Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Önümüzdeki not defterinde iki tarih var...

Biri 11 Ocak 2021...

Yani geçen pazartesi günü...

Öteki ise bundan 3 gün öncesine ait...

Yani 8 Ocak 2021...

Önce ikincisinden başlayayım...

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Gördüğünüz bu fotoğraf geçen pazartesi günü Kahire’de çekildi... Eminim MİT’in elinde de vardır, çünkü açık istihbarattan gelen bir fotoğraf...

Dikkatle bakarsanız arka planda 4 bayrak göreceksiniz...

Mısır, Ürdün, Almanya ve Fransa bayrakları...

Çünkü önde oturan 4 kişi bu 4 ülkenin dışişleri bakanları...

Yani Almanya, Fransa, Mısır ve Ürdün dışişleri bakanları...

Şimdi bu fotoğrafın teknik bir analizini yapalım.

*

Samimiyetlerini göstermek için böyle bir selfie yapmışlar...

Ama amaç bir hatıra selfie’si değil. Çünkü bir de fotoğrafçı çağırıp bu aşırı samimi “sempatik selfie” sahnesini görüntülettirmişler.

Orada da kalmayıp bu sahneyi bütün dünyaya servis etmişler...

*

Öyleyse nedir bu selfie’nin amacı?

Fotoğrafın adresi neresidir?

Bana sorarsanız bu fotoğrafın görünmesini istedikleri tek yer var orası da Ankara...

Öyleyse gelelim toplantının amacına...

Dört ülkenin dışişleri bakanlarının o toplantısından dışarı yansıtılan resmin amacı şu:

“İsrail ile Filistin arasındaki barış görüşmelerine arabuluculuk etmek...”

Ve açıkladıkları bir şey daha var:

Bu konuda Biden yönetimi ile işbirliği yapacaklar ve ona zemin hazırlıyorlar...

Bu “işbirliği” kelimesi size bir şey hatırlattı mı?

Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yaptırımlar konusundaki son kararında bir cümle vardı hani...

Doğu Akdeniz ve Türkiye konusunda ABD’nin yeni yönetimiyle birlikte hareket edileceği cümlesi...

İşte bu onun ilk karesi...

*

Şimdi bu selfie karesinin hikâyesini burada kesip 3 gün önceye dönüyorum...

Yine çok önemli ve ilginç bir istihbarat...

8 OCAK GÜNÜ SADECE 225 KİŞİNİN OKUDUĞU BİR TWEET

8 Ocak Cuma günü Fatih Yıldız isimli bir kişi bir tweet attı. Bu tweet’i sadece 225 kişi görüntüledi.

Fatih Yıldız, Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi...

*

Attığı tweet şuydu:

“Türk müteahhitler Musul Havalimanı’nı, doğrudan yatırım yoluyla, işletmesini de içerecek şekilde yeniden imar etmek üzere cazip tekliflerde bulunmuşlardı. Görüntüye göre bu projeyi başkaları yapacak...”

*

Büyükelçinin attığı bu tweet aslında 12 gün gecikmiş bir bilgiydi...

Çünkü büyükelçi, 27 Aralık 2020 günü Bağdat’ta bu bilgiyi almıştı.

Musul Havalimanı inşaat ve işletmesi Türk şirketlerine verilmeyecekti...

Bu haber Türk büyükelçi için neredeyse bir şoktu...

Çünkü daha 10 gün önce, Irak Başbakanı Türkiye’ye gelmiş, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bu konu konuşulmuştu.

Musul ve Kerkük, Türkiye açısından hem stratejik, hem psikolojik, hem askeri alanlarda çok önemli bir yerdi.

Bu bölgedeki varlığı açısından sembolik bir anlam taşıyordu.

*

İşin çok ilginç ve şoke edici bir yanı daha vardı. Musul Havalimanı inşaatını ve işletmesini alan bir Fransız şirketiydi.

Şirketin adı da “Aeroport de Paris Ingenierie” idi.

Yani Türkiye’de Atatürk Havalimanı’nı işleten, orası kapanınca başka havalimanlarında faaliyetini sürdüren şirketin bir kolu...

Ancak buradaki şirketle ilişkisi yoktu.

İşte bu noktada kafamı karıştıran bazı sorular var...

Adı geçen Fransız şirket bir tasarım şirketi...

Ve duyduğum doğruysa kapatılmış.

Onlar daha önce havalimanının sadece tasarımını yapmışlar ve ihale henüz sonuçlanmamış. Öyleyse çıkan bu haberler ne?

Üçüncü yazıda kendi yorumumu anlatayım.

YORUM
ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE ÇOK SIK GÖRECEĞİMİZ KARELER

BU selfie ve Bağdat’tan gelen tweet bize bu yılın bir yol haritasını veriyor.

Buna Suudi Arabistan ve öteki Arap ülkelerinin Katar’la anlaşmasını da ekleyin.

Yanına Arap ülkelerinin İsrail’le verdikleri fotoğrafları ekleyin.

2021 yılında bu bölgede hemen her yerde karşımıza çıkacak olan adı konmamış ittifakların ilk selfie kareleridir bunlar...

Bu ittifakın “konmamış adını” da ben koyayım: “Bu Türkler de çok oluyor” cephesidir bu...

Açıkça görelim.

Ortadoğu’da, Doğu Akdeniz’de, Afrika’da, Kafkasya ve Balkanlar’da giderek bizi yalnızlaştırmak ve hareket alanımızı kısıtlamak isteyen bir dönem başladı...

Ve şimdilik burada “evde tek başınayız”...

Bana göre bunu kırmanın tek yolu, reformlar ve Avrupa Birliği ile ilişkileri sağlam bir zemine oturtmaktır...

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

BREAK VE SOKAK DANSININ EN BÜYÜK KOREOGRAFI ÖLDÜ

KENDİNE bulduğu son isim “Shabba Doo”ydu...

1980’li yıllarda benim sosyoloji derslerime konu olan “break dansı”nın en büyük koreografıydı o...

Banksy nasıl şehir duvarlarının ressamıysa...

O da şehir sokaklarının dansçısıydı...

“Sokakların Bob Fosse’u” deniyordu ona...

Pop sokak kültürünün bir efsanesiydi...

Chicago’da büyümüştü ama asıl kariyerini tabii ki Los Angeles sokaklarında yapmıştı.

Aslında onu hiç tanımadan çok seyretmiştik.

Michael Jackson’ın “Bad” klibinde o vardı.

Madonna’nın “Who’s That Girl”ünde...

Lionel Richie’nin “All Night Long” klibinde de o vardı.

65 yaşında hayata veda etti...

Haa bir de asıl adı Adolfo Quinones’di...

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

‘ERKEKTEN NEFRET EDİYORUM’ DEMEK NEFRET SUÇU MUDUR

BİZ “yeni normal”in “heteronormatif müesses nizamı” ile boğuşurken, Fransa geçen ağustos ayından beri çok hassas bir konuyu tartışıyor.

Konu şu:

Pauline Harmange adlı 26 yaşında bir kadın bir kitap yazdı:

Adı “Erkekten Nefret Ediyorum”...

Kitabı daha çok feminist kitaplar basan ve kâr amacı gütmeyen “Monstrograph” isimli yayınevi bastı.

İlk baskısı sadece 400 kopyaydı...

*

Kitabın yazarı bir anda sosyal medya lincine uğradı.

Kendisini tecavüz ve ölümle tehdit edenler oldu.

Bunlardan biri polis tarafından ciddi görülüp gözaltına alındı.

Ama en şaşırtıcı tepki hiç beklenmedik bir yerden geldi.

Fransa Cinsiyet Eşitliği Bakanlığı’nın Ralph Zurmely adlı bir çalışanı yazara bir mesaj atarak, “Bu kitap insanlar arasında nefreti körüklüyor. O nedenle hemen yayından çekin yoksa adli takibat başlar” diyerek tehdit etti.

İşte olay bundan sonra patladı...

Gelin ikinci yazıda bu kitabın akıbetine bakalım.

ERKEKTEN NEFRET ETMENİN REYTİNGİ VE TİRAJI NEDİR

BU tehdidi gören Fransa’nın en büyük yayınevleri harekete geçti.

Kıyasıya bir rekabet sonunda Seuil, kitabı yayınlama hakkını elde etti.

Yayınlanan kitap 20 bin adet satıldı.

Aynı anda 17 ayrı dile çevrildi.

Ve 19 Ocak günü de MeToo Amerika’sında hem de Harper Collins gibi büyük bir yayınevi tarafından yayınlanacak.

*

Ama tartışma devam ediyor...

Fransa Cinsiyet Eşitliği Bakanı söz konusu çalışanının fikirlerine katılmadığını açıkladı.

O mesajı yazan çalışan ise başka bir bakanlığa nakledilmesini istedi.

*

Şimdi şu sorular tartışılmaya başlandı:

“Erkekten nefret ediyorum” demek bir nefret suçu mudur?

Bir erkek çıkıp, “Kadından nefret ediyorum” diye kitap yazsa tepkiler ne olur?

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

300 YILLIK BİR BALIKÇI ŞARKISI NASIL VİRAL OLDU

2020’nin son haftasında Nathan Evans adlı 26 yaşında İskoçyalı bir genç adam TikTok’a bir video yükledi.

Kameranın karşısına tek başına geçip “Soon May the Wellerman Come” adlı bir şarkıyı söylüyordu.

Bu şarkı 1700’lü yıllarda balıkçıların denizde hep birlikte söyledikleri bir şarkıydı.

Bu şarkıyla ekip ruhu ve moral buluyorlardı.

Şarkı TikTok’ta birden patladı...

Bir hafta içinde 1 milyona yakın insan bunu seyretmişti...

Bu köşeden hep anlatıyorum ya... Bu yüzyılın en önemli kavramı “viral”.

Bulaşıcılık yani...

Bu bulaşıcılık herkese inanılmaz bir başarı ve şöhret yolu da açıyor...

Nathan Evans adını düne kadar yaşadığı mahalle dışında bilen yoktu...

Şimdi TikTok’a koyduğu her şarkı en az 100 bin kere görüntüleniyor...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

67’nci dakikada Mesut’suz Fenerbahçe daha mı Mesut

Erol Bulut, Mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı. Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Böyle bir derbiye klasik mantıkla, rasyonel bir değerlendirme yapmak mümkün değil. O yüzden maç boyu gözlemlerimi anarşik biçimde alt alta yazıyorum...

Göreceksiniz ki, bu bir uzman yazısı değil, hepimizin maç sırasında aklımıza gelen düşüncelerden ibaret olacak bu.

BİR KERE DAHA GÖRDÜK DÖRT ÜÇTEN BÜYÜKTÜR

1- Trabzonspor yıllar önce bileğinin hakkıyla kırılmaz denilen ‘Üç Büyük takım’ zincirini en zayıf halkasından kırıp ‘Dört Büyük Kulüp’ karesini, futbolun yeni fotoğrafı olarak kafamıza yerleştirdikten sonra ‘derbilerin’ de anlamı değişti. Ben dahil kimse bir derbi sonucu hakkında önceden rahatlıkla kehanette bulunamadık. Bu maçta öyleydi.

2- Şaşırtmayan, heyecanlandırmayan derbilere alışmıştık. Bu derbi de öyle olacak derken, maçın 67’inci dakikasından sonra beklemediğimiz bir heyecan geldi.

ÖZİL’İ GÖREVDEN ALANIN YENİ BİR HİKAYESİ OLMALIYDI

3- 67’inci dakika önemliydi. Çünkü Fenerbahçe Teknik Direktörü çok az teknik direktörün yapabileceği bir şeyi yaptı. mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı.

4- Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Yazının Devamını Oku

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku

Vay canına benim burnum da soldan sağa doğru çarpıkmış

“‘Ne yapıyorsun’ diye sordu karım, aynanın önünde alışılmadık biçimde oyalandığımı görünce...

‘Hiç’ diye karşılık verdim. ‘Kendimce bakıyorum, burnuma, şu burun deliğimin içine basınca biraz acıyor da’...

Karım gülümsedi...

‘Ben de ne yana doğru çarpık diye bakıyorsun sandım’ dedi.

Kuyruğuna basılmış köpek gibi döndüm:

‘Çarpık mı? Benim burnum mu?’

Karım dingince:

‘Elbette canım, İyi bak: Sağa doğru çarpık...”

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin Hitler destekli ilk Afrodit tartışması: Kim ne dedi

Türkiye bundan 81 yıl önce tarihinin en ilginç müstehcenlik tartışmasını yaşadı.

Tartışmanın konusu “Afrodit” adlı bir kitaptı...

Yani Yunan mitolojisinin “Aşk ve güzellik tanrıçası” üzerine...

Daha doğrusu Fransız yazar Pierre Louys’un 1896 yılında yayınlanmış “Afrodit” adlı kitabı üzerine patlayan tartışmaydı bu.



*

Yazının Devamını Oku