"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Gazeteciliğin yeni bir tanıma ihtiyacı var mı?

Fikret Bilâ, Sedat Ergin, Ertuğrul Özkök ve Murat Yetkin, özellikle ABD'de meselenin hararetle tartışıldığı bugünlerde gazeteciliği aşağıda aktardığım gibi tanımladı. Peki sizce gazetecilik nedir? Bana yazabilirsiniz ekizilkaya@hurriyet.com.tr

Türkiye'de Türk Dil Kurumu, dünyada Oxford Dictionary gibi sözlüklerin çoğunda gazetecilik, "gazetecinin yaptığı iş" gibi aslında pek de bir şey söylemeyen ifadelerle tanımlanıyor.

Sözlükler gazeteciliğin tanımını, gazetecilerin kendisine bırakmış gibi...

Bu yüzden konuyu, Hürriyet'te genel yayın yönetmenliği yapmış/yapan ve toplam kıdemleri bir asrı epey aşan meslek büyüklerime sordum.

İşte yanıtları:

Fikret Bilâ: "Gazetecilik gerçeği aramak ve bulunca yazmaktır."

Sedat Ergin: "Gazetecilik, toplumun bilgi alma hakkını karşılamak amacıyla şeffaf, denetlenebilir, etik ölçülere uyma taahhüdü olan mecralar üzerinden yürütülen her türlü haber alma ve yayma faaliyeti olarak tanımlanabilir. Gazetecilik, aynı zamanda ifade özgürlüğünü de hayata geçirmek üzere görüşlerin açıklanması suretiyle demokratik bir toplumun ihtiyacı olan bir fikir tartışması ortamını da yaşatmalıdır. Gazeteciliğe olan ihtiyaç, teknolojinin ve sosyal medyanın güçlenmesiyle birlikte ortalığı kaplamış olan yaygın görüşlerin aksine azalmamış, her zamankinden daha fazla artmıştır. Bilgi kirliliği ile mücadele etmenin en etkili yolu da yine kurallara uygun bir şekilde yapılan gazeteciliktir."

Ertuğrul Özkök: "Gazeteciliğin ne olduğu konusunda hiçbir zaman kesin tariflerim olmadı. Çünkü kendimi hiçbir zaman 'klasik gazeteci' tarifi içinde bulmadım. Gazeteciliği hiçbir zaman da idealleştirmedim. Çünkü 'ideal gazeteci' tarifini çoğunlukla kendini ideal gazeteci olarak gören kişilerin yaptığına tanık oldum. Tabi o idealin sadece kendi idealleri olduğunu söylememe gerek yok. Gazete yöneticiliğinde geçirdiğim yıllar bana şunu anlattı: 1) Ekonomi kıt kaynakları yönetme sanatı ise gazetecilik de bol kaynakları yönetme sanatıdır. 2) Gazetecilik hiçbir zaman sınırsız olmayan özgürlükleri mümkün olduğunca iyi ve başarılı yönetme sanatıdır. Özgürlüğün çok sınırlı olması da gazeteciliği o ölçüde çaresiz bırakan bir şey değildir. Yani bugün bana Türkiye’de gazetecilik ne diye sorarsan, ekonominin klasik tarifini yaparım: Kıt özgürlük kaynaklarının yönetimi. Gazeteciliğin ne olduğunu 'ideal' tarifini yapamam demiyorum. Yapmam diyorum. Ama gazetecilik ne değildir dersen daha rahat konuşurum: 1) Benim için gazetecilik bir 'Misyon' değildir. 'Dava insanlığı' değildir. 2) Benim için gazetecilik sadece haber ve fikir satmak değildir. Hele hele bugün en bol ve en hızlı temin edilen şeylerin bu olduğunu düşünürsek. Gazetecilik artık çok geniş çaplı bir 'entertainment' olayının parçası. Diyeceğim bugün bile, bu şartlarda bile yapılacak iyi gazetecilik var."

Gazetecilik adına kendisinden çok şey öğrendiğim bir diğer meslek büyüğümün, Hürriyet Daily News Genel Yayın Yönetmeni Murat Yetkin'in tanımı ise şöyle: "Gazetecilik güncel gelişmeleri doğrulama süzgecinden geçirerek kamuoyu dikkatine zamanlıca ulaştırma işidir."

Not: Ertuğrul Özkök'ten Fikret Bila'ya Hürriyet genel yayın yönetmenlerinin yaklaşık 30 yılı kapsayan bu silsilesinde eksik kalan Enis Berberoğlu'nun gazetecilik tanımını da buraya ekleyebilmek isterdim. Maruz kaldığı büyük adaletsizliğin en kısa sürede son bulmasını ve özgürlüğüne, sevdiklerine kavuşmasını diliyorum.

* * *

Bu arada kurumsal tanımlara da bakalım:

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'nde, gazetecinin ne yapması gerektiğine dair klasik bir tanım var: "Gazeteci, basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüst biçimde kullanır. Bu amaçla her türlü sansür ve otosansürle mücadele etmeli, halkı da bu yönde bilgilendirmelidir. Gazetecinin halka karşı sorumluluğu, başta işverenine ve kamu otoritelerine karşı olmak üzere, öteki tüm sorumluluklardan önce gelir. Bilgi ve haber ile özgür düşünce, herhangi bir ticari mal ve hizmetten farklı olarak toplumsal bir nitelik taşır."

Doğan Medya Grubu Yazılı Medya Yayın İlkeleri'nin ilk maddesi de şunu kaydeder: "Gazetecilikte temel işlev, gerçekleri bulup bozmadan, abartmadan, sansürlemeden, hiçbir baskı veya çıkar grubunun etkisi altında kalmadan, objektif bir biçimde kamuoyuna iletmektir."

Gerek gazetecilerin kendi meslek yaşamları boyunca şekillenen öznel tanımları, gerekse Türkiye ve dünyada kurumlarca kullanılagelen nesnel tanımlar, az-çok aynı kavramları esas alıyor: Gerçekler, bilgi edinme ve yayma hakkı, ifade özgürlüğü, kamu yararı...

Modern gazeteciliğin anavatanı sayılan ABD'de ise bugün bu tanıma gündemdeki bazı yeni kavramları eklemek tartışılıyor.

1970'lerden itibaren ABD'de gazetecilik yapan ve bugün New York Şehir Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nde yeni medya programını yürüten Jeff Jarvis 12 Ocak tarihli blog yazısıyla bu son tartışmayı başlattı. 

Kendisi de tartışmalı bir isim olan Jarvis'e göre "gazeteciliğin bilgiye dayalı eski tanımı" şuydu: "Gazetecilik, toplulukların kendilerini daha iyi örgütlemeleri için bilgilerini örgütlemeye yardım etmektir."

Jarvis'in yeni tanımı ise şu: "Gazetecilik, vatandaşların olgular ve anlayış temelinde ortak bir zemin bulmasına yardımcı olmak suretiyle toplulukları medeni, bilgiye dayalı ve üretken bir sohbet etrafında birleştirir, kutuplaşmayı azaltır ve güven inşa eder."

Bu tartışmanın neden çıktığını anlamak mümkün: Google ve Facebook duopolisinin bilginin serbest dolaşımı üzerindeki olumsuz etkileri, yalan haberler, yeni iş modelleri ve veriye dayalı reklamcılık gibi farklı nedenlerle gazeteciliğin birçok veçhesi dönüşüme zorlanıyor.

Şahsi fikrim, tüm bu dönüşüme rağmen gazeteciliğin temel değerlerinin bugün de geçerliliğini koruduğu yönünde.

Jarvis'in yaptığı gibi radikal bir "sil baştan" tanım bence zorlama olsa da, atıfta bulunduğu bazı güncel kavramlar (kutuplaşma ve güven inşası gibi) klasik tanımımıza eklenebilir elbet...

Ama daha önemlisi, gazeteciliğin aslında ne olduğunu anlatarak değil, yaparak gösterebilmek.

Yani sinema okullarındaki o klasik nasihat gibi: "Anlatma, göster."

Veya yazar Rebecca Blood'un 2004'te kullandığı ifadeyle: "Gazetecilik pornografi gibidir. Tanımı kişiden kişiye değişir ama genelde onu gördüğünüz anda tanırsınız."

Öyleyse belki de gazeteciliğin yeni bir tanımdan çok, geçmişte olduğu gibi bugün de toplumun gönülden inanacağı ilmek ilmek işlenmiş yeni bir hikâyeye, yeni bir mitolojiye ihtiyacı var ki gelin bunu da bir sonraki yazıda tartışalım.

X