GeriErtuğrul ÖZKÖK Anayasa'daki 'Andımız' bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Anayasa'daki 'Andımız' bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak

Dün önüme Aksoy şirketinin yaptığı yeni bir araştırmanın sonuçları geldi.

Örneklem alınan insanlara şu soruyu sormuşlar:

“Siz olsanız her gün okullarda ‘Andımız’ı okutur muydunuz?”

*

Sonuçlar ilginç.

CHP seçmeninin yüzde 96’sı...

İYİ Parti seçmeninin yüzde 92.9’u...

MHP seçmeninin yüzde 83.8’i...

AKP seçmeninin yüzde 74.9’u...

HDP seçmeninin yüzde 39.5’i...

“Evet okuturdum” cevabını vermiş.

Anayasadaki Andımız bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak

Andımız’a itiraz edenler daha çok “Türküm” ifadesinin “şovenist” bir vurguyla dile getirilmesine ve bunun da “çocuklara papağan gibi ezberletilmesine” karşı çıkıyorlar.

Ama unutulmaması gereken bir şey var...

Andımız’daki Türklük vurgusu aslında anayasal bir ifadenin yansıması...

Anayasamızın vatandaşlığı tarif eden 66’ncı maddesi aynen şöyle:

“Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür.”

*

Bu madde 1961 Anayasası’nda aynı cümleyle vardı.

Demek ki “Andımız” maddesine temel oluşturan “Türk” kavramı bugün 60 yaşında...

*

Bir başka gerçek daha var...

1982 Anayasası’nın üzerinden 39 yıl geçti.

O anayasada 80’den fazla maddede değişiklik yapıldı...

Son referandumla devletin yönetim şekli bile değişti...

Ama bunca yıl boyunca kimse o maddeye dokunmadı.

Hangi maddeye....

“Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür” ifadesine...

*

Dahası var..

1982 Anayasası, referandumda halkın yüzde 92 oyu ile kabul edildi....

O anayasada son büyük değişiklik 2017 Anayasası ile yapıldı, dediğim gibi rejim bile değişti.

O değişiklik yüzde 51 oyla kabul edildi.

Ama bakın 1982 yılında o anayasanın bu maddesine de evet diyen vatandaş oranı aşağı yukarı bugün de aynı duruyor....

Yani önümüzde böyle bir sosyolojik gerçek var.

Gelelim bugünkü soruya...

Ben olsam “Andımızın okutulması” konusunda ne yapardım?

İkinci yazıda cevabını vereyim.

BEN OLSAM BUGÜN BU ANDI OKUTUR MUYDUM

OKUTMAZDIM ve nedenini şöyle açıklardım.

*

Atatürk’e büyük minnet ve giderek büyüyen bir hayranlıkla bağlı bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım.

“Andımız”daki sözleri hiçbir zaman ırkçı veya şovenist bulmadım.

Tam aksine güzel idealleri barındıran bir metin bu.

*

Ama aldığım Cumhuriyet eğitimi, bende rasyonel bir yurtseverlik fikri ve tutkusu geliştirdi.

Evet “Varlığım Türk varlığına emanet olsun”...

Ama varlığımı emanet ettiğim ülkem ve devletim de bana karşı görevlerini yerine getirsin...

Mesela her sabah ben “Andımız” diye bu metni okurken...

Devlet adına birileri de bana hitap eden bir ant okusun.

“Adalet” desin... “Demokrasi” desin... “İnsan hakları” desin... “Şeffaflık” desin...

“Özgürlük” desin...

*

Kısaca...

Devlet ve ülkemiz bizden her sabah bu andı okumamızı istiyorsa...

O da bize, yani vatandaşına karşı bu andı her sabah okumalı, hissettirmeli, uygulamalı...

Yani tek taraflı niyet beyanı bana artık bir “ülkeye bağlılık” yemini olarak gelmiyor...

*

O nedenle “Danıştay’ın kararına katılıyorum... Okunmaması doğrudur” derdim.

29 YIL SONRA
MEĞER ‘TEMEL İÇGÜDÜ’ FİLMİ SADECE BU SAHNE DEĞİLMİŞ

GELECEK yıl “Temel İçgüdü” filminin 30’uncu yılı olacak.

Amerika Birleşik Devletleri bugünlerde yine bu filmi konuşmaya başladı.

Nedeni de şu.

Filmin baş kadın oyuncusu Sharon Stone hatıralarını yazdı ve bugünlerde yayınlanıyor.

Anayasadaki Andımız bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak

Orada bu filmin çekilişi ile ilgili çok ilginç anekdotlar var.

Sharon Stone filmin yönetmeni Paul Verhoeven’in çekimler sırasında o meşhur sahneyi çekerken neler yaptığını anlatıyor.

*

Oturup filmi yeniden seyrettim.

Meğer filmi tamamen unutmuşum. Yeni bir film gibi yeniden, aynı merak ve heyecanla seyrettim.

Meğer senaryoyu yazan Joe Eszterhas müthiş bir senaristmiş.

Meğer Paul Verhoeven çağının çok ilerisinde bir yönetmenmiş ve yıllar geçse de hiç eskimeyecek bir film yapmış.

Meğer filmde MeToo tarzı müthiş feminist diyaloglar varmış.

Meğer filmde dönemi için çok cesur ve çarpıcı bir LGBT hava ve sahneler varmış.

Meğer film müthiş bir anti-establishment, yani müesses nizam karşıtı bir manifesto gibiymiş.

*

İnanın 29 yıl sonra bu filmi çok daha fazla sevdim ve çok daha iyi anladım.

Demek ki beklermiş bazı filmler bazı yaşları...

Ve meğer o film sadece o bacak arası sahnesi değilmiş.

CESUR BİR KADIN ERKEĞİN TAM NERESİNE TEKME ATAR

Joe Eszterhas’ın senaryosunda çok çarpıcı bir diyalog var. Dedektif Michael Douglas filmin ilk bölümündeki sahnede, cinayet şüphelisi Sharon Stone’la sevişiyor.

Anayasadaki Andımız bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak

Onlar sevişirken Stone’un kadın partneri eve geliyor...

Michael Douglas bir ara mutfağa gittiğinde gelen kadını görüyor... Kıskançlıkla baktığını fark edince, “Bizi seyretmek mi istedin” diye soruyor. Kadın da “Ben değil, o seyretmemi istedi” diyor. Bunun üzerine Douglas da, kadını iyice gıcık etmek için, “Yüzyılın sevişmesiydi” diyerek böbürleniyor ve yatağa dönüp ona böyle dediğini Sharon Stone’a da anlatıyor.

*

Stone hiç tepki göstermiyor... Yani erkeğin istediği “Evet öyle” cevabını vermiyor.

Kadının cevabı, filmin ikinci yarısında kavga ettikleri bir sahnede geliyor ve Sharon Stone iki kadının rövanşını şu cümleyle alıyor: “Evet yüzyılın sevişmesiydi ama geçen yüzyılındı...”

*

Yani filmin hafızalardan silinmeyen efsane cinayet aleti, buz kıracağını, sanki bir erkeğin en öldürücü yerine vuruyor...

GÜNÜN KLİBİ
ERKEK PATAKLAMA VİDEOSU VE HARİKA BİR RUS ŞARKISI

TÜRKİYE bugünlerde acayip şekilde mizaha sardırdı...

Geçen gün birkaç yerden aynı video geldi.

Kendilerine sarkıntılık yapan erkekleri bir güzel pataklayan kadınların görüntülerinden oluşan bir video bu... Çok komik sahneler.

Seyrederken, bir yandan “Oh olsun” diye bağırırken, bir yandan da gülmekten yerlere yattım.

Videonun bir de müziği var ki, olağanüstü.

Bir Rus şarkısı...

Mikhail Krug söylüyor.

Şarkının İngilizce adı “Girl-Share”...

Spotify’da var.

Vals ritminde bir şarkı...

Dinleyin...

Dayak yedikten sonra, “Yandım aman” diye kaçışan o bıyıklı yaşam formlarına kahkaha ile gülerken şarkıyı da çok seveceksiniz.

Anayasadaki Andımız bu yıl kaçıncı yaşını dolduracak

ÇOK GEÇ KEŞFETTİĞİM BİR ‘VAROŞ ANTİ-FRİENDS’İ’

TORUNUM Sinan “Dede sen bu diziyi nasıl atlarsın” deyip tavsiye etti. “Trailer Park Boys” adlı bir Kanada dizisi...

“Mockumentary” denilen bir tür.

İlk sezonu 2001’de yayınlanmış.

Kanada’da Nova Scotia’da mahalle haline gelmiş bir karavan parkında geçiyor. Tam anlamıyla bir “varoş anti-Friends’i”.

Yirmişer dakikalık kısa bölümlerden oluşuyor.

Takılıp bir gecede bir sezonu bitirdim.

Çook farklı, çok eğlenceli bir dizi...

Zaman zaman romantikleşiyor, zaman zaman acayip bir yıkıcılığa dönüşüyor.

Bir de her bölümün girişi ve sonunda harika bir müzik var.

Brooklyn Boogaloo Blowout topluluğu çalıyor. Parçanın adı “Trailer Park Boys Theme Song”...

Diziye öyle bir karakter veriyor ki...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Emin kardeşim ben piyanistim niye hep bana ateş ediyorsun

Sözcü gazetesi, Turgut Özal’ın 28’inci ölüm yıldönümü günü herkese örnek olması gereken harika bir şey yaptı.

Özal’ı müthiş övücü bir manşet ve sayfayla andı.

Ben de Sözcü yazıişlerini ve bu sayfayı hazırlayan arkadaşımız Emin Özgönül’ü alkışlayan bir yazı yazdım.

*

Ama o ne...

Bütün hayatı boyunca maddi manevi geçimini Özal ve herkese hakaretle sağlayan Emin Çölaşan, gazetesine bir şey diyemeyince hıncını yine benden çıkardı...

Üstelik yine bir sürü yalan dolanla...

Neymiş ben ona Turgut Özal’la ilgili kitabını okudum çok beğendim demişim.

Yazının Devamını Oku

57 milyon riskli vatandaşı acilen koruma altına almanın formülü

Dün itibarıyla dünya “COVID atlası” şöyleydi.

İsrail aşılamasını tamamlamış, bütün yasakları kaldırmış ve halkı da plajlara hücum etmişti.

Yeni Zelanda ve Avustralya arasında serbest seyahat başlamıştı.

Dünyada COVID olayını en ağır geçiren ülkelerden Amerika’da Biden politikası sonuçlarını vermeye başlamıştı.

16 yaş üzeri isteyen her Amerikan vatandaşına aşı uygulanabiliyordu.

330 milyonluk ABD’de yeni vaka sayısı 67 bindi.

Haziran ayı ortası itibarıyla nüfusunun yüzde 70’ini aşılamış olacağını açıklamıştı.

80 milyon nüfuslu Türkiye’de ise yeni vaka sayısı 55 bindi...

Yazının Devamını Oku

Korkuyorsunuz çünkü statlarda idare ediyorduk ama ekranda edemiyoruz

Alman liglerinin tatsızlığı, İtalya’nın statları yenilememesi, koca Rusya’nın doğru dürüst bir takım çıkaramaması, herkesi Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Bakıyorum, tüm Avrupa ülkelerinin federasyonları ayakta. Paniğin sebebi belli... Siz daha VAR’ı bile yönetemiyorsunuz. Kalite yerlerde. Şimdi korkuyorsunuz.

Bu bir deprem... Futbolun 8.1 şiddetindeki depremi. Hiç kuşkunuz olmasın, arkasından tsunami de gelecek... Gelecek ve bu bütün derme çatma ‘Milli ve yerli futbol düzeni’ bu tsunaminin altında kalacak.

TÜRKiYE LiGi’NiN VASATLIĞI ALMAN LiGi’NiN RUHSUZLUĞU

· 12 Avrupa takımının pazar günü “Biz artık Avrupa’da bir ‘Ultra Süper Lig’ kuruyoruz” açıklaması tam bir depremdir. Ve yıllardır “Geliyorum” diyen bir deprem bu...

· Alman liglerinin tatsızlığı, tuzsuzluğu, ruhsuzluğu.

· İtalya’nın futbol oynadığı sahaları bile yenilemede nal toplaması.

· Fransa’nın Arap sermayesi sayesinde çok
geç Avrupa futboluna dönmesi.

· Oligarklarını bile İngiltere’ye kaptıran koskoca Rusya’nın doğru dürüst bir futbol takımı çıkaramaması, sonunda bütün Avrupa seyircisini Premier Lig ve La Liga hastası yaptı. Onlar da bu vasatlıkta debelenirken sonunda bu kararı aldılar.

Yazının Devamını Oku

Lüzumsuz bir köşe yazarının çok lüzumlu üç-beş saniyesi

T24 haber sitesi yazarı Ali Akay hatırlattı.

Dün, yani 19 Nisan, Fransız yazar ve düşünürü Jean-Paul Sartre’ın cenazesinin kaldırıldığı günün yıldönümüydü.

Sartre 15 Nisan günü ölmüştü...

Öyleyse niye onu 19 Nisan günü hatırlıyoruz...

*

Cevabı çok basit...

Çünkü onu Montparnasse Mezarlığı’na uğurlayan öylesine büyük bir kalabalık vardı ki...

Fransa, onu, siyasette en büyük muhalifi olan cumhurbaşkanı De Gaulle’ün söylediği şu sözle hatırladı:

“Sartre Fransa’dır...”

Yazının Devamını Oku

Bir Upper Cihangir magazini... Diziyi çekerken 6 kere öpüştük o COVID oldu ama ben olmadım

Tabii Upper Cihangir’deki en büyük haber kaynağımdan öğrendim haberi.

1- Kanal D’nin başarılı bir başlangıç yapan dizisi “Camdaki Kız” meğer tam anlamıyla bir Upper (Yukarı) Cihangir dizisiymiş.

*

Nereden mi çıkardım?

Bir kere dizinin bazı sahneleri Cihangir Caddesi’ndeki köşkte çekilmiş.



Yazının Devamını Oku

Sizce bu 'Reformist Tonton' sayfası hangi gazetede çıktı

Tam 28 yıl olmuş...

Bugün Turgut Özal’ın ölümünün 28’inci yıldönümü...

Sabah büyük bir sürprizle uyandım.

Bir gazete harika bir Özal’ı anma sayfası hazırlamış.

*

Tepedeki manşeti şöyle:

“Reformist Tonton...”

Üst spotları şöyle:

- “Hayata veda etmesinin üzerinden 28 yıl geçti ancak yaptıkları hafızalardan hiç silinmedi.”

Yazının Devamını Oku

Yuhh yahu yuh artık ne diyeyim ben bu kafaya

Önceki gün benim açımdan iki sevindirici gelişme vardı...

Sabah Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısı için yaptığı klibin haberi ile uyandım.

İkincisi ise aynı sabahın akşamı Ahmet Altan’ın serbest bırakılmasıydı.

*

Hayatım boyunca devlette görev yapan insanların müzikle, sanatla, sporla ilgilenmelerini çok sevdim...

Çünkü tanıdığım siyasetçilerin çok büyük bölümünün siyaset dışında hiçbir uğraşısı yoktu...

Şuna inanıyorum...

Bir insan sanatla, müzikle, sinemayla ilgilendiği zaman bu onun vicdanına, adalet duygusuna ve üslubuna da yansıyor...

Nitekim

Yazının Devamını Oku

Bodrum'dan doğan bir özel Türk 'Lirası'

Önceki gün Türkiye’de çok ilginç bir şey oldu...

Ekonomi tarihimizde ilk defa bir şahsın Bitcoin hesabına haciz kondu...

Bunun anlamı şu...

Artık hepimizin hayatında “Bitcoin” denilen bir para var...

Aslında bu para cebimizde...

Tek farkı ceket cebinde değil cep telefonumuzda olması...

Üç yıla yakın bir süredir bir insan arıyorum...

Bana çok basit biçimde “Bitcoin nedir” anlatsın...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin çaresiz ev kadını hangi okula rüşvet verirdi

Aslında yazının gerçek başlığı şu:

“Türkiye’nin Ivy League okulları hangisidir...”

O nedenle, araya “Çaresiz ev kadını” ifadesinin girmesinin hikâyesiyle başlayayım.

*

Geçen ay bir streaming platformunda, ABD’de 2019 yılında yaşanan “üniversiteye giriş” skandalıyla ilgili belgeseli seyrediyordum.

ABD’nin önde gelen bazı varlıklı ve şöhretli aileleri çocuklarını en iyi üniversitelere sokmak için rüşvet tezgâhını kurmuş biri aracılığıyla bal gibi rüşvet anlamına gelecek paralar harcıyorlar.

*

Onlardan biri de “Çaresiz Ev Kadınları” dizisinde Lynette Scavo rolünü oynayan oyuncu Felicity Huffman...

Emmy, Altın Küre, SAG ödülleri var

Yazının Devamını Oku

Kim bu 'esrarengiz' Boğaziçili 'sıçan' M.B.

Hürriyet yazarı İhsan Yılmaz, Oğuz Atay’ın kayıp günlüğü olayını gündeme getirip, ben de perde arkasını yazınca, “Upper Cihangir” dünyası karıştı.

Gerçi, onunla ilgili sadece kendilerinin konuşma hakkı bulunduğuna inanan bazı çevreler, “Ne alakası var Oğuz Atay’ın Cihangir’le” deyip durmadan bana yükleniyorlar...

Merakınızı tatmin edeyim. Hepsi biliyor ki “Upper Cihangir” lafını sembolik olarak kullanıyorum...

*

(Bu arada Cihangir ahalisi galiba bu “Upper” lafından pek hazzetmedi ki, mahalle baskısı yapmış olmalılar ki, bu kavramın mucidi T24’in düzeyli magazin yazarı Tuğrul Eryılmaz da artık sadece “Cihangir” diye yazmaya başladı.)

Neyse asıl konuya gelelim...

Geçen cumartesi T24’te Ayça Atikoğlu’nun bir yazıyla bu “Upper Cihangir polisiyesinin” ikinci sezonu da yayına girdi.

Türkiye’nin

Yazının Devamını Oku

O 19 ölü nitrojen dolu 22 cam lahitin laneti mi

Geçen hafta tüm dünya pandemi ile boğuşurken Mısır 3 Nisan gecesi bütün dünyayı şaşırtan bir şey yaptı.

Tahrir Meydanı’ndaki Milli Müze’de bulunan, eski Mısır hanedanına ait 22 mumyayı yeni inşa edilen Mısır Medeniyetleri Müzesi’ne nakletti...

*

18 kral, 4 kraliçeye ait 22 mumya, nitrojenle doldurulmuş cam lahitlere konup büyük ve çok renkli bir törenle yeni yerine götürüldü.

22 lahit 5 kilometrelik yolu 40 dakikada geçti...

*

Bu, mumyaların ikinci yolculuğuydu.

Mısır hanedanlarına ait bu mumyalar 100 yıl önce Luksor’dan Kahire’ye getirilmişti...

Nakledilenler arasında bütün dünyanın bildiği İkinci Ramses ile Mısır tarihinin en başarılı kraliçesi olarak bilinen Hatshepsut’un mumyaları da vardı.

Yazının Devamını Oku

İmamı kim istifa ettirdi Türkiye'nin makul aklı mı

Ayasofya imamı sonunda istifa etti...

İstifasında “Kendi isteği ile ayrıldığı” belirtiliyor...

Ama artık orada kendine üç-beş trol dışında müttefik bulamadığı herkesin bildiği bir sırdı...

Bütün dünyanın gözü üzerinde bulunan bir mabetten her gün tuhaf seslerin yükselmesinin hiçbir makul AKP’linin de hoşuna gitmeyeceği bir gerçekti.

Nitekim ilk tepki AKP milletvekili Özlem Zengin’den geldi...

Sonra AKP’nin ağır toplarından da sesler yükseldi...

Sonunda ayrılmak zorunda kaldı ve çok hayırlı bir iş oldu...

İstifasını bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği de yazıldı, söylendi.

Yazının Devamını Oku

CHP'li kayınpederim o 2 takunyalı hakkında bana neler anlatmıştı

Kayınpederim rahmetli Hüdai Oral, köklü bir CHP’li ailenin üyesiydi.

Beş dönem CHP milletvekilliği yapmıştı.

Babası CHP’nin tek parti dönemi Denizli il başkanıydı...

Ayrıca 1950 öncesi milletvekiliydi.

Kızının Adnan Menderes hayranı, koyu Demokrat Partili bir ailenin sonradan solcu olmuş oğluyla evlenmesini son derece normal karşılamıştı.

Hüdai Oral 1961 yılında kurulan İsmet İnönü hükümetinin en genç bakanıydı.

İnönü onu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görevlendirmişti.

O güne kadar öyle bir bakanlık yok...

Yazının Devamını Oku

Bu bir haber mi, fazla oldunuz sinyali mi

“Haber” desem...

Değil...

“Analiz” desem o da değil...

Öyleyse ne?

“Ayağınızı denk alın” uyarısı mı...

Önce neden söz ettiğimi anlatayım.

Dün, dünyanın önde gelen ekonomik medyalarından biri olan Bloomberg’de tuhaf bir yazı yayınlandı.

Yazının konusu Türkiye’de Bayraktar grubunun ürettiği SİHA’lardı...

Yazının Devamını Oku

Ya seçilmişlere her gün haddini bildiren o atanmış memurlar

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bir süredir beni de düşündüren önemli bir noktaya dikkati çekti.

Emekli WhatsApp’çı amirallerin yaptığı düşüncesizce işe tepki koyarken, çok yapıcı iki uyarıda da bulundu.

*

Bildiri yayınlayan amirallerin 10’unun o eski kötü alışkanlıkları hatırlatan biçimde sabah evlerinden alınmalarına tepki gösterdi.

Gözaltına alınmalarına karşı çıktı...

Ama daha önemlisi iktidara bence çok önemli ve yapıcı bir çağrı yaptı.

Özeti şuydu:

Emekli amirallerin seçilmişleri hedef alan açıklamalarına karşı çıkıyorsak...

Atanmış memurların, tayinle göreve gelmiş görevlilerin, valilerin, kaymakamların, maaşını devletten alan dini görevlilerin seçilmiş insanlar, parti başkanları, anamuhalefet partisi başkanı hakkındaki hakarete veren açıklamaları da önlenmelidir...

Yazının Devamını Oku

Artık doğalgaz faturanıza bile rütbeli imzanızı atmayın

O bildiriye imza atan 104 mütekait askerin karşısına geçip sormak isterdim:

“Yaptığınızdan memnun musunuz...”

Ve devam etsem...

“Bakın Türkiye geçen hafta ne tartışıyordu...

Sizin bu düşüncesiz hareketinizden sonra bugün ne tartışıyor...”

*

Biliyorum bana diyecekler ki...

“Biz de vatandaşız ve düşüncemizi serbestçe söyleme hakkına sahibiz...”

Evet sahipsiniz...

Yazının Devamını Oku

Ey erkek 5 yıl önce testosteron yarıştırıyordun bak bugün ne

Aman Allahım...

Bu erkek milleti...

Yani biz ne hale düştük...

*

Dün gibi hatırlıyorum...

15 Mayıs 2016...

Berlin’de Final Four’un son günü... Fenerbahçe-CSKA maçını bekliyoruz...

Otelin lobisinde büyük bir tartışma patlıyor...

Bir erkekte ideal testosteron oranı nedir?

Yazının Devamını Oku

İkinci hayatında bir daha komedi oynayabilecek mi

Zekeriyaköy’deki evde yaşanan o olayın üzerinden 3 yıla yakın zaman geçmiş.

Ahmet Kural’ı o zamandan beri ilk defa görüyoruz.

Kıbrıs’ta TRT için bir dizi çekiyormuş.

Hürriyet Kelebek’te Tülay Demir’in yaptığı mülakattan öğrendik.

Çekim sırasında yeni sevgilisi Çağla Gizem Çelik ile annesi ve babası da yanındaymış.

*

Hayatım boyunca şuna inandım.

Yazının Devamını Oku

Çok genç erkekle 'olgun kadın' arasında kaç yaş fark vardır

Çarşambayı perşembeye bağlayan gecenin saat 00.30’u...

Çok akıllı telefonuma, Music Business Worldwide müzik endüstrisi haber sitesinden bir son dakika notu düşüyor...

“Paul Simon bütün kataloğunu Sony şirketine satmış...”

Paul Simon...

Yani “Simon and Garfunkel” ikilisinin Simon’ı...

Daha o saniye onlarca şarkı geçmeye başlıyor aklımdan...

“Mrs Robinson”, “Sound of Silence”, “Scarborough Fair”, “Bridge Over Troubled Water”, “Boxer”, “Cecilia”, “A Hazy Shade of Winter”, “Homeward Bound”, “Me And Julio Down by the Schoolyard”...

Bütün bir gençliğim...

Yazının Devamını Oku

Sharon hatıra kitabında bu bornozlu geceyi de yazdı mı

1) Dün gibi hatırlıyorum...

2005 yılının aralık ayıydı...

Los Angeles’ta güneşli bir günün gecesiydi... Hollywood ünlülerinin yaşadığı semtteki büyük villanın salonundaydım.

Biraz sonra şahane kadın merdivenlerden inmeye başladı...

Beş yıl önce Cannes Festivali’nde yanımdan geçerken nefesimi kesen şahane Sharon Stone karşımdaydı.

Üstelik üzerinde sadece bir bornoz vardı...

Ayağa kalkıp soruyorum...

“Yorgun musunuz...”

Yazının Devamını Oku