GeriErtuğrul ÖZKÖK Bu 'bir daha bir daha'yı anlamayan anlayamaz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bu 'bir daha bir daha'yı anlamayan anlayamaz

Yeni yıla Urla’da girdim. Klasik bir yılbaşı...

Önce geniş aile yemeği, sonra televizyon.

Bu bir daha bir dahayı anlamayan anlayamaz

Benim için gecenin en büyük sürprizi, TV8’de Erdal Özyağcılar’ın söylediği “Haydar Haydar” şarkısıydı.

Ama bir dakika...

Bu şarkıyı harika bir rap ritmiyle söyledi...

*

Bitmedi...

Sanki Ezhel’in, Ados’un, Tahribad-ı İsyan’ın, Şanışer’in şarkılarından fırlamış hiphop sözlerle söyledi...

*

Şarkı bittiğinde salon yıkılıyordu...

Hep bir ağızdan “Bir daha... Bir daha” temposu yükseliyordu...

Çok iyi biliyorum ki, önceden planlanmış bir şey değildi bu...

Çünkü aynı anda ben de evde televizyon ekranı karşısında bir daha bir daha diye haykırıyordum.

*

Hani şu “Türk popu öldü” diyenler falan var ya...

Ölmedi, yeniden doğdu... Üstelik inanılmaz bir itiraz dip dalgası halinde doğdu...

Türkiye’nin çok derinden gelen yeni dip duygusu bu şarkılarda kendini gösteriyor...

*

Bu dalgayı 20’nci yüzyılın ikinci yarısında arabesk taşımıştı...

Yirmi birinci Yüzyılın üçüncü 10 yılında ise “Bir daha” nakaratı ile desteklenen bu yeni ses taşıyor o duyguyu...

Bu “Bir daha” arzusu, hem şehirlerin, hem varoşların, hem kasabaların sesidir...

*

Unutmayın... Ados Bayburtlu bir genç...

Ezhel Ankaralı...

Tahribad-ı İsyan Dolapdereli...

Ve bu sesi anlamayanlar, üçüncü 10 yılı katiyen anlamayacaklar.

............................................

NOT: Bir de saat tam 24.00’te TV8’de Beyaz’ın hazırladığı klibi dinledim.

Çok çok çok sevdim... Yeni yıla büyük bir keyifle girdim.

Harikaydı...

Bu bir daha bir dahayı anlamayan anlayamaz

MÜKREMİN ABİ’Yİ, LÜTFİYE’Yİ FENA HALDE ÖZLEMİŞİM YAHU

Beni tanıyanlar bilir...

İflah olmaz bir “Mükremin Abi” fanıyım...

Yani “Bir Demet Tiyatro”nun demek istedim...

Mükremin Çıtır, Lütfiye Çıtır, Feriştah...

Mücver, Tirbuşon...

Hiç unutamadığım karakterlerdir.

Yılmaz Erdoğan, Demet Akbağ...

Ne yapsalar sevdiğim sanatçılardır.

*

Yılbaşı gecesinin benim için ikinci büyük sürprizi Kanal D’de “Bir Demet Tiyatro”nun yeni versiyonunu seyretmekti...

Bu şahane komedi dizisinin altın yılları 1995-98...

Sonra 2000 yılı...

Nereden baksan 20 yıl geçmiş...

Nasıl büyük bir keyifle izledim anlatamam...

Bir “Amarcord” filmi geçti sanki gözümün önünden...

*

Tabii kaybettiklerimizi de hatırladım.

Eyvah Necdet’i oynayan Erdal Tosun’u...

Laz Bakkal’ı oynayan Aydın Tolan’ı...

*

Teşekkürler Kanal D...

Bana, her şeye rağmen bu ülkede yaşamanın güzelliğini bir kere daha hatırlattınız...

SOYAĞACI
‘FEHMİ ABİ’NİN DEDESİ GİZLİ BİR CİZVİT PAPAZI OLABİLİR Mİ

Hep yazıyorum ya Fehmi Abi’nin seviyeli komplo teorisyenliğini çok özledim diye...

Öyle Erol Mütercimler falan beni kesmiyor.

Hep merak ederim...

Komplo teorileri ilk defa ne zaman başlamıştır, komplo teorisyenlerinin aile soyağacı nereye dayanır diye...

Cevabını Fransız tarih dergisi Histoire’ın Ocak-Şubat 2020 sayısında buldum.

Komplonun tarihi, 1’inci yüzyılda Julius Caesar’ın öldürülmesine kadar gidiyormuş.

Ama komplo teorilerinin tarihi ise çok daha yeniymiş.

Bilinen ilk komplo teorisi 1614 yılında gizli bir Cizvit papazın isimsiz olarak yayınladığı “Les Monita Secreta” (Gizli Emirler) adlı kitapla atılmış.

Ama asıl dip dalgası Fransız İhtilali sonrası Masonluk karşıtı komplo teorileri ile gelmiş.

Fransız İhtilali’nin perde arkasında Masonların bulunduğu konusunda o kadar çok teori ortaya atılmış ki...

Oysa Masonların bazıları ihtilal yandaşı bazıları ise karşıtıymış.

Bu bir daha bir dahayı anlamayan anlayamaz

SÜPER KAÇIŞ 1

AMERİKA’DAN BEYRUT’A GİDEN BİR BAŞKA UÇAK

HENÜZ tarifeli uçak mı özel jet mi bilmiyorum... Ama Amerika’dan Beyrut’a giden bir uçakta bir ekibin bulunduğunu ve orada Japonya’dan kaçan Renault’nun eski patronu Carlos Ghosn’la buluşacağını veya buluştuğunu çok iyi biliyorum.

*

Bu ekibin çok özel bir misyonu var.

Hepsi çok yetenekli iletişimciler... Görevleri, Carlos Ghosn’un bugün veya önümüzdeki günlerde bütün dünyaya yapacağı açıklamaları hazırlamak...

*

Ünlü patron, “Omerta” kanununu kırıp konuşmaya karar verdi.

Japonya’da yaşadıklarını tek tek anlatacak. Tabii sadece Japon adaleti değil...

Kendisini desteklemeyen Renault ve Nissan için de bazı şeyler söyleyebilir.

Anlayacağınız otomotiv sektörü ve Japon adaleti konusunda hep birlikte seyredeceğimiz büyük bir sitcom başlıyor.

SÜPER KAÇIŞ 2

BU KAÇIŞ JAPONYA’DA HARAKİRİLERE GİDEBİLİR

JAPONYA altüst olmuş vaziyette... Düşünebiliyor musunuz...

Carlos Ghosn’un kaldığı evi üç ayrı birim koruyor...

Evin her tarafı kameralarla donatılmış...

Adamın sadece avukatları ile telefon konuşması yapma hakkı var.

İnterneti ancak avukatlarının ofisinde kullanabiliyor.

Bütün havaalanları alarmda...

Ve işte o evden çıkıp Osaka’ya gidiyor, oradan da Türkiye’ye uçuyor.

Benim tanıdığım Japonya’da bu olayın arkasından birkaç harakiri gelirse hiç şaşırmam...

Bu bir daha bir dahayı anlamayan anlayamaz

2019’DA YAŞANAN BİR İLK: FRANSA’DA 2 KADIN İMAM

NEW York Times gazetesi 2019’da “İlk defa yaşanan 20 olayı” çıkarmış.

Mesela “Karadeliğin fotoğrafının çekilmesi”...

Çin uydusunun Ay’ın karanlık yüzüne indirilmesi...

Greenwich’te gerçek kuzeyle, pusulanın gösterdiği kuzeyin aynı hale gelmesi...

Domuzların alet kullandığının
anlaşılması...

İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in Instagram hesabından mesaj yayınlaması...

Amerika’nın pirinç ülkesi Çin’e pirinç satması gibi konular var.

Bu 20’lik listeye giren bir olay da Fransa’da ilk defa karışık bir cemaate iki kadının imamlık etmesi oldu.

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama:
Selma Songül Zengin

X

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku

Bu köprü küresel bir eserse eğer, adı ‘Troya’ olmalıydı

Dünyanın önemli mühendislik haber sitelerinden biri olan “ENR” (Engineering News-Record) geçen çarşamba günü Çanakkale Boğazı üzerinde yapımı süren “1915 Çanakkale Köprüsü” ile ilgili ayrıntılı ve övücü bir yazı yayınladı.

Haberin başlığı şöyleydi:

“Dünyanın en uzun asma köprüsü Türkiye’de yapılıyor.”

*

Yazıdan öğrendiğime göre bugüne kadar dünyanın en uzun köprüsü Japonya’daki “Akashi Kaikyo” köprüsüymüş ve uzunluğu 1.992 metreymiş.

Çanakkale Köprüsü’nün uzunluğu ise 2.023 metre olacak.

ENR’daki İngilizce haberi iki defa dikkatle okudum.

Köprünün adı

Yazının Devamını Oku

Bu hödüğün hakkından vallahi Recep İvedik gelir

Fenerbahçe'nin yenilgisine üzüldüm...

Önceki akşam, Eintracht Frankfurt karşısındaki takım çıksaydı rahat 3 çekerdi bu Pire takımına...

Ama beni daha çok üzen Olympiakos’un hödük başkanının lafları oldu...

Hele hele bir de bazı Galatasaraylı dostların “Bizi bu hödüğün laflarına muhatap ettin ya Fener, helal olsun sana” yollu şakaları yok mu...

İşte o kahretti beni...

Delirdim...

*

Ama sonra herifin bu fotoğrafını gördüm...

Yazının Devamını Oku

Bir günde dokuz kadın hikayesi

Bu gördüğünüz fotoğraf önceki gün Kuzey Irak’ta, Erbil’de çekildi. Fotoğrafta gördüğünüz 5 kadından üçü Türk, ikisi Fransız vatandaşı.

Beşi de aynı şirkette çalışıyor.

Dünyanın iki numaralı alkollü içki şirketi Pernod Ricard’ın üst düzey çalışanı bu kadınlar.

 

Biri hariç hepsi Müslüman. 

Yani alkollü içki sektöründe çalışıyorlar ve Erbil’de “Saha ziyareti” yapıyorlar. Yani, viski ve başka içkilerin pazar durumunu görmek için oradalar.

Ekipte görevli erkek eleman yok.

Fotoğraf, Pernod Ricard Irak distribütörü Swayish şirketinde çekildi.

Yazının Devamını Oku