15 milyarlık mucizeyi yazan 35 üniversiteden 100 genç

“URFA’da Oxford vardı da biz mi gitmedik...”

Türk günlük diline atasözü gibi yerleşmiş bu sözün kaynağı tartışmalı...

Bizler sözün sahibinin İbrahim Tatlıses olduğunu sanırdık ama Gani Müjde, “O sözü ilk defa ben Uğur Yücel için yazdığım bir skeçte kullandım” diyor...

15 milyarlık mucizeyi yazan 35 üniversiteden 100 genç

İşte o Urfa’ya Oxford gelmedi ama o Urfa’dan Silikon Vadisi’ni sarsacak müthiş bir hikâye çıktı.

Hem de 1.8 milyar dolarlık bir hikâye... Yani 15 milyar Türk Lirası’na yakın bir başarı hikâyesi...

*

Konu şu:

Dünyanın en büyük mobil oyun şirketi Zynga, bir Türk oyun şirketini 1.8 milyar dolara satın aldı.

Bu, giderek büyüyen dünya oyun tarihinde çok önemli gelişmelerden biriydi.

Tabii ki bizi asıl ilgilendiren Peak adlı Türk şirketinin hikâyesiydi.

Neydi bu şirket? Kim kurmuştu? Kimler vardı bu başarının arkasında...

*

Bayanlar baylar, şimdi size, son 48 saattir, dünyadaki ekonomi medyasının gündemine oturan büyük bir başarı hikâyesini ve onun arkasındaki genç patronu ve yanındaki 100 genç insanı anlatacağım.

Koltuğunuza oturun ve beni izlemeye başlayın.

URFA
ÖĞRETMEN ANNE MÜHENDİS BABA

15 milyarlık mucizeyi yazan 35 üniversiteden 100 genç

ÖNCE kurucu babaya bakalım... Bu Türk şirketinin arkasında bir Türk genci var. Adı Sidar Şahin

Google’a girip ararsanız, üç-beş fotoğrafından başka fazla bilgi yok.

Nerede, hangi tarihte doğduğu hakkında bir bilgi bulamadım.

Ailesi hakkında bilinenler az...

Peak’in sözcüsü durumunda olan Strateji Direktörü Ömer İnönü ile konuşup bazı genel bilgiler alabildim.

Bütün dünyayı şaşırtan Sidar Şahin Urfa’da doğdu.

Annesi öğretmen, babası mühendis... “Acaba GAP mühendisi miydi” diye düşündüm onun da cevabını bulamadım.

İlkokulu Urfa’da okuduktan sonra İstanbul’a taşındılar.

SIR
NEDEN YAŞ GÜNÜNÜ BİLE SÖYLEMİYOR

İNANMAYACAKSINIZ ama yakın çalışma arkadaşları bile hangi tarihte hangi gün doğduğunu bilmiyor.

Sadece “Bu yıl 40 yaşımda oldum” deyince 1980 doğumlu olduğunu çıkarabilmişler.

Ancak hangi gün doğduğu hakkında onlar da ya bilmiyor ya da bilgi vermiyor.

Neden diye sorunca da şu cevabı alıyorsunuz:

“İki nedeni var. Bu bir takım oyunu, dolayısıyla kendisinin ön plana çıkarılmasını istemiyor. İkincisi ise doğum günü kutlamayı pek sevmiyor.”

EĞİTİM
MARK ZUCKERBERG GİBİ O DA ‘DROP OUT’

SİDAR Şahin’in bundan sonraki hayatı, dijital devrimin Amerika’daki devlerini kuranlarınkine benziyor.

Mesela Mark Zuckerberg gibi o da “drop out”, yani üniversiteden ayrılmış.

Aradaki fark şu: Zuckerberg Harvard’ı “sophomore” yani ikinci yılında terk etmiş. Sidar ise Boğaziçi Üniversitesi’ni birinci yıldan sonra bırakmış.

15 milyarlık mucizeyi yazan 35 üniversiteden 100 genç

MESAJ
BU ÜLKEDE DOĞMUŞ OKUMUŞUZ, BİZ YAPABİLDİYSEK HERKES YAPABİLİR

ÖMER İnönü bu başarıyı şöyle özetliyor: “Rakam tabii ki çok önemli ama bizim için en önemli yanı bunun bütün Türkiye’ye bir çağrı olması.

Bu çağrı da şudur: Bizim Türkiye’deki öteki insanlardan hiç farkımız yok. Eğer biz yapabildiysek herkes yapabilir.

Bu ülkede doğmuş bu ülkede eğitim almış, büyümüş, bu ülkenin gençleriyiz. Bizim öteki insanlardan değişik bir özelliğimiz yok. Biz yapabilirsek hepiniz yapabilirsiniz. Bunu bütün Türkiye’ye haykırmak istiyorduk. Bu da bunu haykırmak için bir vesile oldu.”

15 milyarlık mucizeyi yazan 35 üniversiteden 100 genç

ROL MODELİ
SATIŞTA ÇOK SEVİMLİ BİR CANAVARIN OYNADIĞI ROL

ZYNGA’ya satışın yapısı şöyle:

Şirketin tamamı Zynga’ya satıldı.

Bunun yüzde 50’si para olarak ödendi.

Geriye kalan ise Zynga’dan hisse olarak alındı. Böylece Zynga, Peak’in sahibi olurken, Peak de Zynga’nın en büyük hissedarlarından biri oldu.

Ömer İnönü’ye “Bu model Pixar’ın, Disney grubuna satışına benziyor” dediğimde şu cevabı aldım:

“Çok haklısınız. Pixar bizim en hayranlık ve merakla izlediğimiz şirketlerden biri. Bizim için de iyi bir rol modeli oldu.”

Bu satışta Pixar’ın sevimli canavarı James B. Sullivan’ın da katkısı olmuş demek ki...

Böylece Türkiye dijital pazarda program üreten ülkeler arasına girdi.

Ayrıca İstanbul dünyanın en büyük oyun programı üreten merkezleri arasına girdi.

VİZYON
DEADPOOL’UN AKTÖRÜ İLE TAM HEDEFE VURUŞ

PEAK’in kurucusu Sidar Şahin, “Ben öyle dâhi bir vizyoner değilim” deyip, hep takımı ön plana çıkarıyor.

Şurası kesin ki, hem kendisi vizyoner, hem takımı... İşte size küçük bir örnek.

15 milyarlık mucizeyi yazan 35 üniversiteden 100 genç

Peak 2018 yılında çok iddialı bir iş yaptı.

Hollywood’un yükselen bir yıldızı ile anlaştı.

Anlaştığı yıldızın seçimi ise bana göre tam gününe uygun bir vizyonla yapıldı.

O günlerde Marvel ve DC Comics hayranı gençlerin gözündeki en parlak film olan “Deadpool”un oyuncusu Ryan Reynolds’la anlaşarak onu “Toy Blast” ve “Toon Blast” oyunlarının tanıtımında kullandı.

Tam hedefe vuruştu yani.

Bunun için dünyanın en büyük reklam şirketlerinden TBWA ile çalıştı.

Çekimleri tanınmış yönetmen Tom Kuntz yaptı. Kampanya çok başarılı oldu.

KURULUŞ
BİR ATARİ ÇOCUĞUNUN İSTANBUL MODA’DAKİ APARTMAN DAİRESİ

Kurduğu ilk şirket çalışma hayatına 2000 yılında, İstanbul’un Moda semtinde bir apartman dairesinde başladı.

Bütün personel kurucu dahil 3 kişiydi. İşte orada başlayan şirket adım adım büyüdü.

İlk oyun şirketi Funpac’ı 2003 yılında kurdu. Bu şirketin ürettiği oyunlar 30 ülkede 20’den çok telefon operatörü üzerinden kullanıcıya ulaştı.

Sonra İzlesene.com’u kurdu.

O dönem Türk internet pazarının en değerli şirketi haline geldi. O dönemde trafiği YouTube’u geçti.

Türkiye’nin en büyük e-ticaret platformlarından biri olan Trendyol’un da kurucuları arasında.

Üçüncü girişimi olan Gamegarden’ı Doğan Grubu satın aldı.

Önceki gün 1.8 milyar dolara satılan Peak’ı ise 2010 yılında kurdu.

Yaptığım araştırmaya göre ilk kurucular arasında bilgisayar oyunlarıyla ilgili tek kişi oydu. Tipik bir atari dönemi çocuğuydu. Ama oyun kavramının mobil telefon uygulamasına geçeceğini en erken fark eden de oydu.

TAKIM 1
YAŞ ORTALAMASI 29 VE ORADA ŞORTLA ÇALIŞMAK DA SERBEST

PEAK’in şimdiki merkezi İstanbul’un Avrupa yakasında.

Şirkette 100 kişi çalışıyor.

Yaş ortalaması 29.

Çalışma saatlerini her ekip kendine göre ayarlıyor. Ancak çoğunlukla sabah 9-10 arasında işe başlanıyor.

Şirketin bir “dress code”u yani kılık kıyafet düzenlemesi yok. İsteyen şortla gelip çalışabiliyor.

Korona sırasında evden çalıştılar. Ömer İnönü, “Ama burada arkadaş temasını arıyoruz” diyor.

Evden çalışma sırasında program yazılım işi hiç aksamadan devam etmiş. 

TAKIM 2
IVY LEAGUE DEĞİL, ANADOLU’NUN 35 ÜNİVERSİTESİNDEN 100 GENÇ

AMERİKA’nın önde gelen ve mezunları en çok aranan okulları Harvard, Princeton, Columbia, Cornell, Brown gibi üniversiteler.

Silikon Vadisi’nin dâhileri ve onların şirketlerinde çalışan gençler daha çok bu üniversitelerden.

Peki Peak’in 100 çalışanı nereden?

Ömer İnönü övünerek, “Türkiye’nin çeşitli yerlerinden 35 farklı üniversiteden arkadaşımız çalışıyor” diyor.

TAKIM 3
BU BAŞARIYA İMZA ATANLARIN MEZUN OLDUĞU 35 ÜNİVERSİTE

Anadolu Üniversitesi
Ayvansaray Üniversitesi
Bahçeşehir Üniversitesi
Beykent Üniversitesi
Bilgi Üniversitesi
Bilkent Üniversitesi
Boğaziçi Üniversitesi
Dokuz Eylül Üniversitesi
Dumlupınar Üniversitesi
Erciyes Üniversitesi
Fatih Üniversitesi
Galatasaray Üniversitesi
Gazi Üniversitesi
Hacettepe Üniversitesi
Işık Üniversitesi
İstanbul Bilgi Üniversitesi
İstanbul Teknik Üniversitesi
Kadir Has Üniversitesi
Koç Üniversitesi
Kocaeli Üniversitesi
Maltepe Üniversitesi
Marmara Üniversitesi
MEF Üniversitesi
Mersin Üniversitesi
Mimar Sinan Üniversitesi
Okan Üniversitesi
Orta Doğu Teknik Üniversitesi
Özyeğin Üniversitesi
Sabancı Üniversitesi
Selçuk Üniversitesi
TED Üniversitesi
Trakya Üniversitesi
Uludağ Üniversitesi
Yakın Doğu Üniversitesi
Yıldız Teknik Üniversitesi

ASIL BASARI
PROGRAMLARIN HEPSİ TÜRKİYE’DE YAZILDI

ÖMER İnönü’ye kafamdaki en önemli sorulardan birini de sordum.

Bu oyunların programları nerede yazıldı?

Hindistan mı, Rusya mı, Polonya mı... Çok şaşırtıcı bir cevap aldım:

“Programların hepsi, tamamı Türkiye’de yazıldı.”

Çalışan personel arasında hiç yabancı yok mu?

“Var ama sayıları 3-4 kişiyi geçmiyor...”

KATKIDA BULUNANLAR

Sayfa Editörü: Firuzan Demir
Foto Editörü: Umut Veis
Düzeltmen: Metin Usta
Tasarım ve Uygulama: Selma Songül Zengin

X

Cübbeli: Biri bana beleş bilet verirse ben de Mars'a giderim

1) Bu hafta sonu en büyük eğlencem Cübbeli Ahmet’in Mars “parodisiydi”...

Vallahi dinlerken yıkıldım...

Bir kere daha söylüyorum...

Cem Yılmaz pandemi dolayısıyla çekilince, stand-up sahnesi Cübbeli Ahmet Hoca’ya kaldı...

Yani kavuk ona geçti...

Allah için o da acayip bir performans sergiliyor...

Geçen hafta iki gelişme oldu.

Geçen perşembe akşamı NASA Mars’a

Yazının Devamını Oku

Girit formülü ile yeniden 'takıma dönüş' fotoğrafı

Biliyorsunuz artık iyi bir “Savunma Bakanlığı internet sitesi” uzmanıyım.

En iyi okuduğum şey de bakanlık sitesine konan fotoğraflar...

Bu etkileyici fotoğrafı da dün Savunma Bakanlığı’nın web sitesinde gördüm.

*

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın makamını ilk defa bu kadar geniş bir kadrajla görüyoruz.

Fotoğrafta bakanın sağında Türk bayrağı, solunda ise NATO bayrağı görünüyor.

Arkada ise bir Atatürk portresi var.

Zaten sitenin sayfası da sol üste bir Atatürk fotoğrafı ile açılıyor.

Yazının Devamını Oku

'82'ncimiz gibi' bir şehir hakkında bilmediklerimiz

Türkiye’nin 81 vilayeti var...

Bir de “82’nci gibi” olanı...

Bir Türkiye şehri değil, ama bir Türk şehri gibi olmaya doğru hızla gidiyor.

Burası Suriye sınırları içindeki Afrin...

Bilmiyordum, meğer Türkiye bir süre önce bazı yabancı gazetecileri Suriye içinde Türk ordusunun kontrolündeki Afrin’e götürmüş.

Giden gazetecilerden ilk yazı dün New York Times’ta yayınlandı.

Bu şehir hakkında bilmediğimiz bazı şeyleri bu yazıdan öğrendim.

Ve öyle bir yazı ki...

Yazının Devamını Oku

Liberal arkadaş söyle bana bu 3 maddenin neyini tartışacağız

Günlerdir Ayasofya imamının sözlerini konuşuyoruz.

Nereden üzerine düştüyse durup dururken bir anayasa tartışması başlattı...

Allah’tan ne Cumhurbaşkanlığı, ne iktidar partisi ne de Diyanet bu tartışmaya girdi...

Ama baktım bugün muhalif diye bilinen bazı eski liberal yazarlar da “Anayasa’nın değişmez maddelerini tartışamazsak buna demokrasi denmez” demeye başladılar

Ben de diyorum ki:

İyi hadi gelin tartışalım... Tartışalım da neyi tartışacağız...

*

Madde 1 diyor ki: Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir...

Bunu mu tartışacağız?

Yazının Devamını Oku

CHP oylarımı bölmezse gelecek seçim iktidarım

Cumartesi akşamı Muharrem İnce aradı. Yalova’da oğlu ile birlikteymiş.

Tabii ki konu, onun için yazdığım şu sözlerdi:

“Seçim gecesi üç-beş saati yönetemeyen bir siyasetçi bir partiyi 360 gün nasıl yönetecek...”

Allah için Muharrem İnce’nin rahmetli Süleyman Demirel’e benzeyen bir tarafı var.

Alınmıyor, kızmıyor, küsmüyor...

Türk siyasetinde artık unutmaya başladığımız güzel bir meziyet bu.

Neyse, hemen söze girdi:

“Seçim gecesi için bana haksızlık ediliyor”

Yazının Devamını Oku

Yeni Türkiye'nin yeni fenomeni: VIP köpek

Evet başlıktaki ifade yanlış değil. “V.I.P Köpek”...

Türkiye’de geçen hafta V.I.P köpekler dönemi açıldı.

Size bu haberin hikâyesini ve perde arkasını yazayım.

*

Son yıllarda Türkiye’de en beğendiğim yeni markalardan biri Les Benjamins...

Gümüşhane kökenli bir ailenin çocuğu olan Bünyamin Aydın’ın yarattığı bir giyim markası.

Başlarda “Ottoman Punk” tarzı deniyordu.

Lüks sokak modasının önde gelen isimlerinden biri oldu.

Özellikle fesli James Dean desenleri falan bütün dünyada tutuldu.

Yazının Devamını Oku

Tam 60 yıldır hayır dediğim bir anayasal düzende yaşıyorum

Bakın şu gerçekleri alt alta yazdığımda, kendi açımdan ne kadar tuhaf bir durum ortaya çıkıyor.

- 73 yaşımdayım...

- Bugüne kadar oy verdiğim hiçbir parti iktidara gelemedi.

- Bugün “Türkiye Cumhurbaşkanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi” sitesine girip TC Anayasası yazdığım zaman karşıma çıkan metnin üzerinde şu yazıyor:

“Kanun numarası: 2709

Kabul tarihi: 18/10/1982”...


Yazının Devamını Oku

İlk Türk 'Cacabey'i üzerine birkaç mütevazi tavsiye

Devlet Bahçeli “astronot” kelimesine Türkçe karşılık olarak “cacabey”i teklif etti.

Güzel isim ama itirazım var.

İngilizce veya başka Hint Avrupa dillerinde telaffuzu sorun yaratabilir.

“Kakabey” olarak söylenir ve bu da yanlış anlamalara yol açar...

Onlar eğlenir biz üzülürüz...



Yazının Devamını Oku

Patron bu milleti ortada bir yerde birleştirebilir mi

‘Big Lebowski’ filminin bardaki bilge adamı ne diyordu:

“Bazen bir ülkede bir adam gelir...”

Sonra birasından bir yudum alıp devam ediyordu:

“Bazen o ülkede bir adam daha gelir...”

Geçenlerde bu tiradı yazmıştım...

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir adam geldi...

Ülkeyi tam ortasından ikiye böldü...

Şimdi bir adam daha geldi....

Yazının Devamını Oku

Vay canına benim burnum da soldan sağa doğru çarpıkmış

“‘Ne yapıyorsun’ diye sordu karım, aynanın önünde alışılmadık biçimde oyalandığımı görünce...

‘Hiç’ diye karşılık verdim. ‘Kendimce bakıyorum, burnuma, şu burun deliğimin içine basınca biraz acıyor da’...

Karım gülümsedi...

‘Ben de ne yana doğru çarpık diye bakıyorsun sandım’ dedi.

Kuyruğuna basılmış köpek gibi döndüm:

‘Çarpık mı? Benim burnum mu?’

Karım dingince:

‘Elbette canım, İyi bak: Sağa doğru çarpık...”

*

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin Hitler destekli ilk Afrodit tartışması: Kim ne dedi

Türkiye bundan 81 yıl önce tarihinin en ilginç müstehcenlik tartışmasını yaşadı.

Tartışmanın konusu “Afrodit” adlı bir kitaptı...

Yani Yunan mitolojisinin “Aşk ve güzellik tanrıçası” üzerine...

Daha doğrusu Fransız yazar Pierre Louys’un 1896 yılında yayınlanmış “Afrodit” adlı kitabı üzerine patlayan tartışmaydı bu.



*

Yazının Devamını Oku

Sayın CEO beni ikna edin niye dijital bir göçmen olayım

WhatsApp öyle bir şey yaptı ki, hepimizi bir anda büyük düş kırıklığına uğrattı...

Ve kendimize yeni ve güvenli bir dijital ev aramaya başladık.

Türkiye’de iki isim öne çıktı.

Telegram ve BİP...

Telegram Rus asıllı bir adamın kurduğu haberleşme sistemiydi...

BİP ise milli ve yerli...

Turkcell’in bir hizmeti.

İşte bu arayış içinde vatandaş olarak gidip Turkcell’in CEO’su Murat Erkan’ı buldum.

Yazının Devamını Oku

Soldaki, sağdaki kim ve bu kare nerede çekildi

Muhtemelen ortadakini tanıyorsunuz.

Türkiye’nin Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy...

Yine muhtemelen bazılarınız soldakini tanıyor.

Aksiyon filmlerinin ünlü oyuncusu Jason Statham.

*

Gelelim en sağdakine.

O adam ünlü İngiliz sinema yönetmeni Guy Ritchie...

Bir kısmınız belki onu Madonna’nın eski kocası olarak biliyor.

Ama bizim gibi “kült sinema” tutkunları için o “Snatch” filminin olağanüstü yönetmeni Guy Ritchie...

Yazının Devamını Oku

50 yıl önceki filmden bugüne kalan bir afiş

Önceki akşam Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olayları izlerken 50 yıl öncesine gittim.

20 Temmuz 1970...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Abdülhamid zamanından kalma 1416 sayılı kanunu ile devlet bursu almışım...

O gün doktora eğitimi için Paris’e ayak bastım.

*

İlk işim iki filmi seyretmek oldu...

Biri “Woodstock”...

Öteki ise “Strawberry Statement”...

Fransızcaya

Yazının Devamını Oku

Bir denizaltı, kesik bir baş, bir kadavra köpeği, polis ve savcı

Ortada bir şüphe vardı ve kanunlara göre bu şüphe de sanığın lehine kullanılacaktı... Ancak o gece hiç beklemedikleri bir şey oldu...Her şey 10 Ağustos 2017 günü genç bir kadın gazetecinin Kopenhag yakınındaki Koge Bugt mevkisinde küçük bir denizaltıya binmesi ile başladı.Onu izleyen saatler ve günler, dünya kriminal tarihinin en tuhaf ve esrarengiz cinayetine tanık oldu. Bugün size bu cinayetin ayrıntılarını anlatacağım...Ricam yazıları sıra numarası ile okuyun lütfen.Neden bugün diye sorarsanız...Onun cevabını da sonunda vereceğim.Önce o güne, yani 10 Ağustos 2017 gününe dönelim.

1) 10 AĞUSTOS 2017 SAAT 19.00 MEŞUM DENİZALTI AÇILIYOR

O gün Kim Wall isimli 30 yaşında genç bir kadın gazeteci “UC3 Naitilus” adlı küçük bir denizaltıya gitti.

Wall London School of Economics’te, sonra da Columbia Üniversitesi’nde öğrenim görmüş free lance, yani serbest çalışan bir gazeteciydi.

Yazıları ve mülakatları New York Times, Times gibi ünlü gazetelerde, Vice gibi dijital platformlarda yayınlanmıştı.

Denizaltı, Peter Madsen adlı Danimarkalı bir işadamı tarafından inşa edilmişti.

Roket uzmanıydı, çeşitli buluşları vardı ve bunlardan biri de kendi inşa ettiği bu küçük denizaltıydı.

Kim Wall

Yazının Devamını Oku

Türkiye'nin en yüksek insani gelişme gösteren 34 ilçesi

Her yıl merakla beklediğim bir çalışmanın sonuçları önceki gün açıklandı.

“Türkiye’nin en yüksek insani gelişim düzeyine sahip ilçeleri hangileridir?”

Araştırmayı “İnsani Gelişme Vakfı” (İNGEV)  yapıyor.

*

Araştırma, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı çerçevesinde hazırlanan bir “insani gelişme endeksi”ne göre yapılıyor.

Yani BM tarafından geliştirilmiş uluslararası ölçülere göre düzenleniyor.

*

- Bu yıl “gelişmişlik endeksi” daha da genişletildi.

Bu ölçüler nedir derseniz....

Yazının Devamını Oku