GeriErtuğrul ÖZKÖK 48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Son 4 gün içinde bana göre Türkiye’yi ilgilendiren önemli üç gelişme oldu.

Biri kötü, öteki ikisi çok iyi haberlerdi.

Önce kötü haberden başlayayım...

*

Dünyanın en önemli haber ajansı Associated Press geçen cuma günü abonelerine bir haber geçti.

Dubai kaynaklı haberin başlığı şöyleydi: “Afgan Özel Televizyonları kendilerini Taliban yönetimine hazırlıyor...”

Habere göre, Afganistan’ın en büyük özel haber kanalı gönüllü olarak bazı programlarını yayından kaldırmıştı.

Yayından ilk kaldırılanlar da Türk dizileri ve müzik şovları olmuştu.

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Ancak o haberden 24 saat sonra, geçen pazar gecesi İspanya’dan çok ilginç ikinci bir haber geldi.

O gece bir Türk dizisinin ilk bölümü en büyük İspanyol televizyon kanalında yayınlanıyordu.

Dizi, geçen yıl Kanal D’de izlenme rekorları kıran “Sadakatsiz”di...

İstanbul’da herkes reyting sonuçlarını bekliyordu.

Tek endişeleri bir futbol maçıydı.

Çünkü o gece aynı saatlerde İspanya-Gürcistan maçı vardı.

İspanya’da maç demek hayatın durması anlamına geliyordu.

Yani Sadakatsiz için şanssız bir başlangıç gecesi denilebilirdi.

*

Ertesi sabah reytingler geldiğinde sadece dizinin Türk yapımcıları değil, İspanyol yapımcılar da şaşkınlık içindeydi.

Çünkü “Infiel” adıyla yayınlanan “Sadakatsiz”, 2018’de en yüksek izlenmeyi yakalayan “The Good Doctor” adlı Amerikan dizisini de geçerek “En iyi açılış yapan yabancı dizi” olmuştu.

*

Dünyanın iki ayrı yerinden 24 saat arayla gelen iki haber, artık Türk dizilerinin bütün dünyada ilginin merkezinde olduğunu gösteriyordu...

Türk dizilerinin artık, İspanya gibi Netflix’lerin, Amazon Prime, Disney Plus, Hulu, Apple Plus gibi dev streaming platformların olduğu, La Casa del Papel gibi efsane diziler yapan bir pazarda rekabete başladığının göstergesiydi.

Pazartesi sabahı gelen bu reyting haberinden sonra aynı akşam İstanbul’a üçüncü ve çok önemli haber geldi.

Onu da ikinci yazıda anlatacağım.

BU AKŞAM TÜRK SOFT POWER’ININ YENİDEN DOĞUŞ YEMEĞİ YENİYOR

PAZARTESİ akşamı Türk dizi yapımcılarının ortak kuruluşuna bir haber geldi.

İspanya’daki televizyon kanalları ve yapımcılarından oluşan geniş bir heyet İstanbul’a gelme kararı almıştı.

Amaç İspanya’da yükselen Türk dizilerini satın almak ve muhtemelen ortak yapımlar için de görüşmeler yapmak.

Türk ve İspanyol televizyon yöneticileri bu akşam işte bu amaçla bir yemekte bir araya geliyor.

Bunun anlamı şu:

İspanyol televizyon ve yapım şirketleri, bu tür görüşmelerin yapıldığı Cannes fuarını bile beklememişlerdi...

*

İspanya’nın en büyük 2 ana kanalı Antena 3 ve Telecinco.

Bunlar Atres ve Mediaset gruplarının yayıncıları. Yani dünya devleri şirketler.
Bu yayıncıların Nova ve Divinity isimli kardeş kanalları da var.

Küçük kanallarda gün içi ya da prime time sürekli olarak Türk dizisi yayınlıyorlar.

Ancak en önemli başarı hikayesi ana kanallardaki yayın.

Sadakatsiz’in hemen ardından uzun zamandır yayında olan KIZIM – MI HIJA adlı dizi de yüksek başarısını devam ettiriyor. Birkaç hafta sonra final yapacak olan dizi çok yüksek izlenme oranlarına sahip. Pazar gecesi ortalaması %22 shr idi.

Kadın, Sen Çal Kapımı ve Kızım isimli diziler İspanya televizyonlarının en çok izlenen dizileri oldular.

Şimdi bunlara Sadakatsiz de eklendi.
Antena 3 ilerleyen zamanlarda Mucize Doktor, Alev Alev, Baraj adlı dizileri de yayınlayacak.

Rakip Mediaset ise Ada Masalı ve Aşk Mantık İntikam adlı dizileri ekrana taşıyacak.

*

Öyle anlaşılıyor ki Türkiye’nin “Yumuşak Gücü” sayılan televizyon dizileri yeniden bir Rönesans dönemine giriyor.

BAŞKAN DA GERÇEĞİ KABULLENDİ AMA KOYDUĞU TEŞHİS DOĞRU MU

DİYANET İşleri Başkanı sonunda Türkiye’de de dinden uzaklaşma olduğunu, deizm ve agnostik inançların yayıldığını kabul etti.

Bunun nedenini de “Dinin hayatın, adaletin, iş hayatının, sosyal hayatın içinden çıkarılması”na bağladı...

*

Bence bu teşhis çok tartışılır...

Sayın başkan, bir kere önümüzde şöyle bir gerçek var.

Türkiye’de 18 yıldır İslami duyarlılık ve yaklaşımı yüksek bir siyasi parti iktidarda.

Bu 18 yıl içinde Cumhuriyet tarihinde yapılmadığı kadar cami yapıldı, Kuran kursu ve imam hatip okulu açıldı.

Bizzat siz daha geçen hafta adalet yılı açılışını cübbenizle dua okuyarak yaptınız.

Peki nasıl oluyor da bu kadar İslami bir dönemde camiye giden azalıyor, deizm yükseliyor...

*

Dinin gerilemesi sadece Türkiye’ye özgü bir eğilim değil.

Daha geçen hafta Guardian gazetesi bütün dünyada dine bağlılığın gerilediği yolunda bir haber yaptı.

New York Times gazetesi sosyologlarla da konuşup bu gelişmelerin nedenini sordu.

Bir numaralı neden “inancın siyasallaşması”...

Camilerin, kiliselerin, Diyanet gibi bütün topluma ait kurumların siyasallaşması insanları dinden uzaklaştırıyor, dinlere olan bağlarını zayıflatıyor.

*

Çare dinleri toplumun laik kuruluşlarının içine daha fazla sokmak değil, tam aksine onların içinden çekmek olabilir.

Yani başkanın söylediğinin tam tersini yapmak...

BELMONDO ÖZEL 1

BİR ERKEK, ‘EŞİNİ ALDATIYOR MUSUN’ SORUSUNA NASIL BİR CEVAP VERİR

İZMİR yıllarımın en büyük sinema idolü Jean-Paul
Belmondo
öldü...

Onun “A Bout de Souffle” (Serseri Aşıklar) filminde çizdiği karakter, en az Beatles ve Rolling Stones kadar etkilemişti biz İzmir çocuklarını...

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Altı yıl Paris’te kaldım...

Sonra defalarca gittim ama ona sadece bir kere rastladım.

Saint Germain’deki Brasserie Lipp’te...

Her salı öğleden sonra oraya giderdi.

*

İlk eşi ile evliyken Fransa’da başka bir kadınla ilişkisi olduğu dedikodusu yayılmıştı.

Bu soru sorulunca verdiği cevap efsane olmuştu:

“Bak” demişti sorana: “32 yaşındayım. Henüz ölmedim. Ve lütfen unutma ki ben bir Fransız’ım. Bu yıl çok mutlu bir evliliğim var, ama gelecek yıl ne olur bilemem...”

BELMONDO ÖZEL 2

ALSANCAK KIZLARININ PEŞİNDEKİ VAROŞ ÇOCUKLARINA ÖYLE BİR MORAL VERDİ Kİ

BELMONDO, yukarıdaki sözleri söyledikten bir yıl sonra, James Bond filmleriyle tanıdığımız, dünyada pek çok erkeğin hayal ettiği bir kadının koynundaydı.

Ursula Andress’in...

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Ama bitmedi... Beni kıskançlık krizine sokan kadını o değildi.

Ursula’dan sonra, hayatımda gördüğüm en seksi kadınlardan biri olan Laura Antonelli’nin sevgilisi oldu... Yani “Malizia” filminin şahane kadını ile...

2002’de ise artık 70 yaşına gelmişti ve onu da bırakıp 24 yaşında bir kızla evlenmişti. Biz “Kahramanlar” çocukları onu çok sevdik.

Yumruk yemiş de basılmış gibi duran burnu, kadınsı kalın dudakları ile pekâlâ çirkin de denilebilecek biriydi...

Bize umut veren de işte onun bu halleriydi...

Bir de bir mülakatında söylediği şu sözler... “İyi bir havanız varsa, en güzel piliçler siz çirkinlere de gelir...”

1960’lar İzmir’inde, Alsancak’ta zengin kızları hayal eden Kahramanlar çocuklarına bundan daha güzel moral olabilir miydi...

Onun açtığı yolda hayal ettik...

Haklıymış... Bizim de çok güzel sevgililerimiz oldu...

BELMONDO ÖZEL 3

MASAYA PETRUS GÖNDEREN ESRARENGİZ MÜŞTERİ KİMDİ

YILLAR önce Paris Match’ta okumuştum...

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Belmondo galiba Saint Tropez’de bir restorana gitmiş.

Daha şarabı ısmarlamadan garson tepsinin üzerinde bir şişe Petrus’la gelince aralarında şöyle bir konuşma geçmiş:

BELMONDO: “Ben Petrus ısmarlamadım. Bu kadar pahalı şarap içmem...”

GARSON: “Bir müşterimizin hediyesi” demiş.

BELMONDO: “Hangi müşteriniz, kim gönderdi?”

GARSON: “Söyleyemem, ismini vermek istemedi...”

BELMONDO: “Bunu kabul edemem, geri götürün”

GARSON: “Götüremem efendim, çünkü müşteri şişenin mantarını açtırıp gönderdi.”

BELMONDO: “O zaman müşteriyi göster de gidip teşekkür edeyim bari.”

GARSON: “Gösteremem çünkü şişeyi açtırıp parasını ödedikten sonra ayrıldı...”

Belmondo’nun tahmini:

Böyle bir şeyi bir Fransız yapmış olamaz. Herhalde hayranım olan bir Rus oligarktır...

X

Sonradan görme bir züğürdün o sorusu

Dün size 85 metrelik bir megayatı bütün iştahımla anlattım.

Ne yalan söyleyeyim, güzel yaşamak hayalleri olan bir insandım, hâlâ da öyleyim.

O nedenle memleketin bunca meselesi varken aklım yine de böyle şeylere takılıp gidiyor...

Yani benim de böyle sevdalı bir başım var.

İyi yaşamak bugün kurduğum bir hayal değil...

Mavi yolculuklar, yat sefaları ile ilgili hayallerim çok eskilere gidiyor...

Mesela şu fotoğraf.

1971 yılında Gökova’da bir yerde çekildi.

Yazının Devamını Oku

Sizce bu 85 metrelik megayatı satın alabilecek kaç kişi vardır?

Türkiye’de değil, dünyada kaç kişi vardır diye soruyorum.

Yat 85 metre...

Türkiye’de yapıldı.

Bir Türk şirketi tarafından yapıldı.

Yapımı 4 yıla yakın sürdü.

Ve geçen ay Cannes’daki dünyanın en önemli yatçılık fuarında ilk defa dünyanın dikkatine sunuldu.

Aldığım bilgiye göre, fuarın en ilgi çeken teknelerinden biri oldu.

4 gün boyunca 1.000 kişiye yakın insan tekneyi gezdi...

Yazının Devamını Oku

Öyleyse... Bir gün ben de Kırmızı Kraliçe'ye giderim

İlk haber 12 Ekim günü, ABD’nin Teksas eyaletinin Van Horn adlı bölgesinden havalanan bir uzay aracından geldi. Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Blue Origin adlı şirketinin uzaya ikinci uçuşunu yapan roketinin içinde tanıdık bir isim varmış.

William Shatner...

*

Biz onu daha çok “Captain James T. Kirk” olarak tanıyoruz...

Yani bizim bildiğimiz, 1970’lerin efsane uzay dizisi Star Trek’in ünlü kaptanı Kirk...

İşte onu oynayan aktör William Shatner, bu defa gerçekten uzaya gitmiş ve dönmüş.

‘Uzay Yolu’ (Star Trek) dizisi ilk kez 8 Eylül 1966 günü yayınlandı.

Dünya

Yazının Devamını Oku

Banyan ağacına asılı 10 esrarengiz ceset

Her şey bir yaz sabahı, sokağın orta yerindeki bakkal dükkânının zamanında açılmaması ile başladı.

Sütçünün getirdiği süt kasaları hâlâ dükkânın önünde duruyordu.

Durumdan şüphelenen komşular eve girince dehşetten donup kaldılar...

Yıl 2018’di...

Olay yeri Hindistan’ın Delhi şehrinin kuzeyindeki popüler bir mahalleydi...

O sabah dükkân sahibinin üst kattaki evine giren komşular, evin tavanındaki mazgal şeklindeki demirlere asılı 10 cesetle karşılaştılar.

Bir ceset de içeride bir odada yatağın üzerinde yatık vaziyetteydi.

*

Yazının Devamını Oku

Bu kadın 'Yetmez ama evetçi'leri fabrika ayarlarına döndürür mü

Bu yıl ekonomi dalında Nobel alan üç ekonomisti tanımıyorum.

Ama bir ekonomist var ki, nereye baksam onu görüyorum şu son zamanlarda.

Mariana Mazzucato...

*

Dünyayı sarsan 68 Mayıs olaylarından bir ay sonra, 16 Haziran 1968’de doğmuş.

İtalyan asıllı ama çifte vatandaşlığı var.

Aynı zamanda Amerikalı...

Londra Kolej Üniversitesi’nde ekonomi bölümü öğretim üyesi.

Aynı zamanda Dünya Sağlık Örgütü Ekonomi Konseyi üyesi.

Yazının Devamını Oku

‘Final Töreni’ndeki bu şampanya nasıl patladı?

Önce, bir yıl önceye döneyim.

Yıl 2020...

Uzun yıllar yapılamayan Formula 1 yarışları yine Türkiye’ye dönmüş ama pandemi nedeniyle seyircisiz yapılıyor.

O gün F1 tarihinde bir rekor kırılıyor.

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Yazının Devamını Oku

İşte medyanın yeni testosteron kralı

Biliyorum bu pazar günü, “memleketin bunca sorunu varken” lobisinden yine epey dayak yiyeceğim...

Ne yapayım, dayanamıyorum... Bir de böyle dayaklara şerbetliyim.

Bugün pazar, kasveti atıp eğlenceli bir konuya gireceğim.

*

Geçen hafta itibarıyla “Türkiye’nin testosteronu en yüksek medya mensubu” tahtı beden değiştirdi. Geçen haftaya kadar en yüksek testosteronlu erkek medya mensubu bendim. Dr. Osman Müftüoğlu nezaretinde ölçülmüş testosteronum 623’tü...

Hatta Fenerbahçe benim için 623 numaralı bir de forma yaptırmıştı.

*

Sahip olduğum “E.T.” unvanım, yani “En yüksek Testosteron” tacım, geçen hafta itibarıyla elimden alındı.

Üstelik de bir magazinci tarafından alındı.

Yazının Devamını Oku

‘Happy Birthday’ telefonları: Putin’i hangi başkanlar aradı

Dün sabah küçük bir haber dikkatimi çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir telefon konuşması yapmış.

Nedense bu haber bir gün önce pek dikkat çekmedi.

*

Acaba doğru mu diye Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın sitesine girip baktım.

Gerçekten bir gün önce açıklama yapılmış...

Açıklamada küçük bir cümle dikkatimi çekti:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Rusya Devlet Başkanı Putin’in doğum gününü de kutladı.”

İfadede

Yazının Devamını Oku

Çok teşekkürler İsmail Bey, sayende ilk 4 madde yazıldı

Bu hafta başına kadar tablo aynen şöyleydi.

Cumhur İttifakı yeni bir anayasa için düşünce egzersizine başlamıştı.

Millet İttifakı ise resmen veya gayriresmi olarak dahil 6 partinin temsilcileri iee yeni bir anayasa için masaya oturmuştu.

*

İki kanat, iki ayrı sistem üzerine anayasayı konuşuyordu.

Cumhur İttifakı “Güçlendirilmiş Başkanlık Sistemi” üzerine...

Millet İttifakı ise “Güçlendirilmiş Parlamento” sistemine dönüşü savunuyordu...

İkisi çok ayrı yerlerdeydi...

*

Yazının Devamını Oku

Yarasalar ve fareler sarayı basınca ne oldu

Cumartesi sabahı bizden önce yabancı bir gazeteci grubu Arslantepe’deymiş.

Orada bir gazeteci sormuş: “Siz burada neyin peşindesiniz?”

Yabancı gazeteci bu soruyu sorunca Francesca da ona bir başka soruyla cevap vermiş:

“Benim için burada bulduğumuz en önemli şey ne biliyor musunuz?”

Gazeteci merakla bakınca devam etmiş:

“Tohum. Evet kazı sırasında bulduğumuz en önemli şey tohumdu. Bir oda dolusu tohum bulduk. Çünkü en geç tabakalarda çalışıyoruz. O dönemde insanlar ne yiyor biliyoruz ama emin değildik. Çoğu buğday ama başka çok ince tohumlar da var. Seneye botanik antropologları bakacak ve ne yediklerine karar vereceğiz.”

‘Aslan’ın altındaki dünyaya yolculuğumuzun ikinci günü bu tohumların sırrıyla başlıyor.

Çünkü bu tohumlar daha şimdiden bize çok çarpıcı bir tarihi gerçeği anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Dünyanın ilk laik devleti işte tam da burada doğru

VIA Lancellotti, Roma’nın merkezinde Lancellotti meydanına açılan bir sokak.

Bu sokağın 18 numaralı binasının kapısında Türk ve İtalyan bayrakları asılı.

Çünkü burası Türkiye’nin Roma’daki Yunus Emre Kültür Merkezi...

İşte bu binada 28 Şubat 2021 günü çok ilginç bir söyleşi yapıldı. Söyleşiyi yapan kişi Marcella Frangipane isimli bir profesördü.

Roma’nın prestijli La Sapienza Üniversitesi’nin öğretim üyesi. Ama onun bizi çok yakından ilgilendiren bir başka unvanı daha var.

Malatya’daki Arslantepe Höyüğü’nün eski Kazı Heyeti Başkanı.

*

Frangipane, Arslantepe’nin artık hepimizin bildiği önemini anlattı.

Burası MÖ 6 binden başlayıp, MS 1’inci yıla kadar uzanan bir dönemde bilinen en önemli yerleşim alanıydı.

Yazının Devamını Oku

Liderin önündeki ışık ve arkasındaki gölge

Bir gazeteci olarak beni en çok etkileyen siyasi fotoğraflardan biri budur.

Çünkü bana Avrupa ve insanlık tarihindeki çok önemli anlardan birini anlatır.

Fotoğrafta gördüğünüz kişi, Almanya’nın en önemli şansölyelerinden biri olan Helmut Kohl...

Fotoğraf 2014 yılında Bild gazetesi için ünlü fotoğrafçı Andreas Mühe tarafından çekildi.

*

Fikir, Bild’in eski Genel Yayın Yönetmeni, dostum Kai Diekmann’a ait...

Kohl, o sırada hastaydı ve çekime ancak tekerlekli sandalye ile gelebilmişti...

Kai, onu Ludwigshafen’den helikopterle alıp Berlin’e getirmişti.

Bu fotoğraf, Berlin Duvarı’nın yıkılışının 25’inci yılı için, sabaha karşı 05.00’te, Berlin’in Brandenburger Kapısı’nda çekildi...

Yazının Devamını Oku

Bu köprü küresel bir eserse eğer, adı ‘Troya’ olmalıydı

Dünyanın önemli mühendislik haber sitelerinden biri olan “ENR” (Engineering News-Record) geçen çarşamba günü Çanakkale Boğazı üzerinde yapımı süren “1915 Çanakkale Köprüsü” ile ilgili ayrıntılı ve övücü bir yazı yayınladı.

Haberin başlığı şöyleydi:

“Dünyanın en uzun asma köprüsü Türkiye’de yapılıyor.”

*

Yazıdan öğrendiğime göre bugüne kadar dünyanın en uzun köprüsü Japonya’daki “Akashi Kaikyo” köprüsüymüş ve uzunluğu 1.992 metreymiş.

Çanakkale Köprüsü’nün uzunluğu ise 2.023 metre olacak.

ENR’daki İngilizce haberi iki defa dikkatle okudum.

Köprünün adı

Yazının Devamını Oku

Bu hödüğün hakkından vallahi Recep İvedik gelir

Fenerbahçe'nin yenilgisine üzüldüm...

Önceki akşam, Eintracht Frankfurt karşısındaki takım çıksaydı rahat 3 çekerdi bu Pire takımına...

Ama beni daha çok üzen Olympiakos’un hödük başkanının lafları oldu...

Hele hele bir de bazı Galatasaraylı dostların “Bizi bu hödüğün laflarına muhatap ettin ya Fener, helal olsun sana” yollu şakaları yok mu...

İşte o kahretti beni...

Delirdim...

*

Ama sonra herifin bu fotoğrafını gördüm...

Yazının Devamını Oku

Bir günde dokuz kadın hikayesi

Bu gördüğünüz fotoğraf önceki gün Kuzey Irak’ta, Erbil’de çekildi. Fotoğrafta gördüğünüz 5 kadından üçü Türk, ikisi Fransız vatandaşı.

Beşi de aynı şirkette çalışıyor.

Dünyanın iki numaralı alkollü içki şirketi Pernod Ricard’ın üst düzey çalışanı bu kadınlar.

 

Biri hariç hepsi Müslüman. 

Yani alkollü içki sektöründe çalışıyorlar ve Erbil’de “Saha ziyareti” yapıyorlar. Yani, viski ve başka içkilerin pazar durumunu görmek için oradalar.

Ekipte görevli erkek eleman yok.

Fotoğraf, Pernod Ricard Irak distribütörü Swayish şirketinde çekildi.

Yazının Devamını Oku

O ihaleyi alan inşaatçının iktidara tahsis ettiği süper yat kaç metreydi

Dokuz gün boyunca Kalkan, Kaş, Kaleköy ve Kekova’da dolaştıktan sonra dün Göcek Limanı’na geldik ve karaya çıktık.

Göcek Limanı bana hep Amerika’nın Florida bölgesindeki veya Long Island’daki sahil kasabalarını hatırlatır.

Marinaları, kafeleri, caddeleri, Türkiye’nin başka bölgelerindeki çirkin yapılaşmadan biraz olsun kendini koruyabilmiş mimarisiyle bana iyi gelen bir belde Göcek...

Göcek Türkiye’nin gündemine 1980’li yıllarda yerleşti. Yerleştiren de rahmetli Turgut Özal ve danışmanı Can Pulak oldu...

Özal yaz aylarında hafta sonlarını Göcek’te geçirirdi. Bir yandan turizm yatırımlarını yerinde görür, kararlar alır, bir yandan da ünlü bir patronun teknesinde gezerdi.

Türkiye’nin 24 Ocak kararları ve özellikle de Özal’ın iktidara gelişi ile başlayan liberal ekonomi dönemi yeni patronlar yaratıyordu. Özellikle inşaat şirketleri hızla büyüyordu.

Yeni patronlar da Türkiye’de “yat modası”nı yaratıyordu.

*

Yazının Devamını Oku

Hazreti İsa'nın sol kolunu yontarken fark edilen arıza

Dünya sanat tarihinde hiçbir heykel sanatçısı Michelangelo’nun ulaştığı şöhrete ulaşamamıştır.

Onun “Davut” heykeli, sanatta ulaşılmazlığın sembolü olarak asırlardır yerini koruyor...

Peki bu heykeli yapan Michelangelo nasıl bir insandı...

*

Aslında hakkında epey şey biliyoruz.

Çünkü yanında hayatını yazacak Vasari adlı bir biyografi yazarı vardı.

Yani kendi hikâyesi ve efsanesini kendi yazdıran insandı.

Ama kendisi hakkında asıl somut bilgiyi meğer kendi bırakmış.

Üç boyutlu mermer bir heykel...

Yazının Devamını Oku

Fas'ın Ankara, İstanbul ve İzmir'ini, 3 kadın nasıl kazandı?

Dünyanın bir ucunda, Taliban denilen eli silahlı İslamcı hareketin, Müslüman kadınına dünyayı dar ettiği günlerde dünyanın bir başka ucunda, eli silahsız başka Müslümanlar, üç kadını başkanlık koltuğuna oturttu...

8 Eylül gününden beri dünya o üç kadını konuşuyor... Burası Fas ve ülkenin üç büyük şehrinin belediye başkanlığı koltuğuna üç kadın oturdu...

Gelin şimdi Müslüman dünyasının en karamsar günlerinde en iyimser rüzgârları estiren bu üç kadını tanıyalım.

Birincisi, Esma Ralalu...

Ekonomist ve gazeteci...

Başkent Rabat’ın, yani bir anlamda Fas’ın Ankara’sının, seçilmiş ilk kadın Belediye Başkanı...

Milli Bağımsız Birlik Hareketi’nin adayı...

Belediye Meclisi’ne seçilen 79 üyenin 58’inin oyunu alarak başkan seçildi.

Öteki iki rakibinden Sosyalist Halk Güçleri Birliği’nin adayı 7, İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayı da 8 oy alabildi.

Yazının Devamını Oku

Mösyö Sartre yani Türk kadını benden önce mi

Dünya feminizminin en önemli kadınlarından biri olan Simone de Beauvoir’ın, bugüne kadar yayınlanmamış bir romanı bulundu ve geçen sonbahar Fransa’da yayınlandı.

1. Kitabın adı “Les Inseparables”...

Kitap geçtiğimiz günlerde Amerika’da da İngilizce olarak yayınlandı ve dün New York Times’ta kitapla ilgili uzun bir de yazı vardı.

*

Simone de Beauvoir, bu kitabı 1954’te yazmış.

Aslında otobiyografik bir roman.


Yazının Devamını Oku

Kemal Bey, bu liste biraz kasvetli biraz Ajda, biraz neşe katsanız

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Spotify’a kendi adına bir müzik listesi koydu.

Başkalarının da vardır belki ama kendi payıma, eski ABD Başkanı Obama’dan sonra gördüğüm ikinci siyasetçi müzik listesi bu.

Kemal Bey’in böyle bir listeyi hazırlaması da hoşuma gitti.

*

3 saat 4 dakikalık bir liste bu.



Yazının Devamını Oku