GeriErtuğrul ÖZKÖK Beyoğlu’nun yeni kadın profili ne
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beyoğlu’nun yeni kadın profili ne

GEÇEN çarşamba öğleden sonra, Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan ile İstiklal Caddesi’ni Tünel’den başlayıp Taksim’e kadar yürüdük.

Gördüğüm insan profili şuydu.

Beyoğlu’nun yeni kadın profili ne***

- Evet Arap turist ve Suriyeli göçmen sayısında belirgin bir artış vardı.

Ama şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim.

Blucinli ve şortlu kadın sayısı, başı örtülü, geleneksel kıyafetli kadın sayısından çok fazlaydı.

- Çok daha önemli gözlemim ise şu.

Ortadoğu ve Arap ülkeleri kökenli başı örtülü kadınların yürüyüş ve davranışları da çok rahat görünüyordu.

- Taksim civarındaki restoranlarda sadece kadınlardan oluşan çok sayıda masa gördüm.

Beyoğlu, muhafazakâr kadını da özgürleştiriyor gibi bir duyguya kapıldım.

***

İşte size yeni Beyoğlu’ndan gözlemlerim.

Ama tabii bunlar çok şahsi gözlemler.

SOKAK MÜZİSYENLERİNİN FATİH AKIN FİLMİNDEN FARKI

BEYOĞLU müzisyenleri deyince aklıma Fatih Akın’ın o harika “Crossing the Bridge” belgeseli geliyor.

O filmde Beyoğlu müziğinin muhteşem kozmopolitliği çok güzel anlatılmıştı.

Geçen çarşamba rastladığım sokak müzisyenlerinin büyük kısmı Ortadoğu kökenliydi.

Sanki Kürt kökenli ve Batı müziği tarzı müzisyen azalmış gibiydi.

İzlenimim, çeşitlilik azalsa da, Beyoğlu müzikteki kozmopolit özelliğini koruyor.

Beyoğlu’nun yeni kadın profili nePAN FLÜTÇÜ DERSİ

- ARALARINDA pan flüt çalan bir Romanyalı da vardı. Aklıma Paris yıllarımda dinlediğim Gheorghe Zamfir geldi. O çalarken fotoğraf çektirmek istedik. Ancak o sırada, teypten playback çaldığı yaylı sazlılar kısmı gelmişti.

Biz flütü ağzına almasını istedik, ama reddetti ve bekleyin dedi. Bekledik ve tekrar flüt kısmı gelince öyle fotoğraf çektirdik.

NARMANLI HAN’DAN İLK FOTOĞRAFLAR

EN merak ettiğim yerlerden biri Narmanlı Han’dı...

Bu bina uzun zamandır kapalı duruyordu ve içinde neler yapıldığı pek dışarı yansımıyordu.

Burasını gözümde önemli kılan şey tarihi yapısı kadar Ahmet Hamdi Tanpınar’ın orada yaşamasıydı.

Başkan Ahmet Misbah Demircan hanın kapılarını ilk defa benim için açtırdı.

Beyoğlu’nun yeni kadın profili ne

İçeride bambaşka bir dünya oluşmuş.

Güzel bir restorasyon uygulanmış.

İç fasadın renkleri çok güzel olmuş.

Pencere kepenkleri ise “Osmanlı yeşili” adını verdikleri bence çok güzel neftiyle koyu arası bir yeşil olmuş.

İçeride çok güzel restoran mekânları yaratılmış.

Belli ki avlu büyük bir canlılık yaşayacak.

Bir de terasından bakınca İsveç Konsolosluğu’nun bahçesi ve arkada Topkapı’nın görünümü harika.

İç mekânın fotoğrafları ilk defa benim için çekildi. 

Karar sizin...

AVLUYA KİMİN KEDİLİ HEYKELİ YAPILIYOR

BU arada bir haber.

Avluya üç heykel konulacak.

Aliye Berger, Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın heykellerini Mimar Sinan Üniversitesi’nden Neslihan Pala yapıyor. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın heykelinin yanına iki de kedi koymayı unutmamış.

Bankta oturan Tanpınar ve kedileriyle fotoğraf çektirilebilecek.

Beyoğlu’nun yeni kadın profili neEMEK’E GELENLERİN YÜZDE KAÇI ORADAN

BEYOĞLU ziyaretimizin en tartışmalı bölümü tabii ki Emek Sineması’ydı...

Pasajın giriş bölümünü beğendim.

Ben yaşamayan mekânların korunmasının mümkün olmadığını düşünenlerdenim.

İçeride modern bir düzenleme yapılmış.

Ayrıca ana salon da iyi restore edilmiş.

Biz oradayken bir tiyatro oyununun provası vardı.

Emek Sineması’nın altına küçük ama çok modern salonlar yapılmış.

Bu arada sinemanın yöneticisi, çok sevdiğim Yüksek Sadakat grubunun eski üyelerinden Cemil Demirbakan olmuş.

Sinemaya gelenler hakkında bir anket düzenlemişler.

Gelenlerin yüzde 40’a yakını Cihangir ve Beyoğlu civarında yaşayanlarmış.

Geriye kalan bölümün yüzde 15’i de Beşiktaş ve Şişli tarafından geliyormuş.

Yani sinemanın güçlü bir yerel müşterisi var.

TRAMVAY VE AĞAÇLAR KALKIYOR MU

BAŞKAN Demircan kesin bir teminat olarak şunları söyledi:

- Yolun altyapısı tamamen yenileniyor. Su, atık su, kanalizasyon, elektrik ve internet yapısı tamamen alta alınıp yenileniyor.

- Tramvay yolu yenileniyor. Çünkü tramvayın yarattığı titreşim yüzünden yol hep bozuluyormuş. Şimdi titreşim emen bir sistem yerleştiriliyormuş. Ağaçlar da yerine konacakmış.

TAKSİM CAMİSİ’NİN YÜKSEKLİĞİ NE VE İMAMI KİM OLACAK

BEYOĞLU’nun karakterinin değişmesi ile ilgili en büyük eleştirilerden biri Taksim Meydanı’na yapılacak olan cami.

Ahmet Misbah Demircan, “Bence bu çok yanlış bir düşünce. Buraya gelen insanlar, karşıdan baktığında cami ve kiliseyi birlikte görecek. Bundan güzel bir mesaj olabilir mi” diyor.

Yapılacak caminin yüksekliği oradaki kilisenin kubbesinden yüksek olmayacakmış.

Ayrıca caminin altına bir Mevlevihane yapılacakmış. Bu aynı zamanda yabancılara da Mevlevi gösterilerinin yapılacağı bir yer olacakmış.

“Bunun için bu camiye çok özel bir imam atayacağız” diyor.

Beyoğlu’nun yeni kadın profili ne

BEYOĞLU BARİSTALARI HAKKINDAKİ PUANLARIM

İFLAH olmaz bir kahve düşkünü olduğum için yeni Beyoğlu’nun kahve profili de önemliydi.

- Starbucks: Her zaman Starbucks’tır. Son zamanlarda yoksul bölgelerde dükkân açma stratejilerini hayranlıkla izliyorum.

Beyoğlu’ndaki de favorilerimden.

- Coffeeshop Company: Emek Sineması girişinde. Şefinin kahve bilgisi çok iyi. Baristası kadın. Bana bugüne kadar pek bilmediğim Viyana usulü kahve demlediler. Çok iyiydi.

- Mandabatmaz: Beyoğlu’nun en tanınmış geleneksel Türk kahvesi markası. Türk kahvesine düşkün değilim. Ama harikaydı. Yanında getirdikleri kuru kayısı da mükemmeldi.

BEYOĞLU 360’IN TAHTA PERDESİNİN ARKASI

ZİYARETİN sondan bir önceki durağı Tarlabaşı’ında “360 projesinin” uygulandığı yerdi.

Sık sık önünden geçtiğim büyük panolarla önü kapanmış bölgenin inşaat alanına girdik.

Orada gerçekten güzel bir doku oluşmaya başlamış. Gelecek yıldan itibaren ilk bölüm tamamlanacakmış.

Bu arada sağ taraftaki büyük Ermeni kilisesi ve Rahibe Okulu binası korunmuş ve restore edilmiş.

Gerçekleşmesi imkânsız gibi bir projeydi. Ama büyük iş başarılmış.

SONUÇ

BEYOĞLU BİTİYOR MU, YENİDEN Mİ DOĞUYOR

ÜZERİMDE şöyle bir baskı da vardı.

Yakın çevremde önem verdiğim birçok insan “Beyoğlu’nun artık karakterini kaybettiği” düşüncesinde.

Bazılarının gözünde Beyoğlu Kemancı, Hayal Kahvesi, Yakup, Çiçek Pasajı ve Nardis’ten ibaret.

Oysa Beyoğlu çok büyük bir bölge.

Yatak sayısı 45 bine ulaşmış ve doluluk oranı, öteki bölgelerden daha yüksekmiş.

Başkan Smart-
Beyoğlu
adını verdiği bir dijital harika ve kullanım sitesi yaratmış.

Buna göre bölgede 100’den fazla sanat galerisi var.

Benim gördüğüm Beyoğlu büyüyor ve çok daha kozmopolit bir karakter kazanıyor.

Fransız düşünürü Edgar Morin “Gerçek medeniyetler ancak kozmopolit toplumlardan çıkar” diyordu.

Evet Beyoğlu yakın çevremizdeki insan profilini genişletiyor.

BENİM MAHALLENİN ENDİŞESİ

YAKUP, CAZ KULÜPLERİ İÇKİLİ MASALAR BİTİRİLİYOR MU

ESKİ Beyoğlu müdavimlerinde bu yönde çok kuvvetli bir yargı var.

Bence Belediye Başkanı Demircan bu insanları biraz daha fazla dinlemeli.

Çünkü, İstanbul’un bu modern kültürünü kaybeden bir Beyoğlu eski Beyoğlu olamaz.

BAŞKANIN DUYGUSU

CİHANGİR BANA OY VERMİYOR AMA OLSUN

BAŞKAN Ahmet Misbah Demircan: “Cihangir’e çok yatırım yapıyorum. Sokakları düzenliyoruz. Sık sık oraya gidiyorum. Bazen kötü laf bile yiyorum. Oradan yine de oy alamıyorum. Ama olsun.”

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

 

X

19 ayda tek hata yaptım COVID-19 o an beni yakaladı

COVID-19 sendromuna girdiğimiz Mart 2020’den beri kendimi çok iyi korudum.

Sokağa çıkmama kurallarına uydum.

Maskesiz gezmedim.

Sosyal mesafeye hep dikkat ettim.

Evde kapalı olduğum günlerde bile sporumu ihmal etmedim.

Sonra aşı dönemi geldi...

Önce 2 Sinovac oldum.

Sonra 2 BioNTech oldum.

Yazının Devamını Oku

Diyonizyak öfkenin kırmızı kart gördüğü muhteşem bir gece

Pazar gecesi benim için uykusuz bir geceydi...

Hayır hayır, geçirdiğim COVID-19 yüzünden değil.

Tam aksine cumartesi günü yapılan test negatif çıkmıştı.

Yaptırdığım 4 aşı sayesinde hafif bir nezleden bile hafif geçmişti.

Uykusuzluğumun nedeni 10 Büyükelçinin istenmeyen insan ilan edilmesi de değildi...

Nedeni, benim gibi bir spor manyağı için, tarihte az görülecek bir derbi gecesi olmasıydı...

Düşünebiliyor musunuz?

Yazının Devamını Oku

İlk gençlik hapınızı kaç yıl sonra alabileceksiniz

Şimdi kahvenizden veya çayınızdan bir yudum alın...

Siz “brunch şampanyacıları”, tabii ki siz de kadehinizi kaldırabilirsiniz...

Şu güzel pazar sabahı size çok umut verici bir haberim var...

Çok değil... İki-üç yıl sonra bir hapla gençleşme ihtimaliniz çok yükseldi...

*

Size ölümsüzlük vaat etmiyorum ama...

En geç 10 yıl içinde, sizi 150 yaşına kadar yaşatacak çok önemli gelişmeler olabilir.

Silikon Vadisi’nin en zengin 10 adamını alın...

Yazının Devamını Oku

Yaşayan bir numaralı Müslüman o olabilir mi

Adı Muhammed. Soyadı Salah.

Yani yüzde yüz Müslüman adı ve soyadı...

Dünya artık onu “Mo Salah” olarak tanıyor.

Liverpool’un şahane oyuncusu...

*

Bu yıl İngiliz futbol liginin başından beri Liverpool’u uçuruyor...

Ne Messi bıraktı ne Ronaldo...

İki haftadır futbolla ilgilenen herkes onun Manchester United’a attığı golü ve asisti konuşuyor.

Şimdiden futbol tarihine geçti...

Yazının Devamını Oku

Diyarbakır Müzesi'ndeki domuz dişi ve 48 saat sonra gelen bir haber

Geçen hafta Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’ni gezerken rehberimiz bize ilginç bir şey anlattı.

Rehberimiz, vitrindeki süs eşyaları arasındaki bir domuz dişini gösterip şunları söyledi:

“Domuz insanoğlunun ilk evcilleştirdiği hayvandı. O nedenle mezarlarda bulduğumuz süs eşyaları domuz dişinden yapılmış eserlerdi.”

*

Demek ki domuz, bu topraklarda, yani Mezopotamya’da insanoğlu ile birlikte yaşamaya başlayan ilk hayvanlardan biriymiş... Ne ilginçtir ki yine bu topraklarda doğan iki inancın, Müslümanlığın ve Yahudiliğin de haram ilan ettiği ilk hayvan oldu.

Diyarbakır’da rehberimizden bunu dinlememizden 48 saat sonra dünya medyasına şu haber düştü:

New York Üniversitesi’nden bir doktor grubu çok ilginç bir deney gerçekleştirdi.

Domuzun bünyesinde geliştirilen bir böbreği, ailesinin iznini alarak, beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın bedenine bağladılar.

Yazının Devamını Oku

En iyisi halayı size Hint atasözü ile anlatayım

Çok sevdiğim bir Hint atasözü aynen şöyle diyor:

“Dans etmek kalplerimizin konuşmasını duymaktır...”

*

Halay da bir danstır...

Dans literatüründeki adı “folklorik dans”tır...

-

Fanatikler danstan korkarlar... Aralarında “hayatında hiç dans etmemiş olmakla” övünenler vardır.

Korkmakta haklıdırlar... Çünkü dans, onları besleyen nefreti, bir ilkokul çocuğunun bembeyaz silgisi gibi yumuşacık dokunuşlarla siler...

Yok eder...

Yazının Devamını Oku

Özdemir Bey geç de olsa sizi tanımak bir şerefti

Türk Savunma Sanayii’nin son 15 yıldaki parlayan yıldızı, Bayraktar ailesinin kurucu babası Özdemir Bayraktar aramızdan ayrıldı.

Muhafazakâr bir ailenin üyesiydi...

Dün bizim mahallede onun hakkında yazılanlara baktım...

Üzülerek gördüm ki bu insanı hiç tanımıyormuşum...

Meğer tam da Türkiye’nin bugünlerde aradığı insanmış...

Hürriyet’te Yalçın Bayer’in yazısını okudum.

Onun daha ilk ve orta eğitimden başlayan bilim tutkusunu...

Üniversite yıllarını, sonrasını, Türk sanayisinin gelişmesi için verdiği mücadeleyi...

Yazının Devamını Oku

Yer Diyarbakır, kuyruk Picasso kuyruğu gibi

Bu fotoğrafta, sırada bekleyen insanların ancak bir bölümünü görüyorsunuz. Çekilen videoları seyrederseniz, kamera sıranın sonuna kadar gidip köşeyi döndüğünde, bu kuyruğun devam ettiğini göreceksiniz...

Bu bir maç kuyruğu değil...

Bir pop müzik konseri kuyruğu değil...

Ahmet Güneştekin’in geçen cumartesi Diyarbakır’da açılan “Hafıza Odası” sergisine girmek için bekleyen insanlar bunlar...

Sanat alanında böyle bir kuyruğu geçtiğimiz 10 yıl içinde iki defa gördüm...

Biri İstanbul’da Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’ndeki Picasso sergisiydi.

Öteki de İzmir’de Arkas Sanat Merkezi’nde açılan Picasso sergisiydi.

Bugüne kadar

Yazının Devamını Oku

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku