Bana ve Beatles'a siyah dik yaka kazak giydiren kadın

İzmirli bir delikanlı olarak bana “varoluşçuluğun siyah dik yaka kazağını” giydiren kadındı o...

Sadece bana değil, 1963 yılında Beatles’a da siyah dik yaka kazağı giydirip “With The Beatles” kapağına bu kazaklarla poz verdiren kadın yine oydu...

Bana ve Beatlesa siyah dik yaka kazak giydiren kadın

Adı Juliette Greco’ydu...

Fransa’da Saint Germain semtinin egzistansiyalizmin başkenti olduğu yıllarda, o sol entelektüel mahallenin kraliçesiydi...

Onun ilk fotoğraflarını, İzmir Namık Kemal Lisesi bahçesinde, Varlık Yayınları’ndan Sartre, Camus ve Gide’i okurken görmüştüm.

Ben, egzistansiyalizmin ne olduğunu öğrenmeden önce egzistansiyalist olan bir neslin çocuğuyum...

*

Beatles ve Rolling Stones ile Sartre ve Camus’yü aynı anda sevmeyi bir çocukluk hastalığı, uzaklarda, Ege kıyısında bir kafa karışıklığı sanmıştım yıllarca...

Sonra öğrendim ki, John Lennon ve Paul McCartney’de de varmış aynı kafa karışıklığı...

Paul McCartney yıllarca sonra “Michelle” şarkısını Juliette Greco’dan etkilenerek yazdığını söylemişti.

John Lennon ise yıllarca sonra şunu diyecekti:

“Hayatım boyunca Juliette Greco gibi entelektüel, güzel, elmacıkkemikleri çıkık, siyah saçlı ve özgür fikirli bir kadını hayal ettim.”

Kim bilir onun bizleri alıp götüren şarkısı “Imagine”de belki Greco’nun “Si Tu T’imagine” şarkısının da bir payı vardır.

Bana ve Beatlesa siyah dik yaka kazak giydiren kadın

Sadece erkekler değil...

Mick Jagger’ın 60’lı yıllardaki sevgilisi ve o dönemin en tanınmış şarkıcılarından Marianne Faithful da rol modelinin bu kadın olduğunu söyleyecekti.

*

Fransa’nın Montpellier şehrinde, sevgisiz bir annenin çocuğu olarak doğmuştu.

Annesi onu bir “tecavüz çocuğu” olarak gördüğü için anneannesine bırakıp gitmişti.

Babası ise kökenlerinde Yunanlık bulunan bir Korsikalıydı.

İkisi de Nazilere karşı direniş hareketine katılıp toplama kampına gönderilmişti.

Kız kardeşi ve o ise Paris civarında bir hapishaneye...

Serbest bırakıldığında 18 kilometre yolu yürüyerek Gestapo merkezine gidecek ve “Eşyalarımı geri verin” diyecek kadar dimdik ve cesurdu...

*

Bugünkü nesiller belki pek fazla tanımaz ama hiç şüphesiz benim gibi taşra şehirlerinin kenar mahallelerinden çıkıp da metropolleri fethetmek isteyen varoluşçu çocukları en çok etkileyen kadınlardan biridir.

Sadece beni mi?

Jean-Paul Sartre da onun hayranıydı. Bizim kuşaklarımız üzerinde büyük etkisi olan “Özgürlüğün Yolları” kitabında ona önemli bir yer ayırmıştı.

Bir iddiaya göre, ki ben inanıyorum, Albert Camus’nün gizli sevgilisiydi.

*

Caz müziğinin en büyük devrimcisi Miles Davis onun ebedi aşkıydı.

Sartre “Neden evlenmiyorsunuz” diye sorduğunda Miles Davis şu cevabı vermişti: “Çünkü onu çok seviyorum...”

Miles Davis 1991’de ölünceye kadar sevgili kalmışlardı.

Miles Davis’le bu ebedi aşkı yaşarken araya müzik tarihinin en önemli simalarından biri olan Quincy Jones da girmiş, onunla flört ettiği ortaya çıkmıştı.

Eh ne de olsa Sartre ve Simone de Beauvoir’ın arkadaşı değil miydi...

Seine Nehri’nin sol yakasında nehirler aşk köprülerinin altından farklı akıyordu.

*

Brigitte Bardot’nun eski kocası şarkıcı Sacha Distel
ve Hollywood’un en önemli yapımcılarından Darryl F. Zanuck da onun aşk zincirinin halkalarıydı.

Fransa’nın çok ünlü iki aktörü Philippe Lemaire ve Michel Piccoli ise aynı zamanda kocası olmuştu. 

*

Evet bizim neslimizin erkeklerine dik yaka siyah kazağı giydiren bu kadın önceki gün öldü...

Dün bütün gün onun en sevdiğim şarkılarını dinledim.

“Sous le Ciel de Paris”... “Jolie Mome”... “La Marche Nuptiale”

Ve özellikle “Deshabillez Moi”...

Nedense Simone de Beauvoir’ın bir ayna önünde çırılçıplak saçlarını toplarken sevgilisinin çektiği fotoğraf geldi gözümün önüne...

Bana ve Beatlesa siyah dik yaka kazak giydiren kadın

ERKEKTE TAKIM ELBİSEYİ İŞTE BU TARZ KURTARABİLİR

GQ dergisinin internet sitesi, bu yıl erkek modasındaki temel trendleri anlatan bir yazı yayınladı.

Özellikle Dolce&Gabbana’nın bu erkek takımı çok dikkatimi çekti. Pandemide en büyük darbeyi yiyenlerden biri erkek takım elbisesi...

Satışları neredeyse sıfıra indi. Ama ne yalan söyleyeyim bu tasarıma bayıldım.

Kesinlikle giymek istediğim bir tarz bu...

Ve şuna inanıyorum.

Erkek takım elbise anlayışı büyük bir devrim geçirmezse ölmeye mahkûm.

Onu ancak böyle erkeği cüretkâr bir farklılaşmaya götürecek yaklaşım kurtarabilir.

TÜRK VİSKİ YAZARLARI KADINDAN YANA OLDU

Dünyaca ünlü viski yazarı Jim Murray’ın “Whisky Bible” kitabında viskileri kadın ve orgazm kavramları üzerinden tanımlaması üzerine başlayan tartışmaya “A’dan Z’ye Viski” kitabının iki yazarı da katıldı.

Mehmet Yalçın Instagram hesabından görüşlerini paylaştı.

Teoman Hünal ise görüşlerini bana gönderdi.

İşte iki Türk viskicisinin “viski, orgazm, kadın” konusundaki görüşleri...

MEHMET YALÇIN

VİSKİ FUARINDA ŞİŞESİNE PREZERVATİF TAKMIŞLARDI

“Dünyanın ilk popüler viski yazarı Michael Jackson’ın 2007’deki ölümünün ardından tahta geçen Jim Murray, viski dünyasında fazla sevilmeyen, biraz ‘katlanılan’ bir figür.

Egzantrik çıkışlardan hoşlanıyor, bir sabah radyo röportajında dünyanın en iyi viskilerinin İskoçya’da değil, Kentucky’de yapıldığını iddia edip ortalığı karıştırıyor mesela...

Her yıl yayınladığı ve binlerce viskiye not verdiği ‘Whisky Bible’ kitabında da öteden beri abartılı ifadeler kullanıyor.

2009 edisyonunda çok beğendiği Bruichladdich Port Charlotte’u ‘Ohhhhh... Ahhhh... Mmmmm... Yessss... O my god...’ gibi ‘orgazmik’ nidalarla övmüş, o yıl katıldığım Frakfurt’taki viski fuarında bununla dalga geçmek isteyenler de şişeye prezervatif takmışlardı. Murray bu yıl işi iyice abarttı, kitabında tam 34 tane buna benzer ‘seksist’ ifadeye yer verip protestolarla karşılaştı.”

TEOMAN HÜNAL

20 YIL ÖNCE ‘CHEEKY’ DEDİĞİMİZ AMA BUGÜN YANLIŞ TANIMLAR

Bira ve viskiyi, hatta herhangi bir içkiyi kadın veya erkek içkisi olarak nitelendirmek çok yanlış. Benim publarda yıllardır gördüğüm kadınların da biradan, hatta (özellikle malt) viskiden erkekler kadar keyif almaları...

Çok sayıdaki viski tadım gruplarında kadınlar olduğu gibi sadece kadınlardan oluşan bir grup bile var.

Jim Murray’nin başına gelen ise tabiri caiz ise tam bir ‘zamane’ tatsızlığı. Adam kitabın hiçbir yerinde viski kadın içkisi değildir demiyor. Tatları anlatırken seksist beyanları var, ama bunlar da aslında yirmi sene önce hepimizin ‘cheeky’” deyip kullandığımız, ama bugünlerde artık neredeyse ‘illegal’ olan yorumlar. Yani yanlış zamanda yanlış yorum yapmış.”

Bana ve Beatlesa siyah dik yaka kazak giydiren kadın

ONUN KİMLİĞİNE UYGUN BİR CEVAP NASIL VERİLİR

AKP’li bir milletvekili, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı için “Kimliğine uygun hareketi yok” demiş ya...

Demek ki kimliklerimizde “uygun hareket” diye bir şey de yazarmış ve bu pespaye laf da onun kimliğine pek uygunmuş.

Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu iyi tanırım. Karşılıklı zeybek oynamışlığımız vardır. Bu arkadaşın kafasında yazan kadın kimliğine uygun mudur bilmem ama Ege’nin silme erkeğinden iyi zeybek oynar.

Kadın kimliğinde yazar mı bilmem ama yerel seçimde onunla çatır çatır mücadele ederek Adnan Menderes’in memleketinde yüzde 53 oyla başkan seçilmiştir.

Baktım erkekler savunuyor Özlem başkanı...

Hiç gerek yok arkadaşlar... Hele siz bir adım geri çekilin...

O sözleri söyleyen arkadaşın kimliğine uygun biçimde ağzının payını Topuklu Efe kendisi verir...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü:
Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama:
Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Funda Arar'ın 'karartma günleri' şarkısını dinlerken

Ben doğduğumda “karartma geceleri” kötü bir hatıra olarak kalmıştı.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da muhtemel bir hava saldırısına karşı geceleri şehirleri karartılmıştı.

Sonra bizim nesil de tanıdı karartma gecelerini...

Yunanistan’la ne zaman savaş ihtimali çıksa, okul kitaplarını kaplamak için kullandığımız mavi kaplama kâğıtları, bu defa Yunan uçakları görmesin diye pencerelerimize yapıştırılırdı.

Sonra 60’lar, 70’ler, 80’ler geldi... Ülkenin karanlık dönemlerini yaşadık.

Bu defa “karartma günleri” lafını öğrendik...

Hani Funda Arar’ın şarkısında söylediği gibi...

“Bir zindanda koy ver beni

Yazının Devamını Oku

'Ruh hastası' denince aklıma gelen ilk isim

Var mı böyle bir isim?

Tabii ki var...

Ama yazmam...

Sadece benim mi, herkesin var.

Bir insan için kolayca “Ha o mu? Ruh hastasıdır” dediğimiz kaç kişi var...

Peki biz Türkler, Kürtler, Araplar, Lazlar, bu ülkede yaşayanlar...

“Ruh hastalıkları”

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

En şapşal hırsızın aklıma soktuğu en hınzır sorular

Bu haftanın en komik haberini geçen gün Hürriyet’te Fatih Çekirge’nin köşesinde okudum.


Ankara Tuzluçayır’da hırsızın biri güvenlik kamerasını çalmış.

*

En komiği haberin fotoğrafıydı.

Hırsız, güvenlik kamerasını çalarken yüzünde en küçük bir endişe yoktu.

Üstelik ağzına bir de COVID maskesi takmıştı.

Kurallara uyan bir arkadaş yani...

Herhalde kamerayı çalınca, kendisiyle ilgili görüntüleri de alıp götürdüğünü sanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Muhafazakâr Cihangir'in kızı ve erkeği nerede tanışır

Bundan 6-7 yıl önce muhafazakâr bir gazetenin kadın muhabiri benimle röportaj yapmak istedi.

Fotoğraf çekmek ve konuşmayı yapmak için de beni İstanbul’un At Pazarı semtine götürdü.

At Pazarı Fatih’te bir yer...

Osmanlı döneminde at satılan yermiş. Bugün “Muhafazakârların Cihangir’i” olarak tanınıyor.



*

Yazının Devamını Oku

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin takipçisi neden 3.4 milyon daha az

Kulüplerin sosyal medya hesaplarının rakamlarına girdim. Girdim ve bir Fenerbahçeli olarak beni çok şaşırtan bir durumla karşılaştım.

Instagram’da Fenerbahçe’nin, Galatasaray’dan 3.4 milyon daha az takipçisi var.

Eğer “takipçi” sayısı “taraftar” sayısını yansıtıyorsa yıllardır “Türkiye’de en çok taraftarı olan kulüp Fenerbahçe’dir” inancım yerle bir olacak demektir.

Ancak iki kulübün takipçi profillerini ve davranışlarını çok dikkatle izlediğimde tuhaf bir durumla karşılaştım.

Sekiz yaşımdan beri iyi bir Fenerbahçeliyim ama önyargılı bir Fenerbahçeli olmamaya çalıştım.

O nedenle kulüplerin takipçi profillerini ve davranış biçimlerini vereceğim, yorumu sosyal medya analizcilerine bırakacağım.

GALATASARAY

Yazının Devamını Oku

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Show TV Ana Haber sunucusu Ece Üner, Azeri-Ermeni savaşında Türkiye’yi suçlayan bir demeç veren Kim Kardashian için şöyle bir cümle kullandı:

“Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu büyük bir kaynağı var, yine aynı kaynağı mı referans aldı acaba...”

Deniz Çakır da ana haber bülteni sunan bir insan için bu ifadenin güzel olmadığını söyleyip üslubunu eleştirdi.

*

Aslında iki kadın tartışıyor ve konu “cinsiyetçilik”.

Pek araya girmem böyle konularda ama burada ince bir nokta var.

Onu Ece Üner’le paylaşmak isterim.

Evet

Yazının Devamını Oku

Bugün savaş olan o bölgede 3 yılda 4 büyük olay gördüm

Komünizm duvarlarının yıkılmasından bir yıl öncesi ile 3 yıl sonrası arasında, yani 1988 ile 92 arasında Kafkasya’da 4 olayın tanığı oldum.

Hürriyet’in hem Ankara hem de Moskova temsilcisiydim.

*

Birinci olay: Sovyetler Birliği döneminde 26 Ermeni’nin öldürülmesinden sonra bütün dünyaya kapatılan Sumgait şehrine girmesine izin verilen ilk iki gazeteci rahmetli Mehmet Ali Birand ve bendim...

Sumgait olayları hâlâ karanlıktır.

*

İkinci olayı 1989’da yaşadım. Yanımda Sovyet Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ile birlikte Bakü’deydim.

Orada Azeri Yazarlar Birliği’nin düzenlediği bir basın toplantısındaydım.

Bir ara gözüm yan tarafta sessizce izleyen zayıf sakallı bir adama takıldı.

Yazının Devamını Oku

Müzikte müzayede tarihinin rekoru işte burada kırıldı

Baştan uyarayım.

Siz de “Memleketin bunca meselesi varken sen nelerle uğraşıyorsun lobisi”ndenseniz bu yazıyı atlayın.

Çünkü bugünkü konum, 1970’ler ve sonrasının en efsane rock gruplarından birinin gitarları olacak.



*

İlgilenenler okumuştur. Geçen yıl yine bir pazar günü Pink Floyd grubunun gitaristi

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en gizli kapaklı ve en açık magazincileri kimlerdir

Pandemi sırasında magazinin önemini bir kere daha anladım. Setler, sahneler, kulüpler kapanınca magazin de en büyük kaynağını yitirdi. Zaten grileşmiş hayatımızın rengi iyice kaçtı. Eve kapandığım günlerde magazinin önemini daha da iyi anladım. Oturup küçük ve şahsi bir “Magazin ansiklopedisi” yaptım. İşte magazinde Türkiye’nin enleri...

MAGAZİN ÂLEMİNİN KURUCU BABALARI

En renkli ve en eski siyasi magazinci: Müşerref Hekimoğlu... 1970’lerde Ankara yıllarımın en renkli ve güzel gazetecisiydi. Cumhuriyet gazetesinde ve ANKA Ajansı’ndaki yazılarının hastasıydım.

En korkulan magazinci: Hiç kuşkusuz rahmetli Çetin Emeç ve başında olduğu Hafta Sonu gazetesi... Magazin haberi ile bakan deviren gazeteci olarak tarihe geçti.

Magazine en sınıf atlattıran fahri magazinci: Banko Hıncal Uluç. Sanat, edebiyat, kültür ve daha birçok alanı magazin coğrafyasına o soktu.

En edebi magazinci: Selim İleri. 70’li ve 80’li yıllarda hazırladığı kültür sanat sayfalarında edebiyat, sinema ve sanat dünyasının ünlü simalarının evlerini ve dedikodularını öyle harika bir tarzla anlatırdı ki, benim magazinci olmamda çok etkisi oldu.

Cihangir fısıltı magazininin en derin babası: Sabiha Deren ve Yeni Sabah gazetesindeki köşesi “Fısıltı”... Hiç şüphesiz bugün “Düzeyli magazin” denilen Cihangir magazinciliğinin kurucu babası o. Gerçek adı da Hakkı Devrim.

Babıâli’nin en yazmayan magazincisi: Ergil Tezerdi.

Yazının Devamını Oku