Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

1) AH benim karışık başım...

Memleketin bunca sorunu varken bakın nelerle uğraşıyor.

Neyse ki şu fani dünyada yalnız değilmişim.

COVID-19 belasıyla mücadele eden İtalyan hükümeti de böyle bir günde bakın neyle uğraşmaya karar vermiş.

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

Michelangelo’nun ünlü Davut heykelinin bire bir ölçüde 3D replikası yapılacakmış.

Bence buraya kadar pek ilginç hiçbir bir şey yok.

Davut heykelinin bugüne kadar yüzlerce replikası yapıldı.

Las Vegas’ta Caesars Palace Oteli’nde bile bire bir replikası var.

Ayrıca iki Amerikan üniversitesinde dijital replikaları da yapıldı. Peki burada yeni olan ne?

*

Yeni olan şu.

Bu replika dünyada bugüne kadar kullanılan en ileri 3D teknolojisi ile yapılacak.

Ve önümüzdeki yıl ekim ayında yapılacak Dünya Fuarı’nda İtalyan pavyonunun tam ortasında sergilenecekmiş.

Üstelik pavyona öyle bir yerleştirilecekmiş ki, çeşitli açılardan, çeşitli yüksekliklerden bütün organlarını ayrıntılı ve yakın şekilde görebilecekmişsiniz....

Ama en ilgincini en sona bırakıyorum...

Yani bu fuar hangi ülkede yapılacak?

*

Dünya Fuarı bu ay Dubai’de yapılacaktı.

Ancak pandemi dolayısıyla gelecek yıl ekim ayına ertelendi.

Yani bu heykel Arap ve Müslüman bir ülkenin göbeğinde sergilenecek.

Düşünebiliyor musunuz?

Dubai’nin göbeğinde 5 metre 17 santim boyunda devasa çırılçıplak bir erkek heykeli...

Yani erkeklik organı bütün ayrıntıları ve boyutları ile ortada...

*

Ne var bunda diyeceksiniz...

Hiiç sadece merak ediyorum.

Müslüman Arapların tepkisi ne olacak?

Daha açık söyleyeyim...

Bir sansürleme girişimi görecek miyiz?

*

Neden diye sorarsanız.... Bundan 15 yıl önce, 2005 yılında Türkiye’de ilginç bir Davut olayı yaşamıştık...

İstanbul Bienali’nde sergilenecek bir Davut heykelinin başına çok ilginç bir şey gelmişti.

Onu hatırladım da ondan...

O hikâye ne miydi? İkinci yazıda anlatacağım.

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

BİR ERKEĞİN İDEAL ÖLÇÜLERİ BU MUDUR

MICHELANGELO, Davut heykelini 1501 ile 1504 yılları arasında yaptı. Mermer heykel bugün Rönesans’ın başeseri sayılıyor.

(Gerçi Rönesans’ın en önemli sanatçısı Michelangelo mu yoksa Caravaggio mu diye bir tartışma da var.)

Heykel, güçlü ve mükemmel bir erkek bedeninin sembolü olarak kabul ediliyor.

Yani ideal erkek bedeni...

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

2) ALTIN KAPLAMA DAVUT’UN İSTANBUL’DA BAŞINA GELEN

DAVUT heykelinin bir kopyasını da Türk sanatçı Serkan Özkaya 2005 yılında 9’uncu İstanbul Bienali için yapmıştı.

5.17’lik normal boyunun iki katındaydı ve altın rengine boyanmıştı.

*

Ancak krapondan yapılan heykelin yerleştirilmesi sırasında bir kaza olmuş ve heykel parçalanmıştı.

Tek tesellimiz ise kazada montajı yapan iki işçiye hiçbir şey olmamasıydı.

Neticede olan sadece heykele olmuş, bienalde sergilenememişti.

Bunu bildiğim için acaba Davut’un başına Dubai’de de aynı kaza gelir mi diye merak etmiyorum değil...

Ancak hikâye orada bitmedi...

3) TÜRKİYE’DEN GELEN ‘TURİST DAVUT’UN İDEAL BOYU NEYDİ

KIRILAN Davut heykelinin parçalarına Eskişehir Belediye Başkanı Prof. Yılmaz Büyükerşen sahip çıktı.

Parçalar Eskişehir’e getirildi ve kompozit maddeden iki kopyası yapıldı.

Biri Eskişehir’de kaldı.

Öteki önce New York’ta sergilendi.

Kamyonla Manhattan’dan geçerken çok ilginç olaylar yaşandı.

Polisler bile fotoğraf çektirdi.

Davut’u Floransa’daki yerinde hep erekte (dik) gören dünya, ilk defa istirahat halinde yatık görme fırsatı elde etti.

*

New York Times onun için “Türkiye’den gelen bir turist Davut” dedi.

Heykeli yapan Serkan Özkaya o günlerde Milliyet gazetesine şu ilginç anekdotu anlattı.

New York’taki sergilenmesi sırasında en büyük geyik penisi üzerine yapılmış.

Normaldir de... Herkesin ideal erkek vücudu dediği heykelde penisin ideal boyunun tartışılması da hiç şaşırtıcı değildi.

Ancak Özkaya’nın yaptığı heykel, gerçek Davut’un iki katı olduğu için, ideal boy tartışması da onunla orantılı olarak çok büyüdü.

*

Heykel daha sonra, Kentucky eyaletinin Louisville şehrindeki 20C Müze Oteli’nin bahçesine yerleştirildi.

İstanbul’daki bienalde sergilenemeyen heykel hâlâ orada...

Dik durumda tabii ki...

HANGİSİ DAHA HALKÇI 1

67 YAŞINDA, 14 METRELİK STERİL KORİDOR YAPTIRDI

NEW York Times gazetesi perşembe günü ilginç bir Putin fotoğrafı ve haberi yayınladı.

Fotoğrafta Putin bir odada tek başına oturuyor. Karşısında iki büyük televizyon ekranı var.

Gazetede yer alan bilgilere göre...

Rusya Devlet Başkanı Putin, geçen mart ayından beri kendini Moskova dışında bir eve kapatmış.

Kendine “Virüsten arındırılmış bir hücre” yaratmış.

O günden beri gazetecilerle hiç yakın bir ilişki kurmamış.

Rus gizli servisi Olga Izranova adlı bir kadının şirketinden 14 metrelik taşınabilir bir koridor yapmasını istemiş.

Bu bir sterilizasyon koridoruymuş.

Putin nereye giderse oraya götürülüyormuş. Yanına girecek herkes o koridorda sterilize edilip giriyormuş.

O da yetmiyormuş. Yanına girecek dışarıdan birinin en az iki hafta karantinada olması gerekiyormuş.

Gazeteye göre bu önlemler paranoya seviyesine gelmiş. Bunun nedeni de onun KGB yıllarından gelen şüpheciliğiymiş.

Arap âlemi ortasında çırılçıplak bir erkek

HANGİSİ DAHA HALKÇI 2

KENDİSİ 74 YAŞINDA, MASKE TAKAN 77’LİK RAKİBİ İLE DALGA GEÇİYOR

ABD Başkanı Trump’a gelince... Başından beri bu işi ciddiye almıyor.Başlarda, “Gripten ölen bile daha fazla” diyerek korkanlarla gırgır geçti.

Mitinglere maskesiz gitti.

Hatta rakibi Biden ile yaptığı televizyon tartışmasında, maske taktığı için onunla dalga geçti.

Sonuç... Önceki gün itibarıyla COVID-19 pozitif...

Evet bir tarafta 67 yaşında kendini hücreye kilitlemiş Putin...

Öteki tarafta 74 yaşındaki iplemez Trump...

Her ikisi de otoriter...

Her ikisinin halkı da virüsten inliyor... Sizce hangisi doğru yapıyor...

Siz olsanız hangisine oy verirsiniz...

İkisine de vermem diyorsanız, kafa yormanıza gerek yok.

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Eyüp Serbest
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

'Ruh hastası' denince aklıma gelen ilk isim

Var mı böyle bir isim?

Tabii ki var...

Ama yazmam...

Sadece benim mi, herkesin var.

Bir insan için kolayca “Ha o mu? Ruh hastasıdır” dediğimiz kaç kişi var...

Peki biz Türkler, Kürtler, Araplar, Lazlar, bu ülkede yaşayanlar...

“Ruh hastalıkları”

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku

Muhafazakâr Cihangir'in kızı ve erkeği nerede tanışır

Bundan 6-7 yıl önce muhafazakâr bir gazetenin kadın muhabiri benimle röportaj yapmak istedi.

Fotoğraf çekmek ve konuşmayı yapmak için de beni İstanbul’un At Pazarı semtine götürdü.

At Pazarı Fatih’te bir yer...

Osmanlı döneminde at satılan yermiş. Bugün “Muhafazakârların Cihangir’i” olarak tanınıyor.



*

Yazının Devamını Oku

Bu masadaki tabaklarda sarma ve sigara böreği var ama iki meyve eksik

Son zamanların en renkli ve ilginç dış politika yazısını dün Hürriyet’te Sedat Ergin’in köşesinde okudum.


Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Yunanistan’a yaptığı resmi ziyaretin perde arkasını çok güzel anlattı.

Böyle bir yazının çalıştığım Hürriyet gazetesinde çıkmasından dolayı da gurur duydum.

*

Yazı büyük ölçüde bu fotoğrafta gördüğünüz Girit’in Hanya bölgesinde çekilmiş fotoğraf üzerine kurulu.

Yer Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in baba evi.

Sedat mönüde neler var onu bile yazmış.

Çok tanıdık bir mönü.

Yazının Devamını Oku

Fenerbahçe'nin takipçisi neden 3.4 milyon daha az

Kulüplerin sosyal medya hesaplarının rakamlarına girdim. Girdim ve bir Fenerbahçeli olarak beni çok şaşırtan bir durumla karşılaştım.

Instagram’da Fenerbahçe’nin, Galatasaray’dan 3.4 milyon daha az takipçisi var.

Eğer “takipçi” sayısı “taraftar” sayısını yansıtıyorsa yıllardır “Türkiye’de en çok taraftarı olan kulüp Fenerbahçe’dir” inancım yerle bir olacak demektir.

Ancak iki kulübün takipçi profillerini ve davranışlarını çok dikkatle izlediğimde tuhaf bir durumla karşılaştım.

Sekiz yaşımdan beri iyi bir Fenerbahçeliyim ama önyargılı bir Fenerbahçeli olmamaya çalıştım.

O nedenle kulüplerin takipçi profillerini ve davranış biçimlerini vereceğim, yorumu sosyal medya analizcilerine bırakacağım.

GALATASARAY

Yazının Devamını Oku

O kadın sadece bu karede gördüğümüz kadın değil

Show TV Ana Haber sunucusu Ece Üner, Azeri-Ermeni savaşında Türkiye’yi suçlayan bir demeç veren Kim Kardashian için şöyle bir cümle kullandı:

“Kim Kardashian’ın kameralara göstermeye alışık olduğu büyük bir kaynağı var, yine aynı kaynağı mı referans aldı acaba...”

Deniz Çakır da ana haber bülteni sunan bir insan için bu ifadenin güzel olmadığını söyleyip üslubunu eleştirdi.

*

Aslında iki kadın tartışıyor ve konu “cinsiyetçilik”.

Pek araya girmem böyle konularda ama burada ince bir nokta var.

Onu Ece Üner’le paylaşmak isterim.

Evet

Yazının Devamını Oku

Bugün savaş olan o bölgede 3 yılda 4 büyük olay gördüm

Komünizm duvarlarının yıkılmasından bir yıl öncesi ile 3 yıl sonrası arasında, yani 1988 ile 92 arasında Kafkasya’da 4 olayın tanığı oldum.

Hürriyet’in hem Ankara hem de Moskova temsilcisiydim.

*

Birinci olay: Sovyetler Birliği döneminde 26 Ermeni’nin öldürülmesinden sonra bütün dünyaya kapatılan Sumgait şehrine girmesine izin verilen ilk iki gazeteci rahmetli Mehmet Ali Birand ve bendim...

Sumgait olayları hâlâ karanlıktır.

*

İkinci olayı 1989’da yaşadım. Yanımda Sovyet Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili ile birlikte Bakü’deydim.

Orada Azeri Yazarlar Birliği’nin düzenlediği bir basın toplantısındaydım.

Bir ara gözüm yan tarafta sessizce izleyen zayıf sakallı bir adama takıldı.

Yazının Devamını Oku

Müzikte müzayede tarihinin rekoru işte burada kırıldı

Baştan uyarayım.

Siz de “Memleketin bunca meselesi varken sen nelerle uğraşıyorsun lobisi”ndenseniz bu yazıyı atlayın.

Çünkü bugünkü konum, 1970’ler ve sonrasının en efsane rock gruplarından birinin gitarları olacak.



*

İlgilenenler okumuştur. Geçen yıl yine bir pazar günü Pink Floyd grubunun gitaristi

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en gizli kapaklı ve en açık magazincileri kimlerdir

Pandemi sırasında magazinin önemini bir kere daha anladım. Setler, sahneler, kulüpler kapanınca magazin de en büyük kaynağını yitirdi. Zaten grileşmiş hayatımızın rengi iyice kaçtı. Eve kapandığım günlerde magazinin önemini daha da iyi anladım. Oturup küçük ve şahsi bir “Magazin ansiklopedisi” yaptım. İşte magazinde Türkiye’nin enleri...

MAGAZİN ÂLEMİNİN KURUCU BABALARI

En renkli ve en eski siyasi magazinci: Müşerref Hekimoğlu... 1970’lerde Ankara yıllarımın en renkli ve güzel gazetecisiydi. Cumhuriyet gazetesinde ve ANKA Ajansı’ndaki yazılarının hastasıydım.

En korkulan magazinci: Hiç kuşkusuz rahmetli Çetin Emeç ve başında olduğu Hafta Sonu gazetesi... Magazin haberi ile bakan deviren gazeteci olarak tarihe geçti.

Magazine en sınıf atlattıran fahri magazinci: Banko Hıncal Uluç. Sanat, edebiyat, kültür ve daha birçok alanı magazin coğrafyasına o soktu.

En edebi magazinci: Selim İleri. 70’li ve 80’li yıllarda hazırladığı kültür sanat sayfalarında edebiyat, sinema ve sanat dünyasının ünlü simalarının evlerini ve dedikodularını öyle harika bir tarzla anlatırdı ki, benim magazinci olmamda çok etkisi oldu.

Cihangir fısıltı magazininin en derin babası: Sabiha Deren ve Yeni Sabah gazetesindeki köşesi “Fısıltı”... Hiç şüphesiz bugün “Düzeyli magazin” denilen Cihangir magazinciliğinin kurucu babası o. Gerçek adı da Hakkı Devrim.

Babıâli’nin en yazmayan magazincisi: Ergil Tezerdi.

Yazının Devamını Oku

Bana ve Beatles'a siyah dik yaka kazak giydiren kadın

İzmirli bir delikanlı olarak bana “varoluşçuluğun siyah dik yaka kazağını” giydiren kadındı o...

Sadece bana değil, 1963 yılında Beatles’a da siyah dik yaka kazağı giydirip “With The Beatles” kapağına bu kazaklarla poz verdiren kadın yine oydu...

Adı Juliette Greco’ydu...

Fransa’da Saint Germain semtinin egzistansiyalizmin başkenti olduğu yıllarda, o sol entelektüel mahallenin kraliçesiydi...

Onun ilk fotoğraflarını, İzmir Namık Kemal Lisesi bahçesinde, Varlık Yayınları’ndan Sartre, Camus ve Gide’i okurken görmüştüm.

Ben, egzistansiyalizmin ne olduğunu öğrenmeden önce egzistansiyalist olan bir neslin çocuğuyum...

*

Beatles

Yazının Devamını Oku