GeriErtuğrul ÖZKÖK Bana ve Beatles'a siyah dik yaka kazak giydiren kadın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bana ve Beatles'a siyah dik yaka kazak giydiren kadın

İzmirli bir delikanlı olarak bana “varoluşçuluğun siyah dik yaka kazağını” giydiren kadındı o...

Sadece bana değil, 1963 yılında Beatles’a da siyah dik yaka kazağı giydirip “With The Beatles” kapağına bu kazaklarla poz verdiren kadın yine oydu...

Bana ve Beatlesa siyah dik yaka kazak giydiren kadın

Adı Juliette Greco’ydu...

Fransa’da Saint Germain semtinin egzistansiyalizmin başkenti olduğu yıllarda, o sol entelektüel mahallenin kraliçesiydi...

Onun ilk fotoğraflarını, İzmir Namık Kemal Lisesi bahçesinde, Varlık Yayınları’ndan Sartre, Camus ve Gide’i okurken görmüştüm.

Ben, egzistansiyalizmin ne olduğunu öğrenmeden önce egzistansiyalist olan bir neslin çocuğuyum...

*

Beatles ve Rolling Stones ile Sartre ve Camus’yü aynı anda sevmeyi bir çocukluk hastalığı, uzaklarda, Ege kıyısında bir kafa karışıklığı sanmıştım yıllarca...

Sonra öğrendim ki, John Lennon ve Paul McCartney’de de varmış aynı kafa karışıklığı...

Paul McCartney yıllarca sonra “Michelle” şarkısını Juliette Greco’dan etkilenerek yazdığını söylemişti.

John Lennon ise yıllarca sonra şunu diyecekti:

“Hayatım boyunca Juliette Greco gibi entelektüel, güzel, elmacıkkemikleri çıkık, siyah saçlı ve özgür fikirli bir kadını hayal ettim.”

Kim bilir onun bizleri alıp götüren şarkısı “Imagine”de belki Greco’nun “Si Tu T’imagine” şarkısının da bir payı vardır.

Bana ve Beatlesa siyah dik yaka kazak giydiren kadın

Sadece erkekler değil...

Mick Jagger’ın 60’lı yıllardaki sevgilisi ve o dönemin en tanınmış şarkıcılarından Marianne Faithful da rol modelinin bu kadın olduğunu söyleyecekti.

*

Fransa’nın Montpellier şehrinde, sevgisiz bir annenin çocuğu olarak doğmuştu.

Annesi onu bir “tecavüz çocuğu” olarak gördüğü için anneannesine bırakıp gitmişti.

Babası ise kökenlerinde Yunanlık bulunan bir Korsikalıydı.

İkisi de Nazilere karşı direniş hareketine katılıp toplama kampına gönderilmişti.

Kız kardeşi ve o ise Paris civarında bir hapishaneye...

Serbest bırakıldığında 18 kilometre yolu yürüyerek Gestapo merkezine gidecek ve “Eşyalarımı geri verin” diyecek kadar dimdik ve cesurdu...

*

Bugünkü nesiller belki pek fazla tanımaz ama hiç şüphesiz benim gibi taşra şehirlerinin kenar mahallelerinden çıkıp da metropolleri fethetmek isteyen varoluşçu çocukları en çok etkileyen kadınlardan biridir.

Sadece beni mi?

Jean-Paul Sartre da onun hayranıydı. Bizim kuşaklarımız üzerinde büyük etkisi olan “Özgürlüğün Yolları” kitabında ona önemli bir yer ayırmıştı.

Bir iddiaya göre, ki ben inanıyorum, Albert Camus’nün gizli sevgilisiydi.

*

Caz müziğinin en büyük devrimcisi Miles Davis onun ebedi aşkıydı.

Sartre “Neden evlenmiyorsunuz” diye sorduğunda Miles Davis şu cevabı vermişti: “Çünkü onu çok seviyorum...”

Miles Davis 1991’de ölünceye kadar sevgili kalmışlardı.

Miles Davis’le bu ebedi aşkı yaşarken araya müzik tarihinin en önemli simalarından biri olan Quincy Jones da girmiş, onunla flört ettiği ortaya çıkmıştı.

Eh ne de olsa Sartre ve Simone de Beauvoir’ın arkadaşı değil miydi...

Seine Nehri’nin sol yakasında nehirler aşk köprülerinin altından farklı akıyordu.

*

Brigitte Bardot’nun eski kocası şarkıcı Sacha Distel
ve Hollywood’un en önemli yapımcılarından Darryl F. Zanuck da onun aşk zincirinin halkalarıydı.

Fransa’nın çok ünlü iki aktörü Philippe Lemaire ve Michel Piccoli ise aynı zamanda kocası olmuştu. 

*

Evet bizim neslimizin erkeklerine dik yaka siyah kazağı giydiren bu kadın önceki gün öldü...

Dün bütün gün onun en sevdiğim şarkılarını dinledim.

“Sous le Ciel de Paris”... “Jolie Mome”... “La Marche Nuptiale”

Ve özellikle “Deshabillez Moi”...

Nedense Simone de Beauvoir’ın bir ayna önünde çırılçıplak saçlarını toplarken sevgilisinin çektiği fotoğraf geldi gözümün önüne...

Bana ve Beatlesa siyah dik yaka kazak giydiren kadın

ERKEKTE TAKIM ELBİSEYİ İŞTE BU TARZ KURTARABİLİR

GQ dergisinin internet sitesi, bu yıl erkek modasındaki temel trendleri anlatan bir yazı yayınladı.

Özellikle Dolce&Gabbana’nın bu erkek takımı çok dikkatimi çekti. Pandemide en büyük darbeyi yiyenlerden biri erkek takım elbisesi...

Satışları neredeyse sıfıra indi. Ama ne yalan söyleyeyim bu tasarıma bayıldım.

Kesinlikle giymek istediğim bir tarz bu...

Ve şuna inanıyorum.

Erkek takım elbise anlayışı büyük bir devrim geçirmezse ölmeye mahkûm.

Onu ancak böyle erkeği cüretkâr bir farklılaşmaya götürecek yaklaşım kurtarabilir.

TÜRK VİSKİ YAZARLARI KADINDAN YANA OLDU

Dünyaca ünlü viski yazarı Jim Murray’ın “Whisky Bible” kitabında viskileri kadın ve orgazm kavramları üzerinden tanımlaması üzerine başlayan tartışmaya “A’dan Z’ye Viski” kitabının iki yazarı da katıldı.

Mehmet Yalçın Instagram hesabından görüşlerini paylaştı.

Teoman Hünal ise görüşlerini bana gönderdi.

İşte iki Türk viskicisinin “viski, orgazm, kadın” konusundaki görüşleri...

MEHMET YALÇIN

VİSKİ FUARINDA ŞİŞESİNE PREZERVATİF TAKMIŞLARDI

“Dünyanın ilk popüler viski yazarı Michael Jackson’ın 2007’deki ölümünün ardından tahta geçen Jim Murray, viski dünyasında fazla sevilmeyen, biraz ‘katlanılan’ bir figür.

Egzantrik çıkışlardan hoşlanıyor, bir sabah radyo röportajında dünyanın en iyi viskilerinin İskoçya’da değil, Kentucky’de yapıldığını iddia edip ortalığı karıştırıyor mesela...

Her yıl yayınladığı ve binlerce viskiye not verdiği ‘Whisky Bible’ kitabında da öteden beri abartılı ifadeler kullanıyor.

2009 edisyonunda çok beğendiği Bruichladdich Port Charlotte’u ‘Ohhhhh... Ahhhh... Mmmmm... Yessss... O my god...’ gibi ‘orgazmik’ nidalarla övmüş, o yıl katıldığım Frakfurt’taki viski fuarında bununla dalga geçmek isteyenler de şişeye prezervatif takmışlardı. Murray bu yıl işi iyice abarttı, kitabında tam 34 tane buna benzer ‘seksist’ ifadeye yer verip protestolarla karşılaştı.”

TEOMAN HÜNAL

20 YIL ÖNCE ‘CHEEKY’ DEDİĞİMİZ AMA BUGÜN YANLIŞ TANIMLAR

Bira ve viskiyi, hatta herhangi bir içkiyi kadın veya erkek içkisi olarak nitelendirmek çok yanlış. Benim publarda yıllardır gördüğüm kadınların da biradan, hatta (özellikle malt) viskiden erkekler kadar keyif almaları...

Çok sayıdaki viski tadım gruplarında kadınlar olduğu gibi sadece kadınlardan oluşan bir grup bile var.

Jim Murray’nin başına gelen ise tabiri caiz ise tam bir ‘zamane’ tatsızlığı. Adam kitabın hiçbir yerinde viski kadın içkisi değildir demiyor. Tatları anlatırken seksist beyanları var, ama bunlar da aslında yirmi sene önce hepimizin ‘cheeky’” deyip kullandığımız, ama bugünlerde artık neredeyse ‘illegal’ olan yorumlar. Yani yanlış zamanda yanlış yorum yapmış.”

Bana ve Beatlesa siyah dik yaka kazak giydiren kadın

ONUN KİMLİĞİNE UYGUN BİR CEVAP NASIL VERİLİR

AKP’li bir milletvekili, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı için “Kimliğine uygun hareketi yok” demiş ya...

Demek ki kimliklerimizde “uygun hareket” diye bir şey de yazarmış ve bu pespaye laf da onun kimliğine pek uygunmuş.

Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nu iyi tanırım. Karşılıklı zeybek oynamışlığımız vardır. Bu arkadaşın kafasında yazan kadın kimliğine uygun mudur bilmem ama Ege’nin silme erkeğinden iyi zeybek oynar.

Kadın kimliğinde yazar mı bilmem ama yerel seçimde onunla çatır çatır mücadele ederek Adnan Menderes’in memleketinde yüzde 53 oyla başkan seçilmiştir.

Baktım erkekler savunuyor Özlem başkanı...

Hiç gerek yok arkadaşlar... Hele siz bir adım geri çekilin...

O sözleri söyleyen arkadaşın kimliğine uygun biçimde ağzının payını Topuklu Efe kendisi verir...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü:
Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama:
Selma Songül Zengin

X

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku

Bu köprü küresel bir eserse eğer, adı ‘Troya’ olmalıydı

Dünyanın önemli mühendislik haber sitelerinden biri olan “ENR” (Engineering News-Record) geçen çarşamba günü Çanakkale Boğazı üzerinde yapımı süren “1915 Çanakkale Köprüsü” ile ilgili ayrıntılı ve övücü bir yazı yayınladı.

Haberin başlığı şöyleydi:

“Dünyanın en uzun asma köprüsü Türkiye’de yapılıyor.”

*

Yazıdan öğrendiğime göre bugüne kadar dünyanın en uzun köprüsü Japonya’daki “Akashi Kaikyo” köprüsüymüş ve uzunluğu 1.992 metreymiş.

Çanakkale Köprüsü’nün uzunluğu ise 2.023 metre olacak.

ENR’daki İngilizce haberi iki defa dikkatle okudum.

Köprünün adı

Yazının Devamını Oku

Bu hödüğün hakkından vallahi Recep İvedik gelir

Fenerbahçe'nin yenilgisine üzüldüm...

Önceki akşam, Eintracht Frankfurt karşısındaki takım çıksaydı rahat 3 çekerdi bu Pire takımına...

Ama beni daha çok üzen Olympiakos’un hödük başkanının lafları oldu...

Hele hele bir de bazı Galatasaraylı dostların “Bizi bu hödüğün laflarına muhatap ettin ya Fener, helal olsun sana” yollu şakaları yok mu...

İşte o kahretti beni...

Delirdim...

*

Ama sonra herifin bu fotoğrafını gördüm...

Yazının Devamını Oku

Bir günde dokuz kadın hikayesi

Bu gördüğünüz fotoğraf önceki gün Kuzey Irak’ta, Erbil’de çekildi. Fotoğrafta gördüğünüz 5 kadından üçü Türk, ikisi Fransız vatandaşı.

Beşi de aynı şirkette çalışıyor.

Dünyanın iki numaralı alkollü içki şirketi Pernod Ricard’ın üst düzey çalışanı bu kadınlar.

 

Biri hariç hepsi Müslüman. 

Yani alkollü içki sektöründe çalışıyorlar ve Erbil’de “Saha ziyareti” yapıyorlar. Yani, viski ve başka içkilerin pazar durumunu görmek için oradalar.

Ekipte görevli erkek eleman yok.

Fotoğraf, Pernod Ricard Irak distribütörü Swayish şirketinde çekildi.

Yazının Devamını Oku

O ihaleyi alan inşaatçının iktidara tahsis ettiği süper yat kaç metreydi

Dokuz gün boyunca Kalkan, Kaş, Kaleköy ve Kekova’da dolaştıktan sonra dün Göcek Limanı’na geldik ve karaya çıktık.

Göcek Limanı bana hep Amerika’nın Florida bölgesindeki veya Long Island’daki sahil kasabalarını hatırlatır.

Marinaları, kafeleri, caddeleri, Türkiye’nin başka bölgelerindeki çirkin yapılaşmadan biraz olsun kendini koruyabilmiş mimarisiyle bana iyi gelen bir belde Göcek...

Göcek Türkiye’nin gündemine 1980’li yıllarda yerleşti. Yerleştiren de rahmetli Turgut Özal ve danışmanı Can Pulak oldu...

Özal yaz aylarında hafta sonlarını Göcek’te geçirirdi. Bir yandan turizm yatırımlarını yerinde görür, kararlar alır, bir yandan da ünlü bir patronun teknesinde gezerdi.

Türkiye’nin 24 Ocak kararları ve özellikle de Özal’ın iktidara gelişi ile başlayan liberal ekonomi dönemi yeni patronlar yaratıyordu. Özellikle inşaat şirketleri hızla büyüyordu.

Yeni patronlar da Türkiye’de “yat modası”nı yaratıyordu.

*

Yazının Devamını Oku

Hazreti İsa'nın sol kolunu yontarken fark edilen arıza

Dünya sanat tarihinde hiçbir heykel sanatçısı Michelangelo’nun ulaştığı şöhrete ulaşamamıştır.

Onun “Davut” heykeli, sanatta ulaşılmazlığın sembolü olarak asırlardır yerini koruyor...

Peki bu heykeli yapan Michelangelo nasıl bir insandı...

*

Aslında hakkında epey şey biliyoruz.

Çünkü yanında hayatını yazacak Vasari adlı bir biyografi yazarı vardı.

Yani kendi hikâyesi ve efsanesini kendi yazdıran insandı.

Ama kendisi hakkında asıl somut bilgiyi meğer kendi bırakmış.

Üç boyutlu mermer bir heykel...

Yazının Devamını Oku

Fas'ın Ankara, İstanbul ve İzmir'ini, 3 kadın nasıl kazandı?

Dünyanın bir ucunda, Taliban denilen eli silahlı İslamcı hareketin, Müslüman kadınına dünyayı dar ettiği günlerde dünyanın bir başka ucunda, eli silahsız başka Müslümanlar, üç kadını başkanlık koltuğuna oturttu...

8 Eylül gününden beri dünya o üç kadını konuşuyor... Burası Fas ve ülkenin üç büyük şehrinin belediye başkanlığı koltuğuna üç kadın oturdu...

Gelin şimdi Müslüman dünyasının en karamsar günlerinde en iyimser rüzgârları estiren bu üç kadını tanıyalım.

Birincisi, Esma Ralalu...

Ekonomist ve gazeteci...

Başkent Rabat’ın, yani bir anlamda Fas’ın Ankara’sının, seçilmiş ilk kadın Belediye Başkanı...

Milli Bağımsız Birlik Hareketi’nin adayı...

Belediye Meclisi’ne seçilen 79 üyenin 58’inin oyunu alarak başkan seçildi.

Öteki iki rakibinden Sosyalist Halk Güçleri Birliği’nin adayı 7, İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayı da 8 oy alabildi.

Yazının Devamını Oku

Mösyö Sartre yani Türk kadını benden önce mi

Dünya feminizminin en önemli kadınlarından biri olan Simone de Beauvoir’ın, bugüne kadar yayınlanmamış bir romanı bulundu ve geçen sonbahar Fransa’da yayınlandı.

1. Kitabın adı “Les Inseparables”...

Kitap geçtiğimiz günlerde Amerika’da da İngilizce olarak yayınlandı ve dün New York Times’ta kitapla ilgili uzun bir de yazı vardı.

*

Simone de Beauvoir, bu kitabı 1954’te yazmış.

Aslında otobiyografik bir roman.


Yazının Devamını Oku

Kemal Bey, bu liste biraz kasvetli biraz Ajda, biraz neşe katsanız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Spotify’a kendi adına bir müzik listesi koydu.

Başkalarının da vardır belki ama kendi payıma, eski ABD Başkanı Obama’dan sonra gördüğüm ikinci siyasetçi müzik listesi bu.

Kemal Bey’in böyle bir listeyi hazırlaması da hoşuma gitti.

*

3 saat 4 dakikalık bir liste bu.



Yazının Devamını Oku

Birincisi trajediydi... İkincisi komedi, ya üçüncüsü ne olur

Afganistan’ın eski devlet başkanı Hamid Karzai, Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden sonraki ilk görüntülü mülakatı bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı onunla yaptığı mülakatı iki gün üst üste yayınladı...

Oysa ilk günden beri orada CNN’in bir kadın muhabiri vardı...

BBC oradaydı...

Ama görüntülü olarak ilk mülakatını bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı’nın başarısı kadar, Karzai’nin tercihi de anlamlı...

Öyleyse gelin bu mülakatın biraz arka odalarında dolaşalım.

SEFARET AVLUSUNDA BAŞI AÇIK, KARZAİ’NİN EVİNDE BİLE ÖRTÜLÜ

Yazının Devamını Oku