey yok...

Ayrıca müziği sevmemek diye bir şey söz konusu değil.

Çünkü Sezen Aksu’nun şarkıları...

Bütün oyun boyunca bütün seyirci şarkıları hep birlikte söylüyorsunuz...

Yani bir tür “Mamma Mia” hali...

Ama nedense oyun boyunca benim aklıma gelen “Mamma Mia” değil “Yedi Kocalı Hürmüz” müzikli oyunu oldu.

Hep Ayten Gökçer’in o işveli hali, yıllar boyunca içimizi delen o harika gözlerini hatırladım.

O oyunu seyrederken hissettiğim “kadın gücü”nü düşündüm.

Bu İzmirin bir tek oğlanı yok mudur be arkadaş

‘İZMİR’İN KIZLARI’NDA KİM KİMDİR, NEYİMDİR

OYUNDAKİ karakterler şunlar:

Gülümser (Gökçe Bahadır): Aaa vallahi ben bu kızı Hatay Üçyol 319’uncu Sokak’tan tanıyorum...

Adı? Adı bende saklı kalsın.

*

Anneanne Özgönül (Derya Alabora): Yok benim anneannem feraceliydi. Ama Fatma halam, Fahriye yengem kesin buydu.

*

Serap Teyze (Parla Şenol): Ben İzmir’de östrojen havuzunda doğdum. Bende böyle teyze çok.

*

Madam Eftelya (Dilek Demir): Kahramanlar, 1955. Paskalya günlerinde annemin yaptığı kırmızı soğan kabuğu ile renklendirilmiş yumurtaları götürdüğüm Eftelya teyzem...

Bir 6-7 Eylül sonrası aniden kaybolmuştu hayatımdan. Hiç anlamamıştım neden...

*

Terzi Mukadder (Elif Bağcı): Kahramanlar’da annemin hem çok iyi arkadaşı hem terzi Sevim ablam.

*

Necibe (Yağmur Anmaz): Kahramanlar’ın her mahallesinde mutlaka bir Necibe abla vardır.

Benimki sevgili arkadaşım Erdoğan’la, Erhan’ın annesiydi.

19 MAYIS’IN KULE ÇOCUKLARI VE BİZ

Poyraz (Olgun Toker): Evet bizde de arkadaşın sevgilisi ile bazı hikâyeler olur, ama bizim mahallede yoktu.

Ediz (Burak Sevinç): İzmir’in her mahallesinde yakışıklı bir Ediz vardır.

Bu tip Namık Kemal Lisesi’ndeki arkadaşım Enis... Bütün kızlar onu beğenirdi, ama Allah biz garibanlara da bazı yetenekler vermiş ki...

İdare ettik yani...

Orhan (Sinan Çatıkkaş): Bizim zamanımızda six pack yani karın baklavaları henüz icat edilmemişti ve biz İzmir’in çiroz çocukları çok mutluyduk.

Mahallenin kaslı, üçgen vücutlu Orhan’ı yoktu.

Orhan’lar bir tek 19 Mayıs törenlerinde ortaya çıkardı. Hava Harp Okulu delikanlılarıydı. Alsancak stadında kule yaparlar ve İzmir’in kızları bir ay boyunca bizi unuturdu.

Biz İzmirli çocukların askeri darbelere karşı oluşu biraz da bu kule çocukları yüzündendir.

Orhan (Onur Bilge): Mahallede en çok bulunan İzmir’in oğlanı türü...

Bizden fazla hiçbir şeyleri olmadığı için onları çok severdik.

Bu İzmirin bir tek oğlanı yok mudur be arkadaş

NİYE ‘İZMİR’İN OĞLANLARI’ DİYE BİR MÜZİKAL YOK

BU ülkede “İzmir’in kızları” diye bir kavram var... Ama “şuranın, buranın oğlanları” diye bir kavram yok...

Oysa yıllarca, gelen yabancı kadınların ağzından “Türk erkeklerine bayıldım” cümlesini işitmenin verdiği gururla yaşadı.Yoksa o bir masal mıydı?

Galiba biz Türk erkekleri... Hepimiz birer büyük palavrayız... Bak daha şimdiden masa başlarındaki o sesi duyuyorum...

“Arkadaş sen kendi adına konuş...”

Ben de daha şimdiden o masa başı oğlanlarına konuşuyorum: “Arkadaş benim kendi adıma konuşmam önemli değil. Asıl bir de bu ülkenin kadınları kendi adına konuşmaya başlarsa...”

Bak uyarmadı deme, sonuç pek parlak olmaz.

Bu İzmirin bir tek oğlanı yok mudur be arkadaş

SEFERİS’İN EVİ OLMAMIŞ AMA İSKELE HARİKAYDI

OYUNUN adı “İzmir’in Kızları” ama Urla’da geçiyor. Güzel ve kuvvetli bir aşk hikâyesi. Urla İskelesi’ndeki Yunan şair Seferis’in doğduğu evin çevresinde geçiyor.

Oyunu Serdar Saatman yazmış.

Yönetmen Gaye Çankaya harika bir iş çıkarmış.

Koreografi Selçuk Borak’ın... Müzik direktörü Murat Cem Orhan...

Pencerelerinden çiçekler sarkan Urla dekorları ve dijital ön ekran çok güzeldi. “Alsancak Gar” (orijinalindeki gibi ‘Gar’ yazılmış, ‘Garı’ değil) görüntüsü bir Wes Anderson dekoru gibiydi. Bir tek Seferis’in evini beğenmedim, ama onu da düzeltiyorlarmış.

SEZEN AKSU ŞARKILARININ EN ÇOK HANGİSİNİ ALKIŞLADIK

OYUNDA ben kendi payıma en çok şarkılarda etkilendim.

Kutlama: Ferzan Özpetek’in “Serseri Mayınlar” filminin sonunda harikaydı.

Burada da o kadar güzel gitmiş.

Değer mi Hiç: Ne zaman, nerede, hani koşulda dinlesem iyi geliyor.

Ağlamak Güzeldir: Gittikçe maçolaşan şu halimizi terbiye edebilecek tek şey ağlayabilmek değil mi.

Kalbim Ege’de Kaldı: Ne zaman, hangi saat, hangi gün kalmadı ki...

Lunapark: Benim yaşımdaki her İzmirlinin gönlünde fuar, lunapark ve Medrano Sirki vardır.

Haydi Gel Benimle Ol: Şu ülkede kim, hayatının en azından bir anında bu şarkıyı mırıldanmamıştır?

Şarkı Söylemek Lazım: Son zamanlarda hayatımın her hüzünlü anında bu şarkı aklıma geliyor.

Böyle günlerde ancak şarkı söyleyerek ayakta kalabiliriz.

İZMİR’İN KIZLARINI NEDEN SEVİYORUZ

Kesinlikle sadece güzel oldukları için değil.

Kafa tutuyorlar, meydan okuyorlar, iplemiyorlar, takmıyorlar.

Başına buyruklar.

“Geliyom”, “Gidiyom” demek ağızlarına yakışıyor.

Çiğdem çitleme sanatını çok iyi biliyorlar, rakıyı güzel içiyorlar.

Erkeklere “ergen” muamelesini öyle güzel yapıyorlar ki, en maçomuz bile harika bir kılıbığa dönüşüyor.

Gerektiğinde hepsi birer Sezen oluyor ve hepsi, “Seni yerler” şarkısını söylemeyi çok iyi biliyor.

Kapri pantolonu iyi taşıyor, mini eteği normalleştiriyor, şalvarı yadırgamıyor, bandanayı tütün tarlasındaki başörtüsüne bile çevirebiliyorlar.

Bir de güzeller, eğlenceliler yahu...

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama:
Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Dışardakini maske koruyor da kilisedeki Tanrıya mı emanet

Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi önceki gün çok kritik bir karar aldı.

New York Eyaleti özellikle Noel sırasında kiliselere gidişe de sınırlama getirmek istiyordu.

*

Ülkede “Şükran Günü”  ve Noel dolayısıyla büyük bir iç hareketlenme olacak.

Kiliseler dolacak...



Yazının Devamını Oku

Geleceği kim kazanacak 12.7 santim şortlular mı kızılelmacı Genk'ciler mi

Önümde önceki gün açıklanan bir araştırma ve Ağustos 2020’de yayınlanan bir kitap duruyor.

 Araştırma Amerika’da yapılmış, kitap ise Türkiye’de yazılmış.

 Araştırmayı Amerikalı yatırım şirketi Piper Sandler yaptırmış.

 Kitabı ise Türkiye’de Aydınlık grubuna ait Kaynak Yayınları yayınlamış.

*

Araştırma ABD’de “Z kuşağı”nın pandemi dönemindeki yeni trendlerinin insan ve çevre konusunda nasıl duyarlı bir kuşak yarattığını ortayla koyuyor.

 Türkiye’de yayınlanan kitap ise “Z kuşağı”nın “emperyalizmin dayatması”, ruhsuz, vatan duygusundan yoksun zehirli bir sarmaşık olduğunu anlatmaya çalışıyor.

 Kısaca bir tarafta K kuşağı (GENK) denilebilecek “korona öncesi” bir Kızılelma kuşağının bakış açısı...

 Öteki tarafta ise postkorona dönemin işaretini veren yeni bir Z kuşağı (GENZ) duyarlılığı...

Yazının Devamını Oku

Timur Selçuk'u seven Emine Hanım bunu da sevecektir

Son günlerde Selda Bağcan’ın 1971’de söylediği bir şarkıyı yeniden keşfettim...

Adı “O Günler...”

Hiç de alışık olmadığımız bir Selda Bağcan şarkısı...

Söylendiği yıl 1974...

12 Mart ara rejimi geride kalmış.

Türkiye Kıbrıs’a çıkmış.

Ülkenin en laik kesimi ile en muhafazakâr kesimi koalisyon hükümetinde bir araya gelmiş.

Türkiye yaralarını sarıyor...

Yazının Devamını Oku

Hakan Fidan'ın mevkidaşı bakın hangi bardan çıktı

Seçilmiş başkan Joe Biden kendine çok ilginç bir kabine oluşturuyor.

Belki de Amerika’nın ilk “X kuşağı kabinesi” olacak bu.

Dün yeni dışişleri bakanını anlatmıştım.

Aynı gün bütün Amerikan istihbaratının başına kimi getireceği de belli oldu.

Gelin şimdi onu tanımaya, hayat hikâyesinin en ilginç bölümünden başlayalım.

1) UYUŞTURUCU SATILAN BAR SONRA NE OLUYOR
HİKÂYEMİZ 90’lı yılların ortalarında, Amerika’nın Baltimore şehrinde başlıyor.

O yıl polis, şehirdeki bir bara baskın yapıyor.

Yazının Devamını Oku

Yeni başkandan sonra Dışişleri Bakanı da Maçakızı'ndan çıktı

Evet bildiğimiz Türkbükü’ndeki Maça Kızı’ndan...

Daha doğrusu Maçakızı’nın kurucu ortağı Sahir’in İstanbul’daki yalısından.

Arkasında çok güzel bir hikâye var ama önce dün gece gelen haberle başlayayım.

ABD’nin yeni başkanı Biden dün sabaha karşı Dışişleri Bakanlığı’na kimi getireceğini açıkladı.

Bakanlığa getireceği isim Antony Blinken’miş...

Şimdilik sadece şunu söyleyeyim.

ABD Dışişleri Bakanlığı’na bir gitarist geliyor.

Ama önce dün sabaha karşı bu haberi okuduğumda ilk aklıma gelen şeyi yazayım...

Yazının Devamını Oku

Demir Lady mi güçlü yoksa Çelik Kraliçe mi

İngiliz sarayını anlatan “Crown” dizisinin son bölümünü, tabii yine çok severek izledim.

Bu sezonun bana en ilgi çekici gelen bölümü, sonlarda Kraliçe Elizabeth ile Başbakan Thatcher arasındaki konuşmaydı.

*

Falkland savaşını kazanan, yaptığı radikal reformlarla İngiliz ekonomisini düze çıkarmak üzere olan Thatcher, bunlara rağmen popülaritesini kaybetmiş, artık partisi içinde zayıflamıştır.



Partisi istifa etmesini istemektedir.

Yazının Devamını Oku

Yarın o haritada Ankara tuşuna basınca ne çıkacak

2019 yılında Lady Gaga’nın o harika caz konseri için Las Vegas’a gittim.

1. Dördüncü gidişimdi. Bugüne kadar bana kimse orada bir “Mob Museum” olduğunu söylememişti.

Yani bir “mafya müzesi”nin...

Bu müze 14 Şubat 2012 günü açılmış. Bina 1933 yılında yapılmış ve uzun yıllar Las Vegas posta bürosu ve mahkemesi olarak hizmet vermiş.



Yani Las Vegas mafyasının üyeleri bu binadaki mahkeme salonunda yargılanmış ve mahkûm olmuş.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp grupları çorabı delik kareyi niye çok sevdi

Bu fotoğraf bize bir WhatsApp grubundan geldi.

İlk gören eşim Tansu’ydu...

Altında şu yazıyordu:

“En sağdaki Prof. Uğur Şahin, aşıyı bulan biliminsanı. Almanya’da çekilmiş. Kucaktaki kardeşi diş hekimi, ayakta çorabı delik olan modacı olmuş.”

*

Evde hepimiz ilk bakışta çok sevdik bu kareyi.

Tansu çok etkilendi ve Instagram hesabından paylaştı.

Ancak bir süre sonra bir izleyicisinden şu notu aldı:

“Fotoğraf 1975’de Düsseldorf’a göçmüş bir aileye ait...”

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi'nin minberindeki hayalet

Yanan Vaniköy Camisi’nin yeni yöneticisi Uğur Vanioğlu camiyi teslim alırken bir sayfalık ayrıntılı bir devir teslim belgesini imzaladı.

Belgenin adı “Mülhak Vakıflar Devir Teslim Tutanağı”...

Bu tutanağı görmedim
ama eski tutanaklardan
bildiğim bir şey var.

Bu tür vakıf devir teslimlerinde her şey madde madde yazılır.

Neler mi?

Caminin işletme defteri.

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi ne zaman kime devredildi

Dünkü yazımda Vaniköy’de yanan cami ile ilgili bir gözlemimi aktarmış ve bir eleştiride bulunmuştum.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Bölge Müdürü Musa Akdeniz bir bilgi notu gönderdi.

Arkasından Kültür Bakanı Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan da aradı.

Her ikisi de ilginç bilgiler verdi.

Geçen pazar gününden beri kamuoyunun dikkatini çeken bu camiyle ilgili ilginç bilgilere yer verilmişti.

Bugün bu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

*

Bu cami 1671 yılında Bursa’da

Yazının Devamını Oku

Patlamayan şampanya patlayan bir gazoz ve...

Pazar günü Formula 1 final törenini izliyorum...

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp, Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

*

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Herkes Formula 1’in geleneksel şampanya patlatma seansını bekliyor.

Ama o ne?

Gazoz patlıyor...

Yazının Devamını Oku

Kozmik odadan çalıp açık kürsüden satmak

O günü hayatım boyunca unutmayacağım...

Bir bahane uydurularak Türk ordusunun en gizli kalması gereken bölümünün kapıları kırılarak içine girildi.

Girdikleri yer “Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı”ydı.

Orası neresi mi...

Ülkemiz işgale uğrarsa, vereceğimiz kurtuluş savaşında hangimizin nerede görev alacağını, hangi silahın nerede gömülü olduğunu, nasıl haberleşeceğimizi gösteren planlar ve isimler...

*

Hepsi tek tek çalındı.

Bir savaş halinde işgalci düşmana karşı vereceğimiz savaşın, yani beka savaşının bütün şifreleri, planları çalındı.

Ve kopyalandı...

Yazının Devamını Oku

Acil koduyla çağrılan bir 'balarısı haritası'

Son 72 saatte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden gelen mesajları alt alta yazıyorum.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu ve dedi ki:

Önümüzdeki aylarda öngörülebilir, kolay erişilebilen yargı sistemi için adımlar atacağız...”

*

Bu cümlelerin ne anlama geldiğini ise iki gün sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıkladı.

Bir kere daha benim şahsi zabıtlarıma geçmesi için en önemli maddelerini yazıyorum.

*

“Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye, telkin almaz. Hiç kimse ve Adalet Bakanlığı da dahil olmak üzere hiçbir kurum yargı yetkisini kullanan mahkemelere vekâleten konuşamaz.”

*

Yazının Devamını Oku

Bir 'evet ama yetmez'cinin 18 aylık dolar kayıtları

Bundan 18 ay önce 31 Mayıs 2019 günü yazdığım yazının başlığı şuydu:

“Ben de tarihe ‘Yetmez ama evet’çi olarak mı geçeceğim...”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gün önce Külliye’de “Adalet ve Yargı Reform Paketi”ni açıklamıştı...

Cumhurbaşkanı o gün Türkiye’ye ve bütün dünyaya şu mesajı vermişti:

“Olağanüstü hal hukuku dönemi kapanıyor...”

*

Cumhurbaşkanı o gün Adalet Reformu’nu “9 Amaç” başlığı altında toplamıştı.

Konuşmasında şu cümleleri dikkatle not almıştım.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 aşısını bulan ekibin üçüncü kişisini de tanıyalım

Türkiye 10 Kasım günü Atatürk’ü anarken, İngiltere’nin en önemli gazetelerinden The Times’ın kapağında da karıkoca bir Türk çiftin fotoğrafı vardı.

1) Özlem Türeci ve Uğur Şahin...

Bu iki isim, şu an dünyayı sarsan, ekonomileri durduran, milyonlarca insanın hayatına ve işine mal olan COVID-19 virüsüne karşı ilk etkili aşıyı bulan insanlardı...

Yani onlar antibiyotiği bulan Alexander Fleming kadar önemliydi.

O nedenle haklı olarak dünyanın önde gelen bütün medya kuruluşlarının manşetindeydiler...

2) DÜN NAVTEX İLAN EDİLİRKEN MANŞETTEKİ O ÜÇÜNCÜ KİŞİ

ANCAK bu buluşun üçüncü bir kişisi daha vardı ki, onu manşetlerde fazla görememiştik...

Bazılarımız yabancı televizyonlarda rastlamıştı ama bu üçlü arasındaki ilişkinin en renkli ve sembolik kısmını görememiştik.

Yazının Devamını Oku

Aşının ilk etkisi yaşayan millet üzerinde, ikincisi ise

Ne şu ne bu...

Ne şunun gidişi ne bunun gelişi...

Bugünün en büyük haberi COVID-19 virüsüne karşı yüzde 90 etkili aşının bulunması...

Buluşun arkasında bir Türk kadını ile bir Türk erkeğinin bulunması da milletçe bonusumuz...

Aşı bulundu ve herkes gözünü piyasalara, borsalara dikti...

Tabii ki yükseldi...

Ama bana göre hayata dönüşün ilk harika işareti başka yerden geldi....

Live Nation’dan...

Yazının Devamını Oku

İktidardaki şeytan mı daha tehlikeli, muhalefetteki mi

Farkında mısınız...

Amerikan başkanlık seçiminin ortaya koyduğu çok tuhaf bir durum var:

KAZANAN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla seçildi.

KAYBEDEN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla kaybetti...

Terazinin bir tarafı daha ağır bastı...

Ama öteki tarafı da ağır bastı...

Gelin öyleyse bu tuhaf şeytan terazisinin iki tarafında ne vardı ona bakalım...

Seçim sonrası

Yazının Devamını Oku

Emine Hanım'dan Sezen'e Ajda'dan Tarkan'a en sevdiğimiz Timur şarkıları

Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın mesajını da görünce, dünden beri şu sorunun cevabını arıyorum...

Son yıllarda adını çok az duyduğumuz Timur Selçuk nasıl oldu da, şu bölünmüş ülkede sağdan sola hepimize hayır duası okuttu?

İşçilerle 1 Mayıs şarkısını, ODTÜ öğrencileri ile Deniz Gezmiş’e ithaf edilen şarkıları söyleyen bir sanatçı, nasıl olur da Emine Erdoğan’ın gençliğinin de şarkıcısı olabilir?

Olabiliyormuş demek ki...

*

Bu ülkede pek çok insanın kafasında bir Timur Selçuk şarkısı vardır.


Yazının Devamını Oku

Önce 2 telefon geldi sonra da bu fotoğraf

Hani bir milletvekilinin Türkan Şoray için sarf ettiği o süfli cümleler vardı ya:

“Çamuriyetçi, HDPKK’cı, Amerikancı, İsrailci, emperyalist işbirlikçisi...”

Aynen böyle demişti...

*

Yazının çıktığı gün bir milletvekili aradı.

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’ydı...

O gün yazımı okuduktan sonra Türkan Hanım hakkında o sözleri söyleyen milletvekilini aramış ve bu sözleri tasvip etmediğini söylemiş.

Telefonda bana Türkan Hanım hakkında çok güzel şeyler söyledi.

“O mülakatı ben de okudum. Ben de sizin gibi düşünüyordum. Ülkesine, halkına derin sevgiyle bağlı büyük bir sanatçının ince duyarlılığını gördüm. Halkımız onu hem insanlığı hem de muhteşem oyunculuğu ile gönlüne yerleştirmiştir.”

Yazının Devamını Oku

48 saat boyunca uykusuz kalmama değen bir itiraf

İki gün boyunca uykusuz kaldım... Çünkü Amerikan seçimlerini izledim...

Bu 48 saat boyunca uykusuz kalmama değecek çok önemli bir anı canlı izleme imkânım oldu.

Popülist bir liderin itiraf anını... Size o anı anlatmak istiyorum.

*

Sandıklar kapanmadan önce, yani oylama devam ederken ABD Başkanı Trump kendi kampanyasını yürüten ekibin merkezini ziyaret etti.

Orada kampanya sırasında çalışan insanlara teşekkür etti...

Önce şu gözlemimi aktarayım.

Trump

Yazının Devamını Oku