Pandemi uzun sürecek

COVID-19 pandemisi hakkında her gün yeni bir şey söyleniyor, çarpıcı iddialar ortaya atılıyor, hikayeler uyduruluyor. 

 

COVID’in suyunu çıkardık... 

Okumuşlar, mektep medrese görmüşler, eğitimliler, sosyoekonomik düzeyi iyi olanlar işin ciddiyetini biliyorlar. Biliyorlar ama sıra tedbirlerin uygulamasına gelince büyük çoğunluk yan çiziyor. 
Havalı, pahalı ve sosyetik mekanları tıklım tıklım dolduruyorlar. Bademli ve Özlüce’nin restoranları, kafelerine bakınca anlaşılıyor.  
Sahiller ve plajlarda farklı değil... 

SEMTTEN SEMTE ANLAYIŞ FARKI 

Eğitimsizler, göçle gelenler kentin varoşlarında tutunup hayat kavgası verenler, açlık sınırının bir tık yukarısında yaşayanlara bakıldığında onların da hiçbir şeyi umursamadıklarını, virüsü ve ölümü dikkate almadıklarını görürsünüz. 
Karapınar, Esenevler, Şirinevler, Mevlana, Ulus daha onlarca mahalle. 
Bursa iliyle, ilçesiyle böyle de diğerleri farklı mı? Değil elbette... 
Bursa’nın Yıldırım ile Nilüfer’i, Ankara’nın Çankaya ile Sincan’ı, İstanbul’un Başakşehir’i ile Esenyurt, İzmir’in Karşıyaka ile Karabağlar bir olur mu?.. 

Bölgeden bölgeye, kentten kente, semtten semte halkın sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik farkllılıkları, yaşam biçimleri koronavirüs salgını mücadelesini olumlu ya da olumsuz olarak etkiliyor. 
Bu durum o kadar net ki... 
Vatandaşlarımız hala olayın ciddiyetine sahip değil; hele daha çok sorumlu olması gereken yöneticilerin, idarecilerin halleri!.. 
Düğün dernek gırla... 

SAĞLIK ÇALIŞANLARI PERİŞAN 

Sağlık çalışanlarının tümü endişeli, korkuyorlar, sosyal hayatları, aile yaşamları çökmüş, hayatları kararmış durumdalar. 
Pandemiyle mücadelenin sadece tedavi edici tarafında kalan hekimler, hemşireler, diğer sağlık çalışanları, idari personeller, temizlik görevlileri yoğunluğun, kalabalığın, kargaşanın, düzensizliğin, yetersizliğin altında eziliyorlar. 
Yazıktır, günahtır... 

Geçtiğimiz günlerde bir hastaneye uğradım, cerrah arkadaşımın yaşadığı paniği ve gözünde ki korkuyu gördüm. Dehşet bir şey... Ölüm korkusu denilen cinsten... Acil bir ameliyata girmiş, hastanın COVID pozitif olduğu anlaşılmış!.. 
Acil ameliyat işte... 
Daha nice acı öykü var konuşup yazamadığımız! 

Sağlık çalışanları bir yandan salgınla mücadele ediyorlar, bir yandan da azgınlaşan terörle... 
Sağlık çalışanına, hekimlere yönelen terör!.. 
Bir fotoğraf var.., O fotoğraf varya o fotoğraf, her şeyi bir güzel özetliyor. 
Başkent Ankara’da, ateşli silahla yaralanan bir hasta Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne getirilir. Resüsitasyon (canlandırma) bölümünde müdahale edilir, ancak kurtarılamaz ve ölür. Kalabalık hasta yakınları, saldırıya geçerler. Cam çerçeve dökülür, ortalık dağıtılır, dışarıdan polis ekipleri gelir, sağlık çalışanları içeride kapıları kapalı tutarak saldırgan hasta yakınlarını engellemeye çalışırlar... 
Feci bir durum!.. 

Saldırganlara karşı sağlık çalışanı arkadaşların yaşadıkları panik, endişe ve öldürülme korkusu nasıl telafi edilebilir? 
Buna kimsenin hakkı yok! 
Böyle gitmemeli. Bunun önüne geçilmeli. 
Doruğa çıkan terör süslü laflarla da önlemez. 
Söz bitti.  
Önerim şudur; 
Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri hastane, aile sağlığı merkezleri ve tüm ve sağlık alanlarında meydana gelen şiddet olaylarında faillere uygulanan cezaları ağırlaştırmalı, paraya çevrilmesinin ve ertelenmesinin yolu kapatılmalı, denetimli serbestlik uygulamasından yararlandırılmamalı ve af kapsamına alınmaması şeklinde yeniden düzenlenmeli. 

HEKİMLER ŞEHİT SAYILMALI

Bir yanda COVID-19, diğer yandan da sağlıkçılara yönelen terör onlarca doktorun ve sağlık çalışanının vefatına yol açtı.  
Yeri gelmişken artık yüksek sesle ifade etmeliyiz, COVID pandemisinde adeta cephenin en ön saflarında savaşan ve hayatlarını kaybeden hekimlere ‘Şehitlik’ statüsü verilmeli, sağlıkçılar bu onurdan yararlandırılmalı. 
Bunu hak ediyorlar. 

Doktorların can güvenliği sağlanmadan toplum sağlığının korunamayacağı bilinmeli, buna göre yeni uygulamalar geliştirilmeli. 
Bu anlaşıldı, peki methiyeler dizmeye, güzellemeler yapmaya kalktığımızda öve öve bitiremediğimiz ‘asil millet’e ne oldu? 
‘Bu millet’ nasıl bu kadar saldırgan ve şiddet yanlısı oldu?.. 
‘Ümmet’ niçin hoşgörü ve merhamet duygularını kaybetti? 
Bunun üzerinde çalışmak devlet ve hükümet görevlilerine düşüversin... 

TABİP ODASI DİYOR Kİ 

Ülke olarak büyük bir salgınla mücadele ediyoruz. Başta sağlık çalışanları olmak üzere kamu ve özel sektörün ilgili yapıları da bu çabaya destek oluyorlar. 
Emniyet ve Jandarma’nın da gayretini dile getirmeliyim. 

Halk desteğinin yetersiz kaldığı, bunu olumsuz durumu düzeltmeden koronavirüs salgınıyla başa çıkmanın gecikeceğini söylemekle sanırım moralleriniz bozulmaz!... 
Umut bağladığımız aşıyı bekliyoruz ama pandemi en az 1-1 buçuk yıl daha etkisini şiddetli bir biçimde göstereceğini hatırımızdan çıkartmayalım... 

Geçtiğimiz günlerde Bursa Tabip Odası seçimleri yapıldı. Sınıf arkadaşım sevgili Doç. Dr. Alpaslan Türkkan başkan seçildi. Hem kendisini tebrik etmek hem de salgını konuşmak için ziyaret ettim. Şehit hekimlerimizi, Bursa’mızı, ülkemizi ve dünyayı konuştuk. Öğrencilik yıllarımızı, hocalarımızı yâd ettik. Eğrileri, doğruları tartıştık. 

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalında Öğretim Üyesi olan Türkkan, “Ekip anlayışıyla sağlık sistemi çok büyük bir mücadele veriyor. Onlarca meslektaşımızın, sağlık çalışanının virüse karşı ön saflarda savaşırken hayatlarını kaybetmesi bizleri üzüyor. Hekimlerimiz ve tüm sağlık çalışanlarımız büyük bir fedakarlık içerisinde çalışıyorlar. Kendi canlarını değil, halkın sağlığını düşünüyorlar. Bu fedakarlık toplumun ve yönetimin her kademesinde takdir görmeli. Saldırı ve şiddet olaylarını anlamlandırmakta güçlük çekiyoruz” dedi.
COVID-19 pandemisinin etkilerini bir yıldan daha uzun süre göstermeye devam edeceğini söyleyen Türkkan, “Ülke kaynaklarını yerli yerinde değerlendirmeli. Hekimlerin ve sağlık çalışanlarının çalışma şartları iyileşmeli, istifaların önüne geçilmeli, hemşire ve personel alımı yapılmalı, yatak ve yoğunbakım ünitelerinin kapasiteleri artırılmalı. Kapatılan hastanelerin yeniden açılması gündemde olmalı. BTO olarak İl Hıfzıssıhha Kurulu’nda görev alarak halkımızın sağlığın korunması için birikimimizin kullanılmasını istiyoruz. Meslektaşlarımızdan gelen bilgilere göre vaka sayılarının söylenenden daha fazla olduğunu ifade edebilir, bazı hastanelerde yatak sıkıntısının çekildiğini söyleyebilirim. Toplumun doğru bilgiye ulaşmasıyla COVID-19 pandemisine karşı daha etkili olacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. BTO olarak bu süreçte üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz” şeklinde görüşlerini açıkladı. 
Sayın Türkkan mücadelenin röntgenini çekmiş, söylediklerine kulak verilmeli. 

Odamızdan elimiz boş çıkmadım, çok değerli bir çalışma olan Multidispliner COVID-19 kitabını emeği geçen tüm meslektaşlarımıza teşekkür ederek aldım.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Ücretlere iyileşme isteyen sağlık çalışanına patates

Sağlık çalışanlarımızın sıkıntılar içerisinde olduklarını biliyoruz. Hekim, hemşire, laborant, röntgen teknikerlerinden tutun güvenlik, sekreter, şoför, temizlik görevlilerine kadar mutsuzlar. Sağlık hizmetleri ekip işi. Birinin mutsuzluğu hepsinin mutsuzluğu... 

Yüzden fazla sağlıkçı Covid-19 bulaşısı nedeniyle öldü, binlercesi de ‘Pozitif vaka’ oldu… 
Hatta öfkeli, kızgın ve kırgınlar… 

PERSONEL AÇIĞI 

Hastanelerin, sağlık kurumlarının personel açığı var. 
Açık varken, İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri, Toplum Sağlığı Merkezleri ile Hastanelerin idari kadrolarında da fazlalık, personel yığılması var! 
Bu ‘mesele’ şimdi halledilmeli, bir tarafta hatır, gönül ve kayırmayla ofislere çekilen ‘mutlu sağlıkçılar’, diğer tarafta ise ciddi açık sebebiyle oluşan yığılmalarla baş etmeye çabalayan ve hasta olan ‘mutsuz sağlıkçılar’… 
Nasıl olacak? 

Yazının Devamını Oku

Asırlık çınara müze yakışır

Yaşlanmak ve onlarca yılı geride bırakmak insan hayatı için kaçınılmaz bir durum. Ömür verirse Rabbim, herkes bu dönemi de yaşayacak…


Doğmak, emeklemek ve bebeklik dönemini tamamladıktan sonra çocukluk dönemi bir çırpıda geçiverir. Hayat basamaklarını insan nasıl çıktığını, yılları nasıl geride bıraktığını bile düşünemeden zaman akıp gidiyor. 
Bir bakmışsınız ki emeklilik konuşuyorsunuz. 
Ya da hemen her hafta cami avlusunda oluyorsunuz, bir dostunuzu, akrabanızı kabristanlığa uğurluyorsunuz… 
Hayatın gerçekleri işte, yaşlanmak kaçınılmazdır.

 * 

Muhteşem yaşlanan bazı örnek isimler çıkar karşımıza… 

Yazının Devamını Oku

Hatıralar Teker Teker Yerle Yeksan 

Zaman vefasızdır derler, diyenler haklıymış. 


Kente ve insana değer katan, hatıra oluşturan fiziksel yapılar teker teker ortadan kaldırılıyor. Bu durum bazen kaçınılmaz bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. 
Bazen de planlama ve projelendirme yanlışlarıyla birlikte… 
Keşke karşımıza hep doğru projeler çıksa… 

HER YIKIM CAN YAKAR 


Halkın yaşamına eğitim, sağlık, kültür, spor ve sanat etkinlikleriyle dokunan ve iz bırakan yapıların yıkılması canımızı yakıyor… 

Yazının Devamını Oku

Terminal güvenlik uygulamaları  

Sevgili okurlarım, dört beş yıl önce kentlerimizde bombaların patladığını, yüzlerce yurttaşımızın hayatlarını kaybettiğini, ciddi güvenlik sorunları yaşandığını hatırlarsınız… 

Canlı bombalar, bomba yüklü araçlar, silahla taramalar ve uzaktan kumanda patlayıcılar kullanılarak güzel ülkemiz kan gölüne döndürülmüştü. 
Katliamlardan IŞİD - DEAŞ, PKK, TAK, PYD gibi terör örgütleri sorumlu tutulmuştu. 
Sıkıntılı günler, üzüntü verici olaylardı… 
Hatay, Reyhanlı, 11 Mayıs 2013, Diyarbakır, 5 Haziran 2015, Şanlıurfa, Suruç, 20 Temmuz 2015: Iğdır, 8 Eylül 2015; Ankara, tren garı önü: 10 Ekim 2015; İstanbul, Sultanahmet Meydanı, 12 Ocak 2016; Ankara, TBMM yanı, 17 Şubat 2016; İstanbul, İstiklal Caddesi, 19 Mart 2016; Ankara, Kızılay, 13 Mart 2016; İstanbul, Vezneciler, 7 Haziran 2016; İstanbul, Atatürk Havalimanı, 29.06.2016
Küçük çaplı saldırıları ve cinayetleri listelemedim. 

BURSALI UNUTMAZ 

Bursalılar da 27 Nisan 2016 günü Bursa Ulu Cami kapı girişinde kendini patlatıp ölen canlı bombayı ve 13 kişinin yaralanmasını unutmamıştır. 

Yazının Devamını Oku

Sürpriz yok COVID bildiğini okuyor

Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede yol bellidir. Bilimsel, sadece bilimsel yöntemlerle netice alınır. 

İnsanlık tarihine büyük acılarla yazılan felaketlerden ders çıkartan topluluklar salgınları en az kayıp ve hasarla atlatıyorlar. 
Toplumsal koruma anlayışını, halk sağlığını önemsemeyen devletler ise büyük kayıplar veriyorlar.

BİYOLOJİK TEHLİKELER 

Yaşamı etkileyen virüs, bakteri, mantar ve parazitlerin neden olduğu biyolojik tehlikelere karşı devletler akılcı ve kararlı tedbirler alırlar, kurumsal yapılar oluşturur ve salgını hafife almazlar.

 * 

Herkes ilan edilen, polis ve jandarma tarafından takip edilen, gerektiğinde de parasal cezai işlem yapılan süreçte maske, mesafe ve temizlik konusuna titizlikle riayet etmeli. 
Her sade birey gibi siyasetçiler ve devlet idarecileri de hassasiyet göstermeliler. Yoksa salgınla mücadele inandırıcılığını yitirir. 

YAZIK OLUYOR EMEKLERE

Yazının Devamını Oku

Hava, su, toprak, sel, heyelan, afet...

Küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklık 21. Yüzyılın önemli sorunu. Duyduklarınızı, gördüklerinizi unutun, aslında sorun yeni başlıyor. Daha yolun başındayız. 

Yazları sıcak ve kurak geçen ülkemiz ağustos ayında su taşkınları, sel ve heyelanları yaşıyor. 
Karadeniz Bölgesi, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu ve Samsun’da tehlike büyük...  
Bir yanda Çin Seddi gibi sahil boyunca batıdan doğuya, Samsun’dan Sarp’a uzanan ve daha proje aşamasında ‘bu şekilde’ yapılmasına itiraz edilen ‘Karadeniz Oto Yolu’ diğer yanda ormanlarının yol, tünel, baraj, madencilik ve yerleşimler için doğal yapısının adeta tahrip edilmesi problemiyle başbaşa… 
Daha ne olsun!.. 

*

Bir hafta önce Giresun’da yağmurla gelen felaket çok sayıda yurttaşımızın ölümüne neden oldu. 
İlçeleri sel basmasına, yolların ve köprülerin çökmesine, evlerin, iş yerlerinin yıkılmasına, arabaların sele suya karışıp sürüklenmesine, hayvanların telef olmasına, maddi ve manevi kayıplar oluşmasına alıştık sanki!.. 

Yazının Devamını Oku

Ah o eski hocalar üniversiteler 

Cinci, üfürükçü hocalardan bahsetmiyorum. Onlar ziyadesiyle mevcutlar, çığ gibi ürüyorlar ve bir hayli de etkililer. 

Bahsetmek istediğim üniversite hocaları, akademik personel, ilim adamları... 
Üniversitelerimizin hali... 

HOCA OLMAK  

Nerede olursa olsun, ortamda bir üniversite hocası bulunduğu zaman en çok saygıyı gören insan olurdu. 
Hürmet edilendi. 
Düşüncelerine ve fikirlerine değer verilir, baş tacı edilirdi. 
Ama o hocaların da ağzından çıkan bir söz nice terazilerde tartılır, dirhem dirhem çıkardı. Lafları değerli ve yerli yerinde olurdu. 

Yazının Devamını Oku

Trafik kazalarına ulusal öncelik

Bir bayramı daha yolcu ettik. Pandemi gölgesinde bayramın tadı çıkmadı. AVM ’ler, tatil yerleri, sahiller, yaylalar, piknik alanları, kafeler, eğlence mekanlarında çoğunluğun maske, mesafe, temizlik kurallarını uymadığı görüldü. Bunun bir bedeli olacak elbette!.. 

Allah kabul etsin, kurbanlar kesildi ve dağıtıldı. 
2 milyon 700 bin küçükbaş ve 800 bin büyükbaş, toplam 3,5 milyon hayvan kesildi. Belki biraz daha fazlası… 
Umalım ki yoksul ve gariban kursakları biraz et görmüştür.

 YİNE ÇİRKİNLİK 

Kesim yerleri, her yıl iyileştiriliyor.  
Kesiciler, sertifikalı eğitimlere katılıyor. 
Çevre temizliği ve atıklar konusunda bilgiler paylaşılıyor. 

Yazının Devamını Oku

Kurban bayramı ve sertifikalı kesiciler

Ortalık kan revan içerisinde kalırdı. Cadde ve yeşil alanlarda kesilen hayvanların işkembesi, dışkısı, kellesi, ayakları, postları ilkel görüntüler oluşurdu. Kurban edilen hayvanlar acemi kasapların elinde acı çekerler, vahşet görüntüleri oluşurdu. 

İnsanın aklını başından alan o çirkin manzaralar gittikçe azalıyor. 
Belediyeler hayvan satış pazarları ve kesim yerleri oluşturuyor. 
Denetimler yapılıyor. 
Kurban kesimi artık daha bilinçli olarak gerçekleştiriliyor. 

Acemi kesici ve kasapların hayvanlara acı çektirmesine karşı bilincin yayılmasıyla ‘hayvan refahı’ kavramı toplum tarafından daha iyi anlaşılmaya başlandı. 
Hayvanın seçilmesi, nakledilmesi, kesime hazırlanması ve kesim esnasında hayvana şiddet uygulanmaması ve sakinleştirilmesinin ardından kesimin gerçekleştirilir. 

Yazının Devamını Oku

Futbol sadece futbol değildir

Süper lig sezonu tamamlandı.Futbol, erkeklerin oynadıkları, ilgilendikleri, takip ettikleri, üzerine tartıştıkları ve kavga ettikleri, günlerce konuştukları bir spor dalı.Milyonlarca insan için spordan öte bir aşk…


Futbol severler, doksan dakika oynanan maçın kritiklerini televizyonlardan üç gün boyunca bıkmadan, usanmadan takip eder. Doksan dakika maç, üç gün yorum... Bu böyle sürer gider.

ŞAMPİYON BELLİ

Süper lig sezonu tamamlandı.
Başından belliydi, ilan edildi.

*

Ancak ülke, şehirler ve meydanlar suskun…

Yazının Devamını Oku

Çevre ve doğa uyarıyor

Yaşlı dünyamız bugüne kadar nice badireler atlatmış. Yaşadığımız coğrafyada son büyük felaket Nuh Tufanı olmuş.

6 bin yıl önce gerçekleşen bu hadise önce Sümer tabletlerinde belirtilmiş, sonra Tevrat’ta, daha sonra da Kuran’da yer almış.
Tufanın nasıl ve nerelerde olduğuna dair yapılan bilimsel araştırmalar halkın ilgisini çekmeye devam ediyor.
Nuh’un gemisi haberleri dikkatleri daha çok çekiyor. Ağrı dağında mı, Cudi dağında mı? Yoksa Irak’ın bir şehrinde mi?
Kalıntılar, anlatılar, efsaneler birbirine giriyor… Gemi Ağrı’da mı acaba?..
*
Sular yükselmiş. Dev dalgalar olmuş, yükselen sular her yeri yutmuş. Nuh peygamber gemisine aldığı hayvanlarla suların çekilmesini beklemiş. Beş altı ay süren bu yolculuk geminin bir dağın tepesinde karaya oturmasıyla sona ermiş. Hayat yeniden başlamış.
*

Yazının Devamını Oku

 Kurallara uymayan kimler?

Komşularımız dahil çok ülke 2019 yılının Kasım, Türkiye ise Mart ayından itibaren Korona virüs salgını ile mücadele ediyor.

20. yüzyılda 50 milyondan fazla insanın ölümüne yol açan İspanyol gribine göre çok hafif görülse de dünya yeni bir bulaşıcı hastalık ile karşı karşıya kaldı.
540 bin kişi yaşamını yitirdi.
Bizde 5 binden fazla can kaybettik.
Kayıpları sayılarla izah etmek acı verse de başka türlü olmuyor…
Henüz trafik kazalarında bir yılda kaybettiğimiz 6-7 bin sayısına ulaşamadık!..
Dünya Sağlık Örgütü, ‘Pandemi’ ilan ettikten sonra başetmeyle ilgili güncelleyerek protokoller yayınlıyor.
Haliyle ülkelerin mücadele yöntemleri de birbirine benziyor.

KORONA VİRÜSLE MÜCADELEMİZ

Yazının Devamını Oku

Srebrenica Çiçeği'ni soldurdular

On gün sonra tarihe ‘Srebrenica katliamı’ olarak geçen bir mezalimi konuşacağız.2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük Müslüman katliamı olarak hafızalarda yerini alan caniliği hatırlayalım o zaman.

Yugoslavya’nın 1992’de dağılmasının ardından Balkanlar yine kan gölüne dönmüştü.
Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar ve Arnavutların ateş çemberine düştüğü doksanlı yıllardı…
1995 yılında Bosna Hersek’in Srebrenica (Srebrenitsa) kasabasında yaşayan Boşnakların Sırp askerleri tarafından canice katledilmesi ülkemizde de derin üzüntülere neden olmuştu.
Birleşmiş Milletler gözetiminde silahtan arındırılan ve Hollandalı askerlerce korunan ‘toplanma bölgesi’ Sırp asker ve milislerine teslim edildi. Sırplar da sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte silahsız ve savunmasız durumdaki 14-70 yaş arası 13 binden fazla erkeği öldürdü.
Cesetler ağaç kesme hızarlarıyla paramparça edilerek ’meçhul’ toplu mezarlara gömüldü.
Hala Boşnaklardan geriye kalan bir diş, bir kemik parçası aranıyor, bulunanlara DNA testleri yapılıyor ve kimlikleri tespit ediliyor.
Srebrenica katliamı dışında da Boşnak-Sırp savaşında binlerce Müslüman daha katledildi.

SREBRENİCA ÇİÇEĞİ

Yazının Devamını Oku

Haziranda gözyaşı döktüren sel

SEL ve haziran kelimeleri yan yana gelir miydi?Gelmezdi ama geldi ve 6 kişi yaşamını yitirdi.

 Sağanak yağış 21 Haziran günü Kestel, İznik, Orhangazi, Osmangazi ve Yenişehir ilçelerine bağlı Dudaklı, Aksu, Kayacık, Narlıdere, Seçköy, Yenisölöz, Bayırköy mahallelerinde etkili oldu.
*
Aşırı yağmur sel felaketine dönüşerek evleri yıktı, çatıları çökertti; eşyaları, traktörleri, otomobilleri, tarım aletlerini sürükledi, ağaçları, direkleri ve çitleri yerlerinden söktü. Her şeyi önüne kattı, yolları kapattı.
Yağmur, 15-20 dakika içerisinde hayatı felç etti.

YAZ GÜNÜ SEL

Yılın en uzun günü, yaz ‘gündönümü’ olarak bilinen 21 Haziran’da Bursa böylesi bir acı yaşadı.
Evinden çıkamayan engelli bir yurttaş ile dere yatağındaki evde yaşayan beş kişi yaşamını yitirdi.

Yazının Devamını Oku

Çorum aslanı leblebi yer mi?

Haberler üst üste gelmeye başlayınca ben de meraklandım, Çorum’da köylünün kayıp hayvanlarını Çorum Aslanı mı götürdü?

Köpekleri Çorum Aslanı mı parçaladı?
Köylülere göre evet, aslan parçaladı!
*
Boş verdim pandemiyi COVID-19’u, işsizliği, ekonomiyi, dövizi faizi açılalım şöyle yurdumun dağlarına, düşelim aslanların peşine…
Aslan hepsinden daha zararsız!..

ÇORUM ASLANI PARÇALAR

Görenler, duyanlar konuşuyor ve anlatıyor, gazeteler yazıyor, televizyonlar yayınlıyor. Mevzuu ‘Çorum Aslanı.’

Yazının Devamını Oku

Pazar ve pazarcıda hile olur mu?

Halkımız pazardan alışveriş yapmayı seviyor. Ben de seviyorum.Daha çok kendi yetiştirdiğini satan emekçileri tercih ediyorum.

Yaşlı genç, kadın erkek fark etmiyor, yetiştirip kasanın üzerine koymuşsa ona uğruyorum. Bir iki laf ediyor, hal hatır da soruyorum.

Maydanozu, naneyi, domatesi, biberi, soğanı, dutu, kirazı, ne getirmişse, alnının teri, elinin nasırı neye değmişse ondan alıyorum...
Tavsiye ederim.

*

İlçe pazarları bu bakımdan çok daha güzel.
Üzülmezsiniz, ‘namuslu satıcılar’ çok sayıda...
Yenişehir ve Orhaneli pazarlarında ürünü yetiştiriciden, köylüden alıyorsun, o güne denk gelmeyi şans olarak görürüm.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 bile meteoroloji aşkımızı yok edemez.

Havalar bozuk mu bozuk. Yaz dedik ama kış çıktı, soğuk...

Haziran ayındayız.
Eskilerin ‘kiraz ayı’nı seviyorum, seviyorum bu vakt-i zamanı.
Bursa’da henüz yaz başlamadı diyebiliriz, donuyoruz.
Bahar yağmurlarının yaza sarktığını görüyoruz.
Hem iyi, hem kötü…
İyi, çünkü barajlarımız boştu, doldu.
Kötü, çünkü sebzeleri kırdı, çiçeklerini döktü, çürüttü. Kaç gündür süren aşırı yağış cevizi, elmayı, armut ve şeftaliyi döktü dalından. Ciddi zararlar verdi.

Yazının Devamını Oku

Normalleşme çabaları cesur adımlar

Dünya devlerinin oynadığı satranca dahil değilken şimdi ülke olarak zor telafi edilir bedeller ödüyoruz.

 

Yaşlıların ve gençlerin içeride, diğer yaş grubunun dışarıda kalması, hafta sonları ve bayram günleri gelen sokağa çıkma yasağının devam etmesine, koronavirüs pandemisi için bir mücadele ve korunma metodu olmasına itirazımız yok.
Ama kabul edelim ki, hem kafalar karışık, hem yasak trafiği karışık.
Açık alanlarda yürüyüş yasak, çarşı pazar ve AVM’lerde dolaşmak serbest!..
İlginç...

*

Herkes canını koruma derdinde.

Yazının Devamını Oku