Ebru Doğdu

Ebru Doğdu

ufedlondon@gmail.com

Britanya eğitiminde başarının şifreleri... Zeynep Saka ile bir yol haritası

Britanya’da ve uluslararası eğitim alanında 30 yılı aşkın süredir aktif olarak çalışan Zeynep Saka, sahadaki derin tecrübelerini paylaşırken söze oldukça stratejik bir noktadan başlıyor.

Haberin Devamı

Saka, “Tecrübelerim doğrultusunda önemli gördüğüm bazı hususları bugün sizlerle daha kapsamlı şekilde paylaşmak istedim” diyerek niyetini şu sözlerle ifade ediyor: “Amacım, karar verme süreçlerinizde sizlere farklı bir perspektif sunmak ve özellikle Britanya lise sıralamalarını değerlendirirken daha stratejik bir bakış açısı geliştirmenize katkıda bulunmaktır.”

Britanya eğitiminde başarının şifreleri... Zeynep Saka ile bir yol haritası

***

Eğitim danışmanlığının vicdani ve profesyonel sorumluluğuna değinen Zeynep Saka, “Biliyorum ki eğitim danışmanları olarak hepinizin temel amacı; velilerinize ve öğrencilerinize en doğru okul seçimini yaptırmak, onların hem akademik olarak başarılı hem de psikolojik ve sosyal açıdan mutlu olmalarını sağlamaktır” diyor. Ancak Saka’ya göre, özellikle Britanya özel lise sistemi söz konusu olduğunda, yüzeysel veriler üzerinden yapılan değerlendirmeler zaman zaman yanıltıcı sonuçlara yol açabilmektedir. Bu nedenle, sıralamaları okurken dikkat edilmesi gereken bazı kritik noktaların altını çizmek istediğini belirtiyor.

***

Haberin Devamı

Sistemin işleyişine dair teknik detayları hatırlatan Zeynep Saka, süreci şöyle özetliyor: “Bildiğiniz üzere Britanya’da lise eğitimi Türkiye’de olduğu gibi dört yıldır. İlk iki yıl GCSE (Genel Ortaöğretim Sertifikası), son iki yıl ise A Level olarak adlandırılır. GCSE dönemi genellikle 9. ve 10. sınıfa, A Level ise 11. ve 12. sınıfa karşılık gelir.” Akademik sıralamaların çoğunlukla A Level sonuçlarına göre yapıldığını ve basında, okul web sitelerinde ya da tanıtım materyallerinde en çok vurgulanan verinin genellikle A Level’daki A*/A oranları olduğunu belirten Saka, burada önemli bir uyarıda bulunuyor: “Ancak bir lisenin akademik başarısını yalnızca A Level sonuçlarına bakarak değerlendirmek eksik ve kimi zaman yanıltıcı olabilir. Bu nedenle okulun GCSE sonuçlarını mutlaka öğrenmek ve A Level performansıyla birlikte analiz etmek son derece önemlidir.” Zeynep Saka, bu noktada çarpıcı bir örnek veriyor: “Örneğin, GCSE’de ortalama başarı gösteren bir okulun A Level’da olağanüstü sonuçlar açıklaması, okulun akademik sürecine dair bazı soruları beraberinde getirmelidir. Öğrenci gerçekten okulda akademik olarak büyük bir sıçrama mı yapmıştır, yoksa sistem belirli bir filtreleme mekanizması mı uygulamaktadır? Bu ayrımı doğru yapmak gerekir.”

***

Haberin Devamı

A Level eğitiminin iki yıl sürdüğünü ve ilk yılın AS Level olarak adlandırıldığını hatırlatan Saka, danışmanlara ve velilere kritik bir soru sormalarını tavsiye ediyor: “Sıralamalarda A Level sonuçlarıyla çok üst sıralarda yer aldığını belirten okullara özellikle şu soruyu sormanızı tavsiye ederim: AS Level sonunda A* veya A notu alamayan öğrencilerin A Level’ın ikinci yılına (final yılına) geçmesine izin veriliyor mu? Eğer verilmiyorsa, bu öğrenciler nasıl bir yönlendirmeye tabi tutuluyor?”

***

Zeynep Saka bu sorunun neden hayati olduğunu ise şöyle açıklıyor: “Bu son derece kritik bir sorudur. Çünkü sıralamalarda üstte yer alan bazı okullar, AS Level’da B notu alan ya da yapılan akademik değerlendirme sonucunda final yılda A*/A seviyesine ulaşma ihtimali düşük görülen öğrencilerin ikinci yıla devam etmesine sıcak bakmamaktadır. Bu öğrencilerden okul değiştirmeleri isteniyor olabilir. Sonuç olarak yalnızca en yüksek not potansiyele sahip öğrenciler A Level final sınavlarına girer ve okulun resmi sonuçları doğal olarak çok yüksek görünür. Bu tablo, istatistiksel olarak etkileyici olsa da tüm öğrenciler için gerçeği yansıtmayabilir.”

***

Haberin Devamı

Velilerin, çocuğunun bu sistem içinde hangi konumda olacağını çoğu zaman yeterince sorgulamadığını gözlemleyen Zeynep Saka,“Oysa önemli olan yalnızca okulun kaç A* aldığı değil; öğrencinin dört yıl boyunca nasıl destekleneceği, zorlandığında yanında olunup olunmayacağı ve sistemin öğrenciyi sahiplenme yaklaşımıdır” diye ekliyor.

***

Değerlendirilmesi gereken ikinci önemli konunun öğrenci profili ve milliyet dağılımı olduğunu belirten Saka, şu noktalara değiniyor: “Sıralamalarda çok yüksek başarı gösteren bazı okullarda belirli ülkelerden yoğun öğrenci talebi olabilmektedir. Bu durum sınıf içi sosyal dinamikleri etkileyebilir. Özellikle yatılı okullarda öğrencinin sosyal çevresi, kültürel etkileşimi ve dil pratiği en az akademik başarı kadar önemlidir.”

***

Haberin Devamı

Daha dengeli ve geniş bir ülke dağılımına sahip okulların genellikle öğrencilerin sosyal ve kültürel gelişimi açısından daha sağlıklı bir ortam sunduğunu vurgulayan Zeynep Saka, yerel entegrasyonun önemini şu sözlerle ifade ediyor: “Ayrıca sınıflarda belirli bir oranda İngiliz öğrencinin bulunması, hem dil gelişimi hem de kültürel entegrasyon açısından ciddi katkı sağlar. Tamamen uluslararası öğrencilerden oluşan bir ortamda İngilizce akademik olarak gelişebilir ancak günlük hayatta doğal dil pratiği ve yerel kültüre adaptasyon sınırlı kalabilir.”

***

Okulun sunduğu akademik destek mekanizmalarının da mutlaka sorgulanması gerektiğini belirten Saka, dikkat edilmesi gereken diğer unsurları şöyle sıralıyor: “Üniversite danışmanlığı süreci nasıl yürütülüyor? Öğrencilerin bireysel akademik takibi yapılıyor mu? Psikolojik danışmanlık ve pastoral care sistemi ne kadar güçlü? Özellikle A Level süreci yoğun ve stresli bir dönemdir. Bu süreçte öğrencinin yalnızca not odaklı değil, bütüncül olarak desteklenmesi büyük önem taşır.”

***

Haberin Devamı

Zeynep Saka, “Özetle, bir okulu değerlendirirken yalnızca sıralamalara bakmak yeterli değildir” diyerek görüşlerini şu şekilde noktalıyor: “Akademik politika, öğrenciyi üst sınıfa geçirme kriterleri, GCSE performansı, A Level’a geçiş süreci, öğrenci profili, milliyet dağılımı ve destek sistemleri bütüncül bir bakış açısıyla analiz edilmelidir. Gerçek başarı, yalnızca en yüksek notları alan öğrencilerle değil; farklı akademik seviyelerdeki öğrencileri de ileriye taşıyabilen okullarla ölçülmelidir.”

***

Son olarak meslektaşlarına bir hatırlatmada bulunan Saka, “Danışmanlar olarak sizlerin soracağı doğru sorular, velilerin daha bilinçli kararlar almasını sağlayacaktır. Unutmayalım ki bizler yalnızca bir okul değil, bir gelecek öneriyoruz. Bu nedenle tabloya geniş açıdan bakmak, hem öğrencilerimizin mutluluğu hem de uzun vadeli başarısı için en sağlıklı yaklaşım olacaktır” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Günün Sözü: “Bir insanın eğitimi, kendisiyle nasıl bir diyalog kurduğuyla başlar.” (Platon)

EĞİTİMDEN, BİLİMDEN, BAŞÖĞRETMENİN İZİNDEN AYRILMADIĞINIZ AYDINLIK GÜNLERİNİZ OLSUN.

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları