Bir yarımız boynuzlayan öteki ise boynuzlanan mı

PHUKET Adası’nda Litvanyalı hocam, harika bir reiki seansından uyanırken kulağıma öyle bir cümle fısıldadı ki...

Aklıma “GQ Türkiye” dergisinin mart sayısında okuyup kenara koyduğum yazı geldi.

 

***

 

Derginin bir yazarı, 2012 yılında Toskana sahilinde batan Costa Concordia gemisinin kaptanı ile konuşmuş ve olayın çok güzel bir hikâyesini yazmış.

 

Geminin kaptanı Francesco Schettino bugün İtalya’nın en nefret edilen insanı...

 

***

 

“Gemisini terk eden ödlek kaptan”, 32 kişinin ölümüne neden olduğu için 16 yıl hapse mahkûm olmuş.

 

Ancak savcılar yeterli bulmayıp Yargıtay’a gitmişler.

 

Şimdi evinde kararı bekliyor...

 

Sokağa çıkamıyor...

 

Çünkü gören yüzüne tükürüyor.

 

***

 

Ben takip etmeyi bırakmıştım, ama olayın devamında çok ilginç şeyler olmuş.

 

Olay gecesi karadaki kontrol kulesinde bulunan De Falco isimli görevli ile kaptan arasında geçen çok etkileyici bir konuşma vardı. Kontrol kulesi görevlisi gemisini terk eden kaptana şunu söylüyordu:

 

“Dinle Schettino, kendini denizden kurtarmış olabilirsin ama sana bunun hesabını ödeteceğim. Hemen o lanet olası gemiye geri dön...”

 

***

 

De Falco o gün kahramandı...

 

Ancak sonradan onun da bu konuşmayı kendini kurtarmak için yaptığı ve basına sızdırdığı sonucuna varmışlar.

 

O da işini kaybetmiş.

 

***

 

Peki bu olayın “boynuzlanmayla” ilgisi ne...

 

Şimdi oraya geliyorum.

 

BEN HANGİSİYİM: BOYNUZLAYAN MI YOKSA BOYNUZLANAN TARAF MI

 

İTALYA bölünmüş durumda...

 

Kontrol kulesindeki adam bir kahraman mı, yoksa suç ortağı mı...

 

Aldo Grasso isimli bir gazeteci bunu “İtalya’nın ikiz ruhu” olarak değerlendiriyor.

 

Guardian gazetesinin editörü John Hooper’a göre ise İtalyan halkı iki karakterli:

 

Birincisi “Furbo...”

 

“Kuyrukta kaynak yaparak öne geçen, vergi kaçıran ve evli kadınları baştan çıkaran” İtalya...

 

Öteki ise “Fesso...”

 

“Medeni şekilde sırasını bekleyen, vergisini ödeyen ve ‘Furbo’ tarafından devamlı boynuzlanan.” İtalya...

 

İyi bir Akdenizli olarak bu iki İtalya’ya baktım ve kendi kendime homurdandım...

 

Acaba ben boynuzlayanlar mı, yoksa boynuzlananlar tarafında mıyım...

 

Karar veremedim...

 

Bildiğim tek şey vergimi düzenli ödediğim ve hiçbir kuyruğa kaynak yapmadığım...

 

UYANIRKEN GÜZEL REİKİ HOCAM KULAĞIMA NE DEDİ

 

PHUKET Adası’nda son günüm...

 

Litvanyalı güzel hocam harika bir reiki seansı yaptırmış...

 

Yarı rüya, yarı gerçek bir saat geçirmişim...

 

Bedenimde reikinin harika elektriği dolaşıyor.

 

***

 

Tam kendime gelirken, kulağıma şu cümleyi fısıldıyor:

 

“Everybody dies... But not everybody lives...”

 

“Herkes ölür... Ama herkes yaşamaz...”

 

***

 

Ölüm bir kader...

 

Ama yaşamak bir tercih...

 

***

 

“Ölümden sonra hayat var mı” sorusu banal bir düşüncenin eseridir...

 

Asıl soru şudur:

 

“Ölümden önce hayat var mı...”

 

***

 

Evet hepimiz ölüyoruz... “Memento mori...” Her fani ölümü tadıyor...

 

Ama o kaçınılmaz gün gelip de kendi kendimize “Sen gerçekten yaşadın mı” diye sorduğumuzda kaçımız “Evet yaşadım” diyebiliyor?

 

***

 

Bilelim ki, eğer ölümden sonra cennet ve cehennem varsa...

 

Ölümden önce de bir cennet ve cehennem vardır...

 

***

 

Batan İtalyan gemisinin kaptanı, GQ Türkiye dergisinin yazarına şunu söylemiş:

 

“En büyük hatam, o kazada ölmemekti...”

 

***

 

Haklı... Cehennemi bu dünyada yaşamaya mahkûm edildi.

 

SÖYLEYİN BEN BİR TRENDSETTER DEĞİL MİYİM

 

ÜÇ ay önce Brüksel’de dolaşırken bir dükkânın vitrininde bir şapka gördüm...

 

“İşte budur” dedim ve girip anında aldım, bütün gün onunla dolaştım.

 

Çektirdiğim fotoğrafı da o gün Instagram’a koydum.

 

Bu hafta aynı şapkayı iki ayrı yerde iki ayrı kişide gördüm.

 

Birinde Brad Pitt giyiyordu...

 

Ötekinde ise Leonardo DiCaprio...

 

Söyleyin ben bir moda öncüsü değil miyim...

 

Bir yarımız boynuzlayan öteki ise boynuzlanan mı

 

Övünmek gibi olmasın...

 

Öyleyim...

 

ALLAH’IM... NAKIŞ ÇIPLAK KADIN BEDENİNE NASIL DA YAKIŞIYOR

 

FOTOĞRAFI People dergisinin 9 Mayıs tarihli sayısında gördüğüm an sayfaya çakıldım.

 

Elbiseyi Nicole Kidman giymişti... “Country Müzik Ödülleri” gecesine bu harika nakış elbiseyle gelmiş.

 

Alexander McQueen öleli 6 yıl oldu.

 

Ama marka harika bir şekilde devam ediyor...

 

Bir yarımız boynuzlayan öteki ise boynuzlanan mı

 

Ona hayranlığım bir kere daha arttı...

 

Bu arada modacılar nakışa yepyeni bir hayat verdiler.

 

Çıplak beden üzerine yapılmış bir tür dövme etkisi yaratan nakış çok hoşuna gidiyor.

 

Son zamanlarda Cate Blanchet, Kirsten Dunst, Charlize Theron ve Dakota Fanning üzerinde de çok güzel nakış elbiseler gördüm.

 

Muhfazakâr Türkiye’de henüz pek göremiyorum, ama eminim...

 

Gelecek...

 

Çünkü kadın bedeni nakışa çok iyi gidiyor...

 

Nakış da çıplak bedene...

 

BEN GALİBA BİRAZ GAY’İM

 

LAF bana değil, Hollywood’un en gözde erkeklerinden birine ait.

 

James Franco diyor.

 

New York Magazine’e aynen şöyle demiş:

 

“Evet biraz gay’im... Gay bir James var.”

 

Sevgili İrem Derici....

 

Bak uzayı geniş olan bir tek sen değilmişsin...

 

Bir erkeğin içinde de birçok şeye yer varmış..

 

 

BU HAFTA SİZE NELER ANLATACAĞIM

 

- Orhan Bursalı’nın yazdığı harika Aziz Sancar kitabını anlatacağım.

 

Eminim, benim gibi siz de çok seveceksiniz...

 

- Fenerbahçe basket takımını finale götüren efsane koç Obradovic’le yaptığım nehir sohbeti yazacağım.

 

- “Ölümden önce hayat var mı” sorusuna “Var kardeşim” diyenlerin seveceği güzel şeyler anlatacağım.

 

- Kendimizi ve sevdiklerimizi şımartmanın güzelliklerini hissettireceğim.

 

- Tam 15 gündür ağzıma içki koymamıştım.

 

İlk şarabın keyfiyle uyanacağım ve sabah kahvesinin yeniden keşfettiğim güzelliğini size de bulaştırmaya gayret edeceğim.

 

Harika bir pazar...

X

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku

Vay canına benim burnum da soldan sağa doğru çarpıkmış

“‘Ne yapıyorsun’ diye sordu karım, aynanın önünde alışılmadık biçimde oyalandığımı görünce...

‘Hiç’ diye karşılık verdim. ‘Kendimce bakıyorum, burnuma, şu burun deliğimin içine basınca biraz acıyor da’...

Karım gülümsedi...

‘Ben de ne yana doğru çarpık diye bakıyorsun sandım’ dedi.

Kuyruğuna basılmış köpek gibi döndüm:

‘Çarpık mı? Benim burnum mu?’

Karım dingince:

‘Elbette canım, İyi bak: Sağa doğru çarpık...”

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin Hitler destekli ilk Afrodit tartışması: Kim ne dedi

Türkiye bundan 81 yıl önce tarihinin en ilginç müstehcenlik tartışmasını yaşadı.

Tartışmanın konusu “Afrodit” adlı bir kitaptı...

Yani Yunan mitolojisinin “Aşk ve güzellik tanrıçası” üzerine...

Daha doğrusu Fransız yazar Pierre Louys’un 1896 yılında yayınlanmış “Afrodit” adlı kitabı üzerine patlayan tartışmaydı bu.



*

Yazının Devamını Oku

Ayşe, Sibel ve Gülse tarihi mi değiştirdi

Ayşe’den kastım Ayşe Arman... Sibel Kekilli ve Gülse Birsel...

Önümde bir kitap duruyor.

Adı “Türkiye Tarihini Değiştiren 110 Kadın”...

Hürriyet’in eski yazıişleri müdürlerinden Doğan Satmış’ın kitabı.

*

Kendince Türkiye tarihini değiştiren 110 kadın belirlemiş ve hepsinin küçük birer portresini yazmış. Listeyi tek tek inceledim. Böyle seçimler çoğu kez keyfidir.

Yani her zaman bir “Bana göre” payı vardır.

Bu da öyle...

*

Yazının Devamını Oku

Sayın CEO beni ikna edin niye dijital bir göçmen olayım

WhatsApp öyle bir şey yaptı ki, hepimizi bir anda büyük düş kırıklığına uğrattı...

Ve kendimize yeni ve güvenli bir dijital ev aramaya başladık.

Türkiye’de iki isim öne çıktı.

Telegram ve BİP...

Telegram Rus asıllı bir adamın kurduğu haberleşme sistemiydi...

BİP ise milli ve yerli...

Turkcell’in bir hizmeti.

İşte bu arayış içinde vatandaş olarak gidip Turkcell’in CEO’su Murat Erkan’ı buldum.

Yazının Devamını Oku