GeriErtuğrul ÖZKÖK 'B. j.' sorusu sadece kadınlara mı sorulur
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'B. j.' sorusu sadece kadınlara mı sorulur

Önce bir ricada bulunacağım...

Lütfen anlatacaklarımı “cinsel içerikli” bir yazı olarak okumayın.

Çünkü şimdi yazacağım soru, hemen akla öyle bir şey getiriyor.

Ama aslı çok başka...

*

Bundan tam 20 yıl önce genç bir öğrenci, çok tanınmış bir kadına şu soruyu sordu:

“Bütün Amerika’nın Blow Job kraliçesi olmak nasıl bir duygudur?”

B. j. sorusu sadece kadınlara mı sorulur

“Blow Job” Amerikan argosunda “Oral seks yapmak” anlamına geliyor...

Bu olay 2001 yılının ilk aylarında New York’ta “Cooper Union” binasındaki bir salonda yaşandı...

Size işte bu olayı yazacağım...

*

“Game of Thrones” dizisinin yapımcısı HBO, Monica Lewinsky ile ilgili bir belgesel hazırlıyordu.

“Monica in Black and White” isimli bu belgeselin bir bölümünde, Lewinsky, bu salonda seyircilerle bir “soru-cevap” seansı yapacaktı... İşte olay o soru cevap sırasında meydana geldi.

Olay programın sonuna doğru patladı.

*

Salondaki izleyicilerden biri çıktı ve Monica Lewinsky’ye bu soruyu sordu.

“Amerika’nın Blow Job kraliçesi olmak nasıl bir duygudur...”

Salonda o anki psikoloji şöyleydi...

Seyircilerin çoğu hayret sesleri çıkarıyordu. Tabii bol miktarda gülüşme vardı.

*

Belgeseli yapanlar Monica’ya “Cevap vermeseniz daha iyi olur” dediler...

Ancak Monica Lewinsky kimsenin beklemediği bir şey yaptı.

Önce bir süre suskun kaldı.

Ve sonra şu cevabı verdi:

“Çok yaralayıcı ve hakaretamiz bir soru bu. Sadece benim için değil, ailem için de hakaret..

Şunu anlamıyorum. Bütün bu yaşadıklarım bir oral seks hikayesinden mi ibaret?

Bu iki taraflı bir ilişkiydi... (Bana bu sorunun sorulması) erkek egemen bir toplumun eseri...”

*

O an durum şöyleydi.

Salonun büyük bölümü gülüyordu...

Monica Lewinsky sonra soruyu soran gence dönüp cevabını şöyle tamamladı:

“Ama bana sorduğunuz bu soruya belki siz daha iyi cevap verecek durumdasınız... Benim açımdan ise şunu söyleyebilirim. Bu sorduğun soru muhtemelen bana 1 yıl daha terapiye mal olacak...”

*

Bu soru Amerikan sosyal ve siyasi tarihine “B. J. Queen sorusu” olarak geçti.

Oral seks denilen şey iki taraflı bir eylem...

Ama bu iki taraflı eylemin vebali, önde diz çökmüş kadının sırtına yükleniyor.

Öyle olmasaydı bugüne kadar bir kişi çıkıp Clinton’a şu soruyu sormaz mıydı?:

“Amerika’nın Blow Job Kralı olmak nasıl bir duygu...”

Hoş sorsa da ne olurdu ki...

Bu gökyüzünün altındaki her maço ve aptal erkeğin kafasındaki cevap zaten hazırdır:

“Çok güzel bir duygu...”

Çünkü bir erkeğin kadına diz çöktürmesini bundan daha iyi anlatacak sembolik bir aptallık yoktur...”

*

İşte o nedenle bu soru bu salı gününden itibaren seyredeceğim “Impeachment” adlı dizinin gerçek anlamını da anlatıyor.

Bu olay bir seks skandalı değil...

Aynı zamanda bir “Cinsiyet eşitsizliği...”

Bir “Güç dengesizliği” olayı...

Bir “Erkek egemenliği” skandalı...

*

Monica Lewinsky, 2001 yılında yayınlanan HBO dizisinden başı dik çıktı...

Şimdi herkes merakla 24 saat sonra yayına girecek olan diziyi bekliyor. Bakalım dizi bu olaya basit bir seks skandalı olarak mı bakacak...

Yani, erkeklerin kıkır kıkır güleceği bir “B. J. hikayesi” mi olacak...

Yoksa onu aşan küresel bir sosyal meselenin hesaplaşması mı...

GONZO YAZARDAN
UPPER CİHANGİR’DEN MUHALİF MEDYAYA: 'ÇOK KASABALISINIZ'

Upper Cihangir’den “Yandaş medyaya” en ağır eleştiriyi beklerdim...

Ama özellikle şu günlerde muhalif medyaya yüklenme?

Hiç beklediğim bir şey değildi.

Medyada artık “Upper Cihangir’in Gonzo yazarı” olarak tanınan Tuğrul Eryılmaz geçen cuma günkü yazısında aynen şunları yazdı.

“İki yılı aşkındır ne haber ne tartışma programlarına baktığım ne de okuduğum yandaş medya ilgi alanıma girmiyor. Fakat ciddiye almak zorunda olduğum ‘muhalif’ medyanın kasabalılığı da beni kahrediyor. Saatlerce süren ve bağıranın prim yaptığı tartışma programları, ilçe belediyelerine, yazlıklara gidilerek yapılan ve gençliğimin seyyar tiyatrolarını andıran söyleşi ve tartışmalar. Tabii ki sloganlar, sloganlar... Biliyorum magazin isimsiz olmaz ama şimdilik izninizle Halk TV, Tele1, KRT deyip susayım. Haftaya Allah kerim.”

HAFTANIN EN VİNTAGE ŞARKISI 40 YIL SONRA İLK ABBA ŞARKISI AKLIMA ŞU CÜMLEYİ GETİRDİ

Önce
haberi geldi...

ABBA 40 yıl sonra bir araya geldi yeni bir albümle geri dönüyor.

Albüm kasım ayında piyasaya çıkacak.

Ve albümün ilk şarkısı “I Still Have Faith in You” geçen cuma günü streaming platformlarına kondu. Bu grubun 2018’de anons ettiği bir şarkıydı...

B. j. sorusu sadece kadınlara mı sorulur

Çıkması 3 yıl aldı...

*

Tipik bir ABBA şarkısı ve Allah kahretsin çok güzel...

Kendimi bir anda önce 68 sonrası Paris’inde buldum...

Sonra Ankara’da Piyade Sokak’taki Suna Apartmanı’nın bodrum katındaki evimde... 70’ler... Sonra 80’ler...

Her şeye rağmen Türkiye’nin Masum Yılları...

*

Dün Bodrum’da eylülün en güzel güneşinin altında dinledim bu şarkıyı... O kadar mutlu oldum ki... Her şey yerli yerindeydi...

Hayatıma baktım...

O sokaktan başlayan öğretim üyeliği, siyasi danışmanlık, yazarlık, yöneticilik yıllarım... Hepimizin mazisindeki masumiyet müzelerinin küçücük eserleri...

*

Evet... Her şey yerli yerindeydi...

Şarkı bittiğinde Woody Allen’in o şahane filminin sonundaki gibiydim...

“Whatever Works.”

Sen nasıl diyorsan öyledir...

Ama Allaha şükür, her şey yerli yerindedir.

Hepimiz
oradayızdır işte...

EN SEVDİĞİM 5 ABBA ŞARKISI

- Fernando

- Dancing Queen

- The Winner Takes it All

- Gimme, Gimme, Gimme 

- Chiquitita

BİR BİNAYA BU KADAR ÇOK İDDİA SIĞDIRILABİLİR Mİ

Dün
gazetelerde Boyner’in Erenköy’de açtığı yeni binanın fotoğraflarını gördüm.

Tam o sırada, Abba’nın yeni şarkısını dinliyordum.

Bu rengarenk binanın fotoğrafını da görünce inanın içimde devasa bir lotus çiçeği açtı...

Sonra girip binayla ilgili bilgileri okudum.

B. j. sorusu sadece kadınlara mı sorulur

Aman Allahım içine ne kadar çok iddia ve modernite sığdırmışlar...

*

- BİR: Binayı mağaza olarak değil, “Sokak ve hayatla iç içe bir deneyim merkezi” olarak adlandırıyorlar.

- İKİ: Dış görüntüyü, Türkiye’nin o hastalıklı sıradan griliğinden çıkarıp özgür bırakmışlar.

“Mural İstanbul” grubundan 6 sanatçı boyamış dış cepheyi...

Yani dış cephe modern bir şehrin grafiti duvarlarına çevrilmiş.

- ÜÇ: Ressam Mehmet Sinan Kuran kendine özgü bir minyatür evreni yaratmış.

Haa bir de origami sanatçısı var...

Gürat Öztürk devasa büyüklükte 6 çiçek düzenlemesi gerçekleştirmiş.

- DÖRT: Dijital teknolojiyi binanın kapısından sokmuşlar.

İçerde 14 metreye varan dijital duvarlar var...

Bunlara “Yaşayan enstalasyonlar” deniyor...

Ayrıca 4 tane hologram yerleştirmişler...

- BEŞ: “Geri dönüşüm” ve “Sürdürülebilirlik...”

İç acıcı ve umut veren bir bina bu...

POST MODERN MAĞAZA DÖNEMİNİ AÇAN ÜÇ MEKAN

Bana göre İstanbul’da üç yeni alışveriş mekanı, “mağaza” kavramını bitirdi.

Birincisi Mudo’nun Caddebostan’daki yeni mekanıydı.

İkincisi Vakko’nun Nişantaşı’ndaki yeni yaşam merkezi...

Üçüncüsü de bu...

Bir mekana post modern birçok iddiayı sığdırabilmek...

Türkiye, Avrupa’dan önce “post mağaza” dönemi açtı...

Türk girişimciliğinin zaferidir bunlar...

AKŞAMÜZERİ İÇKİSİ
1962 MODEL VİNTAGE BİR HAFTA SONU İSTEYENE ŞAHANE BİR ŞARKI

Geçen Cuma günü streaming platformlarına Steve Tyrell’in “You Don’t Know Me” adlı şarkısını koydular.

1962 yılında çıkmış şahane bir şarkıdır. Bestecisi, bazıları tarafından Amerikan müzik tarihinin en büyük müzik yazarı olarak bilinen bir kadındır.

B. j. sorusu sadece kadınlara mı sorulur

Cindy Walker...

Orijinalini Ray Charles söylüyor.

Bana göre onun yorumundan daha iyisini söylemek mümkün değil.

Eylül geldi...

Benim gibi “Vintage” bir şarkıyla bir sohbahar yaz akşamüzeri yaşamak istiyorsanız...

Banko Ray Charles... Banko bu şarkı...

Bana teşekkür edeceksiniz...

*

- ÖNEMLİ BİR EYLÜL HATIRLATMASI: Alpay’ın “Eylül’de Gel”ini de ihmal etmeyin.

YENİ MÜZİK
CUMA GÜNÜ ÇIKAN YENİ ŞARKILAR TOP 5

- CAZ SEVENLERE: Gary Smith: “Moondance”

- GÜN BATIMI İSKELE: Blank&Jones, Coralie Clement, Pepe Link: “Days Go By (Pepe Link Remix)” Akşamüzeri içkisiyle yıkılıyor...

- HAFİF KLASİK SEVENE: Fabian Andre, Wilbur Schwandt, Daniel Hope: “Dream a Little” (Version for Solo Violon, Harp, Piano and String Orchesta.)

Yıllardır Mamas and The Papas grubundan dinlediğimiz “Dream a Little Dream of Me” şarkısının klasik bir yorumu.

X

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku

Bu köprü küresel bir eserse eğer, adı ‘Troya’ olmalıydı

Dünyanın önemli mühendislik haber sitelerinden biri olan “ENR” (Engineering News-Record) geçen çarşamba günü Çanakkale Boğazı üzerinde yapımı süren “1915 Çanakkale Köprüsü” ile ilgili ayrıntılı ve övücü bir yazı yayınladı.

Haberin başlığı şöyleydi:

“Dünyanın en uzun asma köprüsü Türkiye’de yapılıyor.”

*

Yazıdan öğrendiğime göre bugüne kadar dünyanın en uzun köprüsü Japonya’daki “Akashi Kaikyo” köprüsüymüş ve uzunluğu 1.992 metreymiş.

Çanakkale Köprüsü’nün uzunluğu ise 2.023 metre olacak.

ENR’daki İngilizce haberi iki defa dikkatle okudum.

Köprünün adı

Yazının Devamını Oku

Bu hödüğün hakkından vallahi Recep İvedik gelir

Fenerbahçe'nin yenilgisine üzüldüm...

Önceki akşam, Eintracht Frankfurt karşısındaki takım çıksaydı rahat 3 çekerdi bu Pire takımına...

Ama beni daha çok üzen Olympiakos’un hödük başkanının lafları oldu...

Hele hele bir de bazı Galatasaraylı dostların “Bizi bu hödüğün laflarına muhatap ettin ya Fener, helal olsun sana” yollu şakaları yok mu...

İşte o kahretti beni...

Delirdim...

*

Ama sonra herifin bu fotoğrafını gördüm...

Yazının Devamını Oku

Bir günde dokuz kadın hikayesi

Bu gördüğünüz fotoğraf önceki gün Kuzey Irak’ta, Erbil’de çekildi. Fotoğrafta gördüğünüz 5 kadından üçü Türk, ikisi Fransız vatandaşı.

Beşi de aynı şirkette çalışıyor.

Dünyanın iki numaralı alkollü içki şirketi Pernod Ricard’ın üst düzey çalışanı bu kadınlar.

 

Biri hariç hepsi Müslüman. 

Yani alkollü içki sektöründe çalışıyorlar ve Erbil’de “Saha ziyareti” yapıyorlar. Yani, viski ve başka içkilerin pazar durumunu görmek için oradalar.

Ekipte görevli erkek eleman yok.

Fotoğraf, Pernod Ricard Irak distribütörü Swayish şirketinde çekildi.

Yazının Devamını Oku

O ihaleyi alan inşaatçının iktidara tahsis ettiği süper yat kaç metreydi

Dokuz gün boyunca Kalkan, Kaş, Kaleköy ve Kekova’da dolaştıktan sonra dün Göcek Limanı’na geldik ve karaya çıktık.

Göcek Limanı bana hep Amerika’nın Florida bölgesindeki veya Long Island’daki sahil kasabalarını hatırlatır.

Marinaları, kafeleri, caddeleri, Türkiye’nin başka bölgelerindeki çirkin yapılaşmadan biraz olsun kendini koruyabilmiş mimarisiyle bana iyi gelen bir belde Göcek...

Göcek Türkiye’nin gündemine 1980’li yıllarda yerleşti. Yerleştiren de rahmetli Turgut Özal ve danışmanı Can Pulak oldu...

Özal yaz aylarında hafta sonlarını Göcek’te geçirirdi. Bir yandan turizm yatırımlarını yerinde görür, kararlar alır, bir yandan da ünlü bir patronun teknesinde gezerdi.

Türkiye’nin 24 Ocak kararları ve özellikle de Özal’ın iktidara gelişi ile başlayan liberal ekonomi dönemi yeni patronlar yaratıyordu. Özellikle inşaat şirketleri hızla büyüyordu.

Yeni patronlar da Türkiye’de “yat modası”nı yaratıyordu.

*

Yazının Devamını Oku

Hazreti İsa'nın sol kolunu yontarken fark edilen arıza

Dünya sanat tarihinde hiçbir heykel sanatçısı Michelangelo’nun ulaştığı şöhrete ulaşamamıştır.

Onun “Davut” heykeli, sanatta ulaşılmazlığın sembolü olarak asırlardır yerini koruyor...

Peki bu heykeli yapan Michelangelo nasıl bir insandı...

*

Aslında hakkında epey şey biliyoruz.

Çünkü yanında hayatını yazacak Vasari adlı bir biyografi yazarı vardı.

Yani kendi hikâyesi ve efsanesini kendi yazdıran insandı.

Ama kendisi hakkında asıl somut bilgiyi meğer kendi bırakmış.

Üç boyutlu mermer bir heykel...

Yazının Devamını Oku

Fas'ın Ankara, İstanbul ve İzmir'ini, 3 kadın nasıl kazandı?

Dünyanın bir ucunda, Taliban denilen eli silahlı İslamcı hareketin, Müslüman kadınına dünyayı dar ettiği günlerde dünyanın bir başka ucunda, eli silahsız başka Müslümanlar, üç kadını başkanlık koltuğuna oturttu...

8 Eylül gününden beri dünya o üç kadını konuşuyor... Burası Fas ve ülkenin üç büyük şehrinin belediye başkanlığı koltuğuna üç kadın oturdu...

Gelin şimdi Müslüman dünyasının en karamsar günlerinde en iyimser rüzgârları estiren bu üç kadını tanıyalım.

Birincisi, Esma Ralalu...

Ekonomist ve gazeteci...

Başkent Rabat’ın, yani bir anlamda Fas’ın Ankara’sının, seçilmiş ilk kadın Belediye Başkanı...

Milli Bağımsız Birlik Hareketi’nin adayı...

Belediye Meclisi’ne seçilen 79 üyenin 58’inin oyunu alarak başkan seçildi.

Öteki iki rakibinden Sosyalist Halk Güçleri Birliği’nin adayı 7, İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayı da 8 oy alabildi.

Yazının Devamını Oku

Mösyö Sartre yani Türk kadını benden önce mi

Dünya feminizminin en önemli kadınlarından biri olan Simone de Beauvoir’ın, bugüne kadar yayınlanmamış bir romanı bulundu ve geçen sonbahar Fransa’da yayınlandı.

1. Kitabın adı “Les Inseparables”...

Kitap geçtiğimiz günlerde Amerika’da da İngilizce olarak yayınlandı ve dün New York Times’ta kitapla ilgili uzun bir de yazı vardı.

*

Simone de Beauvoir, bu kitabı 1954’te yazmış.

Aslında otobiyografik bir roman.


Yazının Devamını Oku

Kemal Bey, bu liste biraz kasvetli biraz Ajda, biraz neşe katsanız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Spotify’a kendi adına bir müzik listesi koydu.

Başkalarının da vardır belki ama kendi payıma, eski ABD Başkanı Obama’dan sonra gördüğüm ikinci siyasetçi müzik listesi bu.

Kemal Bey’in böyle bir listeyi hazırlaması da hoşuma gitti.

*

3 saat 4 dakikalık bir liste bu.



Yazının Devamını Oku

Birincisi trajediydi... İkincisi komedi, ya üçüncüsü ne olur

Afganistan’ın eski devlet başkanı Hamid Karzai, Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden sonraki ilk görüntülü mülakatı bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı onunla yaptığı mülakatı iki gün üst üste yayınladı...

Oysa ilk günden beri orada CNN’in bir kadın muhabiri vardı...

BBC oradaydı...

Ama görüntülü olarak ilk mülakatını bir Türk kadın gazeteciye verdi.

Nagehan Alçı’nın başarısı kadar, Karzai’nin tercihi de anlamlı...

Öyleyse gelin bu mülakatın biraz arka odalarında dolaşalım.

SEFARET AVLUSUNDA BAŞI AÇIK, KARZAİ’NİN EVİNDE BİLE ÖRTÜLÜ

Yazının Devamını Oku