GeriErtuğrul ÖZKÖK 47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

47'li bir erkek, 54'lü Blair'in bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Biraz narsistçe...

Biraz da bencilce bakıyorsa...

Yani benim gibiyse, kesinlikle benim hissettiğimi hisseder...

İngiltere’nin eski Başbakanı Tony Blair epeydir ortada görünmüyordu.

Pandemi başından beri ilk fotoğrafını dün İsmet Berkan’ın “10 Haber” sitesinde gördüm.

47li bir erkek, 54lü Blairin bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

Geçen hafta İskoçya’nın bağımsızlığı ile ilgili bir televizyon programına çıkmış...

Tabii herkes programda söylediklerini değil, bu halini konuşmaya başladı. Başbakan saçlarını uzatmış... Bayağı uzatmış.

Boyamadığı için de uzun saçları ile folk şarkıcısı Willie Nelson’a benzemiş.

*

Tabii benim gibi 47 doğumlu bir erkek, 1954 doğumlu Tony Blair’in bu fotoğrafına bakınca ne düşünür?

İçimizdeki her narsistin düşüneceğini...

“Adam benden 7 yaş küçük, vallahi ben onun yanında bayağı iyiyim...”

Ve o güzel anımızda, başkalarının da bizim fotoğraflarımıza bakarak aynı şeyi hissedebileceğini aklımıza getirip o anın keyfini bozmayız....

*

Tony Blair pandemi sırasında, ben dahil başka erkeklerin yaptığı şeyi yapmamış. Yani pandemi sakalı bırakmamış.

Bence de iyi yapmış.

*

Bu fotoğrafa bakarken bir şeyi hatırladım. Tony Blair, başbakan olarak 10 Downing Street’deki bürosunda çalışırken, oranın köşesinde bir Fender Stratocaster gitar duruyordu.

Yani Keith Richards’tan Eric Clapton’a efsane rockçıların efsane gitarı.

KEŞKE HAZİRANDA BODRUM’A GELİRKEN GİTARINI DA GETİRSE

BLAIR amatör bir rock müzisyeni aynı zamanda.

Okul yıllarında, uzun saçlarıyla ve arkadaşlarıyla böyle tuhaf bir hareketle, dalga geçerken çekilen bir fotoğrafı da var.

Tahminim, “Cool Tony” imajı ile içindeki gırgır rockçıyı uyandırmış.

Bence hiç mahsuru yok...

47li bir erkek, 54lü Blairin bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

İlginç adam Tony Blair...

Bodrum’da dolaşan bir söylentiye göre, haziran ayında burada yapılacak bir toplantıya gelecekmiş.

Ancak geçen yıl kararlaştırılan bu toplantının pandemiden etkilenip etkilenmeyeceği henüz belli değilmiş.

İnşallah gelirken Fender Stratocaster gitarını da getirir ve şu CovId-19 kâbusunda Bodrum’dan bütün dünyaya renkli ve eğlenceli kareler gider...

BLAİR’İN SAÇLARI SAYESİNDE KEL ERKEKLER HAKKINDA ŞUNU ÖĞRENDİK

DOĞRU mu değil mi kontrol edemedim.

Tony Blair’in saçları üzerine bir yazı yayınlayan Jannah News haber sitesinde okudum.

ABD’de Dwight D. Eisenhower’dan beri hiçbir kel erkek başkan seçilmemiş.

NATO üyesi ülkelerden ABD Başkanı Lyndon Johnson dışında hiçbir lider saçlarını beyazlaşmış halde göstermemiş.

Boyamış yani.

47li bir erkek, 54lü Blairin bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

KEŞKE BU GÜNEŞ İSTANBUL VEYA ANKARA’DA DOĞSAYDI

MAYIS ayında dünyanın 5 büyük şehrinde çok ilginç bir sanat olayı gerçekleşecek.

New York, Los Angeles, Londra, Tokyo ve Seul’un büyük meydanlarındaki dev dijital billboard’larda ünlü sanatçı David Hockney’in 2.5 dakikalık bir video eseri gösterilecek.

Ekranda güneşin doğuşunu anlatan bir video yer alacak. Hockney bunu 2019 yılından beri yaşadığı Fransa’nın Normandie bölgesindeki evinin mutfak penceresinden seyrettiği güneşten etkilenerek yapmış.

Diyor ki, “Güneşe ve ölüme uzun süre bakamayacağınızı unutmayın...”

Bu beş şehirde yayınlanacak olan videonun amacı pandemide bütün dünyaya umut vermek.

Bana her gün şuradan buradan “Memleketin bunca meselesi varken sen nelerle uğraşıyorsun?” diye yazanlara seyrettirmeyi çok isterdim bu videoyu...

Bütün dünyada ölüm var...

Dün Ankara’da Hürriyet’in Ankara temsilciliğini yaptığım günlerde birlikte çalıştığım sevgili arkadaşım Şükrü Küçükşahin’in gencecik kardeşi Cemal Küçükşahin’i yeni tür CovId’e kurban verdik.

Dünya güzeli bir insandı...

Yani umuda ihtiyacımız var...

Renge, sevince, yaşamaya tutunmaya...

Hockney haberini okurken “Keşke İstanbul veya Ankara da bu beş umut şehrinin içine girseydi” diye düşündüm.

BU ÜLKEDE HİÇ AKIL VE FİKİR KALMADI MI YAHU

Şu cümleleri geçen perşembe günü, iktidarı destekleyen bir gazetede okudum:

“ABD Başkanı’nın Türkiye’ye soykırımcı, Türklere katil deyip ahlaksızca saldırmasının üzerinden henüz 48 saat geçmemişken, Oscar törenleri Türkiye’de de canlı olarak yayımlandı.

Nerede biliyor musunuz?

Devlet kanalımız TRT 2’de!

Gece saatinde yayınlamak yetmemiş olmalı ki ertesi gün bir kez daha yayınlandı.”

Kim yazmış söylemeyeceğim...

Polemikten korkmam ama polemik yapmaya bile değmez.

Sadece şunu belirteyim. İktidarı destekleyen bir düşünce çevresinin yayınladığı bir gazete bu...

Ne diyeceksiniz bu kafaya...

Kardeşim onun söylediği elma, senin yazdığın armut mu...

Adamın elinden gelse, Spotify’daki bütün Amerikan şarkılarını silin diyecek...

Kanal D, ATV, Netflix’te A harfiyle başlayan bir tek film, dizi bırakmayın diyecek...

Ve bütün bunları da kafasındaki iptidai bir “Anti-emperyalizm” ideali ile yapacak...

Allah’ım sen bu ülkeye akıl fikir ver.

Bense her medeni ve makul insanın yapacağını yapıp, TRT’ye bu küresel olayı yayınladığı, hem de ertesi gece tekrarladığı için çok çok teşekkür edeceğim.

47li bir erkek, 54lü Blairin bu fotoğrafına bakınca ne hisseder

17 GÜN MENÜSÜ
KAPANMAYI KÜÇÜK SAHİL KASABASININ JANDARMA BAŞÇAVUŞU İLE GEÇİRMEK

SON bir haftadır gecelerimi bir sahil kasabasının Jandarma Komutanı ile geçiriyorum.

Streaming platformlarına eski İtalyan filmleri kondu.

Özellikle Vittoria de Sica’nın canlandırdığı 3 sahil kasabası filmine bittim.

1950’li yıllarda İtalya’da küçük bir sahil kasabasına jandarma komutanı olarak tayin edilen çapkın bir başçavuşun hikâyesi.

Kasabanın güzel ve dul kadınları, kilisenin papazı, belediye başkanı, esnafı, herkes var.

Kasaba dedikoduları, çekişmeleri o kadar sempatik ki...

Çok dedikoducu var ama hiç kötü insan yok.

Şu 17 günlük eve kapanmada hepinize tavsiye ederim.

Bir Türkiye sahil kasabasını seyreder gibi seyrediyorsunuz...

Victoria de Sica, Sophia Loren, Gina Lollobrigida ve daha birçok güzel Akdenizli kadın...

Dino Risi: “Sorrento Skandalı”

Luigi Comencini: “Ekmek, Aşk ve Kıskançlık”

Luigi Comencini: “Aşk ve Hayal”

X

Yenilmiş bir Hıristiyan, yenmiş iki Müslümanla dans edebilir mi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceki gün Azerbaycan Meclisi önünde yaptığı konuşmanın şu bölümünü bir kere daha dikkatle okuyalım:

“Gelin 6 ülke bir platform oluşturalım. Rusya, Türkiye, Azerbaycan, İran, Ermenistan ve Gürcistan.”

*

“Bu platformla birlikte artık bölgede bir sükûnet meydana gelsin, düşmanlıklar kalksın.”

*

“Gürcistan’ın bazı kendine has sualleri vardı. Son Türkiye ziyaretinde tekrar konuştuk. Bu Gürcistan’ın da lehine olacaktır.”

*

“Bu bölgenin barışa ihtiyacı var, bunu başarmamız lazım. Ermenistan, Azerbaycan’la problemlerini çözdükçe Türkiye olarak gereken adımları atacağız.”

*

Yazının Devamını Oku

Bu mektuplar sadece platonik bir aşkın mı ürünüydü... Yoksa

Yoksa... Aralarında fiziki ilişki de var mıydı...

Upper Cihangir toplu halde “Villegiatura” (Sayfiye) mevsimi için Bodrum Gümüşlük’e gittiği için edebiyat dedektifliği görevi yine bana düştü.

Dünün en güzel haberi Hürriyet’te kültür yazarımız İhsan Yılmaz’ın köşesindeydi.

Şiirde “İkinci Yeni” akımının en sevdiğim dört şairinden biri olan Edip Cansever’in, seramik sanatçısı Alev Ebüzziya’ya yazdığı 123 aşk mektubu yayınlanmış.

Edip Cansever bugün artık hayatta olmayan büyük bir şair...

Alev Ebüzziya büyük bir seramik sanatçısı ve hâlâ hayatta... Aynı zamanda o kuşağın en güzel ve çekici kadınlarından biri...

Edebiyat aleminde bu tür mektuplaşmalar her iki taraf da hayattan ayrıldıktan sonra yayınlanır...

Öyleyse bu mektuplar nasıl yayınlandı?

Yazının Devamını Oku

Maskesiz plaj fotosunda kimler Blues Brothers, kim tiki, slim fit

Türk iş dünyasının VIP’i pandemi sonrası açılışı geçen hafta İstanbul’da Lucca’da yaptı.

Dünyanın en güçlü 7 ekonomisinin lideri ise önceki gün İngiltere’de Cornwall Plajı’nda bir araya gelip geleneksel aile fotoğrafını çektirdi.

Yüzlerinde maske yoktu ama aralarına sosyal mesafe koymuşlardı.

Böyle olunca da hepsinin duruşu ve kıyafeti daha çok ortaya çıkıyordu.

Ben de bu dünyanın en gelişmiş 7 ülkesini yöneten liderlerin kıyafet ve vücut dili analizini yaptım.

Yanıma danışman olarak da eski Radikal gazetesinin moda yazarı ve erkek giyim markası Milimetric’in kurucu ortağı Kağan Gökalp’i aldım.

İşte bizim gözümüzden dünyayı yöneten “maskesiz yedili”....

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Bu yıllar geçecek, Ezgi Mola kalacak... Ya siz

Ezgi Mola’yı son defa Alice müzikalinin kulisinde görmüştüm.

Harika Kırmızı Kraliçe oyununu sevmemize çocuk gibi sevinmişti...

O gece üzerinde bu fotoğrafta gördüğünüz “Kırmızı Kraliçe” kıyafeti vardı.

“Bu rolü Türkiye’de en iyi oynayacak isim” demiştim.

*

Dün milletçe öğrendik ki Ezgi Mola hakkında 4 yıla kadar hapis cezası istemi ile dava açılmış.

Nedeni de tecavüze uğrayıp intihar eden genç kızı savunmak için attığı tweet’miş.

İddiaya göre intihar eden kıza tecavüz iddiasıyla yargılanan kişiye hakaret etmiş.

Ne kadar da onuruna düşkün bir arkadaşmış meğer...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bir sivil darbe mağduruna postmortem iade-i itibar

Önceki gün Türkiye’de bir “milli mutabakat” olayı yaşadık. Yakın tarihimizin, şimdi hayatta olmayan bir “sivil darbe mağdurunun” ayaklar altına alınmış onurunu iade ettik. Şimdi sizi bu “postmortem” yani ölümü sonrası gerçekleşen iade-i itibar olayının ilk gününe götüreceğim.

O meşum sabaha...

19 Aralık 2009 sabahı Beylerbeyi’ndeki bir askeri lojmanda silah sesi duyuldu.

Türk ordusunun bir subayı, o sabah tabancasını şakağına dayadı ve tetiği çekti. Arkasında da şu mektubu bıraktı:

“Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek bir ordu, ne yaşayacak bir Cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız.

Şunu bilin ki en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum.”

*

Yarbayın adı

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Her eski genel yayın yönetmeninin içinde mutlaka bir “nöbetçi genel yayın yönetmeni” vardır.

Benim gibi artık ne ruhen, ne de fiziken öyle bir beklentisi kalmamış eski genel yayın yönetmeninin de içinde vardır o nöbetçi...

Öyle bir gün gelir ki...

“Keşke bu gazeteyi bugün ben yapsaydım” derdi...

Veya benim gibi onu demez de şunu yapar.

İçindeki gazeteyi içinden yapar...

Pazar gecesi öyle bir geceydi işte...

İçimdeki nöbetçi, o gece kendi gazetesini yaptı...

Yaptı da ne yaptı...

Yazının Devamını Oku

O statta sadece final oynanmadı, futbolun geleceği değişti 

Futbolun geleceği adına önemli ipuçlarına tanık olduk.

Bu maç Avrupa’nın seyircili futbola dönüşüydü. 16 bin taraftar sahada 60 binlik bir atmosfer yarattı. Şurası kesin; seyircisiz bir maç baharatsız bir yemek gibiydi. Futbol önceki gece aromasını ve baharatına kavuştu. Stattaki seyirci yerleşiminde sosyal mesafe ve hijyen şartlarına uygun bir oturum planlaması yapıldı. Ama daha maç başlamadan önce bütün sosyal mesafe kuralları bir yana bırakıldı. Maskeler tamamen atıldı.

Önceki gece her futbolsevere nasip olmayacak bir olayı yaşadım.

Tabii ki bu bir UEFA Şampiyonlar Ligi finaliydi. Tabii ki o maçı seyretmek bir şanstı.

Ancak bir sosyolog olarak benim için en az onun kadar güzel bir fırsat daha vardı.

Bütün dünyada 1.5 yıllık aradan sonra seyircili ilk futbol finalini seyredecektim.

Gerçekten çok zengin gözlemlerle dolu bir gece geçirdim.

Cumartesi gecesi Porto’nun Drago Stadı’nda sadece bir UEFA finali oynanmadı.

Futbolun geleceği açısından çok başka şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Bir milyon kişi beni karıma şikâyet etti

Geçen hafta “Hergele eşek” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Twitter’da TT olmuştu.

Bu defa 10 saniyelik yarım kalmış bir cümle ile yine TT oldum.

Üstelik bu defa bir gece ve bir gün TT kaldım...

*

Olay perşembe akşamı bir arkadaşımdan gelen telefonla başladı:

“Sen gerçekten Tayyip Erdoğan büyük lider mi dedin?”

“Evet” dedim...

Şaşırdı... Herhalde

Yazının Devamını Oku