7-1’lik maçla başlayan bir korona hikâyesi

BUGÜN size, belki de hayatınızda hiç işitmediğiniz bir dünya devinden söz edeceğim.

Siz işitmediniz ama o size her gün birçok noktadan dokunuyor.

Bu şirketin adı SAP.

  • Dünyanın en değerli 16’ncı markası. Kıta Avrupası’nın ise üç yıldır üst üste en değerli şirketi konumunda.
  • Başlangıçta şirketlerin muhasebe işlerini çözen bir yazılım şirketi olarak kuruldu. Ancak ondan sonra faaliyet alanını bütün dijital dünyaya yaygınlaştırdı.
  • Bulut bilişim, büyük veri yönetimi, yapay zekâ gibi birçok alanda faaliyet gösteriyor.
  • Bir teknoloji şirketi ama bugün artık insanların hayatının her alanına dokunuyor. Hastanelerden havaalanlarına, alışveriş merkezlerinden eğitime, şirketteki çalışma hayatınıza kadar hayatınızın her gününde, her anında onun yazılımlarına dokunuyorsunuz. Gelirlerinin büyük bir bölümü “Bulut” sistemlerinden geliyor.

7-1’lik maçla başlayan bir korona hikâyesi

İşte bu muazzam gizli devin Türkiye Genel Müdürü Uğur Candan’la Zoom sistemi üzerinden online bir sohbet yaptım.

İki gün sonra ise yine Zoom üzerinden, SAP’ın İstanbul Teknopark’taki araştırma merkezini sanal olarak gezdim. 12 genç yazılımcı ve yönetici de buna katıldı.

İlginç bir sohbet ortaya çıktı.

Ama önce hem SAP’ın gelişiminde, hem de dünya dijital tarihinde yer alan ilginç bir futbol maçına döneceğiz.

Yıl 2014...

ÖZİL’İN 29’UNCU DAKİKADA GOLE GİDEN PASININ DİJİTAL SIRRI

DÜNYANIN en büyük muhasebe yazılımını yapan SAP’ın tarihindeki en önemli gün 8 Temmuz 2014’tü.

O gün Brezilya’nın Belo Horizonte şehrindeki Mineirao Stadı’nda Dünya Kupası’nın en önemli maçı oynanıyordu.

Brezilya ile Almanya  takımları karşı karşıya geliyordu. İki takım da o güne kadar hiç yenilmeden gelmişlerdi.

* * *

Almanya o gün Brezilya’yı 7-1 yenerek bütün dünyayı şaşkına çevirmişti.

Peki nasıl olmuştu bu zafer?

Arkasında dünya dijital tarihine giren bir olay vardı.

* * *

Her şey Alman Milli Takımı Teknik Direktörü Joachim Low’ün, 2012 yılında SAP’tan özel bir yazılım geliştirmesini istemesiyle başladı.

SAP, Match Insights adını verdiği bir çözümle Almanya’nın antrenmanları ve maçlarını kameralarla takip ederek saha içinde ve özel çalışmalarda sporculara dair tüm verileri anlık olarak topladı.

Toplanan bu büyük veri dünyanın ilk gerçek zamanlı bellek içi platformu SAP HANA’da saniyeler içinde analiz edildi.

* * *

Bu analizler sonucunda Alman futbolcular, 2010 FIFA Dünya Kupası’nda ayaklarına top geldiğinde ortalama topa sahip olma süreleri olan 3.4 saniyeyi o yılki şampiyonada 1.1 saniyeye indirebildi.

Böylece ayağında daha kısa süre top tutan Almanlar, daha hızlı paslaşarak oyunu hızlandırmayı başardı.

Ayrıca potansiyel rakiplerin gücünü, zayıflıklarını ve defansif taktiklerini ortaya koydu. Ayrıca maç sırasında saniyeler içinde analiz edilip anlamlı veriye dönüştürülen istatistikler, canlı olarak tabletler ve akıllı telefonlar aracılığıyla Low’ün önüne kondu.

* * *

O günkü maç SAP’ın dünyadaki yeni açılımında tarihi bir nokta oldu.

Onu NBA takımları ve Cirque du Soleil izledi.

Peki bugün Türkiye’de SAP’yle çalışan futbol takımı var mı?

Evet var.

7-1’lik maçla başlayan bir korona hikâyesi

BUZDAĞININ ALTINDA BAKIN NELER VAR

*Dünyada 440 bin şirkete hizmet sağlıyor. Forbes Global’deki 2000 şirketin yüzde 92’si, dünyanın en değerli 100 markasının 98’i ve dünyanın en yeşil/çevreye duyarlı şirketlerin yüzde 97’si SAP yazılımları kullanıyor.

*Dünyadaki finansal işlemlerin de yüzde 77’si SAP sistemine dokunuyor.

*Dünyadaki medikal cihazların yüzde 82’sinin dağıtımı SAP’nin müşterileri tarafından yapılıyor.

*Türkiye’de ise yıllık ciroya göre en büyük 10 şirketin 8’i iş süreçlerini, en büyük 10 bankanın 9’u ve Borsa İstanbul listesinin en tepesindeki şirketlerin yüzde 85’ten fazlası iş süreçlerini SAP çözümleri ile yönetiyor. 1400’e yakın şirket onunla çalışıyor.

7-1’lik maçla başlayan bir korona hikâyesi

BU ŞOKTA KİM AYAKTA KALACAK, KİM BATACAK

BEN artık sözü Uğur Candan’a bırakıyorum.

Türk şirketlerine yol gösterecek çok ilginç şeyler anlatıyor.

*“Virüs küresel ekonominin ve hayatın tüm dengelerini değiştirdi.

Bu salgın bize göstermiş oldu ki krizler kurum yapıları içerisindeki değişimi ve dönüşümü hızlandırıyor. Artık rotamız dijitale döndü. Krizden çıkışın ana formülü de orada.

İş dünyasında şu an bir şok dalgası yaşanıyor. Şirketler adeta bir turnusol asit testinden geçiyor.

Bu testin sonucunda hayatta kalacaklar ve kalamayacaklar belli olacak. Kurumların altyapısı sağlamsa koronavirüs gibi bir şok dalgası nereden gelirse gelsin kurumlar ona karşı hazır olabilir.”

TÜRKİYE TURNUSOL TESTİNDEN GEÇECEK ÇÜNKÜ BİZ İDMANLIYIZ

Bu krizde Türkiye’nin bir şansı var. Dünyada bu tarz şok etkisi yaratan olaylar, 8-9 yılda bir yaşanırken Türkiye’de çok daha sık yaşanıyor.

Türkiye’deki kurumların bu şokları yönetebilme ve gerekli enstrümanlara sahip olma noktasında dünyadaki firmalara kıyasla daha hazırlıklı olduğunu düşünüyorum.

KORKMAYIN PAZAR ÖNCE  DARALACAK, SONRA BÜYÜYECEK

Koronavirüs salgını nedeniyle şu an şirketlerde bir şok dalgası yaşanıyor, bu şok dalgasının ardından pazarın daraldığı, sonrasında yeniden güçlü bir ivme ile genişlediği bir dönem olacak. Burada önemli olan güvenli liman olabilmektir.

‘ÖNCE KRİZ BİTSİN’ DİYEN YARIŞI ŞİMDİDEN KAYBETTİ

Bizim anlayışımız şu: ‘Krizin ilk günü aynı zamanda kriz sonrasının ilk günüdür’. Daha o gün kriz sonrası için yola koyulmak gerekir. Adım atmak için ‘Krizin bitmesini bekleyelim’ diyen şirketler rakiplerinin yarışta öne geçtiğini görecek. Büyümek için harekete geçmeyi kriz sonrasına bırakmamak gerekiyor.

ŞİRKETİNİZİ KURTARMAK İÇİN VİRÜS GİBİ DAVRANMAYI ÖĞRENİN

Bu krizi atlatmak için virüsten ve onunla mücadeleden almamız gereken ders var. Şirketlerin ‘Algıla-öğren-önlemini al’ stratejisini izlemesi gerekiyor. Tıpkı vücudumuz gibi. Vücudumuz virüsle karşılaştığında onu algılar, öğrenir ve önlemini alır. Vücudumuzun direnci ne kadar güçlüyse virüsten de o kadar hızlı kurtuluruz. Şirketler de krizlere bu şekilde hazırlıklı olmalı, antikor yaratmalı, dirençlerini güçlü tutmalı.

İLK HEDEF ÇALIŞANIN ÜZERINDEKI ŞOKU ALMAK

Şok dalgasının etkisini ilk etapta çalışanların üzerinden almak gerekiyor. Çünkü çalışan yoksa iş olmaz, iş olmazsa müşteri olmaz, müşteri olmazsa vatandaşa dokunan ürün veya hizmet olmaz. ‘Çalışanlarımız önceliğimizdir’ yaklaşımı da aslında budur.

İşte bu nedenle ‘Qualtrics’in Remote Work Pulse’ (uzaktan çalışma modeli) çözümümüzü çalışanlarıyla kesintisiz ve güvenilir ilişki kurmak isteyen tüm firmalar için de ücretsiz kullanıma açtık.

ŞUNA HAZIR OLALIM: KRİZLE GELEN ŞEYLER GİTMEYECEK

Herkes kendini bu krizde gelen bazı yeni davranışların kalıcı olacağına hazırlamalı. Mesela kriz e-ticareti patlatacak. E-ticaret sektörü 2018 yılında, yüzde 42 büyüme ile 59.9 milyar liralık hacme ulaştı. 2014-2018 yılları arasında sektörün ortalama yıllık büyüme hızı ise yüzde 33 oldu.

Dünyadaki toplam e-ticaret payı yüzde 10 seviyesinde iken Türkiye’de 2018 itibarıyla e-ticaretin toplam perakende içindeki payı yüzde 5.3 seviyesinde bulunuyor.

KPMG Türkiye’ye göre kriz sonrasında online alışverişlerde yüzde 70’e varan artışlar yaşanıyor.

Bir örnek vereyim. Bu süreçte CarrefourSa’nın toplam online trafiğinde yüzde 100 artış oldu, bu trafiğin yüzde 80’i mobil uygulamalardan geliyor. Mobil uygulamalarının indirme oranı ise 5 katına çıktı.

Yani şimdiden söyleyeyim, e-ticaret artık hiçbir zaman yüzde 5 seviyesine inmeyecek.

‘BULUT’A GEÇEN ŞİRKETLER KRİZ SONRASINDA AVANTAJLI OLACAK

“Bulut sistemi, şirketlere çeviklik ve hızın yanında, esnek çalışma modellerine geçişi kolaylaştırıyor. O nedenle ‘Bulut’a geçen şirketler şu anda avantajlı konumdalar.

HIZLI BALIK: BİR HASTANEYE YARIM SAATTE 300 YATAK BULDUK

Salgında en önemli şey hızlı hareket edebilmek. Bu sadece tıbbi müdahalede değil. Her alanda, tedarikte, teslimatta, üretimde hızlı olmak.

Yine krizden bir örnek vereyim. Yeni kurulacak hastanelere anında yatak-çarşaf bulmak da sorun.

Her yer kapalı. Bizim Ariba Discovery diye bir programımız var. Bu bir tür streaming platformu. Bütün dünyadaki üreticiler ürünlerini stream ediyor, siz de buradan buluyorsunuz. Amerika’da bir hastanenin 500 yatak ihtiyacını 30 dakika içinde bu platformumuz üzerinden karşıladık.

YARDIM: YOLDA KALAN 11 BİN İNSAN NASIL EVİNE GÖNDERİLDİ

Pandemi nedeniyle dünya genelinde seyahatler sınırlandırıldı. Birçok havalimanı kapatıldı, uçuşlar durduruldu. Birçok insan ülkesine dönemedi. Almanya Dışişleri Bakanlığı yetkilileri 17 Mart’ta bize başvurup bu insanların dönüşleriyle ilgili bir Web uygulaması yapıp yapamayacağımızı sordu. 40’tan fazla SAP yazılım geliştiricisi, bakanlığa verimli bir uygulama sağlamak için yoğun bir şekilde çalıştı ve 24 saatten az bir zaman diliminde bu uygulamayı geliştirdi. Sadece birkaç gün içerisinde 11 bin kişi Almanya’ya dönmek için kayıt oldu.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Yarın o haritada Ankara tuşuna basınca ne çıkacak

2019 yılında Lady Gaga’nın o harika caz konseri için Las Vegas’a gittim.

1. Dördüncü gidişimdi. Bugüne kadar bana kimse orada bir “Mob Museum” olduğunu söylememişti.

Yani bir “mafya müzesi”nin...

Bu müze 14 Şubat 2012 günü açılmış. Bina 1933 yılında yapılmış ve uzun yıllar Las Vegas posta bürosu ve mahkemesi olarak hizmet vermiş.



Yani Las Vegas mafyasının üyeleri bu binadaki mahkeme salonunda yargılanmış ve mahkûm olmuş.

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi'nin minberindeki hayalet

Yanan Vaniköy Camisi’nin yeni yöneticisi Uğur Vanioğlu camiyi teslim alırken bir sayfalık ayrıntılı bir devir teslim belgesini imzaladı.

Belgenin adı “Mülhak Vakıflar Devir Teslim Tutanağı”...

Bu tutanağı görmedim
ama eski tutanaklardan
bildiğim bir şey var.

Bu tür vakıf devir teslimlerinde her şey madde madde yazılır.

Neler mi?

Caminin işletme defteri.

Yazının Devamını Oku

Patlamayan şampanya patlayan bir gazoz ve...

Pazar günü Formula 1 final törenini izliyorum...

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp, Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

*

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Herkes Formula 1’in geleneksel şampanya patlatma seansını bekliyor.

Ama o ne?

Gazoz patlıyor...

Yazının Devamını Oku

Kozmik odadan çalıp açık kürsüden satmak

O günü hayatım boyunca unutmayacağım...

Bir bahane uydurularak Türk ordusunun en gizli kalması gereken bölümünün kapıları kırılarak içine girildi.

Girdikleri yer “Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı”ydı.

Orası neresi mi...

Ülkemiz işgale uğrarsa, vereceğimiz kurtuluş savaşında hangimizin nerede görev alacağını, hangi silahın nerede gömülü olduğunu, nasıl haberleşeceğimizi gösteren planlar ve isimler...

*

Hepsi tek tek çalındı.

Bir savaş halinde işgalci düşmana karşı vereceğimiz savaşın, yani beka savaşının bütün şifreleri, planları çalındı.

Ve kopyalandı...

Yazının Devamını Oku

Acil koduyla çağrılan bir 'balarısı haritası'

Son 72 saatte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden gelen mesajları alt alta yazıyorum.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu ve dedi ki:

Önümüzdeki aylarda öngörülebilir, kolay erişilebilen yargı sistemi için adımlar atacağız...”

*

Bu cümlelerin ne anlama geldiğini ise iki gün sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıkladı.

Bir kere daha benim şahsi zabıtlarıma geçmesi için en önemli maddelerini yazıyorum.

*

“Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye, telkin almaz. Hiç kimse ve Adalet Bakanlığı da dahil olmak üzere hiçbir kurum yargı yetkisini kullanan mahkemelere vekâleten konuşamaz.”

*

Yazının Devamını Oku

Bir 'evet ama yetmez'cinin 18 aylık dolar kayıtları

Bundan 18 ay önce 31 Mayıs 2019 günü yazdığım yazının başlığı şuydu:

“Ben de tarihe ‘Yetmez ama evet’çi olarak mı geçeceğim...”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gün önce Külliye’de “Adalet ve Yargı Reform Paketi”ni açıklamıştı...

Cumhurbaşkanı o gün Türkiye’ye ve bütün dünyaya şu mesajı vermişti:

“Olağanüstü hal hukuku dönemi kapanıyor...”

*

Cumhurbaşkanı o gün Adalet Reformu’nu “9 Amaç” başlığı altında toplamıştı.

Konuşmasında şu cümleleri dikkatle not almıştım.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 aşısını bulan ekibin üçüncü kişisini de tanıyalım

Türkiye 10 Kasım günü Atatürk’ü anarken, İngiltere’nin en önemli gazetelerinden The Times’ın kapağında da karıkoca bir Türk çiftin fotoğrafı vardı.

1) Özlem Türeci ve Uğur Şahin...

Bu iki isim, şu an dünyayı sarsan, ekonomileri durduran, milyonlarca insanın hayatına ve işine mal olan COVID-19 virüsüne karşı ilk etkili aşıyı bulan insanlardı...

Yani onlar antibiyotiği bulan Alexander Fleming kadar önemliydi.

O nedenle haklı olarak dünyanın önde gelen bütün medya kuruluşlarının manşetindeydiler...

2) DÜN NAVTEX İLAN EDİLİRKEN MANŞETTEKİ O ÜÇÜNCÜ KİŞİ

ANCAK bu buluşun üçüncü bir kişisi daha vardı ki, onu manşetlerde fazla görememiştik...

Bazılarımız yabancı televizyonlarda rastlamıştı ama bu üçlü arasındaki ilişkinin en renkli ve sembolik kısmını görememiştik.

Yazının Devamını Oku

Aşının ilk etkisi yaşayan millet üzerinde, ikincisi ise

Ne şu ne bu...

Ne şunun gidişi ne bunun gelişi...

Bugünün en büyük haberi COVID-19 virüsüne karşı yüzde 90 etkili aşının bulunması...

Buluşun arkasında bir Türk kadını ile bir Türk erkeğinin bulunması da milletçe bonusumuz...

Aşı bulundu ve herkes gözünü piyasalara, borsalara dikti...

Tabii ki yükseldi...

Ama bana göre hayata dönüşün ilk harika işareti başka yerden geldi....

Live Nation’dan...

Yazının Devamını Oku

İktidardaki şeytan mı daha tehlikeli, muhalefetteki mi

Farkında mısınız...

Amerikan başkanlık seçiminin ortaya koyduğu çok tuhaf bir durum var:

KAZANAN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla seçildi.

KAYBEDEN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla kaybetti...

Terazinin bir tarafı daha ağır bastı...

Ama öteki tarafı da ağır bastı...

Gelin öyleyse bu tuhaf şeytan terazisinin iki tarafında ne vardı ona bakalım...

Seçim sonrası

Yazının Devamını Oku

Emine Hanım'dan Sezen'e Ajda'dan Tarkan'a en sevdiğimiz Timur şarkıları

Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın mesajını da görünce, dünden beri şu sorunun cevabını arıyorum...

Son yıllarda adını çok az duyduğumuz Timur Selçuk nasıl oldu da, şu bölünmüş ülkede sağdan sola hepimize hayır duası okuttu?

İşçilerle 1 Mayıs şarkısını, ODTÜ öğrencileri ile Deniz Gezmiş’e ithaf edilen şarkıları söyleyen bir sanatçı, nasıl olur da Emine Erdoğan’ın gençliğinin de şarkıcısı olabilir?

Olabiliyormuş demek ki...

*

Bu ülkede pek çok insanın kafasında bir Timur Selçuk şarkısı vardır.


Yazının Devamını Oku

Önce 2 telefon geldi sonra da bu fotoğraf

Hani bir milletvekilinin Türkan Şoray için sarf ettiği o süfli cümleler vardı ya:

“Çamuriyetçi, HDPKK’cı, Amerikancı, İsrailci, emperyalist işbirlikçisi...”

Aynen böyle demişti...

*

Yazının çıktığı gün bir milletvekili aradı.

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’ydı...

O gün yazımı okuduktan sonra Türkan Hanım hakkında o sözleri söyleyen milletvekilini aramış ve bu sözleri tasvip etmediğini söylemiş.

Telefonda bana Türkan Hanım hakkında çok güzel şeyler söyledi.

“O mülakatı ben de okudum. Ben de sizin gibi düşünüyordum. Ülkesine, halkına derin sevgiyle bağlı büyük bir sanatçının ince duyarlılığını gördüm. Halkımız onu hem insanlığı hem de muhteşem oyunculuğu ile gönlüne yerleştirmiştir.”

Yazının Devamını Oku

48 saat boyunca uykusuz kalmama değen bir itiraf

İki gün boyunca uykusuz kaldım... Çünkü Amerikan seçimlerini izledim...

Bu 48 saat boyunca uykusuz kalmama değecek çok önemli bir anı canlı izleme imkânım oldu.

Popülist bir liderin itiraf anını... Size o anı anlatmak istiyorum.

*

Sandıklar kapanmadan önce, yani oylama devam ederken ABD Başkanı Trump kendi kampanyasını yürüten ekibin merkezini ziyaret etti.

Orada kampanya sırasında çalışan insanlara teşekkür etti...

Önce şu gözlemimi aktarayım.

Trump

Yazının Devamını Oku

O gece arka koltuktaki kadın nereye kayboldu

Anlatacağım gerçek olay aynen şöyle cereyan etti...

Taksi şoförü 20 yaşlarındaki kadın müşterisini aldığında hava kararmak üzereydi...

Yolcunun verdiği adrese geldiklerinde ise hava iyice kararmıştı...

Şoför taksimetreyi durdurup müşteriye döndüğünde şaşırıp kaldı...

Arka koltukta kimse yoktu...

Oysa kapının açılıp kapandığını duymamıştı...

Ayrıca o açmadan kapıların kilitleri açılmıyordu...

Şoför durumu bağlı olduğu şirkete bildirdi.

Yazının Devamını Oku

Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

Ki kurtardı, canlı yayında hepimiz seyrettik.

Önce Kadıköy Belediyesi’nin bir görevlisi... Bir kova taşıyıcısı, o sesi duydu...

Herkesi uyardı...

Sonra Tunceli  AFAD’dan bir görevli bebeğin yanına indi...

Büyük bir sevgiyle elini tuttu Ayda bebeğin...

Hemen yanında Manisa Belediyesi’nden bir görevli vardı...

Bir jandarma görevlisini gördük o arada...

Biraz ileride Bursa Belediyesi’nden bir başkası...

Yazının Devamını Oku

Gece saat 01:00... Bizim evde alt kattan gelen çığlık

Pazar akşamı evde hepimiz ağır bir günün gecesinde, içimizde İzmir hüznü odalarımıza çekilmişiz...

Saat 01.00 civarı...

Alt kattan aniden bir çığlık geliyor...

Koşuyoruz...

Torunum Zeynep, ağzında maskesi ile haykırıyor...

“Kurtuldu... Yaşasın İdil kurtuldu...”

Kendim kadar eminim... Aynı an, Türkiye’nin dört bir yanında evlerden aynı sevinç çığlıkları yükseliyordu...

*

Sonra sabah oldu...

Yazının Devamını Oku

Depremden bir hafta önce önüme gelen papyonlu adam

1948 yılının ekim ayında bir gün...

Tahminen 5 veya 6 Ekim günü...

İzmir’in Kordon Boyu’ndan geçen bir otomobil fotoğrafta gördüğünüz bu binanın önünde durur...

Şoförün yanındaki kapı açılır, yuvarlak gözlüklü, papyonlu ve ince yapılı bir adam iner...

Biraz sonra binanın önünde kendisini karşılayanlarla birlikte bu pozu verecektir...

Bu fotoğraf karesi 72 yıl arşivlerde kaldıktan sonra bu yıl eylül ayında yayınlanan bir kitapta gün yüzüne çıkacaktır.

Kadere bakın ki, bu kitap, İzmir’de cuma günü yaşanan depremden bir hafta önce

Yazının Devamını Oku