GeriEce Çelik Sosyal medyanın baş belaları: Bedavacı fenomenler!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sosyal medyanın baş belaları: Bedavacı fenomenler!

Sosyal medya artık sadece gençlerin değil kurumsal şirketlerin de odaklandığı bir alan olmuş durumda.

BÜYÜK büyük şirketler sırf sosyal medyadan yapacakları kampanyalar için birimler kuruyor, bu birimler sosyal medya ajanslarıyla çalışıyor. Sosyal medya ajansları da şirketin ürününü en iyi tanıtabilecek sosyal medya ünlüsüyle iletişime geçerek viral kampanyalar üretmeye çalışıyor. 

Şirketlerin lügatinde YouTuber ve Instagram fenomenlerinin ismi, ‘Influencer’ yani ‘etki eden’. Milyonlarca takipçisi olan fenomenler bir makyaj malzemesini ya da herhangi bir ürünü kullanırken göründüğü bir paylaşım yapmak için en az 30 bin TL’den kapıyı açıyor. Yaşları genellikle 20 ile 30 arasında değişen bu arkadaşların dünyasında gerçekten dev rakamlar konuşuluyor. 

 
Sosyal medyanın baş belaları: Bedavacı fenomenler


20 BİN TAKİPÇİN Mİ VAR, BAŞLA MAIL ATMAYA

Diyelim ki Instagrammer’ımızın takipçi sayısı 20 bine ulaştı. Ve bu işten para kazanmayı aklına koydu. Artık profiline ‘blogger, influencer' yazıyor. 

İki tip blogger var:

1)    Yaratıcı içerikler üretip takipçi sayısını arttırmaya çalışan ve bir yandan para kazanmak için sosyal medya ajanslarıyla çalışan efendi blogger'lar.

2)    Etrafındaki tüm restoranlara, otellere, spa’lara mail atmaya başlayan edepsiz blogger'lar. 

İkinci gruptaki arkadaşlar genellikle ‘Sizin restorana kahvaltıya gelmek ve paylaşım yapmak istiyoruz, bizi ağırlar mısınız?' Ya da ‘Bana ürünlerinizden gönderirseniz Instagram’ımda paylaşırım’ tipi taleplerle hayatını bedavaya getirmek ister.

 İŞLETME SAHİPLERİ RAHATSIZ

İstanbul’un Moda, Cihangir, Bomonti, Kuzguncuk gibi bölgelerindeki kafeler bu tip az ünlü blogger'lardan bıkmış durumda. Kuzguncuk’ta tasarım ürünler ve aynı zamanda kafe olan bir dükkân işleten Rüya Hanım bakın şikâyetini nasıl dile getiriyor: “Sürekli, benim xxx adet  takipçim var; size gelmek, fotoğraflarını sayfamda paylaşmak istiyorum” diyerek mesajlar atıyorlar. Bana göre bunun benim için hiçbir mantıklı tarafı yok. Biz küçük işletmeler zaten sınırlı sayıda kapasiteye sahibiz. Bana daha çok bu kişiler yedikleri-içtiklerini bedavaya getirmek için bunu yapıyorlar gibi geliyor. Şimdiye dek bu tip tekliflerden hiçbirini kabul etmedim. Buraya blogger'lar geldi, beğenenler fotoğraflarını paylaşıp takipçilerine tavsiye etti. Ben de kalkarken onlara hesabı getirdim. Eğer gönüllü olarak beğeniyorlarsa takipçileriyle paylaşsınlar ancak bunu bir bedava yaşama yöntemi haline getirmesinler.”

Tabii her dükkân ya da kurum Rüya Hanım gibi davranmıyor. Bu kişilere yaptıkları paylaşım karşılığında bedava hizmet veren sayısız mekân var.

Burada önemli bir ayrımı vurgulamak lazım. Ben büyük markalarla blogger’lar arasında yapılan anlaşmaları eleştirmiyorum. Tepkim, yaptıkları takipçi kitlesi üzerinden her şeyini beleşe getirmeye çalışan ‘fenomenimsi’lere...

 
Sosyal medyanın baş belaları: Bedavacı fenomenler

‘PR’CI AYŞE, BANA ŞU RİMELDEN YOLLA!’

Örneğin ismini vermek istemediğim bir YouTuber, Instagram story’sinde bir çikolata markasından gelen paketi açıyor. Çikolatayı açıyor, ‘aa hurmalı değilmiş’ diye üzülüyor. Bir sonraki paketi açıyor, ‘Yine hurmalı değilmiş’ diyor. Bu videodan birkaç gün sonra marka, hanım kızımıza hurmalı çikolata yolluyor. Yahu git hurmalı çikolatanı marketten al. Bu kadar mı hediyeye muhtaçsın?

Keza başka bir YouTuber kanalında yayınladığı videoda elindeki ürünü sallayarak markalara sesleniyor: ‘X markasının PR’cısı Ayşe, bana şu rimelden bi' zahmet yollayıver.’ 

İnsanlar sizi, tarzınızı, hayata bakışınızı ya da sohbetinizi sevdiği için takip ediyor. Siz her şeyinizi bedavaya getirmek için aslında normalde kefil olmayacağınız ürünler tanıtıyorsunuz, bu da inandırıcılığınızı yok ediyor. Hatta bu tutum markalara da zarar veriyor.

 Sosyal medyanın baş belaları: Bedavacı fenomenler

Yaklaşık 1 ay önce İngiliz blogger Elle Darby’nin bedavacılığı bir otel sahibinin isyanıyla deşifre olmuştu. YouTube’da gezi ve güzellik videoları çeken Darby Sevgililer Günü'nde kendisi ve sevgilisi için Dublin’deki bir otelden 5 gecelik konaklama talep etmiş, karşılığında ise oteli takipçilerine tavsiye edeceğini vaat etmişti. Otel sahibi ise Darby’nin attığı mail'i ve kendisinin ona verdiği cevabı Facebook’ta paylaştı. Otel sahibi Darby’yi rezil rüsva etmişti. Haberi şuradan okuyabilirsiniz: 

 Üslup giderek basitleşiyor, bu bedavacılar hem kendilerinin hem de markaların imajını bozuyor, benden söylemesi...

 

Sosyal medyanın baş belaları: Bedavacı fenomenler
Duygu Özaslan profesyonel şekilde markalarla işbirliği yapan YouTuber’lardan

 

X

TV'lerden ümidi kesip YouTube'a tutundular!

YouTuber’ları, blogger’ları eleştirip duruyoruz... Peki ya ünlülerin YouTube macerası nasıl gidiyor? Malum artık eskisi kadar popüler olmayan mankenler ve oyuncular yeni çağı ve gençleri yakalamak ve YouTube’un milyon dolarlık pastasından ufak da olsa pay kapabilmek için kendilerine kanal kuruyorlar.

Artık düzen değişti... Eskiden sıradan genç kadınlar ünlüleri taklit ederken artık onların eskiden tanınmayan ancak şimdi milyonların izlediği YouTuber’ları taklit ettiklerini görüyoruz. Peki bu çabalar sonuç veriyor mu? Hangi ünlü YouTube’da tutundu hangisi tutunamadı? 

EKRANDA COOL YOUTUBE’DA SINIFTA KALIYOR 

Burcu Esmersoy: Ekranda cool haliyle görmeye alışık olduğumuz Burcu Esmersoy bana sorarsanız YouTube’da aradığını bulamadı. Yaklaşık üç ay önce kanalını açan Esmersoy makyaj, moda ve spor temalı videolar çekiyor. Kanalda yaratıcı videolar var mı derseniz, ‘Hayır’ derim. Esmersoy, günlük makyajım, giyinirken yapılan hatalar’ gibi artık izlemekten sıkıldığımız içeriklerde videolar çekiyor. Zaten ünlü sunucu bu sürede ancak 84 bin aboneye ulaşabilmiş. Bu YouTube dünyası için epey düşük bir rakam. En çok izlenen videosu ise Danla Bilic’i konuk aldığı video. Bu da YouTube’da kimin sözünün geçtiğinin en büyük göstergesi. Esmersoy’un ikinci en çok izlenen videosu ise magazin basınına da yansıyan ‘İlk buluşmada çantamda neler olmalı?’ videosu. Malum Esmersoy burada tavsiyeler verirken söylediği "Erkek arkadaşınızla birliktesiniz cüzdanınıza ihtiyacınız olmayabilir." cümlesi epey tepki çekmişti. 

SAĞLIKLI YAŞAM ONDAN SORULUR 

Yazının Devamını Oku

Beyaz yakalıdan fenomen olur mu? Hayaller Miami gerçekler metrobüs

Sosyal medyada özellikle de kadınları hedef alan bir tarzınız varsa fenomen olmanın en temel yolu kusursuz, gibi görünen, bir hayat sunmak.

Bunun için cildinizi çok parlak görünmesi, sağlıklı ve genç bir hava estirmeniz, hep güler yüzlü ve enerji patlaması yaşıyor gibi davranmanız gerek. İşinizle, eşinizle, sevgilinizle, ailenizle ilgili hiç sorun yaşamıyormuş, dertsiz tasasız güzel bir hayatınız var gibi bir görüntü çizmelisiniz.

Diyelim ki sabah işe gitmek için 1 buçuk saatini yollarda geçiren, giderken de metrobüs kullanan bir beyaz yakalısınız. Gerçek duygunuz, “Çok uykum var yatağa dönmek istiyorum”, “Bu ay kesin istifa edeceğim”, “Allah'ım o müdürün ekşi suratını her gün görmek zorunda mıyım, bu yol da bitemedi” gibi isyan cümleleriyle kendini dışa vuruyor. Eğer fenomen olmak istiyorsanız çok yanlış yoldasınız benden söylemesi... Sabah takipçilerinize yansıtmanız gereken ruh haliniz şöyle olmalı, “Günaydın ne güzel bir sabah değil mi? Sabah erken kalktım, uykumu müthiş aldım, sabah rutinlerimi gerçekleştirdim (120 ürün kullandım), detoks suyumu hazırladım, pembe tonlarda uçuk bir makyaj, 'trendy' elbiselerimle yeni güne hazırım” ve hemen ardından ikinci story gelmeli: "Çok sormuşsunuz, üstümdeki elbiseyi... Yukarı kaldırarak nereden aldığıma bakabilirsiniz"

Metrobüste kalabalık varmış, Uzunçayır durağında 800 kişiyle aynı anda araca binmeye çalışıyormuşsun, daha işe gitmeden enerjin zaten sıfırlanmış işte bunları kesinlikle çaktırmamak lazım.

Diyelim ki beyaz yakalı halinizle yine de fenomen olmayı kafanıza koydunuz...
Artık neredeyse her ama her makyaj blogger’ının sahip olduğu ‘sabah rutinim” videolarını çekmeye kalkarsanız sabah servisini ya da otobüsü kaçırırsınız. Çünkü bu fenomen kardeşlerin sabah rutinleri maşallah 20 ürün kullanarak en az 30-40 dakika sürüyor. Siz de bu trende uymalısınız... E bunun giyinmesi var, makyajı var. Rutin gibi rutin...

Farz edelim bu sorunu da aştınız... Peki ya yalnız yaşayan biriyseniz ve siz işteyken eviniz boşsa... İşte o zaman ‘markalardan gelenler’ videosunu nasıl çekeceksiniz? O markalar siz yokken evine o paketleri nasıl bırakacak? Paketleri iş yerine isteseniz, onları eve nasıl götüreceksiniz? Ufak gibi görünüyor ama önemli bir sorun...

Yazının Devamını Oku

Türkçeyi ‘baba’ mahvettiler biliyosun...

Başlıkta kurduğum cümleye tarzına bir kesim çok aşina... Ama eminim büyük bir kesim de yüzünü buruşturmuş ‘Bu nasıl bir cümle’ diyor.

Bilmeyenler için açıklayayım, sosyal medya fenomenlerinin ve YouTuber’ların artık kendine has bir Türkçesi var ve bu Türkçe gençler arasında inanılmaz yaygınlaşmış durumda. Peki nedir bu kendine has dil?

-Her ama her cümlenin sonuna biliyorsun koymak

-Bir şeyi nitelemek için cümlenin başına ‘baba’ kelimesi koymak,

-Durumu anlatmak için ‘.... diye ben’ demek

-Birine sinirlenince ‘Yalak’ diye bağırmak

-Birine onay verirken ‘heraldee’ diye karşındakinin lafını onaylamak

Bunlar benim ilk aklıma gelenlerden... Örnek vermek gerekirse... Mesela karnınız çok acıktı: ‘Baba acıktım biliyorsun...’ diyeceksiniz, ya da bir duruma çok şaşırdınız: ‘Baba şok diye ben...’ diye bağıracaksınız.

Fenomen Kerimcan Durmaz ve arkadaşlarının popülerleştirdiği bu laflar gerçekten sokakta, kafelerde iş yerlerinde insanların kullandığı ifadeler haline geliyor.

Yazının Devamını Oku

Siz de artık sosyal medyada ‘#iyikim #ömrüm #dünyam’lardan sıkılmadınız mı?

İngiltere merkezli bir turizm şirketi Mart ayında Instagram’ın en sevilmeyen tatil pozlarını araştırdı. İnsanları en çok rahatsız eden yüzde 34’le tatil selfie’leri olurken ikinci sırada deniz veya havuz önünde çekilmiş ayak fotoğrafları (kesinlikle irite edici) yer aldı. Üçüncü ve bana göre de en sinir bozucu olan ise öpüşen çiftlerin verdiği pozlar oldu. 

Bu araştırma Türkiye’de yapılsaydı bence aşırı sevgi dolu ve yapmacıklık kokan çiftlerin verdiği pozlar birinci olurdu. Sosyal medyada birbirlerini ne kadar sevdiklerini haykıran bu fotoğrafların altına koyulan hashtag’ler de bir o kadar sinir bozucu.

Bu ‘sonsuz aşkları’ ifade etmek isteyen bey ve hanımlar adeta yeni bir dil oluşturdu. Örneğin ‘iyikim’ diye bir kelime türedi. İyikim ne? İyi ki sevmişim mi? İyi ki öpmüşüm mü? ‘Bulabileceğim en iyi manitayı buldum görün ey ahali mi’ Ne demek iyikim biri bana bunu açıklayabilir mi?

Yine buna benzer bu tip çiftlerin kullandığı bir kalıp var: ‘çok seviyorsam demek... ya da daha kötüsü: ‘çok tatlıysak demek...’ Bunun dışında ‘dünyam’, ‘kalbim’, ‘evim’, 'tekim', 'hepim' gibi romantik sözcüklerin de çok sık yazıldığını görüyoruz.

Bir de her kelimeyi bir hashtag (#) ile yazanlar var. Durumu daha net anlatabilmek için gerçek bir örnekten yola çıkmak istiyorum. Çiftimiz romantik bir fotoğraf paylaşmış ve altında şöyle yazıyor:  #aşk #sevgi #love #us #senveben #ikimiz #biriz #tüm #dünya #karşımıza #dikilse #yıkamazlar

Mesaj alındı sanırım... Bir takım atarlar, giderler, anladığımız kadarıyla tüm dünya bu çiftin karşısında, dertler derya olmuş onlarsa bir sandal. Peki neden bu kadar #?

Birini sevmek çok güzel peki onu ne kadar çok sevdiğimizi göstermenin tek yolu bu sosyal medyada yaptığımız paylaşımlar mı? Daha sakin olamaz mıyız?

PAYLAŞIM YAPMAK İÇİN EVLENENLER DÖNEMİ

Yazının Devamını Oku

Milyoner de olabilir, büyük zarar da görebilir... ‘Eyvah çocuğum YouTuber oldu’

YouTube dünyasında artık gençlere ve yetişkinlere hitap eden onlarca kanal var. Ancak şunu kabul etmek gerek, çocukların Youtube’da farklı bir dünyası var. Etrafımız artık YouTube’dan video izlemeden ağzını açmayan ve yemek yemeyen bebeklerle dolu.

3 ile 17 yaş arasında yüz binlerce çocuk ise YouTuber olmak için deneme yapmış, kanal açmış durumda. Kimi, fenomen abi-ablalarına özeniyor ve çocuk yüzlerinde makyaj malzemeleri deniyor, kimi ebeveynleri kontrolünde şeker ve çikolata incelemesi, oyun yorumlama, paket açma gibi konularda içerik üretiyor. Amaçları ise çocukluk  ve ergenliğin zorlu dönemeçlerinden geçerken yeni dünyanın gerçeği YouTube’da kendini var etmek.

Çocuklar açısından baktığımızda YouTube dünyasında tanınmak demek, okulda çok popüler olmak, çocuk yaşta para kazanmak, istediği tüm oyuncakları, gençse tüm kıyafetleri, makyaj malzemelerini ya da teknolojik aletleri almak demek.

Peki çocuklar YouTube’da özgün içerikler üretirken yaratıcılıklarını mı artırıyorlar yoksa ekrana bağımlı, sosyalleşmeden uzak bir çocukluk mu geçiriyorlar? Hürriyet Aile yazarı pedagog Elif İpek, bebeklikten itibaren sadece bir ekran sunularak enerjileri kontrol edilen çocukların, bugün gerçek dünyadan sıkıldıklarını söylüyor. Çocukların hayata uyum sağlamak istemedikleri noktada sanal dünyada yaşamaya başladıklarını ekleyen İpek, “Teknolojinin çocuğun yaratıcılığını artırdığı fakat üretkenliğini desteklemediği bilinen bir gerçek” diyor.

Çocuklar izledikleri yüksek takipçili ve etkileşimli kanalların ardından kendilerinin de onlar gibi olacağını düşünerek kamera karşısına geçiyor. Ancak sonuç çoğu zaman hayal kırıklığıyla sonuçlanıyor. Youtuber olma hayaliyle yola çıkanların çok azı milyonlarca kişiye erişecek kadar izleniyor.


Oyuncak Avı kanalının 1 milyon abonesi bulunuyor.

KÜÇÜK YOUTUBER’IN GÖZYAŞLARI

Yazının Devamını Oku

Tahammülsüz fenomenler!

Bu köşeye ilk başladığım hafta sosyal medya, özellikle de Youtube ve fenomenler hakkında gıybetler yapacağımı duyurmuştum. Buradan her hafta sosyal medyada çok takipçisi olan isimlerle ilgili eleştiri ve tespitlerimi paylaşıyorum. Şimdi sizlere bu yazıların üç tanesinin ardından aldığım tepkileri anlatmak istiyorum.

Öncelikle ikinci hafta yazdığım ‘Sosyal medyanın baş belaları bedavacı fenomenler’ yazımla başlayalım. Bu yazıda şirketlerden bedava ürün talep eden fenomenlerin artık sektöre zarar verdiğini ve aslında fenomenlerin bunu yaparak güvenirliklerini kaybettiğini, bir nevi kendi ayaklarına sıktıklarını yazmıştım. Bu yazıda isim vermeden anlattığım örneklerden birisi bahsedilen kişinin kendisi olduğunu anladı ve yazıma yanıt verdi. Buraya kadar bir gariplik yok. Tanınan bir oyuncunun eşi olarak dikkat çeken ardından da fenomenliğe soyunan bu kişi Instagram’dan ve Twitter’dan yazımla ilgili bir cevap yazısı yayınladı.

Eleştirdiğim kişinin eleştiriye karşılık vermesinde ve kendisini savunmasında hiçbir sakınca yok. Ancak bu fenomenimiz ‘belli ki bir karın ağrınız var’, ‘benim yazım sizinkinden fazla okunuyor’ gibi mahalle kavgası dilini kullanarak da tartışmanın seviyesini düşürdü. Bununla da yetinmedi Instagram’da şahsıma 5-6 tane bir çok story atarak eleştirilerime bu kez de sözlü yanıt verdi ve yazıya ne kadar sinirlendiğini anlattı. Bunları yaparken takipçileri de sevdikleri fenomeni korumak için onunla aynı üslupla saldırıya geçti. Bu da yetmedi iki gün sonra  oyuncu eşi yine yazdığım yazıyla ilgili talihsiz ifadeler kullanan bir Instagram paylaşımında bulundu.

Benimki bir eleştiri yazısı. Üstelik belli bir kişiyi hedef alarak yazmamıştım. Keşke bu fenomenimizin de birazcık eleştiriye tahammüllü olsaydı. Yazımın odak noktası kendisiymiş gibi davranmasaydı. Sosyal medyada kendisinin de rahatsız olduğu linç kültürüne katkıda bulunmasaydı. ‘Buyurun bu kadın beni eleştirmiş sayın takipçilerim, ağzınıza geleni söyleyin’ mesajı veren paylaşımlarda bulunmasaydı.

Neyse ki yazıyla ilgili “Sonunda fenomenlerin bedavacılığıyla ilgili birileri yazı yazdı” diyen birçok mesaj aldım. Sektörde, özellikle de fenomenlerle işbirliği yapan kurumsal şirketlerde çalışan beyaz yakalıların bu ‘hediye gönder, bedava reklamını yapsın’ sisteminden ne kadar rahatsız olduğunu anlamış oldum.

Anlatacağım diğer olay bir öncekini mumla aratır cinsten. Instagram fenomeni Taha Özer ve Adnan Hoca arasındaki şaşırtıcı benzerlik başlıklı yazımda Özer’in paylaşımlarının kadın düşmanı olduğundan dem vurmuştum. Özer’in de bu yazıya cevabı gecikmedi. Hem de çok ‘seviyeli’ bir şekilde. Özer, ‘Ünlü olmak istersen ben seni yapardım’la başlayan ‘kadınlar bende ne buluyor demişsin seni davet ediyorum gel’ ile biten bir dizi çirkin paylaşımda bulundu. Bu aslında tacizin bir farklı versiyonu... Özer’in verdiği yanıt tam da yazıda bahsettiğim kadın düşmanlığının bir devamı. Maalesef ki Özer de eleştiriyi yapan kişi bir kadın olduğu için ‘her şeyi söyleyebilirim, her şeyi yapabilirim’ zihniyeti hakim.

BU KEZ SALDIRAN FENOMEN DEĞİL...

Yazının Devamını Oku

Trans fenomen evleniyor... Bunda gülünecek ne var?

İnternetin evlerimize yeni yeni girdiği yıllarda ilk sosyal medya mecralarını hatırlar mısınız? En popüler ve bugünkü Facebook’a en çok benzeyen mecra Yonja’dı. Bugün anlatacağım konunun kahramanı da ilk olarak Yonja’da ünlenmişti.

2003-2005 yılları arasında o dönemin fenomeni olan Bebek Okan farklı tarzıyla dikkat çekmişti. Aradan yıllar geçti. Okan cinsiyet değiştirme ameliyatı oldu ve bu kez Facebook’ta Selin Ciğerci olarak yeniden ortaya çıktı.

Böyle bakıldığında Selin Ciğerci’yi Türkiye’nin en eski fenomeni ilan edebiliriz.

Ciğerci Youtube ve Instagram hesabında esprili parodileriyle, şahsına münhasır paylaşımlarıyla yine sosyal medya dünyasında tanınır bir kişilik oldu.

Kerimcan Durmaz’ın 4 kişilik eğlenceli arkadaş grubunun da bir üyesi olan Ciğerci aynı zamanda DJ’lik yaparak eğlence dünyasında da yer alan bir isim.

Tarzını, üslubunu seversiniz sevmezsiniz o ayrı mesele... Ama popülerliği artınca magazin basınında onun aşk hayatıyla ilgili çok sayıda haber çıkar oldu.

Peki ben tüm bunları neden anlattım? Çünkü Ciğerci bana kalırsa homofobik bir saldırıya uğradı.

Geçen hafta Hakan Ural’la birlikte sabah programı yapan Seda Akgül, ekrana yansıtılmış haber kupüründen Ciğerci’nin evlilik haberini okuyacaktı. Akgül, haberi gördüğü anda ‘Şimdi ben bu haberi nasıl okuyayım’ diye veryansın etmeye başladı. ‘Ben evlenemiyorken o evleniyorsa ben giderim’ diye devam eden Akgül ardından manalı manalı gülerek kahkahalara boğuldu.

Yazının Devamını Oku

Taha Özer ve Adnan Hoca arasındaki şaşırtan benzerlik

Ünlü bir iş adamının oğlu olan Taha Özer’in seçtiği ‘fenomenlik yolu’ Türkiye'de şimdiye kadar gördüklerimizden daha farklı bir çizgide...

Haberlerde okumuşsunuzdur, abartılı bir şekilde müstehcen videolar paylaşan ve Türkiye’nin ‘Dan Bilzerianı’ olarak anılan Taha Özer gözaltına alındı. Ardından da adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

İşin hukuki boyutunu bir yana bırakalım... Sizce Taha Özer’in paylaşımlarındaki tek sıkıntı abartılı müstehcenlik mi?

Çok acıklı bir şekilde 1.2 milyon takipçisi bulunan Taha Özer’in Instagram’da ‘sözde hızlı’ yaşamını paylaşıyor.

HER YER KADIN BEDENİ

Özer’in Instagram’ında ilk olarak görünen şey çok fazla ‘popo’. Hesaptan paylaşılan fotoğraflarda kadınlar tamamen meta olarak görülüyor. Kadınların ya popoları ya da göğüsleri önplana çıkartılıyor. Hesapta farklı kadınlarla yapılmış onlarca paylaşım var. Burada fenomenimiz bize ‘çokeşli olduğunu’ anlatmaya çalışıyor.

Bunun yanında etrafa saçılan dolar fotoğrafları, abartılı taşlı pullu kıyafetler, havuz başında çekilmiş klişe kareler, lüks arabalar göze çarpıyor.

Özer’in aşırı düzgün kaş ve sakalları, kadınların durdukları yerler... Her şey çok planlı görünüyor. Fotoğraflarda asla kırıntısına bile rastlayamayacağımız tek şey doğallık.

Yazının Devamını Oku

Aşk mı nefret mi? Sosyal medyanın zenginlerle hastalıklı ilişkisi

İran’da düşen jet  ve içinde bulunan 11 kadın Türkiye’nin ve doğal olarak sosyal medyanın gündemine bomba gibi düştü. Bu kazanın ardından hep varlığından haberdar olduğumuz bir hastalık baş gösterdi: ‘zengin düşmanlığı’.

Ölen 11 genç kadının ardından zenginlikleri, okudukları okullar, sahip oldukları şirketler, katıldıkları davetler kısacası hayatlarındaki her detay didik didik edildi. Bu kazada ölümü en çok dikkat çeken isim olan Mina Başaran’ın Instagram hesabındaki takipçi sayısı sadece birkaç saat içerisinde 9 binden 80 bine kadar yükseldi. Sonunda aile duruma el koydu ve Başaran’ın hesabı kapatıldı.

 

MİDE BULANDIRICI YORUMLAR

‘Dünyadan bir zengin daha eksildi niye üzüleyim’ diyeni mi istersiniz, ‘jet sosyete jetten jet hızıyla düştü’ diyen mi… İğrenç yorumlar sadece bunlarla kalmadı. Bir de yaşam tarzından vuranlar vardı. ‘Bekarlığa vedanın bizim kültürümüzde yeri yok’ gibi yorumlardan arkadaş grubunda Musevi kadınların da olmasına laf edenlere kadar uzanan çok çeşitli, mide bulandırıcı yorum yapıldı. 

 

Peki bu insanların derdi ne? Herkesin başına gelebilecek bir kazada genç yaşta hayatını kaybeden 11 kadından ne istiyorlar? Neden onların hayatlarını didik didik edip ölmüş insanların arkasından konuşuyorlar? 

 

Bu yorumlardan sosyal medyanın zenginlikle olan hastalıklı ilişkisi ortaya çıkıyor. Instagram popülerleştikten sonra ünlü isimler dışında en çok takip edilen hesaplar hangileri biliyor musunuz? ‘Instagram’ın zengin çocukları’. Google’a ‘Instagram rich’ (zengin) sözcüklerini yazdığımda aşağıdaki gibi bir tablo çıkıyor.  

Yazının Devamını Oku

Kafalar: Komedi mi? Şiddet güzellemesi mi?

Youtube'da Kafalar ekibinin üzerinde çalışılmış, emek verilmiş prodüksiyonları çok seviliyor. Ancak videolar komedi ve şiddet güzellemesi arasındaki ince çizgide gidip geliyor.

Youtube’da kimi Youtuber’lar yaptıkları makyaj için izleniyor, kimi oyun tüyoları paylaştığı için takip ediliyor, kimi yemek tarifleri öğrenmek için merak ediliyor.

Ancak Türkiye’deki kullanıcılar olarak Youtube’u en çok gülmek için açıyoruz. Bu yüzden de en çok izlenen Youtuber’lar genellikle en komik olanlar oluyor. Bazısı sadece kamera karşısında konuşarak ‘karakter komedisi’ yaratıyor. Bazısı ise her videosu için ayrı kurgu oluşturuyor, masraflı prodüksiyonlara girişiyor.

Kafalar hesabı bunlardan biri. Atakan Özyurt, Bilal Hancı ve Fatih Yasin’in sahibi olduğu kanal Youtube dünyasına 2015 yılında girdi. Ancak kanal esas popülaritesine 2017 yılında ulaştı. Şu anda kanallarının 3.3 milyon abonesi var ve her videoları en az 2.5 milyon izlenmeye ulaşıyor. Peki Kafalar ne yapıyorlar da bu kadar çok izleniyor ve seviliyor?

Aslında her şeyi yapıyorlar desek yeridir. Kafaların videolarından bir kaç tanesinin isimlerini paylaşayım ne demek istediğimi anlayacaksınız: ‘Bir günlüğüne köle olmak’, ‘37 bin TL’lik hesap kimde?’, ‘Kaş kazıttık’, ‘TBMM’de bir gün geçirmek’, ‘5 TL’ye en çok abur cuburu kim alır?

İZLENMELERİNİN SIRRI OKUL MUHABBETİNDE

Ben her izlediğimde lisedeyken sınıftaki erkek çocukların en arka sıralarda birbirlerine yaptıkları şakaları, geyikleri hatırlıyorum. Sürekli birbirlerine laf sokuyorlar, el kol şakaları yapıyorlar. Aslında onların izlenmesinin sırrı da burada

Yazının Devamını Oku

Geçen yıl bu zamanlar 23 yaşında üniversite öğrencisiydi... 1 yıl içinde 500 bin TL’lik araba aldı! Peki nasıl?

“Herkese merhaba! Kanalıma hoş geldiniz…”

Bu söz eminim hepinize tanıdık geldi. Burası bir Youtube kanalı değil. Artık her hafta internetin uçsuz bucaksız dünyasındaki bu köşecikte Youtube dünyasıyla ilgili lakırdılar, gıybetler yapacağım. 

 

Youtube Türkiye’de ilk popüler olmaya başladığında bunun televizyonun yerini alabilecek kadar güçlü bir mecra olabileceğini kimse tahmin etmiyordu. ‘Hayatta olmaz kim izler bu saçmalıkları’ diyen abiler ablalar haksız çıktı. Artık sosyal medya ve Youtube milyonlarca kişiye ulaşıyor. 

 

Kendi kanalını açan Youtuber’lar da kısacık videolarıyla hayranlar ediniyor, milyonlarca kişiye ‘yeni videosu ne zaman gelecek’ sorusunu sordurtuyorlar.

 

ÜNLÜLER ONLARLA ‘KANKA’ OLMANIN PEŞİNDE

Yazının Devamını Oku