GeriDr. Hüseyin H. SERDAR Kadrolu sorunumuz Yenişehir Havalimanı  
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kadrolu sorunumuz Yenişehir Havalimanı  

Dönüp dolaşıp yine havaalanından uçak kaldırma, sefer düzenleme mevzusuna geldik. 

Efendim;
Bursa’mızın Yunuseli Havaalanı varken zamanın rantçıları tarım kenti Yenişehir ilçemizden toprak toplamaya başlamışlar, sonra da kentin turizmini, sanayisini, ekonomisini uçurtmak propagandasıyla 1944 yılından beri askeri üs ve havaalanı olarak kullanılan tesislere ilave pist ve donanımlar yapılmasını teşvik etmişler. 
Pistler yapılmış. 
2001 yılında da “askeri - sivil havaalanı” olarak yolcu taşımacılığına başlamış. 

Kadrolu sorunumuz Yenişehir Havalimanı

İLK AÇILIŞ TÖRENİ 

Bursa Yenişehir Havalimanı’nın açılışı için yapılan sade törene ben de katılmıştım. 
‘İlk açılış’ töreni… 
İlk diyorum çünkü bundan sonra yapılan açılış törenleri son bulmadı! 

Komşu ülkelerden gelen ilk yolcu havalimanına ayak batığında takvimler 28.12.2002 tarihini gösteriyordu. Bursa, yılbaşını Uludağ’da geçirmek üzere Rusya ve Ukrayna’dan turistleri ağırlamıştı. 

Üç beş ilimize tarifeli uçuşlar başladı. Bazen de sayısı arttı şehirlerin. 
Sonra talep gittikçe düştü.  
Ve uçuşlar durdu. 
Yenişehir’e havaalanı gerekli miydi tartışılıp durulur hala. 
Sonunda devlet aklı ve inadı, rantçıların iştahı işbirliği yapınca halk kaybetmişti… 

Adalet ve Kalınma Partisi döneminde, 2004 yılında Ankara’ya sefer yapılmış, yine ‘ilk uçak’ havalanmıştı. 
Kısa bir süre sonra seferler ‘yolcu yokluğu sebebiyle’ durmuştu. 
Suçlu olarak da İstanbul’u lanse etmiştik hemen! 
Böylece ‘ikinci açılış’ da tarihte yerini almıştı. 

2007 yılına gelirken kentte havaalanı yine gündeme gelmiş, “boş yatmasın” diye Ak Parti milletvekilleri ile hemşehri dernekleri kampanya başlatmış, THY ikna edilmiş (!) ve seferler başlamıştı. 
Trabzon’a uçacaktık. 
26.03.2007 
Folklör, oyun, şenlik, balon, kürsüler, konuşmalar…  
Yine törendeyiz. 
3. kez, sefer açılışı yapılacak ve ‘ilk uçak’ havalanacaktı! 
2001 yılında hiç uçulmamış da ilk kez uçulacakmışçasına herkes havalarda… 
Görmeliydiniz o günü…  
‘Üçüncü açılış’ı da hayırlısıyla gerçekleştirip, 3 gün sonra dönmek üzere koltuklarımıza yerleştik.  
Bölge illerinde gezerken, “biliyor musunuz biz Bursa’dan uçakla Trabzon’a geldik” havalarındayız!.. 

Bursa Havalimanı kente bir saate yakın uzaklığı sebebiyle tutmadı. 
Kargo taşımacılığı için de etkin kullanılamadı. 

Derken yolcu taşımacılığı 2010 yılında bir kez daha son buldu. 
Araya hemşehri dernekleri girdi, referandum ve seçim yılları da başlamıştı. 
Yeniden seferler konuldu, tekrar durdu. 

Bursa Havalimanından zaman zaman İstanbul, Ankara, Adana, Diyarbakır, Samsun, Trabzon, Sivas, Van, Muş, Erzurum, Kayseri ve Gaziantep’e seferler düzenlenmiş, bazı dış merkezlere de kısa süreli seferler yapılmıştı. 
THY, Sun, MNG, Anadolu Jet, Öger, Bora Jet, Freebird HY birçok kez çabalamıştı. 
Yolcu taşımacılığı tutmadı.  
Olmadı, olmuyor. 
Dikiş tutmadı, tutmuyor… 

HAVAALANIMIZ KAPALI 

Tam bir yıldır Bursa Havalimanından yolcu seferleri yapılmıyor. 
28 Mart 2020 ‘den beri kapalıyız. 
Bu defa kapanmayı pandemiye bağladık… 
 Geçtiğimiz hafta havalimanı yeniden kentin gündemine geldi! 
Kuşların uçtuğu havalimanını aktif hale getirmek için Ak Partinin İl başkanı ve milletvekilleri, hemşeri dernekleri yine devreye girdiler, yine “THY müdürünü ikna ettiler(!)” ve 8 Mayıs’tan itibaren Trabzon, Erzurum ve Muş’a sefer düzenlenmesi sözü aldılar. 
Hayırlısı artık… 
İnşallah kesinti olmadan uçuşlar sürdürülür. 
Gaziantep ve Diyarbakırlılar da “biz de isteriz diye” bastırmaya başladılar bu arada. 

KADROLU SORUN 

Havaalanının yanlış yatırım olduğu kesin. 
Ama bu bizim siyasetçiler için “kadrolu sorun” olarak malzeme olmaya devam ediyor… 

Bu faaliyetler hep seçim yıllarında yoğunluk kazanıyor. 
Acaba bu yıl da seçim mi olacak?.. 
Kimbilir. 
Kesin olan şu ki 8 Mayıs’ta yeni bir tören daha olacak! 

YUNUSELİ HAVAALANI AÇILSIN 

Kadrolu sorunumuz Yenişehir Havalimanı

Önerim şu, Yenişehir’deki havalimanını tamamen askerlere bırakalım. 
Yunuseli Havaalanı’nı elden geçirelim. Pisti bir miktar uzatalım. 

Havacılık uzmanları derler ki, “dünyanın birçok yerinde Almanya, Hollanda, Fransa, Kanada, Amerika ve birçok ülkede kent içinde veya çok yakınında Yunuseli gibi havaalanları var. Bursalının ihtiyacına cevap verecek uçaklar ile buradan uçuşlar yapılabilir.”  
Hem görevden alınan Büyükşehir Belediyesi eski başkanı Yunuseli Havalimanı için büyük paralar harcayarak düzenlememiş miydi? 
İstanbul’a uçuşlar başlatmamış mıydı? 

Yunuseli faaliyete geçsin, yolcular uçsun, istikrar olsun…  
Zaten rantçıların ağzının suyunu akıtan atıl durumdaki Yunuseli havaalanı arazisi için bu aralar hayırlı rüyalar görülmüyor! Böylelikle Bursalının malı korunur, havayolu yolcu taşımacılığıyla ilgili sorun da çözülmüş olur… 

Havaalanı kapandı, açıldı, uçuşlar durdu, durmadı, azaltıldı, yeniden başlatıldı muhabbetinden gına geldi artık. 
Vatandaşlar olarak biz sıkıldık, yöneticiler ve siyasetçiler olarak siz bu işten sıkılmadınız mı sahi?

X

  Herkese COVID’li muamelesi yapmalı 

Salgın almış başını gidiyor. Günlük 60 bin vaka ile Avrupa birincisi, dünya ikincisi ülkeyiz. 


Acılar elbette sayılarla ifade edilmez.  
Durumumuzu başka türlü anlatamıyorken Kovid-19 da dalgasına bakıyor…  
Bu kaçıncı dalga?  
Sanırım 3. 
Böyle devam ederse dalgalar tsunamiye dönüşecek. 


Yazının Devamını Oku

Sıfır atık, sıfır çözüm olmamalı..!

Toprağın, suyun ve havanın kirlenmemesini sağlamak devletin asli görevleri arasında. Anayasamıza yazmışız bunu.

56. maddesinde ‘sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması’ ile ilgilidir demişiz ve; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” diye de lafı çakmışız. 

Ödev!.. Devlete ve vatandaşa birlikte yüklenmiş. 
Çevrenin geliştirilmesi, çevre sağlığının korunması ve kirlenmesini önlemek işinin yerine getirilmesi veya yapılması kişinin vicdanından doğar.  
Yasa açısında da gerekli ve zorunlu görülen bu durum ‘iş ve davranış olarak’ devlete yüklenmiştir. 

DOĞAYI KORUMADA ROLLER 

Ödevin yerine getirilmesinde, işin gerçekleştirilmesinde roller sırasıyla şöyle paylaşılıyor; 

Yazının Devamını Oku

  Türk tipi pandemi yönetimi

 Haritalardaki kıpkırmızı hallerimize bakmayın, aslında ‘salgın böyle yönetilir’ diye ders veriyoruz dünyaya...  Büyük bir gururla buna ‘Türk tipi salgın yönetimi’ diyebiliriz!  

Birçok şeye ‘Türk tipi’ demeye nasılsa alıştık, mesela ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ gibi. 
Hala yerli yerine oturmasa da, giderilemeyen bir takım eksiklikleri ve tıkandığı yerler olsa da sonuçta ‘Türk tipi’, bizim icadımız… 

AKIL, BİLİM VE PANDEMİ 

Pandemiyle mücadeleyi deneme yanılmayla sürdürüyoruz. 
Bilim Kurulunun bu süreçte çok etkin olduğunu iddia etmek yanıltıcı olabilir. 
Önlemler vatandaşlara güven vermedi, vermiyor. 

Yazının Devamını Oku

Aklıma gelen başıma geldi; Evrene mesaj verdim 

Biraz moda deyimle evrene mesaj verirken dikkatli olmalı. Ya mesaj vermeyeceksin ya da verdiğin mesajın sonucuna katlanacaksın. 

Mutlu, sağlıklı, huzurlu, şanslı ve başarılı insanlar nasıl düşünürler, nasıl dilekte bulunurlar meselesi ince bir konu. Sanırım onlar iyimser olmayı, pozitif ve olumlu düşünmeyi alışkanlık haline getirmişler. 
Yaşamda karamsarlığa yer vermemeli. 
Hayata olumlu bakan insanlar genellikle; 
Strese girmez. 
Sakin olur. 
Mide krampları olmaz. 

Yazının Devamını Oku

Kadına şiddet sürerken iyi olamayız!

Bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nü konuştuk. Ardından Pandemi yasakları ve vakaların artışı, işsizlik, geçim sıkıntısı, paramızın yabancı paralar karşısında yine değer yitirmesi geldi. 

Karanfiller dağıtıldı, süslü açıklamalar yapıldı. 
Çentikli günlerden olduğu için rutine bağlanan konuşmalar, kutlamalar, anmalar, yer yer de protestolar yapıldı. 
Şunu söylemeliyim ki Türkiye’de “kadın meselesi” politikacıların propaganda malzemesi olmamalıdır. 
Toplumsaldır, geniş ve derin, köklü bir sorundur.  
Kadın için dezavantaj olan konuların düzeltilebilmesi için uzun süreli ve istikrarlı süreçlere ihtiyaç vardır. 

Herkesin kafasında farklı kadın olgusu var; 

Yazının Devamını Oku

Yeni kontrollü normalleşme etik davranışlar

İnsanlık son bir yıldır ruhen, bedenen ve sosyal yönden büyük bir çöküntü yaşıyor. İnsanlığın sağlığı bozuk. 

Dünyanın dört bir köşesi Covid-19 salgınından az veya çok etkilendi. 
‘Birlikte Türkiyeyiz’, ‘Biz Türkiyeyiz’ ve ‘Biz bize yeteriz’ sözleri kulağa çok hoş geliyor. 
Keşke öyle olsa… 

İYİ DEĞİLİZ 

İyi değiliz. 
Hekim olarak söylüyorum bunu, iyi değiliz!.. 
Virüs ve hayat pahalılığı, 

Yazının Devamını Oku

Kim engelli olmak ister

El kol, ayak bacak, kafa kalça. Kıran kırana… On günce yağan kar yolları kapatıp trafiği, ulaşımı kilitlemeye yetti. Hazırlıksız mıyız, yoksa gamsız mıyız bilemiyorum. 

Hastane acilleri buzda düşüp yaralananlar ile doldu. 
Kırıklar, çıkıklar. 
Yaralananlar ölenler. 
Alçılar, ateller, askılar. 
Koltuk değnekleri, tekerlekli sandalyeler. 
Sedyeler, ambulanslar, tabutlar… 

Yazının Devamını Oku

Kar yolları kapadı YSİ niye kapatıldı?

Bekliyorduk.Hem de dört gözle, hatta mecburduk.Barajlar alarm veriyordu.Su kaynaklarımız hızla tükeniyordu.Özellikle yeraltı suyu... Çekildikçe çekilmişti.

Bursa ovalarında 20 yıl önce 30-40 metreden gürül gürül çıkan su, son yıllarda ancak 140-150 metrelerde yakalanıyordu.
Durum o kadar kritik yani.
Yeraltı suyunu da hoyrat ve kontrolsüz kullandık.

SU KAYNAKLARINA DOKUNMA

Su kaynaklarına doğrudan müdahale etmemek gerek. Dokunulacaksa uygunsuzluk yapanlara dokunulmalı!..
- Ruhsatlı ya da ruhsatsız açılan kuyular,
- Bilinçsiz tarım sulaması,

Yazının Devamını Oku

Bir yanda lodos, diğer yanda virüs

Kaç gündür tüm kuvvetiyle esen rüzgar sinirlerimizi bozmaya devam ediyor. Lodosun Bursa ve bölge kentler için özel bir yeri var.  

Birkaç gün estirdiğinde havayı tertemiz edip manzarayı güzelleştirir. Görüş açımızı genişletir. 
Dağlarda zar zor biriken karları eritiyor.  
Gözüm Uludağ’ın yamaçlarındaki beyazlıklarda; ama günbegün eriyip kayboluyor. 
Çatılar uçuyor, kiremitler savruluyor, ağaçlar kırılıyor, birçok şey oradan oraya savruluyor… 
Tabii bir de uyutmuyor… 

SESSİZ ÖLÜM 

Lodos Bursa için ‘sessiz ölüm’ demektir. 

Yazının Devamını Oku

Lokanta yasak, kongre serbest! 65 yaşa özgürlük

Bir yıl önce Dünya Sağlık Örgütü-WHO yaş dilimlerini yeniden düzenledi. Buna göre;

-0-17 yaş: Ergen
-18-65 yaş: Genç
-66-79 yaş: Orta yaşlı
- 80-99 yaş: Yaşlı olarak kabul ediliyor. 100 ve üzerini de artık ileri yaşlı sayalım gitsin.
Ancak DSÖ 65 yaş’ı hala genç olarak görüyor.

ÖMÜR UZUYOR

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri yaşam sürelerini belirliyor.

Yazının Devamını Oku

Camiler, kubbeler, minareler ve bitmeyen onarımlar

Marmara bölgesi kentlerinde geziyorum. Tatil gezisi değil, işlerimi hallettikten sonra dünya gözüyle sağı solu dolaşıyor, görüyor, anlamaya çalışıyor ve fotoğraflıyorum.Gezme, görme, öğrenme, fotoğraflama ve yazma tarifsiz bir keyif.

Yıkılmış, viraneye dönmüş bir evin önünde durup, bir zamanlar oradaki canlılığı, sevinçleri, hüzünleri hayal edip fotoğraflayıp oradan ayrılmak… Ayrılsanız bile aklınız orada tutuklu kalıyor.
Malikhane, yalı, saray,
Cami, türbe, han, hamam, kervansaray, köprü,
Çeşme, sarnıç, şadırvan,
Kilise, havra,
Mezarlık, kabir,
Çarşı, pazar,

Yazının Devamını Oku

Kâtip arzuhalim yaz yare böyle… 

Tarihte sert uygulamalara başvuran Hızır Paşa’ya isyanını dile getiren Pir Sultan Abdal’ın ‘Katip arzuhalim yaz Şaha böyle’ eserini yıllar sonra düzenleyip seslendiren Aşık Veysel‘in seslendirdiği türkünün TRT denetiminden geçmesi zordu. Dize değiştirilip ‘Katip arzuhalim yaz yare böyle’ yapılmış, engel aşılmış. Katip arzuhalim yaz yare böyle… 

Arzuhalci kimdir? 
Adliye, kaymakamlık, valilik, belediye, tapu gibi devlet dairelerine ya da özel kişilere başkaları için mektup veya dilekçe yazandır.
Şikayet, itiraz, istek… 
‘Bir masa, bir daktilo’ olarak gördüğümüz arzuhalcilerin hikayesi eskidir. 
Osmanlı’ya dayanır.  
1762 yılında padişah fermanıyla usule bağlanır. Loncası oluşturulur. 

Yazının Devamını Oku

Kömürün var mı ısınacak?

Kuraklığı konuşuyoruz. Barajların dibi göründü, göletler kurudu. Derelerin suyu çoktan çekilmişti…

Susuz bir sonbahar yaşadık. 
Bu kış da sıcak ve yağışsız geçiyor. 
Güneyi kuzeyi, doğusu batısı her bölgesiyle Türkiye yağmur bekliyor. 
Pandemi, ekonomi, bir de yağışsız mevsimi konuşuyorduk kaç gündür. 
Yüce Tanrı acıdı da yağışları gönderdi. 
Teşekkür ederiz. 

YOKSULLAR ÜŞÜR 

Şiddetli kar yağışında, sağanak yağmurlarda, iliklerimizi donduran ayazlarda fakirleri ve yoksulları düşünürüm. 

Yazının Devamını Oku

Koza Han ve tarihi eserler hepimizindir 

Günün ihtiyaçlarını karşılamak gerekiyordu. Sultan 2. Beyazıd ferman eyledi, mimar Abdülula Bin Pulat Şah işe koyuldu, 1489 da başlanan Koza Han 1491 yılında tamamlandı. 

530 yıl önce iyi bir mimar, çalışkan ve yetenekli ustalar, kalfalar ve işçilerin emekleriyle inşa edilen, ipekböceği kozasının alınıp satıldığı ticaretinin döndüğü, konaklamaların yapıldığı eser günümüze kadar ufak tefek onarımlarla geldi. 
Taş gibi bir eserdir Koza Han. 

Hanlar o günün ticaret merkezleri. 
Tüccarlar, yolcular konaklar, kervanlar, develer, atlar bağlanır, mal alınır satılır, yenilir içilir… 
Ticaret merkezi işte… 

Hanın üst ve alt katları bir medeniyetin hayata bakışını yansıtır.  

Yazının Devamını Oku

Hoşgeldin 2021, Bursa Hürriyet çizgisi

Yeni yıla girdik. İyi seneleriniz olsun sevgili okuyucularım. Ben de yılın ilk yazısını yazıyorum, ama kolay olmuyor!

Öyle bir yılı geride bıraktık ki tek kelimeyle felaketti. 
2020 soğuk algınlığı, nezle, grip şikayetleriyle başladı. 
Türkiye gripten kırılırken dünya da koronavirüsü konuşuyordu. 

KITADAN KITAYA PANDEMİ 

2019 ‘un Kasım, Aralık aylarında Çin’de yarasadan, yılan çıyandan insana bulaşan, sonra da insandan insana, devletten devlete, coğrafyadan coğrafyaya, kıtadan kıtaya yayılan virüs Türkiye’ye değmeden geçiyordu. 
Koronavirüs yakın komşularımız Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Rusya, İran, Irak, Suriye’de can almaya başlamış ama bize bulaşmamıştı! 
İtalya, Avusturya, Almanya, İngiltere, Fransa, Polonya, Avusturalya, Amerika ve Kanada da vardı ama o lanet virüs Türkiye’de yoktu! 

Yazının Devamını Oku

Hüzün yılı, Eyüp sabrı

Zor zamanlardan geçe geçe geldik yılın son gününe. Hastalık, ölüm, karantina, izolasyon, sokağa çıkma yasağı, yaş kısıtlılığı, seyahat engelleri, ticari hayatın yavaşlaması, iflaslar, işsiz kalanlar, geçim sıkıntısı gibi durumlar içimizi acıtıyor. 

Çok büyük can kayıpları verdik, vermeye devam ediyoruz. 
Hüzün yılı diyelim en iyisi bu yıla. 
Hüzün yılı… 


Başımıza pandemi geldi.  
Madem geldi başa katlanmalıyız dostlar. 


Yazının Devamını Oku

2021’e sayılı günler kaldı

2021 ‘e sayılı günler kaldı. Tam tamına yedi gün. Koca bir hafta. Girince ne olacak sanki! Belli değil… 

Nasıl bir yıl olacak acaba, merak ediyor musunuz? 
Mesela bu yılı bile arar mıyız? 
İnşallah öyle bir şey olmaz… 
Yine de ihtiyatlı olmalı. 
Boşuna mı demiş eskiler, ‘gelen gideni aratır!’ diye… 

Koca bir hafta var demiştim. 

Yazının Devamını Oku

Kar Bursa’ya Bursa kışa yakışırdı

Bu günlerde şehir boydan boya beyaza boyanır, kiremit kırmızısı çatılar bir süre kaybolur, bacalarından yükselen dumanlar izlenirdi.  

Geçmiş yılların destansı hikayelerini fısıldayan heybetli Çınarları, mezarlıklarda yükselen selvileri, tarihimizin şahitleri Muradiye ve Yıldırım külliyeleri, Yeşil Türbe, Ulucami, Emirsultan, Üftade, Murat Hüdavendigar camileri beyaza bulanır, çatılardan mızrak gibi sarkıtlar sallanır, daracık sokaklar kapanırdı. 
Mahallenin düşkünleri, yoksulları, hastaları, ihtiyarları, yalnız yaşayanları korunur, gözlenir, ihtiyaçları giderilirdi.  
Tıpkı sokak kedileri, köpekleri ve kuşların merhametli Bursalılar tarafından kollandığı gibi... 

KAR VE BURSA 

Çekirge, Muradiye, Pınarbaşı, Tophane, Hisar, Yeşil, Işıklar’dan ne muhteşem görüntüler yansırdı... 
Hele hele Uludağ’ın yamaçlarına yaslanan o yorgun orta sınıfın gariban ama vakarlı mahalleleri Alacahırka, İvazpaşa, Mollafenari, Kuştepe’nin büründükleri harika manzaralar... 

Yazının Devamını Oku

Can pazarı prosedür, kural tanımaz

Böylesine büyük ve yaygın bir acı yaşamamıştık. Hastalık ve hastalanma korkusu sarmış her yeri. Ölümler, ölüm ilanları, ıssız ve cemaatsiz cenazeler. Sanal taziyeler. Matem havasındayız… 

Yaşama, umuda dair ne varda hepsi örselendi.  
Kapanan iş yerleri, iflaslar, işsizlik, geçim sıkıntısı. 
Ekonomik durgunluk ve kriz...  
Eğitimden ulaştırmaya, tarımdan hayvancılığa, imalattan ticarete her sektör derin sıkıntılar içinde kıvranıyor. 
Sağlık… 

Kora kor bir mücadele içerisindeyiz. 

Yazının Devamını Oku