Ecem Tuğba Özkan

Bebeklerde yoğurt alerjisi ve beslenme tedavisi

12 Ocak 2021
Yoğurt, mayalı bir süt ürünüdür. Yoğurt alerjisi aslında bir süt alerjisidir. Süt alerjisi, vücudun bağışıklık sisteminin sütteki proteine anormal bir şekilde tepki vermesiyle ortaya çıkar. Bebeklerde görülen en yaygın besin alerjilerinden biridir. 1 yaşından küçük bebeklerin yüzde 2-3'ünde görülür. Çocuklar büyüdükçe; özellikle 6 yaş ve üzeri çocuklarda görülme sıklığı yüzde 1'den daha azdır.

IgE aracılı ve IgE aracılı olmayan iki tip inek sütüne bağlı yoğurt alerjisi vardır. IgE aracılı yoğurt alerjisinde reaksiyon genellikle proteine maruz kaldıktan sonraki 2 saat içerisinde, IgE aracılı olmayan yoğurt alerjisinde ise maruziyetten sonra 48 saat ile 1 hafta içerisinde ortaya çıkabilir. Belirtiler alerji şekline göre değişiklik gösterir. En sık görülen belirtilerden bazıları şunlardır;

Bazı alerjiler, anafilaksi adı verilen ve yaşamı tehdit eden bir reaksiyona neden olabilir. Anafilaksi riski olan bir alerjiye sahip olmanız durumunda yanınızda mutlaka adrenalin oto-enjektörü taşımanız önerilir.

Yoğurda ve inek sütü proteinine karşı şüpheli bir duyarlılık olduğunda emzirmeyi bırakmanız gerekmez. Bebeğinizin belirtileri geçene kadar diyetinizden tüm süt ve ürünlerini çıkarmanız gerekir. Bu yiyecekleri diyetten uzaklaştırdığınızda, birkaç gün gibi kısa bir sürede iyileşme görebilirsiniz. Ancak sonuçları görmek iki ile üç hafta sürebilir.

Sütsüz diyet sırasındaki aşağıdaki ürünlerden uzak durmanız önerilir;

Alternatifler

Yoğurt, inek sütü ve süt ürünlerinin birçok ikamesi mevcuttur. Yoğurt ve ürünleri alternatifleri günümüzde çoğu markette yaygındır. Yoğurt içeren ürünlerle çapraz kontaminasyon meydana gelmediği sürece, vegan tereyağı, bitki bazlı sütler ve yoğurtlar ve vegan peynirler, hayvansal kaynaklı yoğurt alerjisi olanlar için iyi bir seçenektir.

Bebeğinizde yoğurt alerjisi olabileceğini düşünüyorsanız, teşhis için mutlaka çocuk alerji doktoruna gitmeniz gerekir. Belirtiler devam ederse ve tedavi edilmezse, özellikle nefes darlığı gibi anafilaksiye benzeyen belirtiler ortaya çıkabilir.

Yazının Devamını Oku

Vejetaryen ve vegan beslenme çocuklar için sağlıklı mı?

24 Aralık 2020
Son yıllarda vegan-vejetaryen diyetlere olan ilgi artmıştır. Vejetaryen beslenme hiçbir et, kümes hayvanı, balık, kabuklu deniz ürünü gibi hayvansal besinleri tüketmemeyi ifade ederken veganlık ise hayvan kaynaklı tüm besinlerden arındırılmış bir diyeti, hayvanlardan elde edilmiş giyecekleri veya başka herhangi bir amaç için her türlü hayvan sömürüsünü dışlamaya çalışan bir yaşam biçimi olarak tanımlanır.

En yaygın tercih edilen vejetaryen türleri şunlardır;

Vegan diyetlerde tüketilmeyen besinler ve besin grupları; et ve kümes hayvanları, balık ve deniz ürünleri, süt ve ürünleri, yumurta, arı ürünleri ve tüm hayvan bazlı bileşenlerdir.

Çocukluk döneminde vegan diyetler

İyi planlandıkları sürece bebeklik ve çocukluk döneminde vejetaryen-vegan beslenme uygulanabilir. Vegan beslenen çocuk ve ergenlerin sağlıklı büyümesi, doğru ve iyi planlanmış bir menü ile mümkündür. Bebeklik ve erken çocukluk döneminde anne sütü ve bitki bazlı formül süt protein kaynağı olarak diyete eklenebilir. Vegan bebekler için ticari bebek formülleri önerilir ve bebeklerde beslenme sorunları ile ilişkili olabileceği için ev yapımı formüllerin (bitki ve tahıl kaynaklı sütler) kullanılması önerilmez. Yaşamın ilk yılında bebeklerde büyüme oranı çok yüksek olduğundan fazla lif, besinlerin kalori yoğunluğunu azaltarak, yağların ve minerallerin emilimine olumsuz etki eder ve erken doygunluğa yol açarak büyümeyi engelleyebilir. Vegan bebeklerin 12 aya kadar olan yemeklerinde lif miktarının dikkatli planlanması önemlidir.

Protein

Baklagiller, tahıllar, fındık ve diğer yağlı tohumlar, soya sütü, soya yoğurdu, tofu, tempeh ve buğday veya soya proteinine dayalı et analogları ile yeşil yapraklı sebzeler vegan diyetlerinde iyi birer protein kaynağıdır.

Ancak bitkilerdeki anti-beslenme faktörleri ve lif varlığı bitki proteinlerinin daha düşük emilmesine neden olduğu için bebeklik ve çocukluk gibi protein ihtiyaçlarının yüksek olduğu dönemlerde planlı şekilde tüketilmelidir.

Omega-3 yağlı asitleri

Yazının Devamını Oku