"Dr. Hüseyin H. Serdar" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Dr. Hüseyin H. Serdar" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Dr. Hüseyin H. Serdar

Tarihi eserler tarihi yaşatır

Deniz, göl, ırmak, orman, dağ, tepe, ova, yayla, içilebilir su, termal kaynak, maden, kar, rüzgar, güneş, yağış, iklim, biyolojik çeşitlilik yönünden şanslı kentler vardır.

Doğuştan şanslıdır onlar... Allah vergisi bir zenginlik işte.
Tarihi ve kültürel eserleri sinesinde barındıran, tarım, hayvancılık, balıkçılık ve türleri açısından bereketli, turizm, sanayi ve endüstriyel üretim, eğitim seviyesi, sağlık ve yaşam kalitesi bakımından ortalamanın üstünde kaç şehrimiz vardır ki?
‘Hepsi bir arada’ çok az...
İlk sıralarda da Bursa’yı sayabiliriz...
İlave olarak Bursa’nın coğrafi yerleşimi, ulaşım çeşitliliği, insani değerleri ve medeniyet çizgisi de kıskanılacak derecede dikkat çekicidir.

*

Tanrı’nın bir lütfu olan bu zenginliğin kadri, kıymeti biliniyor mu?
Pek sanmıyorum!..

*

Gökyüzüne doğru çok katlı, şekil şekil, ışık ışık, aynalı ve cafcaflı binalar yükseldikçe, zenginlik denilen değerler de o oranda kayboluyor.
Bursa’ya hiçbir turist ve gezgin bu süslü binalar ve AVM ‘ler için gelmiyor, geliyorsa tarihi eserleri görmeye geliyorlar.

TARİH SOLUYAN ŞEHİR

Ulucami’den Koza Han’a, Kapalı Çarşı’dan Emir Han’a, Bakırcılar’dan Pirinç Han’a, Havlucular’dan Balibey Han’a, Tuz Pazarı’ndan Fidan Han’a, Çancılar’dan Galle Han’a, Uzun Çarşı’dan Çukur Han (Kütahya Han)’a, Reyhan’dan İpek Han’a, Kayhan’dan Eskişehir Han’a kadar “Tarihi Hanlar ve Çarşılar Bölgesi” olarak nitelenen, daha birçok eseri sinesinde barındıran ecdat kokulu yerlerde dolaştım birkaç gün önce.
Bursa’nın ruhunda dolaşırken, kendimi ne kadar ayrıcalıklı hissettim.
Hele, Koza Han’da bir masaya kurulup simit çay ile tarihi bir havayı soluklamak, ağaçları, kuşları, kedileri, insanları seyrederken, biraz da ıslanmanın keyfini yaşadım.

BÜYÜK ONARIMLAR YAPILDI

Bu yapıların ihyası için büyük projeler gerçekleştirildi.
Son yıllarda merkezi idare ile belediyeler, onarım ve restorasyonlar için çok ciddi paralar harcadı.
Tarihi yeniden ayağa kaldırdılar.
Ne kadar teşekkür etsek azdır.

*

Hanlar, bedestenler, çarşılar, camiler, medreseler, tekkeler, mescitler, hamamlar, çeşmeler, şadırvanlar, köprüler, aşevleri, şifa yurtları, surlar, kaleler, burçlar, kiliseler, havralar, türbeler, kabristanlıklar, hazireler, anıt mezarlar, saat kuleleri, külliyeler, sanat eseri yapılarla bezenmiş binlerce yıllık bir kent olmanın yanında Bursa; Cumhuriyet dönemine ait Hükümet Konağı, Defterdarlık, Adliye, AVP Tiyatro (Halkevi), Tayyare Kültür Merkezi ve okul binalarıyla da eşsiz bir tarihi kenttir.

*

Kendi kendimize bir reklam geçidi yaptık...
Sonuç!
Turizmden yeterince pay alabiliyor muyuz?
Alamıyoruz...
Otoriteler öyle diyorlar!

HALLERİ ÇOK KÖTÜ

Birkaç gözlemimi paylaşayım;
Koza Han’ın o muhteşem kapısına kamera, let aydınlatma, kablolama için yapıyı kırmışız, delmişiz ve zarar vermişiz.
Girişi işporta tezgahları, dükkan çıkmaları ve saçaklarıyla çirkinleştirmişiz.
Kapının tüm heybeti ve ihtişamını kapayan, görüntüsüne engel olan karşı tarafında ki tartışmalı bir yapının oluşmasına müsaade etmişiz, belediye eliyle mahvetmişiz...
Koza Hanın girişi ilkelliğe yenik düşmüştür.
İç kısımlarda, avluda ki görüntü kirliliği, düzensizlik ise başka bir alem.

*

Pirinç Han...
Yazık olmuş buraya, burası için dilim tutuldu, diyecek laf bulamıyorum!
Nasıl da berbat edilmiş...
Birkaç işletme istediği gibi alanı kapatmış, giriş çıkış alanlarını daraltmış, pejmürde bir hal var burada.
Bir ortaçağ ilkelliği sırıtıyor adeta...

*

Çukur Han, diğer adıyla Kütahya Han nasıl peki?
Yakın zamanda onarım gördüğü ve yenilendiği her halinden belli ama hanın tüm meydanı demir direkli çatılar ile kapatılmış...
Meydanı yok edilmiş.
Rezalet bir durum...
Sanki bu onarımlar tarihi eserleri ayağa kaldırmak, kültürü yaşatmak, sanatı göstermek, turizmin hizmetine sunmak için değil de birkaç kişiye cafe, lokanta, ofis açmak, atölye ve iş vermek için yapılmış gibi anlaşılıyor!..

EMEĞE YAZIK

Keyifle dolaşmasına dolaştım ama tadım kaçtı sonrasında, üzüldüm.
Devletin, milletin kesesinden büyük paralar çıkıyor, buralarda harcanıyor.
Güzel de oluyor, beğeniyoruz da...

*

Yapılan ve insanlığın hizmetine sunulan bu tarihi hanlar ve çarşılar ‘acaba projelerinde olduğu gibi kullanılıyor mu?’ diye bir denetim yapılıyor mu?..
Sahi denetleniyor mu buralar?..
Belediyeler, Vakıflar ve Kültür Müdürlükleri buralarını hiç boş bırakmamalı...

*

Denetim ve kontroller yapılıyorsa, proje uygunlukları takip ediliyorsa, nasıl oluyor da görünür dış ve iç mekanlarda onca ‘uygunsuzluk’ yaşanıyor?..
Aydınlatma başlık ve direkleri, iklimleme (klima) motorları, çatı, saçak, tente, çıkma, kablolama, delme, kırma, kaynak işleri, tabela asma, boyama vs gibi imalat ve uygulamalarıyla, ortam kullanımına ait pespayeliğe varan kirlilik ve işgaller nasıl olabiliyor?..
Bir yerlerde ‘yanlış’ yapılıyor arkadaş!..

*

Tarihi Kentler Birliği başkanlığı yapan, sadece Türkiye’de değil, coğrafyamızda da öncü bir şehir olan Bursa’nın eserleri daha özenle yönetilmeli.
Emeklerin, gayretlerin ve kaynakların boşa gitmemesi için Valiliğin konuyla ilgilenmesi, belediye ve idarelerin bıkmadan, usanmadan denetim ve esnafla işbirliği yapması gerekiyor.

*

Tarih, kültür, sanat, medeniyet için,
Halka ve emeğe saygı için,
Bursa’nın kimliğine sahip çıkılması için hanların ve çarşıların durumları gözden geçirilmeli.

X