GeriEray GÖRGÜLÜ Mustafa Tuna bakanlığı harekete geçirebilecek mi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mustafa Tuna bakanlığı harekete geçirebilecek mi

Başkent Muhtarlar Federasyonu Başkan Yardımcısı ve Çukurambar Mahallesi muhtarı Mehmet İhsan Gülbudak, sokak köpeği sorunuyla ilgili önceki gün gazetemize çok güzel bir demeç verdi.

Gülbudak, Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna’nın ‘ortak akıl’ çağrısına destek oldu ve şöyle dedi: “Bu sorunu kim çözerse, siyasi görüşüne bakılmadan insanların kalbinde taht kuracaktır.”
Gerçekten de öyle...

* * *

Bu mesele Ankara’nın yıllardır ve giderek de artan en büyük sorunlarından birisi. Bu konuda Hürriyet Ankara olarak nasıl bir noktada olduğumuzu da, haberlerimizden, yazılarımızdan tüm okurlarımız biliyor.
En başından beri biz de, hayvan haklarını hiçe saymadan, kentlinin de korku içinde yaşamasını ortadan kaldıracak bir çözümün taraftarıyız.
Bu noktada Başkan Mustafa Tuna’nın özellikle petshoplarda hayvan satışına karşı olduğunu vurguladığı açıklaması ve ardından da yasal durumu Bakan Veysel Eroğlu ile konuşacağını açıklaması çok önemli. Çünkü, bu karşı duruş bugüne kadar yerel yönetimlerce pek de dillendirilmeyen bir durumdu.

* * *

Ankara’da kısa sürede önemli işlere imza atan Tuna, bu konuda da Bakanlığı harekete geçirir ve 12 yıldır birçok sivil toplum örgütünün değişmesi için çaba harcadığı 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun Meclis’e gelmesine öncülük ederse, muhtar Gülbudak’ın dediği gibi tüm Ankara’nın kalbinde taht kurabilir.

HAYTAP: BEYANAT DEĞİL İCRAAT BEKLİYORUZ

Petshoplarda hayvan satışının önüne geçilmesini öngören yasa tasarası, Tuna’nın bu çıkışıyla yeniden gündeme gelince, 12 yıldır yasanın değişmesi için mücadele veren kurumların başında gelen HAYTAP’ın Yönetim Kurulu Başkanı Avukat Kemal Şenpolat’la bir kez daha konuştum. Şenpolat, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından Meclis’e gönderilmeyi bekleyen yasa tasarısının mimarlarından. Şenpolat’la yaklaşık bir yıl önce de konuşmuştuk ve yasal değişiklik için verdikleri mücadeleyi anlatmıştı. Şenpolat, Tuna’nın açıklamalarını olumlu bulsa da, “Artık beyanat değil, icraat bekliyoruz” diyerek, yıllardır rafta bekleyen yasa değişikliğine dikkat çekti. Şenpolat, yasa değişikliğine karşı lobi yürütüldüğü iddiasını ise bu kez daha da detaylandırdı. Şenpolat’ın tespitleri, talepleri ve iddialarını özetledim:

* Orman ve Su İşleri Bakanlığı yetkilileriyle yıllardır temas halindeyiz. Birçok bakan değişti ancak Veysel Eroğlu, bütün hükümetlerde bakan olarak kaldı. Tasarıyı yeniden anlatmamızı gerektirecek bir durum da yok ortada. Hükümetin yapması gereken tek şey, yasa taslağını alıp Meclis’e sunmak.

* Taslak, bir türlü Meclis’e gelmiyor. Bakanlık topu sürekli taca atıyor. Bunun sebebi, petshop lobisi. Bakanlık nezdinde en az bizim kadar etkililer. Bu insanların parası var, gücü var. Biz burada Don Kişot’luk yapıyoruz.

* Sadece petshop lobisi yok. Bir sürü sektörün lobisine karşı mücadele ediyoruz. Avcılıkla ilgili lobi yapanlar var, faytonları çalıştıranlar, yunus parklarını işletenler, sirk getirmek isteyenler, yaban hayvanlarını belediyelere pazarlamak isteyenler de taslağa karşı lobi faaliyeti yürütüyor.

* Biz bu taslağın Meclis’e gelmesini beklerken bu kez Bakan Eroğlu, ‘petshoplar kapatılsın ama katalogdan satış olsun’ dedi. Mesele sadece camın arkasında can satmak değil. Petshopta bulamayınca insanlar bu kez başka yerlerden temin etme yoluna gidecek.

Mustafa Tuna bakanlığı harekete geçirebilecek mi

YETKİNİ KULLAN ÇAĞRISI

Mustafa Tuna’ya da bir çağrıda bulunan Şenpolat, “Açıklamalarını çok olumlu buluyoruz. Ancak beyanatın yanında Büyükşehir Belediye Başkanı olarak yapabilecekleri de var ve bunları kullanabilir. Örneğin, ‘Bundan sonra Ankara’da hiç kimse bize petshop ruhsatı için başvurmasın. Vermeyeceğiz’ diyebilir. Bunun bir sonraki adımı petshoplara tatil günlerinde çalışma izni verilmemesi olabilir” ifadelerini kullandı.

DÖRT PARTİLİ MUTABAKATIN ÜZERİNDEN 6 YIL GEÇTİ

Petshoplarda hayvan satışını engelleyecek yasa değişikliği için dört parti de yaklaşık altı yıl önce mutabık kalmış ve tasarıyla ilgili çalışmaların detayı Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun da TBMM’de katıldığı toplantıyla açıklanmıştı. HAYTAP Başkanı Şenpolat’la sanatçı Yonca Evcimik’in de bulunduğu toplantıda Eroğlu, diğer ilgili bakanlıklarla STK’ların da görüşlerini alarak yasa değişikliğini en kısa sürede Meclis’e sunacaklarını söylemişti.

X

Rakibe VAR Bursa’ya YOK

İlk kez Dünya Kupası’nda futbola giren VAR sistemi çok tartışıldı ve hâlen de tartışılmaya devam ediyor.

Hakem hatalarının önüne geçmesi amacıyla başlatılan uygulama, futbolun doğallığına zarar vereceği gerekçesiyle eleştirilse de Dünya Kupası’nda birçok maçta, hakem hatasının önüne geçti.
Bu açıdan baktığımızda VAR’dan umutluyduk.
Neden umutluyduk?
İstanbul takımları artık, kolay kolay hakemler tarafından kollanamayacaktı çünkü, “Oynatalım Uğurcum”u maç anında canlı canlı görecektik.
Fakat öyle olmadı.
Eskiden “hakem göz göre göre golü vermedi, penaltıyı yedi” derdik. Şimdi hakemler, hakikaten “göz göre göre” aynı “hata”lara devam ediyor.
Tabii buna hata denirse...

Yazının Devamını Oku

AK Parti’de yeni başkanlarla fabrika ayarları

Ankara’da Mustafa Tuna’nın ‘gece ulaşımı’, ‘dinozor ve heykelleri kaldırma’ gibi icraatları, “Melih Gökçek’in izleri siliniyor?” yorumlarına neden olsa da, meseleye daha geniş pencereden baktığımızda AK Parti’nin referandumda büyükşehirlerde yaşadığı oy kaybını dikkate aldığını ve benzer politikaların başkanları değişen tüm illerde uygulandığını görüyoruz.

AK Parti, 2019’daki Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde yapılacak yerel seçimleri çok önemsiyor. O yüzden de, yerel seçimlerde ortaya çıkacak başarısız bir tablonun Cumhurbaşkanlığı seçimlerine olumsuz etkisine karşı da belediyelerdeki yenilenme süreci şimdiden başladı.

* * *

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Metal yorgunluğu var yenilenmeliyiz” sözleriyle belediyelerde başlayan sürecin üzerinden yaklaşık iki ay geçti. Bu süre zarfında herkesin gözü kulağı ise, İstanbul, Bursa gibi şehirlerden daha çok Ankara’daydı. Başkan Mustafa Tuna'nın, gelir gelmez Melih Gökçek’in bugüne kadar ‘EGO zarar ediyor’ gerekçesiyle yanaşmadığı gece ulaşımını başlatması, bundan sonraki stratejinin ipuçlarını verdi. Dinozor ve heykel gibi figürlerin kaldırılması da Gökçek’in AK Parti’ye oy vermeyen kesimlerde yarattığı tepkinin bertaraf edilmesine yönelik hamlelerdi.

* * *

Bu icraatlara Ankara penceresinden baktığımızda, sergilenen politikanın Gökçek özelinde olduğu düşünülebilir fakat, İstanbul, Bursa, Balıkesir, Düzce ve Niğde gibi şehirlerin yeni başkanlarının icraatlarını bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, tablonun AK Parti’nin ortak bir politikası olduğu ortaya çıkıyor. Yeni başkanların ilk demeçlerine baktığımızda hepsinin ilk mesajı, ‘ortak akıl’, ‘toplumun tüm kesimlerini kucaklama’ ve ‘hep birlikte yönetme’ fikirlerinin etrafında toplandı. Özellikle referandumda büyükşehirlerde ortaya çıkan oy kaybının bu mesajlarda etkili olduğunu gözardı etmemek gerek. Çünkü, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 50+1 oy oranına ihtiyaç olacak ve bu doğrultuda da belediyeleri kazanmanın yanı sıra bu şehirlerdeki oy oranlarının artırılması gerekecek.

* * *


Yazının Devamını Oku

Kucaklaşma ‘muhalefet’i

Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen’in, Büyküşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna’yla samimi şekilde kucaklaşması, CHP içinde huzursuzluğa sebep oldu.

Konu sosyal medyada da tartışılır hale gelince Taşdelen Twitter’dan kısa bir açıklama yaptı ve “Ankara kavgadan bıktı. Kenti yöneten bizler ortak aklı işletebilmeliyiz” dedi. Tuna da, gazetemize verdiği demeçte “Taşdelen de bu memleketin evladı” ifadesini kullandı.
24 yıldır gergin bir yönetim anlayışını tercih eden ve her fırsatta kendini solla mücadeleye adadığını belirten Melih Gökçek’in yönettiği bir kentte yıllar sonra bir CHP’li belediye başkanıyla AK Partili bir Büyükşehir belediye başkanının samimi şekilde kucaklaşmasına iki açıdan bakmak gerek.

* * *

Öncelikle şu detayı atlamamalıyız. Bu samimi kucaklaşma, Tuna’nın Gökçek tarzı bir yönetim anlayışından uzak duracağının işaretleri olan icraatlarından sonra gerçekleşti. En önemlisi de Tuna, her ilçeye, her vatandaşa eşit oranda hizmet götüreceklerini vurguladı. Dolayısıyla Tuna’nın bu tutumu aslında CHP’nin uzun yıllardır savunduğu bir savdı. Hatta son seçimde de Büyükşehir adayı Mansur Yavaş da, “Seçilirsem parti rozetimi bir kenara koyacağım” iddiasıyla seçmenden oy istemişti. Taşdelen açısından bakarsak belki de bu samimi sarılma, yıllardır Büyükşehir’den hizmet alma konusunda en çok sıkıntı yaşayan ilçenin belediye başkanının, ‘tarafsız başkan’ özleminin bir yansımasıydı. Bu açıdan yaklaştığımızda Taşdelen’e getirilen eleştirilerin biraz ağır olduğu düşünülebilir.

* * *

Fakat, CHP içinde Taşdelen’i eleştirenler, böyle düşünmüyor. Dün, belediyede Taşdelen’e en yakın isimlerden biriyle konuştum ve ilk sözü “Bize samimiyetsiz geldi” oldu, sonra da ekledi: “Böyle bir kucaklaşma bir DSP ile CHP’li arasında olabilir, bir MHP’li ile BBP’li arasında olabilir. Bu yadırganmaz ancak, biz AK Parti siyasetine karşı mücadele ediyoruz ve Mustafa Tuna da ne olursa olsun AK Parti’nin bir temsilcisi. Tartışma yaratacak bu pozu vermemesi gerekiyordu.” Benzer şikayetler bazı milletvekillerince de dillendiriliyor.

* * *

Siyaseten baktığımızda iki tarafın da haklı yönleri olabilir. Ancak şunu kesin bir şekilde söyleyebiliriz. Ankara’da yeni bir döneme girildi ve bu yeni dönemde muhalefetin Gökçek döneminde uyguladığı stratejileri bir kenara koyup, yeni döneme uygun, yeni stratejileri hayata geçirmesi gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Suriyeliden kömür pazarı

Ankara’nın, Suriyeli sorununu en çok hisseden ve bu sorunla baş başa bırakılan ilçesi Altındağ’dan bugünlerde üzerinde önemle durulması gereken bir tepki sesi yükseliyor.

İtiraz konusu Suriyelilere yapılan kömür yardımları...
Tepkiyi dile getiren ise CHP Altındağ İlçe Başkanı Servet Akman. Yukarıda gördüğünüz ve bir kömür alış-verişini içeren bu fotoğrafı CHP Altındağ İlçe Örgütü çekmiş. Kömürü alan CHP’li bir delege, satan ise Suriyeli bir vatandaş.
Büyükşehir Belediyesi ve kaymakamlık ekiplerinin ısınma problemini gidermek amacıyla verdiği kömürler, bazı Suriyelilerce Önder ve Örnek mahallelerindeki sokaklarda satışa sunuluyor.
Hal böyle olunca, ‘ucuz işgücü’, ve ‘asayiş olayları’ gibi sebeplerle Suriyelilere öfkeyle yaklaşan vatandaşın tepkisi de başka bir boyuta ulaşıyor.

* * *

Birkaç gündür Altındağ’ın çeşitli bölgelerinden bu tarz şikayetler aldıklarını belirten Akman, “Suriyelilerin barınma ve yaşam hakkına sonuna kadar saygı duyuyoruz” dedikten sonra, “Ancak” deyip devam ediyor:
“Suriyelilere yapılan yardımlarda belli kriterler olması gerekiyor. Bu kriterleri koymazsanız kendi yurttaşınız, ‘ben bu ülkenin vatandaşı değil miyim?’ diye sorar. Suriyeli, devletten kömür alıyor ama stok fazlasını Türk yurttaşa satıyor. Suriyelilerin evlerinin önü kömür dolu ve nakliye arabalarının biri gelip biri gidiyor, satış yapılıyor.”

* * *

Yazının Devamını Oku

Meslek odaları ‘diyalog’a açık

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin yeni başkanı Mustafa Tuna’nın yeni dönemde nasıl bir yönetim tarzını benimseyeceği merak konusu olurken, ilk açıklamasında yaptığı ‘ortak akıl’ vurgusu, aslında bu sorunun yanıtına ilişkin ipuçlarını da vermiş oldu.

Tuna’nın “Bütün kurumların kanaatleri, şehrimizin daha iyi noktalara gelmesi noktasında çok önemlidir. Akıl bedava; benim herkesin aklına ihtiyacım var. Hiç kimseye farklı muamele, hiç kimseye zulüm yok” sözleri, yıllardır Büyükşehir Belediye yönetimiyle bir türlü yıldızı barışmayan meslek odalarına da bir çağrı niteliğinde aslında.
Bu temenninin gerçek manada hayat bulup bulmayacağını ilerleyen günlerde göreceğiz ancak, bu konuda meslek odalarının Başkan Tuna’ya yaklaşımları da bu süreçte belirleyici olacak.
İmar planlarına ilişkin itirazların yanı sıra birçok farklı konuda, Büyükşehir Belediyesi’ne karşı yüzlerce dava açan meslek odalarının yeni dönemde nasıl bir tavır izleyeceğini oda başkanlarına sordum. Başkanların genel tavrı, “Biz her zaman diyaloğa açığız” şeklinde oldu.

ORTAK AKIL KENTİN YARARINADIR

İlk olarak, Melih Gökçek’in istifasının ardından “Türkiye’de iletişim kuramadığımız tek belediye başkanıydı” açıklamasını yapan Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu’nu dinledim. Sağlıklı kentler için her türlü iletişime açık olduklarını belirten Bozoğlu, yeni dönemle ilgili şu görüşleri dile getirdi: “Biz kamu yararı, ülke yararı gözeten aynu zamanda hayatın her alanında olan bir meslek odasıyız. Ülke, toplum ve meslek yararına çalışma yapıyoruz. Kentlerde ve kırda yaşayan herkesin sağlıklı bir çevrede yaşayabilmesi için bilgi birikimimizi paylaşıyoruz. Bu hedef doğrultusunda kentlerin yöneticileri ve bürokratları ile görüşerek bilgilerimizi paylaşıyoruz. Yeni belediye başkanımızı da ziyaret etmek ve başkentimiz için çaba harcamaktan mutluluk duyarız. Ortak akıl, ortak çalışmalar yapmak Ankaralıların yararınadır, meslek odamızın çalışmaları bu yararı destekleyecektir. Yeni başkanın ortak akıl vurgusunu önemsiyoruz. Ankaralıların temiz hava soluması, musluklarından ucuz temiz su içmesi, toplu taşımanın ve yeşil alan miktarının gelişmesi hepimizin elinde ve bunu iletişim kurarak hep beraber başarabiliriz.”

KİŞİLERLE PROBLEMİMİZ YOK

Yazının Devamını Oku

Saraçoğlu’nda umutlu olalım mı?

Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum’un “Saraçoğlu’nda 7/24 yaşayan nitelikli bir yaşam alanı kazandıracağız” sözleri, akıbeti merakla beklenen Saraçoğlu Mahallesi’ni bir kez daha gündemimize taşıdı. 

Kızılay’ın ortasında bugüne kadar ‘nasıl olduysa!’, korunabilen Saraçoğlu Mahallesi’yle ilgili ilk ciddi girişim, bundan dört yıl önce dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından yapılmıştı.

* * *

“Saraçoğlu Mahallesi iyi ki de böyle kalmış, yıkılabilir yerine başka binalar yapılabilirdi” diyen Gül’ün Ankara Ticaret Odası ve Mimarlar Odası’nı aynı platformda buluşturarak, yeni bir proje üretilmesine öncü olma çabası o dönem sonuçsuz kalmıştı. Aradan yaklaşık dört yıl geçti ve tahliyeleri gerçekleştirilen Saraçoğlu Lojmanları, halen kaderine terk edilmiş bir görüntü veriyor.

* * *

Oysa ki, hemen her kesimin buluştuğu ortak bir görüş var: “Bu alan, bina yığınına dönen Ankara için, hele hele her geçen gün çöküş süreci yaşayan Kızılay için çok çok önemli.” Böylesine önemli bir alanla ilgili tasarrufta bulunurken, kentte tüm kesimlere kulak verilmeli. Bu noktada, Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum’un Saraçoğlu’yla ilgili dile getirdiği “Başkent halkının ihtiyaçlarına yönelik, nefes alacağı yeşil alanlarıyla 7/24 yaşayan nitelikli bir yaşam alanı kazandıracağız” sözleri başkent Ankara için umut verici.
Maliye Bakanı Naci Ağbal’ın da Saraçoğlu konusunu en başından dikkatli bir şekilde takip ettiğini biliyoruz, zaten Kurum da açıklamasında bunun altını çizdi ve Saraçoğlu’nu Ankara halkının daha aktif bir halde kullanacağı bir mekâna dönüştüreceklerini belirtti.

* * *

Yazının Devamını Oku

CHP’li Zeynep Altıok soruyor: Kim bu bürokratlar

Bilkent Şehir Hastanesi için açılacak yeni yola ilişkin ODTÜ’yle Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı protokol ve bu kapsamda başlatılan çalışmalar, Ankara’da bir süredir tartışma konusu.

Bu çerçevede, pazartesi günü bu köşeden, yeni yolun hemen yanında yükselmeye başlayan ve yeni yola çıkışı verilen inşaatları gündeme getirmiş, “Eskişehir Yolu’nda, yüzlerce ağaç kesilmesine neden olan, sadece Şehir Hastanesi miydi? ODTÜ sınırına dayanan yeni bölgede, yeni yerleşim alanları mı planlanıyor?” diye sormuştum.

Hürriyet Ankara’da “Hastane yolunda yeni ‘yük’ler” başlığıyla konuyu gündeme getirmemizin ardından, bir süredir kendisi de iddialarla ilgili araştırma yürüten CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, kooperatiflerle ilgili farklı iddiaları da Meclis gündemine taşıdı.
Altıok, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde yol için kesilen ağaçların bulunduğu bölgede iki ayrı lüks rezidans inşaat çalışmasının başladığını belirterek, “Yol için enlemesine 35 metre değil; 120 metre açıldığını ve protokole uyulmadığını gözlemledik” diyerek bir başka önemli noktaya daha dikkat çekti.

Önergesinde, Bilkent’te 2014 yılında Hacettepe Üniversitesi’nden 74 bin metrekare imarsız arsa satın alınarak kuruluşu gerçekleştirilen kooperatifle ilgili köşemizde yer verdiğimiz bilgileri de paylaşan Altıok, kooperatifi kurduğu iddia edilen bürokartları da gündeme getirdi. Altıok, bu önemli iddialarla ilgili Başbakan Binali Yıldırım’dan bilgi istedi. Zeynep Altıok’un soruları şöyle:

ALIP, KISA SÜREDE SATTILAR MI?

* Burada bulunan inşaat arazi hisselerinin bir kısmının inşaatlar daha başlamadan bazı bürokratlarca satın alındığı ve kısa süre sonra çok yüksek fiyatlarla bu hisseleri ellerinden çıkardıklarına yönelik iddialar doğru mudur?
* Bahsi geçen iddialar doğruysa bu bürokratlar bu daire ve hisseleri hangi tarihlerde, ne kadara satın almışlar ve ne kadara kimlere devretmişlerdir?

Yazının Devamını Oku

‘Hastane’lik planlarımız

İnşaatları devam eden Bilkent ve Etlik şehir hastanelerinin getireceği trafik yükü herkesi düşündürürken, bu hastanelerin çevresindeki araziler, bir yandan da yüksek katlı yapılaşmaya açılıyor.

Okulların açılmasıyla birlikte bu sabah Ankara’da bir kez daha trafik sorununun ne boyutlara ulaştığını hepimiz yaşayarak göreceğiz. 
Şehir merkezinde yüksek binalar yükselmeye devam ettikçe bu problem daha da içinden çıkılmaz hale gelecek. Bunun sonucunda da trafik sorununu yeni yollar açarak çözmeye çalışan Büyükşehir Belediyesi, kent içinde yeni bulvarları gündeme getirmeye devam edecek.
İş dönüp dolaşıp yine ODTÜ ve AOÇ arazilerine gelecek.

* * *

Tıpkı, Şehir Hastanesi’nden dolayı ihtiyaç duyulduğu söylenen yeni yol gibi.
Peki, Eskişehir Yolu’nda, yüzlerce ağaç kesilmesine neden olan, sadece Şehir Hastanesi miydi?

Yazının Devamını Oku

Şehirlerde taciz ayıbı

Eskiden büyük şehirlerde ‘tekin’ olmayan sokaklar, caddeler vardı.

Bu tekin olmayan bölgeler haricinde işlek caddeler, sokaklar, kadınlar için güvenlik kaygısı duymadan rahatlıkla yürünebilecek alanlardı.
Fakat şahit olduğumuz son olaylar gösteriyor ki; artık kentlerimizde kadınların belli bir saatten sonra rahatlıkla yürüyebileceği sokak, cadde neredeyse kalmadı.
Buna Ankara’da Ulus ve Çankaya da dahil!
İki gündür 100. Yıl’la ilgili takibini sürdürdüğümüz taciz olayı bunun son örneği.

* * *

Bir tacizci yaklaşık 10 gün boyunca, daha çok ODTÜ’lü öğrencilerin kaldığı 100. Yıl’da akşamları yollarda kadınları taciz ediyor ve polis bu kişiye müdahale etmiyor. En sonunda sosyal medyadan örgütlenen mahalleli tacizciyi yakaladıktan sonra polis olay yerine geliyor ve tacizciyi savcıya teslim ediyor. Tacizci, tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalıyor.
Mahalleli toplanıp yaşananlara tepki göstermese, belki de bir Özgecan vahşeti daha yaşanacaktı.

Yazının Devamını Oku

Arı yoksa hayat yok

Hacettepe Üniversitesi yarın sıradışı bir etkinliğe imza atıyor. “7’den 70’e Arı Yoksa Hayat Yok” adlı programda gün boyu meyve ve bal ikramı yapılacak, arıcılığın önemi vatandaşa ‘ballı türküler’le anlatılacak. Genelde topluma uzak kalmakla eleştirilen bilim insanlarının ballı türkülerle arıcılığı anlatacağı bu ilginç etkinlik öncesinde Hacettepe Üniversitesi Arı ve Arı Ürünleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. Aslı Özkırım’la konuştuk.

Ankara’da bir ilki gerçekleştirerek arının ve arıcılığın önemini eğlenceli bir şekilde anlatacaksınız. Nasıl bir etkinlik olacak?

Bilim insanları olarak bizim bir görevimiz de bilimi topluma aktarmak. Toplum nezdinde bazen bilimsel konular sıkıcı olabiliyor. Bunun için de kültürümüzü kullanmayı hedefledik. Çocuklarla başlayacak, Türkiye Polifonik Korolar Derneği Minikler ve Çocuk Korosu doğayla ilgili mini bir konser verecek. Yediğimiz meyve ve sebzelerin tozlaşmasını sağlayan arıların hayatımızda ne kadar önemli bir yere sahip olduğu konusunda farkındalık yaratmak istiyoruz. Aynı zamanda tüm Hacettepe’de, bal ikramı yapılacak. Diğer yandan Rektörlük Türk Halk Müziği Korosu içinde bal, arı ve petek kelimeleri geçen türkülerin yer aldığı ‘Ballı Türküler’ konseri verecek.
Tarihimizde ve kültürümüzde ezgilerde arıyı balı nasıl temalandırmışız bunu göstereceğiz.

Hepimiz aslında teorik olarak arıların olmadığı bir dünyada yaşamın da olmayacağını biliyoruz ama çevreyi korumak adına da çok da duyarlı değiliz. Farkındalık eksikliği mi yaşıyoruz?

Amacımız da bu aslında. Pek çok insan arıları sadece küçük bir böcek olarak görüyor. Hatta sokan, acı veren, alerji yaratan korkutucu bir obje olarak algılıyor. Oysa arıların yok olmaya başladıklarında meyve ve sebze oluşumunun yüzde 75 azalacağı ortaya çıktı. Tüketici, arının, arıcılığın sadece baldan ibaret olmadığını anlamalı. Tüketim açısından baktığımızda ise, bu işi suistimal edenler nedeniyle bala arıya hep şüpheyle yaklaşıldı. Bu yüzden toplumda bir farkındalık yaratmamız gerekiyor. Arı üreticilerine gittiğimizde onlar bunun farkında. Ancak, tüketicide farkındalık yaratmamız gerekiyor. Balla ilgili doğruları bilirseniz, her arıcıya şaibeli yaklaşmaz, suistimal edenleri çok kolay ayırt edebilirsiniz.

Türkiye’nin arı varlığı ne durumda?

Yazının Devamını Oku

Bitmeyen Gümüşdere turları

Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, beş yıldır Gümüşdere turlarını bitiremedi, çünkü projesi bir türlü bitmedi. 

Başkan Ak, zaman zaman AK Parti’li milletvekillerini alıp Gümüşdere’yi gezdirir ve anlatır, “Vadimizde Keçiörenlilere kayık, gondol ve motorlarla gezinti yapma imkanı da sunacağız...”

* * *

Ak, her Gümüşdere turuna çıktığında da aklıma hep beş yıl önceki manşetimiz gelir. “Evinin önünden boğazı görecek”, “Başbakan’ın İstanbul hasreti bitecek”... Böyle demişti Mustafa Ak, beş yıl önce Tayyip Erdoğan Başbakanken ve Keçiören’de oturuyorken.
Sonra Erdoğan cumhurbaşkanı oldu ve iki başbakan daha gördük.
Ak ise, üç başbakan gören projeyi gezdirmeye devam ediyor. Son olarak AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Sorgun’a gezdirdi.

* * *

Yazının Devamını Oku

Ne oldu bizim hayvanat bahçesi

Atatürk Orman Çiftliği arazisindeki hayvanat bahçesi, Ankaralılar için sadece bir hayvanat bahçesi değil aynı zamanda kent merkezinde doğal bir ortamda yürüyüş yapabilecekleri, bisiklete binebilecekleri, doğayla baş başa geçirebilecekleri ender alanlardan bir tanesiydi. 

Ta ki; yaklaşık dört yıl öncesine, yani Temapark’la birlikte ‘daha güzel’i yapılmak üzere kapanana kadar.

* * *

Hayvanat bahçesindeki hayvanların akıbetinin yanı sıra, yenisinin ne zaman açılacağı da hâlâ soru işareti.
Bu arada, Hayvanat bahçesiyle ilgili soruları, süreci en başından beri takip eden CHP Ankara Milletvekili Levent Gök bir kez daha gündeme getirdi. Gök’ün daha önce de gündeme getirdiği ve bir kez daha yanıt istediği sorular şöyle:

* * *

Yazının Devamını Oku

Bilişim Derneği’nden kodlama seferberliği

Teknoloji baş döndürücü hızla ilerlemeye devam ederken, ABD’yle birlikte AB üyesi ülkelerde özellikle çocukların eğitimine büyük yatırımlar yapılıyor.

ABD’de son bir yılda “Hour of Code” etkinlikleriyle milyonlarca çocuk ve genç, bilgisayar programı yazarken, birçok AB ülkesinde de 10 binlerce çocuk ilk bilgisayar programlarını hayata geçirdi.
Peki dünyanın büyük önem verdiği kodlama eğitimi konusunda biz ne yapıyoruz?
Türkiye Bilişim Derneği Genel Başkanı Rahmi Aktepe’yle yaptığımız söyleşide bu sorunun yanıtını aradım. Aktepe’nin ilk tespiti ise oldukça şaşırtıcı oldu: “30 yıl içerisinde günümüzün popüler olan meslekleri teknolojinin gelişmesi ile yok olacak. Yakın bir zamanda savcıya, öğretmene hatta doktora bile ihtiyaç duymayacağız. Bu da gelecekte istihdamın değişeceğine, çocuklarımızın şu anda adını bile duymadığımız mesleklere sahip olacağını gösteriyor. Anne ve babalar olarak bu gelişime ve değişime ayak uydurmamız gerekiyor.”

2025’TE 1 MİLYAR BAĞLANTI

2025 yılı öngörülerine de değinen Aktepe, “Türkiye’nin geleceğe hazırlanmasında çocuklar için programlama-kodlama eğitiminin yaygınlaştırılması da önemli” diyerek, şunları söyledi: “2025’te yaklaşık bir milyar insan internete bağlı elbiseler giyecek. Üç boyutlu yazıcıların etkisiyle artık evlerimiz fabrikaya dönüşecek. Klasik üretim araçları ve fabrikaları yok olacak. Amerika Birleşik Devletleri’nde, Avrupa Birliği üye ülkelerinde ve bazı uzak doğu ülkelerinde çocukların eğitim hayatlarının ilk yıllarından itibaren programlamayla tanışması yönünde büyük çaba harcanıyor. Gelecek internet üzerine kurulu olacak ve interneti şekillendirecek olanlar bugünün çocukları olacak. Bu nedenle özellikle gelişmiş ülkeler ulusal ve uluslararası bazda çocuklara yönelik ‘kodlama hareketleri’ başlattılar.

YAZILIM KODLAMASI ÇOK ÖNEMLİ

Yazının Devamını Oku

Kesikköprü itirazı

Çok değil daha üç ay önce ASKİ Genel Müdürü Necmettin Tahiroğlu, Ankara’nın son yıllarda en fazla kar yağışını almasının ardından “Yağışların yeterli düzeyde olmaması ve su tüketiminin artmasına rağmen halen barajlarımızdaki suyumuz yeterli” demiş, tüm Ankara rahat bir nefes almıştı. 

Fakat bir anda Başkan Melih Gökçek’in önceki günkü açıklamalarıyla Kızılırmak suyu bir kez daha gündeme geldi. Gökçek, “Bu sene itibariyle istesek de istemesek de Kesikköprü’den su alacağız. Başka çaremiz yok” dedi.
Belli ki, bu yaz Kızılırmak suyu bir kez daha kent gündemini epeyce meşgul edecek fakat, üç ay arayla ASKİ Genel Müdürü ve Gökçek’in birbirine bu kadar zıt açıklama yapmalarının sebebi ne olabilir?
Yıllarca Devlet Su İşleri’nde görev yapmış, şimdi de İnşaat Mühendisleri Odası Su Çalışma Grubu’nun sözcülüğünü yürüten inşaat ve çevre yüksek mühendisi Hasan Akyar’a sordum. 

İHTİYACI KARŞILAR

Öncelikle Akyar, kesinlikle bu sene Kesikköprü takviyesine ihtiyaç duyulmayacağını iddia ederek, şöyle diyor: “Barajlarımızdaki kullanılabilir/çekilebilir su miktarı, Ankara’nın içme ve kullanma ihtiyacını önümüzdeki kış ayları başlarına kadar karşılayacak düzeydedir. Dolayısı ile ‘Kesikköprü Takviyesi’ söz konusu olmamalıdır.” 13 Nisan itibariyle Ankara içme suyu şebekesine İvedik ve Pursaklar arıtma tesislerinden toplam brüt 1 milyon 100 bin 650 metreküp içilebilir su verildiğini belirten Akyar, yaz aylarında kent nüfusunun azalmasına karşın şebeke suyunun çim sulamada kullanılması nedeniyle ihtiyacın azalmadığını belirterek, şunları söyledi:

Yazının Devamını Oku

İstikbal ihalelerde

Yolsuzluk yaptığı ve rüşvet aldığı iddialarıyla tutuklanan daha sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Osman Yıldırım’ın ardından Ekim 2015’te THK Genel Başkanlığına seçilen Kürşat Atılgan’ın göreve geldiği günden bu yana imzaladığı satış kararları dikkat çekici boyutlara ulaştı.

Böyle giderse Türk Hava Kurumu’nun belki de kapısına kilit vurma noktasına vardıracak süreci kısaca hatırlayalım. 

THK, Osman Yıldırım’ın gözaltına alınmasının ardından yaklaşık 800 milyon lira borçla karşı karşıya kaldı. Yıldırım’dan boşalan koltuğa yeni başkan seçmek için Aralık 2014’te genel kurul yapıldı ve Vacit Öktem Türk Hava Kurumu’nun yeni başkanı oldu. Yaklaşık sekiz aylık sürecin ardından Vacit Öktem, başkanlıktan istifa etti. Öktem, istifa gerekçesini ise şu sözlerle açıklamıştı:

AĞIR BORÇ YÜKÜ

“Benim bu yapı ile çalışmam mümkün değil. Bana karşı cephe aldılar. Bu kumpasların altında kalkacak biri değilim. Ben düz bir insanım. Düzgün yaşamaya gayret ettim. Kurumun daha fazla zarar görmemesi için böyle bir karar aldım. Eski başkanın icraatları nedeni ile kurum ağır bir borç yükü altında konulmuş. 800 milyon liralık borca karşılık kurumun tüm gelirleri bankalara temlik edilmiş.” Öktem’in istifasının ardından Eylül 2015’te yapılan genel kurulda Kürşat Atılgan ve Mustafa San yarışmış, her iki aday da 252’şer oy alınca seçimler bir ay sonra yenilenmişti. Ekim ayındaki seçimde Kürşat Atılgan, başkan seçilerek göreve başladı.

44 ADET TAŞINMAZ SATIŞA ÇIKARILDI

Bu süreçte aylarca maaş alamayan THK personelinin bir kısmı kurumdan ayrılırken, Atılgan’ın göreve başlamasının ardından THK’daki taşınmaz satış süreci de Kasım ayıyla birlikte başlamış oldu.

Yazının Devamını Oku

Ne İnönü kaldı ne Atatürk

Hamamönü’nde 87 yıldır hizmet veren İnönü İlkokulu’ndan, birkaç gün önce elime ulaşan fotoğraflar karşısında hayretler içinde kaldım.

Bu yılın başında ismi değiştirilen okulun girişinde ve konferans salonunda bulunan Atatürk yazıları kaldırılmış, büstü de bir kenara atılmıştı. Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin mutlaka soruşturması gerektiğini düşündüğüm olayın detaylarını aktarmadan önce isim değişikliğinin hikâyesini paylaşmakta fayda var.

* * *

Altındağ’da 1930 yılında İnönü ismiyle açılan ilkokul, daha sonra 1950 yılında Alpaslan, 1961 yılında da İrfan Baştuğ isimlerini aldı. Okula, 1992 yılında yeniden İnönü ismi verildi.
İnönü ismini taşıdığı için okula özel ilgi gösteren CHP Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan, okula bir konferans salonu kazandırmak istedi. Bilgehan’ın katkılarıyla yaptırılan konferans salonu 2015 yılında törenle açıldı.
Bu eğitim-öğretim yılının başında ise, mevcudu azaldığı gerekçesiyle okulun Bilim Sanat Merkezi’ne dönüştürülmesi kararlaştırıldı. Kurumun yeni adı da “İnönü Bilim Sanat Merkezi” oldu.

* * *

Ancak, açıldığı günden bu yana ismi üç kez değiştirilen İnönü İlkokulu’na geçtiğimiz günlerde de 15 Temmuz şehitlerinden Hüseyin Gültekin’in ismi verildi.

Yazının Devamını Oku

Ankara’nın çocukta acı tablosu

Bağımsız milletvekili Aylin Nazlıaka’nın Meclis’te Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle sunduğu soru önergesi, Ankara’da ‘mağdur edilen’ ve ‘suça sürüklenen’ çocuklara ilişkin vahim bir tabloyu ortaya koydu.


Tablo aslında Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) daha önce Türkiye geneline ilişkin açıkladığı rakamları da kapsasa da, bu tabloyla Ankara’daki rakamları ilk kez görmüş olduk. 

RAKAMLAR ALARM VERİYOR

TÜİK verilerinden elde edilerek, Meclis’e sunulan ve Ankara’yla Türkiye genelinin karşılaştırmasının yapıldığı istatistikler, Başkent’te eğitim yaşındaki çocuklarla ilgili alarm verilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Nazlıaka’nın TÜİK’in verileriyle ilgili hazırladığı raporda yer alan en çarpıcı rakamlardan birisi, 2010 ve 2015 yılları arasında mağdur edilme, suça sürüklenme, evden kaçma gibi çeşitli gerekçelerle güvenlik birimlerine getirilen çocukların sayısı. Altı yılda tam 52 bin 329 çocuk, güvenlik birimlerine getirildi.

YÜZDE 155’LİK ARTIŞ

2010 yılında 4 bin 966 çocuk güvenlik birimlerine getirilirken bu sayı 2015’te 12 bin 686’yı buldu. Türkiye genelinde bu verideki altı yıllık artış oranı yüzde 61 iken, Ankara’da yüzde 155’e ulaştı. Yine TÜİK’in verilerine göre Türkiye genelinde mağdur edilen çocuk sayısı 2010 yılında 76 bin 428 iken bu rakam 2015 yılında yüzde 86’lık bir artışla 142 bin 179’a ulaştı. Ancak, bu artış Ankara’da çok daha büyük oranlarda gerçekleşti.

28 BİN ÇOCUK MAĞDUR

2010 yılında 2 bin 862 olan mağdur edilen çocuk sayısındaki altı yıllık artış oranı yüzde 134 oldu ve bu sayı da 6 bin 717’ye ulaştı. Altı yılda mağdur edilen toplam çocuk sayısı ise 28 bin 364’ü buldu. Suça sürüklenmede Türkiye genelinde yüzde 41 olan altı yıllık artış oranı, Ankara’da yüzde 110’u buldu. Ankara’da suça sürüklenen çocuk sayısı 2010 yılında bin 460 iken, 2015 yılında bu sayı 3 bin 211’e ulaştı. Altı yılda Ankara’da suça sürüklenen çocukların toplam sayısı da 14 bin 813’e ulaştı.

Yazının Devamını Oku

Binde 2 deyip geçilemez

40 bin metrekarenin yanında 80 metrekare, size ne ifade eder?

Hemen bir oranlama yaptınız ve binde 2 çıktı. 

Çok küçük bir oran değil mi?
Oysa, Çiğdem, Çukurambar ve 100. Yıl’da oturanlar için hiç de öyle değil.
Onlar şu günlerde bu ‘binde 2’ için, büyük bir mücadele veriyor.
Tıpkı, 2011 yılından beri, 40 bin metrekare büyüklüğündeki parkın 16 bin metrekaresinin inşaata açılmasına karşı verdikleri mücadele gibi.

* * *

Bu kez söz konusu ‘binde 2’ ise, Birlik Parkı’ndaki çimlerin ortasına dökülen betonun büyüklüğü. Kısaca hatırlayacak olursak, 29 Kasım 2011 tarihinde Büyükşehir Belediye Meclisi’nde alınan kararla Birlik Parkı’nın büyük bir kısmının konut ve ticaret alanı olarak imara açılması öngörülmüştü.

Yazının Devamını Oku

‘Kahramanlar’ı unuttuk mu

Ankara’da 100’den fazla kişinin hayatını kaybettiği Tren Garı önündeki bombalı saldırının üzerinden bir buçuk yıl, toplamda 60’ın üzerinde vatandaşın yaşamını yitirdiği Merasim Sokak ve Kızılay Meydanı saldırılarının üzerinden de yaklaşık bir yıl geçti. Hatta, Merasim Sokak’taki saldırının yıldönümü olan 17 Şubat’a da bir hafta kaldı.

* * *

Onlarca vatandaşımızı kaybettiğimiz, yüzlerce Ankaralının belki saniyelerle, dakikalarla kurtulduğu bu saldırıların ardından terörü lanetlemek ve yitirdiklerimizi karanfillerle anmaktan başka bir şey gelmedi elimizden.
Sonrasındaysa ‘saldırılarda ölenleri anmak adına en azından bir anıt yapılmalı’ fikri ortaya çıktı.

* * *

Büyükşehir Belediye Meclisi de 10 yıl önce Ulus Anafartalar Çarşısı önünde gerçekleşen saldırıya da dahil ederek, Gar önü, Merasim Sokak ve Kızılay Güvenpark Otobüs Durağı’nda meydana gelen terör saldırılarında hayatını kaybedenler için başkanlıkça uygun görülecek bir yere “Kahramanlar Anıtı” yapılmasını kararlaştırdı.

* * *

Karar, geçtiğimiz yıl mayıs ayında alınmıştı.

Yazının Devamını Oku