54 yaşında biri 51 yaşında birine yumruk atarken nabzı kaç olur

29 Kasım günü sabaha karşı Mike Tyson’la Roy Jones Jr. arasındaki boks maçını canlı seyretmek için uykusuz kaldım.

O sabah çok tuhaf duygular yaşadım...

*

Üç gün önce Diego Maradona ölmüştü ve henüz 60 yaşındaydı...

O sabah ise karşımda biri 54, öteki 51 yaşında iki boksör vardı ve birbirlerine kıyasıya vuruyorlardı.

Seyircisiz ringde duyulan tek ses 54 yaşındaki Tyson’ın öfkeli bir boğanınkini andıran nefes alış verişleriydi...

54 yaşında biri 51 yaşında birine yumruk atarken nabzı kaç olur

Maçı seyrederken kendimi de bir cevapsız sorular girdabında buldum.

O yaşta bir insanın kalbi böylesine göğüs göğüse, yumruk yumruğa güçlü bir mücadeleye nasıl dayanır?

Bunu düşünmemin nedeni ise geçen hafta tesadüfen okuduğum bir makaleydi.

Gazi Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri dergisinde 2004 yılında yayınlanan makalenin konusu Türkiye liglerinde oynanan maçlarda futbolcuların kalp atış hızlarıydı.

1, 2 ve 3. liglerde oynayan futbolcular üzerine yapılan araştırma şunu ortaya koymuştu:

Maç sırasında futbolcuların nabızları 90’la 230 arasında değişiyordu.

Dakikada 230 defa atan bir kalp...

54 yaşında biri 51 yaşında birine yumruk atarken nabzı kaç olur

Pazar sabahı maçı yorumlayan kişilerden birinin verdiği bilgiye göre boks maçlarında kalp ritmi 150 ile 180 arasında değişiyormuş.

Karşımda dövüşen iki boksörden Tyson 54, Jones Jr. ise 51 yaşındaydı...

60 yaşındaki Maradona bir kalp krizi sonucu hayatın kaybederken, ondan sadece 4-5 yaş küçük iki adam ise 180 atan nabızla birbirine insafsızca vuruyordu...

*

Bir insana bu mücadele duygusunu veren şey nedir?

Para hırsı mı?

Maç öncesinde Mike Tyson’a şunu sordular:

“Geleceğin için mi ringe çıkıyorsun?”

Soruyu sorana şöyle bir baktı ve şu cevabı verdi:

“Hayır başkalarının geleceği için çıkıyorum...”

*

O gece yorumculardan öğrendim ki, kazandığı 10 milyon dolara yakın parayı hayır kuruluşlarına bağışlayacakmış...

İşte o an uyandım...

Gerçekten böyleyse ne güzel bir şey...

Son yıllarda acımasız popülist liderlerin savaş kararları alırken duran kalbi, demek ki 54 yaşında ringe çıkan insanların göğsünde atmaya başlamış.

Darısı, bizim ve çocuklarımızın kaderini iki dudağı arasına sıkıştırmış popülist liderlere...

İnşallah onların kalbi de adalet, insanlık,eşitlik, ırk ayrımcılığı ile mücadele için atmaya başlar...

HİSAR CAMİSİ’NDEKİ O İMAMA, MÜFTÜYE 2 KELİME EDECEĞİM

PAZAR günü saat 14.00’te İstanbul’daki Şişli Ermeni Mezarlığı’nda, bir mezarın başında mevlit okutuldu.

Bunu cumartesi günü gazetelerde gördüğüm bir ölüm ilanından öğrendim.

Mezar taşındaki isim Markar Esayan’.

Bir Ermeni vatandaşımızdı yani...

*

Esayan AKP milletvekiliydi...

Ermeni bir babanın oğluydu. Annesi ise Çerkes bir Müslüman.

Kendisi baba inancı olan Hıristiyanlığı seçmişti.

*

Hıristiyan bir mezarlıkta okunan mevlit beni 4 yıl öncesine götürdü.

İzmir’in Konak ilçesinde, çevrede Basmacı Yusuf diye bilinen Yusuf Hobe isimli bir Yahudi vatandaş 14 Nisan 2016 gecesi hayatını kaybetmişti.

İzmir Hisar Camisi çevresinde bir dükkânı vardı ve çevre esnafı tarafından çok seviliyordu.

Çevredeki esnaf çok üzülmüş ve gece öldüğü için ilan verilemediğinden Hisar Camisi’nin imamına başvurup camiden bir ilan yapılmasını istemişler. İmam reddetmişti. Bunun üzerine, aralarından biri Konak İlçe Müftülüğü’ne başvurmuş, o da reddetmişti. 

Sonunda işi Diyanet’e kadar götürmüşler, orası da reddetmişti.

*

Pazar günü bu haberi okuduğumda içimden bir ses yükseldi ve o gün beni, doğup büyüdüğüm şehirdeki bu olaya götürdü.

Bu küçücük duyuruyu reddeden o imam kimdir, o müftü kimdir. Diyanetten ret cevabı veren kimdir bilmiyorum ve bilmek de istemiyorum.

54 yaşında biri 51 yaşında birine yumruk atarken nabzı kaç olur

Bir Ermeni mezar taşının başındaki mevlit bana cesaret verdi...

O gün yükseltemediğim sesimi bugün yükselteceğim ve diyeceğim ki...

Helal olsun O Ermeni mezarlığının yöneticilerine...

Helal olsun o mezarın başında mevlit okuyan hocalara...

Helal olsun Markar Esayan’ın bunu düşünen ailesine ve dostlarına...

EL CHAPO’NUN ŞEHRİNDEKİ ŞİŞMAN VE HANTAL ADAM

PAZAR akşamı “Maradona Meksika’da” isimli belgeseli izliyorum...

Maradona’nın Meksika’nın Dorados takımını çalıştırdığı 2 sezonu anlatıyor.

Dorados, dünyanın en ünlü uyuşturucu kaçakçısı El Chapo Guzman’ın şehri Sineola’nın takımı...

54 yaşında biri 51 yaşında birine yumruk atarken nabzı kaç olur

Maradona bir uyuşturucu bağımlısı ve kokainin tam da merkezinde...

Şişman denilecek kadar kilolu...

Hantal ve yürümekte zorlanıyor...

Yani bir takımı çalıştırmak için bulunacak son insan bile değil...

Ama iki sezon o takıma birinci lige yükselme finali oynatıyor...

*

Sekiz yaşımdan beri futbol âşığıyım...

Futbolda idollerim oldu... Hayranlık duyduğum insanlar tanıdım...

Maradona dünyanın en iyi futbolcusu değildi...

En kusursuzu da değildi...

Hatta hayatı, skandalları, tavırları, uyuşturucu bağımlılıkları, ilişkileri nedeniyle en kusurlularından biriydi bile denilebilir.

*

Öyleyse dünya neden onun arkasından böylesine büyük bir ayin yapıyor?

Nedir onu gözümüzde böylesine ikonik yapan...

Sakın onun kusurları olmasın...

Kusurları, zaafları ve futbol dünyasına kattığı renkler...

İnsan dramları, savaşlar, eşitsizlikler, çevre kirlenmeleri nedeniyle kararmış dünyamıza kattığı renkler...

*

Meğer rengi ne kadar çok seviyormuşuz...

HAFİF JAZZY BİR JULİO IGLESİAS’A NE DERSİNİZ

BENİM küçük rock grubum Julio Iglesias denince burun kıvırır...

Bense yıllardır aynı keyifle dinlerim.

Geçen cuma günü streaming platformlarına yeni bir Julio Iglesias şarkısı kondu.

Adı “Bohemio”...

Andres Calamaro ile birlikte söylüyor.

Hafif bossa nova, hafif jazzy bir şarkı...

Pandemi döneminde sıkılan ruhuma çok iyi geldi.

Tavsiye ederim...

Aynı tarzda bir başka yeni şarkı da şu:

(*) Blank&Jones, Coralie Clement: “C’est Mieux...”

O da aynı tür...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Uğur Yurdakul
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Pelin Akaydın

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Fikri Bey kardeşim bu kareye bir de sen bak

Önceki gün çekilen bu fotoğraf karesinde ne görüyoruz...

Cumhurbaşkanı Erdoğan aşı oluyor...

*

Tamam güncel olan o...



Ama gözümüzü hafifçe sağa ve sola çevirince ne görüyoruz...

Yazının Devamını Oku

Hangisi fazla: 'Önce Türküm' diyen mi 'Elhamdülillah Müslümanım' diyen mi

Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türkiye’nin eğilimleri” araştırmasının sonuçları 7 Ocak günü yayınlandı.

Her yıl olduğu gibi sonuçları bir sosyolog gözüyle ilgiyle okudum.

Araştırmanın siyasi sonuçlarına hiç girmeyeceğim...

Çünkü beni hiç ilgilendirmiyor.

Ama sosyal ve kültürel sonuçlarında çok çarpıcı bazı öyle ilginç rakamlar var ki, işte onları anlatmak istiyorum.

Belki 2023 seçimleri için partilere yol gösterebilir.

En ilgincinden başlayayım.

SORU ŞU:

Yazının Devamını Oku

Klarnet: Dış politikanın yükselen yumuşak gücü

Son zamanlarda Milli Savunma Bakanlığı’nın internet sitesinin müdavimi oldum.

Çünkü Türk dış politikasının en gizli nabzı orada atıyor....

Özellikle Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın dış gezilerinde...

Bakanlık sitesi arşivine konan bu gezilere ait görüntüler, gazete ve televizyon haberlerine pek yansımayan “yeni trendleri” anlatıyor...

Şu an önümde son iki geziye ait görüntüler var...

Birincisi Libya’dan...

Savunma Bakanı geçenlerde Libya’yı ziyaret etti...

Orada düzenlenen gecenin en vurucu cümlesini gazetelerde ve internet sitelerinde okuduk.

Yazının Devamını Oku

O dört saatte beni en çok şaşırtan şey

İki gündür önümdeki iki fotoğrafa bakıp bakıp soruyorum...

O iki fotoğraf şu:

Sakallı bir adam, Senato başkanının koltuğunda oturuyor...

Bir başka sakallı adam da Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin koltuğunda...



Pişmiş kelle gibi sırıtıyorlar...

Yazının Devamını Oku

Bir gün herkes o koltuktan kalkmayı tadacak ama nasıl

Amerikan Senatosu’nun seçilmiş insanları, alenen kışkırtılmış kadınların ve adamların saldırısına uğradığı sırada...

Avrupa’nın seçilmiş insanlarından birinden şu Twitter mesajı geldi:

“Şundan emin olun. Benim başbakanlıktan ayrılmam çok sıradan ve sıkıcı bir şekilde olacaktır...”

Mesajın altında, Almanya’nın seçilmiş başbakanı ve şu an dünyanın en başarılı lideri sayılan Angela Merkel’in adı vardı.  

Hesap gerçekten onun mu, yoksa birisi onun adına şaka mı yapıyor tam öğrenemedim...

Ama hepimiz biliyoruz ki, onun görevden ayrılması gerçekten çok sıradan bir şekilde olacak...

Nasıl mı?

*

Yazının Devamını Oku

Bir Big Lebowski atasözü: Bir gün bir adam gelir ve

Benim kült filmim “Big Lebowski”nin 3 bowlingci kahramanının yanında, bir de yan karakteri var...

Onun adı yok...

Sadece “The Stranger”, yani “Yabancı” diye biliyoruz...

Arada bir bowling salonunun barında tek başına otururken görürüz onu...

Genellikle de Jeffrey Lebowski’ye ettiği büyük laflarıyla hatırlarız...

Mesela aklımdan hiç çıkmayan şu lafı:

“Bir ülkede bazen bir adam gelir ve...”

“Yabancı” 

Yazının Devamını Oku

Steve Jobs'un dediği olsaydı pandemide kaç video gelirdi

Son zamanlarda başladığım “podcast sohbetler”de bugün konuğum özel sektörün en büyük enerji dağıtım şirketlerinden biri olan EnerjiSA’nın CEO’su Murat Pınar...

Epeydir aradığım bir insandı.

Çünkü elinde müthiş bir veri tabanı var.

20 milyon müşteriye hizmet götürüyor. 11 bin çalışanı var.

Dolayısıyla pandemi sırasında kim ne tüketti, ne kadar evde oturdu, ne harcadı, bugün durum ne herkesten iyi biliyor.

Karşımda uzun saçları ve hali tavrı ile klasik bir enerji şirketinden çok Silikon Vadisi’nde yükselen bir startup tipi duruyor.  


Murat Pınar

Türkiye hakkında ona sormak istediğim çok şey var.

Yazının Devamını Oku

Bu Müslüman kadın 9 Şubat'ta çok önemli bir işi başaracak

Biz Boğaziçi rektörünü tartışırken 9 Şubat günü uzayda çok ilginç bir şey olacak.

Mini Cooper araba büyüklüğünde bir araç Mars’ın yörüngesine oturacak.

Ve bu, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) uzaya gönderdiği bir araç olacak.

Aracın adı “Hope”.

Yani “Umut”.

Tarihte ilk defa Müslüman bir ülkenin uzaya attığı araç böylesine ileri bir noktaya gidiyor...

Üstelik güzel bir haber daha var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde bu bilimsel Mars projesinin başında 33 yaşında bir kadın var.

Adı

Yazının Devamını Oku

Yatak odasında devrim yapan bir kadının 14 ve 51 numaralı sorusu

Geçtiğimiz 9 Eylül 2020 günü Londra’da bir kadın öldü...

77 yaşındaydı...

Geçen yılın sessiz ölümlerinden biriydi... Ama, bu dünyadan ayrılırken arkasında çok gürültülü bir yakın geçmiş bırakmıştı...

Simone de Beauvoir’larla başlayan “birinci dalga feminizm”in, ikinci dalga sörfçülerinden biriydi...

Ve o kadın bizim erkek neslimizin dimağına çok korkutucu iki soruyu sokmuştu...



Yazının Devamını Oku

Fikri kardeşim başörtüsü flama da, kimin flaması

Önceki gün şunu artık iyice anladım...

Bu ülkenin iyiye gitmesi için...

Şu Allah’ın belası kutuplaşmadan kurtulması için...

Allah rızası için...

Bazı tipleri televizyonda canlı yayına katiyen çıkarmamak gerekiyor...



Yazının Devamını Oku

İlk gün: 'AKP içinden destek için çok sayıda mesaj geliyor'

Şimdi anlatacağım konuşmayı 3 gün geciktirerek yayınlıyorum.

İki nedenden dolayı bilerek erteledim.

Birincisi bu sözleri söyleyen Kılıçdaroğlu’ndan yazmak için izin istedim.

İkinci ve daha önemlisi ise...

Bu konuşmayı yılın ilk günü yayınlamak istedim.

Çünkü o felaket yılından sonra 2021’e umutla girmeyi arzuladım...

Geçen salı günü...

Yer Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camisi...

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en güzel yeni yıl kartpostalı

Önceki gün arkadaşım Ahmet Acar’ın cenazesine katılmak için arabayla Ankara’ya gidip geldik...

İlk defa Kuzey Marmara otoyolunu kullandım...

İstanbul dışına çıkışı çok kolaylaştırmış...

Yolu en az 30-40 dakika kısaltıyor.

İstanbul’a dönüşte, bugüne kadar bana en çok heyecan veren duvar resimlerinden birine rastladım.

“Pasific” benzin istasyonunun market duvarına çizilmiş olağanüstü bir Türk bayrağıydı bu...

Kim çizdiyse gerçekten çok başarılı...

Bayrağın dalgalanışına o kadar güzel bir hareket vermiş ki, insan önünde durup fotoğraf çektirmeden geçemiyor....

Yazının Devamını Oku

Beluga balinası ve Amur kaplanı ile uyuyan hücrelere mesaj mı

Dün Rusya Devlet Başkanlığı’nın internet sitesinde dolaşırken çok ilginç bir şeyle karşılaştım.

Biliyorum bazılarınızın aklına hemen şu soru gelecek.

“Ne işin var senin oralarda?”

Sedat Ergin soktu kanıma bunu...

Biliyorsunuz, o, başlığında “resmi” kelimesi bulunan her devlet sitesini ziyaret eder.

Tabii ki, onun Rusya resmi internet sitesine girip dolaşması ile benimki arasında esaslı bir fark var.

Onun ilgi alanı “Diplomatik belgeler”, “Resmi heyetler arasındaki görüşmeler” ve “Dokümanlar” bölümü olur...

Ya ben Rusya Devlet Başkanı’nın sitesine girersem ne görürüm?

Yazının Devamını Oku

Kaybettiğim bir tebessüm ve en güzel komşularımız

‘Hayatın şeyleri” bazen insanı en hazırlıksız anında yakalar...

Kendinizi mütevazı ve sakin bir yılbaşına hazırlarken çalar birden kapınızı...

En hazırlıksız olanı ise yüzünüzdür öyle anlarda...

O yüz ne hissettiğini anlatamayacak kadar çaresizdir çünkü...

Pazar akşamı işte böyle oldu...

Hiç beklemediğimiz, en hazırlıksız anımızda öğrendik oda arkadaşımın ölümünü...

ODTÜ’nün eski rektörü Prof. Dr. Ahmet Acar benim ilk akademik yoldaşımdı...

Aynı yıl yurtdışından dönüp, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde göreve başladık....

Yazının Devamını Oku

26 yaşındaki David mi 70'lik ben mi daha yakışıklı

Michelangelo, David heykelini yaptığında 26 yaşındaydı...

Tahmin ediyorum yaptığı heykel de anatomik olarak 20-30 yaşlarında bir erkektir...

Biliyorum başlıktaki soruyu okuduğunuz an, “Yine ne saçmalamış” diyeceksiniz...

Hayır ciddiyim...

O nedenle, soruyu yeniden soruyorum:

Evrensel güzellik ölçülerine vurursanız, Michelangelo’nun David heykelindeki erkek mi daha güzel ben mi...

*

Hiç kuşkusuz David de kusursuz bir erkek değildi... Başı normalden büyük, elleri de öyle...

Genital organı küçük...

Yazının Devamını Oku

Dün Metin Akpınar'ı arayıp şu soruyu sordum

Önceki gün Metin Akpınar’ın mahkeme koridorundaki fotoğrafı çok dokundu bana...

Bir bankın ucunda yapayalnız oturuyordu...

1970’lerin terör yıllarına döndüm...

Sonra 1980’li yıllara...

12 Eylül’ün o karanlığında bile siyasi hicivleri, mizahı ile bizi gülümseterek, kahkahalar attırarak dayanma gücümüzü nasıl arttırdıklarını hatırladım...



Yazının Devamını Oku