Sızma zeytinyağı tansiyona iyi geliyor

Sızma zeytinyağının mucizevi bir besin olduğunun son kanıtı Avusturalya’dan.

Zeytinin anavatanı Akdeniz’den çok uzaklarda, “zeytinyağında ben de varım” demeye başlayan Avusturalya’da La Trobe Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırma, sızma zeytinyağının sistolik tansiyon değerlerinin aşağı çekilmesine yardımcı olduğunu gösteriyor.
Avusturalya zeytin ve zeytinyağına büyük ilgi gösteren bir ülke.
İklimi de müsait olduğundan gelişen bir zeytinciliğe sahip.
Yıllık 21 bin ton zeytinyağı üretiyor.
Bu rakam iç tüketimin ancak yarısını karşılıyor.
Başta İtalya ve İspanya olmak üzere Yunanistan, Tunus ve Türkiye’den yıllık 37 bin ton zeytinyağı alıyor Avusturalya. Harika bir pazar.
Son 15 yılda zeytinyağı tüketim ivmesi sürekli yükseliş halinde.
15 yılda tüketim iki katına çıkmış, bu artış hızla devam ediyor.
Hal böyle olunca ülkenin bilim insanlarının dikkati de zeytinyağı üzerinde.
Ülkenin diyetine hızla giriş yapan zeytinyağı konusunda yürütülen araştırmalardan biri, büyük tansiyon olarak bilinen sistolik tansiyonun düzenli sızma zeytinyağı tüketimiyle aşağı çekilebileceğini gösteriyor.
Trobe Üniversitesi’nin farklı yaşam tarzları ve beslenme alışkanlıklarına sahip 50 birey üzerine yaptığı klinik deneyler, günde 4 kaşık, Avusturalya’da üretilmiş sızma zeytinyağını diyetlerine dahil ettiklerinde sistolik tansiyonda yüzde 2-2,5 arası bir düşüş gözlenmiş.
Araştırmayı yöneten profesör Katerina Sarapsis, farklı etnik geleneklerden ve farklı mutfaklara sağlık bireylerin yemeklerini değiştirmeden günde 60 ml. çiğ zeytinyağını yemeklerinde kullanarak bu sonuçları elde ettiklerini söylüyor.
İki hafta düzenli kullanım sonrasında bu değerlere ulaşan bilim insanları, klinik deneye katılan kişilere iki hafta süreyle sızma olmayan zeytinyağı ve rafine zeytinyağı kullandırdıklarında ise bu değerler yine eski haline dönüyor.
Yani, zeytin olsun ne olursa olsun değil, illa ki polifenoli, antioksidan değerleri yüksek sızma zeytinyağı olacak.
Dünya çapında en yaygın ölüm sebeplerinden birinin kalp hastalıkları olduğu düşünülürse, çok önemli bir veri bu.
Avusturalya’nın sızma zeytinyağları bu sonuçları veriyorsa Akdeniz’in yağları daha da faydalıdır diyerek, Akdenizcilik yapmamadan edemeyeceğim.
Zeytinyağı üreticilerinin “ilaç niyetine her gün bir kaşık” diyerek ürünlerini pazarlamalarını yanlış bulduğumu daha önce de dile getirmiştim.
Zeytinyağı yaşam tarzı olduğu zaman faydalı.
Dünyanın bir ucunda, zeytini ve yağını daha yeni keşfeden Avustralya günde 4 kaşık diyor.
Bu da her öğün için en az bir kaşık demek oluyor.
Günde dört kaşık zeytinyağı demek zaten ana yağ olarak sızma zeytinyağı kullanmak, bu yağı yaşam tarzı olarak benimsemekle eş anlamlı.
Ben demiyorum, Avusturalyalı bilim insanları diyor...

Emma Teyze’ye kavuştum
Mart sonunda, pandeminin en yüksek noktasında yeni kitabım “Emma Teyze’nin Kitabı-Yeni Başlayanlar” için İtalyan mutfağı raflarda yerini aldı...
Kitap çıktı ama her yer kapalı olduğu için raflara koyulamadı.
Derya Turgut’un fotoğraflarını çektiği, Ayşecan Tüfekçioğlu’nun tabakları Derya’nın fotoğraflayacağı hale getirdiği, Roberta Pellegrini’nin çiçek tasarımını, Yılmaz Aysan’ın sayfa tasarımını yaptığı, yıllarca üzerinde çalışılmış, çiçek gibi bir kitap oldu.
Tarifler rahmetli kayınvalidem Giulietta’ya, teyzesi Emma tarafından düğün hediyesi olarak hazırlanmış iki küçük el yazması defterden oluşuyor.
Yeni başlayanlar için demem oradan geliyor.
Seveni çok oldu. Ben kitabın orijinaline fazla müdahale etmek istemedim.
Yer yer açıklayıcı yorumlar yazdım. Geçen gün Instagram’dan bir okuyucu yazdı. “Yeni başlayanlar diyorsunuz ama bazı tarifler göz kararı, annem rahat kullandı ben bazı tariflerde zorluk çektim” dedi. Her şeyi sorabilirsiniz. Bu kitabın güzelliği biraz da bu interaktif hali oldu.
Takım arkadaşlarıma, Yapı Kredi Yayınları’na ve kitaba iyi bakan, seven okuyucuya teşekkür ederim.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Zeytinyağı hırsızları

Vittorio De Sica’nın yönettiği “Bisiklet Hırsızları”, İtalyan sinemasının en önemli, en güzel filmlerinden biri.

Yeni gerçekçilik akımın başyapıtlarından.
Roma’da geçen hikayede tek çocuklu aile babası Antonio, belediyede reklam afişi yapıştırıcısı olarak iş bulur ancak işi alabilmesi için mutlaka bisikleti olması gerekir.
Açlığın sınırında yaşayan Antonio’nun bisikleti rehindedir. Karısının çeyizi olan çarşafları rehine bırakarak bisikletini kurtarır işe başlar ama bisikleti çalınır.
Bisikletin ölüm kalım meselesi olduğu bu dünyada Antonio ve oğlu Bruno bütün şehri didik didik ararlar.
Filmin sonu olmayan bir yerlerde hırsızı bulup kendilerinden de kötü durumda olduğunu görmeleri, her saniyesi ayrı duygu yüklü filmin en yüksek anlarından biri.
Çok sevdiğim bir filmdir, birkaç yılda bir izlemeye çalışırım.
Oğlum Lorenzo Deniz’e ileride birlikte izleyeceğimiz filmlerin hikayelerini anlatma alışkanlığım var.

Yazının Devamını Oku

Bugün okullu olduk

İstanbul’dan İtalya’ya döndükten sonra zorunlu ev izolasyonunda, yani karantinadayım.

Bugün sağlık ekipleri eve gelip covid testi yapacak.
Sonuç 48 saat içinde bildirilecek.
Negatifse serbest bir insanım.
Dışarı gidip gelebilen insanlarla bir evi paylaşarak karantinada olmak çok mantıklı gelmedi ilk başta.
Sonra amacın virüsü durdurmak değil yavaşlatıp kontrol altında tutmak olduğunu hatırlayarak sabırla kabullendim durumu.
Yaz boyunca İtalya iyi durumdaydı.
Bu tuhaf hal içinde olabildiğince normal bir yaz geçirdik.

Yazının Devamını Oku

İstanbul İstanbul

Geçen hafta birkaç günlüğüne İstanbul’daydım. Annemin Roma’ya gelmesinden cesaret alarak, oğlum Lorenzo Deniz’in anneanne elinden güzel şeyler yiyeceğinin iç rahatlığıyla bir günde karar verdim. Hem yıllık sağlık kontrollerimi yaptırdım hem de hasret giderdim. Roma dönüşü iki hafta karantinadayım, olsun...

Endokrinolojinin istediği testler insülin direncine işaret edince, kendimi diyetisyen doktora teslim ettim.
Bağırsak florası ve beyin ilişkisi üzerine uzmanlaşmış olması tercih nedenimdi.
Bakteri ve nöronların dansı benim de ilgilendiğim, çok etkileyici bir konu.
Bakalım neler öğreneceğim.
Kurtulmam gereken nur topu gibi 10 kilom var.
Kaslarım doktorun deyimiyle zeki ama çalışmayan çocuklar gibiler.
İyi haber metabolizmamın detoks düzeneği iyi durumda.

Yazının Devamını Oku

Taklitlerinden sakınınız

Su uyur düşman uyumaz derler ya, bu hafta gazetede okuduğum bir haber bu sözü hatırlattı. Son altı aydır pandemi nedeniyle dünya çapında bir uyku halindeyiz. Kötü bir rüyadan uyanmayı bekliyoruz. Her şey biraz askıda. Tüm kararları son ana bırakmak zorunda kalıyoruz.

Toprakla uğraşan insanlar için durum biraz daha farklı. Doğa, virüs için karantina kararı almadı. Ağaçların, bitkilerin çiçek açmasında, koyunların ineklerin süt vermesinde yaş ya da saat sınırı yok. Doğal yaşam, hayatına olduğu gibi devam ediyor. Üretim de öyle.
Burada uyumayan düşman ise gıda dolandırıcılığıyla mücadele eden polis birimi. Elbette düşman değil hem doğru üreticinin, tüketicinin, aynı zamanda bir anlamda geleneğin koruyucusu.
İtalya şubat ayından itibaren çok zor bir dönem geçirdi. Özellikle de Kuzey İtalya. Büyük kayıplar verildi, hayat durdu. Okuduğum haberde gıda dolandırıcılığıyla mücadele eden polis biriminin 6 ayda 40 bin 795 kimyasal analiz ve duyusal tadım da içeren teftiş yaptığı yazıyordu. Bu teftiş; zeytinyağından şaraba, peynirden konserve gıdaya kadar tüm ürünleri kapsıyor.
Tarım Bakanlığı müsteşarlarından Giuseppe L’Abbate bu konuyla ilgili yaptığı açıklamada teftişlerin üçte birinin Kuzey İtalya’da gerçekleştiğinin tam olarak yüzde 17’sinin Lombardiya ve Veneto bölgelerinde yapıldığının altını çiziyor.
İtalyan tarım ürününü kalitesini korumak, kriz anında doğabilecek yolsuzlukları mahal vermemek için gerçek bir felaket ortamında ip elden bırakılmamış. Bu iki bölgede en çok kontrolü yapılan ürünler ise yılda 5 milyon kalıptan fazla üretilen, coğrafi işaretli Grana Padana peyniri ve İtalya’nın dışarı en çok sattığı, uygun fiyatıyla cazip, yine coğrafi işaretli Prosecco şarapları.
Bu haber beni çok düşündürdü, duygulandırdı da açıkçası. İtalyanların savaş ortamı gibi bir durumda dahi ürünlerine olan bağlılıkları, saygıları takdiri hak ediyor. Haberin devamı ise “rahat nefes aldık” şeklinde. Görünen o ki İtalyan üreticiler pandemi döneminde en azından 2019’da yaptıklarından daha fazla yolsuzluk yapmamışlar. Yolsuz, yine yolsuz ama kriz anı kimseyi yoldan çıkarmamış.
İtalya’nın gıda polisleri çok donanımlı, sıkı çalışan bir ekip. Yıllar önce Floransa’da zeytinyağı tadımı eğitimi alırken sınıfa tabancayla gelen iki kişiyi çok yadırgamıştım.

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağı, bal ve sirkeli yalancı mayonez

Geçen hafta zeytinyağının ekşi dostu sirkeden bahsetmiştik.

Zeytinyağı ve sirke elbette güzel bir salatanın üzerinde birlikte en mutlu anlarını yaşarlar ama bu ikilinin mutfakta birlikte kullanılabilecekleri çok daha yaratıcı yerler var.
İtalya’nın başarılı göçmen arıcılarından Andrea Paternoster, Thun ballarının babası çok güzel bal sirkesi de yapıyor.
Yıllar önce Thun ballarının sahibi, arı aşığı Andrea Paternoster’le bir yemekte buluşmuştuk.
Fotoğraf sanatçısı Pippo Onarati’nin kendi stüdyosunda hayır için düzenlediği, cene clandestine yani “kaçak yemekler”in konuğuydu Paternoster.
Herkes kendi masa örtüsünü götürüyordu.
Eski depodan bozma stüdyoda seyyar mutfak kuruluyordu.
Micheline yıldızlı şeflerin yanı sıra Andrea Paternoster gibi normalde mutfakta göremeyeceğiniz isimlerin mükellef masalarına konuk olabiliyordunuz.

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağının ekşi yoldaşı: Sirke

Tarımla uğraşmak, üstelik de doğanın kendi ritmine saygı duyarak, katkısız, ilaçsız tarım yapmak dünyanın en zor işi. Özellikle iklim değişiklikleri nedeniyle sağı solu iyice belli olmayan bir dünyada.

Seferihisar’da zeytinyağı ve daha pek çok şey üreten Gıda Ormanı Çiftliği’nden Kaan Karlı ile konuştum geçenlerde.
Kaan ve eşi Pınar, gencecik, inatçı iki insan, çok iyi işler yapıyorlar.
Çocuklarının da parçası olduğu özenilecek bir tarım sistemi kurdular.
Zeytinyağları da her tattığımda biraz daha iyi oluyor.
Kaan, mayıs ayında yaşanan ısı dalgasının zeytin çiçeklerini kavurduğunu söyledi.
2020’de çok az zeytinyağı bekliyorlar.
Bir gecelik don, üç günlük erken gelen sıcak hava...

Yazının Devamını Oku

Bir usta bir zeytin

Franco Pepe, İtalya’nın en önemli pizza üstatlarından.

En önemlisi demek de yanlış olmaz.
Caiazzo’daki restoranı Pepe in Grani pizza severler için bir mabet.
İki kişinin yan yana zor yürüyeceği, daracık, manzarası güzel, kemerli bir sokağın ortasındaki bu tarihi binanın önünde umutsuzca bekleyen, rezervasyonsuz kalabalık bana kutsal olduğu düşünülen çeşmelerden, dilek ağaçlarından şifa almaya gelmiş insanları hatırlatır.
Franco Pepe’yi dünyanın en iyisi yapan ne...
2012’de açıldığından beri İtalya’nın kategoriler üstü pizzacısı kabul ediliyor.
Arı gibi çalışan bir ekip.
Tüm yoğunluğa rağmen bir şey aksamıyor.

Yazının Devamını Oku

Mozzarella ve zeytinyağı

Koronavirüs hayatımıza girdiğinden bu yana ilk kez şehir dışına çıktım.

Denizin çağrısı virüs korkusunu yendi. Zeytinyağının en güzel eşlikçilerinden mozzarella’nın diyarı Paestum’a kaçtık.
Büyük otel yok. Her yer tarla, zeytin, domates...
Restoranlarını bilemiyorum çünkü her geldiğimde kendimi tek bir yere atıyorum: Nonna Sceppa.
Bir aile işletmesi. Mutfakta ailenin kadınları çalışıyor. Gelinler, eltiler, görümceler, kız kardeşlerden oluşan bir ordu. Salonda ise ailenin erkekleri.
Restoranın ruhu, dev cüssesiyle restoranı kolu kanadı altına alan Raffaello Chiumento, iki sene önce vefat etti.
Ondan sonra bozulmuş olabilir mi korkusuyla gittim ama her şey eskisi gibiydi.
Porsiyonların büyüklüğü, insanların sakin sakin o koca porsiyonları bitirmesi, bahçedeki dut ağacı, koşturan çocuklar ve kapıdan her an bir beyaz atla Sophia Loren çıkıp gelecekmiş hissi veriyor.

Yazının Devamını Oku

Hediyelerin en romantiği: Zeytinyağı

Bu hafta Antalya Slow Food’dan Ezgi Dursun’dan ilham verici bir mesaj geldi.

Ezgi’ye eşi doğum günü hediyesi olarak Nova Vera’nın Beylik, Tavşan Yüreği, Memecik, Ayvalık tek cins zeytinlerinden dört farklı zeytinyağı hediye etmişti. Ezgi’nin etekleri zil çalıyordu.
Gerçekten çok iyi fikir, harika hediye. Piyasada Nova Vera gibi hem kaliteli hem şişesi güzel ürünler hayli fazla.
Sadece şişesi güzel olanlara aman dikkat.
Ben yıllardır özel günlerde zeytinyağından çok iyi üretilmiş domates sosuna, peynirden, bala ve kuru fasulyeye kadar yiyecek hediye ediyorum herkese.
İşim tadım olunca benden beklenen de bu ama yaygınlaşması gereken, anlamlı bir alışkanlık.
İlkeli tarım ürünü bir dünya görüşü, etiket fiyatı olmayan bir emek demek.
Ölmez ağacın ömrünü, güzelliğini, sağlığını, bilgeliğini hediye etmek de çok romantik bir hareket.

Yazının Devamını Oku

Portekiz’in şanslı kuşları

Geçen hafta “Dağ keçilerime dokunma” kampanyasını gördüğümde haberin şaka olduğunu sandım önce.

Dağdaki keçilerin avlanması için ihale açılmasına şaşırmamak elde değil.

Neyse ki, Tarım ve Orman Bakanlığı sonradan bu kararı iptal etti.

Portekiz’le ilgili okuduğum bir haber, Türkiye’nin dağ keçileriyle Portekiz’in kuşlarını karşılaştırmama neden oldu. Şöyle...

“KUŞLARIMA

DOKUNMA!”

Portekiz, Akdeniz’in şarap ve zeytinyağı konusunda yükselen yıldızlarından. Zeytin konusunda İspanyol modelini izleyen Portekiz, İspanya gibi süper yoğun zeytinlikleri teşvik eden tarım politikalarına sahip.

Süper yoğun zeytinlikten daha önce de bahsetmiştik. Bu tür zeytinlikler bağ sistemini andıran küçük, dip dibe ağaçlardan oluşuyor. Tüm işlemler makinelerle yapılıyor. Büyük üreticilerin tercih ettiği, zeytinlerin tıpkı endüstriyel bağlar gibi bir son kullanma tarihinin olduğu bir sistem bu.

Tüm zeytin cinsleri bu tür muameleye iyi cevap vermediğinden, Picual, Arbequina, Koroneiki gibi süper yoğun tarıma uyum sağlayan cinslere yoğunluk vererek biyolojik çeşitliliği de sabote ediyor.

Yazının Devamını Oku

Yıldızlı zeytinyağlı domates sosu tarifi

Geçtiğimiz aylarda İtalya’nın üç Michelin yıldızlı aile işletmesi Da Vittorio restoranın şefi, sahibi Chicco Cerea’yla yaptığımız sohbeti yazmıştım burada. İtalya’nın koronavirüsten en çok etkilenen şehri Bergamo’daki durumu, restoran olarak hayatta kalabilmek için evlere servis yaptıklarını, sektörün geleceğini, zeytinyağını konuştuğumuz bir sohbetti.

Ünlü şefin en ünlü yemeğinin tarifini vermek istiyordum ama henüz mevsimi değildi.

Bu hafta sonu, Roma’daki Tuscolana mahallesinde, belediyenin eski otobüs deposunda kurduğu çiftçi pazarında domates aldığım bir üreticinin “Şu büyük kırmızılardan makarna için domates konservesi olur, tam kıvamında” demesi üzerine domates mevsiminde olduğumuzu anladım.

Da Vittorio’nun ünlü yemeğinin kahramanı domates mevsiminin tam ortasında olduğumuza göre artık tarifi yazmanın vakti geldi.

İtalyan mutfağının, restorancılığının en can alıcı noktası sadeliği, basitliği.

İtalya’da 11 tane üç Michelin yıldızlı restoran var, bunlardan birinin en ünlü yemeği domatesli makarna.

Chicco Cerea’nın tarifi son derece basit, yapımı da kolay. Bu makarnayı yıldızlı yapan kullanılan malzemelerin mükemmelliği.

Harikasından bir zeytinyağı, iyisinden domates, al dente pişime uygun makarna, gerçek parmesan.

Da Vittorio bu sos için, Paccheri cinsi, kalın halkalı, düz yüzeyli, geniş gözenekli sosu içine iyi çeken Gragnano usulü makarna kullanıyor.

Yazının Devamını Oku

Sayılar ve zeytinler

Başlamayan yıl olarak tarihe geçecek 2020’nin günlük hayatımıza getirdiği yeniliklerden biri de istatistik bilimi.

Sayılar günlük yaşamımızın içine hiç bu kadar girmemişti sanki.
Her gün dünyanın dört bir yanından yetkililerin açıklamaları yayınlanıyor.
Virüsün yayılma hızı, kaç yeni vaka var, kaç kişi iyileşti, yaşam kayıpları ne kadar, bu verilerin birbirleriyle ilişkileri ne...
Her gün gözümüz bu sayılarda.
Virüsle temasımız olsun ya da olmasın hepimiz bu sayıların parçayız.
Bu hafta denk geldiğim bir istatistik İtalya’da karantina döneminde organik ürün tüketiminin yüzde 11 arttığını gösteriyordu.
Paskalya sırasında bu oran yüzde 20’ye varmış.

Yazının Devamını Oku

Zeytine inanmak

Zeytin ağacı, dünyanın sadece en güzel değil en dayanıklı ağaçlarından. İnanılmaz bir uyum sağlama kapasitesi var. Toprak yoksa taşta, su yoksa susuz toprakta yaşamayı beceriyor.

Sulama sorunu olan ve kuyularına deniz suyu karışan İsrail’de zeytin çeşitleri tuzu yüksek suya bile uyum sağlamayı başarmış.
Akdeniz havzasının farklı köşelerinde binlerce yıllık zeytin ağaçları insanlık tarihini bilgece izliyor bu sayede.
Her yere uyum sağlayan, vatanı Akdeniz’den çok uzaklarda da kendine yuva bilen, hatta gittiği yeri yuva yapan bir ağaç.
Türkiye’nin zeytinyağı bölgesi olarak kabul edilmeyen bölgelerinde de zeytincilik yapılabileceğini, şu anda üretimi küçük bölgelerin genişletilebileceği bir gerçek. Yüzölçümü, tarihi, imkanları düşünüldüğünde Türkiye şu anda olması gereken zeytinyağı ülkesi değil, henüz.
Bu sefer Akdeniz’in bu konuda daha iyi politikalar geliştiren, geleneğini daha iyi geleceğe taşıyan İspanya, İtalya hatta Yunanistan’dan değil Suudi Arabistan’dan bahsetmek istiyorum.
Suudi Arabistan dünyanın en büyük zeytinliği ve sıkım tesisi ile Guinness rekoru sahibi.
Geçen ay Guinness tarafından onaylandı, Suudi Arabistan bu sayede zeytin konusunda bir dünya rekortmeni oldu.

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağı bebeklere iyi geliyor

Tatma duyumuz ana karnındayken gelişmeye başlıyor.

Yapılan araştırmalar 21 haftalık bebeğin anne karnında tat ve koku aldığını gösteriyor.
Doktorlar sağlıklı yaşamak için uzak durmamız gerektiğini söyleseler de içgüdüsel olarak tatlı yiyeceklere meyilliyiz.
Anne karnındaki bebeğin de amniyotik sıvı tatlı olduğunda daha çok, acı olduğunda daha az sıvı tüketiyor.
Ana karnında başlayan koku-tat-hafıza ilişkisi ömür boyu yemek konusundaki seçimlerimizde belirleyici.
Toplayıcı avcı atalarımızın zehirli olma ihtimali daha düşük olan tatlı bitkileri tercih etmesine kadar uzanan bir güdü bu. Büyülü bir dünya.
Annenin hamilelik ve emzirme döneminde tükettiği gıdaların, çocuk yemeye başladıktan sonra daha kolaylıkla kabul ettiği lezzetler olduğu düşünülüyor.
Avustralya Adelaide Üniversite’inde hayvan denekler üzerinde yapılan bir araştırma hamilelik ve emzirme döneminde yoğun fast food tarzı gıdalarla beslenen fare yavrularının bu tür gıdalara bağımlılık oluşturduğunu ortaya çıkarmış.

Yazının Devamını Oku

Yerli tavşana yerli tazı

Aylardır seyahat edemiyoruz ama biz evlerimizdeyken dünya biraz daha küçüldü sanki.

Sürekli Türkiye’de olmadığım için “bir dahaki gelişime”, “bir dahaki bahara” kalırdı görüşme temennileri.
Daha varoluşçu olduk, her şey Latince tabiriyle “Hic e Nunc” (Burada ve şimdi) yaşanıyor.
Zoom toplantıları, instagram röportajları her şey “şimdi ve her neredeysen” oluyor.
An, zamandan olmasa da mekandan bağımsız.
Kendi adıma, evimden çıkmadan bu kadar kısa zamanda bu kadar çok ve güzel insan tanıyacağımı hayal bile edemezdim.
Normalde başka bahara ertelenecek böyle güzel tanışmalardan birini bu hafta gerçekleştirdim.
Antalya Slow Foood’un lideri Ezgi Bağlan Dursun, “birkaç üreticiyle Side’de yetişen Giritli denilen zeytinin Koroneiki olup olmadığını tartışacağız sen de gel” dedi.

Yazının Devamını Oku

Boşken Roma

İtalya yavaş yavaş normale dönmeye başladı.

Yürümeyi yeni öğrenen çocuklar gibiyiz, biraz ürkek ve temkinli.
Yine de güzel havanın tadını çıkarmamak olmaz.
Oğlum Lorenzo Deniz’le, Roma’nın tarihi merkezini köşe bucak gezip normalde turistten yaklaşamadığımız anıtların sessiz hali önünde fotoğraf çekiyorum.
Umarım bir daha böyle görmeyiz ama itiraf ediyorum Roma boşken başka güzel.
Dile kolay üç ay şehre, sokaklara hasret kaldık.
Tarihi merkez sonrası ilk hedef Testaccio oldu.
Bir dönem oturduğum, en sevdiğim mahallelerden Testaccio, Roma için çok şey demek ama benim için son birkaç yıldır karabiber demek.

Yazının Devamını Oku

New York’ta yüzümüz güldü

New York Uluslararası Zeytinyağı Yarışması - NYIOOC 2020’de ödüller sahiplerini buldu. Türkiye’den katılan çok sayıda zeytinyağı var. Çok iyi dereceler almışlar. New York, sektörün önemli yarışmalarından. Türkiye’den katılan yarışmacıların yüksek puanlarla dönmeleri çok kıymetli. Küçük üreticilerimiz ayakta alkışı hak ediyor.

Listede Oro del Desierto, Mimi, Franci, Titone gibi Akdeniz’in en başarılı zeytinyağlarının yanında Nova Vera, Oleamea, Oleavia, Pruio, Hiç, Granpa, Deli Dane, Mavras, Bozelli, Kistene, Eliada, Nermin Hanım, Sydma, Zeytin, Büyükkarcı, Ania, Hilmi Yıldırım, Tuay, Genius gibi butik üreticileri görmek çok güzel.

Bu isimlerin çoğu altın madalya almış. Arada gümüşler de var.

Birkaç ürünüyle katılıp altın ve gümüş alanlar var.

Hepsini teker teker yazmıyorum.

Yarışmanın web sitesinde dolaşarak tüm ödülleri keşfetme keyfini size bırakıyorum.

Her türlü yarışmanın iptal edildiği bir dönemde, New York’un Covid’e rağmen yarışmayı iptal etmemesi de ayrıca moral yükselten bir hareket.

Tadımları nasıl yaptıklarını çok merak ettim.

Biz geçen hafta birlikte tadım yapmayı çok özlediğimiz 18 kişilik bir grupla İtalya çapında, kendi evlerimizde ortak tadım yaptık.

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağı turizmi ve yeni normal

Gastronomi ve turizm dünyası “yeni normali” konuşuyor. Normalin yenisi içinde bir anormallik taşısa da şimdilik kabullenmekten başka çare de yok.

Sosyalleşme, seyahat alışkanlıklarımız “ucu açık ve belirsiz bir süreç” içinde.

Diz dize oturup yan tarafın tuzunu suyunu ödünç aldığımız mekanlar uzun süre hayal. 

Doğasında geniş alanlar olan tarım turizmi, tarım lokantacılığı eski normalimizden yadigar, önümüzdeki dönemde hızla gelişmeye aday bir sektör.

Geçen hafta butik zeytinyağı üreticilerinin restoran ve otellerden medet ummadıklarına değinmiştik.

Bin yataklı bir otelin mutfağında kullanılan yağların sadece yüzde 4’ünün zeytinyağı olduğundan dem vurarak. Her şey dahil mantığıyla yapılan turizmin eksiklerinden biri de bu.

Yöresel üretimi, düşük fiyat, yüksek rekolteye yönlendirmesi. Covid’in sebep olduğu zorunlu nekahet dönemi yıllardır hasır altı edilen bu yan etkilerin yaralarını saracak bir yeniden doğuşa vesile olur umarım.

Zeytinyağı turizmi tüm dünyada çok hızla gelişen bir sektör. Yeni Dünya üreticileri, Uruguay, Şile, Arjantin bile bu konuda ciddi yatırımlar yapıyor.

İtalya’da geçen yıl Tarım Politikaları bakanlığı, şarap turizmi konusunda çıkardığı kararnameyle bu tür turizmi belli standartlara kavuşturdu.

Yazının Devamını Oku

Korona günlerinde festival

Aylin Yazıcıoğlu’yla “Bu günlerde zeytinyağı festivalimizin heyecanı olurdu” diye konuşurken, kendimi Instagram’da bir gönderi yazarken buldum. Üreticilere “Neler yapıyorsunuz, koronavirüs satışlarınızı, çalışmalarınızı etkiledi mi, anlatın?” diye sordum. Mini festivale dönüştü çağrı. Zeytinler çiçek açmış, kimsenin çalışma konusunda sıkıntısı yok.

Üreticilerin çoğu kornavirüs dolayısıyla restoranların kapanması ve evlerde daha çok yemek pişmesinin satışlarını iyi yönde etkilediğini söylüyor.

Üretici anlık tablodan memnun.

Tayga İyi Gıda’nın sahibi Feza Şanlı, Dünya gazetesinde çıkan bir bilgiyi iletti.

Yazıdaki bir istatistikten yola çıkarak yaptığı hesaplamaya göre bin yataklı bir otelin müşteri başına 17 gram zeytinyağı kullandığını gösteriyor.

Mutfakta kullanılan yağların sadece yüzde 4’ü zeytinyağı.

Antalyalı üretici Karabelen Zeytinyağları da otel ve restoranlardan bir beklentileri olmadığını ancak çalışanlarının iyi müşterileri olduğunu söylüyor.

Karabelen’le Antalya’ya özgü zeytin cinslerinden de konuştuk. Daha geniş yeri hak ediyor.

◊ Olea Area

Yazının Devamını Oku