GeriErtuğrul ÖZKÖK Bari üniversitenin adını da ‘vadi’ yapın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bari üniversitenin adını da ‘vadi’ yapın

KİMSE kusura bakmasın...

Biraz adabımı bozup, haddimi aşıp konuşacağım...

Çünkü o adam her türlü haddini aşmış...

*

Adam uçakta arka sıradan, önünde oturan milletin vekil seçtiği bir insan hakkında mesaj atıyor ve resmen, alenen, pervasızca, “Boğma teliyle işini bitir biz sana hapiste bakarız diyenler...” diyor...

*

Milletvekili şikâyet ediyor, ama bu adamı serbest bırakıyorlar...

Elini kolunu sallaya sallaya gidiyor.

*

Adam ne haddini, ne kanunu, ne insanlığı biliyor... Bildiği, tanıdığı tek kanun orman kanunu...

*

Ama onu bırakanlara soracağım bir soru var...

Bu adamı bırakarak ne demek istiyorsunuz?

Biliyorum, belli ki aynı kafadasınız, siz bir şey demeyeceksiniz, o yüzden
ben diyeyim.

*

Öyle subliminal falan değil, ayan beyan diyorsunuz ki...

“Al o boğma telini, git boğ bu adamı...”

*

Böyle bir ülke mi olduk biz Allah aşkına...

Nebbaşlığı, mezardan ölü çıkarmayı vatanseverlik sanan bir güruhla, fikrini beğenmediği milletvekilini boğacağını açık açık söyleyen bir adam...

*

Koskoca Türk milleti bundan mı ibaret...

Yüzlerce yıllık bir tarihi, Türklük denilen karakteri bu güruhla, bu arka sıra kabadayısına mı emanet ediyoruz artık yani...

Ama asıl sözüm bu adamı öğretim üyesi olarak çalıştıran kuruma...

Bak kardeşim, eğer
hepiniz bu adam gibi düşünüyorsanız, değiştirin o kurumun adını...

“Vadi Üniversitesi” yapın...

Pardon eksik yazdım... “Kurtlar Vadisi Üniversitesi” olsun adı...

Eminim bu ülkede epey müşteriniz olur...

*

Beş-on gün sonra üniversite açılacak ve bu adam orada görev yapacak...

Oldu olacak açılış konuşması şerefini de bu adama verin...

Yakışır yani...

O İNSANLAR DIŞARIDAYKEN BU İNSANLAR NİYE İÇERİDE

ALİ Bulaç haklı olarak soruyor...

Bu işi bilmesi gerekirken bilemeyenler hâlâ makamlarında otururken, ben niye içerideyim...

Haksız mı yani...

Darbeciler Boğaz Köprüsü’nü kestikten, uçaklar uçmaya başladıktan sonra bile bunun farkına varamayan devlet erbabı yerinde otururken....

Ali Bulaç, Şahin Alpay, Mümtazer Türkeöne, Ahmet Turan Alkan niye hâlâ içeride...

Cebinde ByLock’lu telefon çıkan kulüp başkanı elini kolunu sallayıp gezerken, en zor yıllarda başı örtülü milletvekilini elinden tutup Meclis’e getiren, “Andıç” olayını ortaya çıkaran Nazlı Ilıcak 73 yaşında niye hâlâ içeride...

Devletin o güne kadar hiçbir işlem yapmadığı gazetede yazdıkları için mi...

SEVGİLİ SEDAT BİRAZ DA GAZETECİLERLE İLGİLİ İDDİANAMELERE EL AT

SON günlerde içerideki gazetecilerle ilgili iddianameleri okuyorum.

Lütfen sizler de bakın. Tek tek, satır satır okudum. İnanın ben kendim utandım...

Yazdıkları yazılardan başka tek delil yok. Yazdıkları yazılarda darbeciliği destekleyen tek satır, tek kelime yok... (Not: Bu cümlede anlam bozukluğuna neden olan bir hata yapmışım, gazete basıldıktan sonra fark ettim, düzeltir, özür dilerim.)

15 Temmuz iddianameleri ile ilgili ciddi bir inceleme yapan Sedat Ergin’den meslektaşlarımızla ilgili iddianameleri de aynı titizlikle okumasını isterdim. İnanın artık dışarıdakiler utanmaya başlayacak...

SEVGİLİ AHMET BU SAVAŞI ÖTEKİ AHMET KAZANIR

STAR gazetesinin iki yazarı arasındaki ölümcül savaşı üzülerek izliyorum. Bir tarafta, her şeye rağmen o mahallede beğendiğim, edebiyatçılığını takdir ettiğim, yazı yazmayı bilen Ahmet Kekeç...

Öteki tarafta ise hiç tanımadığım, bir kere telefonda konuşmuşluğum dışında ilişkim olmayan Ahmet Taşgetiren...

Sevgili Ahmet Kekeç....

Bu savaşı çok kısa vadede sen kazanabilirsin... Ama bu ülkede 70 yaşına gelmiş, iki darbe, üç ara rejim yaşamış bir insan olarak kendimden gayet emin şunu söyleyebilirim.

Orta ve uzun vadede kaybeden sen olursun...

Çünkü patron, iktidar, genel yayın yönetmeni, dönem, zamanın ruhu senin yanında...

Ama vicdan, hukuk, adalet, insanlık ve gelecek Ahmet Taşgetiren’in yanında...

TÜRK AR-GE’CİLERİNİN  GÖNÜLLÜ HANUTÇUSUYUM

HÜRRİYET teknoloji editörü Ahmet Can bir hafta boyunca Silikon Vadisi’nin Cupertino kasabasından iPhone 8’in lansman haberlerini yazdı.

Son kelimesine kadar büyük bir ilgiyle okudum.

“Bu kadar haberden sonra Apple Hürriyet’e niye ilan versin” diye sormamı bekleyeniniz olabilir...

Asla böyle bir soru sormam...

Hepimizin elinde bulunan bir teknolojik ürün. Dünyanın başka bütün büyük gazeteleri gibi Hürriyet de bu haberi çok başarılı biçimde verdi.

Keza Emre Özpeynirci otomobil fuarından çok ilgi çekici yazılar yazdı.

Ben de Berlin Teknoloji Fuarı’nı gezdiğimde, ev eşyası alanındaki yeni trendleri yazmıştım. Bu sektörde oluşan yeni sosyolojiyi anlatmıştım.

Bu arada bir Türk markasının, buzdolabına vakum aleti yerleştirme fikrini geliştiren genç teknisyenleri ile konuşmuştum. Ar-Ge bölümünün bu buluşu çok hoşuma gitmişti.

Bir süredir Türk markalarının başarılarını anlatıyorum.

Türk tasarımcılarının yaptığı ceketleri, pantolonları, gömlekleri, ayakkabıları gururla giyiyorum.

Gazetelerin pazar eklerinde boy gösteren Türk ünlülerin hiçbirinde yerli markaların bulunmayışını eleştiriyorum.

Evet arkadaşlar buradan ilan ediyorum.

Türk Ar-Ge’sinin başarı hikâyelerinin gönüllü hanutçusuyum...

Ve olmaya devam edeceğim.

SİZCE DÜNYADA KAÇ TÜR ARI VAR

DÜN Akbük’ün en güzel koyunda yüzmeye gittim.

Bu koyda yıllardır bir yabani arı kolonisi yaşıyor.

Denizde yüzerken bile insanı rahatsız ediyorlar. Teknede oturmak ise mümkün değil.

Ama 200 metre ilerideki koya giderseniz rahatsınız.

Çevrede kimse bu arılara karşı bir şey yapmıyor.

Galibe herkesin kafasında Einstein’ın o lafı var.

“Arı nesli tehlikedeyse biliniz ki insan nesli de yok olma tehdidi altındadır.”

Dün koyda bu arılarla boğuşurken kendi kendime sordum:

“Arıları ne kadar tanıyoruz?”

Yabanarısı, eşekarısı ve balarısı...

Oysa 4 bin çeşit arı varmış.

BU BÖCEKLERDEN HANGİSİ ARI, BULMAYA ÇALIŞIN

Bari üniversitenin adını da ‘vadi’ yapın

- 2006 yılından beri arı nesli tehdit altında.

Bilim insanları buna İngilizcede “Colony collapse disorder” diyorlar.

New York Times gazetesi geçen cumartesi küçük bir test yayınladı.

10 tane böcek resmi koyup “Bunlardan hangisi arı” diye sordu.

Oradan alıp ben de size soruyorum.

Ama böcek uzmanı olmadığım için bilmediğim arı türlerinin adını İngilizce yazacağım.

HANGİSİ NEDİR:

(1) Sinek,
(2) Kelebek,
(3) Yeşil arı,
(4) Bumblebee (arı),
(5) Çekirge,
(6) Sweet bee (arı),
(7) Mining bee(arı),
(8) Balarısı,
(9) Velvet ant (karınca),
(10) Mason bee (arı)

X

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku

Ayda 2 bin 500 kişi acil şiddet butonuna basıyor

Teknoloji şirketlerinin yöneticileri ile konuşmak bana hep büyük heyecan veriyor. Bu haftaki podcast sohbet konuğum Vodafone’un CEO’su Engin Aksoy.

Doğum yeri İstanbul ama hayatının 17 yılını Göcek’te geçirmiş bir yönetici. Çünkü babası bir deniz subayıydı. 4 Ekim 1972 İstanbul doğumlu, İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesi’nden mezun. İş hayatına 1994’te başlamış. Coca-Cola, Michelin ve Nike gibi küresel şirketlerde çalışmış. 2008’de Vodafone’a girmiş ve 1 Şubat 2021’den itibaren de Vodafone Türkiye’nin CEO’su olmuş.

Zoom’la yaptığımız görüşmede bir şey dikkatimi çekiyor. Arkasında yan yana asılmış üç afiş var.

“Yeni İcat Çıkar-ma”, “Soru Sor-ma”, (her ikisinin de sonundaki ‘ma’ hecesinin üstü çizilmiş). Bir de “Sorumluluk bizim değil” cümlesi var onun da sonundaki ‘değil’ kelimesinin üstü çizilmiş.

Yani bugün “Yeni icat çıkarmayı seven” bir yönetici ile konuşacağız.

Ana konumuz da teknolojiden çok “kadın”.

Sözü ona bırakıyorum. 

1) KADIN ÇALIŞANDA SİLİKON VADİSİ ŞİRKETLERİNDEN ÇOK İLERİYİZ

Yazının Devamını Oku

Erol Olçok olsaydı 'pudra şekeri' krizini nasıl yönetirdi

AKP’nin yükseliş yıllarındaki iletişimcisi Erol Olçok’u son defa galiba Kanyon’da gördüm. Bir restoranda oturuyordum ve o da geçerken beni görmüş birkaç dakika sohbet etmiştik.

Geçen hafta sonu arabasında kokain çeken gencin görüntüleri önüme geldiğinde nedense aklıma o gün geldi...

Bugün hayatta olsaydı ve bu görüntüler önüne gelseydi acaba bu krizi nasıl yönetirdi...

*

Benim görüşüm şöyle...

Dünyanın her yerinde görülebilecek sıradan bir polisiye olay bu...

Böyle olayları bir siyasi partiyle ilişkilendirmek, bunun üzerinden o partiye vurmak ne adil bir davranış ne de çağdaş bir siyaset yapma tarzı...

Dolayısıyla kanunlar ne diyorsa o yapılır ve olay da geçer gider...

Yazının Devamını Oku

Şenol Hoca ve takımı önceki gece Avrupa'da neyi yıktı?

Avrupa’da belki de son 4 Dünya Kupası’nda tanık olduğumuz manzara şudur: Ülkelerin milli takımları, kulüp takımları kadar iyi futbol oynayamıyor. Şenol Hoca ve takımı son 2 maçta işte bu yerleşik Avrupa inancını yıktı. Milli takım, Türkiye’deki bütün kulüp takımlarından daha iyi futbol oynuyordu.

Bu yazıyı, epeydir milli takım maçlarını seyretmeyen bir futbol izleyicisi olarak yazıyorum.

Seyretmememin de nedeni vardı. Avrupa’da milli maçlar zevksiz geçer. Söylemek istediğim tek cümle var:

“Şenol Güneş Hoca önceki akşam ve ondan önceki maçta, Avrupa’da belki son 16 yıldır hüküm süren bu futbol yargısını yıktı.”

Nedir bu, anlatayım...

57’NCİ DAKİKADA SAHADA GÖRDÜĞÜM MANZARA ŞU

Maçın 57’nci dakikası...

Milli takım Norveç savunması önünde inanılmaz üçlü ve dar paslaşmalar yapıyor.

Bir La Liga tutkunu olarak, bilmesem karşımda Barcelona oynuyor sanacağım.

Yazının Devamını Oku

23 Haziran'da bu paranın üzerinde bu 'muamma' çocuğun resmi olacak

Kendini mahallenin ağır abisi sanan bir meczubun, “eşcinsel” diye işitme engelli bir çocuğu sokak ortasında dövüp, sonra bu görüntüleri göğsünü yumruklaya yumruklaya sosyal medyada paylaştığı gün...

Yani geçen cuma...

İşte tam o gün dünya başka bir konuyu konuşuyordu.

*

Bundan 3 ay sonra...

Tam tarihiyle 23 Haziran günü İngiliz Merkez Bankası 50 pound’luk yeni bir banknot çıkaracak.

Bunun bir tarafında İngiltere Kraliçesi’nin resmi olacak...

Öteki tarafında ise Alan Turing isimli birinin fotoğrafı...

Yanda çocukluk resmini gördüğünüz insanın 41 yaşındaki halinin bir fotoğrafı olacak...

Yazının Devamını Oku

Gönüllü istihbaratçı... Üzerinde çift ay işareti yok diye şunları hafife almayın

25 Mart 2021 Perşembe günü...

Yani önceki gün, biz Türkiye’de TBMM Başkanı’nın “Tek imza ile Montreux’den bile çekilebiliriz” açıklamasının yarattığı depremi yaşarken...

Atina’da çok önemli bir şey oldu...

Atina Büyükelçiliğimiz ve MİT’in yazdıkları raporlarda şu ayrıntılar var mıydı bilmiyorum...

Ama ben şahsi istihbaratımı yaptım ve yazıyorum...

İstihbarat dediğim de öyle gizli kapaklı bir şey değil...

Açık ve herkesin önünde olup biten şeyler.

Önce bir Google araması, sonra da Hürriyet’in Atina büro şefi Yorgo Kırbaki ile sohbet...

Bence herkesin dikkatle okuması gereken Atina raporumu sunuyorum...

Yazının Devamını Oku

Son 24 saatte ne oldu da bu kadar safça umutlandım

1) Sadece dün değil... Epey bir süredir Türkiye’de parti kongreleri beni hiç ilgilendirmiyor...

Açıkça söyleyeyim, parti mitingleri de, parti kongreleri de bana artık eskimiş bir siyaset anlayışının nostaljik kalıntıları gibi görünüyor.

Ancak son 24 saatte iki ayrı partide iki ayrı gelişmeye baktım ve yazmaya karar verdim.

*

AKP kanadında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir cümlesi: Ve arkasından yeni AKP yönetimine giren bazı isimler bana umut verdi.

*

Öğleden sonra ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması...

“Gelin helalleşelim ve yeni bir Türkiye kuralım” mesajı... “Herkes hata yapabilir. Yeni bir siyaset anlayışını birlikte inşa edebiliriz” sözleri... Son günlerin en önemli cümleleri bunlar...

Hayal mi kuruyorum...

Yazının Devamını Oku

Pandemide her 10 günde kaç kilo aldık? İşte hesabı

Son dönemde ekranlarda ve gazetelerde, kilo alanları gördükçe aklıma şu soru geliyor:

Acaba pandemi sırasında mı aldılar bu kiloları...

Ve kaç kilo aldılar...

Herhalde her evde her hafta en az birkaç kere, kendimizle de ilgili bu konuyu konuşmuşuzdur. Özellikle de daha çok eve kapanan 65 plus’lar...

Hürriyet başyazarı Prof. Osman Müftüoğlu hep bir “pandemi obezitesi”nden söz ediyor.

Ama şurası kesin...

Bu dönemde hepimiz daha kolay kilo aldık.

*

Yazının Devamını Oku

Anayasa'daki 'Andımız' bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak

Dün önüme Aksoy şirketinin yaptığı yeni bir araştırmanın sonuçları geldi.

Örneklem alınan insanlara şu soruyu sormuşlar:

“Siz olsanız her gün okullarda ‘Andımız’ı okutur muydunuz?”

*

Sonuçlar ilginç.

CHP seçmeninin yüzde 96’sı...

İYİ Parti seçmeninin yüzde 92.9’u...

MHP seçmeninin yüzde 83.8’i...

AKP seçmeninin yüzde 74.9’u...

Yazının Devamını Oku

O gece ne oldu da o bir kişi sabah oyunu değiştirdi

O gün merak etmemiştim, ama bugün ediyorum...

Tam 10 yıl önce...

Türkiye Büyük Millet Meclisi 24’üncü dönem ikinci yasama yılı...

Tarih 24 Kasım 2011 Perşembe....

TBMM o gün tarihinin en önemli sözleşmelerinden birini onaylamak için toplanıyor.


Temsili fotoğraf

Milletvekillerinin oyuna sunulan kanunun tam adı şu:

“Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin onaylanmasının uygun bulunmasına dair kanun...”

Yazının Devamını Oku

Bu derbinin kazananı Fatih Terim

Sarı lacivertliler, ilk yarıda ‘Derin G.Saraylı’ Hasan Cemal kadar bile maça asılmadı.

“Derin Galatasaraylı’ Hasan Cemal mesaj attı: Bu akşam maalesef Fenerbahçeli’yiz”

Fenerbahçe, Vida golü atınca kendine geldi ve gerekeni yapmaya başladı. Yani sahaya maçın 48’inci dakikasında çıkıyordu. Neticede maç 1-1 bitti. Derbinin galibi, iki akşam önce kendi evinde 3 puan kaybeden Fatih Terim’in Galatasaray’ı oldu.

iLK YARIDA DERiN GALATASARAYLI HASAN CEMAL KADAR MAÇA ASILMAYAN BiR FENERBAHÇE

Derin Galatasaraylı Hasan Cemal sabah bana şu mesajı attı:

“Bu akşam maalesef Fenerbahçeliyiz.”

Bu sözleri hemen derin bir Fenerbahçeliye, Ercan Saatçi’ye ilettim.

Onun tepkisi ise şöyleydi:

“Bu hesap yanlış. Fenerbahçe kazanırsa, Galatasaray için daha büyük tehlike olur.”

Yazının Devamını Oku