"Ebru Erke" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ebru Erke" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ebru Erke

Sunum terörüne artık biri dur demeli

Geçenlerde restoranı Asya’nın ilk 50 sıralamasında yer alan yakın bir şef arkadaşım ‘Dubai’de bir Türk restoranındayım’ diye bir video gönderdi.

Yaklaşık 45 saniye süren videoyu başımdan aşağı kaynar sular dökülerek izledim. Pala bıyıklı garson yemeğin ardından sipariş edilen havuç dilimi baklavayı müşterinin önüne büyük bir havayla koydu. Sonrasında kılıç kalkan ekibi edasıyla baklavanın ortasını açtı. Arasına dondurma topunu önce fırlattı, sonra artistik edalarla yaydı ve baklavaya havada birkaç takla attırdı. Bitti mi? Hayır, esas olay bundan sonra başladı. Baklavayı çatala takıp müşterinin gözüne sokarcasına ve bir yandan da garip sesler çıkararak havada bir-iki kez salladıktan sonra nihayet tabağa yerleştirdi. Baklava dilimini iyice ezerek beş-altı parçaya böldü. Ve şahane (!) bir iş çıkarmanın verdiği gururla sonunda baklavayı yemeye hazır hale getirdi. Baklava baklava olalı böyle zulüm görmemiştir kanımca. Yazıktır, günahtır! Bu olaya tepki göstermek için illaki Antepli olmak da gerekmez. Utana sıkıla şef arkadaşıma o çok tanınmış Türk restoranını nasıl buldun diye sordum. Cevap gayet kısaydı: “Çok güldük, eğlendik.” Bu mudur yerlere göklere koyamadığımız mutfağımızı tanıtma biçimi?
Sunum terörüne  artık biri dur demeli
Baruthane Pilavcısı Nedim Şahin
Ufak tefek ateşler büyüdü,doz aşımı alevlere döndü
Normalde sosyal medyada önüme düşen bu tarz videoları direkt pas geçtiğimden gündemin epey gerisinde kalmışım. Başladım araştırmaya, bakalım şov dünyamızda, (pardon gastronomi dünyamızda) son durum nasılmış diye. Dipsiz kuyu gibi, seyrettikçe daha beterini görüyor insan. Bizim şu baklava videosu bile nispeten masum kalıyor diğerlerinin yanında. Peki, hangi ara bu hale geldik? Kabul edelim, yeni nesil et restoranlarındaki sunumlar hepimizin önce bir ilgisini çekti. Derken o nazik sunumlar değişti, ufak tefek ateşler büyüdü, doz aşımı alevlere döndü. Tavanlar yandı, müşterinin üzerine etler boca edildi. Tam da acaba dünyaya ‘Türk usulü steakhouse’ kavramını mı duyuruyoruz derken iş kontrolden çıktı. Üstelik bu videoları herkes katıla katıla gülerek izledi... Sosyal medyada bu garip şovlar fazlasıyla ilgi görmeye başladı. E girişimci Türk genci yerinde durur mu? Sonrası hodri meydan!
Mesela önünden birkaç kez geçtiğim Baruthane Pilavcısı için ‘Bak ne güzel sade bir tarz oturtmuş restoranında, pilava da sahip çıkmış, bir marka yaratma yolunda’ diye düşünürken önüme videoları çıktı. Dükkânın sahibi genç herkesi hizaya dizip askerde içtima verir gibi selamlaşıyor, ardından servise başlıyor. Tabağa önce nohutlu pilav yerleştiriyor. Ardından püre, kavurma, kuru fasulye, yoğurt, brüksellahanası gibi on çeşidi itinayla yerleştirip eline son olarak aldığı tavuk budunu yanındaki dükkân çalışanının ağzına tıkıştırıyor ve nihayet video bitiyor. İnstagram hesaplarının takipçi sayısı 448 bin. Eğer satın alma değil de gerçek rakamlarsa ciddi bir kitle.
Birkaç çeşit
çikolata olacak,
aktıkça akacak...
Kafalarına çorap geçirip ellerinde silahla “Biz organ mafyasıyız, ciğerinizi almaya geldik” diye ciğerciyi basanlar mı istersiniz, koluna serum niyetine çikolata takılanlar mı? Ayakta alkışlanacak senaryolar! Gelelim yemeklere. Çedar milli peynirimiz olmuş haberimiz yok. Her şeyin üzerinde eritilmiş çedar; kebabın, balığın, hamur işinin.
Çikolatasız bir tatlı neredeyse yok. Ama birkaç çeşit çikolata olacak, aktıkça
akacak.
Nimete saygı gösteren, yemeği ziyan etmeyen bir toplumduk. Bu bir akıl tutulması. Alan memnun, satan memnun diyebilirsiniz. Bu eleştirdiğim insanların sosyal medya hesapları benimkinin en az on katı. Peki, sorarım size, işinin hakkını vermek yerine tüm zamanını bunlara harcayanların sayısı zaman içinde artsa mutfağımız yozlaşmaz mı? Yıllardır mutfağımızı doğru tanıtamadık diye yakınıyoruz. Oysa çok önemli bir gelişme oldu ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, 2020’nin ‘Gastronomi Yılı’ ilan edildiğini müjdeledi. Ülkeler artık gastronominin gücünü kullanarak imajlarını negatiften pozitife döndürüyor. Bizim de kendimizi yurtdışına ifade edecek kısa-öz sloganlarımız ve ivedilikle koyacağımız bir tanıtım stratejimiz olmalı.”

X