Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Ben bunun provasını gözlerimle gördüm.

Hatta yakın gelecekte gerçekleşecek olan o anın önceden çekilmiş bir prova fotoğrafı bile var...

Ve o fotoğraf çekilirken ben de oradaydım.  

*

Gördüğünüz bu fotoğraf 25 Temmuz 2019 günü Almanya’nın Bayreuth şehrinde çekildi.

O gün dünyaca ünlü Wagner Festivali’nin açılış konseri vardı.

Wagner’in Tannhauser eseri sahnelenecekti.

Dünyanın en büyük üç ekonomik devinden biri olan Almanya’nın başbakanı o festivalin açılışına işte bu siyah arabayla geldi.

Arkasındaki bir
arabada asistanı veya özel kalemi vardı.

Önünde de yol açan bir polis eskortu....

Arabanın kapısını kendi açtı...

Kırmızı halıda yürürken yanında, arkasında, önünde hiçbir koruma görevlisi yoktu...

Kimse rahatsız edilmedi...

Giderken de aynı şekilde ayrıldı...

*

Size şimdiden şunu yazabilirim.

Başbakanlık görevinden ayrılışı da aynen böyle olacaktır.

Devir teslimi yaptıktan sonra kapıya gidecektir.

Muhtemelen başbakanlığa ait resmi arabasını bırakıp tahsis edilen başka bir arabaya binecektir.

Muhtemelen arkasında ve önünde araba olmayacaktır.

Sessizce evine gidip kocasıyla televizyonun karşısına oturacaktır.

Ve aynı dakikalarda Almanya’nın seçilmiş yeni başbakanı da onun bıraktığı koltukta sessizce çalışmaya başlayacaktır...

*

Ve bu devir teslim bize şu gerçeği bir kere daha anlatacaktır.

Kendi isteği ile veya seçim kaybederek o koltuktan kalkmak da seçim kazanarak oraya oturmak kadar şerefli bir şeydir...

*

Ne yazık ki Trump bu şerefi hak etmedi...

Kendinden önceki başkan Obama bütün dünyada göğsünü gere gere dolaşırken....

O, adını dünya tarihine süfli bir sivil darbeci ve diktatör olarak yazdıracak...

ELİ BALTALI BU YÜCE MANİTU HEPİMİZE ŞUNU HATIRLATIYOR

ÖNCEKİ gece Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan feci olaydan geleceğe kalacak en çarpıcı iki-üç kareden biri işte şu tuhaf adam olacak...

Güya, “Ezilmiş, katliama uğramış” bir halkın kıyafetine bürünmüş... Ama arkasındaki “azmettirici kişiliğin” bu kıyafetle yakın uzak hiçbir ilişkisi yok.

Dünyanın başına, “popülizm” denilen 21’inci yüzyıl belasını açan süfli kişiliktir o.  

Ve bu fotoğraf bize demokrasiler hakkındaki iki yeni gerçeği anlatıyor:

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

BİR: Biz bugüne kadar demokrasiyi sadece “Kazanılan seçimle iktidara gelme rejimi” sanıyorduk...

Meğer ondan önemli bir şey varmış:

“Demokrasi asıl kazanılan seçimle oturulan koltuktan, kaybedilen seçimle ayrılma rejimiymiş...”

*

İKİ: Biz bugüne kadar demokrasilere karşı en büyük tehdidin, askeri darbelerden geldiğini sanıyorduk.

Meğer asıl pusuda bekleyen tehlike seçimi kaybeden ve kaybetmekten korkanların yapmayı hayal edeceği, yapmaya cüret edeceği şeylermiş....

*

Bence iyi oldu...

Çünkü geçen yüzyıl başında Hitler ve Mussolini gibi seçimle geldikten sonra devlet içinde sivil darbe yaparak, sadece kendi ülkelerinin değil dünyanın başına da en büyük felaketleri açan popülist canileri galiba çok çabuk unutmuştuk...

*

O nedenle bu eli baltalı ‘yüce manitu’yu bir totem gibi demokrasi meydanlarına dikip sık sık bakmakta ve hatırlamakta yarar var.

EV MAHKÛMU 65 PLUS’ÇI, KUR MASAYI VAPURİDİS VE ‘SAMYOTİSA’ GELİYOR

JUSTİN Bieber falan diyorum da, bu hafta asıl takıldığım şarkı “Samyotisa”...

Söyleyen “Tavernalar Kralı Yorgo Vapuridis”...

Türkiye’nin ender kalmış Rum vatandaşlarından biri...

Geçen ay çıkan “Unutulmaz Hayatların Reçeteleri”(*) adlı kitabı okudum.

Yorgo Vapuridis’i de orada okuyup hatırladım.

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Vapuridis, bir zamanlar İstanbul ve İzmir’in gecelerini renklendiren harika bir taverna şarkıcısıydı.

*

Söylediği, “Samyotisa” küçüklüğümde İzmir’in meyhanelerinde babamla birlikte dinlediğim çok güzel bir Rum şarkısı...

“Sisamlı Kız” demek...

Facebook’ta izlediğim “Giritliyiz” adlı sitede bu şarkı şöyle tanıtılıyor:

“Samyotisa için Giritli mübadillerin milli şarkısı diyebiliriz. Lozan Mübadilleri Vakfı Korosu seslendiriyor...”

*

Şu eve kapanmalarda benim gibi bir 65 plus için harika bir masa kurma bahanesi oldu bu şarkı...

Yılbaşından beri dinleyip dinleyip yeniden dinliyorum....

Çocukluğumun Gümüldür’ünde karşı sahildeki Sisam yine karşımda...

Ve mırıldanıyorum:

“Sisamlı kız Sisamlı kız

Ne zaman gideceksin Sisam’a...”

Bu şarkı bütün bu ay beni idare eder...

..........................................

(*)Meri Çevik Simyonidis: “Unutulmaz Hayatların Reçeteleri”, İnkılap Kitabevi, 2020, İstanbul...

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl


İZMİR’İN KRAL DAİRELERİNDEN BALIKLI RUM İHTİYARHANESİ’NE

VAPURİDİS kitapta, “İzmir’in kral dairelerinde kalırdım” diyor.

Şimdi Balıklı Rum İhtiyarhanesi’nde yaşıyormuş...

Hastanede kendine fotoğrafta gördüğünüz bu fantastik dünyayı kurmuş.

Bir insan yaşlılığında kendine bu kadar renkli bir dünya kurabiliyorsa...

Kral dairelerinin şaşaasından, kendi küçük şaşaasına böylesine rengârenk bir yatay geçiş yapabilmişse eğer...

Kitsch’i böylesine kendi rengârenk dünyası haline getirebiliyorsa...

O zaman içilir bu adamın şerefine...

Vallahi Spotify’daki şarkılarınla şu 65 plus hayatımın tam ortasına harika bir taverna açtın arkadaş....

Sen hâlâ bizi böyle güzel eğlendiriyorsun ya...

Allah da sana uzun ömürler versin Yorgo Vapuridis...

 

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl


DİNLEDİĞİM EN GÜZEL JUSTİN BİEBER ŞARKISI

SON iki haftadır favori şarkılarımdan biri Justin Bieber’ın “Anyone”ı...
Aralık sonunda çıkan parça onun bugüne kadarki en iyi şarkılarından biri...
Justin Bieber kariyerine çocuk sesiyle başladı.
Bugün 26 yaşında ve sesi giderek mükemmelleşti ve oturdu...
Sanıyorum bu şarkıyla birlikte artık onun olgunluk dönemi başlıyor...

ACABA REKTÖRÜN EN SEVDİĞİ METALLİCA ŞARKISI HANGİSİ

BOĞAZİÇİ’nin yeni rektörü Metallica dinliyormuş...

Ben Metallica’cı değilim... Buna karşılık “hayatımın fon müziği” diye yaptığım Spotify listemde bir Metallica şarkısı var.

O da “Unforgiven”...

Şarkının Türkçe sözleri şöyle:

“Genç bir insan dünyaya katılıyor...

Ve hemen boyunduruk altına alınıyor...

Genç çocuk onların kurallarını öğreniyor...

Zamanla içine kapanıyor...”

Şarkı sonra şu nakaratla devam ediyor:

“Hiç özgür olmadım, hiç ben olmadım...”

Dün grubun bu şarkısını bir kere daha dinlerken düşündüm.

Acaba yeni rektörün en sevdiği Metallica şarkısı hangisidir...

Bence öğrencilerle birlikte bu şarkıyı birlikte söylemeyi bir denemeli...



KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Türkiye bu işitme engelli Afgan kızına ne öğretti

Bugün size yerel kıyafetleri içinde hapishane demirlerini kıran bu genç kızın hikâyesini anlatacağım.

Bunu çizen kızın adı Sara Barakzay...

Afganistan’ın ilk kadın çizgi romancısı...

Adını ilk defa dün Guardian gazetesinde gördüm.

Ben onun hakkındaki bu haberi okurken, Türkiye’de gazetelerin, internet haber sitelerinin, haber televizyonlarının bir numaralı gündemi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı İnsan Hakları Reform Paketiydi...

İkisinin aynı güne gelmesi benim için çok anlamlı bir sürpriz oldu.

Çünkü bu çizginin Türkiye’ye uzanan bir ucu var.

Nedenini anlatayım.

Yazının Devamını Oku

Kendini Sharon Stone sanan ve kedilere bulaşan bir erkek

Bu hafta kayda geçirdiğim dizinin adı şu:

“Don’t F...k With Cats...”

“Kedilere Bulaşma: İnternette Katil Avı...”

*

Üç bölümlük dizinin girişinde ‘Buradaki kişiler hayal mahsulüdür’ diye bir yazı yok. Dizideki her kare gerçek...

Mekânlar gerçek.

Olaylar gerçek...

Ve en önemlisi...

Yaşanan bütün vahşet gerçek...

Yazının Devamını Oku

İlginç bir soru: Pülümür ve Fatih'te neler oluyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2023 yılına kadarki görünümünü kökten etkileyebilecek “reform tasarısı”nı bugün açıklayacak.

Adalet, demokrasi ve insan hakları reformu...

Tabii bu reform aynı zamanda ifade ve haber alma özgürlüklerinin de çerçevesini çizecek...

İşte böyle bir günde ben de size Türkiye’nin “haber coğrafyasını” anlatan bir çalışmadan söz edeceğim.

*

Hürriyet İnternet’in eski yöneticisi Emre Kızılkaya dün ilginç bir çalışmanın sonuçlarını açıkladı.

Kızılkaya ve arkadaşları 2 hafta boyunca Türkiye’de yayınlanan 1.1 milyon haberi inceleyip analizini yapmışlar.

Türkiye’de 19 ulusal, 165 ise yerel TV kanalı var...

Devlet kontrolünde ise 13 TV kanalı bulunuyor...

Yazının Devamını Oku

67’nci dakikada Mesut’suz Fenerbahçe daha mı Mesut

Erol Bulut, Mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı. Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Böyle bir derbiye klasik mantıkla, rasyonel bir değerlendirme yapmak mümkün değil. O yüzden maç boyu gözlemlerimi anarşik biçimde alt alta yazıyorum...

Göreceksiniz ki, bu bir uzman yazısı değil, hepimizin maç sırasında aklımıza gelen düşüncelerden ibaret olacak bu.

BİR KERE DAHA GÖRDÜK DÖRT ÜÇTEN BÜYÜKTÜR

1- Trabzonspor yıllar önce bileğinin hakkıyla kırılmaz denilen ‘Üç Büyük takım’ zincirini en zayıf halkasından kırıp ‘Dört Büyük Kulüp’ karesini, futbolun yeni fotoğrafı olarak kafamıza yerleştirdikten sonra ‘derbilerin’ de anlamı değişti. Ben dahil kimse bir derbi sonucu hakkında önceden rahatlıkla kehanette bulunamadık. Bu maçta öyleydi.

2- Şaşırtmayan, heyecanlandırmayan derbilere alışmıştık. Bu derbi de öyle olacak derken, maçın 67’inci dakikasından sonra beklemediğimiz bir heyecan geldi.

ÖZİL’İ GÖREVDEN ALANIN YENİ BİR HİKAYESİ OLMALIYDI

3- 67’inci dakika önemliydi. Çünkü Fenerbahçe Teknik Direktörü çok az teknik direktörün yapabileceği bir şeyi yaptı. mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı.

4- Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Yazının Devamını Oku

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku