"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Bir gün ‘Tayyip’e’ teşekkür edeceğiz

BUGÜNE kadar Cumhurbaşkanı’na karşı hiç saygısızlık etmedim.
Ona “Tayyip” diye seslenmedim, “RTE” falan gibi küçültücü ifadeler kullanmadım.
Başlıkta “Tayyip” dememin nedeni, son dönemini, 2002 ile 2007 arasındaki Başbakan Tayyip Erdoğan döneminden ayırt etmek istemem nedeniyledir. Başlığa geleyim...
Bir gün “Tayyip dönemine” teşekkür edeceğiz...


* * *


Çünkü:
-Artık güçlü bir demokrasimizin olduğuna inanıyorduk, meğer pamuk ipliğine bağlıymış, onu ispat etti.
-Demokrasinin güçlü kurumlarının bulunduğunu sanıyorduk, “otoriter” bir kişiliğin, kurumları 3 yılda maymuna çevirebileceğini gösterdi.
-“Kuvvetler ayrılığı” prensibinin yerleştiğini sanıyorduk, kafaya koyan güçlü bir kişinin onu 3 günde “kuvvetler birliğine” çevirebileceğini
öğrendik.


* * *


-İyi kötü bir yargımız var sanıyorduk, meğer hiç yokmuş onu anladık.
-Devletin polisi var sanıyorduk, meğer bir fiske ile partinin ve liderin polisi haline gelebiliyormuş, onu da gördük.
-Milli istihbaratımız var sanıyorduk, üç-beş günde Saray’ın ve ailenin dedektifi haline gelebileceğini fark ettik.
-Güçlü bir ordumuz var sanıyorduk, meğer hayal görüyor muşuz, anladık...
-Atatürk’ün kurduğu sağlam bir dış politika geleneğimiz var sanıyorduk, meğer “Stratejik Derinlik” adlı bir kitaplık canı varmış, onu anladık.
-Artık Batılı anlamda bir burjuvazimiz oluşmaya başladı sanıyorduk, meğer sadece bir müzayede cemaatimiz varmış, anladık...
-Ve, 1982 yılından beri bir Anayasamız var sanıyorduk, meğer gözü kara bir cumhurbaşkanının iki dudağı arasındaki bir tomar kâğıttan ibaretmiş...
Onu da maalesef yaşayarak öğrendik.


* * *


Yani arkadaş diyeceğim, hepimiz, bunların hepsini şu son 5 yıllık “Tayyip dönemi” sayesinde öğrendik...
Bir gün bu enkazı kaldırabilirsek, samimi söylüyorum, ona büyük bir teşekkür borcumuz olacak.

İki ara rejimden dayak yiyen insanların en güzel intikamı


-Erdoğan bir şiir okudu, 3.5 ay yattı...
28 Şubat mağduruydu...
Şimdi Cumhurbaşkanı...
-
Merve Kavakçı Meclis’e türbanla girmek istedi. Vatandaşlıktan oldu.
28 Şubat mağduruydu.
Şimdi kız kardeşi onun o günkü türbanıyla Meclis’te yemin etti, milletvekili oldu.
-Leyla Zana...
Bütün dönemlerin mağduruydu...
Yıllarca hapis yattı.
Şimdi milletvekili...
-Tuncay Özkan ve Mustafa Balbay...
AKP ara rejimi mağduruydu...
Beşer yıla yakın hapis yattılar.
Şimdi ikisi de milletvekili.
-Deniz Baykal...
AKP ara rejimi mağduruydu...
Bir kaset komplosu ile genel başkanlığı kaybetti. Şimdi TBMM’nin başkanlığında oturuyor.
-Meral Akşener...
AKP ara rejiminin
mağduruydu.
İktidar medyasının alçakça iftirasına uğradı. Yine milletvekili seçildi.
Bu Meclis, son 13 yılın temsil gücü en yüksek olanı...
Askeri darbe mirası seçim barajı yıkıldı ve vatandaşın verdiği oyların yüzde 90’ından fazlası temsil ediliyor.
Son 30 yılda yaşanan bütün mağduriyetlerin temsilcilerine hakları iade edilmiş durumda.
Toplumun bütün renkleri orada...
Artık yapılacak tek şey kaldı...
Bu güçlü temsilden, bu harika Türkiye mozayiğinden, çağımıza ve ülkemize yakışacak bir anayasa yapmak...
Bu işi en güzel, son 30 yılın bütün ara rejimlerinin dayağını yemiş bu milletvekilleri yapabilir.


Solcu arkadaş artık bu MHP fobisinden kurtul


-Devlet Bahçeli, Türkiye’nin büyük toplumsal meselelerinde
hep sağduyulu davrandı...
-Batılı milliyetçi partiler etnik meseleleri kaşırken, MHP, Kürt meselesinde hiçbir zaman kışkırtıcı olmadı.
-Toplumun duyarlılıklarına hep dikkat etti.
-Yolsuzluklar karşısında hep dik durdu.
-Ekmeleddin İhsanoğlu ve Durmuş Yılmaz gibi, hem dünyaya hem Türkiye’ye güven veren isimleri kadrosuna kattı.
MHP’nin geçmişte de sorumluluğunu ispat etmiş, güçlü bir koalisyon geleneği vardır.
Yani diyeceğim, “Solcu arkadaş, kurtul artık bu MHP fobisinden...”


Bir iftar sofrasında kopan abartılı fırtına


-ÖYLE anlaşılıyorki 7 Haziran mualif kanatta zemberekleri biraz haddinden fazla boşaltmış.
Ankara Mimarlar Odası’nın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki masayla ilgili açıkladığı rakamları okuduğum an, “Bu kadarı olmaz, abartma bile değil kafadan atmışlar” dedim. Hepimizin evinde masa var, bardak var, tabak var.
Hepimiz fiyatlar hakkında fikir sahibiyiz.
Allah aşkına şu masaya bakın bir de Mimarlar Odası’nın verdiği rakamlara.
Mimarlar Odası, biraz değil bayağı yukardan atmış.
Dün Hürriyet’in şehir baskılarında Cumhurbaşkanlığı’nın masayla ilgili yaptığı açıklamayı okuyunca ben samimi olarak ikna oldum.
Eğer bu kafayla gidilirse Saray’la ilgili gerçek eleştiriler de gürültüye gider.

X