GeriErtuğrul ÖZKÖK Başkanlar anketi kaybetti ama sandığı da kaybetti mi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Başkanlar anketi kaybetti ama sandığı da kaybetti mi

Dünyanın en azgın iki popülisti seçimle gitti.

Önce Trump...

Sonra Netanyahu...

Önceki gün de Fransa’daki yerel seçimlerde Avrupa aşırı muhafazakâr sağ popülizminin en güçlü figürlerinden biri olan Marine Le Pen’in partisi beklediğini bulamadı...

O nedenle dünden itibaren Avrupa’da şu soru sorulmaya başlandı:

Son 15 yıldır Avrupa’da yükselen “Sağ muhafazakâr popülizm artık geriliyor mu?”

Evet bunun işaretleri var.

Başkanlar anketi kaybetti ama sandığı da kaybetti mi

EN AZILI POPÜLİSTİN KORKTUĞU OLDU KARŞISINDAKİ MUHALEFET CEPHESİ BİRLEŞTİ

Avrupa sağ ve muhafazakâr popülizminin en azılı ve feci profili olan Macaristan Başbakanı Victor Orban, pandemide büyük bir yara aldı.
Macaristan COVID-19’a bağlı ölüm oranlarında bir numarada.

Ve şimdi hiç beklemediği bir durumla karşı karşıya.

Karşısındaki muhalefet birleşti.

Polonya’da aşırı muhafazakâr popülist lider Jaroslaw Kaczynski, ekonomide sağ politikaları bırakıp sola dönüş yapmak zorunda kaldı.

DEVLETİN BEKASI SÖYLEMİ BAŞKANI KURTARACAK MI

Daha 2018’de, seçim kampanyasını “Slovenya’nın bekası” üzerine kurarak kazanmış, geçen yılki anketlerde halktan yüzde 85 destek almış Slovenya’daki aşırı sağ popülist lider Janes Jansa’nın halk gözündeki desteği yüzde 26’lara inmiş durumda.

Yani “Avrupa’da demokrasileri zorlayan, insan hakları ve medya özgürlükleri konusunda büyük eleştirilere hedef olan “popülizmin sonbaharı”, bundan sonraki seçimlerde “popülizmin karakışı”na mı dönüşecek?

Göstergeler öyle...

POPÜLER SOL FİLOZOF UYARDI O KADAR ACELE ETMEYİN

Ama şu an Slovenya’nın dünyada en tanınmış düşünürü olan ılımlı Marksist Slavoj Zizek, “Bir dakika” deyip şunları söyledi.

Ona göre aslında popülist liderlerin hiçbir zaman çok geniş bir halk desteği yoktu.

Ama ellerinde çok büyük iki koz vardı.

BİR: Karşılarındaki muhalefet birleşemiyordu.

İKİ: Muhalefet aşırı derecede “etik” ve “ahlaki” değerler üzerinden siyaset yapıyordu.

Oysa halkın seçim tercihinde baktığı yer ekonomiydi.

Yani popülist liderler şu an için anketlerdeki oylamayı kaybediyor.

AMA MUHALEFET CEPHESİ BİRLEŞİK KALIRSA POPÜLİSTİN KARAKIŞI GELEBİLİR

Ama günü gelip seçim sandığı ortaya konduğunda da kaybedecek mi, şüpheli.

Yine de şunu unutmayalım ki, bu iki konuda da işler popülist liderler için iyi gitmiyor.

Avrupa popülizminin keyfi uygulamalarından, kayırmacı yönetim tarzlarından, baskıcılıklarından iyice bunalan muhalefet partileri sağlam bağlarla birbirlerine bağlanmaya başladılar.

COVID-19, ekonomi ve “Zamanın Ruhu” artık popülist liderlerin dostu değil.

‘İKİ GİTARIMI SATTIM’ DEYİNCE, AKLIMA GELEN İLK SORU ŞU OLDU

GEÇTİĞİMİZ hafta beni en çok etkileyen haberlerden biri Redd grubunun gitaristinin açıklamasıydı.

Çok beğendiğim grubun gitaristi Doğan Duru “Ev kirasını ödemek için iki gitarımı sattım” dedi.

Arkasından ekledi:

“Destek, yardım gibi şeyler yerine sesimizi yükseltmeli, sahnelerimizle savaşmalıyız...”

*

İnsan beyni ne tuhaf, bu haberi okuduğumda çok etkilendim ama aklıma takılan ilk soru şu oldu:

“Acaba sattığı gitarlar neydi?”

Müzisyenlerin gitarlarına olan bağlarının ne kadar güçlü duygular olduğunu bildiğim için böyle düşündüm.

Başkanlar anketi kaybetti ama sandığı da kaybetti mi

Yatak odamda iki gitarım var. Tam karşımda duruyor.

Biri Fender Stratocaster...

Öteki Paul McCartney’in kullandığı tipten bir Epiphone viola basgitar... Çalmasını bilmediğim halde sırf çok sevdiğim için aldığım, rock müzisyenlerinin kült enstrümanları bunlar.

Müzisyen olmadığım halde bu iki gitarımı satmak zorunda kalsam çok üzülürdüm.

*

Geçenlerde İzel’in de çok etkilendiğim bir açıklaması oldu.Konserler ve barlara müzik yasağı geldiği için arabasını satmak zorunda kalmış.

“İki ay daha ancak idare edebilirim” diyor.

O nedenle pandemi sonrası normalleşirken müzisyenlerin bu durumunu dikkate almakta yarar var.

Bilelim ki bir buçuk yıldır büyük bir hayat mücadelesi veren müzisyenler, gitarlarını, kemanlarını, piyanolarını, davullarını satmak zorunda kalıyorlarsa, artık satacak hiçbir şeyleri kalmamış demektir.

EĞER AKDENİZ SOKAĞI MÜZİKSİZ KALIRSA ÖLÜR

Geçenlerde Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız’la İstiklal Caddesi’nde dolaşırken bana bir binayı gösterdi ve “Burayı sokak müzisyenlerine ayırdık” dedi.

O kadar hoşuma gitti ki...

Müzik, sokaklara ruhunu veren üç beş şeyden biri...

Özellikle Akdeniz’de müziksiz bir gece, sedasız bir sokak bana hep hüzün veriyor. Sokaktan gelen müzik bana hayatın devam ettiğini anlatıyor.

Gece belli saatten sonra gürültüye dönen müziğe hayır...

Ama makul saatlerde şehirlerin müziğini dinlemeye devam edersek daha keyifli oluruz diye düşünüyorum.

Müziksiz bir Akdeniz, artık Akdeniz değildir, olamaz...

Ege, Karadeniz, Marmara da olamaz...

ESKİ ŞİRKETLERİ 1980’LER VE GENÇ TASARIMCIMLAR KURTARIYOR

PANDEMİ boyunca en dikkatimi çeken markalardan biri “Banana Republic” oldu. Tasarımında müthiş bir gençleşme ve atak yaptı...

Dijital iletişiminde de müthiş bir performans...

*

Ne oldu bu şirkette diye düşünürken öğrendim. Banana Republic, 4 ay önce Ana Andjelic isimli bir yöneticiyi “Marka Yönetimi Başkanlığı”na getirdi.

Harvard Business Review dergisine göre Andjelic bir “strateji yönetmeni”...

“Business of Aspiration” adlı bir kitabı var.

Yani bir insanın, tutku, özlem, arzulama duygularının ekonomisini iyi bilen biri.

Geçen çarşamba günü de “BR Vintage” adı altında 225 vintage ürünü mağazalarına koydu. Bunlar 1980’lerin çizgilerini taşıyan yeni ürünlerdi.

Başkanlar anketi kaybetti ama sandığı da kaybetti mi

Hep söylüyorum, “nostalji” yaygın bir duygudur, ama hem şirketleri hem insanları durgunlaştırır, geri götürür.

Ama özlenen eski bir ürünü yeniden tarif ederek, “vintage” hale getiren kazanır.

KİM KENDİNİ KİMLE KURTARMAYA ÇALIŞIYOR

BATMAKTA olan “J Crew” markası, son zamanların yükselen markalarından “Noah”ın başındaki Brendon Babenzien ile anlaşarak kendini yenilemeye çalışıyor.

GAP ise ünlü hiphop’çı Kanye West’le çalışıyor.

Türkiye’de medyada ve tasarımdaki bütün klasik markalara tavsiyem de bu...

Kendinizi yeniden tarif edin. Çok güçlü geçmişi olan bir markaysanız, geçmişe bağımlı kalmayın.

Başarılı starlarla çalışmaktan korkmayın. Markanızın adını onlarla yan yana getirmeye çekinmeyin.

Geçmişteki başarılı ürünlerinizi, yeniden tarif ederek vintage bir duygu yaratın.

Ama yeni ürün yaratma tutkusunu hiç kaybetmeyin.

Başkanlar anketi kaybetti ama sandığı da kaybetti mi

İYİ BİR FOTOĞRAFÇI ÇEKİNCE AYAKKABI DA SANAT OLUYOR

MİNE Tugay’ın bu fotoğrafını dün Kelebek’te gördüm.

Daha ilk bakışta çok hoşuma gitti.

Duruş...

Beden hareketi...

Yüz...

Ve bir de ayakkabılar...

Bunu çeken iyi biri olmalı, dedim.

Yanılmamışım.

Genç nesil fotoğrafçılar arasında çok sevdiklerimden Cem Talu çekmiş...

Böyle olunca da bu fotoğraf sıradan bir magazin karesi olmaktan çıkıp, sanata dönüşmüş...

Tabii ayakkabılara takıldım.

Önce yükselen yeni yıldız Amina Muaddi sandım.

Değilmiş...

Raisa Vanessa’ymış.

Yani Türkiye’den çıkmış bir tasarım markası.

Bunu öğrenince fotoğrafı daha da sevdim.

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Hâlâ rüyamda kendimi o koltukta görüyorum

Almanya’nın en büyük gazetesi Bild’in eski genel yayın yönetmeni ile Gökova’nın Börtübet Koyu’nda yaptığımız sohbet devam ediyor. Bugünkü konumuz “yeni hayat...”

Kai Diekmann ayrıldıktan sonra dijital dünyaya geçti. Artık “Story Machine” adlı, Almanya’nın en büyük sosyal medya içerik yönetim şirketinin hissedarı. Yeni bir hayatı var. Almanya’nın birçok ünlü kişisinin sosyal medya hesaplarına içerik üretiyor. Artık o eski güçlü insan değil, ama dijital alemin krallarından biri...

*

Bugün onunla yeni hayatı üzerine konuşacağız... Eskiden neler kaldı, neler geçip gitti... Özledikleri, özlemedikleri... Hiç pişman olmadıkları, çok pişman oldukları... Altmışlı yaşlarına giderken hayata yeni bir bakış...

*

Almanya’da iki güçlü insanın dönemi kapanıyor... Kai Diekmann Bild’in başından ayrıldı... Merkel de ayrılmaya hazırlanıyor... Karşınızda Türkiye’nin büyük dostu yeni Kai Diekmann...

1) SONUNDA DYLAN’IN ŞARKISINDAKİ GİBİ OLDUM, MASAM YOK, KENDİ KAHVEMİ YAPMAYI BİLE ÖĞRENDİM

ERTUĞRUL ÖZKÖK:

Yazının Devamını Oku

Genel yayın yönetmenliğimin bittiğini bir soruyla anladım

Kai Deikmann...

Bundan 4 yıl öncesine kadar Merkel’den sonra belki Almanya’nın en kudretli insanıydı...

16 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı “Bild” gazetesi, 5 milyon tirajı ile Avrupa’nın en büyük gazetesiydi...

Dijital yayını ile her gün 22 milyon Alman vatandaşına ulaşıyordu.

Attığı bir manşet Almanya Cumhurbaşkanı’nın istifasına yol açmıştı...

*

Dünyanın belki en güçlü genel yayın yönetmeni Diekmann 2017 yılında o koltuktan kalktı...

Bugün 57 yaşında...

Uzun yıllar Hürriyet’in de yönetim kurulu üyeliğini yaptı...

Yazının Devamını Oku

‘Düşman’ gazeteciyle 18’inci delikte çok gizli bir buluşma

1)“18’inci delik” bir golf deyimi...Golf sahalarında ya 9 ya 18 delik bulunuyor. Bugünkü hikâyemiz işte orada, 18’inci deliğin başında geçiyor...

Önce olay yeri keşfi yapalım... Dünyanın en meşhur golf kulübü, herhalde, Amerika’nın Florida eyaletindeki Mar-a-Lago Golf Kulübü’dür... Çünkü burası ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu bir yer... Daha önemlisi Trump başkanlığı boyunca orasını “Kışlık Beyaz Saray” olarak tanımlıyor...

Kulübün 500’e yakın üyesi var...

Trump burayı kendine merkez olarak seçtikten sonra giriş aidatı 150 bin dolardan 250 bin dolara çıktı...

Bu golf kulübünün çok özel ve öteki alanlarından ayrılmış bir bölgesinde Trump’ın malikânesi var.

Bu yapı, Florida’nın en büyük üçüncü, bütün Amerika’nın ise 20’nci en büyük malikânesi olarak biliniyor. Ancak kulübün yakın geçmişinde kötü bir olay var.

Çocuk tacizi ve tecavüzü nedeniyle girdiği cezaevinde intihar eden Epstein de bu kulübün üyesiymiş.

Kulüp üyelerinden birinin kız çocuğunu taciz edince üyelikten çıkarılmış.

Yazının Devamını Oku

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku

Cavit... Rıfat! Bırakın Forrest Gump gibi yürümeyi, 10 bin adım balonmuş

1) Bana göre dün hepimizin sağlığını ilgilendiren bir devrim oldu...

Pandemi boyunca hepimiz adım saydık...

Rekor işinsanı Cavit Çağlar’daydı.

Günde 25 bin adım.

*

Posta gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay...

Her gün 15 bin adım ata ata bitirdi kendini, o aslan gibi adam kuşa döndü, sadece bir tutam bıyık kaldı yüzünde...

Çetenin elebaşısı ve azmettiricisi tabii ki Hürriyet’in başyazarı Osman Müftüoğlu’ydu...

Her gün iWatch’unun, üzerinde 17 bin adım yazan ekranını yüzlerce insana postaladı...

Yazının Devamını Oku

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Geçen salı akşamı beni şaşırtan bir şey oldu.

Belki de “umutlandıran” demem daha doğru olur.

Halk TV’de ana haber bültenini sunan Özlem Gürses, Zülfü Livaneli’nin CHP içinde başlattığı tartışmayı anlatırken, kendisine bir mesaj gelmiş.

WhatsApp mesajını gönderen kişi MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter...

Ama dikkat...

Mesaj ona ait değil...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gönderiyor mesajı...

Konu da ilginç...

Yazının Devamını Oku

Aramıza giren kara kedi için ilgili herkese teşekkür ilanı

Evet bu bir teşekkür ilanı...

Aslında bütün gazetelere, internet sitelerine vermek isterdim bu ilanı...

Çünkü arkasında öylesine güzel bir Türkiye hikâyesi var ki...

İmkânlarım bu kadarına el verdi. Köşemde yayınlıyorum.

“Üç beş iyi insan” dedim...

Bu yazı iyi insanlara ve onların çalıştığı kurumlara teşekkürdür...

Ama aynı zamanda, bu ülkede hep birlikte yarattığımız bir “hayvan sevgisi ve saygısı” hikâyesidir...

***

Hikâyemiz geçen yaz haziran ayında Beykoz’daki evimizin bahçesine, kül rengi hamile bir kedinin gelmesiyle başladı.

Yazının Devamını Oku

Günün tartışması... O gece bir Sezen Aksu konseri sonrası başlayan o tartışma

Artık siyasetin günlük dar avlularında “maltalara çıkmayı” bıraktığım için bu tartışmaya girmeye hiç niyetim yoktu.

Ancak önceki gün Nişantaşı’nda Kruvasan Kafe’de otururken, Zülfü Livaneli’den gelen bir mesaj üzerine, bir haksızlığı önlemek amacıyla yazıyorum bu yazıyı.



ZÜLFÜ LİVANELİ: ‘BU TARTIŞMAYI SEN BAŞLATMIŞTIN, SEN YAZMALISIN’

Zülfü Livaneli bana 1995’te yazdığım bir yazıyı hatırlatıyor ve “Sen bunu yazmıştın” diyordu...

Evet

Yazının Devamını Oku