GeriErdem ÖZCAN Deniz bitti!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Deniz bitti!

Marmara Denizi küçük bir iç deniz olması nedeniyle de kirliliği bir yere kadar kaldırabiliyordu; ama görünen o ki, Marmara Denizi bitmiş…

Poyraz olsun, lodos olsun, rüzgar ve akıntı nedeniyle Marmara’nın çoğu atığı Bandırma Körfezi’ne geliyor ve burada çöküyor.
Müsilaj, yani balıkçıların deniz salyası dedikleri, deniz üstünü kaplayan hatta dibe de çöken yapışkan sümüksü beyaz köpüklü bir madde… Deniz tuzlu da olsa kirliliği artık kaldıramadığı, bu yıl her zamankinden fazla görülmesinden belli oluyor. Müsilaj, deniz sıcaklığının yükselmesi ve artan sıcaklık nedeniyle bakterilerin çoğalması nedeniyle oluşuyor.
Balıkçıların kâbusu olup avlanmayı zorlaştırıyor, deniz canlılarını öldürüyor. Sadece deniz yüzeyinde değil denizin derinliklerinde de oluştuğu ve balık yumurtalarına büyük zarar verdiği bilim insanlarınca belirtiliyor.

*
Marmara Denizi küçük bir iç deniz demiştik.
Ancak Bandırma dâhil Marmara Bölgesi’inde bulunan hemen tüm şehir ve fabrikaların atıklarını arıtmadan denize verildiği bilinen bir gerçek.
Deniz üstünde yaygın bir şekilde bulunan denizanalarını çok gördüm, balık larvaları nedeniyle deniz sathının kırmızıya boyandığını da çok gördüm ama bu balıkçıların salya veya kay-kay dedikleri maddeyi geçen yıla kadar görmediğime göre konu gerçekten ciddi boyutlarda… Belki vardı da çok az olduğu için görmemiş olabilirim.
Özellikle sıcak günlerde lodos esince Erdek’in, Marmara ve Avşa’nın ünlü altınkum sahillerini kaplayan salya nedeniyle denize girmeniz hayal olur. Denize girmek bir tarafa asıl zarar balık larvalarına olacağı için özellikle Marmara Denizi’nde balığın geleceği zaten çeşitli nedenlerle iyi değildi şimdi hiç olmayacak…
Bir başka tehlike de ünlü tatil yöresi Avşa’da görüldü. Avşa’da içme suyunu deniz suyunun arıtılması sonunda elde ediyor. Ancak 4 gün önce ortaya çıkan deniz salyası nedeniyle filtrelerin tıkanmasıyla içme suyu sıkıntısı yaşanmış.
Bandırma gibi tüm kentlerde bulunan sanayi tesislerinin biyolojik arıtma tesislerini mutlaka kurmaları gerekli.
Bandırma’nın Livatya mevkiinde kurulacak biyolojik arıtma tesisinin kurulması için yapılan ÇED toplantısında sunulan raporun kabul edilmesinin üstünden nerdeyse 2 yıl geçti. Tesisin bitmesi halinde Bandırma kirletici ilçelerden sayılmayacak ama tabii başka onlarca kirletici olduğuna göre herhalde yeterli olmayacak.
Sonra işte doğa; denizi nasıl kirlettiğimizi, deniz üstünü kaplayan müsilajı, yani salyayı yüzümüze çarparcasına gösterecek…

X

Deniz yerine tarlaya

Bandırma atık su biyolojik arıtma tesisi tamam da biraz geç olmadı mı?

4 yıl önce ÇED toplantısı sonunda Bandırma’ya atık su biyolojik arıtma tesisi yapılması kabul edilmişti…
Yapım başlamış ama “kaplumbağa” hızıyla gidiyormuş…
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum konuşmasıyla herhalde mesaj alınmıştır.
Bakan Kurum 21 maddeyle hangi önlemlerle deniz salyasının önünün alınabileceğini söyledi.
Ama bana göre çok geç…
Keşke bu önlemler en az 20 yıl önce alınabilseydi…
Evet; Haliç gerçekten iyi temizlenmişti… O berbat kokuyu hala unutamıyorum ama temizlerken nereye verilmişti o atıklar?

DENİZ YERİNE TARLAYA

Yazının Devamını Oku

Sadece yıktık

Bandırma’da son 20 yılda yıkılanların yerine hiçbirşey yapılmayınca toprak ve enkaz yığınları arasında yaşamaya başladık…


Hele tam da kent merkezinde yıkılan Çocuk Sarayı ile Evyapan Ortaokulu enkaz görüntüsünü gören yabancılar sanıyor ki bugün yıkıldı yarın yaparlar…
Aslında hiç de öyle değil.
Çocuk Sarayı ile Evyapan Ortaokulu yıkımı bir yılı geçti; yerine ne yapılacağı ve nezaman yapılacağı belli değil… Sadece Çocuk Sarayı 3 bin 200 metrekare, ortaokul ile birlikte 4 bin metrekare…
Sadece enkazın bir bölümünü kaldırdılar ama toprak yığınları hâlâ duruyor…
Yıkılıp enkazı kaldırıldıktan sonra başka var mı toprak yığınlı yerler?
Evet var!..

Yazının Devamını Oku

Şeker pancarı ilaç gibi

Koronavirüs belası bize şeker pancarının önemini hatırlattı…

Şeker pancarı sadece şeker demek değil, ayni zamanda küspe ve melas demek, alkol demek kısaca Türk çiftçisinin gıdası demek…
*
Özetle; şeker pancarının stratejik ürünler arasında yer aldığını, ondan şeker, küspe ve melas yanında hijyen maddesi alkol üretildiğini, dünyanın başına bela olan korona virüs sayesinde bilmeyenler de öğrenmiş oldu.
*
Onun için pancar ekicisinin desteklenmesi çok önemli. Pancar ekimi genelde Bursa, Balıkesir ve Çanakkale’nin ilçelerinin verimli topraklarında yapılıyor. Bu yerler Bandırma, Mustafa Kemal Paşa, Karacabey, Susurluk, Gönen ve Biga…
*
Ama şeker pancarı değişik iklimlerde de yetişme özelliği nedeniyle Erzurum, Kars, Konya ile Trakya bölgesinde de üretimi yapılabiliyor…

Yazının Devamını Oku

Balıkhanenin asıl yeri

Mavi deniz yanında ve yeşil alan içinde adeta “teneke çatılı” prefabrik bir balıkhane!..

Balıkhane 1965

Balıkhane 1980

Balıkhane 1990

Yani demek istiyorum ki 20 yıldan beri sahilin en güzel yerini işgal eden toptancı balık hali artık bu yerden kaldırılmalı.

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağı güldürüyor!

Son yıllarda adından sıkça bahsedilen zeytinyağı ile ilgili yayınları izlerken aklıma; önceki yıllarda yaşadığım ilginç bir anı geldi.

Konuyla ilgili bir de fotoğraf vardı.
Yıl; 1990-1998
Bandırma Ticaret Odası’nda görev aldığım yıllarda zeytinyağı konulu seminerlere gidiyor konuyla ilgili görüşlerimi açıklıyordum.
İlk olarak 1990 yılında İstanbul Ticaret Odası’nın düzenlediği “Zeytin ve Zeytinyağı Semineri”ne katılmıştım.
Seminerdeki panelin ana konusu; zeytinyağı tüketimi ülkemizde neden çok az idi. Mesela Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi zeytin üreticisi ülkelerde kişi başı tüketim 14-15 kg. iken yine bir zeytin ülkesi olan ülkemizde sadece 1 kilo 500 gram idi. Uzun süren panelde yabancı katılımcılar olduğu gibi tanınmış zeytinyağı üreticileri de vardı ve zeytinyağın insan sağlığına faydaları uzun uzun anlatılmıştı.

NELER YAPILMALI?

Sonunda; böyle güzel bir gıda maddesi Türkiye’de neden çok az tüketiliyor diye soruluyordu.

Yazının Devamını Oku

Banvit mucizesi

Bir mucizeye daha imza attı Banvit.

Bu yıl galiba yenile yenile yenmeyi öğrenecek. Maç başlar başlamaz hızlı oyunuyla ilk 5 dakikayı 13-14, ilk çeyreği de 21-14 önde bitirince tamam dedim; bu sefer olacak galiba diye düşünmeye başladım ama basketbol bu, öyle perşembenin gelişi çarşambadan belli olmadığı bir oyun.
Nitekim bir ara 12 sayı geriye düşen Banvit maçı son saniyede kazandı.
Konuk ekip Afyon Belediyespor özellikle kısa oyuncularıyla neticeye giden güçlü bir ekip. Nitekim karşılaşmanın en skorer oyuncuları da 20 sayı ile Tyrus Mc Gee, 18 sayı ile oynayan Frank Elegar idi. Bu iki oyuncu Banvit’e yetip artmıştı.
Üçüncü periyotta 12 sayı geriye düşen Banvit sık sık oyuncu değişikliğiyle direnmeye çalışıyordu.
Ümitler azalıyordu ama davullu taraftar grubu neticeye aldırmıyor, müthiş bir destek veriyordu.
Ne olduysa son periyodun son beş dakikasında oldu. Banvit önce farkı azaltmakla kalmadı bitime 45 saniye kala öne geçti: 69-68.
Ne oldu da böyle oldu derseniz; genç Şehmuz’un üçlükleri konuşmaya başladı.

Yazının Devamını Oku

Bandırma feribot istiyor

AKARYAKIT fiyatlarının yükselmesi sonucu İDO’nun son açıklamalarına bakacak olursak, Bandırma-İstanbul her gün yapılan feribot seferleri yerini, deniz otobüslerine bıraktı.

Hani o, bu hat için çok yetersiz kalan ve seferleri sık sık iptal edilen deniz otobüslerine... Akaryakıt fiyatlarının yanında, haksız rekabete konu olan diğer bir taşımacılık şirketi Negmar Denizciliği de sebep gösterildi ama NEGMAR da, konunun İDO’nun iddia ettiği gibi olmadığını açıkladı.
İDO yayınladığı bildiriyle iç hat seferlerinin iptal edildiğini açıkladı. İç hatlar dedikleri, İstanbul Boğaziçi’nde çalışan deniz otobüsleri kastediliyor.
Aslında olan Bandırma’ya oldu.
Bilindiği gibi kısa bir süre önce de Bandırma-İstanbul arasında kış aylarında daha önce her gün bir sefer yapılan feribot seferlerini pazar hariç, iptal edildiği duyurulmuştu. Yerlerine bu hat için çok yetersiz olan ve sık sık yapılan iptaller nedeniyle yolculara adeta eziyet çektiren deniz otobüsleri konuldu. Şimdi buna göre artık haftada sadece bir gün feribot, diğer günler ise deniz otobüsü seferleri yapılıyor; o da fırtına demiyorum, rüzgar izin verirse...
Ve 2000’li teknoloji çağında Bandırma gemisiz kalıyor. Gel de şimdi haftada 3 gün çalışan kahraman gece gemilerimizle, 4 gün çalışan gündüz gemilerimizi arama. Bir yılda belki 1 gün iptal ya yaşanmıştır ya yaşanmamıştır.
Bandırma-İstanbul deniz ulaşımı hattı çok önemli bir güzergahtır. İstanbul’u Güney Marmara ve Ege’ye bağlayan çok önemli bir deniz yolu olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı?
Bandırma-İstanbul, Bandırma-Tekirdağ hattında sorunsuz çalışan RO-RO gemileri bu hattın ne kadar önemli olduğunun bir başka göstergesidir.

Yazının Devamını Oku

Seçim günü yaklaştıkça

Mart ayında yapılacak mahalli idareler seçimi yaklaştıkça aday adayları da birer ikişer ortaya çıkmaya başladılar.

Bandırma Belediye Başkanlığı için AK Parti’nin aday ilan etmesi beklenen Aydın Özen’den sonra karşısına Bandırmalıların çok yakından tanıdığı bir isim çıktı. 2007 yılında Belediye Başkanı M. Cemal Öztaylan’ın milletvekili seçilmesi nedeniyle 2009 yılına kadar Bandırma Belediye Başkanı olarak görev yapan Eraydın şimdi “kaldığımız yerden devam” sloganıyla kolları sıvadı. Bandırmaspor Kulüp Başkanı Göksel Karlahan da “Seni orada yalnız bırakmayacağız” diye açıktan destek veriyor; ama bir spor kulüp başkanının bir siyasi konuda bir kişiyi desteklemesi ne kadar doğru?
*
AK Parti’de bir önemli aday adayı ismi de dikkat çekti. Şimdi mahalle olan, Avşa eski Belediye Başkanı Cevdet Çağlar Marmara İlçe Belediye Başkanlık görevi için aday adayı oldu. Çağlar, Avşa Belediye başkanlığı sırasında deniz suyunu içme suyuna dönüştüren çok önemli bir tesisi Avşa’ya kazandırmıştı. AK Parti Ankara merkezde de çok sevilen ve tutulan bir kişiliğe sahiptir. Ancak, Marmara’da süper işler yapan belediye başkanı Süleyman Aksoy’u aşabileceğini sanmıyorum.
AK Parti’de her yerde olduğu gibi Bandırma’da da aday adaylarında sessizlik sürüyor. Yoğun faaliyet için kesin olarak bir adayın ilan edilmesini beklediklerini sanıyorum.
*
Ama CHP öyle değil. Önce Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı olarak CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın resmen aday ilan edildi. Hemen yoğun bir çalışma içine giren Ahmet Akın salı günü Bandırmadaydı. Otobüs ile büyük şehir turunda gövde gösterisi yapıldıktan sonra Cumhuriyet Meydanı’nda mitingde konuştu. Meydanda en dikkatimi çeken Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Ahmet Akın’ın resminin bulunduğu ve 2 kişinin taşıdığı bez afişlerin üstünde aday adayı Tolga Tosun’un da resminin bulunmasıydı. Başka afişlerde diğer aday adayı olan Dursun Mirza ve Metin Ok’un da resimleri vardı ama en çok resmi olan Tolga Tosun... Yani 4 aday adayı da demek istiyor ki, “Ben Ahmet Akın’ın yanındayım!” Ancak diğer aday adayı Ozan Onur’un böyle bir afişini göremedim. Sanki birilerine küsmüş gibi meydanın bir köşesinde tek başına otururken görenler şu anda belediye başkan yardımcısı görevinde bulunan Ozan Onur’un adaylık konusunda ümidi yok mu diye soruyor.

Yazının Devamını Oku

10 bin oy farkı kim yapacak

2019 Mart ayında yapılacak Mahalli İdareler Seçimleri yaklaştıkça siyasi hava da giderek ısınmaya başladı.

CHP’li Belediye Başkanı Dursun Mirza’nın, AK Parti’ye 15 bin oy fark atacağız sözünden sonra, geçen gün AK Parti Bandırma İlçe Başkanı Alp Bostancı’nın da “Mirza rüya görmesin, CHP’ye seçimlerde 10 bin fark atan asıl biz olacağız” şeklinde cevap vermesi havayı iyice ısıttı. Ardından, Adalet ve Kalkınma Partisi’nden Bandırma Belediye Başkanlığı için beklenen AK Parti’nin ağır toplarından aday adayı Aydın Öztan başvurusunu yaptı.
*
2014’deki son belediye seçimlerinde CHP’nin oyu 43 bin 012, AK Parti 32 bin 810, MHP ise 15 bin242... Yani CHP’nin oyları AK Parti’nin 11 bin önde... Ama derseniz köprünün altından çok su geçti diye; o başka..? Köprünün altından suyun nasıl geçtiğini örneklerle gösteriyor. Alp Bostancı açtı ağzını yumdu gözünü... Başkan Mirza 78 milyon su borcu olmayan bir belediye devralmış, yaklaşık 110 milyon civarında mülk satmış, 30-35 milyon civarı kredi ile para almış ama hala ortada para yok diyormuş... Başka? Başka, hem öyle sadece asfalt dökmekle, parke taşı döşemekle kurdele kesmekle belediyecilik hiç olmazmış...Sen şimdi 4.5 yıl elini hiçbirşeye sürmeyeceksin ama prim yapmak için Kaşif Acar Caddesi’ni süsleyip püsleyeceksin!...
Şimdi CHP aday adayları yönlerini Ankara’ya çevirdi ve randevuyu alan aday adayı soluğu Ankara’da genel başkanın yanında almaya başladı. Bu çalışmayı Belediye Başkanı Dursun Mirza yaklaşık 2 ay önce yapmıştı. Kalın bir icraat dosyasıyla Kemal Kılıçdaroğlu’yla görüşen Mirza tahminime göre bugüne kadar yaptığı işleri anlattıktan sonra ve yarım kalan bazı hizmetleri bitirmek için kendisine 1 devre daha şans tanınmasını istedi. Başkan Mirza sanki oradan “okey” almış gibi Bandırma’ya dönüşünde Cumhuriyet Meydanı’nda sanki “Aday” kendisiymiş gibi coşkulu bir miting gibi “miting” düzenledi. Yüzü bir başka gülüyordu, rahattı... Diğer aday adaylarından Tolga Tosun, sonra Ozan Onur ki, Ozan Onur şu anda belediye başkan yardımcısıdır, CHP Parti İlçe merkezinde tanıtım toplantısı yaparken kuyumcu Metin Ok da Cumhuriyet Meydanı’nda Dursun Mirza’ya nazire yapar gibi bir miting yaptı. Önceki yazılarımda bu 4 aday adayı için, bilmeyen de sanacak ki başka partilerin aday adayları, Belediye Başkanı Dursun Mirza da başka partinin aday adayı demiştim... Özellikle Tolga Tosun, Başkan Mirza’yı bir muhalefet adayı gibi eleştiriyordu ki, Tosun şu an CHP Belediye meclis üyesi... Aday adayları enerjilerini Bandırma’da boşuna harcarlarken Genel Başkanları Kılıçdaroğlu’yla ilk Metin Ok, sonra Tolga Tosun Ankara’da görüştüler. Görevi sırasında büyük tecrübe edinen Başkan Yardımcısı Ozan Onur’un randevusu ise önümüzdeki hafta... Doğrusu da buydu zaten. Çünkü aday ismi Ankara’da Kemal Kılıçdaroğlu’nun iki dudağı arasında...
*
4 aday adayı Bandırma’da enerjilerini sarf etmek yerine adayı belirleyecek genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu gidip kendilerini anlatması, hem de Ankara kulislerinde çalışma yapması daha doğru olanıydı. Sonra zaten sadece 1 aday belirleneceğine göre, aday olan kimse, Bandırma’da kolları sıvayarak istediği çalışmayı daha rahat yapabilir.

Yazının Devamını Oku

Aday adayları kime karşı?

MART ayı içinde yapılacak mahalli seçimler için aday adayları çalışmalarına ara vermeden devam ederken CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın kısa ve net konuya açıklık getirdi: “Partimin aday olacak ismi genel merkez belirleyecek.”

Onun için bir adayın bir an önce belirlenmesinde CHP Bandırma İlçe teşkilatı adına fayda olduğunu sanıyorum. Bilindiği gibi şimdilik 4 aday adayı belli: Dursun Mirza, Ozan Onur, Metin Ok ve Tolga Tosun. Şimdi hepsi de birbirinden değerli bu arkadaşlar ayni partinin başkan aday adayları. Ama bakıyorum Belediye Başkanı Dursun Mirza sanki başka bir partinin, mesela iktidar partisi AK Parti’nin Bandırma belediye başkanı veya aday adayı imiş gibi bazı CHP’li aday adayları eleştirilerde bulunuyor...
*
Her aday adayın da teşkilatta taraftarları var. Bu taraftarlar şimdi tabanda bölünmüş durumdalar. Hem de hiçbirinin aday olma garantisi de yok.Mesela Tolga Tosun, şu anda CHP Belediye Meclis Üyesi ama “30 yıldır vaatler aynı” diyerek Başkan Mirza’yı eleştirmekten çekinmiyor. Bilmeyen de sanacak ki, Tolga Tosun muhalefet meclis üyesi, Dursun Mirza da iktidar partisinin belediye başkanı. Tolga Tosun’u desteklediklerini açıkça ifade eden CHP’nin ağır toplarından Ömer Lütfi Kayalar ile Dr. Selim Panç da Başkan Dursun Mirza’yı “tek adam” eleştirisinde bulunarak adeta topa tutuyorlar.
İşte böyle garip bir durum var ortada.
Sadece belediye başkan yardımcılığını başarıyla sürdüren Ozan Onur yanında kuyumcu Metin Ok, Başkan Mirza ile ilgili yorum yapmaktan özellikle kaçınıyorlar. Ama “Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla” diyerek mesaj vermeyi de ihmal etmiyorlar. Mesela Metin Ok diyor ki, “Seçilmem halinde işime bugün nasıl geliyorsam belediyeye de yürüyerek geleceğim ki, halk başkanını sabah akşam yollarda görmeli; yani ulaşılır olmalı...”
*
Bu da başka bir mesaj.

Yazının Devamını Oku

KARARLI OLAMADIK

Banvit, Basketbol Şampiyonlar Ligi’ndeki başarısını maalesef Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde gösteremiyor.

3 maçta deplasmanda 1, evimizde 2 mağlubiyetimiz var. Banvit geçen yıl da evinde Anadolu Efes’e yenildi ama 5-6 yıl geriye baktığımızda Banvit rakiplerine parkeyi dar ediyordu. Bu yıl çok genç bir takımımız var. En iyisini yapmaya çalıştıklarına eminim. Ancak tabi Anadolu Efes’in gücü malum. Tecrübeli ve oturmuş bir kadrosu var. Bunu Efes’in tecrübeli koçu Ergin Ataman da açık açık söyledi.
**
“Kadro olarak bizim tecrübemizde değilsiniz” dedi. Bana göre Banvit daha iyisini yapabilirdi eğer panik yapılmasaydı. Genç ve heyecanlı oyuncularımız özellikle pota altında inanılmaz bir panik ve aceleci oyunlarıyla hem daha çabuk yoruluyorlar, hem ribaunt üstünlüğünü rakibine kaptırıyorlar. Biraz daha soğukkanlı olmakta fayda var. Başantrenör Ahmet Gürgen’in teşhisi ise kararlı değildik doğrultusunda görüşlerine katılıyorum. Mesela geçen Antep deplasmanında 4 sayı farkla (73-69) kaybetmesinin nedeni panik havası ve kararlı olunmamasıydı. Salı günü Banvit yine Avrupa yollarında. Letonya’da alınacak bir galibiyet Banvit’e büyük moral kaynağı olacak. Haydi Banvit ...

Yazının Devamını Oku

İDO bir kamu hizmeti ama…

İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş.’nin (İDO) Bandırma –İstanbul arası hergün yapılan feribot seferlerinin kış tarifesine göre haftanın sadece bir günü yapılacak olması ulaşıma büyük sekte vurdu.

Asıl gerekçe yolcu azlığı olabilir ama geçen yıl da yolcu azlığı yok muydu? Asıl gerekçeyi öğrenebilir miyim diye 3 hafta önce İDO Medya Direktörü Cenk Erdem’e sormuştum. Pazartesiye kadar döneceğini söylemişti ama arayan soran olmadı. O zaman sosyal medyada değişik yorumlar yapılmaya başlandı. Neydi onlar... “Yolcu azlığı” veya “ Anormal yükselen dolar kuru” gibi veya bilmediğimiz bir konu... Ama Yalova’da hergün 8 kez feribot seferi var. Bizde ise günde bir feribot seferi, diğer günler deniz otobüsü seferleri... Konuyla ilgili her yazımda yazdığım gibi; deniz otobüsleri seferlerinin sert hava şartlarında sık sık iptaller yaşandığı için yolculara eziyete dönüşen büyük sıkıntılar yaşattığını belirtmiştim. Marmara’nın hava şartları malum... Deniz otobüslerinde haftanın bazen 3 gün süren iptal seferleri oldu. Yani özetle hemen her hafta mutlaka birkaç gün deniz otobüsü seferlerinde iptaller yaşandığına göre kış tarifesinde hiç olmazsa haftada en azından 3 gün de olsa mutlaka feribot seferlerinin yapılması gerekiyor.

***

İDO kurulduğundan beri hiç bir yıl feribot seferleri haftada 1 sefere düşürülmemişti,ki araç sayısı hızla artıyor ,bu da günde en az 200 motorlu aracın karayoluna yönelmesi demektir. Sadece Bandırma’yı düşünmeyelim. Bandırma, İstanbul’u çevre ilçeleriyle birlikte Ege’yi hatta Akdeniz’i bağlayan çok önemli bir ulaşım güzergâhı konumundadır. 28 Eylül’de “İDO Sınıfta Kaldı” başlıklı yazımda; özellikle sivil toplum kuruluşları, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi yanında Bandırma Belediyesi’yle birlikte Bandırma, Gönen Erdek Ticaret Odaları da konuyla yakından ilgilenmeleri gerektiğine işaret etmiştim. Konuyla ilgili görüşlerini öğrendiğimiz Kaymakam Günhan Yazar seferlerin artırılması konusunda girişimlerin olduğunu söylemesi yanında Belediye Başkanı Dursun Mirza’nın da Bandırma Belediyesi’nin, feribot alabileceğini söylemesi ümitleri artırdı.
Zaten başka de çare kalmadı. Çünkü son anda Ticaret Odası’ndan aldığım bilgiye göre gelişmeler olumsuz... İDO Bandırma Ticaret Odası’na verdiği cevabı yazısında özetle: “Artan yakıt maliyetleri, döviz kuru, enflasyon artışı gibi dış etkenler doğrultusunda filomuzda bulunan gemilerimiz optimum çalışmalarını göz önünde bulundurarak Sonbahar tarifemiz bu doğrultuda yeniden düzenlenmiştir” deniliyor. Ancak Yalova-İstanbul tarifesine bakacak olursak ki, günde her gün 8 kez feribot seferi var, bu gerekçelerin o hat için neden geçerli olmadığını anlamak zor...

***

İDO özel bir şirket; şirketler için kâr amacı önde gelir ama yapılan işin bir “kamu hizmeti” olduğunu unutmamak lazım. Yaz aylarında olan 10-15 dolu dolu feribot seferleri kâr getirirken iyi de kâr olmayınca neden bazı gerekçeler sıralanıyor. Yolcu memnuniyetinden de bahsediliyor. Marmara Denizi’nin hava şartlarında yetersiz kalan deniz otobüsleri seferlerinde çok sık iptallerin yaşanması nedeniyle yolculuk eziyete dönüşünce yolcu memnuniyetinden bahsetmek mümkün mü?
Hiç seferler olmasa yolcu programını buna göre yapar ve özellikle yaya yolcular eziyet çekmez.

Yazının Devamını Oku

İDO sınıfta kaldı

Yine bu satırlarda 1 Nisan 2018 tarihli (İDO iptal seferleri bıktırdı) başlıklı yazımda Bandırma-İstanbul (Yenikapı-Bostancı) arasında çalışan deniz otobüslerinin hava şartları nedeniyle çok yetersiz kaldığını ve sık sık yaşanan iptaller nedeniyle yolcuların nasıl eziyet çektiklerini anlatmıştım.

Zaman zaman feribotlar da; hani o okyanusu aşıp gelen ama Marmara’yı bazen aşamayan feribot seferlerinde de iptaller oluyor ama deniz otobüsleri gibi değil. Mesela biraz rüzgâr olsa deniz otobüsü iptal olurken feribotlar çalışıyor. Onun için o günkü yazımın ana konusu; ‘olmadık havalarda iptal olan deniz otobüsleri yerine yaz aylarında olduğu gibi feribot seferlerinin konulması gerekiyor’ idi. Hiç olmazsa sabah Bandırma-İstanbul arası saat 10.00 seferi kış ayları için haftada 1-2 kez feribot olarak düzenlene bilinir. Önceki yıl kış tarifelerinde Bandırma-İstanbul arası haftada her gün saat 18.30 seferi varken şimdi ne oldu da haftada sadece bir sefere düştü?

İPTALLER BIKTIRDI

Şimdi bugüne bakacak olursak biz böyle dememişiz, sabah saatlerinde de hiç olmazsa haftada 1-2 kez feribot seferi konulmasını beklerken Pazar saat 18.30 hariç tüm feribot seferleri sonbahar-kış tarifesinde yer almadı. Yani her yıl alıştığımız sonbahar-kış tarifesinde, her gün yapılan İstanbul-Bandırma sabah saat 07.00 feribot seferleri ile Bandırma-İstanbul saat 18.30 feribot seferleri iptal edilmiş oldu. Feribot seferi sadece haftanın bir günü yapılacak. Yıl sonuna kadar bütün seferler deniz otobüsü olarak yapılacak. Bu da demektir ki, deniz otobüsüyle gidecekler hep dua edecek, rüzgâr biraz fazla esmesin. İşte iptaller başladı bile...
Şimdi bu hafta hava muhalefeti nedeniyle saat 07.45 ve 13.30 seferi iptal edilen deniz otobüsü 4 günden beri iskelede yorgunluk çıkarıyor!... Geçen hafta da yine deniz otobüsü 2 gün iptal edilmişti. Önceki gün yani Salı günü yine iptal. Yalova-İstanbul tarifesine bakacak olursak; her gün 8 feribot seferi var. Hiç deniz otobüsü seferi yok. Neden? İşin içinde siyaset mi var, yolcu azlığı mı, kriz mi var? Adeta 40 yıl önceye döndük...
Ama hepsi de jilet olan efsane gemilerimiz; Kadeş, Tırhan, Etrüsk, Sus, Marakaz, Ayvalık, Gemlik, Bandırma ve Tekirdağ gemilerimiz... Geç ve güç gidiyorlardı ama hiçbir zaman günlerce iptal edildikleri olmadı.

BANDIRMA ÇOK ÖNEMLİ

Bandırma’yı Balıkesir’in bir iskelesi kabul edecek olursak; Balıkesir merkez, Susurluk, Ayvalık, Edremit, Gönen, Erdek; yetmedi başta İzmir olmak üzere Ege’nin önemli merkezleri, Çanakkale’nin Biga İlçesi, Bursa’nın Mustafakemalpaşa ve Karacabey ilçelerini de sayarsak Bandırma, İstanbul’a gidip gelecek yaya yolcular olsun motorlu araçlar için olsun çok önemli bir ulaşım merkezi konumundadır. Bunu herkes gibi İDO A.Ş. de biliyor.

Yazının Devamını Oku

Azmin Zaferi

Bandırma’nın Yeni Ziraatli Köyü’nde çiftçilik yapan Recep Dönmez, Bandırma’da hiç anlamadıkları restoran işine girdikleri zaman iş yeri yapacakları yer şehir dışında Ziraat Bahçesi’ydi.

Ziraat Bahçesi Bandırmalıların tatil günlerinde çoluk çocuk gidip piknik yaptıkları koşup oynadıkları bir yerdi. Çay bahçesi bile yoktu. Yıl 1979... Belediye Başkanı Niyazi Gürer bahçeyi hareketlendirmek ve yeşil alan içinde rahat çay içilecek bir yer kazandırmak için bir çay bahçesi kurdu. İçinde havuzu, ördekleriyle nezih bir çay bahçesi olmuştu. 3 yıl kadar çay bahçesini işleten müteşebbis Recep Durmaz, çay bahçesi yakınına bir restoran yapmak istediği zaman yakın çevresi olsun, tanıdık tanımadık olsun; restoran işletmenin zor olduğunu, şehire uzak olduğunu ve bu işten anlamadığı için başarısız olacağını iddia ederek kararından vazgeçirmek istediler.

***

Durmaz kararlıydı. Bandırma’da şehir içinde, sessiz ve sakin bir yer olan Ziraat Bahçesi gibi çam ağaçları içinde yaz aylarında açık alanda yemek yenilecek bir yer yoktu. Gözünü karartan müteşebbis Durmaz, soyadı gibi gerçekten durmadı. Kısa zamanda çam ağaçları arasında kapalı ve açık alanı olan bir restoran kurdu. Merdivenleri yavaş yavaş çıkan Recep Durmaz’ın restoran işi tutmuştu. Bandırmalılar için değişik bir yer olan işletme kente uzak olmasına rağmen araçlarıyla gelenler olsun, toplu yemek verecek olan kuruluşların olsun tercih ettikleri bir işyeri olmuştu. Ve tam 35 yıl sürdü bu restoran işletmesi... Sonra köye dönme zamanı geldi. 35 yılın yorgunluğunu köyünde doğada çalışarak çıkarmak için köyüne geri döndü.

***

Tabi burada yan gelip yatacak değildi. Hem çalışacak, hem üretecek ve kazanacaktı. Çok hırslı biriyim, girdiğim işi başarırım diyordu. Doğduğu köy, Yeni Ziraatli köyünde az sayıda meyve ağaçlarının bulunduğu bahçesinde üzüm bağı kurmak istedi. 40 yıl öncesine kadar Bandırma’ya 10 kilometre mesafedeki Edincik beldesi üzüm bağlarıyla ünlüydü. Ancak ardı ardına açılan tavukhaneler Edincik’te bağcılığın sonunu getirmişti. Bandırma ve çevresinde önemli bir üzüm bağı da yoktu. Onun için üzüm bağı kurmak diğer ürünlere göre avantajlı olabilirdi. İşe önce 7 dönüm bir bağ oluşturarak başladı.
Burada önce amatörce ama sonra 5 yıl içinde çok şey öğrenerek profesyonelce sürdürdü işini. Dile kolay hiç anlamadığı bir işe girmişti ve 3 dönüm 5 dönüm derken tam 40 dönümde, 5 bin omca (bağ kütüğü asma) bağda 5 cins üzüm yetiştirmeyi başardı. Azmin zaferiydi bu başarı... Yıllık üretimini de yaklaşık 100 tona çıkaran “üzüm ağası” Recep Durmaz’ın üzümleri meyvecilerde “Recebin üzümleri” diye satılıyor. Sahibine, köyüne, çalışanlarına ve piyasaya hatırı sayılır bir ekonomik katkı sağlandığını da unutmamak lazım.

Yazının Devamını Oku

Hoyratça yapılan kazılar!

Bunu ben söylemiyorum, Belediye Başkanı Dursun Mirza söylüyor. Haklı mı; evet haklı... Gezerseniz sokakları, caddeleri görürsünüz...

Belediye Başkanı Dursun Mirza’nın kazılarla başı dertte. Çoğu vatandaş kazılan yerlerin kapatılmasını çukuru açan firmanın değil, Bandırma Belediyesi’nin yapacağını sanarak; “nerde belediye!” diye sesleniyor, hem de yüksek sesle sesleniyor, Başkan Mirza da ne yapacağını şaşırıyor. Sık sık yaptığı açıklamalarda, belediyeye haber verilmeden “hoyratça” yapılan kazıları mesela son olarak Sunullah Mahallesi ve 600 Evler Mahallesi’nde yapılan kazıları TELEKOM’un yaptığını ama kapatmadığını vatandaşa şikâyet ediyor.
Aslında belediyenin haberi var ve alınan izinle yapılıyor bu işler ama izin alınan makam Bandırma Belediyesi değil Balıkesir Büyükşehir Belediyesi. Ancak açılan çukurları kapatmak da Bandırma Belediyesi’ne düşüyor. Bu şekilde “hoyratça” kazılarak açılan yerleri vatandaş mağdur olmasın diye Bandırma Belediyesi’nin Fen ekiplerince tamir edildiğini söyleyen Başkan Mirza aynı sokakların 2, hatta 3 kez açıldığını belirterek bir yerde “ yeter yahu!” demek mecburiyetinde kalıyor.
E, hakikaten yeter yahu!... Büyükşehir Belediyesi Bandırma’ya hizmet edecekse böyle hizmet olmaz... Açılması için izin veren Büyükşehir Belediyesi bu izni kapatması şartıyla ve Bandırma Belediyesi’nin de bilgisi dahilinde vermesi gerek mez mi?
Bir başka kazı da BASKİ’yi ilgilendiriyor. Tekel Sokak 2 ay önce BASKİ tarafından 2 yerde açıldı. Hala kapatılacak... Bandırma Fen Dairesi kazılan sokakları yenilemeye yetişemiyor. Hatta öyle “hoyratça “ açılıyor ki ayni yerler 2. kez de açılabiliyor. Bandırma’yı kazan kazana... Hangi sokağa hangi caddeye girseniz mutlaka kazılan ama geçen zamana rağmen hala kapatılmayan çukurları görürsünüz.. Bazı öyle yerler var ki, yine Telekom kazdığı Hal Caddesi’ndeki kaldırımın kapatılmadığını gören esnaf iş yeri önündeki açılan yeri kendi kapatmak mecburiyetinde kalıyor.
Tabi bir yerde Büyükşehir Yasası nedeniyle Bandırma Belediyesi’nin eli-kolu bazen işte böyle bağlı kalıyor. Büyükşehir Belediyesi yetkisinde olsun olmasın kazı yapacak firma Bandırma Belediyesi’nden izin almadan rahatça istediği gibi kazıyor ve arkasına bakmadan çekip gidiyor.

Yazının Devamını Oku

Engelliye mühür

Yoğun sıcakların etkisinden kurtulup 5 gün için gittiğim Ayvalık’ta Bandırma’dan daha yoğun sıcaklarla karşılayınca, yoğun sıcak nasıl olurmuş görmüş olduk. Hal böyle olunca Bandırma’daki şikâyet ettiğim sıcaktan “özür diledim!”

Sıcağa rağmen Bandırma ile birlikte Erdek gündemini de takip ettim. Bandırma’da engelli Çadır Kafe’nin mühürlenmesi, Erdek’te de çok başarılı geçen şenliklerin yanında kitlenen araç trafiği ve giderek sorun olmaya başlayan park yeri konusu önemliydi.
“Engelliye mühür” konusuna geçmeden önce 4 gün önce geldiğim Ayvalık’ta otopark konusu nasıldı bir bakalım...
Erdek gibi adeta insan ve araç kaynayan Ayvalık, Sarımsaklı ve Cunda Ada’sında park edilecek küçük alanların yanında çok geniş alanlar nedeniyle hangi saatte giderseniz gidin park edecek yer bulunuyor. Hele Cunda; küçücük Cunda’da park sorunu diye bir şey yok. Eskiler bugünleri görmüşler, bugünküler rahat ediyor. Darısı Erdek’e...

ENGELLİYE MÜHÜR

Geçen haftanın önemli haberi sahilde bulunan Engelli ve Engelli Aileler Derneği’nin işlettiği Çadır Cafe’nin mühürlenmesiydi. Haberin çok yönlü tarafları var. Önce dernek başkanı Hüseyin Uçar’ın iddiasına göre; kendi dernekleri ruhsatsız gerekçesiyle kapatılıyordu ama ayni sahilde çoğu işletmenin de ruhsatı yokmuş, hem de Büyükşehir Belediyesi’ne kiraları ödemiyorlarmış. Bu iddialar ciddi... Gerçekten doğruysa diğer işletmelere de ayni işlemlerin yapılması gerekmez mi? Dahası var... Çadır Kafe, Büyükşehir Belediyesi’ne, Vergi Dairesine ve SGK’na hiç borçları yokmuş. Bana göre haber içindeki önemli haber neydi? Bir tanesi işte bu anlattığım “benim ruhsatım yoksa onların da yok...”

ACELE ENGELLİ EVİ

Kaymakam Günhan Yazar’ın belirttiğine göre Bandırma’da faal 6 tane engelli derneği var. Kaymakam Bey’in diğer bir açıklamasından öğrendiğimize göre de kapatılan Çadır Kafe’nin incelenen kayıtlarında ciddi hiçbir gelir temin edilmediği görülmüş. Aynı iddia AK Parti İlçe Başkanı Alp Bostancı da dile getirdi. Hâlbuki Çadır Kafe’nin çok yoğun bir müşteri potansiyeli olduğu söyleniyordu. Bana göre yapılacak ilk iş, mademki sadece tek dernek engellilerin değil tüm 6 dernek engellilerin vakit geçirebilecekleri kaliteli bir ortama ihtiyaç var; Kaymakam Bey’de bunu söylüyor, vakit kaybetmeden çok çabuk böyle bir tesisi hayata geçirilmesinde büyük fayda olacağına inanıyorum. Nasıl sağlamların, “Şehir Kulübü,” askerin “Ordu Evi”, öğretmenlerin “Öğretmen Evi” varsa müsaade edin de engellilerin de bir “EVİ” olsun. Engelli çocuklar var, yaşlılar var... Onun için lütfen biraz acele edelim..

Yazının Devamını Oku

Bandırma-İzmir Demiryolu’na dikkat!

Dikkat; çünkü yeni yapıldı!...

Çorlu’da meydana gelen kaza bana; Bandırma-İzmir arasındaki demiryolunda 3 yıldan beri yapılan yenileme çalışmalarını akla getirdi. Çünkü 115 yıllık Bandırma-İzmir demiryolu hattında da tıpkı kazanın meydana geldiği yüz yıllık İstanbul-Edirne demiryolu hattı gibi yenileme çalışmaları yapılıyor. Ne gariptir ki yüz yıllık demiryollarında belki ne yağmurlar yağdı ne seller aktı, ne karlar yağdı ama böyle üzücü bir facia yaşanmadı. Tüm hayatını kaybedenlere Allah rahmet eylesin. Yaralılara da acil şifalar diliyorum. Benim gibi çok kişi de, demiryolunu en emniyetli yol bilir... Demek ki yenilenmeden önce çok iyi denetimler yapılıyormuş. Müteahhitler işlerinin çabuk bitmesi için bazı konularda boş verebilirler; geçecek başka bir geçit bırakmadan bir hemzemin geçidi kapatarak bir ulaşım yolunu saatlerce kapatabilirler!... Nitekim aynen öyle oldu 10 gün önceydi...

BANDIRMA’DA NE OLDU

İzmir- Bandırma arası demiryolu hattı da tıpkı Edirne-Sirkeci hattında olduğu gibi yenilendi. Bu yenileme sırasında bir haber için kırsal Kuşcenneti Mahallesi’ne gittiğim sırada hemzemin geçidin müteahhit tarafından kapatıldığını gördüm. Başka alternatif yol da yapılmayınca ne köyden dışarıya, ne de köye gitmek mümkün olmadı. Bu tam bir sorumsuzluk ve laubalilik örneğiydi.
Mahallenin dışarısıyla irtibatının kesilmesi öyle 5-10 veya en çok 30 dakika değil saatler sürdü. Bu iş için kaymakamlığın veya jandarmanın bilgisi ve izni var mıydı? Sanmıyorum... Çünkü başka bir alternatif geçit yapılmadan hemzemin geçidi ulaşıma kapatmak mümkün değildi. Ben mecburen işimi göremeden geri döndüm. Çalışanların bir bölümü bir kamyonun gölgesinde çaylarını yudumlarken o sırada bebeğiyle gelen bir aile sıcak güneş altında 2 kilometre ötedeki köye gitmek için yaya yola koyuldu. Milli Parka gelenler geri döndüler eziyetten kurtuldular ama köy sakinleri sıcak altında saatlerce yolun açılmasını beklediler. En yakın Bandırma 17 kilometre; o sırada mahallede bir yangın veya acil bir hastalık veya hayati bir başla konu olsa itfaiye veya ambulanslar nereden geçecekler, diye sorduğum ekibin kâhyası bana 1 kilometre ötede bir yol gösterdi ancak oraya da gittik orası da kapalıydı. Sanki köyde “karantina” vardı!

AMAN DİKKAT!

İşte demiryolu müteahhidinin yaptığı işler demek ki hep böyle oluyormuş. Onun için İzmir-Balıkesir-Bandırma demiryolu hattı da 110 yıllık bir hat. Fransızlar yapmış. Bu hat da yenilendi. Yenilendi ama acaba eskisi gibi sağlam yapıldı mı? Bu hat üzerinde de köprü ve menfezler var. Bugüne kadar en küçük bir kazaya rastlamadık. Sadece 2 yıl önce Aksakal yakınlarında hat yenilenmesi sırasında müteahhidin vinci devrilmişti ve tren içindeki yolcularla saatlerce yolun açılmasını beklemişlerdi. Yani demem o ki, müteahhit tarafından yenilenen Bandırma- Balıkesir-İzmir tren yolu menfez ve köprü gibi kritik noktalar çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor. Bu yetmez, yol güzergâhı eskiden olduğu gibi yol bekçilerince kontrol edilmeli. Bugün sağlam görülen bir su geçidi yoğun yağışlardan sonra bir bakmışsınız dolgu maddesini almış götürmüş...

Yazının Devamını Oku

Yüzme havuzu

Deniz memleketi Bandırma’da çocuklar yüzmeyi havuzda öğrenecek; hem de şişme havuzda!..

Şişme havuz denize hemen 100 metre mesafede. Tesadüf bu ya havuzun bulunduğu yer daha önce denizdi. Yani bir yerde daha önce çocukların yüzme öğrendikleri Demirlitaş denizi karada kaldı!.. Deniz doldurulduktan sonra gezinti yolu, yolun yanına da küçük bir anfi tiyatro yapıldı. Amfitiyatro şimdi başka işe de yarıyor. Burada şimdi çocukların yüzme öğrenmeler için belediye tarafından portatif bir şişme havuz yapıldı. İster istemez yıllar öncesine gidiyorum; denizin tertemiz olduğu yıllarda Bandırmalı çocuklar sahilin her yerinde denize giriyordu. Önce yüzme öğrendikleri yerler de buralarıydı.
Demirlitaş bunlardan biriydi. Diğerleri ise liman arkası, martı kayaları, Livatya, sıcak su ve aşağı istasyon ve ünlü “Göbek taşı...” 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı yağlı direğin de olduğu çeşitli etkinliklerle çay bahçelerinin önünde kutlanıyordu. Şimdi bugünkü çay bahçelerinin önünde deniz yüzeyini kaplayan plastik atıklar yanında ne ararsan var!..

BANDIRMA’NIN PLAJI

Bandırma’nın plajı vardı... Tertemiz kumuyla ve deniziyle Livatya Plajı da diğerleri gibi denizin kirlenmesi sahilin de atıklarla dolması sebebiyle kapatıldı. Diğer birçok yer gibi daha önce çocukların hem yüzmeyi öğrendikleri daha sonra da yüzmek için geldikleri her yer şimdi artık “DENİZE GİRİLMESİ YASAK” yerler olarak ilan edildi. Evet doğru okudunuz, deniz memleketi Bandırma’da tüm sahilde DENİZE GİRİLMESİ YASAK... Bandırma sahilleri plastik şişeler, odun parçaları, naylon poşetler, yağ atıkları gibi denize atılıp ta yüzen, gezen bütün atıklar sahillerimizi kaplarken bunun neresinde yüzme öğrenecek veya denize gireceksin.

YÜZME KURSU

Yüzme öğrenmek isteyenler için şimdi bu sezon Bandırma Belediyesi 700 çocuğa yüzme kursu verecek; ama denizde değil tabi şişme havuzda. Yoksa denize girmek için ya Erdek’e ya da Kapıdağ’ın Tatlısu köyü sahillerine gidilmesi gerekiyor ama daha önce yüzmeyi öğrenmeleri şart... Bunun için kurs ilk 2015 yılında açılmış ve ücretsiz olan bu kurslarda 2 bin 400 çocuk yüzme öğrenmiş. Çok iyi bir hizmet. Yüzme öğrenmek isteyenler bundan böyle denizi olan Bandırma’da denizde değil de havuzda öğrenmeleri biraz ters de gelse yapacak bir şey yok. Denizdeki atıklar gökten yağmadı; hepsi insan eseri!..

Yazının Devamını Oku

Başkan Bandırma’da

Geçen haftanın bence en dikkat çekici haberi “Büyükşehir Belediyesi Bandırma’ya” taşınıyor haberiydi.

Ardından seçim sonrası gazeteci Tufan Dalgıç’a yaptığı değerlendirmelerde konuşan Ak Parti Bandırma İlçe Başkanı Alp Bostancı önümüzdeki yıl yapılacak yerel seçimlerde Bandırma Belediyesi’ni de kazanacaklarını söyledi. Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza herhalde mesajı almıştır... Bu demektir ki, Mirza’nın işi bundan sonra daha zor olacaktır.
Biz gelelim asıl meseleye. Bilindiği gibi Büyükşehir Belediye Yasası’ndan sonra Bandırma 2 Başkan tarafından idare edilmeye başlandı. Bir Başkan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu; makamı Balıkesir’de, diğer Başkan Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza onun makamı da Bandırma’da. Şimdi Kafaoğlu yeni bir proje açıkladı. Dediği gibi “Haftada bir gün Bandırma’da olacağım” sözü tahakkuk ederse iki Başkan komşu oluyor demektir... Kafaoğlu makamı belediyenin hemen karşısında elini uzatsan değecek kadar yakın Beyaz Masa’nın olduğu mekân olacak. Yani Beyaz Masa, “Büyükşehir Belediye Makamı” olacak. Ve Başkan Kafaoğlu o kadar iddialı ki, Bandırma Belediyesi’ni alıncaya kadar her hafta Bandırma’daki makamında olacağını söylüyor.

BAŞKANIN KOZLARI

Çekmecesinde duran köprülü kavşak projesi, Tema Park, “Güç Laboratuvarı” gibi bunun yanında önemli bir devlet yatırımı olacak Bor Karbür tesisleri anlaşılan şimdi masa üstüne çıkarıldı. Çekmecede başka sürpriz projeler de olabilir. Bandırma için herhalde çok önemli yatırımlar olarak elinde mahalli seçimler için koz olarak kullanacak. Tabii bu arada kazanan Bandırma olacak... Rekabet her zaman iyidir... Birisi bir şey yapar öbürü ‘daha iyisini yaparım’ dediği zaman kazanan elbet birileri olacaktır. Yani demek ki, bundan sonra Bandırma, haftada bir gün de olsa iki Başkan tarafından Bandırma’dan yönetilecek demektir. Böyle bir durum bir başka Büyükşehir Belediyesi ilçesinde var mıdır bilmiyorum. Herhalde çok ilginç bir durum. Ama şu da bir gerçek ki, Büyükşehir Belediye Yasası’na göre Başkan Zekai Kafaoğlu Bandırma’nın diğer “patronu” olarak önemli bir söz sahibi. Nasıl söz sahibi oluyor görelim: Yasa gereği Bandırma “parsel parsel” bölünmesiyle BASKİ’den tutun da 6 ana cadde, Cumhuriyet Meydanı yarısı ile sahil bandı, Su Ürünleri Toptancı Balık Hali, itfaiye gibi birimler Büyükşehir Belediyesi yetki alanı içine alındı. Bandırma’ya ne kalmıştı?. Mezarlıklar Müdürlüğü... Hal böyle olunca sık sık yetki karmaşası yaşanmaya başlandı. Açılan çukurların bile kimin açıp kimin kapatacağı sorun olmuştu. Küçük ama önemli bir örnek; kent merkezinde Tekel Sokak’ta BASKİ 2 yerde açma yaptı 1 ay geçti kim kapatacak belli değil. Yönetim “iki başlı“ olunca hizmetler de işte böyle yarım kalabiliyor
Şimdi çok merak edilen konu; Başkan Kafaoğlu haftada bir gün Bandırma’daki makamında nasıl bir çalışma yapacak? Hele bir başlasın sonra bakarız.

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI