Kurban bayramı ve sertifikalı kesiciler

Ortalık kan revan içerisinde kalırdı. Cadde ve yeşil alanlarda kesilen hayvanların işkembesi, dışkısı, kellesi, ayakları, postları ilkel görüntüler oluşurdu. Kurban edilen hayvanlar acemi kasapların elinde acı çekerler, vahşet görüntüleri oluşurdu. 

İnsanın aklını başından alan o çirkin manzaralar gittikçe azalıyor. 
Belediyeler hayvan satış pazarları ve kesim yerleri oluşturuyor. 
Denetimler yapılıyor. 
Kurban kesimi artık daha bilinçli olarak gerçekleştiriliyor. 

Acemi kesici ve kasapların hayvanlara acı çektirmesine karşı bilincin yayılmasıyla ‘hayvan refahı’ kavramı toplum tarafından daha iyi anlaşılmaya başlandı. 
Hayvanın seçilmesi, nakledilmesi, kesime hazırlanması ve kesim esnasında hayvana şiddet uygulanmaması ve sakinleştirilmesinin ardından kesimin gerçekleştirilir. 

Kurban bayramı geldiğinde “acemi kasaplar” da sahne alıyorlar.  
Hayvan kesimi işinin tehlikeli bir iş olduğu aşikar. Ama eli bıçak tutanın da kendini kasap sanması ve yaralanmasıyla biten üzüntü verici hadiseler yine yaşanacak.  
Hayvanı doğru yatırmak, bloke etmek, keskin bıçak kullanmak, eti temiz, postu sağlam çıkartmak gerek. 
Bunları yaparken de yaralanmamalı. 

10 KASAP KENDİNİ KESTİ 

Geçen seneki kurban bayramında tüm ülkede 10 binden fazla acemi kasap kendisini yaraladı. Bursa’da ise bayramın birinci günü 600’den çok acemi kendini yaraladı, kolunu bacağını kesti. 
Bıçak, satır, testere kullanılan kesici işini ciddiye almalı. 

Kurban‘ın ibadet, kültür ve gelenek olarak yaşantımızda köklü bir yeri var. Elde edilen etlerin yoksullara hediye edilmesiyle sosyal dayanışmamız da güçlendiriyor.  
Garipler, gurebalar, yoksullar bu bayramı beklerler. Çünkü fakir sofralarına 5-6 kg et girecektir!.. 

Dünyada kişi başına bir yılda düşen kırmızı-beyaz et miktarı 45 kg civarında. 
ABD ve AB ülkelerinde 70 ila 110 kg arasında kişi başı et tüketimi gerçekleşiyor. Et tüketimi konusunda Türkiye dünya ortalamasının ardında. Yaklaşık 35-36 kg…  
Bunun da 20 kg‘dan fazlası beyaz et.  İnsanlarımıza daha çok et yedirmeliyiz.

 * 

Derin dondurucu reklamları sıklıkla yapılsa da yoksullara, yalnız yaşayanlara et ikram etmeli, paylarını vermeli. Derin dondurucuları tıka basa doldurmamalı!.. 

KESİCİ EĞİTİMLERİ 

Kurbanlık hayvanın kesilmesini gerçekleştirecek “kesiciler” birçok ilimiz ve ilçemizde olduğu gibi Bursa’mızda da eğitime alındılar.  
Halk Eğitim Merkezleri ile Tarım ve Ormancılık İl Müdürlüğü arasında yapılan işbirliğiyle Kurban Kesim Elemanı Kursu ile kesicilere sertifikalı eğitim programları düzenledi. 
Bu yıl dördüncüsü yapıldı; daha bilinçli kesicilere ihtiyacımız var.

 * 

Eğitimde, kurbanın dini açıdan değerlendirilmesi, sağlıklı ve doğru hayvan seçimi, hayvan hastalıkları, güvenli kesim, temiz bir besin maddesinin elde edilmesi, etin muhafazası ile iş sağlığı ve güvenliği açısından kesicilerin sağlığını etkileyen risk ve tehlikeler, COVID-19 süreci, kullanılan ekipmanlar, kazalar, yaralanma ve ilk yardım gibi konular ders olarak anlatılıyor. Tüm kesici ve kasaplar artık sertifikalı olacaklar...
Bursa Tarım ve Ormancılık İl Müdürlüğü konferans salonunda verilen eğitimlerde yüzlerce kişi katıldı. 
Müftülükten bir din görevlisi, İl Müdürlüğünden bir veteriner hekim ve bir tabip tarafından anlatılan konular ilgiyle takip edildi. 

İYİ BİR KESİCİ 

Bir kesicinin kendine veya çevresindekilere zarar vermemesi, sağlığın koruması için şunlara dikkat edilmeli:
Kullanacağı ekipmanın özelliklerini iyi bilmeli.  
Keskin bıçak kullanmalı, kör bıçak kullanmamalı.  
Bıçakları kınında muhafaza etmeli, ortada bırakmamalı. 
Uzun süreli çalışma ve sürekli kavramanın yorgunluk ve güçsüzlük getireceğini, dikkat ve kuvvet kaybı yaratarak kaza ve yaralanmalara neden olacağını bilmeli. 

Etleri eldivensiz kavramamalı, hastalık geçişi ve yaralanmalara fırsat vermemeli. 
Yetersiz aydınlatmada çalışmamalı, iş kazasına meydan vermemeli. 
Yardımcılarını iyi seçmeli, kişilerin güvensiz davranışlarını gidermeli.  
Zemin yapısının sıvı, kan, yağ birikintileri ve atıklarla elverişsiz hale gelmesine fırsat vermemeli, kurutmalı, temizletmeli. Ortam temiz ve hijyenik olmalı. 
İş ayakkabısı, eldiven, önlük, gözlük, maske, bone kullanmalı.

 Çalışma alanı düzenli olmalı, kesim yapılan yerde ip, zincir, kayış, askı, çengel, kablo, hortum, naylonlar gelişi güzel durmamalı. 
Elini kesmemesi için tel örgü eldiven, kaymaz çizme veya bot giyinmeli.
Her hayvan kesiminden sonra bıçaklar ve diğer malzemeler sabunlu suyla yıkanmalı. 
Sık sık eller yıkamalı. 

TRAFİK VE İŞ KAZALARI 

Ülkemizde her yıl trafik kazalarında 6-7 bin, İş kazalarında da 2 bin civarında insanı kaybediyoruz. On binlercesi de sakatlanıyor ve engelli oluyor. 
Bu kadar ağır bir yük ülkemiz tarafından daha uzun süre taşınamaz. Hastane acilleri artık acemi kasap görmemeli, acemi kasaplar hikayesi de son bulmalı. 
COVID-19 önlemleri devam ederken bayramda sarılma, tokalaşma, öpüşme, el öpmesi yapılmamalı, maske, mesafe ve sık sık el yıkamaya özen gösterilmeli. Trafik kazaları olmamalı,  acemi kasaplar kendilerini kesmemeli. 
Hepinizin bayramını kutlar sağlıklar dilerim.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Hatıralar Teker Teker Yerle Yeksan 

Zaman vefasızdır derler, diyenler haklıymış. 


Kente ve insana değer katan, hatıra oluşturan fiziksel yapılar teker teker ortadan kaldırılıyor. Bu durum bazen kaçınılmaz bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. 
Bazen de planlama ve projelendirme yanlışlarıyla birlikte… 
Keşke karşımıza hep doğru projeler çıksa… 

HER YIKIM CAN YAKAR 


Halkın yaşamına eğitim, sağlık, kültür, spor ve sanat etkinlikleriyle dokunan ve iz bırakan yapıların yıkılması canımızı yakıyor… 

Yazının Devamını Oku

Terminal güvenlik uygulamaları  

Sevgili okurlarım, dört beş yıl önce kentlerimizde bombaların patladığını, yüzlerce yurttaşımızın hayatlarını kaybettiğini, ciddi güvenlik sorunları yaşandığını hatırlarsınız… 

Canlı bombalar, bomba yüklü araçlar, silahla taramalar ve uzaktan kumanda patlayıcılar kullanılarak güzel ülkemiz kan gölüne döndürülmüştü. 
Katliamlardan IŞİD - DEAŞ, PKK, TAK, PYD gibi terör örgütleri sorumlu tutulmuştu. 
Sıkıntılı günler, üzüntü verici olaylardı… 
Hatay, Reyhanlı, 11 Mayıs 2013, Diyarbakır, 5 Haziran 2015, Şanlıurfa, Suruç, 20 Temmuz 2015: Iğdır, 8 Eylül 2015; Ankara, tren garı önü: 10 Ekim 2015; İstanbul, Sultanahmet Meydanı, 12 Ocak 2016; Ankara, TBMM yanı, 17 Şubat 2016; İstanbul, İstiklal Caddesi, 19 Mart 2016; Ankara, Kızılay, 13 Mart 2016; İstanbul, Vezneciler, 7 Haziran 2016; İstanbul, Atatürk Havalimanı, 29.06.2016
Küçük çaplı saldırıları ve cinayetleri listelemedim. 

BURSALI UNUTMAZ 

Bursalılar da 27 Nisan 2016 günü Bursa Ulu Cami kapı girişinde kendini patlatıp ölen canlı bombayı ve 13 kişinin yaralanmasını unutmamıştır. 

Yazının Devamını Oku

Sürpriz yok COVID bildiğini okuyor

Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede yol bellidir. Bilimsel, sadece bilimsel yöntemlerle netice alınır. 

İnsanlık tarihine büyük acılarla yazılan felaketlerden ders çıkartan topluluklar salgınları en az kayıp ve hasarla atlatıyorlar. 
Toplumsal koruma anlayışını, halk sağlığını önemsemeyen devletler ise büyük kayıplar veriyorlar.

BİYOLOJİK TEHLİKELER 

Yaşamı etkileyen virüs, bakteri, mantar ve parazitlerin neden olduğu biyolojik tehlikelere karşı devletler akılcı ve kararlı tedbirler alırlar, kurumsal yapılar oluşturur ve salgını hafife almazlar.

 * 

Herkes ilan edilen, polis ve jandarma tarafından takip edilen, gerektiğinde de parasal cezai işlem yapılan süreçte maske, mesafe ve temizlik konusuna titizlikle riayet etmeli. 
Her sade birey gibi siyasetçiler ve devlet idarecileri de hassasiyet göstermeliler. Yoksa salgınla mücadele inandırıcılığını yitirir. 

YAZIK OLUYOR EMEKLERE

Yazının Devamını Oku

Hava, su, toprak, sel, heyelan, afet...

Küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklık 21. Yüzyılın önemli sorunu. Duyduklarınızı, gördüklerinizi unutun, aslında sorun yeni başlıyor. Daha yolun başındayız. 

Yazları sıcak ve kurak geçen ülkemiz ağustos ayında su taşkınları, sel ve heyelanları yaşıyor. 
Karadeniz Bölgesi, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu ve Samsun’da tehlike büyük...  
Bir yanda Çin Seddi gibi sahil boyunca batıdan doğuya, Samsun’dan Sarp’a uzanan ve daha proje aşamasında ‘bu şekilde’ yapılmasına itiraz edilen ‘Karadeniz Oto Yolu’ diğer yanda ormanlarının yol, tünel, baraj, madencilik ve yerleşimler için doğal yapısının adeta tahrip edilmesi problemiyle başbaşa… 
Daha ne olsun!.. 

*

Bir hafta önce Giresun’da yağmurla gelen felaket çok sayıda yurttaşımızın ölümüne neden oldu. 
İlçeleri sel basmasına, yolların ve köprülerin çökmesine, evlerin, iş yerlerinin yıkılmasına, arabaların sele suya karışıp sürüklenmesine, hayvanların telef olmasına, maddi ve manevi kayıplar oluşmasına alıştık sanki!.. 

Yazının Devamını Oku

Ah o eski hocalar üniversiteler 

Cinci, üfürükçü hocalardan bahsetmiyorum. Onlar ziyadesiyle mevcutlar, çığ gibi ürüyorlar ve bir hayli de etkililer. 

Bahsetmek istediğim üniversite hocaları, akademik personel, ilim adamları... 
Üniversitelerimizin hali... 

HOCA OLMAK  

Nerede olursa olsun, ortamda bir üniversite hocası bulunduğu zaman en çok saygıyı gören insan olurdu. 
Hürmet edilendi. 
Düşüncelerine ve fikirlerine değer verilir, baş tacı edilirdi. 
Ama o hocaların da ağzından çıkan bir söz nice terazilerde tartılır, dirhem dirhem çıkardı. Lafları değerli ve yerli yerinde olurdu. 

Yazının Devamını Oku

Trafik kazalarına ulusal öncelik

Bir bayramı daha yolcu ettik. Pandemi gölgesinde bayramın tadı çıkmadı. AVM ’ler, tatil yerleri, sahiller, yaylalar, piknik alanları, kafeler, eğlence mekanlarında çoğunluğun maske, mesafe, temizlik kurallarını uymadığı görüldü. Bunun bir bedeli olacak elbette!.. 

Allah kabul etsin, kurbanlar kesildi ve dağıtıldı. 
2 milyon 700 bin küçükbaş ve 800 bin büyükbaş, toplam 3,5 milyon hayvan kesildi. Belki biraz daha fazlası… 
Umalım ki yoksul ve gariban kursakları biraz et görmüştür.

 YİNE ÇİRKİNLİK 

Kesim yerleri, her yıl iyileştiriliyor.  
Kesiciler, sertifikalı eğitimlere katılıyor. 
Çevre temizliği ve atıklar konusunda bilgiler paylaşılıyor. 

Yazının Devamını Oku

Futbol sadece futbol değildir

Süper lig sezonu tamamlandı.Futbol, erkeklerin oynadıkları, ilgilendikleri, takip ettikleri, üzerine tartıştıkları ve kavga ettikleri, günlerce konuştukları bir spor dalı.Milyonlarca insan için spordan öte bir aşk…


Futbol severler, doksan dakika oynanan maçın kritiklerini televizyonlardan üç gün boyunca bıkmadan, usanmadan takip eder. Doksan dakika maç, üç gün yorum... Bu böyle sürer gider.

ŞAMPİYON BELLİ

Süper lig sezonu tamamlandı.
Başından belliydi, ilan edildi.

*

Ancak ülke, şehirler ve meydanlar suskun…

Yazının Devamını Oku

Çevre ve doğa uyarıyor

Yaşlı dünyamız bugüne kadar nice badireler atlatmış. Yaşadığımız coğrafyada son büyük felaket Nuh Tufanı olmuş.

6 bin yıl önce gerçekleşen bu hadise önce Sümer tabletlerinde belirtilmiş, sonra Tevrat’ta, daha sonra da Kuran’da yer almış.
Tufanın nasıl ve nerelerde olduğuna dair yapılan bilimsel araştırmalar halkın ilgisini çekmeye devam ediyor.
Nuh’un gemisi haberleri dikkatleri daha çok çekiyor. Ağrı dağında mı, Cudi dağında mı? Yoksa Irak’ın bir şehrinde mi?
Kalıntılar, anlatılar, efsaneler birbirine giriyor… Gemi Ağrı’da mı acaba?..
*
Sular yükselmiş. Dev dalgalar olmuş, yükselen sular her yeri yutmuş. Nuh peygamber gemisine aldığı hayvanlarla suların çekilmesini beklemiş. Beş altı ay süren bu yolculuk geminin bir dağın tepesinde karaya oturmasıyla sona ermiş. Hayat yeniden başlamış.
*

Yazının Devamını Oku

 Kurallara uymayan kimler?

Komşularımız dahil çok ülke 2019 yılının Kasım, Türkiye ise Mart ayından itibaren Korona virüs salgını ile mücadele ediyor.

20. yüzyılda 50 milyondan fazla insanın ölümüne yol açan İspanyol gribine göre çok hafif görülse de dünya yeni bir bulaşıcı hastalık ile karşı karşıya kaldı.
540 bin kişi yaşamını yitirdi.
Bizde 5 binden fazla can kaybettik.
Kayıpları sayılarla izah etmek acı verse de başka türlü olmuyor…
Henüz trafik kazalarında bir yılda kaybettiğimiz 6-7 bin sayısına ulaşamadık!..
Dünya Sağlık Örgütü, ‘Pandemi’ ilan ettikten sonra başetmeyle ilgili güncelleyerek protokoller yayınlıyor.
Haliyle ülkelerin mücadele yöntemleri de birbirine benziyor.

KORONA VİRÜSLE MÜCADELEMİZ

Yazının Devamını Oku

Srebrenica Çiçeği'ni soldurdular

On gün sonra tarihe ‘Srebrenica katliamı’ olarak geçen bir mezalimi konuşacağız.2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük Müslüman katliamı olarak hafızalarda yerini alan caniliği hatırlayalım o zaman.

Yugoslavya’nın 1992’de dağılmasının ardından Balkanlar yine kan gölüne dönmüştü.
Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar ve Arnavutların ateş çemberine düştüğü doksanlı yıllardı…
1995 yılında Bosna Hersek’in Srebrenica (Srebrenitsa) kasabasında yaşayan Boşnakların Sırp askerleri tarafından canice katledilmesi ülkemizde de derin üzüntülere neden olmuştu.
Birleşmiş Milletler gözetiminde silahtan arındırılan ve Hollandalı askerlerce korunan ‘toplanma bölgesi’ Sırp asker ve milislerine teslim edildi. Sırplar da sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte silahsız ve savunmasız durumdaki 14-70 yaş arası 13 binden fazla erkeği öldürdü.
Cesetler ağaç kesme hızarlarıyla paramparça edilerek ’meçhul’ toplu mezarlara gömüldü.
Hala Boşnaklardan geriye kalan bir diş, bir kemik parçası aranıyor, bulunanlara DNA testleri yapılıyor ve kimlikleri tespit ediliyor.
Srebrenica katliamı dışında da Boşnak-Sırp savaşında binlerce Müslüman daha katledildi.

SREBRENİCA ÇİÇEĞİ

Yazının Devamını Oku

Haziranda gözyaşı döktüren sel

SEL ve haziran kelimeleri yan yana gelir miydi?Gelmezdi ama geldi ve 6 kişi yaşamını yitirdi.

 Sağanak yağış 21 Haziran günü Kestel, İznik, Orhangazi, Osmangazi ve Yenişehir ilçelerine bağlı Dudaklı, Aksu, Kayacık, Narlıdere, Seçköy, Yenisölöz, Bayırköy mahallelerinde etkili oldu.
*
Aşırı yağmur sel felaketine dönüşerek evleri yıktı, çatıları çökertti; eşyaları, traktörleri, otomobilleri, tarım aletlerini sürükledi, ağaçları, direkleri ve çitleri yerlerinden söktü. Her şeyi önüne kattı, yolları kapattı.
Yağmur, 15-20 dakika içerisinde hayatı felç etti.

YAZ GÜNÜ SEL

Yılın en uzun günü, yaz ‘gündönümü’ olarak bilinen 21 Haziran’da Bursa böylesi bir acı yaşadı.
Evinden çıkamayan engelli bir yurttaş ile dere yatağındaki evde yaşayan beş kişi yaşamını yitirdi.

Yazının Devamını Oku

Çorum aslanı leblebi yer mi?

Haberler üst üste gelmeye başlayınca ben de meraklandım, Çorum’da köylünün kayıp hayvanlarını Çorum Aslanı mı götürdü?

Köpekleri Çorum Aslanı mı parçaladı?
Köylülere göre evet, aslan parçaladı!
*
Boş verdim pandemiyi COVID-19’u, işsizliği, ekonomiyi, dövizi faizi açılalım şöyle yurdumun dağlarına, düşelim aslanların peşine…
Aslan hepsinden daha zararsız!..

ÇORUM ASLANI PARÇALAR

Görenler, duyanlar konuşuyor ve anlatıyor, gazeteler yazıyor, televizyonlar yayınlıyor. Mevzuu ‘Çorum Aslanı.’

Yazının Devamını Oku

Pazar ve pazarcıda hile olur mu?

Halkımız pazardan alışveriş yapmayı seviyor. Ben de seviyorum.Daha çok kendi yetiştirdiğini satan emekçileri tercih ediyorum.

Yaşlı genç, kadın erkek fark etmiyor, yetiştirip kasanın üzerine koymuşsa ona uğruyorum. Bir iki laf ediyor, hal hatır da soruyorum.

Maydanozu, naneyi, domatesi, biberi, soğanı, dutu, kirazı, ne getirmişse, alnının teri, elinin nasırı neye değmişse ondan alıyorum...
Tavsiye ederim.

*

İlçe pazarları bu bakımdan çok daha güzel.
Üzülmezsiniz, ‘namuslu satıcılar’ çok sayıda...
Yenişehir ve Orhaneli pazarlarında ürünü yetiştiriciden, köylüden alıyorsun, o güne denk gelmeyi şans olarak görürüm.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 bile meteoroloji aşkımızı yok edemez.

Havalar bozuk mu bozuk. Yaz dedik ama kış çıktı, soğuk...

Haziran ayındayız.
Eskilerin ‘kiraz ayı’nı seviyorum, seviyorum bu vakt-i zamanı.
Bursa’da henüz yaz başlamadı diyebiliriz, donuyoruz.
Bahar yağmurlarının yaza sarktığını görüyoruz.
Hem iyi, hem kötü…
İyi, çünkü barajlarımız boştu, doldu.
Kötü, çünkü sebzeleri kırdı, çiçeklerini döktü, çürüttü. Kaç gündür süren aşırı yağış cevizi, elmayı, armut ve şeftaliyi döktü dalından. Ciddi zararlar verdi.

Yazının Devamını Oku

Normalleşme çabaları cesur adımlar

Dünya devlerinin oynadığı satranca dahil değilken şimdi ülke olarak zor telafi edilir bedeller ödüyoruz.

 

Yaşlıların ve gençlerin içeride, diğer yaş grubunun dışarıda kalması, hafta sonları ve bayram günleri gelen sokağa çıkma yasağının devam etmesine, koronavirüs pandemisi için bir mücadele ve korunma metodu olmasına itirazımız yok.
Ama kabul edelim ki, hem kafalar karışık, hem yasak trafiği karışık.
Açık alanlarda yürüyüş yasak, çarşı pazar ve AVM’lerde dolaşmak serbest!..
İlginç...

*

Herkes canını koruma derdinde.

Yazının Devamını Oku

19 Mayıs ve tarihi geçmiş tartışmalarda boğulmayalım

Bir haller oldu bize.

İfrat ve tefrit arasında bocalıyor, 70 yıl öncesinden başlayarak 100, hatta 200 yıl geriye giderek tarihe mal olmuş hadiseleri canhıraş bir şekilde tartışıyoruz.

AKLISELİMİ KAYBETMEK

Bunu da sükûneti, aklıselimi ve orta yolu kaybederek yapıyoruz.
Ya gereğinden aşırı ya da çok yetersiz tutum ve tavırlar alıyoruz.
Abartıyı ve görmezden gelmeyi seviyoruz efendim!..
*
Sevmek ne ki… En masum, en basit bir konuda bile birbirine giriyoruz.

Yazının Devamını Oku

Halk ‘EvdeKal’dı, Meyra arazide ağaç kesti

Dünya bir anda yontulmuş taşlarla dolduğu için yontma taş devrine, cilalı taşlarla dolduğu için de cilalı taş devrine girmedi tabii ki…Bilinen o ki Milattan Önce 8000-5500 yılları arasında ki zamanlara göre hem daha sert, hem de daha düzgün taş aletler yapılmış, sonrasında da topraktan veya kilden yapılan kaplar ateşte pişirilmiştir. Bu dönem taş devridir…

Çağ açmak, çağ kapamak da kale kapısı açıp kapamak değildi elbet!..
Burada medeniyet farkı öne çıkar.
Bu zaman eşiklerinin nasıl oluştuğu ile de ilgilenmiyorum.

KORONAYLA GELEN

Yaklaşık altı aydan beri neredeyse tüm ülkeler koronavirüs salgını ile uğraşıyor.
Pandemi, ölüm, hastalık, pozitiflik, test, bağışıklık, entübe, yoğun bakım, karantina, izolasyon, sosyal ve fiziksel mesafe, maske, eldiven, tulum, dezenfektan, çamaşır suyu, sabun, su, el yıkama, hijyen, temizlik, öksürük, hapşırık, ateş, solunum sıkıntısı, 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı, şehirlerarası seyahat kısıtlaması, camilerin kapanması, minarelerden yükselen selalar, ekonominin çöküşü, işsizlik, durgunluk, kapanan işyerleri, keyifsizlik, gibi bir sürü şey.
Birkaç ay içerisinde bunların fazlasını yaşayan dünya artık eskisi gibi yoluna devam edebilir mi?

*

Yazının Devamını Oku

Allah rızası için Diyanet yap bir himmet

Bazı zamanlar vardır ‘vererek’ yücelirsiniz.Şimdi öyle bir andayız.

Efendim Şehreküstü meydanında İl Müftülüğü vardı. 40 yıldan fazla bir sürede burada hizmetlerini sürdüren Bursa İl Müftülüğü’ne Yalova yolunda çok büyük ve değerli hazine arazisi tahsis edilerek muhteşem bir bina yapılmıştı.
Geniş, ferah, estetik, saray gibi bir bina 2017 yılında faaliyete geçmişti.

MEYDAN GENİŞLESİN

Bursa’nın tam merkezinde, tarihi bir alanda kalan eski bina ise kısa bir süre önce yıkıldı.
Yıkılır yıkılmaz bir tartışma başladı; yıkılan bina arazisine yeni bir yapının yapılmasın, Şehreküstü Meydanı genişlesin…

*

Aslına bakılırsa bu arazi meydana eklenirse meydan daha ferah, bina yapılırsa fırsat kaçırılmış olacak.

Yazının Devamını Oku