Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

Ki kurtardı, canlı yayında hepimiz seyrettik.

Önce Kadıköy Belediyesi’nin bir görevlisi... Bir kova taşıyıcısı, o sesi duydu...

Herkesi uyardı...

Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

Sonra Tunceli  AFAD’dan bir görevli bebeğin yanına indi...

Büyük bir sevgiyle elini tuttu Ayda bebeğin...

Hemen yanında Manisa Belediyesi’nden bir görevli vardı...

Bir jandarma görevlisini gördük o arada...

Biraz ileride Bursa Belediyesi’nden bir başkası...

İzmirli görevliler tam kadro oradaydı...

*

Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş insanlar, hepsi enkazın altındaydı orada...

Hangi enkazın mı?

91 saatte 1.475 artçı depremin hâlâ salladığı o enkazın altında, üstünde...

Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

Sonra Ayda bebek çıkarıldı...

Sevinç gözyaşı döken, alkışlayan bir fedakâr görevli koridorunun içinden geçip ambulansa getirildi...

Hastanenin kapısında, Ege Üniversitesi’nin 91 saattir acil nöbeti tutan doktorları, sağlık görevlileri bekliyordu onları...

Görevi onlar devraldı...

*

Ve biz....

Türkiye’nin dört bir yanında televizyon ekranlarının başında 91 saattir nöbet tutan bizler...

Bizler de sevinç çığlıkları ile katılıyorduk bu göreve...

*

Arkadaş...

Ayda bebek işte böyle kurtuldu...

Bütün bu insanlar kurtardı...

Ya dün hepimizin içine o muazzam umudu ve mutluluğu yerleştiren Elif bebek...

Bil ki o da öyle kurtuldu...

İstanbul Büyükşehir itfaiyecileri, Ankara Büyükşehir itfaiyecileri oradaydı...

*

İzmir İtfaiyesi’nin bir görevlisine soruyorlar:

“Ayda bebeği kim kurtardı?”

Hepimiz adına cevabı veriyor:

“Bütün Türkiye... Devletiyle, yerel yönetimleriyle, sivil toplum örgütleriyle bütün Türkiye...”

*

Dikkat ediyorum...

Biri ötekine “AFAD’cı arkadaşım” diyor...

Öteki ona “İzmirli kardeşim” diyor...

Bu fedakârca mücadeleyi verenlerin, orada 91 saattir görev başında olanların hiçbiri ötekinden rol çalmaya tenezzül etmiyor...

Tek yarış var...

Can kurtarma yarışı...

Elif bebeği... Ayda bebeği işte bu duygu kurtardı...

ÜSTYAZIDA BU GÜZELLİK VAR ALTYAZIDA İSE TWEET VAMPİRİ

EKRANDAKİ görüntüde bu sevinci paylaşırken aynı dakikalarda televizyonlarda altyazılar geçiyor:

Attıkları tweet’lerle kin ve nefret yaratmaya çalışan 52 kişi hakkında işlem yapılmış...

Üçü tutuklanmış...

Tweet vampirleri yine işbaşı yapmış...

Ama bu defa sökmedi...

O bir avuç aşağılık yaratık, bir milletin tükürükleri ile kendi salyalarında boğuldu...

AYDA BEBEĞİ KURTARIRKEN KENDİMİZİ DE KURTARIYORUZ

BAYANLAR baylar...

Türkiye artık umudu, sevgiyi, barışı paylaşıyor...

Ayda bebeği, Elif bebeği kurtarırken aynı zamanda kendimizi de bu pis kutuplaşma batağından kurtarıyoruz...

Kutuplaşmadan, milleti bölmeden hâlâ medet uman siyasetçi varsa...

Onların da kendilerini bu pis illetten, bu kötü alışkanlıktan kurtarma zamanıdır...

BİR ERKEK SORDU
COVID MASKELERİ YÜZDEKİ KIRIŞIKLIKLARI ABARTIYOR MU

FOTOĞRAFTA gördüğünüz kişi Amerikalı ünlü aktör Sean Penn...

Fotoğraf Los Angeles Dodgers beyzbol takımının stadında çekilmiş.

Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

Sean Penn bugünlerde günlerinin büyük kısmını orada geçiriyor.

Çünkü kurduğu CORE adlı yardım kuruluşu o statta her gün 7 bin 500 kişiye bedava COVID testi yapıyor.

Los Angeles şehrinin yaptığı günlük test sayısının 20 bin olduğunu düşünürseniz bir insanın tek başına yaptığı işin ne kadar büyük olduğunu anlarsınız.

CORE’un bu test faaliyeti için en büyük mali desteği de Twitter’in CEO’su Jack Dorsey vermiş.

30 milyon dolar yardım yapmış.

*

Fotoğrafı gören bir arkadaşım, “Maske yüzündeki kırışıklıkları daha da abartarak göstermiş” dedi...

Bugünlerde çok saçma bir soru ama, insanız işte...

Şeytan aklına sokuyor bu soruyu...

Neyse ki, Sean Penn’in kırışıklıklarını saklamak gibi bir sorunu da hiç olmadı... Tam aksine yakışıyor ona...

................................

NOT: Küçük bir ayrıntı... Soruyu soran bir kadın değil, erkekti...

Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

YENİ
İKİ BÜYÜK SES BİR ARAYA GELİRSE

GEÇEN hafta çıkan yeni parçalar arasında müthiş bir ikili vardı. İtalya’nın yaşayan en büyük tenorlarından biri Andrea Bocelli ile
en büyük sopranolarından biri olan Cecilia Bartoli bir araya geldi.

“Pianissimo” adlı şarkıyı söylediler...

Arkada da harika bir piyano...

Deprem haftasında güzel bir sürpriz oldu...

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Eyüp Serbest
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Acil koduyla çağrılan bir 'balarısı haritası'

Son 72 saatte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden gelen mesajları alt alta yazıyorum.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu ve dedi ki:

Önümüzdeki aylarda öngörülebilir, kolay erişilebilen yargı sistemi için adımlar atacağız...”

*

Bu cümlelerin ne anlama geldiğini ise iki gün sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıkladı.

Bir kere daha benim şahsi zabıtlarıma geçmesi için en önemli maddelerini yazıyorum.

*

“Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye, telkin almaz. Hiç kimse ve Adalet Bakanlığı da dahil olmak üzere hiçbir kurum yargı yetkisini kullanan mahkemelere vekâleten konuşamaz.”

*

Yazının Devamını Oku

Bir 'evet ama yetmez'cinin 18 aylık dolar kayıtları

Bundan 18 ay önce 31 Mayıs 2019 günü yazdığım yazının başlığı şuydu:

“Ben de tarihe ‘Yetmez ama evet’çi olarak mı geçeceğim...”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gün önce Külliye’de “Adalet ve Yargı Reform Paketi”ni açıklamıştı...

Cumhurbaşkanı o gün Türkiye’ye ve bütün dünyaya şu mesajı vermişti:

“Olağanüstü hal hukuku dönemi kapanıyor...”

*

Cumhurbaşkanı o gün Adalet Reformu’nu “9 Amaç” başlığı altında toplamıştı.

Konuşmasında şu cümleleri dikkatle not almıştım.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 aşısını bulan ekibin üçüncü kişisini de tanıyalım

Türkiye 10 Kasım günü Atatürk’ü anarken, İngiltere’nin en önemli gazetelerinden The Times’ın kapağında da karıkoca bir Türk çiftin fotoğrafı vardı.

1) Özlem Türeci ve Uğur Şahin...

Bu iki isim, şu an dünyayı sarsan, ekonomileri durduran, milyonlarca insanın hayatına ve işine mal olan COVID-19 virüsüne karşı ilk etkili aşıyı bulan insanlardı...

Yani onlar antibiyotiği bulan Alexander Fleming kadar önemliydi.

O nedenle haklı olarak dünyanın önde gelen bütün medya kuruluşlarının manşetindeydiler...

2) DÜN NAVTEX İLAN EDİLİRKEN MANŞETTEKİ O ÜÇÜNCÜ KİŞİ

ANCAK bu buluşun üçüncü bir kişisi daha vardı ki, onu manşetlerde fazla görememiştik...

Bazılarımız yabancı televizyonlarda rastlamıştı ama bu üçlü arasındaki ilişkinin en renkli ve sembolik kısmını görememiştik.

Yazının Devamını Oku

Aşının ilk etkisi yaşayan millet üzerinde, ikincisi ise

Ne şu ne bu...

Ne şunun gidişi ne bunun gelişi...

Bugünün en büyük haberi COVID-19 virüsüne karşı yüzde 90 etkili aşının bulunması...

Buluşun arkasında bir Türk kadını ile bir Türk erkeğinin bulunması da milletçe bonusumuz...

Aşı bulundu ve herkes gözünü piyasalara, borsalara dikti...

Tabii ki yükseldi...

Ama bana göre hayata dönüşün ilk harika işareti başka yerden geldi....

Live Nation’dan...

Yazının Devamını Oku

Emine Hanım'dan Sezen'e Ajda'dan Tarkan'a en sevdiğimiz Timur şarkıları

Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın mesajını da görünce, dünden beri şu sorunun cevabını arıyorum...

Son yıllarda adını çok az duyduğumuz Timur Selçuk nasıl oldu da, şu bölünmüş ülkede sağdan sola hepimize hayır duası okuttu?

İşçilerle 1 Mayıs şarkısını, ODTÜ öğrencileri ile Deniz Gezmiş’e ithaf edilen şarkıları söyleyen bir sanatçı, nasıl olur da Emine Erdoğan’ın gençliğinin de şarkıcısı olabilir?

Olabiliyormuş demek ki...

*

Bu ülkede pek çok insanın kafasında bir Timur Selçuk şarkısı vardır.


Yazının Devamını Oku

Önce 2 telefon geldi sonra da bu fotoğraf

Hani bir milletvekilinin Türkan Şoray için sarf ettiği o süfli cümleler vardı ya:

“Çamuriyetçi, HDPKK’cı, Amerikancı, İsrailci, emperyalist işbirlikçisi...”

Aynen böyle demişti...

*

Yazının çıktığı gün bir milletvekili aradı.

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’ydı...

O gün yazımı okuduktan sonra Türkan Hanım hakkında o sözleri söyleyen milletvekilini aramış ve bu sözleri tasvip etmediğini söylemiş.

Telefonda bana Türkan Hanım hakkında çok güzel şeyler söyledi.

“O mülakatı ben de okudum. Ben de sizin gibi düşünüyordum. Ülkesine, halkına derin sevgiyle bağlı büyük bir sanatçının ince duyarlılığını gördüm. Halkımız onu hem insanlığı hem de muhteşem oyunculuğu ile gönlüne yerleştirmiştir.”

Yazının Devamını Oku

48 saat boyunca uykusuz kalmama değen bir itiraf

İki gün boyunca uykusuz kaldım... Çünkü Amerikan seçimlerini izledim...

Bu 48 saat boyunca uykusuz kalmama değecek çok önemli bir anı canlı izleme imkânım oldu.

Popülist bir liderin itiraf anını... Size o anı anlatmak istiyorum.

*

Sandıklar kapanmadan önce, yani oylama devam ederken ABD Başkanı Trump kendi kampanyasını yürüten ekibin merkezini ziyaret etti.

Orada kampanya sırasında çalışan insanlara teşekkür etti...

Önce şu gözlemimi aktarayım.

Trump

Yazının Devamını Oku

Gece saat 01:00... Bizim evde alt kattan gelen çığlık

Pazar akşamı evde hepimiz ağır bir günün gecesinde, içimizde İzmir hüznü odalarımıza çekilmişiz...

Saat 01.00 civarı...

Alt kattan aniden bir çığlık geliyor...

Koşuyoruz...

Torunum Zeynep, ağzında maskesi ile haykırıyor...

“Kurtuldu... Yaşasın İdil kurtuldu...”

Kendim kadar eminim... Aynı an, Türkiye’nin dört bir yanında evlerden aynı sevinç çığlıkları yükseliyordu...

*

Sonra sabah oldu...

Yazının Devamını Oku

Depremden bir hafta önce önüme gelen papyonlu adam

1948 yılının ekim ayında bir gün...

Tahminen 5 veya 6 Ekim günü...

İzmir’in Kordon Boyu’ndan geçen bir otomobil fotoğrafta gördüğünüz bu binanın önünde durur...

Şoförün yanındaki kapı açılır, yuvarlak gözlüklü, papyonlu ve ince yapılı bir adam iner...

Biraz sonra binanın önünde kendisini karşılayanlarla birlikte bu pozu verecektir...

Bu fotoğraf karesi 72 yıl arşivlerde kaldıktan sonra bu yıl eylül ayında yayınlanan bir kitapta gün yüzüne çıkacaktır.

Kadere bakın ki, bu kitap, İzmir’de cuma günü yaşanan depremden bir hafta önce

Yazının Devamını Oku

Ruhen depreme hazır bir şehir fiziken neden değil

Benim çocukluğumda İzmirli ruhen depreme hazır bir insandı...

Sallanırdı bizim evlerimiz...

Durmadan, sık sık sallanırdı...

*

İdmanlıydık... Evimiz sallanmaya başladığında dışarı fırlamak biz çocuklar için hulahup çevirmek kadar basitti...

Çünkü kaçmak için ya aşacak bir kapı, ya da inecek üç-beş basamak vardı.

*

Benim çocukluğumda İzmirli, bir San Franciscolu, bir Tokyolu gibiydi...

Tek katlı evlerimiz, iki katlı yuvalarımız en büyük dostumuzdu...

Yazının Devamını Oku

'Beyaz muhafazakârlar' Fransa'ya boykottan ne kadar etkilenecek

‘Beyaz muhafazakâr’ kavramı bana ait değil...

İki yıl önce Yeni Şafak gazetesinde Ergün Yıldırım’ın yazısında okumuştum.

Beyaz muhafazakâr portresini şöyle çiziyordu:

*

Bunlar “kentlileşen muhafazakârlardır”.

Ekonomik açıdan belli üst gelir grubuna mensupturlar.

Çocukları kolejlerde okuyor.

Tüccar, sanayici, bankalarda tepe yönetici ve iyi para kazanan doktorlar gibi meslek gruplarında yer alıyorlar.

Çocuklarını kolejlere göndermek için çok para harcıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Devlet hastanesinde doğmuş bir çocuğun 29 Ekim Bayramı

Bugün...

Bu Cumhuriyet Bayramı günü...

Yazıma Sabancı Grubu’nun hazırlattığı “29 Ekim” videosu ile başlayacağım... Çünkü çok sevdim bu videoyu...

Ekrandaki Cumhuriyet sanatçısı soruyor:

“Cumhuriyet kaç kere ilan edildi bilir misiniz?”

Ve başlıyor saymaya...

“Her kız çocuğu ilkokula başladığında, Cumhuriyet bir kere daha ilan edildi...”

*

Yazının Devamını Oku

Ombudsman kardeşim o yapmış bu yapmış, bu sözler hiç mi önemli değil

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın Hürriyet’te yayınlanan “10 Soruda İslamofobi” mülakatını satır satır altını çizerek okudum.

Bütün dünyada İslam’ın tartışıldığı şu günlerde Türkiye Cumhuriyeti devletinden gelen en önemli sözler diye okumuştum...

Önce İslamofobinin yaygınlaştığı ülkelere Müslüman ülkelerde yükselen tepkiyi anlatıyor: Diyor ki:

“Müslümanlar kendi kutsallarına yapılan saldırıları sonuna kadar reddetmek ve meşru kurallar çerçevesinde tepkisini göstermek zorunda. Aksi halde kendisine ihanet etmiş olur.”

Arkasından Müslüman dünyaya sesleniyor, diyor ki:

“Fakat bunu şiddet, terör ve cinayet yoluyla yapmaya başladığında bu mücadeleyi daha baştan kaybetmiş olur. Zira Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi ‘Savaş ölünce değil düşmana benzeyince kaybedilir’.”

Sonra Fransa’da başı kesilerek öldürülen öğretmen olayına tepkisini çok net ifadelerle belirtiyor, diyor ki:

“Fransa’da malum karikatürleri derste gösterdiği için bir öğretmenin öldürülmesi de asla kabul edilemez, asla meşru gösterilemez. Bu kısırdöngüden çıkmak zorundayız, aksi halde ‘Dişe diş, göze göz’ diye diye ortada sağlam bir tane insan kalmayacak.”

Yazının Devamını Oku