GeriErtuğrul ÖZKÖK Arınç'a vuracaksınız bakanın bu sözleri ne
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Arınç'a vuracaksınız bakanın bu sözleri ne

Önce Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ü, 9 Eylül günü, hapisteki Cumhuriyet mensubu arkadaşlarımız için Hürriyet’te İpek Özbey’e söylediği şu söz için hem kutluyorum hem de teşekkür ediyorum.

“Hukuken bizi yaralayan bir durum, kabul edilemez....”

*

Bu sözlerden 3 gün sonra arkadaşlarımız serbest kaldı...

İnşallah bu “yaralama” duygusu, bütün Türkiye için bir utanç haline gelen Nazlı Ilıcak, Osman Kavala, Mümtazer Türköne, Ahmet Altan ve öteki bütün aydın ve gazeteciler için de aynı yolu açar.

*

Açıkça ifade edeyim.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ü başından beri samimi buluyor ve çabalarını bütün kalbimle destekliyorum.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adalet Reformu paketini sunarken Külliye’de ifade özgürlüğü ve medya ile ilgili sözlerini de hâlâ bu millete yapılmış çok önemli bir vaat olarak bütün kalbimle destekliyorum.

*

Ama Bülent Arınç’ın, AK Parti içinde de çok sayıda makul insanın da görüşünü yansıttığından emin olduğum sözlerine karşı AK Parti’nin bazı trollerinden gelen tehditleri görünce sormadan edemiyorum.

Cumhurbaşkanı kendi ağzından reform paketi ile ilgili olarak bize bu sözleri verirken...

Adalet Bakanı bu sözleri söylerken, AKP Parti’nin vicdan sahibi sesleri, bu tehditlere karşı niye sessiz kalıyor?

İşte onun için, vicdan sahibi AK Partililere Adalet Bakanı’nın sözlerinden bir potpuri hazırladım.

Arınça vuracaksınız bakanın bu sözleri ne

KADININ EN GÜZEL YAŞINI ACABA 57’YE Mİ YÜKSELTSEM

Tabii ki çevremdeki bütün erkek ve kadınlar Demi Moore’u konuşuyor.

Harper’s Bazaar dergisinin bu ayki kapağına öyle bir poz verdi ki... Allaaaahhhh, gel de konuşma...

*

56 yaşında ve çırılçıplak...

Taş gibi...

Photoshop’lu mu değil mi...

Olur mu olmaz mı...

Hiç önemli değil... Kadın orada öyle duruyor.

*

Bundan 7-8 yıl önce yazdığım kitabın adı “Kırk7”ydi...

Orada kadının en güzel yaşı 47’dir demiştim...

*

Ne dersiniz...

“Elli7” kitabını yazma zamanı geldi mi...

*

Önce, şöyle alıcı gözüyle fotoğrafa iyice bakın, sonra konuşalım...

AK PARTİLİLER İÇİN ADALET BAKANI’NI OKUMA KILAVUZU

Adalet Bakanı Gül diyor ki:

“FETÖ’nün de egemen olduğu zamanda yargıya inancımızın kalmadığı dönemler yaşadık. Haksız tutuklamalar, ideolojik yaklaşımlar söz konusuydu. Şu anda elbette eksiklerin farkındayım, o yüzden belgeyi açıklıyoruz.”

Demek ki...

Adaletimizde dün bir felaket yaşadık, ama bugün de hâlâ düzeltilmesi gereken şeyler var.

*

Adalet Bakanı Gül diyor ki:

“Hedefimiz, toplumun yargıya güven duygusunu arttırmak. İnsanımız daha iyisini hak ediyor, adliyeye yolu düşenin ‘Ben Aleviyim, ben Kürt’üm, ben Sünni’yim, ben zenginim, ben fakirim’ demeden, ‘İnsan olduğum, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğum için bana eşit ve tarafsız davranılacak’ inancını taşıması temel yaklaşımımız.”

Demek ki...

Adalet duygusuna hâlâ tam güven yok.

Adalet Bakanı Gül diyor ki:

“Biz eğer bir insan, bir kadın kurtulacaksa değil yasayı, Anayasa’yı bile değiştiririz.”

Demek ki...

Bu ülkede, kadına karşı şiddetten, bir kadın il başkanına verilen insafsız cezaya kadar, adaletin kadınlarla ilgili uygulamalarında bir arıza var.

*

Adalet Bakanı Gül diyor ki:

“Hâkim ve savcıların vicdanlarından başka selam duracakları hiçbir merci yok. Uyacakları tek yol haritası da Anayasa’dır, hukuktur.”

Demek ki...

Bu ülkede bazı hâkim ve savcılar, uygulamalarında hâlâ başka kıblelere bakıyormuş...

*

AK Parti’de vicdanlı seslerin, bazı fanatik trollerin Bülent Arınç’a açtıkları savaşa, bir de Adalet Bakanı Gül’ün hazırladığı reform paketi açısından bakmalarında ülkemiz için büyük yarar var.

 

KENARA NOT EDİLECEK ÇOK İLGİNÇ ÜÇ CÜMLE

NİHAL Bengisu Karaca iktidara en yakın köşe yazarlarından biri...

Dün Haber Türk’teki köşesinde şunu yazmış:

“Oysa Erdoğan zor hatta imkânsız gibi gelse de, CHP’yi en azından yerel yönetimler düzeyinde sisteme entegre ettiği anda yeni oluşumların eleştirdiği/eleştireceği sorunlu ve sakıncalı durum berhava olmasa da yumuşamış olacak. Yeni oluşumların vaat edeceği normalleşme de kısmen gerçekleşmiş olacak. Kısaca Erdoğan’ın yeni oluşumların önünü MHP ile yürüyerek değil, CHP’ye yaklaşarak kesebileceğini düşündüğü görülüyor.”

*

Çok inanmak isterdim...

Çünkü ben de Türkiye’nin önündeki devasa sorunların aşılması için ülkenin iki merkez gücü AK Parti ve CHP arasında altına inilmeyecek yeni bir mutabakatın oluşmasının gerektiğine inanıyorum.

Bunun için MHP’nin dışlanması da hiç gerekmiyor...

*

Ama şu olup bitene bakınca içimden şu cümle geçiyor:

“Too good to be true...”

Doğru olması için haddinden fazla iyi bir birkaç cümle...

*

Maalesef...

*

Ama bilelim ki ülkemizin geleceği o cümlede saklı...

Arınça vuracaksınız bakanın bu sözleri ne

EZİK JOKER PİYASADA SİZCE İYİ İŞ YAPAR MI

BENİM gibi “Joker” fanları şu günlerde tartışıyor.

Acaba yeni Joker, ekim ayında gösterime çıktığında iyi gişe yapacak mı?

*

Deadline Hollywood haber sitesine göre bazı yorumcular filmin çıktığı 4 Ekim hafta sonunu 90 milyon dolar gibi çok yüksek bir box office’le açacağını söylüyor.

*

Ancak başka bazı yorumcular bunu çok yüksek görüyor. “50 milyon dolar yaparsa çok iyidir” diyorlar.

Çünkü bu filmde çizilen Joker karakterinin, Batman filmlerindeki Joker’e alışmış gençler için fazla sofistike olduğunu iddia ediyorlar.

*

Yeni DC Comics filmi, onun nasıl kötü bir insan haline geldiğini anlatıyor.

Yani başlarda ezik bir Joker göreceğiz.

Ben de pek karar veremedim.

YENİ JOKER Mİ JACK NİCHOLSON MI

FINANCIAL Times yazarının geçen cumartesi yazdıkları aklımdan gitmiyor:

“Joaquin Phoenix bu rolüyle Jack Nicholson’ın oynadığı Joker’i geçti, ‘Guguk Kuşu’ ve ‘Shinning’ filmlerindeki oyun performansına yetişti...”

X

Tam teşekküllü sokak hayvanı hastanesinde bir ameliyat günü

Biliyorum hepimizin içi yanmış kül olmuş bir ormana döndü...

Korlar hâlâ kızgın...

Bir türlü ruhumuzu soğutma aşamasına geçemiyoruz...

*

Savaş sonrası enkaza dönmüş bu ormanın içinden yine de bana umut veren öyle şeyler geliyor ki...

Kurtuluş Savaşımızda mermi taşıyan kadınlarımız yine cephede...

Bu defa su hortumu taşıyorlar...

Dünyanın en büyük insanlık zinciri kurulmuş...

Göz yaşartıcı bir imece...

Yazının Devamını Oku

3 gün boyunca TT olan bu kare bana çok güzel bir şeyi öğretti

Kruvaze takım elbisesini giymiş, kravatını takmış...

Saçları iyice kırlaşmış, sakalı ise iyice beyazlaşmış...

Bu yüz benim kuşağımın en tanıdık yüzlerinden biri...

*

Gerisinde onca eğlenceli şeyler var ama...

Ne yazık ki artık o insanı işte bu hüzünlü fotoğrafı ile hatırlayacağız...

Bu iki kare ile...

Biri, ülkesinin adaletine hâlâ duyduğu saygı nedeniyle, gardrobunda artık pek giymediği bu eski kruvaze takım elbisesi ile mahkemeye giderken...

Yazının Devamını Oku

Bu karedeki tek farkı bulun çünkü tarihi işte o insan yazdı

Geçen çarşamba Berlin’in Tempelhof Havaalanı’nda açılan olağanüstü bir sergiyi geziyorum...

Ama size önce bu serginin açıldığı mekânı anlatayım.

Tempelhof Havalimanı bugün boş ve neredeyse metruk devasa bir bina...

1923’te inşasına başlanmış ama Hitler döneminde totalitarizmin anıtsal bir binası haline gelmiş. Yani Nazi ruhunun dolaştığı hayalet bir hangar burası...

İşte burada “Diversity United” isimli, Türkçe’ye “Birleşik Farklılık” olarak çevrilebilecek bir sergi açıldı.

Daha doğrusu sınırlı bir bienal diyebilirsiniz.

*

Avrupa’nın 34 ülkesinden 90 sanatçının eseri sergileniyor.

Aralarında

Yazının Devamını Oku

Aziz Nesin’in, Cem Yılmaz’ın ülkesi neden artık gülmüyor

1) Öyle bir çağdayız ki artık duygusal planlama yapmak mümkün değil...

Dün Türkiye, yanan ormanlarına, kaybolan canlarına, çaresiz hayvanlarına...

Ve bir de o ormanlar, oradaki canlılar için hayatını feda eden genç çocuğumuza ağlarken, ben Almanya’nın Bayreuth şehrinde Wagner’in “Die Walküre” (Valküreler) operasını seyrediyordum...

*

Türkiye’den ayrılırken, ülkem tatil yapıyordu...

Ve bir anda o duygusal tatil bitti...

Operanın her arasında insanlar bir önceki sahneyi konuşurken, ben Türkiye ile konuşuyordum...

Dün geceden beri o görüntüler gözümün önünde...

Bir de

Yazının Devamını Oku

Hâlâ rüyamda kendimi o koltukta görüyorum

Almanya’nın en büyük gazetesi Bild’in eski genel yayın yönetmeni ile Gökova’nın Börtübet Koyu’nda yaptığımız sohbet devam ediyor. Bugünkü konumuz “yeni hayat...”

Kai Diekmann ayrıldıktan sonra dijital dünyaya geçti. Artık “Story Machine” adlı, Almanya’nın en büyük sosyal medya içerik yönetim şirketinin hissedarı. Yeni bir hayatı var. Almanya’nın birçok ünlü kişisinin sosyal medya hesaplarına içerik üretiyor. Artık o eski güçlü insan değil, ama dijital alemin krallarından biri...

*

Bugün onunla yeni hayatı üzerine konuşacağız... Eskiden neler kaldı, neler geçip gitti... Özledikleri, özlemedikleri... Hiç pişman olmadıkları, çok pişman oldukları... Altmışlı yaşlarına giderken hayata yeni bir bakış...

*

Almanya’da iki güçlü insanın dönemi kapanıyor... Kai Diekmann Bild’in başından ayrıldı... Merkel de ayrılmaya hazırlanıyor... Karşınızda Türkiye’nin büyük dostu yeni Kai Diekmann...

1) SONUNDA DYLAN’IN ŞARKISINDAKİ GİBİ OLDUM, MASAM YOK, KENDİ KAHVEMİ YAPMAYI BİLE ÖĞRENDİM

ERTUĞRUL ÖZKÖK:

Yazının Devamını Oku

Genel yayın yönetmenliğimin bittiğini bir soruyla anladım

Kai Deikmann...

Bundan 4 yıl öncesine kadar Merkel’den sonra belki Almanya’nın en kudretli insanıydı...

16 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı “Bild” gazetesi, 5 milyon tirajı ile Avrupa’nın en büyük gazetesiydi...

Dijital yayını ile her gün 22 milyon Alman vatandaşına ulaşıyordu.

Attığı bir manşet Almanya Cumhurbaşkanı’nın istifasına yol açmıştı...

*

Dünyanın belki en güçlü genel yayın yönetmeni Diekmann 2017 yılında o koltuktan kalktı...

Bugün 57 yaşında...

Uzun yıllar Hürriyet’in de yönetim kurulu üyeliğini yaptı...

Yazının Devamını Oku

‘Düşman’ gazeteciyle 18’inci delikte çok gizli bir buluşma

1)“18’inci delik” bir golf deyimi...Golf sahalarında ya 9 ya 18 delik bulunuyor. Bugünkü hikâyemiz işte orada, 18’inci deliğin başında geçiyor...

Önce olay yeri keşfi yapalım... Dünyanın en meşhur golf kulübü, herhalde, Amerika’nın Florida eyaletindeki Mar-a-Lago Golf Kulübü’dür... Çünkü burası ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu bir yer... Daha önemlisi Trump başkanlığı boyunca orasını “Kışlık Beyaz Saray” olarak tanımlıyor...

Kulübün 500’e yakın üyesi var...

Trump burayı kendine merkez olarak seçtikten sonra giriş aidatı 150 bin dolardan 250 bin dolara çıktı...

Bu golf kulübünün çok özel ve öteki alanlarından ayrılmış bir bölgesinde Trump’ın malikânesi var.

Bu yapı, Florida’nın en büyük üçüncü, bütün Amerika’nın ise 20’nci en büyük malikânesi olarak biliniyor. Ancak kulübün yakın geçmişinde kötü bir olay var.

Çocuk tacizi ve tecavüzü nedeniyle girdiği cezaevinde intihar eden Epstein de bu kulübün üyesiymiş.

Kulüp üyelerinden birinin kız çocuğunu taciz edince üyelikten çıkarılmış.

Yazının Devamını Oku

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku