Paylaş
Robert Koleji ve Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eğitiminin ardından UCLA’da MBA yaparak profesyonel hayata atılan Sema Hanım, görüşmemizden sadece birkaç gün sonra Türkiye’ye doğru yola çıkacağını söyledi.

Sebebi üniversiteli genç kadınların toplumlarında değişimin öncüleri olarak güçlenmelerine destek olmak, onlara yol göstermek ve liderlik becerilerini geliştirmekti.
Bu tutkunun kaynağı nereden geliyor diye düşünürken kendi yaşam deneyiminden olduğunu bir röportajında okudum. Şöyle diyor: “Türkiye’nin en iyi okullarında okumuş ve ABD’de üst düzey bir okulda MBA yapmış olmama rağmen, başarılı bir kariyere sahip olmak ve toplum içinde aktif bir birey olmak için gerekli bazı beceriler bana öğretilmemişti. Bu yetkinlikleri sonradan, büyük bir çabayla edinmek zorunda kaldım.”
Aslında bu farkındalık misyona dönüşmüş ve Sema Başol, yüzlerce genç kadının hayatını değiştirecek iki önemli organizasyonu kurmuş.
2008’de California’da Turkish Women’s Initiative’i (TWI) kuran Sema Hanım, 2009’da Türkiye’de Kıvılcım Liderlik Programı’nı başlatıyor. Ardından yine Türkiye’de Değişim Liderleri Derneği’ni (DLD) hayata geçiriyor. Türkiye’deki genç kadınların büyük bir potansiyele sahip olduğunu ancak liderlik için gerekli özgüven, sorumluluk alma ve inisiyatif geliştirme konularında yeterince destek bulamadıklarını fark etmiş.

Sema Başol
Amerika’da kurumsalda çalışırken şirketleri yöneten, yönetim kurullarında söz sahibi olan, şehir meclislerinde ve eğitim kurumlarında görev yapan lider kadınlar olduğunu görüyor. Bu deneyim sonrasında hayata geçirilen Kıvılcım liderlik programının bugün 800’ü aşkın mezunu var ve mezunların çoğu kariyerlerinde liderlik rollerine yükselmiş durumda. Bu yolculukta birlikte çalıştığı Dr. Ayça Altıntığ, Prof. Nurcan Ensari ve Nalan Yalçın’ın katkılarıyla dönüşümün büyüyerek devam etmesini gönülden dilerim.
Yayın savaşları sona mı erecek
Netflix dünyanın en köklü stüdyosu Warner Bros.’u satın alacağını açıkladı. Satışın o kadar çok detayı var ki bu konulara girmeyeceğim bile ama engel olmak isteyenler büyük bir argüman ile geliyor. 300 milyon aboneye sahip Netflix, 130 milyon abonesi olan en büyük rakibi HBO Max’ın sahibi olursa yani Warner Bros.’u ve Warner Bros.’un sahibi olduğu platform HBO’yu satın alırsa yayın savaşları fiilen sona erer diyen sesler yükseliyor.
Paylaş