7 Arap ülkesi son 5 yılda İslam’dan ne kadar koptu

5 Aralık tarihli Economist dergisi Stanford Üniversitesi çerçevesinde çalışan “Arab Barometer” kuruluşunun 7 Arap ülkesi üzerine yaptığı bir çalışmanın sonuçlarını yayınladı.

Kuruluş Mısır, Cezayir, Libya, Lübnan, Irak, Ürdün ve Tunus’ta 5 yıl arayla yapılan iki araştırmada insanlara “İslami siyaset ve İslamın şartlarını yerine getirme” konusunda 4 ayrı soru sordu. Bu araştırmaların ilki 2012-14 arası, öteki ise 2018-19’da yapıldı.

Genel sonuç şöyle:

- BİR: Arap ülkelerinde İslami siyasete ve dini liderlere güvende belirgin bir düşüş var.

- İKİ: İslamcılığa karşı duyulan tepki artık İslam’dan uzaklaşma haline dönüşmeye yol açmış.

-ÜÇ: Bu 7 ülkede sekülerleşme yolunda belirgin bir talep doğmaya başlamış.

İşte bu 3 gelişmenin ayrıntılı sonuçları...

İSLAMİ SİYASETE GÜVEN DÜŞÜYOR

-SORU: İslami partilere ne kadar güveniyorsunuz?

7 Arap ülkesi son 5 yılda İslam’dan ne kadar koptu

CAMİYE GİDİŞTE CİDDİ DÜŞÜŞ GÖZLENİYOR

- SORU: Zaman zaman camiye giden insan oranı

7 Arap ülkesi son 5 yılda İslam’dan ne kadar koptu

ARTIK DİNDAR DEĞİLİM DİYENLERİN ORANI ARTIYOR

- SORU: Dindar değilim diyen insan oranı

7 Arap ülkesi son 5 yılda İslam’dan ne kadar koptu

ASKER GÖNDERDİĞİMİZ LİBYA’DA SON BEŞ YILDA İSLAM NE DURUMDA

“İslami siyasi partilere güvenen” insan oranı 5 yılda yüzde 17’den yüzde 8’e düşmüş.

“Hocaya, imama, şeyhe (dini önderlere) güvenen” insan oranı yüzde 36’dan yüzde 19’a düşmüş.

- “Zaman zaman camiye giden insan” oranı yüzde 65’ten yüzde 57’ye düşmüş.

“Dindar değilim diyen” insan oranı yüzde 12’den yüzde 23’e çıkmış.

İSLAMCI SİYASET VE İSLAM’DAN UZAKLAŞTIRAN 5 TEMEL NEDEN

- IŞİD ve El Kaide terörünün yarattığı şoklar.

- Müslüman Kardeşler siyasetinden duyulan hoşnutsuzluk.

- Sekter partilerin yarattığı olumsuz hava.

- Bu partilerden giderek artan yolsuzluk, rüşvet olayları.

- Sudan gibi İslamcı ülkelerde yaşananlar.

DİYANET’TEN ‘DUA EDERKEN SİGARA İÇEBİLİR MİYİM’ FETVASI NASIL İSTENİR

DİYANET’e gerçekten böyle bir soru sorma isteğiniz varsa “İki Papa” filminde geçen şu Cizvit fıkrasını okuyun.

Adamın biri gidip kilisenin rahibine sormuş:

“Dua ederken sigara içebilir miyim?”

Rahip net bir cevap vermiş:

“Kesinlikle içemezsin...”

Adam gidip bu olayı bir Cizvit
rahibe anlatmış.

Cizvit rahip “Soruyu yanlış sormuşsun. Şöyle soracaktın: Papaz efendi sigara içerken dua edebilir miyim?”

Gidip sormuş.

Rahibin cevabı şu olmuş:

“Tabii ki edebilirsin...”

SEZEN AKSU VE ŞANIŞER’İN YIL SONU HİPHOP SÜRPRİZİ

BENİM için yılın şu son günlerinin en büyük sürprizi Şanışer’in Sezen Aksu ile birlikte söylediği “Kara Geceler” şarkısı oldu.

*

- Türk hiphop’ının tam ana damardan çizgisi...

- Yine ana damardan şahane bir Sezen Aksu çizgisi...

- Yine ana damardan harika İkinci Yeni sözler...

- Dozu yerinde bir arabesk...

*

Bence “Susamam”dan çok daha güzel, çok daha politik, çok daha derin bir şarkı...

Şanışer şu sıralar en sevdiğim üç-dört Türk hiphop’çısından biri...

*

Sezen ise...

Hâlâ İzmir Kız Lisesi’ndeki o isyankâr ve başına buyruk kız...

‘KARA GECELER’DEN İKİ DAMARDAN NAKARAT

“Kara geceler kara geceler

Bozulur acılar yavaş yavaş

Bozulur heceler...”

*

“Cihan öyle adaletsiz bir cenk meydanıdır ki,

Zaferler kumandanın

Ölüm piyadelerin olur”

*

“Çünkü güzel şarkıların

Genelde kötü hikâyeleri olur...”

AYDINLAR GİRİNCE SİLİVRİ REPERTUVARI DA DEĞİŞTİ

MEHMET Altan Silivri’de hapis yatarken verdiği bir mülakatta “Burada dinlediğim şarkılardan bir mahpushane albümü çıkarmak istiyorum” demişti.

Ben de “Albüm çıkarmak pahalı. Bir liste yap
Spotify veya Apple Müzik’e veya başka bir platforma koy”
demiştim.

Yapmış.

“Silivri Avlu Şarkıları” başlıklı bir dinleme listesi hazırlamış.

Yeşilçam’ın cezaevi filmlerine hâkim “Mahpushane Çeşmesi” geleneğinden farklı bir repertuvar tabii...

Eee aydınlar hapse girince cezaevi kültürü de değişiyor.

‘SİLİVRİ AVLU ŞARKILARI’ LİSTESİNDE İLK 10 İŞTE BU

- Ahmed Arif: İçerde

Ahmet Kaya: Dardayım

- Mümin Sarıkaya: Ben Yoruldum Hayat

- Seha Okuş: Hasretinle Yandı Gönlüm

- Çiğdem Özcan: Uçun Kuşlar Uçun İzmir’e Doğru

- Sezen Aksu: 1980

- Ceyhun Çelik: To Miamii

Funda Arar: Senden Öğrendim

- Behiye Aksoy: Nasıl Geçti Habersiz

- Zeki Müren: Bir Bahar Akşamı

BARCELONA’DA SORDUM: CAN YAMAN OLAYI KESİN DOĞRUYMUŞ

GEÇEN hafta sonu Barcelona-Deportivo Alaves maçını seyretmek için Barcelona’ya gittim.

Akşam yemekte masada, erkek giyim sektöründen 4 İspanya vatandaşı vardı.

Biri Katalan, ikisi Bask, biri Galiçyalı...

Bir ara konu erkek giyiminde yeni manken trendlerine gelince Can Yaman’ın adı geçti.

Merak ettiğim bir soruyu sordum.

Gazetelerde Can Yaman İspanya’ya gittiğinde onu karşılayan, otelinin önüne gelen kadın kalabalığı görünce itiraf edeyim ben pazarlama amacıyla toplama gibi bir duyguya kapılmıştım.

Masadaki 4 İspanyalı da aynı cevabı verdi:

“Hayır kesinlikle doğru. Şu an İspanya’da kadınlar nezdinde en gözde erkek Can Yaman” dediler.

Vallahi aynen böyle dediler.

Ayrıca hepsi Can Yaman’ı benden daha iyi tanıyorlardı.

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir

Foto Editörü: Umut Veis

Düzeltmen: Metin Usta

Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Arka penceredeki kadının ilk icraatı

Hikayenin başlangıcını muhtemelen çoğunuz biliyorsunuz...

Ama geçen hafta bir gelişme daha oldu ki, onu da muhtemelen benden okuyacaksınız...

Önce hikâyenin başından başlayalım.

Povalikhino Moskova’nın 500 km kadar doğusunda küçücük bir kasaba...

Eylül ayının başında bu kasabada yerel seçim vardı.

Kasabanın belediye başkanı Nikolay Loktev tekrar seçileceğinden emindi ama bir sorunu vardı.

Seçimde karşısına hiçbir aday çıkmamıştı.

Bu da seçimi şaibeli hale getirebilirdi.

Yazının Devamını Oku

Açıklıyorum... Tansu ile 50 yıl önceki evlilik sözleşmemizin en önemli iki maddesi

Hande Ataizi ilk günden beri çok sevdiğim bir karakter...

Onu Türk magazin tarihine geçiren olaylarından biri “bir gün” süren evliliğiydi. Geçen gün Jülide Ateş’in programında o bir günlük evliliğini anlattı.

Bozulmasının arkasında bir evlilik sözleşmesi hikâyesi varmış.

Tesadüf dün bunu okuduğumda, Tansu ile benim evliliğimizin 50’nci yıldönümüydü.

*

Tansu’yla 24 Ekim 1970 günü İzmir’de evlendik.


Yazının Devamını Oku

100 yıllık albümümüzde gözüme çarpan birkaç şey

Dünden beri derin bir yakın tarih nostaljisi yaşıyorum.

Anadolu Ajansı’nın bu yıl temmuz ayında, yani pandemi ortasında yayınladığı “Türkiye ve Dünyada 100 Yıl” adlı albümünü okuyor ve fotoğraflara bakıyorum.

Hemen söyleyeyim...

Çok güzel bir çalışma...

Türkiye ve dünyanın 100 yılı benim de 73 yılım oluyor... Albümün üçte ikisi benim de yaşadığım, tanık olduğum olaylar zinciri...

Bazı bölümlerini gurur duyarak, bazı bölümlerini çok üzülerek, bazı bölümlerini kaşlarımı çatarak, bazılarını seven bir gülümsemeyle hatırlayarak tek tek seyrettim...

Ajansa bu güzel çalışma için teşekkür ediyorum...

*

Yazının Devamını Oku

Bodrum mu Urla mı? İşte benim cevabım

Pandemi sosyolojisinde son durum...

Varlıklı “Beyaz Türk” çevrelerinin son günlerdeki en moda güzergâhı hiç şüphesiz Urla...

Gün geçmiyor ki, Instagram’da, arkadaş sohbetlerinde Urla’ya gidip oradan paylaşım yapan bir grup tanıdık insan görmeyeyim...

Dikkat ediyorum yeni ziyaret güzergâhında “olmazsa olmaz” üç-beş yer var.

Bir numara hiç şüphesiz, bir gün başlarsa, şu an için Türkiye’nin Michelin yıldızı almaya en yakın adayı Od Restoran...

İki numara Can Ortabaş ve Bülent Akgerman’ın “Şarap bağları” ve öteki şarap üreticilerini de kapsayan “Urla Bağ Yolu”...

Daha genç ve daha butik bir restoran “Vino Locale”...

Tasarım olarak

Yazının Devamını Oku

Benim fikriyatım iktidarda olsaydı

Önceki akşam bir televizyon kanalının haber bölümünden aradılar.

Konu Cumhurbaşkanı’nın konuşmasıydı.

“Fikriyatımız iktidarda değil” demişti ve benim bu konudaki görüşümü soruyorlardı. “Mümkün olduğunca siyasi konulara girmiyorum artık, o nedenle sorunuza cevap veremeyeceğim” dedim.

“Peki hiç olmazsa kimin fikriyatı iktidarda, o konudaki görüşünüzü söyleyin” dediler.

“Hayır o da siyasete girer” dedim...

“Peki sizin fikriyatınız iktidarda mı” diye ısrar ettiler.

“Vallahi kimin fikriyatı iktidarda hiç fikrim yok” cevabını verdim.

Sonra da “Onu bilmem ama şunu biliyorum” dedim şu cevabı verdim:

Yazının Devamını Oku

Şam'daki Amerikalılar İdlib'de çekilen kuleler imzalanmayan bildiriler

Son 7 gün içinde okuduğum şu haberleri alt alta yazdım, bakın nasıl bir tablo çıktı:

Geçen hafta: Rusya ve Mısır Karadeniz’de ortak tatbikat yaptı.

Nedir bu? Kime karşı?

Herhalde Gürcistan’a değil...

Biz S-400’leri Sinop’ta kime karşı denediysek, bu tatbikat da onun karşılığı olmalı...

Önceki gün: Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’a çok yakın bir güvenlik ekibinin ağustos ayında gizlice Şam’a giderek Esad yönetimi ile görüştüğü ortaya çıktı.

Alın size bir gerçekçilik örneği...

İddiam şu.

Yazının Devamını Oku

Son yazlıkçı da gitti bütün patiler yasta

Pazar akşamüzeri İstanbul dışındaydım...

Tansu aradı.

Andre’yle konuşmuş...

“Bekir pek iyi değilmiş” dedi...

Artık böyle cümleleri sık sık işittiğimiz bir yaştayız...

Veda zamanı geldiğini hatırlatır sık sık bizim neslimize...

Tansu, Bekir’le de konuşmuş...

Sık sık konuşurlar...

Yazının Devamını Oku

İki kadeh viski askeri sivil darbeyi önler mi

Madem ışıkları yanan Anayasa Mahkemesi tartışılıyor, ben de tarihimizin gizli kalmış bir darbe önleme hikâyesini anlatayım.

Olay 1973 yılında, yani 12 Mart ara rejiminin yıllarında Ankara’nın Çankaya semtinde bir gazetecinin evinde geçiyor...

*

O yıl cumhurbaşkanlığı seçimi var ve bu konu ordu ile siyaset arasına kara kedi gibi girmiş...

Askerler bir süre önce emekliye ayrılmış olan Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler’i cumhurbaşkanı seçtirmek istiyor.

Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki partilerin büyük bölümü buna karşı.

Türkiye hâlâ 12 Mart  ara rejiminin etkisinde.

Bir askeri darbenin kara bulutları rejimin üzerinde.

*

Yazının Devamını Oku

Dün dünya borsa tarihinde bir boy band olayı yaşandı

Üç gündür Uzakdoğu borsalarındaki bir olayı izliyorum.

Aslında olay öyle çok büyük bir şey değil...

Ama benim gözümde büyük bir sosyolojik anlamı var.

Olay şu...

Güney Kore’nin en büyük eğlence şirketi Big Hit Entertainment halka açılıyor...

Yaklaşık 4 milyar dolarlık bir değer bekleniyordu...

Yani bugünün eğlence dünyasında öyle çok büyük bir volüm değil...

Ancak dün bu açılışta çok önemli bir gelişme oldu.

Yazının Devamını Oku

Funda Arar'ın 'karartma günleri' şarkısını dinlerken

Ben doğduğumda “karartma geceleri” kötü bir hatıra olarak kalmıştı.

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na girmemiş olsa da muhtemel bir hava saldırısına karşı geceleri şehirleri karartılmıştı.

Sonra bizim nesil de tanıdı karartma gecelerini...

Yunanistan’la ne zaman savaş ihtimali çıksa, okul kitaplarını kaplamak için kullandığımız mavi kaplama kâğıtları, bu defa Yunan uçakları görmesin diye pencerelerimize yapıştırılırdı.

Sonra 60’lar, 70’ler, 80’ler geldi... Ülkenin karanlık dönemlerini yaşadık.

Bu defa “karartma günleri” lafını öğrendik...

Hani Funda Arar’ın şarkısında söylediği gibi...

“Bir zindanda koy ver beni

Yazının Devamını Oku

'Ruh hastası' denince aklıma gelen ilk isim

Var mı böyle bir isim?

Tabii ki var...

Ama yazmam...

Sadece benim mi, herkesin var.

Bir insan için kolayca “Ha o mu? Ruh hastasıdır” dediğimiz kaç kişi var...

Peki biz Türkler, Kürtler, Araplar, Lazlar, bu ülkede yaşayanlar...

“Ruh hastalıkları”

Yazının Devamını Oku

Spotify değil, Sakaryalı bu kızın geleceği de kurtulur

Dün sabah itibarıyla RTÜK dünyanın en büyük streaming müzik platformuna 72 saat süre verdi.

Bu süre içinde RTÜK’e başvuru yapmazsa Türkiye’de Spotify’a ulaşım engellenecekti.

*

Bu yazıyı okuduğunuz sırada bunun 24 saati geçmiş olacaktı...

Bir gelişme olmasaydı Türkiye, dünyada Spotify’ı engelleyen ilk ülke olacaktı...

Tabii Kuzey Kore gibi ülkeleri saymıyorum.

Neyse ki 72 saat dolmadan bir gelişme oldu. Hükümete yakın kaynaklarda Spotify’ın başvuracağı iddia edildi.

Şu yazıyı yazdığım saatte anlaşma oldu mu olmadı mı kesin bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Hocam çaresi kolay ikna odaları kurdur

Çok beğenerek dinlediğim bir kadın caz piyanisti Büşra Kayıkçı...

Türk cazının ilk başörtülü piyanisti...

Ama bakın geçen hafta, İstanbul Caz Festivali genç caz kategorisinde finalist seçilince başına neler geldi.

Kendine tarih profesörü diyen biri çıktı....

Adı da Ebubekir Sofuoğlu...

Sakarya Üniversitesi’nde hocaymış...

Arkadaş muhafazakâr ya...

Başörtülü kız caz mı çalar...

Yazının Devamını Oku

Ayasofya açılışından sonra tespit edilen vaka var mı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile uçak sohbetine gitmeden önce bazı insanlarla konuşup merak ettikleri soruları aldım.

Hemen belirteyim, konuştuğum insanlar olaya ideolojik gözle bakan kimseler değildi.

Bunu bakana söylediğimde şu cevabı aldım:

“Keşke ideolojik bakanlara da sorsaydın...”

*

Bu sözlerine şaşırmadım.  Çünkü Hürriyet’in Ankara’daki sağlık muhabiri Meltem Özgenç’ten şunu öğrendim.

Sağlık Bakanı, basın toplantılarında akreditasyon uygulamıyormuş.

Yani iktidar yanlısı veya muhalif bir yayın kuruluşu olsun, isteyen her gazeteci katılıp üstelik soru da sorabiliyormuş.

Ben de gitmeden önce konuştuğum insanların en merak ettikleri sorulardan biriyle başladım.

Yazının Devamını Oku

44 gönüllü kahramanla bu salı düşmana saldırıyoruz

Her Türk vatandaşı gibi mart ayından beri ben de onu her akşam büyük bir ilgiyle izliyorum.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca...

COVID’le mücadelenin başkomutanı...

Nihayet geçen cuma onunla tanıştım.

Adana’ya gidiyordu, beni de davet etti.

*

Ben bakanla bu sohbeti yaparken, New York Times gazetesi çok güzel bir gazetecilikle COVID virüsünün insan hücrelerine nasıl saldırdığını anlattı.

Size onu da, yani ortak düşmanımızı da en basit cümlelerle tanıtacağım.

Tabii ki bakana da bu ortak düşmana karşı aşıyla mücadeleye ne zaman başlayacağımızı yine en basit sorularla soracağım.

Yazının Devamını Oku

En şapşal hırsızın aklıma soktuğu en hınzır sorular

Bu haftanın en komik haberini geçen gün Hürriyet’te Fatih Çekirge’nin köşesinde okudum.


Ankara Tuzluçayır’da hırsızın biri güvenlik kamerasını çalmış.

*

En komiği haberin fotoğrafıydı.

Hırsız, güvenlik kamerasını çalarken yüzünde en küçük bir endişe yoktu.

Üstelik ağzına bir de COVID maskesi takmıştı.

Kurallara uyan bir arkadaş yani...

Herhalde kamerayı çalınca, kendisiyle ilgili görüntüleri de alıp götürdüğünü sanıyordu.

Yazının Devamını Oku

Sünger Bob'un en iyi arkadaşı çoban sülü

Dün sabah evimin mutfağındaki masaya oturduğumda karşımdaki televizyon ekranında işte bu görüntü vardı...


Şapka aynı şapka, yanak ve dudaklar aynı yanak ve dudak...

Önce bu görüntünün nereden geldiğini anlatayım...

Torunum Sinan Ali, doğduğundan beri birçok çocuğun geçtiği evrelerden geçti.

Önce sempatik dinozor Barney... Sonra köpekbalıkları... Sonra Batman... Sonra Sünger Bob... Sonra bir ara Bruce Lee ve tabii ki bugün Marvel ve DC Comics süper kahramanları...

*

İşte bu aile geleneğinin başladığı günden beri nedense sabahları

Yazının Devamını Oku

Eminim MİT şu iki olayı ve bu fotoğrafları görmüştür

Şimdi yazacağım “perde arkası” bilgiler 24 saat arayla bana ulaştı.

Biri Kudüs’ten...

Öteki Riyad’dan...

Eminim bana ulaşan bu bilgiler ve bu fotoğraf şu an MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın önünde de bulunuyordur.

KUDÜS’TEN GELEN İSTİHBARAT: Önce Kudüs’ten gelen çok önemli bilgiyle başlayayım...

Konuşan kişi Majdi Khaldi...

Kudüs’ün tanınmış ailelerinden birinin mensubu...

Ancak 2006 yılından bu yana Filistin Devlet Başkanı

Yazının Devamını Oku

En tartışılan o kulede en tartışılmayacak kat

Restore edilen Galata Kulesi dün açıldı...

Ondan bir akşam önce, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy bir grup medya yöneticisi ve yazarı kulenin en üst katında bir yemeğe davet etti...

Davetli listesine baktım.

İktidar-muhalefet ayrımı yapılmamıştı.

Kimler vardı: Mesela davetliler arasında Sözcü gazetesinin genel yayın yönetmeni Metin Yılmaz, yazarı Deniz Zeyrek, gazetenin ve sahibi Burak Akbay’ın avukatı İsmail Yılmaz...

Fox TV Genel Yayın Yönetmeni Doğan Şentürk, sabah haberleri sunucusu İsmail Küçükkaya da vardı.

*

Kimler yoktu: Buna karşılık Karar, Aydınlık, Birgün gibi gazetelerden, Halk TV ve Tele 1 gibi kanallardan kimse göremedim.

*

Yazının Devamını Oku

Cumhuriyet Gazetesinde gizli edebiyat savaşını kim kazandı

Cumhuriyet gazetesinde 18 Eylül gününden beri gizli bir edebiyat savaşı yaşanıyor.

Aslında savaş gazetenin açık sayfaları üzerinde...

Ama sayfalara yansımayan bir bölümü var ki onu da ben anlatayım.

*

Savaş 18 Eylül günü eski bir büyükelçi ve çok beğendiğim bir edebiyat denemecisi olan Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet Kitap Eki’nde yayınlanan bir yazısıyla başladı.

Yazısı, kendi payıma resim sanatı konusunda Türkiye’nin en iyi denemecisi olarak gördüğüm Mehmet Ergüven’in kitapları üzerineydi. Ancak savaş Mehmet Ergüven yüzünden değil, yazının girişinde ve ileride bir yerde kullanılan kavram yüzünden patladı.


Yazının Devamını Oku