GeriErtuğrul ÖZKÖK 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu şahane fotoğraf Andrew Lloyd Webber’in son müzikal oyunu “Cinderella”dan bir sahne...

Lloyd Webber, 20’nci yüzyılın en büyük müzikal bestecilerinden biri...

*

18-19’uncu yüzyıl ve 20’nci yüzyılın ilk çeyreği opera dönemiydi...

Yirminci yüzyıl ise müzikaller çağı oldu...

Webber geçen yüzyıla damgasını vuran “Cats” ve “Phantom of the Opera” müzikallerinin yazarı...

Şimdi de onun yeni eseri “Cinderella” sahneleniyor... Fotoğrafını gördüğünüz bu oyunun, İngiltere’nin COVID-19 tarihinde çok önemli bir yeri olacak.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

İngiltere 19 Temmuz yani bu pazartesi günü normal hayata geçişini ilan edecek.

Yani bir anlamda COVID-19 döneminin sonu olacak...

Ada, işte bugünü bir tür “hürriyet bayramı” olarak kutlamaya hazırlanıyor...

Bazıları bunu erken buluyor. İngiltere’de hâlâ günlük 30 bin yeni vaka var.

Önümüzdeki günlerde 100 bine bile çıkabileceği söyleniyor.

Ama herkes aşılandı... Herkes bıkkın...

Ve herkes hürriyet bayramını kutlamaya hazırlanıyor.

*

Cinderella müzikalinin bununla ne ilgisi var diyeceksiniz... Onu da anlatayım.

Andrew Lloyd Webber bugün İngiltere’de normalleşmenin en büyük savunucusu...

Cinderella bir süredir, sosyal mesafe kuralları nedeniyle yarı dolu salonlarda oynuyor...

O ise ısrarla “Maçları açtınız... Salonları da tamamen açın” diyor.

O nedenle Cinderella’nın ağzına kadar dolu bir salonda oynanacağı ilk gece bir anlamda hürriyet bayramının da sembolü olacak...

*

Büyük travmalar yaşayan insanların büyük sembollere ihtiyacı vardır.

Bu fotoğraf bana, Fransa’da özgürlüğün sembolü olan ‘Marianne’ı hatırlattı.

Geçmişi 1775’e dayanan bir semboldür.

Bir sanatçı onu özgürlüğün sembolü olarak çizmişti.

*

Türkiye COVID-19’la mücadelede, savaşın kazanıldığını ne zaman ilan edecek?

Bence o gün bizim için de çok önemli olacak. Her ülkenin bir kuruluş ve kurtuluş günü vardır. Fransızlarınki 14 Temmuz’du.

Amerika Birleşik Devletleri’ninki, 4 Temmuz’dur...

Türkiye’ninki ise 29 Ekim...

Bu ülke, kahraman ve öncü bir neslin verdiği Kurtuluş Savaşı sonunda, 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyet’i ilan etti.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Öyle görünüyor ki, şimdi bütün dünyanın ortak bir “hürriyet günü” olacak...

İnsanoğlunun belki de tarihinde geçirdiği en küresel beladan kurtulup normal hayata geçişini simgeleyen bir gün...

Şimdilik İngiltere 19 Temmuz diyor...

Bakalım ilerde dünya hangi günü, milli günlerinin yanında “Küresel Hürriyet Günü” ilan edecek.

Belki de bütün dünyanın, çevre, savaş, insan hakları, adalet arayışında ihtiyacı olan “Küresel Bayram” o gün olur...

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

FLAMİNGO TRAJEDİSİNİ BUNDAN İYİ ANLATAN SORU İŞARETİ OLABİLİR Mİ

HAYATIM boyunca övmekten bıkmayacağım insanlar var...

Biri de Gürbüz Doğan Ekşioğlu...

Müthiş bir çizer...

Instagram’daki hesabından bütün Türkiye’yi sarsan olayları o kadar güzel çizerek yorumluyor ki... Mutlaka takip edin.

Dün de Tuz Gölü’nde yaşanan flamingo trajedisini işte bu çok ince soru işareti ile anlattı...

“Beni neden öldürdün” sorusunun önüne eklenen küçücük bir yavru flamingo...

Bir doğa katliamı daha güzel nasıl anlatılabilir ki...

Teşekkürler Gürbüz...

Hepimizin içine oturan bu şüpheyi o kadar güzel hepimizin sorusu haline getirdin ki...

Helal olsun sana...

ANNESİNİN ÖNÜNDE YUHALANAN BİR İNSANI ALLAH NASIL KURTARIR

BİR evladın başına gelebilecek en elem verici şeylerden biri herhalde annesinin önünde yuhalanmaktır.

Böyle bir durumda insan acaba ne hisseder?

Tabii bir de şu var: Annesi ne hisseder?

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Bu soru aklıma ilk defa bu hafta okuduğum bir kitapta takıldı...

Haruki Murakami, Japonya’nın ve dünyanın en ünlü orkestra şeflerinden Seiji Ozawa ile müzik üzerine sohbetler yapmış ve bunları bir kitap haline getirmiş.

Japonya’da 2011 yılında yayınlanan kitap 10 yıl gecikme ile geçen haziran ayında Türkiye’de de yayınlandı.

Murakami’nin çok iyi bir caz bilgisine sahip olduğunu biliyordum, ama klasik müziği de bu kadar iyi bildiğini bilmiyordum. Beni aşan çok teknik konular da vardı ama kitabı son satırına kadar büyük ilgi ve keyifle okudum.

Ozawa, La Scala’ya ilk kez 1980’de çıkmış.

Pavarotti’nin tenor olarak rol aldığı Tosca operasını yönetmiş.

La Scala seyircisi şefleri yuhalamasıyla tanınıyormuş. Nitekim ilk çıkışında feci yuhalamışlar onu.

Ama en acısı, o akşam salonda Ozawa’nın annesi de varmış.

Ondan dolayı ayrıca çok üzülmüş...

Ama bakın otele döndüklerinde ne olmuş?

*

Annesi o yuhalamaları “bravo” sanmış. “Ne harikaydı değil mi? Ne çok bravo aldın” demiş...

Ozawa, “Anne onlar bravo değil, yuhalamaydı” demiş ama annesi anlamamış.

Çünkü Japon kültüründe “yuhalama” diye bir şey yokmuş.

Yani, Uzakdoğu kültürünün zarafeti bir evladın annesi önünde boynu bükük kalmasına mani olmuş...

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı 19 Temmuz Cinderella Bayramı

Haruki Murakami-Seiji Ozawa: “Sadece Müzik”; Çeviren: Ali Volkan Erdemir, Doğan Kitap, Haziran 2021

ORKESTRA ÜYELERİ DE SEYİRCİYİ YUHALAMIŞ

LA SCALA’daki yuhalama ile ilgili ilginç bazı detaylar:

*

KARAJAN ‘GİTME’ DEMİŞ: O günlerdeki hocalarından Karajan, La Scala’ya çıkmasına itiraz etmiş ve “Bu yaptığın intihar. Seni öldürürler” demiş.

*

PAVAROTTİ ‘BU İYİ BİR ŞEY’ DEMİŞ: Pavarotti ise şunu söylemiş: “Seiji burada yuhalanmak demek, müzik dünyasının en üst sıralarına çıktığın anlamına gelir.”

*

BAZI DOSTLARI ŞÖYLE AVUTMUŞ: “Hiç üzülme, buraya çıkan her şef yuhalanır. Dediklerine göre Toscanini bile yuhalanmıştı.”

*

MENAJERİ ‘ÖNEMLİ OLAN ŞU’ DEMİŞ: “Endişelenecek bir şey yok Seiji. Tüm orkestra üyeleri senin arkanda. Önemli olan bu. Orkestra üyelerinin desteğini almayan bir şey yuhalanırsa bu onun sonu olur.”

*

ORKESTRA ÜYELERİ İSE ŞUNU YAPMIŞ: En güzel destek ise orkestra üyelerinden gelmiş. Dinleyiciden gelen yuhalamalara karşı onlar da dinleyicileri yuhalamışlar.

15 TEMMUZ GECESİ İLE İLGİLİ BİR DÜZELTME

DÜN Hürriyet’te yayınlanan 15 Temmuz ekine yazdığım yazıda bir cümlede düzeltme ihtiyacı duydum. O gece darbecilerin Kanal D ve Hürriyet binasına yaptığı baskın sonucunda Hürriyet’in çıkmama ihtimali belirmişti.

O sırada aklımıza Trump binasında bulunan Posta Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay’ı aramak geldi. Posta’nın birinci sayfası hazırdı. Ondan aynı sayfanın tepesine Hürriyet logosu koyarak matbaaya göndermesini rica ettik.

O da bunu yaptı ve gönderdi. Ertesi gün ilk yıldırım baskıda Hürriyet ve Posta gazetelerinin birinci sayfaları aynıydı. Ancak Hürriyet Yazıişleri iç sayfaları hazırlamıştı. Yani Posta’dan sadece birinci sayfa eklendi, gerisi Hürriyet Yazıişleri’nin hazırladığı sayfalardı.

Benim yazımdan sanki gazetenin tamamı Posta ile aynı çıkmış gibi bir anlam çıkıyordu.

Doğrusu buydu...

KATKIDA BULUNANLAR
Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

60 yıl önce bugün: Bir çocuğun İzmir güncesi

Dün Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam edilişinin 60’ıncı yılıydı...

Bugün de ülkemizin seçilmiş başbakanı Adnan Menderes’in idamının 60’ıncı yılı...

O meşum geceyi çok iyi hatırlıyorum...

Dün Sedat Ergin o idamları öylesine etkileyici ve dramatik bir şekilde yazdı ki...

Yine o gecelere döndüm...

*

İzmir’de 13 yaşında bir çocuktum...

Hepsi Demokrat Parti’ye oy veren Bulgaristan göçmeni bir aileydik...

Evimizde sabaha kadar Kuran okunmuştu...

Yazının Devamını Oku

'Punk Pamuk Prenses' bu elbiseyi ne karşılığında giydi

New York Metropolitan Müzesi’nin geçen yıl ertelenen MET Balosu bu yıl yapıldı...

Her MET Balosu gibi kırmızı halısı rengârenkti...

Ama bu defaki kırmızı halı aynı zamanda “Post Covid-19” döneminin yeni normalinin çizgilerini de verdi.

Bununla ilgili haberleri televizyonlarda ve gazetelerde izlediniz...

Ben size oralarda görmediğim önemli bir ayrıntıyı aktaracağım.

Benim için gecenin en şaşırtan kişiliği genç şarkıcı Billie Eilish’ti ve ötekilerden farklı bir yazıyı hak ediyordu.

MET’in bütün merdivenlerini kaplayan bir Oscar de la Renta ile gelmişti...

Bol pantolonlar, ondan bol tişörtler, yeşil-mavi saçları ile “yeni sallapatiliğin” simgesi olan Billie Eilish adeta Pamuk Prenses kılığında bir Marilyn Monroe’ya dönüşmüştü.

Yazının Devamını Oku

‘Milli ve yerli çapkınımız’ ahiretten tekzip gönderdi

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, önceki hafta hayatını kaybeden ünlü oyuncu Jean Paul Belmondo için “milli çapkın” demişti ya...

O gün, ben de bizim tarihimizin en ünlü “milli ve yerli çapkını” Süha Özgermi’yi tanıtmıştım...

1980’li yıllarda Türk magazin medyasının en önemli ve en renkli figürlerinden biriydi...

Yazının çıktığı gün Habertürk yazarı Murat Bardakçı aradı...

Süha Bey’i yazmışsın... Onu bir de ben yazayım. Bakın, çoğu insanın ‘Ha, milli çapkın mı?’ diye dudak büktüğü o karakterin arkasında nasıl bir insan var...”

Murat, bunu 22 Eylül 2013 günü, onun ölümünden sonra Habertürk’te yazmış.

Yazının başlığı şu:

“‘Milli çapkın’ Süha Özgermi’nin Abdülhamid’e uzanan aile öyküsü”

Yazının Devamını Oku

‘Higgs Bozonu’ binince ‘çakar’ arabadan iniyor

Hafta sonu çok ilginç bir belediye başkanı ile tanıştım.

İşinsanı Sadettin Saran’la birlikte Hırvatistan’ın Split şehrine gittik.

Saran grubunun orada çok güzel bir oteli var.

Adı “Le Méridien Lav”...

*

İlk akşam Split’in yeni seçilen Belediye Başkanı Ivica Puljak ve eşi Marjiana Puljak’la yemek yedik...

Hırvat sisteminde “seçimle gelen” belediye başkanı şehrin en üst yöneticisi oluyor.

Yani merkezi hükümetin atadığı bir vali yok ve yetkiler seçimle gelen belediye başkanı ile Belediye Meclisi’nde...

Yazının Devamını Oku

Türkiye bağlarının gelmiş geçmiş en iyi yılı hangisi

Ben her sonbaharı iki şarkı ile açarım...

Alpay’ın “Eylül’de Gel”i...

Ve Natalie Imbruglia’nın “Come September”ı..

Bu sonbaharı da geçen perşembe Şarköy’e giderken bu şarkıları dinleyerek açtım...

*

Tabii benim için sonbahar açılışı çocukluğumdan beri bağbozumlarıdır...

Bu yılki Baküs mevsimimi de Kayra’nın Şarköy Dedeçeşme Bağları’nda yaptım...

Son yıllarda daha çok Denizli Güney ve Urla bağlarında dolaşıyor, Trakya bağlarına gidemiyordum...

Oysa Trakya Türkiye’nin en önemli üç bağ bölgesinden biri...

Yazının Devamını Oku

Savunma Bakanlığı sitesinde gördüğüm güzel bir ayrıntı

Bu fotoğrafı dün Milli Savunma Bakanlığı internet sitesinden aldım.

Çünkü bir İzmirli olarak çok dikkatimi çekti.



*

Sitenin birinci sayfasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın İzmir’e yaptığı ziyaretle ilgili bir haber vardı.

Bakan, KKTC Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Şenol Güneş çok ilginç şeyler anlattı: Bu kafayla teknik direktör değil ancak üçkağıtçı bulunabilir

Önceki gece Şenol Güneş’le telefonda konuştum. Uzun süre sohbet ettik. Çok ilginç şeyler anlattı...

1- Bu takımın hâlâ şansı var. O şansı da ben yarattım. Hollanda’yı, Norveç’i bu takımla yenip 11 puan aldım.

2- Şimdi burada 3 ay kalsam ne olacak? Önemli olan şu; Türkiye Dünya Kupası’na gittiği zaman bir vizyon çizmeli.

3- Yeni gelecek kişi mutlaka şunu yapmalı; futbolun kalkınması için bir danışma kurulu kurup bunları konuşmalıyız.

Önceki gün telefonla Şenol Güneş hocayı aradım. Ama gazeteci olarak değil, onu seven takdir eden bir dostu olarak aradım. Amacım sadece “Üzülme hocam” demekti.

Uzun bir sohbet yaptık. Çok ilginç şeyler anlattı.

Konuştuğumda henüz Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir’le görüşmüş değildi.

Tabi gazetecilik yanım da heyecana geldi.

Yazının Devamını Oku

İstanbul’da gizli bir sarayda 3 gün boyunca kıpkırmızı bir rüya

Hayır hayal değil, gerçekten söz ediyorum.

Bu sonbaharda İstanbul Beyoğlu’nda Tünel’e yakın bir binada “kırmızı bir rüya” yaşanacak...

İsterseniz siz de bu rüyayı görebilirsiniz.

O nedenle ayrıntılarını anlatayım.

Bu bina 3 gün boyunca kırmızı ışıkla aydınlatılacak ve aynı zamanda bir “Sound and Light” gösterisi yapacak.

Yani “Ses ve Işık” şovu olacak...

Burası İsveç’in, İstanbul Osmanlı’nın payitahtı iken açılan sefaret binası...

Cumhuriyet’in ilanından sonra

Yazının Devamını Oku

Madem düz krampon olmuyor, topuklu kramponlar sahaya

Erkek sporcularımız daha mı az yetenekli? Geriye gidişimizin bir sebebi olmalı.

Salı gece yarısı maç bittiğinde kafamda durmadan çınlayan soru şuydu: Kadın voleybolcularımız olimpiyatlarda ve Avrupa’da harikalar yarattı. Kadın boksörlerimiz, cimnastikçilerimiz, güreşçilerimiz müthiş sonuçlar aldı.

Aklınıza gelebilecek bütün branşlarda kadınlarımız harikalar yaratıyor.

İyi de arkadaş Hollanda’daki bu 6-1 ne?

Sizin de aklınıza aynı şeytani soru gelmiyor mu?

Bu ülkenin erkek sporcuları, kadınlarından daha mı az yetenekli?

Yoksa futbol sadece erkek sporu ve biz orada kabiliyetsiz miyiz?

O zaman da insana “İlkay Gündoğan neden Almanya Milli Takımı’nda banko oynuyor?” diye sorarlar.

ŞENOL GÜNEŞ'İ DE AŞAN VE YÜRÜMEYEN BİR ŞEYLER VAR

Yazının Devamını Oku

İlk Glock’lu yerli ve milli Mehdi acaba bizi kimden kurtaracak

Yıllar önce bir sabah Ankara Sheraton Oteli’nin lobisinde “Kurtlar Vadisi” ekibine rastlamıştım.

Biraz sonra Necati Şaşmaz, sırtına atılmış paltosu ve iki elinin parmakları arasına sıkıştırdığı tesbihle yanlarına geldiğinde, hepsinin yerlerinden kalkıp onun önünde öğle bir eğilişleri vardı ki kendi kendime şunu demiştim:

“Yahu bunlar Kurtlar Vadisi’ni oynamıyor, resmen yaşıyorlar...”

O tablonun asıl nedenini geçen hafta anladık...

Meğer mesele daha derinmiş...

*

Geçen gün “Vadi”den gelen ilahi bir sesle uyandık ve Polat Alemdar’ın etrafındaki o kutsal haleyi hep birlikte gördük...

Meğer Necati Şaşmaz kendini “Mehdi” ilan etmiş...

“Maalesef seçilmiş biriyim”

Yazının Devamını Oku

48 saat ara ile Dubai’den bir ve İspanya’dan gelen iki haber

Son 4 gün içinde bana göre Türkiye’yi ilgilendiren önemli üç gelişme oldu.

Biri kötü, öteki ikisi çok iyi haberlerdi.

Önce kötü haberden başlayayım...

*

Dünyanın en önemli haber ajansı Associated Press geçen cuma günü abonelerine bir haber geçti.

Dubai kaynaklı haberin başlığı şöyleydi: “Afgan Özel Televizyonları kendilerini Taliban yönetimine hazırlıyor...”

Habere göre, Afganistan’ın en büyük özel haber kanalı gönüllü olarak bazı programlarını yayından kaldırmıştı.

Yayından ilk kaldırılanlar da Türk dizileri ve müzik şovları olmuştu.

Yazının Devamını Oku

Yeni anayasanın başlangıç bölümünü kaptan yazdı

Hiç şüphesiz yangınlar, sel felaketleri, CovId-19 kâbusları ile geçen bu yazın belki de tek umut verici haberi sporcularımızdan geldi.

Hepsini gururla, göğsüm kabararak izledim.

Özellikle de kadın voleybolcularımızınkini...

A Milli Kadın Voleybol Takımı 124 gün süren yaz serüvenini iki bronz madalya ile noktaladı ve Türkiye’ye döndü.

Milli takımımızın uluslararası yaz performansı şöyleydi:

Milletler Ligi’nde 12 galibiyet, 5 yenilgi ile üçüncülük...

Olimpiyatlarda 3 galibiyet, 3 yenilgi ile beşincilik...

Avrupa Şampiyonası’nda 8 galibiyet, 1 yenilgi ile üçüncülük...

Yazının Devamını Oku

'B. j.' sorusu sadece kadınlara mı sorulur

Önce bir ricada bulunacağım...

Lütfen anlatacaklarımı “cinsel içerikli” bir yazı olarak okumayın.

Çünkü şimdi yazacağım soru, hemen akla öyle bir şey getiriyor.

Ama aslı çok başka...

*

Bundan tam 20 yıl önce genç bir öğrenci, çok tanınmış bir kadına şu soruyu sordu:

“Bütün Amerika’nın Blow Job kraliçesi olmak nasıl bir duygudur?”

“Blow Job” Amerikan argosunda “Oral seks yapmak” anlamına geliyor...

Bu olay 2001 yılının ilk aylarında

Yazının Devamını Oku

Devletin istihbarat örgütü bir insana nelere mal olabilir

27 Temmuz 1996 günü, Amerika’nın Atlanta şehrinde bir bomba patladı...

Bir teröristin koyduğu bomba çok büyük bir insan kıyımına yol açabilirdi ama ucuz atlatıldı...

Ucuz atlatılmasının nedeni, dikkatli bir güvenlik görevlisiydi....

Olay aynen şöyle gelişti...

O yıl Yaz Olimpiyatları Atlanta şehrinde yapılıyordu.

Olimpiyatlar dolayısıyla şehrin “Centennial Park” adı verilen yerinde çeşitli eğlenceler düzenlenmişti...

Mesela bir gece önce bir Kenny Rogers konseri vardı...

*

Yazının Devamını Oku

Otel odasında geçen 11 saatten sonra patlayan en büyük skandal

Bundan 23 yıl önce...

Tam günüyle 16 Ocak 1998 günü Washington’daki Pentagon City Mall adlı alışveriş merkezinde, bütün dünyayı sarsacak bir olay yaşandı...

O gün orayı basan FBI ajanları, genç bir kızı alıp bir otel odasına götürdü.

*

Genç kız 11 saat boyunca o otel odasında FBI ajanları tarafından sorgulandı.

Ajanlar çok önemli bir siyasetçinin adını vererek, onunla ilişkisini sordular.

Önce ajanların söylediği şeyleri inkâr etti.

Ancak önüne 20 saatlik gizlice kaydedilmiş bir konuşması konunca olayın rengi değişti...

Yazının Devamını Oku

13 Mayıs 2013 günü çekilen bu fotoğraf bize ne diyor

Bu fotoğraf 13 Mayıs 2013 günü Kabil’e bakan sırtlardan birinde çekildi. AP Ajansı’nın muhabirinin çektiği bu fotoğraf ne yazık ki artık tarih oldu.

Çünkü ülkeyi ele geçiren Taliban, çocukların uçurtma uçurmasını yasaklıyor.

Uçurtmayı vuruyorlar...

Yani her çocuğun küçüklüğünde yaşadığı en güzel duygulardan birini...

Biz İzmir’de ona uçurtma değil, bayrak deriz.

“Bayrak uçurtmadır” o yaptığımız...

Rengârenk krapon kâğıtlarıyla yapılmış, altıgen veya armudiye bayraklar gökyüzünde süzülürken içimizdeki tek yarış duygusu, o bayrağı hangimizin en yüksek göndere çekeceğidir...

O nedenle bayraklarımız çoğunlukla kırmızı beyazdır...

Yazının Devamını Oku

Dahi bir komedyeni kaybedince niye bu kadar tutuklaşıyoruz

Dün Ferhan Şensoy’un ölüm haberini aldığımda çok üzüldüm...

O anki duygumu hemen Instagram’da paylaşmak istedim ve şunları yazdım:

“Sevgili Ferhan en umutsuz, en karanlık günlerimizde bizi çok güldürdün, çok şaşırttın, çok düşündürdün. Şimdi de çok üzdün. Sana milyonlarca umut kahkahası borcumuz var. Onu ödeyebilmek için yeterince gözyaşı biriktirdik mi bilemiyorum. İnşallah Allah kahkaha borcumuzu orada sana mekân bir cennet olarak öder sevgili kardeşimiz. Nur içinde yat...”

Oysa Ferhan’ın arkasından çok muzip ve çok yaratıcı bir şey yazmak isterdim.

Onun böyle hoşuna gitmek gelirdi içimden...

*

Böyle anlarda Fransa’da Andre Gide’in ölümünden sonra muhalif bir gazetede atılan şu başlık bana hep çok çarpıcı gelmişti:

“Ande Gide’in ölümü iyi karşılandı...”

Bizde Yeni Akit gibi bir gazetenin atabileceği cinsten acımasız bir başlıktı ama nedense o günden beri bana bir mizah şaheseri gibi görünür.

Yazının Devamını Oku

Emel bebekler kimden kaçıp kimlere sığınıyor

Siz de izlemişsinizdir... Suriye sınırını geçen bir kız çocuğu, 27 Temmuz günü Gaziantep’ten uzun bir yürüyüşe başladı.

Adı “Küçük Emel”...

Ama 3 metre 66 santim boyunda dev bir kız çocuğu...

Suriyeli..

*

Arapça adı “Amal”... “Umut” anlamına geliyor...

Türkiye’yi baştan sona geçti ve şu sıralar Yunanistan’a girdi ve orada da yürümeye devam ediyor.

8 bin kilometre yol yürüyecek.

Amacı İngiltere’de Manchester’a gitmek...

Yazının Devamını Oku

Harari’ye göre ayrılık yası tutanlar için en iyi 5 Türk şarkısı buymuş

Doğrusu “Homo Deus” bana yetti...

Yuval Noah Harari’nin yeni kitabı “21’inci Yüzyıl İçin 21 Ders” kitabını okumadım...

Geçen gün tesadüfen, vallahi tamamen tesadüfen ‘Storytel’deki sesli halinden bir bölümü dinledim.



Konu “Sevgilisinden ayrılanların yası”ydı...

*

Yazının Devamını Oku

Aman Allahım bu heyet bu insanı mı başkan seçti

Doğu Perinçek’in “Amerika Taliban’ı eşek gibi tanıyacak” dediği gün Amerika’da çok ilginç bir şey oldu.

Harvard Üniversitesi’nde bütün din toplumlarının başına tarihinde ilk defa bir ateist getirildi.

Olayın ne olduğunu anlatmadan önce size Harvard Üniversitesi hakkında kısa bir bilgi vereyim.

*

Hikâye 1630 yılında başlıyor.



Yazının Devamını Oku