GeriElvan Uysal Bottoni Galen’in diyarı Bergama
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Galen’in diyarı Bergama

Romalı filozof imparator Marcus Aurelius “Dalına müteşekkir bir zeytin gibi düş” der.

Hayatın ne olduğuna dair kurulmuş en şatafatsız ve direkt cümlelerden birinin bir imparator ağzından çıkması hep şaşırtmıştır beni.

Öyle bir imparator ki doktoru Bergamalı Galenos.

Sadece bedeni değil, ruhunu da tıbbın parçası yapmış filozof, modern tıbbın kurucularından.

Dönemin en önemli sağlık merkezi Bergama’nın Asklepion sağlık merkezinde tıp eğitimi alıyor.

Reçetelerinin çoğunda, “büyülü” olarak nitelendirdiği zeytinyağını kullanıyor.

Galen’e göre zeytinyağı kendi başına bir şifa kaynağı olmakla kalmıyor aynı zamanda inanılmaz bir birleştirici, taşıyıcı.

İçine katılan tüm malzemelerin şifalı etkilerini ortaya çıkarmakta zeytinyağı gibisi yok.

Araştırmalar Galen’in haklılığını kanıtlıyor. Tam da bu nedenle yemeklerimizi zeytinyağıyla pişirelim.

Galen’in memleketi, Türkiye’nin en güzel antik kentlerinden biri Bergama’ya ilk kez iki sene önce gittim.

Arkadaşlarım Jose G. M. Torres ve Gabriel Castellana, Bergama’da eski bir tütün deposu almışlardı.

Bir kültür merkezine dönüştürmek için Jose’nin öğretim görevlisi olduğu Yıldız Üniversitesi öğrencileri ve bir grup gönüllüyle binayı restore ettiler.

Tüm Bergama bu iki kaçık yabancıya canla başla yardım ediyordu.

Aylin Yazıcıoğlu ile düzenlediğimiz zeytinyağı festivalini, Antik para sikkeleri üzerinde zeytin bulunan, zeytinli yılanlı sütunuyla binlerce yıldır “zeytin hayattır” diyen bu şehre taşımak istedik.

Festivali orada yapamadık ama mimari dokusundan, tarihinden, malzemesinden, hem Egeli hem kara insanı olan halkının kendine özgülüğünden o kadar etkilendim ki kendimi Bergama’nın bir köyünde ev alırken buldum.

Evin tapuda samanlık olarak geçen ek binası, eski bir taş baskı zeytin işleği.

Galen’in şehrinde, odalarında eski zeytin testileri, samanlığında taş değirmen olan evim, içine girilemeyecek halde olsa da, bir gün Ferizler köylü olma hayali çok güzel.

Bergama zeytinyağı üreten, Egeli bir kasaba olsa da gittiğim lokantalarda ayçiçek yağı hakimdi.

Yenigün Kahvaltı salonunun sahibi, Kaymakçı Eşref amca zeytinyağı kullanıyor, onun yeri ayrı.

Bergama’da ne üretildiği hakkında ne yeterli ne de olumlu bir fikrim vardı.

İstanbul’a gelmeden önce Bergama’nın benim köyümden olan Ticaret Odası Başkanı Fikret Ürper’i aradım.

Bergama’da erken hasat zeytinyağlarından rica ettim.

Erken hasat dokuz ürün geldi.

Bunlardan Makaron bölgede ve Türkiye’de en eski, köklü üreticilerden.

Macrocenter’larda, Amerika’dan Japonya’ya farklı pazarlarda yeri olan bir ürün.

Markanın sahibi Cenap Şişmanoğlu, annesinin zeytin sevdasını miras almış.

Bir üreticinin kendi zeytinlere sahip olması gerektiğini düşünen, gece yarılarına kadar aileye ait sıkım tesisinde bizzat çalışan bir idealist.

Makaron’un dört farklı ürününü tatma fırsatım oldu.

Hepsi gayet temiz, leziz yağlardı ancak Domat’ını özellikle sevdim.

Bu sene tattığım en iyi domatlardan biriydi.

Bergamalı yağların hepsi bir panel analizinde sızma olarak değerlendirilecek yağlar.

BERTA ise Bergamalı zeytin üreticilerinin kooperatifi.

Emekli ziraat teknisyeni Selahattin Sezgin’in girişimiyle kurulmuş.

100’e yakın üyesi var. Kooperatifler çok kıymetli ve önemliler.

BERTA küçük bir bölgenin çok kalabalık olmayan üye sayısıyla butik zeytinyağı üreten kooperatif örneğine dönüşme gücüne sahip.

Bergama zeytinyağı denildiğinde akla ilk gelen bölgelerden değil şu anda.

Umarım en kısa zamanda olur.

Ege’nin denizden ırak bu harika köşesine yolunuz düşerse ya da Bergama dışında rastlarsanız, Galen’in hemşerilerinin yağına kayıtsız kalmayın.

Tarihi mirası düşünüldüğünde Bergama sürdürülebilir tarım modelleri, atalık tohum, yerel zeytinleriyle bölgede doğru gıda üzerine harika bir marka olabillir.

 

 

X

Biraz Sicilya biraz Manisa

İtalya’da Noel’le başlayan tatilin son noktası, 6 Ocak Epifani Bayramı olurr.

6 Ocak gecesi Befana denilen cadı, çocuklara hediyeler bırakır. Cadı olduğu için biraz da muzip.

Yaramaz çocuklara kömür, yıl boyunca uslu duranlara para şeklinde çikolatalar, şekerlemeler bırakır.

Noel, yeni yıl derken, cadı tatil rehavetini süpürür, Epifani sonrası okullar açıldığında yeniden hayata dönülür.

Bu sene de aynen öyle oldu. Epifani geçer geçmez ara verdiğimiz tadımlar hızla başladı.

Bu hafta uzun uzun Sicilya bölgesinin zeytinyağları tadıldı.

Sicilya geçen sene çok kötü bir sezon geçirmişti, sinekti, kuraklıktı çok belirgin bir sorun olmadığı halde son yılların kalite açısından en renksiz sezonuydu.

Bu sene geçen seneye nazaran daha çok ürün var.

Genel olarak bölge daha iyi durumda fakat Sicilya yine Sicilya gibi değil.

Yazının Devamını Oku

Kontrolsüz dedikodu hakkı

Rita Hayworth en sevdiğim klasik dönem Hollywood aktrislerinden.

Güzelliği, filmleri, hayattaki duruşu, Orson Welles’le aşkı...

Unutulmaz filmi “Gilda”nın film müziği “Put the Blame on Mame”de “suçu Mame’e gitsin” der.

Mame hem Hayworth, hem Gilda’dır.

Sahne ışıkları altında bir Venüs, kendi başına eline gitarı alıp söylediğinde kalbi kırık bir aşık kadınıdır.

Beş kez evlenip boşanan, hayatı pek de gül bahçesi olmayan Hayworth, ilişkilerdeki başarısızlığını “erkekler Gilda ile uyuyup, Rita ile uyanıyorlar” diyerek özetler.

Davul, zurna, havai fişeklerle gelişini kutladığımız yeni yılın iki haftası ne zaman geride kaldı diye düşünürken aklıma Hayworth’ın bu sözleri geldi.

Yeni yılla uyumuş, eski yılla uyanmış gibiyim.

Dört gözle beklediğimiz zeytinyağı tadımları başladı ama yükselen covid vakaları nedeniyle ekstra önlemler, tadımlarda daha az kişi olmamız gerektiğini uzun uzun anlatan bir e-mail ile merhaba dedim yıla.

Yazının Devamını Oku

Hayat yeterince uzundur

Yılın sonun geldiğini Noel’e özgü Panettone kekleri hazırlanmaya başladığında anlıyorum her sene.

Kasımda, doğum günüm yeni geçmiş, yaş haneme yeni bir numara eklenmiş olduğu sırada Panettone sahneye çıkıp “bu sene de bitti” diyor.

Milano’ya özgü, bir mayalama hatası sonucu ortaya çıktığı rivayet edilen Panettone, yani koca ekmek, içinde portakal kabuğu şekerlemesi ve kuş üzümü olan heybetli bir tatlı.

Milanolu olduğu için bol tereyağı kaçınılmazı.

İyisinden, ciddi bir pasta şefinin elinden çıkmış bir Panettone alacaksanız, yılın sonun geldiğini hatırlayıp rezervasyon yapmanız, kilosuna en az 38 Euro vermeyi göze almanız gerekiyor.

Fiyatının içinde o kıymetli mayanın her gün bakılmasının maliyeti de var.

Yılda bir kez aldığınız bir ürün için birileri yıl boyunca çalışıyor.

Yılın bir günü evinize gelen Panettone için bir yıldır emek veriliyor.

Yılın sadece belli bir döneminde ulaşılabilir olması da bu tatlının değerini artıyor.

Yazının Devamını Oku

Akdeniz’in susuz yaz sınavı

Yılın en sevdiğim, en yoğun dönemi geldi.

Gambero Rosso İtalya’nın Zeytinyağları rehberinin tadımlarına başladık.
Geçen sene pandemi şartlarında ilk rehberimizi hazırlamıştık.
Bu sene tecrübeliyiz, yeni normal eski normal düşünmüyoruz bile. Pandemi normalimiz.
Pencereler açık, hava soğuk, tadarken zeytinyağlarını ısıtmak biraz zor oluyor ama alıştık...
2020-21’de Gambero Rosso dergi için yaptığımız bal tadımlarını herkes evinde, ayrı gayrı yapmak zorunda kalmıştık.
Sıkıcı olmasının dışında, tadımı da zorlaştıran bir durumdu.
Geçen sene dünyanın farklı yerlerinde pek çok yarışma da bu şekilde uzaktan uzağa, toplanılmadan yapıldı.

Yazının Devamını Oku

Son kitap ilk tarif

Bugünlerde yeni kitabım üzerinde çalışıyorum.

Kitap yazma sürecinin benim için en zor tarafı bitti dediğiniz anda işin yeniden başlaması.

Uzun süre düşünce olarak hayatınıza eşlik etmiş bir işle vedaşlaşmanın zorluğu mu, büyütüp belli bir yaşa getirdiğiniz, sonlandırmak üzere olduğunuz işin orta yaş bunalımı mı, yoksa sona gelmenin verdiği yorgunluk mu hiçbir fikrim yok.

Jim Jarmusch’un “Hayalet Köpek” filminde karakterlerden Pearline “Her şeyde son önemlidir” der.

Sinema muhabiri olarak izlediğim son İstanbul Film Festivali’nde gördüğüm filmin bu sahnesi geçen 20 kusür yıla rağmen etkisini yitirmedi.

Her biten şeyde hafızamın bir köşesinden çıkıp geliyor ve kafamın içinde yankılanıyor

Yemek kitabı tatlıyla bitecek elbette diyebilirsiniz.

Yazdığım bu kitabının tatlıyla mı bitmesi gerekiyor hiç emin değilim.

Birinden biri kazanacak, nasıl biteceğine kitap karar verecek.

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağından vazgeçmeyelim

Geçen ay İstanbul’daydım. Hasat bu sene biraz gecikmiş olsa da, can hıraş yağlarını yetiştiren üreticiler oldu.

Araya yeni kitabımın çalışmaları girdiği için gelen yağların hepsini tadamadım henüz ancak sezon benim beklediğimin çok üzerinde.
Şimdiye kadar tattıklarım üzerinden genel değerlendirmem bu.
Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada çiftçi olmak gittikçe zorlaşıyor.
İklim şartları, pandeminin getirdiği olumsuzluklar, yükselen maliyetler...
Bu sene Türkiye için iyice zor bir yıldı.
Yaz boyunca kuraklıktan tutuşan ormanlarımızı, zeytinliklerimizi izledik.
Daha önce de bir yazımda bu kadar kuraklık sonrası bu sene zeytinyağlarımızda odunsu özellik olarak değerlendirdiğimiz, kuraklığın getirdiği bir “kamaştırma” duygusu olabileceğinden, geçirdiğimiz yazı unutmadan bu yağlarımızın bu façalı halini de sevmemiz gerekeceğinden bahsetmiştim.

Yazının Devamını Oku

Üretici, tüketici, zeytinyağı ve gelecek

Zeytinyağını sadece yemek için değil her derde deva olarak kullanan, ısınan, aydınlanan antik Roma’nın ardında bıraktığı yeraltı zeytinyağı işlikleri günümüze çok şey söylüyor.

Bugün İtalya’nın bir numaralı dünyanın Endülüs’ten sonra ikinci en büyük zeytinyağı üreten coğrafi bölgesi olan Puglia sınırları içindeki bu işlikler, binlerce yıl önce sağlıklı zeytinyağını elde etme çabalarının göstergesi.

Yerin yüzlerce metre altında kayalara oyularak yapılan bu işlikler antik Romalıya ürününü güneşten koruma imkanı sağlıyordu.

Bugün de zeytinyağı üretiminin anahtar unsuru olan ısı kontrolünü kolaylaştırıyor.

Yani atalar, zeytininin serin, ısı farklılığının minimum olduğu, güneş ışığı almayan bir ortamda daha kaliteli zeytinyağı verdiğini fark edip, dağları delerek yer altında zeytinyağı üretmek için var güçleriyle çabalamış.

Bugüne ise iyi bir sıkım teknolojisine sahibiz.

Tarlada iyi çalışan zeytinci, teknolojinin imkanlarını kullanıp sıkımın abc’sine uyarsa mükemmeli elde etmemek mümkün değil.

Küresel ısınma, iklim dengesizlikleri, kuraklık, don, sinek, parazit demeden toprağını dinlemeyi bilen, sıkımda hata yapmayan üretici değişen şartlara rağmen yüksek standardı korumayı başarıyor.

Dünyada son 20 yıldır zeytinyağı sıkımı konusunda harika gelişmeler yaşanıyor.

Yazının Devamını Oku

Santo Palato

Açılalı daha 2 sene bile olmadı ama Santo Palato, Roma mutfağının en başarılı yeni kuşak mekanlarından biri olarak kalplerde yer edinmeyi başardı.

Adını, Torino’nun makarna ve bol kepçe düşmanı fütürist restoranı Santo Palato’dan alan mekan, fütürist mutfağa dair ne varsa tam tersini felsefe edinmiş ve tamamen zıt oldukları bir akımın mutfağına neşeyle selam vermek istemişler.
Santo Palato’nun mutfağında gencecik, ufacık, atom karınca gibi bir kadın var: Sarah Cicolini.
Cicolini, Roma’nın en önemli isimleri yıldızlı şef Roy Caceres ve pizza dünyasının yıldızsız efendisi Stefano Callegari gibi üstatlarının mutfağında yoğrularak Santo Palato’nun şefi ve ortağı olmuş.
Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, dövmeleri, tadından yenmeyen yemekleriyle genç şef Cicolini, son dönemde Roma’nın en çok konuşulan isimlerinden.
Roma’nın San Giovanni metro durağı yakınlarındaki Santo Palato, gerçek Roma mutfağını çok kaliteli malzemelerle, yaratıcı ve mükemmeliyetçi bir kadın şefin elinden yiyebileceğiniz tek adres.
Cicolini’nin Roma mutfağının temeli olan sakatat ve kuzu üzerine düzenlediği atölyeyi kaçırmadık.
Pişirdik, yedik, yazdık...

Yumurtalı makarna

Yazının Devamını Oku

Bahçeyi değil bölgeyi düşünmek

Bu hafta sonu Toscana’ydım.Bağlar sarıya çalmış, ağaçlarda yeşiller, sarılar kırmızılar bir arada...

İnsan gözünü alamıyor, rengarenk Chianti tepelerini izlemeye doymak imkansız.
İstanbullu olmak koşturmayı bilmek kadar etrafındaki güzelliğe de kaygısız kalmamak demek.
Boğazın kıyısındaki mekanların henüz lüks olmadığı günlerde pazar gününü sabahtan akşama kadar kahvaltı yaparak geçirdiğimi hatırlıyorum.
Hisar’da oturursunuz, oturursunuz, oturursunuz. Sıkılmazsınız.
Çünkü dünya geçer önünden.
O manzara hiç monotonlaşmaz. Gökyüzünün, karşı kıyıların rengi değişir. Kalıkp gideyim diyemezsiniz, diyemem.
Chianti tepelerini hayran hayran izlerken aklımdaydı hep Boğaz...

Yazının Devamını Oku

Doğru bildiklerimiz

Yeni zeytinyağını karşılarken, tadımını, seçimini nasıl yapacağımız konusuna değinmiştik geçen hafta. Kendimi tekrarlıyor olsam da zeytinyağının kalitesi etrafındaki şehir efsanelerinden bahsetmek istiyorum.Zeytinyağınızı tadarak alın, burnunuza güvenin.

Uzman olmanıza gerek yok, taze meyveyle çürük olanı ayırt edebilen her burun zeytinyağının kaliteli olup olmadığını anlayabilir.
En yaygın şehir efsanelerinden biri zeytinyağının illa da zümrüt yeşili olması gerekliliği.
Burnunuza güvenin
Renk zeytinyağı için bir kalite göstergesi değildir.
Zeytinyağı, sarıya çalan yeşilden, zümrüt yeşiline kadar çok farklı tonlarda olabilir. O kalite idaresi sanılan fosforlu yeşil, zeytinin içine yaprak karıştırıldığında, fazla yoğrulduğunda da elde edilebilir.
Yemyeşil yağın içinde yaprak vardır, çok yoğrulmuştur anlamı çıkarmadan bu bilgiyi saklayalım...
Filtreli mi filtresiz mi

Yazının Devamını Oku

Tadım hatırlatması

Adana Lezzet Festivali biteli iki hafta oldu.

Ben hemen Roma’ya döndüm ama hâlâ kebapların lezzeti damağımda.
Kaliteli zeytinyağların eşlik ettiği kebap sofralarının hayalini kuracağım, bir sonraki Adana seferine kadar.
Adana’da festival çerçevesinde 10 Ekim’de gerçekleştirdiğimiz “Hasadı tadıyoruz” etkinliğine Manisalı Hermus, Urlalı Hiç, Kilisli Masmana, Tarsuslu Boltaç zeytinyağları erken hasatlarını tamamlayıp yetişebildiler. Bu sene kuraklık nedeniyle hasatlar biraz ileri atıldı.
Muğla ve Antalya’nın yangınlar dolayısıyla gördüğü zararı da düşünürsek zeytincilik için epey zor bir yıl olduğunu söyleyebiliriz.
Akdeniz’in dört bir yanında hasat sıkım tüm hızıyla devam ediyor.
Üreticiler işlerini yaparken, tüketici olarak zeytinyağı alırken nelere dikkat etmeliyiz konusuna değinmek istedim.
Tüketicinin zeytinyağı alırken öncelikle burun ve damağına güvenmesi gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Kebaplar zeytinyağını bekliyor

Bu hafta Adana Lezzet Festivali için Adana’daydım.

Memleketim Adana’ya zeytinyağı hakkında konuşmak için gitmek çok heyecan vericiydi.
Bu yıl festivale, “Coğrafya Lezzettir” diye harika bir slogan seçilmiş...
“Coğrafya kaderdir” söyleminin içinden ancak bu kadar güzel çıkılabilirdi.
Festivalin açılış yemeği şehrin endüstriyel ve kültürel tarihinde büyük önem taşıyan eski Milli Mensucat Fabrikası’nda yeni Adana Müzesi Kompleksi’nde yapıldı.
Milli Mensucat Fabrikası edebiyatımızın en değerli isimlerinden Orhan Kemal’in bekçilik yaptığı fabrika.
Şehrin köklü geçmişinin sergilendiği, tarihinin bir parçasının başka bir parçasına çatı olduğu muazzam bir müze olmuş.
Müzenin bahçesi gala gecesi için Adana’nın coğrafyasının sunduğu tüm lezzetlerin buluştuğu bir şölene dönüşmüştü.

Yazının Devamını Oku

Muhteşem Sicilyalı

Sanırım 5 sene oldu.

Magnifico Zeytinyağı Ödül Töreni’nde İtalyan zeytinyağcılığının duayeni Nicola Titone yaşam boyu başarı ödülünü alıyordu.

50 yıldır organik zeytinyağı ürettiği için bu ödüle layık görülmüştü Nicola.

O sahneye doğru yürürken, şef Mattia Barciulli aralarında geçen bir anıyı paylaştı.

Yıllardır hem restoranda hem evde Titone zeytinyağlarını kullandığını, her sene farklı ama ısrarla mükemmel zeytinyağı üreten Titone’den gelen zeytinyağının bir sene mükemmel olmadığını ve böyle bir ürün alınca endişelenip Nicola’yı aradığını anlattı.

Nicola da o sene bacağı kırıldığı için işlerin aksadığını söylemiş.

Yaptığı işte varlığı bu kadar hissedilen bir isim Nicola Titone.

Emektar üretici “Ben eczacıyım” diyerek başlamıştı söze.

Titone ailesi kuşaklardır kasabanın en büyük eczanesinin sahibi, kızı da gelecek kuşak torunu da eczacı.

Yazının Devamını Oku

Hayvanı da düşün

Birkaç gündür Bra’dayım. Bra, İtalya’nın Piemonte Bölgesi’nde küçük bir şehir.

Küçük olmasına küçük ama Slow Food sayesinde ünü büyük.

Slow Food International merkezi, gastronomi bilimleri üniversitesi UNISG Bra’da.

2017 verilerine göre nüfusu 30 bini bulmuyor.

Slow Food’un iki yılda bir düzenlediği ‘Peynir Fuarı’nın yapıldığı dört gün boyunca şehre ortalama 300 bin ziyaretçi geliyor.

Fuar, peynir dünyasının en önemli etkinliklerinden biri.

Hatta abartısız en önemlisi.

Her yıl dünyanın dört köşesinden üreticiler, bilir kişiler geliyor, belirlenen temel üzerinde ufuk açan konferanslar, tadımlar, eğitimler düzenleniyor ve ziyaretçiler üreticilerin elinden peynirlerini tatma, hikayelerini dinleme ve satın alma fırsatı buluyor.

Bra, gelen 300 bin konuğu her seferinde alnının akıyla ağırlıyor.

Yazının Devamını Oku

Zeytinyağı restoranları birliği

Geçtiğimiz haftalarda Toscana’da zeytinyağı sıkım ustaları için düzenlenen bir eğitim programına katıldım.

Perugia Üniversitesi’nin yıldız profesörü Maurizio Servili’den Prof. Enrico Cini’ye, zeytin çeşitlerinin annesi, araştırmacı Barbara Alfei’ye, Çizme’nin en önemli teknik isimlerinden Marco Scanu’dan Matteo Mugelli’ye büyük bir bilgi şöleniydi.

Beş gün, günde 9-10 saat bir salon dolusu sıkım ustası ya da olmak isteyen insanla, bu harika hocaların kafama sığmayacak bilgi akışına maruz kalırken şunu düşündüm. Sadece bizim değil, kimsenin yağının İtalyanlar gibi olmamasının nedeni buydu.

Elbette bizim de çok değerli, zeytine tutkuyla emek veren, çiftçiyle kol kola araştırmalarını sürdüren akademisyenlerimiz, değerli teknik insanlarımız var. Ama İtalya’daki gibi farklı alanlardaki sinerji ve bu sinerjinin doğrudan elini kirleten ustaya ulaşması bambaşka bir şey.

Şöyle ki...

Organizasyonu gerçekleştiren AIRO, yani Zeytinyağı Restoranları Birliği’ydi.

Ortaklar benim de parçası olduğum tadımcılar birliği ANAAPO, Toscana Bölgesi ve zeytinyağı turizmini destekleyen Citta di Olio, Zeytinyağı Şehirleri Derneği; sponsorlar ise Chianti Bankası ve İtalya’nın terzi usulü her üreticiye özel, butik sıkım makineleri üreten dahi şair mühendisi Giorgio Mori’nin firması Mor Tem’di.

AIRO’nun Başkanı Trattoria del Pesce restoranın sahibi Filippo Falugiani, Floransa panelinden arkadaşım. İtalya’nın en ciddi zeytinyağı yarışmalarından Magnifico’da da onun, birliğin ve yukarıda adını saydığım kurumların parmağı var.

AIRO üretici, tüketici, tadımcıyı aynı çatıda birleştiren, hem tüketiciyi hem üreticiyi ve tadımcıyı eğiten bir kuruma dönüştü yıllar içinde. Öncelikli amacı restoranlarda kaliteli zeytinyağı üretimini artırmaktı. Bunu başarıyla gerçekleştirdiği gibi ötesine de geçti. Bunu yapabildiler çünkü arkalarında, yanlarında tüm bu isimler var. AIRO lokomotif olsa da destek veren kurumların başarılarındaki payı tartışılmaz. O ruhu görmeleri için üreticilerimizi Toscana’ya götürmek isterdim.

Yazının Devamını Oku

Kalbi Antepli bir Toscanalı

Bu hafta Toscana’nın Chianti bölgesindeydim.

Kaliteli zeytinyağı sıkım teknikleri, atıkların değerlendirilmesinde son teknolojiler üzerine tartışmaların yapıldığı ve çok yoğun geçen seminerlere katıldım.

Yoğun ve yorucu eğitimin en güzel yanı, İtalya’nın en başarılı üreticilerinden bazılarının sıkım ekipleriyle vakit geçirmek, aynı masada ekmeği suyu paylaşmak, tecrübeleri dinlemek ve bir şeyler öğrenmekti.

Çok yoruldum, çok şey öğrendim. Tüm öğrendiklerimi üreticilerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum...

Chianti’de program dahilinde yemek yediğimiz yerler arasında Dario Cecchini’nin Solociccia (sadece et) restoranı da vardı.

Dario Cecchini, İtalya’da lezzetli, uygun fiyatlı et restoranıyla olduğu kadar Dante’nin dizelerini en iyi okuyan kasap olarak ün yapmıştı.

Panzano kasabasındaki kasap dükkanından karşı kaldırımdaki restorana, Netflix yıldızlığından, Dubai, Bodrum’a uzanan renkli bir yol Dario’nunki.

Yıllardır farklı etkinlikler için Türkiye’ye gide gele sonunda Bodrumlu oldu, restoran açtı.

Mandarin Oriental içinde

Yazının Devamını Oku

Ahmet Sucu’yu anarken

Türkiye zeytinciliği geçen hafta önemli bir kayıp verdi.

Ayvalık’ın en köklü zeytin ve zeytinyağı üreticilerinden Özgün Zeytin’in sahibi Ahmet Sucu’nun vefatı herkesi üzdü.
Ahmet Sucu mübadele ile Ayvalık’a yerleşen ailelerden birinin üçüncü kuşağı.
Ayvalık tepelerinde devlet tarafından tahsis edilen zeytinliklerde 100 yıldır zeytin yetiştiriyorlar, zeytinyağı yapıyorlar.
Dedeler hep zeytinyağı yapmışlar, zamanın şartlarının el verdiği en yüksek teknolojiyi kullanmışlar, geleceği koruyarak yenilenmeyi düstur edinmişler. Ahmet Sucu da bu aile geleneğini günümüze taşıyan, geleneğe getirdiği yeniliklerle sadece aile şirketini değil bölge zeytinciliğini bir üst seviyeye çıkaran isimlerden.
Asırlık tecrübenin üzerine Özgün markasını kurarak, aile zeytinciliğinin kader çizgisini değiştirmiş Ahmet Sucu.
Sucu bölgede çelik tank, kaliteli filtre kullanmayı ilk benimseyen isimlerden.
Bunlar çok kolay şeylermiş gibi görünse de hâlâ çuvalla toplanan, plastik şişelerde yolda satılan bir ürünü yüzyıllarca üretildiği normların dışına çıkaran, kemikleşmiş geleneği gerektiğinde değiştirmeyi göz alana cesur kararlar.

Yazının Devamını Oku

Halk zeytinyağı

Bir buçuk aydır Türkiye’deydim. Bugün artık Roma’ya dönüş vakti.

Günlerimin çoğu oğlum Lorenzo Deniz’in yaz okulu telaşıyla geçti. İstanbul Yelken Kulübü’nde optimist yaptı bir ay boyunca ve her gün Beyoğlu’ndan Kalamış’a taşındık.

İstanbul gibi bir deniz kentinde keşke daha yaygın olsa, daha çok çocuk yapabilse. Yedi yaşında çocuğun minicik bir yelkenliyi kısa sürede kullanmayı öğrenmesi, teknenin bakımı, yıkanmasıyla uğraşması, rüzgarı anlaması, rüzgarla vücut ve teknenin koordinasyonu... Müthiş bir spor.

Kadıköy Belediye’sinin çocuklar için uygun fiyatlı spor dersleri var.

Kısa sürede çocuklara büyük özgüven ve doğa bilgisi aşılayan bu spor İstanbul’da müfredatın parçası olabilse, lüks olmaktan çıkabilse.

Denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyoruz. Yüzmeyi zar zor öğrendik gibi, artık balık yeterince tüketmiyoruz. Aynı şekilde zeytinyağı ülkesiyiz, zeytinyağı tüketmiyoruz.

Ülkenin doğasının parçası olan bu güzellikleri lüks olmaktan çıkarabilsek...

Yelken konusunu bilmiyorum.

Zeytinyağı konusunda ise Türkiye’nin lokomotifi olan İstanbul’da tüketimi artırmayı başarmanın tüm sektörün kaderini değiştirebileceği fikrindeyim.

Yazının Devamını Oku

Manavgat’ı unutmayalım

Tarihimizin en büyük yangın felaketi olarak kayıtlara geçen Manavgat yangınlarında hasar tespit çalışmaları devam ediyor.Zararı tam olarak bilemiyoruz ama 60 bine yakın hektar yanan ormanlarla birlikte, bölge zeytinliklerinin de dörtte birine yakınının yandığı tahmin ediliyor.

Antalya zeytinciliğimizin zayıf halkalarından.
Ülkenin en çok turist alan, en yüksek yatak kapasiteli bölgelerinden olsa da bu avantajlarını zeytinyağı tüketimine henüz yansıtamamış durumda.
Akdeniz’in kalbi, otlarıyla, sebzeleriyle ünlü mutfağında da zeytinyağı kullanımı şimdilik olması gerektiği noktada değil.
Zeytinyağı ile doğan mutfağın, hayatına ayçiçekle devam etmesinin en canlı örneklerinden biri Antalya.
Kısa zamanda ürün verdiği ve fidesinin fiyatının uygunluğu nedeniyle yoğun olarak dikilen Gemlik zeytini bölgede pek mutlu değil.
Kuzey Ege’nin ikliminde genetik gelişimini tamamlayan Gemlik, bölgenin sıcak iklimine pek uyum sağlayamamış görünüyor.
Zaten Kuzey Ege’den daha yüksek olan sıcaklığa küresel ısınma etkisi de eklenince Gemlikli zeytin, Antalya’da epey gurbette hissediyor kendini.

Yazının Devamını Oku

Milaslı kahraman Memecik

Ormanlarımız, canımız yanmaya devam ediyor olsa da güzel haberler de var.

Kontrol altına alınan bölgelerle birlikte haberlerin en güzeli, tüm ülkenin tek yürek halinde elinden geleni yapma çabası.

Yangınların hâlâ devam ettiği Milas’ta İlçe Tarım Müdürü Ali Parlu “İnsanlar muhteşemler. Gençlerimiz sabahlara kadar çalışıyor. Her yerden yardım yağıyor” diyor ve böyle insanların olduğu bir ülkenin geleceğinin kötü olamayacağının altını çiziyor.

Malum Milas Türkiye’nin en güzel zeytinlerinden Memecik’in yurdu.

Domates yaprağından çağlaya, narenciyeye inanılmaz bir aroma yelpazesine sahip bu harika bölge, zeytiniyle uluslararası zeytinyağı sever ve bilirin dikkatini cezbetti.

Bu yıl AB tarafından da coğrafi işaret olarak tanındı.

Tarım konusunda yüzümüzü güldürüyor, ilerde daha da çok güldürecek.

Memecik’in doğal vatanlarından Milas özellikle küçük, kaliteli zeytinyağı üretiminin kalelerinden.

Parlu,

Yazının Devamını Oku