23 Haziran’da ‘kim her şey güzel olacak’çı, kim değil

MADEM 23 Haziran’da her şey güzel olacak...

Şimdi gelin hep birlikte bir oyun oynayalım...

Bakalım 23 Haziran’da her şey herkes için güzel olacak mı...

*

Geçen pazartesi günü Ipsos araştırma şirketinin İstanbul’daki merkezindeydim. Ipsos, Fransa’daki öğrencilik yıllarımdan bildiğim bir araştırma şirketi.

Bugün dünyanın en büyüklerinden...

*

Fransa’daki büyük siyasi araştırmaları onlar yaparlardı. Ancak Türkiye’de siyasi araştırma işine pek girmiyorlar.

Daha çok tüketici davranışları, piyasa araştırmaları ve Türkiye’nin profili üzerine çalışıyorlar.

*

31 Mart seçiminden sonra bir “sandık çıkış araştırması” yaptılar...

Herkes bunun sonuçlarını merak ediyordu.

Ama seçimler tekrarlanacağı için bunu yayınlayıp yayınlamama konusunda kararsızlardı.

Yayınlamama eğilimi daha ağır basıyordu.

*

Ancak ellerinde çok ilginç bir başka çalışmanın sonuçları var.

Türkiye’nin insan profilini çıkarmışlar.

İnsanları, davranış karakterleri ve siyasal bakışları açısından gruplara ayırmışlar.

*

O gün Ipsos’un yüzde 70’i kadın olan genç kadrosu bana mükemmel bir brifing verdi.

Sonra Silikon Vadisi şirketlerini andıran ofislerinin girişindeki salıncağa oturdum. Bazıları arkadaki bilardo masasına geçti.

Ve YSK’nın tarihi kararını açıkladığı dakikalarda bu fotoğrafı çektirdik.

*

Ipsos ofisinden çıkarken yanımda, 23 Haziran günü İstanbul’da oy kullanacak Türk seçmenin vesikalıkları, daha doğrusu robot portreleri vardı.

Buyurun hep birlikte bakalım.

Siz bu vesikalık karelerden hangisine giriyorsunuz...

Mahallenizdeki komşularınız, pazarda gördükleriniz, televizyonda konuşan kafalar kimlerdir...

Yani 23 Haziran günü kim kime oy verecek...

23 Haziran’da ‘kim her şey güzel olacak’çı, kim değil

ARAŞTIRMA NASIL YAPILMIŞ

- Ipsos Tüketici Panelleri’ne üye 34 ilden 15.000 birey ile gerçekleştirilmiş.

- Araştırma 14 yaş üstü Türkiye nüfusunu temsil ediyor.

- Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı, sosyolog, gazeteci, yazar Can Kozanoğlu katkıda bulundu.

23 Haziran’da ‘kim her şey güzel olacak’çı, kim değil

EN BÜYÜK GRUP: YÜZDE 23.7’MİZ  ‘MEMNUN MUHAFAZAKÂR’

TÜRKİYE’nin en büyük grubu bu insanlardan oluşuyor.

En sevdikleri cümle şu: “Türkiye Ortadoğu’nun en güçlü ülkesidir.”

- Çoğu Doğu ve Güneydoğu, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde yaşıyor. Yaş dağılımı Türkiye’de neyse bu grupta da o.

- Hepsinin tuzu kuru değil ama Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik ve siyasi durumdan en memnun vatandaşlar bunlar.

2’NCİ BÜYÜK GRUP: YÜZDE 16.2’MİZ  ‘ÖZGÜRLÜKÇÜ MODERN’

* TÜRKİYE’nin ikinci büyük grubu bu. Çoğu kentli.

* Çoğu Marmara ve Akdeniz’de yaşıyor. Çoğu 14-25 yaş arasında.

* Sosyoekonomik statüleri yüksek eğitimli bireyler bunlar.

* Farklı etnik köken, siyasi eğilim, cinsel eğilimi olan kişilere hoşgörüyle yaklaşılması gerektiğini düşünüyorlar.

* Çevre duyarlılıkları yüksek, sosyal yaşamda oldukça aktifler.

3’ÜNCÜ GRUP: YÜZDE 14.2’MİZ ‘KAYGILI MODERN’

- ONLARIN en sevdiği değil ama en çok kullandıkları cümle şu: “Ne olacak bu memleketin hali...”

- Üçüncü büyük grubun çoğu Marmara ve Ege’de yaşıyor. Yaş ortalaması ortalamanın üzerinde... Aslında gelir düzeyleri, memnun muhafazakârlardan daha iyi. Daha yüksek eğitimliler. Tabii eğitim yükseldikçe ülkenin içinde bulunduğu durumu daha iyi kavrıyor. O nedenle Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik ve siyasi durumdan memnun değiller.

-Devletin Suriyelilere verdiği desteği onaylamıyorlar.

4’ÜNCÜ GRUP: YÜZDE 13’ÜMÜZ ‘YILGIN DEMOKRAT’

DİLLERİNDEN düşmeyen cümle şu: “Ülke elden gitti...”

- Daha çok Marmara ve Ege bölgelerinde yaşıyorlar.

- Orta yaş ve üzerindeler.

- Eğitimleri yüksek.

- Geçim zorluğu nedeniyle de hayatlarından memnun değiller.

- Gelecekten beklentileri düşük. Ülkenin ve ailesinin geleceği ile ilgili kaygıları var.

5’İNCİ GRUP: YÜZDE 11.3’ÜMÜZ ‘KOYU MUHAFAZAKÂR’

- İÇ Anadolu ve Doğu&Güneydoğu Anadolu’da ikamet eden, ortalama üzerinde bireylerden oluşmaktadır.

- Hanelerindeki nüfus sayısı, Türkiye ortalamasının üzerinde.

- Eğitim seviyeleri düşük.

- Dini inançları siyasi ve sosyal hayatlarındaki bütün tutumları etkiliyor.

6’NCI GRUP: YÜZDE 11.1’İMİZ ‘KAYITSIZ ŞİKÂYETÇİ’

- EĞİTİM düzeyi Türkiye ortalamasının altında...

- Yaşları daha çok 26-35 yaş aralığında...

- Çoğu düşük-orta sosyoekonomik statüde.

- Türkiye geneline kıyasla fazla bir sosyal yaşantıları yok.

- Ailelerinden çok arkadaşlarına zaman ayırmayı seviyorlar. Yani erkekleri mahalle kahvesinde vakit geçirmeyi tercih ediyor.

- Ama teknoloji merakları var ve bu nedenle borç harç olsa da elektronik cihazlarını sıklıkla değiştiriyorlar.

- Sosyal medyada vakit geçirmeyi seviyorlar.

7’NCİ GRUP: YÜZDE 10.3’ÜMÜZ ‘MAZBUT KANAATKÂR’

- DAHA çok kırsal yöre insanları. Karadeniz-Akdeniz bölgelerinde daha çoklar.

- Yaş ortalamaları 36’nın üzerinde.

- Düşük sosyoekonomik statüden insanlar.

- Az eğitimliler ve kalabalık hanelerde yaşıyorlar.

- Sosyal olarak daha çok ailesiyle vakit geçiren, yaşadığı mahalleyi ve hayatı seven, dini inançlarına bağlı bireyler.

SONUÇ 1: BU YELPAZE KİMSEYE ‘BEN ÇOĞUNLUĞUM EZERİM’ HAKKI VERMİYOR

BEN elime kalemi kâğıdı aldım baktım. Evirdim çevirdim.

Vallahi çok renkli bir ülke...

- Kimi “Her şey daha iyi olmalı” diyor.

- Kimi “Umudum yok ama daha iyi olmalı” diyor...

- Kimi daha emin “Her şey mutlaka daha iyi olacak” diyor...

- Kimi “Zaten en iyisi, daha ne iyi olacak” havasında...

Vardığım sonuç şu:

Her tür insan var, ama “Daha beter olsun” diyen yok...

Ama bu yelpaze kimseye “Arkadaş ayağını denk al, ben çoğunluğum, ezerim seni” deme hakkını vermiyor.

SONUÇ 2: BU TABLODAN KİM VE NE ÇIKAR

ALIN siz de kalemi elinize...Rakamları yazın alt alta... Toplayın, bölün, çarpın, çıkarın...

Bakın siz de aynı şeyi göreceksiniz... Bana göre bu Türkiye’den kuvvetler ayrımı prensibine bağlı, sınırsız gücü sınırlayıcı, harika bir denge anayasası çıkar...

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Yarın o haritada Ankara tuşuna basınca ne çıkacak

2019 yılında Lady Gaga’nın o harika caz konseri için Las Vegas’a gittim.

1. Dördüncü gidişimdi. Bugüne kadar bana kimse orada bir “Mob Museum” olduğunu söylememişti.

Yani bir “mafya müzesi”nin...

Bu müze 14 Şubat 2012 günü açılmış. Bina 1933 yılında yapılmış ve uzun yıllar Las Vegas posta bürosu ve mahkemesi olarak hizmet vermiş.



Yani Las Vegas mafyasının üyeleri bu binadaki mahkeme salonunda yargılanmış ve mahkûm olmuş.

Yazının Devamını Oku

Yanan Vaniköy Camisi ne zaman kime devredildi

Dünkü yazımda Vaniköy’de yanan cami ile ilgili bir gözlemimi aktarmış ve bir eleştiride bulunmuştum.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Bölge Müdürü Musa Akdeniz bir bilgi notu gönderdi.

Arkasından Kültür Bakanı Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan da aradı.

Her ikisi de ilginç bilgiler verdi.

Geçen pazar gününden beri kamuoyunun dikkatini çeken bu camiyle ilgili ilginç bilgilere yer verilmişti.

Bugün bu bilgileri sizinle paylaşmak istiyorum.

*

Bu cami 1671 yılında Bursa’da

Yazının Devamını Oku

Patlamayan şampanya patlayan bir gazoz ve...

Pazar günü Formula 1 final törenini izliyorum...

Lewis Hamilton bu yarışın İstanbul ayağını da kazanmış ve yarışma tarihine yeni bir rekor yazmış.

Bu yarışı, 7’nci defa kazanıp, Ferrari efsanesi Michael Schumacher’in rekorunu egale etmiş.

Yani Formula 1 tarihinde çok özel bir gün...

*

Bütün dünyanın gözü Türkiye’deki pistte yapılacak ödül töreninde...

Herkes Formula 1’in geleneksel şampanya patlatma seansını bekliyor.

Ama o ne?

Gazoz patlıyor...

Yazının Devamını Oku

Kozmik odadan çalıp açık kürsüden satmak

O günü hayatım boyunca unutmayacağım...

Bir bahane uydurularak Türk ordusunun en gizli kalması gereken bölümünün kapıları kırılarak içine girildi.

Girdikleri yer “Seferberlik Tetkik Kurulu Başkanlığı”ydı.

Orası neresi mi...

Ülkemiz işgale uğrarsa, vereceğimiz kurtuluş savaşında hangimizin nerede görev alacağını, hangi silahın nerede gömülü olduğunu, nasıl haberleşeceğimizi gösteren planlar ve isimler...

*

Hepsi tek tek çalındı.

Bir savaş halinde işgalci düşmana karşı vereceğimiz savaşın, yani beka savaşının bütün şifreleri, planları çalındı.

Ve kopyalandı...

Yazının Devamını Oku

Acil koduyla çağrılan bir 'balarısı haritası'

Son 72 saatte Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden gelen mesajları alt alta yazıyorum.

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştu ve dedi ki:

Önümüzdeki aylarda öngörülebilir, kolay erişilebilen yargı sistemi için adımlar atacağız...”

*

Bu cümlelerin ne anlama geldiğini ise iki gün sonra Adalet Bakanı Abdulhamit Gül açıkladı.

Bir kere daha benim şahsi zabıtlarıma geçmesi için en önemli maddelerini yazıyorum.

*

“Yargı, hiçbir kişi, kurum veya merciden emir, talimat, tavsiye, telkin almaz. Hiç kimse ve Adalet Bakanlığı da dahil olmak üzere hiçbir kurum yargı yetkisini kullanan mahkemelere vekâleten konuşamaz.”

*

Yazının Devamını Oku

Bir 'evet ama yetmez'cinin 18 aylık dolar kayıtları

Bundan 18 ay önce 31 Mayıs 2019 günü yazdığım yazının başlığı şuydu:

“Ben de tarihe ‘Yetmez ama evet’çi olarak mı geçeceğim...”

Cumhurbaşkanı Erdoğan bir gün önce Külliye’de “Adalet ve Yargı Reform Paketi”ni açıklamıştı...

Cumhurbaşkanı o gün Türkiye’ye ve bütün dünyaya şu mesajı vermişti:

“Olağanüstü hal hukuku dönemi kapanıyor...”

*

Cumhurbaşkanı o gün Adalet Reformu’nu “9 Amaç” başlığı altında toplamıştı.

Konuşmasında şu cümleleri dikkatle not almıştım.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 aşısını bulan ekibin üçüncü kişisini de tanıyalım

Türkiye 10 Kasım günü Atatürk’ü anarken, İngiltere’nin en önemli gazetelerinden The Times’ın kapağında da karıkoca bir Türk çiftin fotoğrafı vardı.

1) Özlem Türeci ve Uğur Şahin...

Bu iki isim, şu an dünyayı sarsan, ekonomileri durduran, milyonlarca insanın hayatına ve işine mal olan COVID-19 virüsüne karşı ilk etkili aşıyı bulan insanlardı...

Yani onlar antibiyotiği bulan Alexander Fleming kadar önemliydi.

O nedenle haklı olarak dünyanın önde gelen bütün medya kuruluşlarının manşetindeydiler...

2) DÜN NAVTEX İLAN EDİLİRKEN MANŞETTEKİ O ÜÇÜNCÜ KİŞİ

ANCAK bu buluşun üçüncü bir kişisi daha vardı ki, onu manşetlerde fazla görememiştik...

Bazılarımız yabancı televizyonlarda rastlamıştı ama bu üçlü arasındaki ilişkinin en renkli ve sembolik kısmını görememiştik.

Yazının Devamını Oku

Aşının ilk etkisi yaşayan millet üzerinde, ikincisi ise

Ne şu ne bu...

Ne şunun gidişi ne bunun gelişi...

Bugünün en büyük haberi COVID-19 virüsüne karşı yüzde 90 etkili aşının bulunması...

Buluşun arkasında bir Türk kadını ile bir Türk erkeğinin bulunması da milletçe bonusumuz...

Aşı bulundu ve herkes gözünü piyasalara, borsalara dikti...

Tabii ki yükseldi...

Ama bana göre hayata dönüşün ilk harika işareti başka yerden geldi....

Live Nation’dan...

Yazının Devamını Oku

İktidardaki şeytan mı daha tehlikeli, muhalefetteki mi

Farkında mısınız...

Amerikan başkanlık seçiminin ortaya koyduğu çok tuhaf bir durum var:

KAZANAN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla seçildi.

KAYBEDEN: ABD’de bugüne kadar bir başkan adayının aldığı en yüksek oyla kaybetti...

Terazinin bir tarafı daha ağır bastı...

Ama öteki tarafı da ağır bastı...

Gelin öyleyse bu tuhaf şeytan terazisinin iki tarafında ne vardı ona bakalım...

Seçim sonrası

Yazının Devamını Oku

Emine Hanım'dan Sezen'e Ajda'dan Tarkan'a en sevdiğimiz Timur şarkıları

Cumhurbaşkanımızın eşi Emine Erdoğan’ın mesajını da görünce, dünden beri şu sorunun cevabını arıyorum...

Son yıllarda adını çok az duyduğumuz Timur Selçuk nasıl oldu da, şu bölünmüş ülkede sağdan sola hepimize hayır duası okuttu?

İşçilerle 1 Mayıs şarkısını, ODTÜ öğrencileri ile Deniz Gezmiş’e ithaf edilen şarkıları söyleyen bir sanatçı, nasıl olur da Emine Erdoğan’ın gençliğinin de şarkıcısı olabilir?

Olabiliyormuş demek ki...

*

Bu ülkede pek çok insanın kafasında bir Timur Selçuk şarkısı vardır.


Yazının Devamını Oku

Önce 2 telefon geldi sonra da bu fotoğraf

Hani bir milletvekilinin Türkan Şoray için sarf ettiği o süfli cümleler vardı ya:

“Çamuriyetçi, HDPKK’cı, Amerikancı, İsrailci, emperyalist işbirlikçisi...”

Aynen böyle demişti...

*

Yazının çıktığı gün bir milletvekili aradı.

AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı’ydı...

O gün yazımı okuduktan sonra Türkan Hanım hakkında o sözleri söyleyen milletvekilini aramış ve bu sözleri tasvip etmediğini söylemiş.

Telefonda bana Türkan Hanım hakkında çok güzel şeyler söyledi.

“O mülakatı ben de okudum. Ben de sizin gibi düşünüyordum. Ülkesine, halkına derin sevgiyle bağlı büyük bir sanatçının ince duyarlılığını gördüm. Halkımız onu hem insanlığı hem de muhteşem oyunculuğu ile gönlüne yerleştirmiştir.”

Yazının Devamını Oku

48 saat boyunca uykusuz kalmama değen bir itiraf

İki gün boyunca uykusuz kaldım... Çünkü Amerikan seçimlerini izledim...

Bu 48 saat boyunca uykusuz kalmama değecek çok önemli bir anı canlı izleme imkânım oldu.

Popülist bir liderin itiraf anını... Size o anı anlatmak istiyorum.

*

Sandıklar kapanmadan önce, yani oylama devam ederken ABD Başkanı Trump kendi kampanyasını yürüten ekibin merkezini ziyaret etti.

Orada kampanya sırasında çalışan insanlara teşekkür etti...

Önce şu gözlemimi aktarayım.

Trump

Yazının Devamını Oku

O gece arka koltuktaki kadın nereye kayboldu

Anlatacağım gerçek olay aynen şöyle cereyan etti...

Taksi şoförü 20 yaşlarındaki kadın müşterisini aldığında hava kararmak üzereydi...

Yolcunun verdiği adrese geldiklerinde ise hava iyice kararmıştı...

Şoför taksimetreyi durdurup müşteriye döndüğünde şaşırıp kaldı...

Arka koltukta kimse yoktu...

Oysa kapının açılıp kapandığını duymamıştı...

Ayrıca o açmadan kapıların kilitleri açılmıyordu...

Şoför durumu bağlı olduğu şirkete bildirdi.

Yazının Devamını Oku

Ayda bebeği ve Elif bebeği kim kurtardı

Ki kurtardı, canlı yayında hepimiz seyrettik.

Önce Kadıköy Belediyesi’nin bir görevlisi... Bir kova taşıyıcısı, o sesi duydu...

Herkesi uyardı...

Sonra Tunceli  AFAD’dan bir görevli bebeğin yanına indi...

Büyük bir sevgiyle elini tuttu Ayda bebeğin...

Hemen yanında Manisa Belediyesi’nden bir görevli vardı...

Bir jandarma görevlisini gördük o arada...

Biraz ileride Bursa Belediyesi’nden bir başkası...

Yazının Devamını Oku

Gece saat 01:00... Bizim evde alt kattan gelen çığlık

Pazar akşamı evde hepimiz ağır bir günün gecesinde, içimizde İzmir hüznü odalarımıza çekilmişiz...

Saat 01.00 civarı...

Alt kattan aniden bir çığlık geliyor...

Koşuyoruz...

Torunum Zeynep, ağzında maskesi ile haykırıyor...

“Kurtuldu... Yaşasın İdil kurtuldu...”

Kendim kadar eminim... Aynı an, Türkiye’nin dört bir yanında evlerden aynı sevinç çığlıkları yükseliyordu...

*

Sonra sabah oldu...

Yazının Devamını Oku

Depremden bir hafta önce önüme gelen papyonlu adam

1948 yılının ekim ayında bir gün...

Tahminen 5 veya 6 Ekim günü...

İzmir’in Kordon Boyu’ndan geçen bir otomobil fotoğrafta gördüğünüz bu binanın önünde durur...

Şoförün yanındaki kapı açılır, yuvarlak gözlüklü, papyonlu ve ince yapılı bir adam iner...

Biraz sonra binanın önünde kendisini karşılayanlarla birlikte bu pozu verecektir...

Bu fotoğraf karesi 72 yıl arşivlerde kaldıktan sonra bu yıl eylül ayında yayınlanan bir kitapta gün yüzüne çıkacaktır.

Kadere bakın ki, bu kitap, İzmir’de cuma günü yaşanan depremden bir hafta önce

Yazının Devamını Oku