Bir yandan hayırlı olsun birkaç dosta birkaç soru

Ayasofya 86 yıl sonra yeniden camiye dönüştürülüyor.

Bu yazıyı yazdığım saatlerde Danıştay henüz kararını açıklamamıştı.

Ama kararı üç günden önceden sızdırılmıştı. Birçok köşe yazarı bunu kesin dille yazdı.

Ben öyle düşünmüyorum ama inşallah memleketimiz için hayırlı bir karar olmuştur...

*

Bu kararla ilgili aklıma takılan bazı sorular var...

Muhatapları ile yüz yüze gelip bizden başka kimsenin duymayacağı samimi sohbetlerde sormak istediğim bazı sorular...

Bir yandan hayırlı olsun birkaç dosta birkaç soru

MESELA DANIŞTAY ÜYELERİNE: Açıkçası ne karar aldığınızı tam anlayamadım. Ama asıl merak ettiğim, bu kararı gerçekten iç rahatlığı ile mi aldınız? Evde ailenizle, çocuklarınızla, torunlarınızla konuştuğunuzda size neler dediler? Siz onlara ne dediniz?

*

MESELA AKP’LİLERE: Siz, bu ülkenin mütedeyyin, makul insanları... Bu karar hakkında gerçekten ne düşünüyorsunuz?

*

MESELA CHP VE İYİ PARTİLİLERE: “Hükümetin kararıdır, alsın kararı” deyip kenara çekildiniz... Hatta “Cesaretiniz varsa değiştirin” anlamına gelecek provokatif bir üslup benimsediniz...

Peki ailelerinizle çocuklarınız, torunlarınızla bir araya geldiğinizde ne dediler size? Siz ne cevap verdiniz?

“Merak etmeyin nasılsa yapamazlar mı” dediniz...

Ama bilin ki, bu kararın altında sizin de imzanız var...

*

MESELA ABDULKADİR SELVİ’YE: Dün, “Bu kararla Ayasofya aslına dönüştürülmüş oluyor” diye yazdın.

Bu durumda “Dün, Kordoba’daki camiyi kiliseye dönüştüren İspanyollar da bu mabedi aslına mı dönüştürmüş oldular?”

“Yarın İsrail hükümeti Kudüs’teki Hazreti Ömer Camisini sinagoga çevirmeye kalkarsa ne cevap vereceksin?”

“Ama Hazreti Ömer Kutsal Kıyamet Kilisesi’ni camiye çevirmemişti...”

Artık bunu diyebilecek misin?

*

MESELA KENDİMİZE VE HEPİMİZE: Ayasofya’yı tekrar camiye dönüştürerek ne kazandık?

150 bin camimize bir cami daha mı...

*

Yoksa bir sembolü mü?

Öyleyse nedir o sembol...

1453’ten beri üzerinde hep bayrağımız dalgalanan İstanbul ve Türkiyemizin, bize, Türk milletine ait olduğunu kendimize ispat etmemiz için, dalgalanan o bayraktan daha yüce hangi sembole ihtiyacımız var ki...

*

Karar ülkemiz için hayırlı olsun...

Ama içimde kalan şu duyguyu söylemeden de bitiremeyeceğim..

Keşke bu kararı hepimiz, içimizden geldiği gibi daha rahatça ve eldivensiz tartışabilseydik.

Ve keşke bunu, İstanbul’u işgalden kurtararak, belki de Sultanahmet’in, Süleymaniye’nin kiliseye dönüştürülmesine mani olan Atatürk’ün imzasını tartışarak yapmasaydık.

Bir yandan hayırlı olsun birkaç dosta birkaç soru

POSTPUNK BİR YOUTUBER BİR GELENEKÇİ İLE DOST OLUR MU

Film Sakyo Komatsu’nun 1973’te yayınlanan “Japonya Batıyor” adlı romanından çekilmiş. Ama 2020’ye uyarlanmış.

Bir “anti-Pixar” çizgi filmi... Science Saru isimli bir stüdyo tarafından yapılmış. Bu ismi bir kenara yazın. Japon Manga geleneğini, olağanüstü bir hikâye anlatma yöntemi ile bambaşka bir noktaya götürmüş.

Japonya’nın müthiş gelenekçiliği ile yeni “postpunk” kültürünü inanılmaz bir şekilde yan yana getirmiş.

Karakterler sürpriz dolu. Japonya’nın en iyileri de var en kötüleri de. Ama hiçbiri klişe değil. Daha doğrusu klişe sandığınız, piercing’li postpunk bir YouTuber karakterinin altından çok seveceğiniz bir insan çıkıyor.

Ama o postpunk YouTuber’un küçümseyeceğini, dalga geçeceğini zannettiğiniz yaşlı bir Michima milliyetçisi de sizi fena halde şaşırtıyor.

Filmin macera yapısı çok kuvvetli. Sizi çok gerçekçi bir depremden, batan bir ülkenin ortasında kurulmuş bir ütopya dünyasına götürüyor.

Çok çok tavsiye edeceğim tam postkorona dünyasının yepyeni normalini anlatan harika bir çizgi film. Müzikleri olağanüstü. Kesinlikle uykusuz kalmaya değdi.

‘TÜRKİYE BATIYOR!’ FİLMİ YAPILSA NE HİSSEDERDİM

CUMA günü öyle bir çizgi dizi film yayına sokuldu ki...

Hayretler içindeyim. Şöyle bir senaryo düşünün...

*

Türkiye’nin en büyük fay hattı mesela 9-10 şiddetinde bir depremle kırılıyor.

Aynı anda hiç bilmediğimiz bir volkan püskürmeye başlıyor...

Ve bir anda Türkiye batıyor...

Yok oluyor...

Ne hissederdiniz?

*

Japonlar, ülkeleri batsa ne hissedeceklerinin filmini yapmışlar.

Hem de öyle müthiş bir çizgi film ki...

Dizi bugüne kadar görülmemiş bir depremle başlıyor. Aynı anda Fuji Dağı patlıyor. Tarihte görülmemiş bir tsunami geliyor.

*

Perşembeyi cumaya bağlayan gece sabaha kadar işte bu 7 bölümlük çizgi filmi izledim. Türkçe adını bilmiyorum. İngilizcesi “Japan Sinks: 2020” (Japonya Batıyor 2020)

Sonunda öyle bir sahne var ki...

Aslında tam anlamıyla bir Japon milliyetçiliği tiradı...

Ama bir Türk olarak ben de ağlamaya başladım.

Çünkü benim koronadan sonra sık sık yazdığım “küresel yurtseverlik” anlayışının harikulade bir örneğiydi.

Kısaca bu harika dizi hepimize şunu söylüyor:

Bizim Misak-ı Millimiz artık bütün dünyadır...

Bir yandan hayırlı olsun birkaç dosta birkaç soru

DÜN YENİ ÇIKAN SARKILARDAN SEÇME

EGE HÜZNÜ SEVENLERE

Haris Aleksiu ile Yasmin Levy’nin birlikte söylediği “This Shadow”...

Çok çok sevdim ve size şöyle tarif edebilirim:

“Yalnız yaz gecelerinde, hüznün ve yalnızlığın sizi sizden aldığı anlarda, ‘Beni benimle bırak’ diyen harika bir müzik...”

Bir yandan hayırlı olsun birkaç dosta birkaç soru

‘JAZZY’ SEVENLERE

Scubba, Dinah York: “Mistake Number 3”

Yaz akşamüzerleri, evde, deniz kenarında, teknede veya herhangi bir yerde.

Bir yandan hayırlı olsun birkaç dosta birkaç soru

PLAK KAPAĞI SEVENLERE

Sarah Menescal: “Love Hurts”

Bir kere şarkının bu kapağını çok sevdim. Ama müziği de hafif pop sevenler için çok iyi.

Bir yandan hayırlı olsun birkaç dosta birkaç soru

AKDENİZ KLASİĞİ SEVENLERE

Roberto Alagna: “Essentials” (En iyi şarkılardan oluşan yeni albümü)

Özellikle şu şarkılar:

“Malena”, “Martha: M’appari”, “Fedora: Amor ti Vieta”, “Le Pecheurs de Perles”.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Yanan Vaniköy Camisi ne zaman kime devredildi

Dünkü yazımda Vaniköy’de yanan cami ile ilgili bir gözlemimi aktarmış ve bir eleştiride bulunmuştum.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Bölge Müdürü Musa Akdeniz bir bilgi notu gönderdi.

Arkasından Kültür Bakanı Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan da aradı.

Her ikisi de ilginç bilgiler verdi.

Geçen pazar gününden beri kamuoyunun dikkatini çeken bu camiyle ilgili ilginç bilgilere yer verilmişti.

Bugün bu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

*

Bu cami 1671 yılında Bursa’da

Yazının Devamını Oku

Patlamayan şampanya patlayan bir gazoz ve...

Pazar günü Formula 1 final törenini izliyorum...

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp, Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

*

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Herkes Formula 1’in geleneksel şampanya patlatma seansını bekliyor.

Ama o ne?

Gazoz patlıyor...

Yazının Devamını Oku

Bir 'evet ama yetmez'cinin 18 aylık dolar kayıtları

Bundan 18 ay önce 31 Mayıs 2019 günü yazdığım yazının başlığı şuydu:

“Ben de tarihe ‘Yetmez ama evet’çi olarak mı geçeceğim...”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gün önce Külliye’de “Adalet ve Yargı Reform Paketi”ni açıklamıştı...

Cumhurbaşkanı o gün Türkiye’ye ve bütün dünyaya şu mesajı vermişti:

“Olağanüstü hal hukuku dönemi kapanıyor...”

*

Cumhurbaşkanı o gün Adalet Reformu’nu “9 Amaç” başlığı altında toplamıştı.

Konuşmasında şu cümleleri dikkatle not almıştım.

*

Yazının Devamını Oku

Aşının ilk etkisi yaşayan millet üzerinde, ikincisi ise

Ne şu ne bu...

Ne şunun gidişi ne bunun gelişi...

Bugünün en büyük haberi COVID-19 virüsüne karşı yüzde 90 etkili aşının bulunması...

Buluşun arkasında bir Türk kadını ile bir Türk erkeğinin bulunması da milletçe bonusumuz...

Aşı bulundu ve herkes gözünü piyasalara, borsalara dikti...

Tabii ki yükseldi...

Ama bana göre hayata dönüşün ilk harika işareti başka yerden geldi....

Live Nation’dan...

Yazının Devamını Oku

İktidardaki şeytan mı daha tehlikeli, muhalefetteki mi

Farkında mısınız...

Amerikan başkanlık seçiminin ortaya koyduğu çok tuhaf bir durum var:

KAZANAN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla seçildi.

KAYBEDEN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla kaybetti...

Terazinin bir tarafı daha ağır bastı...

Ama öteki tarafı da ağır bastı...

Gelin öyleyse bu tuhaf şeytan terazisinin iki tarafında ne vardı ona bakalım...

Seçim sonrası

Yazının Devamını Oku

Emine Hanım'dan Sezen'e Ajda'dan Tarkan'a en sevdiğimiz Timur şarkıları

Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın mesajını da görünce, dünden beri şu sorunun cevabını arıyorum...

Son yıllarda adını çok az duyduğumuz Timur Selçuk nasıl oldu da, şu bölünmüş ülkede sağdan sola hepimize hayır duası okuttu?

İşçilerle 1 Mayıs şarkısını, ODTÜ öğrencileri ile Deniz Gezmiş’e ithaf edilen şarkıları söyleyen bir sanatçı, nasıl olur da Emine Erdoğan’ın gençliğinin de şarkıcısı olabilir?

Olabiliyormuş demek ki...

*

Bu ülkede pek çok insanın kafasında bir Timur Selçuk şarkısı vardır.


Yazının Devamını Oku

Önce 2 telefon geldi sonra da bu fotoğraf

Hani bir milletvekilinin Türkan Şoray için sarf ettiği o süfli cümleler vardı ya:

“Çamuriyetçi, HDPKK’cı, Amerikancı, İsrailci, emperyalist işbirlikçisi...”

Aynen böyle demişti...

*

Yazının çıktığı gün bir milletvekili aradı.

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’ydı...

O gün yazımı okuduktan sonra Türkan Hanım hakkında o sözleri söyleyen milletvekilini aramış ve bu sözleri tasvip etmediğini söylemiş.

Telefonda bana Türkan Hanım hakkında çok güzel şeyler söyledi.

“O mülakatı ben de okudum. Ben de sizin gibi düşünüyordum. Ülkesine, halkına derin sevgiyle bağlı büyük bir sanatçının ince duyarlılığını gördüm. Halkımız onu hem insanlığı hem de muhteşem oyunculuğu ile gönlüne yerleştirmiştir.”

Yazının Devamını Oku

48 saat boyunca uykusuz kalmama değen bir itiraf

İki gün boyunca uykusuz kaldım... Çünkü Amerikan seçimlerini izledim...

Bu 48 saat boyunca uykusuz kalmama değecek çok önemli bir anı canlı izleme imkânım oldu.

Popülist bir liderin itiraf anını... Size o anı anlatmak istiyorum.

*

Sandıklar kapanmadan önce, yani oylama devam ederken ABD Başkanı Trump kendi kampanyasını yürüten ekibin merkezini ziyaret etti.

Orada kampanya sırasında çalışan insanlara teşekkür etti...

Önce şu gözlemimi aktarayım.

Trump

Yazının Devamını Oku

O gece arka koltuktaki kadın nereye kayboldu

Anlatacağım gerçek olay aynen şöyle cereyan etti...

Taksi şoförü 20 yaşlarındaki kadın müşterisini aldığında hava kararmak üzereydi...

Yolcunun verdiği adrese geldiklerinde ise hava iyice kararmıştı...

Şoför taksimetreyi durdurup müşteriye döndüğünde şaşırıp kaldı...

Arka koltukta kimse yoktu...

Oysa kapının açılıp kapandığını duymamıştı...

Ayrıca o açmadan kapıların kilitleri açılmıyordu...

Şoför durumu bağlı olduğu şirkete bildirdi.

Yazının Devamını Oku

Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

Ki kurtardı, canlı yayında hepimiz seyrettik.

Önce Kadıköy Belediyesi’nin bir görevlisi... Bir kova taşıyıcısı, o sesi duydu...

Herkesi uyardı...

Sonra Tunceli  AFAD’dan bir görevli bebeğin yanına indi...

Büyük bir sevgiyle elini tuttu Ayda bebeğin...

Hemen yanında Manisa Belediyesi’nden bir görevli vardı...

Bir jandarma görevlisini gördük o arada...

Biraz ileride Bursa Belediyesi’nden bir başkası...

Yazının Devamını Oku

Gece saat 01:00... Bizim evde alt kattan gelen çığlık

Pazar akşamı evde hepimiz ağır bir günün gecesinde, içimizde İzmir hüznü odalarımıza çekilmişiz...

Saat 01.00 civarı...

Alt kattan aniden bir çığlık geliyor...

Koşuyoruz...

Torunum Zeynep, ağzında maskesi ile haykırıyor...

“Kurtuldu... Yaşasın İdil kurtuldu...”

Kendim kadar eminim... Aynı an, Türkiye’nin dört bir yanında evlerden aynı sevinç çığlıkları yükseliyordu...

*

Sonra sabah oldu...

Yazının Devamını Oku

Depremden bir hafta önce önüme gelen papyonlu adam

1948 yılının ekim ayında bir gün...

Tahminen 5 veya 6 Ekim günü...

İzmir’in Kordon Boyu’ndan geçen bir otomobil fotoğrafta gördüğünüz bu binanın önünde durur...

Şoförün yanındaki kapı açılır, yuvarlak gözlüklü, papyonlu ve ince yapılı bir adam iner...

Biraz sonra binanın önünde kendisini karşılayanlarla birlikte bu pozu verecektir...

Bu fotoğraf karesi 72 yıl arşivlerde kaldıktan sonra bu yıl eylül ayında yayınlanan bir kitapta gün yüzüne çıkacaktır.

Kadere bakın ki, bu kitap, İzmir’de cuma günü yaşanan depremden bir hafta önce

Yazının Devamını Oku

Ruhen depreme hazır bir şehir fiziken neden değil

Benim çocukluğumda İzmirli ruhen depreme hazır bir insandı...

Sallanırdı bizim evlerimiz...

Durmadan, sık sık sallanırdı...

*

İdmanlıydık... Evimiz sallanmaya başladığında dışarı fırlamak biz çocuklar için hulahup çevirmek kadar basitti...

Çünkü kaçmak için ya aşacak bir kapı, ya da inecek üç-beş basamak vardı.

*

Benim çocukluğumda İzmirli, bir San Franciscolu, bir Tokyolu gibiydi...

Tek katlı evlerimiz, iki katlı yuvalarımız en büyük dostumuzdu...

Yazının Devamını Oku

'Beyaz muhafazakârlar' Fransa'ya boykottan ne kadar etkilenecek

‘Beyaz muhafazakâr’ kavramı bana ait değil...

İki yıl önce Yeni Şafak gazetesinde Ergün Yıldırım’ın yazısında okumuştum.

Beyaz muhafazakâr portresini şöyle çiziyordu:

*

Bunlar “kentlileşen muhafazakârlardır”.

Ekonomik açıdan belli üst gelir grubuna mensupturlar.

Çocukları kolejlerde okuyor.

Tüccar, sanayici, bankalarda tepe yönetici ve iyi para kazanan doktorlar gibi meslek gruplarında yer alıyorlar.

Çocuklarını kolejlere göndermek için çok para harcıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Devlet hastanesinde doğmuş bir çocuğun 29 Ekim Bayramı

Bugün...

Bu Cumhuriyet Bayramı günü...

Yazıma Sabancı Grubu’nun hazırlattığı “29 Ekim” videosu ile başlayacağım... Çünkü çok sevdim bu videoyu...

Ekrandaki Cumhuriyet sanatçısı soruyor:

“Cumhuriyet kaç kere ilan edildi bilir misiniz?”

Ve başlıyor saymaya...

“Her kız çocuğu ilkokula başladığında, Cumhuriyet bir kere daha ilan edildi...”

*

Yazının Devamını Oku

Ombudsman kardeşim o yapmış bu yapmış, bu sözler hiç mi önemli değil

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Hürriyet’te yayınlanan “10 Soruda İslamofobi” mülakatını satır satır altını çizerek okudum.

Bütün dünyada İslam’ın tartışıldığı şu günlerde Türkiye Cumhuriyeti devletinden gelen en önemli sözler diye okumuştum...

Önce İslamofobinin yaygınlaştığı ülkelere Müslüman ülkelerde yükselen tepkiyi anlatıyor: Diyor ki:

“Müslümanlar kendi kutsallarına yapılan saldırıları sonuna kadar reddetmek ve meşru kurallar çerçevesinde tepkisini göstermek zorunda. Aksi halde kendisine ihanet etmiş olur.”

Arkasından Müslüman dünyaya sesleniyor, diyor ki:

“Fakat bunu şiddet, terör ve cinayet yoluyla yapmaya başladığında bu mücadeleyi daha baştan kaybetmiş olur. Zira Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi ‘Savaş ölünce değil düşmana benzeyince kaybedilir’.”

Sonra Fransa’da başı kesilerek öldürülen öğretmen olayına tepkisini çok net ifadelerle belirtiyor, diyor ki:

“Fransa’da malum karikatürleri derste gösterdiği için bir öğretmenin öldürülmesi de asla kabul edilemez, asla meşru gösterilemez. Bu kısırdöngüden çıkmak zorundayız, aksi halde ‘Dişe diş, göze göz’ diye diye ortada sağlam bir tane insan kalmayacak.”

Yazının Devamını Oku

Arka penceredeki kadının ilk icraatı

Hikayenin başlangıcını muhtemelen çoğunuz biliyorsunuz...

Ama geçen hafta bir gelişme daha oldu ki, onu da muhtemelen benden okuyacaksınız...

Önce hikâyenin başından başlayalım.

Povalikhino Moskova’nın 500 km kadar doğusunda küçücük bir kasaba...

Eylül ayının başında bu kasabada yerel seçim vardı.

Kasabanın belediye başkanı Nikolay Loktev tekrar seçileceğinden emindi ama bir sorunu vardı.

Seçimde karşısına hiçbir aday çıkmamıştı.

Bu da seçimi şaibeli hale getirebilirdi.

Yazının Devamını Oku