GeriErtuğrul ÖZKÖK Ajda hangi iki ünlü yazarın önünde çırılçıplak soyundu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ajda hangi iki ünlü yazarın önünde çırılçıplak soyundu

Biliyorum hepinizin aklı 18 milyon kişinin seyrettiği o malum videolarda...

Ama ben o konuya girmeyeceğim...

Memleketin bunca meselesi varken benim aklım Upper Cihangir’de...

Neden derseniz, Upper Cihangir’in “seviyeli magazincilerinin” üzerine pandemi tembelliği çöktü.

Magazin halısı Upper Cihangir’in altından çekiliyor da haberleri yok..

O yüzden iş yine bana düştü ve bu sosyal sorumluluğumu yerine getiriyorum.

Ajda hangi iki ünlü yazarın önünde çırılçıplak soyundu

En vahimi de halıyı çeken kim biliyor musunuz...

Türk basınının yarım asırlık eski tüfek siyaset yazarları...

Mesela Milliyet gazetesinin en ağır siyaset yazarlarından Melih Aşık geçen gün öyle bir şey yazdı ki...

Benim diyen Upper Cihangir magazincisi yazamaz...

*

Haber şu...

Ajda Pekkan Türk basınının en ağır iki siyaset köşe yazarının önünde çırılçıplak soyunmuş...

Kim bu iki köşe yazarı... Sizi biraz merakta bırakacağım ki olayın tam aslını öğrenin...

*

Olayı Milliyet gazetesinin köşe yazarı Melih Aşık önceki gün köşesinde yazdı.

Oradan aktarıyorum...

HANGİ KULÜPLER İÇTİKLERİ VİSKİNİN PARASINI ALMADI

MELİH Aşık yazıyor:

“Sene 1969... Ankara’da televizyonda yoğun ve yorucu bir çalışma dönemi geçirdik. Yaz gelmişti. Ne yapalım? Programlarda İstanbul’u ihmal etmiştik. Hadi ‘İstanbul Eğleniyor’ diye bir program çekelim dedik. Ben yapımcı olacaktım, Tunca Yönder yönetmen, Altan Öymen senarist ve takdimci.

İlk gece ilk durağımız Sıraselviler’deki ünlü Kulüp 12 idi.

Bize özel ilgi gösterdiler. Daha oturur oturmaz hızlı bir servis başladı. Tunca Yönder kâh kameraman ile etrafı resimliyor kâh masaya gelip viskisini yudumluyordu. Ehlikeyif arkadaşımız viski severdi. O yıllarda viski hayli pahalıydı ama arkadaşımız umursamazdı. Biz de ona eşlik ediyorduk. Sahnede Huysuz Virjin izleniyordu. Keyfimiz yerindeydi. Gecenin sonunda hesap istedik. Borcunuz yok, dediler. Israrlar fayda vermedi beş kuruş ödemeden çıktık.”

Ajda hangi iki ünlü yazarın önünde çırılçıplak soyundu

İkinci durakları Kulüp Lalezar olmuş. O günlerin en gözde gece kulübü. Patron Egemen Bostancı tarafından orada da müthiş güzel ağırlanmışlar. Orada da hesap alınmıyor. TRT’ciler gelmiş hesap mı olur...

Üçüncü kulüp Karavan...

İşte orada önlerine öyle bir hesap gelmiş ki...

Neyse bizim asıl meselemiz Ajda Pekkan...

Şimdi ona geliyorum.

ABİ AJDA’NIN SAKLAMADIĞINI SEN NİYE SAKLAMAYA ÇALIŞTIN

GELELİM Ajda Pekkan’ın soyunma olayına...

Olay üç TRT’cinin gittiği ikinci kulüp Lalezar’da geçiyor.

O gece sahnede Ajda Pekkan var. Ajda programını bitirdikten birkaç dakika sonra haber göndermiş. Üç TRT’ciyi odasında bekliyor.

*

Gerisini Melih Aşık’tan dinleyelim:

“Kameraman, Tunca Yönder, Altan Öymen hep birlikte ve heyecan içinde Ajda’nın odasına yollandık.

Altan Abi’nin önceden tanışıklığı vardı Ajda ile, önden o girdi. Ben arkasından. Daha da arkada diğer ekip.

Biz kapıdan girerken Ajda sahne kıyafetini çıkarıyordu. Tam elini arkaya atıp üstünü çıkarırken Altan Ağabeyimiz öne atılıp Ajda’nın önünde vücuduyla bir perde oluşturmasın mı?

Kafasını da yana çevirdi ki önünü görmesin. Böylece Ajda’nın göğsünü bizden saklamış oldu. Böylece biz hiçbir şey görememiş olduk.

Altan Ağabey’in Ajda’nın mahremiyetine gösterdiği bu duyarlık sonraki yıllarda aramızda espri konusu oldu.

- Abi ne lüzum vardı yahu, kadının saklamadığı şeyleri sen neden saklamaya çalıştın, falan diye şakadan serzenişte bulunurum, delidolu gençlik yıllarımıza birlikte güleriz.”

*

Evet Ajda Pekkan’ın Upper Cihangir’in arka odalarında o günün üç TRT’cisi, bugünün iki anlı şanlı siyaset yazarının önünde soyunma hikâyesi bu...

Ancak devamı da var...

Tuğrulll...

“Upper Cihangir benden sorulur” diye geziyorsun ama...

Bak artık siyasetin ağır abi köşe yazarları senin mahallende senden rol çalmaya başladı...

Uyuma... Bak olayın devamı da var..

MADEM GELDİK AYIP OLMASIN BİR DE KİBRİTÇİ KIZIN TRAJEDİSİNİ YAZALIM

TABİİ kulüplerden çıkınca, taşıdıkları sosyal sorumluluklar, solcu yanları siyaset yazarı akıllarına gelmiş.

Memleketin onca meselesi varken gelip Ajda’nın göğüsleri falan yazmak olur mu...

Madem geldik bir de mahallenin sosyal meselesine ve yaralarına girelim demişler...

Beyoğlu’nun, Upper Cihangir’in kibritçi kızlarının, çiçekçilerinin, emekçilerinin sorunlarını da çekelim demişler...

Böylece bir de “Sosyal Beyoğlu” belgeseli çıkmış ortaya...

Ajda hangi iki ünlü yazarın önünde çırılçıplak soyundu

AHMET ARSAN’IN DÖNÜŞÜ
MUHAFAZAKÂRLAR MAHLER VE PİNK FLOYD YAZAMAZ MI

Hani bir zamanlar muhafazakâr mahallenin cıvıltılı bir hergele yazarı vardı ya...

Adı Ahmet Arsan’dı... Kayboldu şimdi ortalardan...

Hergeleliği biraz ben yükleneyim ve o mahalleye dalayım.

Muhafazakâr mahallenin muhalif gazetesi Karar’ın yazarı Mehmet Ocaktan, hafta sonları çok güzel müzik yazıları yazar.

İyi bir caz müziği dinleyicisi... Bilgisi de çok iyi...

Aynı zamanda pop ve klasik müziği de çok seviyor.

Önceki hafta bir yazısını Mahler müziğine ve onun Beşinci Senfonisinin kullanıldığı “Venedik’te Ölüm” filmine ayırdı.

Yazıyı çok sevdim ve ben de altına yorum yazdım.

Ama o ne...

Okuyucularının bazıları bir yüklenmiş ki...

Yok o gece Kadir Gecesi’ymiş, böyle yazı yazılır mıymış...

Yok muhafazakâr ve ciddi bir yazar kimsenin bilmediği Mahler mi yazarmış...

Yahu arkadaşlar, siz hâlâ 2010’ların eski Türkiye’sinde mi kaldınız...

Türkiye değişti...

Şu son 15 yılda ortaya çıkmış amigo muhafazakârları bir kenara bırakın, Ocaktan gibi bu işin gerçek mücadelesini veren insanlar 1970’lerde Foucault, Derrida, Levi Strauss, Althusser, Sartre, Camus okuyan insanlardı...

Şimdi sonradan gelme çakma muhafazakâr takım gözden düşerken, o münevver eski tüfekler yine ön plana çıkıyor.

Mesele bu...

Alışın...

HAFTANIN KLASİĞİ 1

ÇELLO VE SCHUBERT

KLASİK müzik sevenler için geçen cuma çıkan yeni bir Schubert yorumunu tavsiye edeceğim.

Franz Schubert: “Du Bist die Ruh; D. 776
(Tranc. For Cello & Piano” Kian Soltani, Aaron Pilsan.

Çok dengeli ve yumuşak bir yorum...

Ajda hangi iki ünlü yazarın önünde çırılçıplak soyundu

HAFTANIN KLASİĞİ 2

BİR BAHARIN SESİNDEN MEDİTASYON DİNLEMEK

HEP diyorum Güney Koreli müzisyenler harikalar yaratıyor diye...

İşte geçen cuma yine harika bir virtüöz ve yorumu geldi.

Bomsori Kim...

Jules Massenet: “Thais: Meditasyon”; Bomsori Kim; NFM Wroclaw Philarmonic; Giancarlo Guerrero.

Bütün hafta sonu beni mest etti...

Bomsori Kim’i ilk defa 2019’da Ayşe Arman’ın bir yazısında okumuştum.

Adı “Baharın Sesi” anlamına geliyormuş.

YAHU BEN ONU RENKSİZ TATSIZ ASEKSÜEL BİR ADAM SANIRDIM

BILL Gates’in ne zaman bir fotoğrafını görsem, onu kuru, renksiz, esprisiz, tatsız tuzsuz bir adam sanırdım.

İlk defa hakkındaki belgesel filmi seyrederken fark ettim.

Meğer esprili bir tarafı varmış.

Mesela Afrika seyahatine çıkarken yanına kâğıt baskı kitaplar alması, onları plastik bir torbaya koyup taşıması...

Warren Buffett’la hamburger yerken yaptıkları sohbetler çok renkliydi.

Ama asıl şaşırtıcı olanı yeni öğreniyoruz.

Ben o ifadesiz yüzün arkasında aseksüel bir adam var sanırdım.

Meğer bildiğimiz basbayağı bir “azgın teke” varmış...

Ajda hangi iki ünlü yazarın önünde çırılçıplak soyundu

İYİ DE BOŞANDIĞI KARISI İLE DE ÖYLE TANIŞMADI MI

DÜNYANIN en ciddi gazetesi The New York Times, “seviyeli magazin” derken işi bayağı ilerletti...

Dün Melinda ve Bill Gates’in boşanma haberinin öyle ayrıntılarına girdi ki, Upper Cihangir magazincisi Tuğrul Eryılmaz bile yaya kalır.

Meğer Bill Gates, yanında çalışan kadınlardan birine asılmış ve yemeğe çıkma teklif etmiş.

Haber öyle yazılmış ki, sıradan bir evlilik dışı ilişki teklifi “Acaba cinsel taciz mi” sorusunu akla getiriyor.

Demek ki dijital dünyanın bu aseksüel görünümlü adamı meğer bir seri yemeğe davet zamparasıymış...

İyi de Bill Gates şu an evli bulunduğu karısı Melinda’ya da ilk çıkmayı aynı şekilde teklif etmemiş miydi... Melinda da o sırada Microsoft’ta çalışıyordu ve şirketin park yerinde Bill Gates ona yemeğe çıkma teklif etmişti...

Diyeceksiniz ki, o sırada ikisi de evli değildi...

İyi de kanunen suç olmayan, toplumun bir bölümü için ahlaken ayıp sayılan bir davranışı suçmuş gibi anlatmak biraz abartılı değil mi...

Tam öyle diyecekken, işin bir de başka yönünü öğreniyoruz.

Aseksüel görünümlü adamın, cezaevinde intihar eden çocuk pornocusu Jeffrey’le arkadaşlığı var...

Haa bak orada gerçekten somut bir davranış varsa...

O zaman yukarıdaki “abartı” lafımı geri alıyorum...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Bu karedeki tek farkı bulun çünkü tarihi işte o insan yazdı

Geçen çarşamba Berlin’in Tempelhof Havaalanı’nda açılan olağanüstü bir sergiyi geziyorum...

Ama size önce bu serginin açıldığı mekânı anlatayım.

Tempelhof Havalimanı bugün boş ve neredeyse metruk devasa bir bina...

1923’te inşasına başlanmış ama Hitler döneminde totalitarizmin anıtsal bir binası haline gelmiş. Yani Nazi ruhunun dolaştığı hayalet bir hangar burası...

İşte burada “Diversity United” isimli, Türkçe’ye “Birleşik Farklılık” olarak çevrilebilecek bir sergi açıldı.

Daha doğrusu sınırlı bir bienal diyebilirsiniz.

*

Avrupa’nın 34 ülkesinden 90 sanatçının eseri sergileniyor.

Aralarında

Yazının Devamını Oku

Aziz Nesin’in, Cem Yılmaz’ın ülkesi neden artık gülmüyor

1) Öyle bir çağdayız ki artık duygusal planlama yapmak mümkün değil...

Dün Türkiye, yanan ormanlarına, kaybolan canlarına, çaresiz hayvanlarına...

Ve bir de o ormanlar, oradaki canlılar için hayatını feda eden genç çocuğumuza ağlarken, ben Almanya’nın Bayreuth şehrinde Wagner’in “Die Walküre” (Valküreler) operasını seyrediyordum...

*

Türkiye’den ayrılırken, ülkem tatil yapıyordu...

Ve bir anda o duygusal tatil bitti...

Operanın her arasında insanlar bir önceki sahneyi konuşurken, ben Türkiye ile konuşuyordum...

Dün geceden beri o görüntüler gözümün önünde...

Bir de

Yazının Devamını Oku

Hâlâ rüyamda kendimi o koltukta görüyorum

Almanya’nın en büyük gazetesi Bild’in eski genel yayın yönetmeni ile Gökova’nın Börtübet Koyu’nda yaptığımız sohbet devam ediyor. Bugünkü konumuz “yeni hayat...”

Kai Diekmann ayrıldıktan sonra dijital dünyaya geçti. Artık “Story Machine” adlı, Almanya’nın en büyük sosyal medya içerik yönetim şirketinin hissedarı. Yeni bir hayatı var. Almanya’nın birçok ünlü kişisinin sosyal medya hesaplarına içerik üretiyor. Artık o eski güçlü insan değil, ama dijital alemin krallarından biri...

*

Bugün onunla yeni hayatı üzerine konuşacağız... Eskiden neler kaldı, neler geçip gitti... Özledikleri, özlemedikleri... Hiç pişman olmadıkları, çok pişman oldukları... Altmışlı yaşlarına giderken hayata yeni bir bakış...

*

Almanya’da iki güçlü insanın dönemi kapanıyor... Kai Diekmann Bild’in başından ayrıldı... Merkel de ayrılmaya hazırlanıyor... Karşınızda Türkiye’nin büyük dostu yeni Kai Diekmann...

1) SONUNDA DYLAN’IN ŞARKISINDAKİ GİBİ OLDUM, MASAM YOK, KENDİ KAHVEMİ YAPMAYI BİLE ÖĞRENDİM

ERTUĞRUL ÖZKÖK:

Yazının Devamını Oku

Genel yayın yönetmenliğimin bittiğini bir soruyla anladım

Kai Deikmann...

Bundan 4 yıl öncesine kadar Merkel’den sonra belki Almanya’nın en kudretli insanıydı...

16 yıl boyunca genel yayın yönetmenliğini yaptığı “Bild” gazetesi, 5 milyon tirajı ile Avrupa’nın en büyük gazetesiydi...

Dijital yayını ile her gün 22 milyon Alman vatandaşına ulaşıyordu.

Attığı bir manşet Almanya Cumhurbaşkanı’nın istifasına yol açmıştı...

*

Dünyanın belki en güçlü genel yayın yönetmeni Diekmann 2017 yılında o koltuktan kalktı...

Bugün 57 yaşında...

Uzun yıllar Hürriyet’in de yönetim kurulu üyeliğini yaptı...

Yazının Devamını Oku

‘Düşman’ gazeteciyle 18’inci delikte çok gizli bir buluşma

1)“18’inci delik” bir golf deyimi...Golf sahalarında ya 9 ya 18 delik bulunuyor. Bugünkü hikâyemiz işte orada, 18’inci deliğin başında geçiyor...

Önce olay yeri keşfi yapalım... Dünyanın en meşhur golf kulübü, herhalde, Amerika’nın Florida eyaletindeki Mar-a-Lago Golf Kulübü’dür... Çünkü burası ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın sahibi olduğu bir yer... Daha önemlisi Trump başkanlığı boyunca orasını “Kışlık Beyaz Saray” olarak tanımlıyor...

Kulübün 500’e yakın üyesi var...

Trump burayı kendine merkez olarak seçtikten sonra giriş aidatı 150 bin dolardan 250 bin dolara çıktı...

Bu golf kulübünün çok özel ve öteki alanlarından ayrılmış bir bölgesinde Trump’ın malikânesi var.

Bu yapı, Florida’nın en büyük üçüncü, bütün Amerika’nın ise 20’nci en büyük malikânesi olarak biliniyor. Ancak kulübün yakın geçmişinde kötü bir olay var.

Çocuk tacizi ve tecavüzü nedeniyle girdiği cezaevinde intihar eden Epstein de bu kulübün üyesiymiş.

Kulüp üyelerinden birinin kız çocuğunu taciz edince üyelikten çıkarılmış.

Yazının Devamını Oku

Neden herkes bir zamanların en kötü adamına konuşuyor

CHP Genel Başkanı’nın eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Armağan Çağlayan’ın YouTube kanalının konuğu olmuş.

Oradan öğrendim...

Selvi Hanım’ın hayalindeki meslek gazetecilikmiş...

Çubuk’ta eşine yapılan linç girişiminin onu çok üzdüğünü söylüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu’na “Eve yemeğe gelmeyeceğini” söylemediği zaman kızıyormuş.

Çok insani bir sohbetti ve baştan sona keyifle izledim.

*

Bu yayını izlerken, Armağan Çağlayan’ın programına kimlerin çıktığını bir düşündüm...

Hiçbir yerlere çıkmayan

Yazının Devamını Oku

Bir düğün gecesinden kaç COVID-19 pozitif çıkar ‘Dört Nikâh Bir Cenaze’ mi

Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma eyaletinde bir düğünden sonra 18 kişide COVID-19 Delta varyantı görülmüş. Peki Türkiye’de bir düğünden kaç COVID-19 pozitif çıkar?

Google’da bir arama yaparsanız karşınıza 24 Ağustos 2020 tarihli bir haber çıkıyor:

Bursa’da bir düğüne katılanlar arasında 42 kişide COVID-19 vakası saptandı...

Bu soruyu sormamın nedeni şu. Türkiye’de düğün mevsimi açıldı... Geçen yıldan ertelenen 300 bin düğünle birlikte bu yıl 900 bin düğün bekleniyor... Yeni vaka sayısı önceki gün itibarıyla 10 bine yaklaştı.

Bu durumda şu soruları sormamız da normal:

- Bir düğünden...

- Bir siyasi parti toplantısından

- Bir bar gecesinden

- Bir toplu yemekten

Yazının Devamını Oku

Pandemi, 60 üstü bir Beyaz Türk’ün ömrünü kaç yıl daha kısalttı

Biliyorum, şu güzel bayram gününde böyle bir sorunun ne manası var diyeceksiniz...

Çok haklısınız...

Hele hele benim gibi “Hayat varsa ölüm yoktur” diye düşünen bir insanın durup dururken bu soruyu sorması ve keyfimizi kaçırması çok manasız. Ama kızmayın. Ben sadece piyanistim...

Soruyu ben sormuyorum, o nedenle bana ateş etmeyin...

Dün New York Times’ta okudum.

Pandemi bir buçuk yıl içinde Amerikan halkının ortalama ömrünü 1.5 yıl kısaltmış...

2019’da yeni doğan bir çocuğun ortalama ömür beklentisi 78.8 iken, 2020 sonunda bu rakam 77.3’e inmiş...

*

Yazının Devamını Oku

Rumeli sahilinde ceketli bir heykel ve onun ceketsiz ölen büyük şairi

Şu günlerde “memleket meselesi” yazmamanın kıymetini daha iyi anladım.

Hatta “siyaset” yazmamanın Allah’ın bana bahşettiği bir güzellik ve fırsat olduğunu düşünmeye başladım.

*

Türk dilinin en büyük şairlerinden Orhan Veli 14 Kasım 1950 günü İstanbul’da öldü...

Bugün Aşiyan Mezarlığı’nda yatıyor.

Onun Rumelihisarı sahilinde bir heykeli var...

Üzerinde ceketle otururken temsil edilmiş...

Oysa dün öğrendim ki, Orhan Veli ceketsiz ölmüş...

Bunu da dün

Yazının Devamını Oku

15’inde dünyanın en güzel çocuğu 66’sında Gandalf

Dünya sinemasının en önemli eserlerinden biri İtalyan yönetmen Visconti’nin “Venedik’te Ölüm” filmiydi...

Thomas Mann’ın çok sevdiğim aynı isimdeki novellasından çekilen film, hayatım boyunca beni en çok etkileyen sanat eserlerinden biriydi...

*

Nasıl olmasın ki...

- Yazarı Thomas Mann...

- Yönetmeni Luchino Visconti... “Leopar”ı da çeken insan...

- Baş oyuncu Dirk Bogarde...

İngiliz sinemasının büyük oyuncusu...

- Kadın oyuncu

Yazının Devamını Oku

First class koltuğunda, havyarlı, şampanyalı, bir kavanoz yolcu

Geçen hafta cuma günü Los Angeles’tan kalkan bir uçağın first class mevkisindeki bir koltuğa Louis Vuitton bir çanta kondu.

Pilot anons yapınca, çantanın kemerleri bağlandı.

Sivil havacılık tarihinin belki de en tuhaf yolculuğu işte böyle başladı.

Kavanozun içinde ise Türkiye’de de iyi tanınan, dünya starı bir yolcu...

Zsa Zsa Gábor...

*

Gábor, 18 Aralık 2016 günü Los Angeles’taki Ronald Reagan UCLA Medical Center Hastanesi’nde öldü.

Öldüğünde 99 yaşındaydı... Vasiyeti üzerine yakılarak külleri bir kavanoz içinde Los Angeles’taki Westwood Mezarlığı’na kondu.

Ancak

Yazının Devamını Oku

Yani erkek dediğin: Zampara ve iyi sevişen bir makarnacı mıdır

Şurası kesin...

Pandemi sırasında Marcello Mastroianni’yi yeniden keşfettik.

Bu yıl Türkiye’de ve dünyada 1960’lı yılların İtalyan filmlerini seyretme modası var...



Dino Risi, Ettore Scola, Fellini, Vittorio de Sica gibi popüler yönetmenlerin anlattığı o İtalya hepimize çok tanıdık geliyor... Seviyoruz o İtalya’yı...

*

Yazının Devamını Oku

Ben barın bu tarafında kaldım, barmenim 3 milyarlık patron oldu

Evet ben hâlâ barların bu tarafındayım, barmenim ise 3 milyarlık patron oldu.

TL değil, 3 milyar dolarlık patron...

Yanda gördüğünüz fotoğraf 3 yıl önce İstanbul Tünel’de “Soho House”da çekildi.

Barın müşteri tarafında ben varım.

Karşımdaki barmenin adı ise Nick Jones...

Gördüğünüz gibi gayet mütevazı ve sempatik bir ifadeyle bana içki servisi yapıyor.

Kendisi, Pink Floyd hayranı, rock’çı bir arkadaşımızdır.

Yazının Devamını Oku

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yazının Devamını Oku

Bu duvara iyi bakın: yıkılışı Berlin Duvarı kadar önemli

Manchester şehrinin güneyindeki Withington bölgesi polisi geçen pazartesi sabahı çok sayıda vatandaştan şikâyet telefonu aldı...

Vatandaşlar, şehrin bir binasının duvarına çizilen graffitiyi şikâyet ediyordu.

Çünkü o duvar graffitisinde üç isim hakkında ırkçı ifadeler ve çizimler vardı.

Hedefteki üç isim şunlardı:

Marcus Rashford, Jadon Sancho ve Bukayo Saka...

Bu üç kişi İngiliz milli takımının beş siyah oyuncusundan üçüydü... Üçü de bir gece önce oynanan İngiltere-İtalya maçında penaltı kaçırarak, takımlarının şampiyonluğu kaçırmasına neden olmuşlardı.

O gece İngiltere’nin ırkçı trolleri bu insanların hayatını cehenneme çevirdi.

Ve sonunda iş

Yazının Devamını Oku

Otuz yaş altı dünyanın en önemli 30 müzisyeninden biri

“OHHH Zoom konserler bitti...”

Önceki akşam Bodrum Zai’de, pandeminin başından beri fiziksel ortamda ilk konseri izledim.

Böylece sadece “dinleme” kodundan “izleme” moduna geçtim.

Özlemişim...

*

Konseri ÇEV Sanat’ın genç müzisyenleri verdi.

Solistler kemancı Bade Daştan ile çellist Jamal Aliyev’di...

Bodrum’un klasik müzikteki açılış konserini Fazıl Say şu cümleyle yaptı:

“Türkiye öyle az buz bir yer değil...”

Yazının Devamını Oku

Shakespeare penaltı kaçırınca Dante ve Caravaggio mu kazandı

Önceki gece ne seyrettiğimizi düşündünüz mü...

Evet çok güzel bir futbol seyrettik...

Maç öncesi iki takım da diz çökerek ırkçılığa karşı çok güzel bir dayanışma fotoğrafı verdiler...

İnsanlar iki yıldan beri ilk defa yan yana, omuz omuza maç seyrettiler.

Ama sahada sadece bu mu vardı?

Sahada, dünyanın en demokratik ülkelerinden ikisinin milli takımları vardı...

Biri İngiltere...

Shakespeare

Yazının Devamını Oku

Çingenepalamutu ve 'Lymantria Dispar'ın hayatında özel bir gün

“Entomological Society of America...”

Yani Türkçe deyişle “Amerikan Böcekbilimi Cemiyeti” geçen salı günü bizim bildiğimiz çingenepalamutunu da ilgilendiren bir karar aldı.

Bundan böyle “Lymantria Dispar”ın adı değişecek...

Daha doğrusu bilimsel adı “Lymantria Dispar” olan böceğin halk arasındaki adı artık başka olacak...

Bu tırtıl böceğin halk arasındaki adı “Gypsy Moth”du...

Yani “Çingene güvesi...”

Dernek geçen yıl bu isme gelen bir itirazı incelemeye aldı ve sonunda geçen salı günü bu ismin “halk dili sözlüğünden” çıkarılmasına karar verdi.

Nedeni de şu:

Yazının Devamını Oku

Cavit... Rıfat! Bırakın Forrest Gump gibi yürümeyi, 10 bin adım balonmuş

1) Bana göre dün hepimizin sağlığını ilgilendiren bir devrim oldu...

Pandemi boyunca hepimiz adım saydık...

Rekor işinsanı Cavit Çağlar’daydı.

Günde 25 bin adım.

*

Posta gazetesinin eski genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay...

Her gün 15 bin adım ata ata bitirdi kendini, o aslan gibi adam kuşa döndü, sadece bir tutam bıyık kaldı yüzünde...

Çetenin elebaşısı ve azmettiricisi tabii ki Hürriyet’in başyazarı Osman Müftüoğlu’ydu...

Her gün iWatch’unun, üzerinde 17 bin adım yazan ekranını yüzlerce insana postaladı...

Yazının Devamını Oku

Salı akşamı HALK TV’de beni şaşırtan bir ‘sayın’ hitabı

Geçen salı akşamı beni şaşırtan bir şey oldu.

Belki de “umutlandıran” demem daha doğru olur.

Halk TV’de ana haber bültenini sunan Özlem Gürses, Zülfü Livaneli’nin CHP içinde başlattığı tartışmayı anlatırken, kendisine bir mesaj gelmiş.

WhatsApp mesajını gönderen kişi MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter...

Ama dikkat...

Mesaj ona ait değil...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gönderiyor mesajı...

Konu da ilginç...

Yazının Devamını Oku