Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” kısa süre susar ve devam eder:

“Bazen iki adam gelir...”  

*

Nedense her defasında aklımda daha çok bu ikinci cümle kalır...

Bir an o barda rahmetli Süleyman Demirel’in oturduğunu ve şunu söylediğini görürüm:

“Demokrasilerde çareler tükenmez...”

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

İşte ondan aldığı cesaretle, yarım kalmış bu iki cümleyi hep benim şu muzır beynim tamamlar: “Bazen üç, beş kadın gelir ve...”

*

Geldiler de nitekim....

*

Bugün Yeni Zelanda’nın başında bir kadın başbakan var...

Jacinda Ardern...

Ülkesinin iki çok tehlikeli ve devasa sorununu...

Cami bombalanması ve COVID pandemisini çok başarılı bir şekilde yönetti...

*

Almanya Başbakanı Angela Merkel...

Bugün dünya demokrasilerinin tartışmasız bir numaralı lideri...

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin...

Harikalar yaratıyor...

*

Norveç Başbakanı Erna Solberg...

Dünyanın en zengin vatandaşlarını huzur içinde yaşatıyor...

*

Bugün dünya genelinde 21 ülkede kadın devlet başkanı veya başbakanlar iktidarda...

Bunların 11’i Avrupa’da...

Yani demokrasileri yönetiyor...

Ve hiçbiri de Trump gibi seçimi kaybedince “Ben gitmem” diye mızıkçılık yapmıyor...

*

Evet, gelin şimdi hep birlikte, “bardaki yabancı”nın yarım kalmış cümlesini bir kere daha söyleyelim:

“Bazen bir ülkeye bir adam gelir...”

Atatürk gibi...

Ülkesine çağ atlatır...

*

Sonra bir gün bir adam daha gelir...

O da harika işler yapar...

Sonra üç-beş kadın gelir...

Ve demokrasilerde çareler hiç tükenmez...

Bu rejimin güzelliği de budur zaten... Seçimle gelen yine seçimle kalır...

Veya yine seçimle giderse...

Çareler hiç tükenmez...

*

Amerikan halkı şimdi “Bazen bir adam gelir” filminin son sahnesini izliyor.

Kazandığı seçimle gelip de, kaybettiği seçimle gitmek istemeyen süfli bir karakterin sefaletini...

SEVİYELİ MAGAZİN
650 MİLYON DOLARLIK ÜÇLÜ BİR ‘SADAKATSİZ’ SİTCOM’U

Vallahi kimse üzerine alınmasın ama “Memleketin bunca meselesi varken” ben yine “seviyeli magazin”e dalacağım...

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve
Rus oligark Ferhad Ahmedov ve sevgilisi Rusya güzellik kraliçesi

Bugünlerde yakından izlediğim en harika sitcom, İngiltere’de Azeri bir ailenin üç üyesi arasında geçen gerçek bir boşanma hikâyesi.

Rusya’nın en büyük enerji şirketi Northgas’ın patronu Azeri asıllı Ferhad Ahmedov, karısı Tatiana Ahmedova ve oğulları Timur Ahmedov arasında geçen olayın bugüne kadarki ilk iki bölümünün özeti şöyle...

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

İLK SEZON: EŞİM BENİ ALDATIYOR

Ferhad Ahmedov ve eşi Tatiana, karşılıklı olarak “Eşim beni aldatıyor” iddiasıyla mahkemeye başvurdular.

Her ikisi de Rus vatandaşı ama bütün oligarklar gibi paralarını Londra’da yedikleri için eşler orada yaşıyorlar.

Koca, davayı hâkimleri etkileyebileceğini düşündüğü Moskova’da açtı...

Karısı ise hâkimlerine daha çok güvendiği Londra’da...

İKİNCİ SEZON: ERKEK MOSKOVA KADIN LONDRA’DA BOŞANIYOR

Ferhad Ahmedov, “kendisini aldattığını” iddia ettiği karısına çok kızgın ve “Beş kuruş tazminat vermem” diyor.

Kocasının kendisini aldattığını iddia eden Tatiana ise “Bana bütün paranın yarısını vereceksin” diyor.

Peki sonuç ne?

Sonuç tahmin ettiğiniz gibi...

Moskova mahkemesi boşadı ve tazminata gerek yok dedi...

Londra mahkemesi ise kocayı 650 milyon dolar tazminat ödemeye mahkûm etti.

ÜÇÜNCÜ SEZON: KOCAM BÜTÜN PARAYI OĞLUMUN ÜZERİNE YAPTI

Mahkeme faslı tamam ama şimdi bu gerçek sitcom’un üçüncü sezonu başlıyor.

Rus işadamı “Benim Londra’da tek kuruşum yok” deyip tazminat parasını ödemiyor.

Tatiana Ahmedova ise bu defa oğluna dönüp, “Babanın parası senin üzerinde, bu parayı sen ödeyeceksin” demeye başladı.

Bütün bunlar olup biterken Ferhad Ahmedov’un 500 milyon dolar değer biçilen mega ötesi yatı ise sakin sularda sahibini bekliyor...

17 YIL ÖNCE
‘ZAMANIN RUHU’NU BİLİYORUZ MEĞER BİR DE RUHSUZLUĞU VARMIŞ

Bu fotoğraf 2003 yılının ağustos ayında Rusya’nın Karadeniz sahilindeki Soçi şehrinde çekildi.

Yer Rusya Devlet Başkanı Putin’in yazlık sarayı... Fotoğrafı çeken ise Kremlin Basın Sözcüsü Dmitri Peskov...

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Putin’in etrafında 6 Türk gazetecisi var...

Soldan ayakta duranlar...

Cenk Başlamış (Milliyet Moskova temsilcisi), Mehmet Yılmaz (Milliyet Genel Yayın Yönetmeni), Mehmet Ali Birand (Milliyet yazarı ve 32’nci Gün yapımcısı), Putin, ben (Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni), Ergun Babahan (Sabah Genel Yayın Yönetmeni).

Önde diz çökmüş olan ise Hürriyet’in Moskova temsilcisi Nerdun Hacıoğlu...

*

Mehmet Yılmaz, Ergun Babahan ve kendi gözlüklerime takıldım.....

Üçümüzünki de ince çerçeve.... 20’nci yüzyılın ilk yarısında Almanya’da muhafazakâr bir doktor veya Nazi partisinin sivil propaganda görevlisi gibi bir havamız var...

Üzerimizdeki kostümler desen dökülüyor...

Özellikle de ceketler...

Hepsi “zamanın ruhsuzluğu”...

*

Aradan geçen 17 yılda, yuvarlak çerçeveli gözlük yüzümüzü, slim fit ise bedenimizi kurtarmış...

Darısı hepimizin kafasına...

ERKEK PSİKOLOJİSİ
BÖYLE BİR KADIN TARAFINDAN ŞIMARTILMAK NASIL BİR DUYGUDUR

KENDİ payıma cevabımı hemen vereyim:

Bir kadını şımartmak da, onun tarafından şımartılmak da çok güzel bir şeydir... Ama isterseniz benim değil de büyük bir tenor Pavarotti’nin duygu dünyasına bakalım.

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Digitürk Amerikalı yönetmen Ron Howard’ın yaptığı Pavarotti belgesellerini yayınlıyor.

2019 tarihli filmi çok sevdim. Sesinden tanıdığım Pavarotti’yi insan olarak da tanıdım...

*

Orada yıllarca asistanlığını üstlenmiş soprano Madelyn Renee ile yapılmış konuşmalar da var. Madelyn Renee Amerika’da Julliard mezunu bir soprano...

Öyle kariyeri parlak bir soprano değil.

Uzun yıllar Pavarotti’nin asistanlığını yaptı...

Kendisini şöyle anlatıyor: “Pavarotti ile çizgiyi nerede çekeceğinizi bilemezsiniz. O, benim için bir arkadaş, dost, öğretmen ve aşkımdı...”

Yani sevgilisi aynı zamanda... İşte o Pavarotti’nin kadınlar tarafından şımartılmayı çok sevdiğini söylüyor.

Filmden anladığım kadarı ile çok da güzel şımartmışlar onu...

DAĞINIK BİR BAVUL, DAĞINIK BİR YATAK

FİLMDE Pavarotti’nin bana çok benzeyen bir yanını da öğrendim.

Konser seyahatlerine 28 bavulla çıkarmış...

Ve bavul hazırlamaktan nefret edermiş, öldüğü güne kadar hiçbir bavulunu kendi hazırlamamış...

Ortak yanımız şu:

Ben de sevmem bavul hazırlamayı...

Hiç beceremem...

Evden ayrılırken mutlaka biri yardım eder...

Ama o dönüşler yok mu...

İşte orada kendim hazırlarım...

Ve insanın kendi dağıttığı bir bavulu ve yatağı kendinin toplamasının ne kadar zor olduğunu hep yaşayarak öğrendim.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

12 boş tabut ve avluda faili meçhul bir ceset

Bugünkü hikâyemiz son zamanlarda streaming platformlarda çok moda olan bir “Unsolved Mysteries...”

Yani “Çözülmemiş esrarengiz olaylar” kategorisinden...

Yaşanmış bir polisiye...




Yazının Devamını Oku

Fikri Bey kardeşim bu kareye bir de sen bak

Önceki gün çekilen bu fotoğraf karesinde ne görüyoruz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan aşı oluyor...

*

Tamam güncel olan o...



Ama gözümüzü hafifçe sağa ve sola çevirince ne görüyoruz...

Yazının Devamını Oku

Bir selfie fotoğrafı ve üç gün önce atılan bir tweet

Önümüzdeki not defterinde iki tarih var...

Biri 11 Ocak 2021...

Yani geçen pazartesi günü...

Öteki ise bundan 3 gün öncesine ait...

Yani 8 Ocak 2021...

Önce ikincisinden başlayayım...

Gördüğünüz bu fotoğraf geçen pazartesi günü Kahire’de çekildi... Eminim MİT’in elinde de vardır, çünkü açık istihbarattan gelen bir fotoğraf...

Dikkatle bakarsanız arka planda 4 bayrak göreceksiniz...

Yazının Devamını Oku

Bugün ayaktaysa kendisi ve bu iki insan sayesinde

Dün Posta gazetesinin manşeti şöyleydi:

“Ebru’nun zaferi”...

Aslında, bu başlığı Adnancı çetenin mahkûm olduğu gün ben atmalıydım...

Ama Posta’yı kutluyorum...

Benim 25 yıldır takip ettiğim bir olaydı bu...

Adnancı zalimlerin “Adnan Hoca” olduğu günlerde, herkesin ondan korkup sindiği günlerde, onun zulmüne uğrayıp da tek başına mücadele eden bir kadın vardı.

Adı Ebru Şimşek...

Bu çete ona yapmadığı zulmü bırakmamıştı...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

Klarnet: Dış politikanın yükselen yumuşak gücü

Son zamanlarda Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinin müdavimi oldum.

Çünkü Türk dış politikasının en gizli nabzı orada atıyor....

Özellikle Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın dış gezilerinde...

Bakanlık sitesi arşivine konan bu gezilere ait görüntüler, gazete ve televizyon haberlerine pek yansımayan “yeni trendleri” anlatıyor...

Şu an önümde son iki geziye ait görüntüler var...

Birincisi Libya’dan...

Savunma Bakanı geçenlerde Libya’yı ziyaret etti...

Orada düzenlenen gecenin en vurucu cümlesini gazetelerde ve internet sitelerinde okuduk.

Yazının Devamını Oku

WhatsApp kâbusu-Neee o çıplak fotoğrafları başkalarına mı vereceksin

Herkesin kulaktan kulağa sorduğu soruyu ben açıkça sorayım: Hani pandemi sırasında erkek WhatsApp gruplarında karşılıklı atılan o çıplak kadın fotoğrafları var ya...

Yapılan o erkek geyikleri...

Hani bir uçtan ötekine şifreli diye fantezi meraklılarının yaptığı o anatomik paylaşımlar...

Kadınlar, siyasetçiler hakkında o yazılıp çizilen fıkralar...

Paylaşılan siyasi karikatürler...

Normal sohbetlerimizde ağzımıza almayacağımız ifadeler, kavramlar, küfürler...


Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku

İlk gün: 'AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor'

Şimdi anlatacağım konuşmayı 3 gün geciktirerek yayınlıyorum.

İki nedenden dolayı bilerek erteledim.

Birincisi bu sözleri söyleyen Kılıçdaroğlu’ndan yazmak için izin istedim.

İkinci ve daha önemlisi ise...

Bu konuşmayı yılın ilk günü yayınlamak istedim.

Çünkü o felaket yılından sonra 2021’e umutla girmeyi arzuladım...

Geçen salı günü...

Yer Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en güzel yeni yıl kartpostalı

Önceki gün arkadaşım Ahmet Acar’ın cenazesine katılmak için arabayla Ankara’ya gidip geldik...

İlk defa Kuzey Marmara otoyolunu kullandım...

İstanbul dışına çıkışı çok kolaylaştırmış...

Yolu en az 30-40 dakika kısaltıyor.

İstanbul’a dönüşte, bugüne kadar bana en çok heyecan veren duvar resimlerinden birine rastladım.

“Pasific” benzin istasyonunun market duvarına çizilmiş olağanüstü bir Türk bayrağıydı bu...

Kim çizdiyse gerçekten çok başarılı...

Bayrağın dalgalanışına o kadar güzel bir hareket vermiş ki, insan önünde durup fotoğraf çektirmeden geçemiyor....

Yazının Devamını Oku

Beluga balinası ve Amur kaplanı ile uyuyan hücrelere mesaj mı

Dün Rusya Devlet Başkanlığı’nın internet sitesinde dolaşırken çok ilginç bir şeyle karşılaştım.

Biliyorum bazılarınızın aklına hemen şu soru gelecek.

“Ne işin var senin oralarda?”

Sedat Ergin soktu kanıma bunu...

Biliyorsunuz, o, başlığında “resmi” kelimesi bulunan her devlet sitesini ziyaret eder.

Tabii ki, onun Rusya resmi internet sitesine girip dolaşması ile benimki arasında esaslı bir fark var.

Onun ilgi alanı “Diplomatik belgeler”, “Resmi heyetler arasındaki görüşmeler” ve “Dokümanlar” bölümü olur...

Ya ben Rusya Devlet Başkanı’nın sitesine girersem ne görürüm?

Yazının Devamını Oku

Kaybettiğim bir tebessüm ve en güzel komşularımız

‘Hayatın şeyleri” bazen insanı en hazırlıksız anında yakalar...

Kendinizi mütevazı ve sakin bir yılbaşına hazırlarken çalar birden kapınızı...

En hazırlıksız olanı ise yüzünüzdür öyle anlarda...

O yüz ne hissettiğini anlatamayacak kadar çaresizdir çünkü...

Pazar akşamı işte böyle oldu...

Hiç beklemediğimiz, en hazırlıksız anımızda öğrendik oda arkadaşımın ölümünü...

ODTÜ’nün eski rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar benim ilk akademik yoldaşımdı...

Aynı yıl yurtdışından dönüp, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde göreve başladık....

Yazının Devamını Oku

26 yaşındaki David mi 70'lik ben mi daha yakışıklı

Michelangelo, David heykelini yaptığında 26 yaşındaydı...

Tahmin ediyorum yaptığı heykel de anatomik olarak 20-30 yaşlarında bir erkektir...

Biliyorum başlıktaki soruyu okuduğunuz an, “Yine ne saçmalamış” diyeceksiniz...

Hayır ciddiyim...

O nedenle, soruyu yeniden soruyorum:

Evrensel güzellik ölçülerine vurursanız, Michelangelo’nun David heykelindeki erkek mi daha güzel ben mi...

*

Hiç kuşkusuz David de kusursuz bir erkek değildi... Başı normalden büyük, elleri de öyle...

Genital organı küçük...

Yazının Devamını Oku

Dün Metin Akpınar'ı arayıp şu soruyu sordum

Önceki gün Metin Akpınar’ın mahkeme koridorundaki fotoğrafı çok dokundu bana...

Bir bankın ucunda yapayalnız oturuyordu...

1970’lerin terör yıllarına döndüm...

Sonra 1980’li yıllara...

12 Eylül’ün o karanlığında bile siyasi hicivleri, mizahı ile bizi gülümseterek, kahkahalar attırarak dayanma gücümüzü nasıl arttırdıklarını hatırladım...



Yazının Devamını Oku