Arsenal forması ile atılan son iki mesaj

Fenerbahçe’nin büyük transferi Mesut Özil önceki gece Koç Holding’e ait “KOC10” kuyruk numaralı Falcon uçağı ile İstanbul’a inerken bir pandemi dönemi rekoru kırıldı...

Sadece rekor kırılmadı, aynı zamanda çok önemli sosyal gelişmeler yaşandı.

Arsenal forması ile atılan son iki mesaj

Uçak havadayken “Flightradar24” uygulamasından 312 bin insan İstanbul’a gelişinde 4 saat boyunca uçağı dakika dakika izledi.

Bir karşılaştırma yapabilmeniz için şu bilgiyi vereyim.

Aynı saatlerde dünyada havada en çok izlenen öteki uçuşları izleme sayıları şöyleydi:

İKİNCİ SIRADA: TK6346 Barcelona-İstanbul uçuşu: 9 bin 820 kişi.

Gece boyunca en çok izlenen üçüncü uçak ise ilginç.

“No callsign” denilen bir uçuş bu. Yani uçağın kuyruk numarası belli değil.

Güzergâh olarak da şu yazılı: İstanbul-N/A... Anlamı şu: İstanbul’dan kalkmış ama nereye gittiği belirtilmemiş.

Bir ihtimal özel misyonlu
bir uçuş bu.

Bu gizli uçuşu da 6 bin 748 kişi izlemiş...

Neyse işin bu dedektiflik yanı bizi ilgilendirmiyor.

*

Özil uçağının izlenmesi ile ilgili bir fikir daha vermek için şunu da söyleyebilirim.

Geçtiğimiz Cumhuriyet Bayramı’nda THY’ye ait bir Boeing 777 özel bir uçuşla gökte ay-yıldız çizmişti.

O uçuşu 195 bin 772 kişi izlemişti.

Yani Özil’in gelişi ondan bile daha fazla izlendi.

*

Biz yine Mesut Özil’in tarihi uçuşuna dönelim.

Bu uçuş sırasında Fenerbahçelilerin açtığı “WeHaveGot Mesut Ozil” hastag’i TT oldu.

80 bine yakın tweet atıldı.

*

Gecenin bir başka özelliği de saat 21.00’den itibaren TT olan üç konunun üçünün de futbol olmasıydı.

Sırasıyla “Siyasetbahçe”, “BJKvGS” ve “WeHaveGotMesut Ozil...”

Ama bu “Türkiye’ye dönüşle” ilgili çok ilginç başka gözlemlerim de var.

Arsenal forması ile atılan son iki mesaj

Önceki gecenin siyasi ve sosyal analizine devam ediyorum.

Şimdi gelin ikinci yazıda da onlara bakalım.

HANGİ PAYLAŞIM EN ÇOK BEĞENME ALDI

MESUT Özil’in Twitter’da bir hesabı var.

25.8 milyon takipçisi var.

Bu resmen bir süperstar rakamıdır.

Ronaldo’nun 90 milyon.

Muhammed Salah’ın ise 13.8 milyon takipçisi var.

Yani Özil, Müslüman dünyanın en çok takipçisi olan futbolcusu diyebiliriz.

İşte Özil’in bu hesabından attığı son 3 tweet ilginç.

*

Son tweetini önceki gün attı ve bu elinde Fenerbahçe bayrağı tuttuğu, başında Fenerbahçe şapkası bulunan bir fotoğrafıydı.

349 bin beğeni almış....

Ondan sonraki ikisi ise gelirken uçağın içinde ailesi ile çekilmiş bir fotoğrafı ve bir de İstanbul’da uçaktan inerken çekilen bir kareyi paylaştı.

Bu son kareyi 606 bin kişi beğenmiş.

*

Bir de Arsenal forması taşırken attığı çok ilginç iki kare var.

Sondan bir öncekini 15 Ocak Cuma günü atmış.

Özil’i İstanbul’da bir cami önünde dua ederken gösteren bir çizim bu. Ayasofya’ya benziyor ama 5 minaresi var.

Yani Sultanahmet’le Ayasofya arası stilize edilmiş bir çizim bu.

Altında İngilizce olarak şu yazıyor:

“İmanın iki temeli vardır. Yarısı sabır, öteki yarısı şükür.”

Ayrıca Türkçe ve Arapça hayırlı cumalar yazısı eklenmiş.

Kaç kişi beğenmiş diye baktım:

163 bin kişi....

*

Ama Fenerbahçelileri asıl ilgilendirecek paylaşımı ondan 3 gün önce yapmış.

Real Madrid forması altında oynarken Galatasaray’a karşı oynadığı maçtan bir kare bu...

Herhalde bu da Galatasaraylılara “Bekleyin geliyorum” mesajı...

*

Özet... Mesut Özil sosyal medyayı çok başarılı kullanan bir futbolcu...

Bir Fenerbahçeli olarak “Hoş geldin Mesut” diyorum...

GALATASARAYLI HASAN ABİ NEDEN MESUT ÖZİL TAKİPÇİSİ

MESUT Özil’in Twitter hesabını takip edenlerden biri de Hasan Cemal.

Hasan Abi sıkı bir Galatasaray fanatiğidir...

Merak ettim Mesut Özil’i neden takip eder?

Açıp Hasan Cemal’in görüşünü de aldım tabii.

Şunları söyledi:

BİR: “Ben Premier Leage’de Arsenal’i tutardım. O da Arsenal’e geldi.”

İKİ: “İyi bir futbolcu. O nedenle takip ediyorum.”

ÜÇ: “O bir gurbetçi. Ben de 1965-67 yıllarında iki yıl gurbetçi olmuş bir insanım. O nedenle sempatim var.”

Ancaaak....

Bunları söyledikten sonra şu son cümleyi ekledi:

“Tabii onu izleme kararı aldığımda henüz Fenerbahçeli olduğunu bilmiyordum...”

Sizce bu cümle “gizli takipçi ve gizli hayran” Hasan Abi’yi kurtarır mı...

MÜSLÜMAN ALİ’NİN HIRİSTİYAN KIZA NOEL ÖNCESİ SON CÜMLESİ

SON yıllarda seyrettiğim beni en fazla sarsan dizilerden biri “Euphoria” oldu...

HBO her zamanki gibi devrimci bir işe imza atmış.

Dizinin ilk sezonunun son bölümü eski bir uyuşturucu bağımlısı olan yaşlı bir siyah adamla, genç bir kız arasında neredeyse tek sahnelik bir diyalog şeklinde geçiyor...

Arsenal forması ile atılan son iki mesaj

Adamın adı Ali...

17 yıl önce Hıristiyanlıktan Müslümanlığa geçmiş.

Kız ise Hıristiyan...

*

Bence bu dizi “post yeni normal” dönemi filmi... Oyuncusu Zendaya bugüne kadar en genç Emmy kazanan yıldız oldu.

Şu an Hollywood’un gizli kraliçesi...

Dizi insanları ikiye bölmüş durumda...

Ben kendimden geçercesine seyrettim...

*

İşte o dizinin son bölümünde yeni Müslüman Ali şöyle bir şey söylüyor:

“Müslüman olmadan önce Hıristiyandım. Yani daha önce de yanıldım...”

Bu sözler ne anlama geliyor tam çıkaramadım.

“Önce de” derkenki “de” eki, “Müslümanlık konusunda da yanıldım” anlamına mı geliyor?

Yoksa başka bir şey mi...

*

Ama bu sözlerden hemen sonra Labrinth’in 4 Aralık günü streaming platformlarına konan müthiş “Ave Maria” yorumu çalmaya başlıyor.

Ve dizinin ilk sezonu Meryem Ana için yazılmış bu şarkı ile bitiyor.

Gelin ikinci yazıda bu meseleyi biraz daha konuşalım.

İSLAMOFOBİ VAR AMA HIRİSTİYANOFOBİ DE VAR

DİZİ Bein Plus’ta yayınlanıyor.

Yani aynı zamanda El Cezire televizyonunun da sahibi olan Katar sermayeli bir kuruluş.

Bir Müslüman ülkenin kuruluşu bir Müslüman ülkede yayınlıyor yani.

Bu dizinin bu platformda yayınlanması bence çok iyi.

Çünkü bize güzel bir tartışma argümanı da sunuyor.

Arsenal forması ile atılan son iki mesaj

Her şeyden önce şunu söyleyeyim. Dizide İslamofobi falan yok...

Ama sorunlarını çözemeyen genç insanların genel bir inanç sorgulaması var...

Müslüman Ali, “İnsanlar affedilmez saydığımız şeyleri yapmaya devam ediyor. Böylece etrafta kefareti hiç umursamayan bir sürü insan oluyor” diyor.”

“Durum daha kötü olamazdı. Çünkü bazıları için dip falan yoktur” diyor.

“Karanlık bir zamanda yaşıyoruz. Çok fazla umut yok” diyor.

Belli ki yeni inancı da onu kurtaramamış...

*

Dizi bittiğinde içimdeki hissiyat şuydu:

Tektanrılı dinlerin üçünün de başı dertte...

Ve bu dünyada tektanrılı hiçbir inanç kendini tek başına kurtaracak durumda değil.

İşte o yüzden bugünlerde gördüğüm her Avrupalıya şunu anlatıyorum.

Avrupa Birliği, Türkiye’yi içine almalı...

Ancak bu beraberlikler, bu melezleşmeler bu üç inancı, başlarındaki bu sorgulamalardan sağ salim çıkarabilir.

Yoksa bu dizi, inançlar için belirsiz bir geleceği haber veriyor....

Hem de çok insani argümanlarla...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

67’nci dakikada Mesut’suz Fenerbahçe daha mı Mesut

Erol Bulut, Mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı. Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Böyle bir derbiye klasik mantıkla, rasyonel bir değerlendirme yapmak mümkün değil. O yüzden maç boyu gözlemlerimi anarşik biçimde alt alta yazıyorum...

Göreceksiniz ki, bu bir uzman yazısı değil, hepimizin maç sırasında aklımıza gelen düşüncelerden ibaret olacak bu.

BİR KERE DAHA GÖRDÜK DÖRT ÜÇTEN BÜYÜKTÜR

1- Trabzonspor yıllar önce bileğinin hakkıyla kırılmaz denilen ‘Üç Büyük takım’ zincirini en zayıf halkasından kırıp ‘Dört Büyük Kulüp’ karesini, futbolun yeni fotoğrafı olarak kafamıza yerleştirdikten sonra ‘derbilerin’ de anlamı değişti. Ben dahil kimse bir derbi sonucu hakkında önceden rahatlıkla kehanette bulunamadık. Bu maçta öyleydi.

2- Şaşırtmayan, heyecanlandırmayan derbilere alışmıştık. Bu derbi de öyle olacak derken, maçın 67’inci dakikasından sonra beklemediğimiz bir heyecan geldi.

ÖZİL’İ GÖREVDEN ALANIN YENİ BİR HİKAYESİ OLMALIYDI

3- 67’inci dakika önemliydi. Çünkü Fenerbahçe Teknik Direktörü çok az teknik direktörün yapabileceği bir şeyi yaptı. mesut Özil gibi uluslararası bir starı maçtan kulübeye aldı.

4- Böylesine cesur ve kritik kararı alan bir teknik direktörün maçın geri kalanı için yeni bir hikayesi olmalıydı. O hikaye gol olarak geldi.

Yazının Devamını Oku

Guy Ritchie ile o kırmızı halıda neler gördüm

Önceki akşam şahsi Beyoğlu tarihimin çok önemli bir günüydü.

Yıllarca önünden geçtiğim efsanevi Atlas Sineması yeniden açılıyordu.

*

Atlas Sineması’nın açılış tarihi 1948...

Yani benimle aynı yaşta sayılır...



Yazının Devamını Oku

İki 'kız arkadaşın' birbirine verdikleri 'çarşaf' sözü

Bir yanda Ayşe Kulin...

Çok satan kitaplara imza atmış bir yazar...

Başı açık...

Duruşu, tarzı ile kendine özgü...

*

Öteki tarafta Ayşe Böhürler...


Yazının Devamını Oku

Reform için küçük adalet için çok büyük bir cümle

Dün sabah arka arkaya önüme üç haber geldi... Üçünü alt alta yazınca, dördüncü unsur olarak yazının başlığındaki soru aklıma geldi.

Gelen haberler şunlardı:

*

SABAH HABER 1: Biden yönetiminin CIA’in başına getireceğini açıkladığı William Burns yaptığı açıklamada Çin’i “otoriter düşman” olarak niteledi.

Bu kavramı ilk defa işitiyorum... Demek ki artık dünyanın gündeminde “otoriter düşman” diye yeni bir kavram olacak.

*

SABAH HABER 2: İspanya geçmişin acımasız diktatörü Franco’nun son heykelini de indirmiş.

Franco

Yazının Devamını Oku

Elimize değmeyen, görmediğimiz para ile 190 milyar lira harcıyoruz

Son zamanlarda kendi çevremde, teknoloji çevrelerinde, bankacılık çevrelerinde, çok sık duyduğum üç kelime var.

“FinTech”, “Bitcoin” ve “Blockchain”...

İtiraf edeyim, üçünün de ne olduğunu tam olarak bilemiyorum.

Oysa bunlar giderek günlük hayatımıza şuradan buradan girmeye başladı.

Özellikle de “FinTech...”

Belki inanmayacaksınız, aramızdan 2 milyon insan bu teknoloji üzerinden alışveriş yapıyor. Pandemi sırasında online ödemelerde çok öne çıktı.

Bu ödeme sistemi hayatımızın belki de en önemli kavramlarından birini yavaş yavaş tarihe gömüyor.

Parayı...

Yani bir zamanlar cebimizde en çok gördüğümüz şeyi artık görmüyoruz.

Yazının Devamını Oku

Dönekler ve hainler yeni bir sayfa açıyor

Şerefli bir “dönek”, gururlu bir “hain” olarak yine sahalara dönüyorum.

Hem de iki yüksek yerden aldığım izinle...

Biri “devlet başkanı”ndan...

Öteki “patron”dan...

İkisi de bana “Döneklik ve hainlik artık bütün dünyada şerefli bir payedir. Çık göğsünü gere gere halkın arasına gir” dediler.

Dün gece sabaha karşı cep telefonuma Deadline Hollywood haber sitesinden bir haber düştü.

ABD’nin eski başkanı Barack Obama ile ABD’nin en büyük rock şarkıcısı Bruce Springsteen Spotify üzerinden ortak bir podcast’e başladılar

Yani yaptıkları sohbeti şarkı gibi Spotify üzerinden streaming olarak yayınlıyorlar.

Yazının Devamını Oku

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Dolunay ve kurt yüzyılı kapandı ekinoks ve cadı yüzyılı açılıyor

Önceki gün bir streaming platforma konan yeni “cadı” filmi “Discovery of Witches” bir “ekinoks” günü başlıyor.

Ekinoks, her yıl gündüz ile gecenin eşit olduğu güne verilen isim.

*

Yılda iki ekinoks var...

Biri 21 Mart ilkbahar ekinoksu...

Öteki ise 23 Eylül sonbahar ekinoksu...

Sözünü ettiğim cadılar dizisi bir sonbahar ekinoks günü başlıyor.

*

Yazının Devamını Oku

Dikkat Kardashian'ın poposu başımıza büyük bir iş açabilir

Bugün cumartesi... O nedenle siyaseti bir yana bırakıp ciddi bir konuya giriyorum...

1. Ülke olarak başımızda büyük bir sorun patlamak üzere...

Ve bu sorunun adı “Brezilya poposu...”

Ama yavaş yavaş bu deyimin yerini “Kim Kardashian poposu” alıyor.

*

Bunun ilk işareti de dün İngiliz Guardian gazetesindeki tam sayfa bir haberle geldi...

Üstelik haberi New York Times gazetesi de duyurdu...

Diyeceğim “Kardashian’ın poposu” deyip dudak bükmeyin, konu ciddi konu.

*

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Ay'a sert inişe hazırlanırken her 100 Türk'ten kaçı 1969'da ABD'nin Ay'a gittiğine inanıyor

Başlık biraz spekülatif ama ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.

Ama önce size önemli bir haber vereyim.

*

Türk “Silikon” dünyasında geçtiğimiz günlerde önemli bir gelişme daha oldu.

Dünyanın önde gelen dijital araştırma kuruluşlarından YouGov, Türkiye’de “Wizsight” adlı online araştırma şirketini satın aldı.

Wizsight 2017 yılında N. Özge Akçizmeci adlı genç bir girişimci tarafından kurulmuş bir startup şirket.

Böylece BluTV’nin yüzde 30 hissesinin bir dünya devi olan Discovery’ye satılmasından sonra ikinci bir Türk startup’ı daha dünya piyasasına girdi.

YouGov ilginç alanlarda online araştırmalar yapan bir şirket.

Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku

Vay canına benim burnum da soldan sağa doğru çarpıkmış

“‘Ne yapıyorsun’ diye sordu karım, aynanın önünde alışılmadık biçimde oyalandığımı görünce...

‘Hiç’ diye karşılık verdim. ‘Kendimce bakıyorum, burnuma, şu burun deliğimin içine basınca biraz acıyor da’...

Karım gülümsedi...

‘Ben de ne yana doğru çarpık diye bakıyorsun sandım’ dedi.

Kuyruğuna basılmış köpek gibi döndüm:

‘Çarpık mı? Benim burnum mu?’

Karım dingince:

‘Elbette canım, İyi bak: Sağa doğru çarpık...”

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin Hitler destekli ilk Afrodit tartışması: Kim ne dedi

Türkiye bundan 81 yıl önce tarihinin en ilginç müstehcenlik tartışmasını yaşadı.

Tartışmanın konusu “Afrodit” adlı bir kitaptı...

Yani Yunan mitolojisinin “Aşk ve güzellik tanrıçası” üzerine...

Daha doğrusu Fransız yazar Pierre Louys’un 1896 yılında yayınlanmış “Afrodit” adlı kitabı üzerine patlayan tartışmaydı bu.



*

Yazının Devamını Oku