GeriErtuğrul ÖZKÖK 23 Haziran sonrasında dindarlık ne durumda Atatürkçülük ne oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

23 Haziran sonrasında dindarlık ne durumda Atatürkçülük ne oldu

SONUÇ 1 : Önümde Optimar şirketinin 23 Haziran İstanbul seçimi sonrasında yaptığı ilk anketin sonuçları duruyor.

13-15 Temmuz 2019 tarihleri arasında, 26 ilde yapılmış.

Her zaman olduğu gibi anketin siyasi tercih sonuçlarına değinmiyorum.

Ama “Türkiye’de yükselen değerlerin” ne olduğunu anlatan bölümünü aktaracağım.

SORU: “Siyasal kimlik olarak kendinizi nasıl tanımlarsınız?”

*

İşte cevaplar:

(1) Atatürkçü: Yüzde 25.2

(2) Milliyetçi: Yüzde 22.1

(3) Demokrat: Yüzde 11.3

(4) Muhafazakâr: Yüzde 9.7

(5) Dindar: Yüzde 7.8

(6) İslamcı: Yüzde. 4.5

*

Bu rakamların ortaya koyduğu gerçek şudur:

23 Haziran sonrası Türkiye’de yükselen ilk 3 ana değer “Atatürkçülük”, “milliyetçilik” ve “demokratlık”tır.

*

2010’lu yılların başında, bir sosyolog olarak görüşümü şöyle yazmıştım:

“Türkiye’de İslami anlamda bir muhafazakârlığın geleceği yoktur.”

Buyurun kararı siz verin.

SONUÇ 2: TÜRKİYE’NİN EN ÖNEMLİ OLAYI NE

Optimar anketinin bir başka sonucu da şu:

SORU: “Sizce bugün Türkiye’nin en önemli olayı nedir?”

Şimdi dikkat edin...

Bu soru, Türkiye tarihinin en kanlı darbe girişiminin yapıldığı 15 Temmuz’un üçüncü yıldönümünde soruluyor.

*

Yani kamuoyu, o konuda oluşturulan çok yaygın bir kampanyanın etkisinde.

İnsanların cep telefonlarında, 15 Temmuz akşamı yapılacak mitinge davet mesajları dolu... İşte böyle bir günde bu soruya verilen cevaplar şunlar:

Yüzde 51.8: İstanbul seçimleri.

Yüzde 34.3: Türkiye ile ABD arasında yaşanan S-400 krizi.

Yüzde 5.9: G-20 Zirvesi.

Yüzde 2.6: Ali Babacan’ın AKP’den istifası.

*

SONUÇ: Demek ki İstanbul seçimleri bütün Türkiye’nin en önemli meselesi haline gelmiş.

Bu da seçimi tekrarlatmanın nasıl büyük bir taktik hata olduğunu açıkça gösteriyor.

SONUÇ 3: ANAYASA MAHKEMESİ’NE NE KADAR GÜVENİLİYOR

Anayasa Mahkemesi aldığı son kararla iktidar yanlısı çevrelerin en büyük hedefi haline geldi.

Peki Anayasa Mahkemesi halkın güvendiği kurumlardan biri mi?

*

SORU: “Türkiye’de en güvendiğiniz kurum aşağıdakilerden hangisidir?”

(1) Cumhurbaşkanlığı: Yüzde 20.4

(2) Emniyet: Yüzde 8.6

(3) Anayasa Mahkemesi. Yüzde 8.1

*

SONUÇ 1: Devletin en güvenilen kurumu Cumhurbaşkanlığı.

SONUÇ 2: Anayasa Mahkemesi devletin en çok güvenilen üç kurumundan biri.

SONUÇ 3: Ama devletin bütün kurumlarına olan güven neredeyse tarihindeki en dip noktasına inmiş durumda.

*

Bence özellikle bu üçüncü sonuç üzerinde dikkatle durmanın zamanı geldi. Devlet, halkın gözünde yeniden itibarını yükseltmek zorunda.

23 Haziran sonrasında dindarlık ne durumda Atatürkçülük ne oldu

MÜZİK ŞİRKETLERİ HER 24 SAATTE NE KAZANIYOR

Sony Müzik şirketi dün sabah itibariyle bu yılın ikinci çeyrek rakamlarını açıkladı. Rakamları görünce gözlerim fal taşı gibi açıldı.

Şimdi gelin şu rakamlara birlikte bakalım.

Sony’nin haziran ayı itibariyle son 3 ayda streaming müzik platformlarından, yani Spotify, Apple Music, Deezer, Fizzy gibi kanallardan elde ettiği gelir, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26.5 artarak 605 milyon dolara yükselmiş.

Bu hesapla, her 24 saatte bir Sony’nin kasasına streaming müzikten giren para 6.7 milyon dolar.

Sony’nin ilk 6 ay içinde bütün müzik satışlarından kasasına giren para 1.97 milyar dolar oldu. Bunun 1.11 milyar doları streaming müzikten geldi.

Ya dünyanın en büyük müzik şirketi Universal’ın durumu ne?

Onun ikinci çeyrek rakamları henüz açıklanmadı. Ama şunu biliyoruz. Onun kasasına streaming müzikten her 24 saatte 10.4 milyon dolar para akıyor.

Ve gelelim başlıktaki soruya:

Dünyadaki müzik şirketlerinin kasasına streaming müzikten her 24 saatte bir 20 milyon dolar para giriyor.

Bunu çarpın 360’la... Streaming platformları her yıl müzik şirketlerinin kasasına 7.2 milyar dolar koyuyor.

Bundan 5 yıl önce batma noktasına gelen Universal Music şirketinin bugün 50 milyar dolar değere yükselmesinin sırrı işte burada.

23 Haziran sonrasında dindarlık ne durumda Atatürkçülük ne oldu

TÜRK EMNİYETİ BİR KİTAP YAYINLARSA KİMLERE YAZDIRIR

İstanbul Emniyet Müdürlüğü kuruluşunun 174’üncü yılı dolayısıyla bir kitap yayınladı. Kitabın kapağında şu ifade var: “174 yıldır biz Türkiye’nin emniyetiyiz...”

Hazırlanan kitaba baktım...

Kitap Atatürk’ün şu harika cümlesi ile açılıyor: “Herkesin polisi kendi vicdanıdır, fakat polis vicdanı olmayanların karşısındadır.”

Onun arkasından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözleri var. Sonra kimlerden yazı istediklerine baktım.

Gerçekten “Bütün Türkiye’nin Emniyeti” ruhu ve arzusuyla hazırlanmış.

Kıvanç Tatlıtuğ’u da var Mazhar Alanson’u da...

Hülya Koçyiğit’i de var, Haluk Bilginer’i de...

Hakan Çelik’i de var Uğur Dündar’ı da...

Orhan Gencebay’ı da var, Candan Erçetin’i de...

Lucescu bile yazmış...Benden de bir yazı istediler... Türk Emniyeti için yazdığım yazıyı önümüzdeki günlerde köşemden yayınlayacağım.

X

Sadece o gitmedi o da birlikte gitti

Evet İsrail’de 12 yıllık Netanyahu başbakanlığı dönemi sona erdi.

Ortadoğu’nun en tehlikeli “popülisti” iktidar koltuğunu kaybetti...

Yerine bir koalisyon geldi...

Hem İsrail “Oh” dedi...

Hem dünya...

Gelin olanları alt alta yazalım ve biraz geri çekilip bakalım:

İsrail halkı ve parlamentosu, Netanyahu’nun “Ben gidersem İsrail batar” şantajına kulak asmadı.

İsrail halkı ve parlamentosu,

Yazının Devamını Oku

Son fotoğraf ve ibretlik bir ‘Yeni Türkiye’ hikâyesi

15 Temmuz 2016 gecesi, saat 22.14’te internet siteleri küçük bir haber geçti.

Eski milletvekili Nevzat Yalçıntaş Çatalca İlyas Çokay Devlet Hastanesi’nde ölmüştü.

83 yaşındaydı ve ölüm nedeni kalp kriziydi...

*

Prof. Yalçıntaş, eğitimini Fransa ve İngiltere’de yapmış, parlak bir öğretim üyesiydi.

TRT’nin eski genel müdürlerinden biriydi.

İki dönem milletvekilliği yapmıştı.

Muhafazakâr kesimin en demokrat insanlarından biriydi...

İktisat fakültesinde eski Cumhurbaşkanı

Yazının Devamını Oku

Kâinatın en büyük sırrının fotoğrafını kim, nasıl çekti

Dün Kuzey yarıküre çok ilginç bir güneş tutulması izledi.

Birçok yerden, “Halkalı tutulma” denen bu olayı gösteren harika fotoğraflar geldi.

Bana göre en güzeli de manşete koyduğum bu fotoğraf oldu...

Halkalı tutulma gözümüzü yine uzaya çevirdi.

Bundan istifade ederek ben de son yıllarda size kâinatla ilgili en ilginç olaylardan birini anlatayım.

12 Nisan 2019 günkü yazımda, insanoğlunun yıllardır konuştuğu “karadelik” denilen “şey”in fotoğrafının çekilmesinin hikâyesini yazmıştım.

Karadelik için, “öteki dünyanın kapısı” da diyebiliriz.

Kâinatın en az bilinen boşluklarıdır karadelikler.

Yazının Devamını Oku

Yarın Roma'da sahaya ilk defa Z kuşağı çıkıyor

Türkiye Milli Takımı yarın Roma’da İtalya’nın karşısına çıkıyor.

Geçen yıl yapılamayan Avrupa Futbol Şampiyonası bu maçla başlıyor.

Hürriyet Avrupa baskısı bugün şampiyona için hazırladığı 28 sayfalık güzel bir ek veriyor.

O ek için benden de bir yazı istediler.

O yazıyı hazırlarken farkına vardım şimdi yazacaklarımın.

Yarın sahaya belki de tarihimizin en genç milli takımı ile çıkacağız.

Gelin şu rakamlara bakalım.

*

Takımızın yaş ortalaması 25 ve şampiyonaya katılan 24 takım arasında en genci...

Yazının Devamını Oku

Biz Türkler nikâh şekerini Lükres Borjiya'nın kına gecesinde mi öğrendik

Dün Hürriyet ve New York Times’ın manşetinde benzer bir haber vardı. Pandemi sırasında yasaklanan düğünlerin yeniden başlaması.

Hürriyet’in haberine göre Türkiye’de bu yıl düğün patlaması yaşanacakmış.

Normal yıllarda 500 bin olan düğün sayısının bu yıl 750 bine çıkması bekleniyormuş.

New York Times’ın haberine göre de İtalya da 17 Mayıs’tan itibaren düğünleri serbest bırakmış.

Düğünlerin serbest bırakılması bu iki ülkenin iki şehrinde özel bir sevince yol açtı.

Türkiye’de İzmir...

Çünkü İzmir gelinlik üretiminde belki de dünyanın en büyük şehri...

Sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın gelinlik ve damatlık kıyafetleri oradan gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Özel telefon, Whatsapp mesajı yayınlayan, yayan fena yandı

O meşum 3 Temmuz gününü hayatım boyunca unutmayacağım.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın evinden alınıp götürülüşü hâlâ gözümün önünde...

Saracoğlu Stadı’nda FETÖ’cü polislerin provokasyonunu hiç unutmayacağım... Orada yediğim biber gazı hâlâ genzimde...

*

Neler yaptılar bu kulübe...

Sırf Atatürkçü diye... Sırf herkes FETÖ yalakalığı yaparken onlar yapmadı diye...


Yazının Devamını Oku

Erdoğan, Biden'a fesli bir boksörü anlatacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’la yapacağı görüşmenin tarihi kesinleşti.

Önceki gün aldığım bir bilgiye göre Erdoğan bu görüşmede ABD Başkanı’na bir boksörden söz edecek.

Bir de kitap hediye edecek.

Kitabın adı da şu: “A Golden Heart Mitten...”

Yani “Altın Kalpli Eldiven...”

*

Önceki gün AKP’li bir başkanla ringe çıktım.

Beyoğlu’nun göbeğine kurulmuş bir ringin kenarındaki halatları kaldırıp birlikte içine girdik ve bu fotoğrafı çektirdik.

Ringe çıkma daveti Beyoğlu Belediye Başkanı

Yazının Devamını Oku

Spor yazarları artık maç sonu kültürünü köklüce değiştirmeli

Osaka, aldığı ceza sonrasında Fransa Açık’tan çekilirken, Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

Bu hafta başında spor dünyasını çok yakından etkileyen çok önemli bir tartışma başladı... Tartışmayı başlatan kadın bir sporcuydu ve şu anda spor medyasında toz duman. Olay şu:

KADIN SPORCU MAÇ SONU TOPLANTISINI REDDEDİNCE

Paris'te yapılan Fransa Açık Tenis turnuvasında Naomi Osaka maç sonunda yapması gereken basın toplantısına çıkmayı reddetti... Böylece tenis tarihinde bir ilke imza attı. Nedenini de şöyle açıkladı: “Bu basın toplantılarında sorulan negatif ve öfkeli sorular psikolojimi bozuyor ve benim mücadele azmimi kırıyor...”

KIZGIN ORGANİZATÖRLER PARA CEZASI VERDİ, İHRAÇLA TEHDİT ETTİ

Tabii organizatörler Naomi Osaka’ya hemen 15 bin dolar para cezası verdiler. Onunla da kalmadılar, turnuvadan ihraç edebileceklerini ve disiplin soruşturması başlatılabileceklerini ifade ettiler.

Naomi Osaka da ceza almasından 1 gün sonra turnuvadan çekildiğini açıkladı. Spor dünyasında büyük bir tartışma başladı ve çok sayıda sporcu Naomi Osaka’ya destek verdi. Kadın tenisçinin kararı, aynı zamanda bütün dünyada ‘sporcuların mental sağlığı’ konusunu da tartışmaya açtı.

BAZI GAZETECİLER SORU SORMUYOR KENDİNİ GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR

Yazının Devamını Oku

İstanbul’un gayriresmi VIP açılışının yıldızları

Bana göre İstanbul pandemi sonrası açılışını önceki gün yaptı.

İlk açılış “Perakende Günleri” toplantısıydı.

Toplantı sonunda, “Perakende Güneşi Ödülleri” verildi.

Birincisi pandemi sırasında başarılı olan şirketler ödüllendirildi.

Bir de “Yirminci Yıl Özel Ödülü” vardı.

Buna “Ödüllerin Ödülü” deniyordu....

Perakende sektörünü temsil eden 15 dernek ve iki ana sponsordan oluşan büyük jüri belirledi.

Ödülü Mudo mağazalarının kurucusu Mustafa Taviloğlu’na verdiler.

Ve onu, kendisinin yıllar önce söylediği şu cümleyle tanıttılar:

Yazının Devamını Oku

Bu fotoğraf bana niye Cem Karaca'yı hatırlattı

Bu fotoğraf cep telefonuma geçen pazar günü, Porto şehrinde nehir kenarında dolaşırken saat 14.03’te geldi.

Gönderen Ahmet Özal’dı...

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı İstanbul’daki evinde ziyareti sırasında çekilmişti.

Hemen söyleyeyim...

Tarihi bir fotoğraftır bu...

Büyük bir barışın fotoğrafı...

Cumhuriyet’i kuran partinin, Cumhuriyet’in liberal devrimini yapan insanı ile vefa buluşmasıdır...

Yeni CHP’nin temellerini atan bir karedir...

Yazının Devamını Oku

Nöbetçi genel yayın yönetmeninin manşeti

Her eski genel yayın yönetmeninin içinde mutlaka bir “nöbetçi genel yayın yönetmeni” vardır.

Benim gibi artık ne ruhen, ne de fiziken öyle bir beklentisi kalmamış eski genel yayın yönetmeninin de içinde vardır o nöbetçi...

Öyle bir gün gelir ki...

“Keşke bu gazeteyi bugün ben yapsaydım” derdi...

Veya benim gibi onu demez de şunu yapar.

İçindeki gazeteyi içinden yapar...

Pazar gecesi öyle bir geceydi işte...

İçimdeki nöbetçi, o gece kendi gazetesini yaptı...

Yaptı da ne yaptı...

Yazının Devamını Oku

O statta sadece final oynanmadı, futbolun geleceği değişti 

Futbolun geleceği adına önemli ipuçlarına tanık olduk.

Bu maç Avrupa’nın seyircili futbola dönüşüydü. 16 bin taraftar sahada 60 binlik bir atmosfer yarattı. Şurası kesin; seyircisiz bir maç baharatsız bir yemek gibiydi. Futbol önceki gece aromasını ve baharatına kavuştu. Stattaki seyirci yerleşiminde sosyal mesafe ve hijyen şartlarına uygun bir oturum planlaması yapıldı. Ama daha maç başlamadan önce bütün sosyal mesafe kuralları bir yana bırakıldı. Maskeler tamamen atıldı.

Önceki gece her futbolsevere nasip olmayacak bir olayı yaşadım.

Tabii ki bu bir UEFA Şampiyonlar Ligi finaliydi. Tabii ki o maçı seyretmek bir şanstı.

Ancak bir sosyolog olarak benim için en az onun kadar güzel bir fırsat daha vardı.

Bütün dünyada 1.5 yıllık aradan sonra seyircili ilk futbol finalini seyredecektim.

Gerçekten çok zengin gözlemlerle dolu bir gece geçirdim.

Cumartesi gecesi Porto’nun Drago Stadı’nda sadece bir UEFA finali oynanmadı.

Futbolun geleceği açısından çok başka şeyler de oldu.

Yazının Devamını Oku

Bir milyon kişi beni karıma şikâyet etti

Geçen hafta “Hergele eşek” başlıklı bir yazı yazmıştım.

Twitter’da TT olmuştu.

Bu defa 10 saniyelik yarım kalmış bir cümle ile yine TT oldum.

Üstelik bu defa bir gece ve bir gün TT kaldım...

*

Olay perşembe akşamı bir arkadaşımdan gelen telefonla başladı:

“Sen gerçekten Tayyip Erdoğan büyük lider mi dedin?”

“Evet” dedim...

Şaşırdı... Herhalde

Yazının Devamını Oku

Bu bir final değil, seyircili sezonun açılışı

İngilizler dün itibariyla Avrupa’da duvarları yıktı ve pandemi sonrası futbol dönemini açtı.

İstanbul’dan neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilen final maçına içim buruk geldim. Ama iyi ki gelmişim. İnsanlar saha içindeki futbola susamış. Ama sokaklardaki heyecanına da susamış. Ve bilin ki sahaya dönen seyirci aynı seyirci olmayacak. Daha mı iyi olur daha mı kötü bilmiyorum ama, daha agresif bir seyirci görürsek kimse şaşırmasın.

Dün UEFA Şampiyonlar Ligi final maçı için Portekiz’in Porto şehrindeydim. Aslında İstanbul’da seyredeceğimiz bir final bizden neredeyse çalınarak Porto’ya ikram edilmişti. O nedenle biraz içim buruk geldim buraya. Ama iyi ki gelmişim... Maçın sahadaki ayrıntılarını yarın yazacağım. Bugün saha dışını yazayım.

MAÇA CHELSEA KULÜBÜ BiLETiYLE GiREBiLDiM

Portekiz’e gelişim kolay olmadı. Bilet bulmak hiç kolay değildi. Çünkü stada 16 bin 500 kişi alınacaktı. Son anda maça gitmekten vazgeçen bir Chelsea Kulübü üyesi arkadaşım sayesinde bilet bulabildim.

OTEL FiYATLARI FÜZE GiBi FIRLAMIŞ

İkincisi Portekiz’e giriş koşulları. Kimi, “karantina var” diyordu, kimi “Yok” diyordu. Ama hemen herkese göre Portekiz’e girmek için bir davet lazımdı. Onları da hallettik... Ama en zoru otel bulmaktı... Epeydir kapalı olan oteller, restoranlar sanki bir yılın parasını bir günde çıkarmak ister gibiydi. Sadece 3 metrekare otel odasının fiyatı 600 Euro’dan başlıyordu.

BEŞ UÇAK iNiNCE COViD DUVARI YIKILDI

Yazının Devamını Oku

Erdoğan telefonu kaldırıyor ve karşısında Beşar Esad var

Bugün size 2007 yılında bir gece, Türkiye Başbakanı’nın odasında yaşanan öyle bir olayı anlatacağım ki...

Şaşırıp kalacaksınız...

Ama önce dün dikkatimi çeken bir gelişme ile başlayayım.

*

Dün beni en şaşırtan haber İsrail’den geldi...



Yazının Devamını Oku

Biz 27 Mayıs'ı anarken hayırlı bir darbe oldu

Dün 27 Mayıs askeri darbesinin 61’inci yıl dönümüydü.

Türkiye’nin çeşitli yerlerinde toplantılar yapılıyordu.

En sembolik olan ise tabii ki, yargılamaların yapıldığı Yassıada’daydı.

Olay oradan Türkiye’yi sarsan YouTube videolarına geliyordu.

İşte tam o saatlerde dünyada herkesi şaşırtan bir başka darbe yaşandı.

Bir şirket içi darbe...

Ama darbe yapılan yer öyle bir şirketti ve darbeyi yapanlar da öyle kişilerdi ki...

Dünya ekonomisinde yeni bir çağ başlıyordu.

Yazının Devamını Oku