Dr. Hüseyin H. Serdar
Dr. Hüseyin H. Serdar
Dr. Hüseyin H. SerdarYazarın Tüm Yazıları

Hüzün yılı, Eyüp sabrı

Zor zamanlardan geçe geçe geldik yılın son gününe. Hastalık, ölüm, karantina, izolasyon, sokağa çıkma yasağı, yaş kısıtlılığı, seyahat engelleri, ticari hayatın yavaşlaması, iflaslar, işsiz kalanlar, geçim sıkıntısı gibi durumlar içimizi acıtıyor.

Haberin Devamı

Çok büyük can kayıpları verdik, vermeye devam ediyoruz. 
Hüzün yılı diyelim en iyisi bu yıla. 
Hüzün yılı… 


Başımıza pandemi geldi.  
Madem geldi başa katlanmalıyız dostlar. 


Devletimiz de, halkımız da çok büyük güçlükler içerisinde. 
Bireysel olarak mal mülk değil, herkes ‘virüs aman bana bulaşmasın’ derdinde. 

Hüzün yılı, Eyüp sabrı

“Maske-Mesafe-Temizlik” ile korunmanın dışında kişileri bu virüsten uzak tutacak diğer önlem ise aşı. 
Tarlada patates, biber yetiştirmeye benzemiyor bu iş. 
Aşıdan bahsediyoruz!.. 
Tartışmalar aleni yapılıyor. 
Güvenliği ve etkisi bakımından itiraz edilmeyen, şüphe duyulmayan aşılar yanında bağımsız tıp adamlarının kaygı duydukları aşı var… 
Kafalar karışık! 

Haberin Devamı

UMUDUMUZ AŞIDA 

Ülkemiz 2-3 ay önce aşı siparişi verdi. 
Gönlümüzü Çin’e kaptırdık… 
Faz çalışmalarında insanlarımız ‘denek’ olarak aşının gelişimine katkı verdiler… 

Türkiye umudunu bu aşıya bağladı, 50 milyon doz aşı alacağız. 
Geldi, geliyor, yola çıktı falan derken gelişi bir hayli uzadı. 
İki kez gelemedi!.. 

Çin’den gelecek aşı, 
Bugün yarın, bugün yarın, 
Yolunu gözleye gözleye, 
Gözlerimizi etti şaşı… 

Aşı gelecek yüzler gülecek… 
Dün sabaha karşı, Pekin’den havalanan 3 milyon doz Covid-19 aşısı THY ’nın Boeing 777 ‘inden yere indi, Sağlık Bakanlığı’nın Ankara’daki depolarına yerleşti. 
Tanrı’ya şükürler olsun. 
50 milyon dozluk inaktif Covid-19 aşısının ilk partisi geldi. 
İnşallah beklenen bağışıklığı eksiksiz ve yan etkisiz sağlar. 

BURSA VE LODOS 

Hüzün yılı, Eyüp sabrı

Bugünlerde şehir ayna gibi.  
Hava o kadar güzel ki, rahat rahat temiz hava soluyoruz. 
Görüş açımız bir uzadı bir uzadı teee uzakları görebiliyoruz. 
Hatta Uludağ’dan bakılınca İstanbul’un adalarını bile görebiliyoruz. 
“Bursa’dan bakılınca İstanbul görülür mü?” tartışması hep yapılır efendim. 
Sakın kimseyle iddiaya girmeyin görülür efendim, görülür. 
Üstelik fotoğrafları bile var… 

Haberin Devamı

O kadar temiz oldu ki hava. 
Bu havada gezilir, yürünür, fotoğraf çekilir,  

Hüzün yılı, Eyüp sabrı

Dostlarla köpürtüle köpürtüle Yeşil’de kahve, semaverden de demini almış tavşan kanı çay içilirdi… 
Ama neredee… 
Yasaklar yasaklar… 
Neyse geçer bugünler de, sabredeceğiz, 
Başka yolu yok. 
O zaman acısını çıkartmak farz olsun… 

PEYGAMBER MESLEKLERİ 

Bilirsiniz dostlar her peygamberin bir özelliği, yaptığı iş ve mesleği vardır. 
Kutsal kitaplarda yazar.  
Esnaflarımız onları mesleklerinin piri olarak kabul ederler. 
Adem peygamber; Çiftçi, 
İdris; Terzi, 
Davut; Demirci, 
Lokman; Tabip ve eczacı, 
Zekeriya; Marangoz, 
İsa; Marangoz, 
Zülkif; Fırıncı, 
Yunus; Balıkçı, 
İlyas; Dokumacı, 
Musa; Çoban, 
Peygamberimiz Hz. Muhammed; Çoban ve tacir.  

Haberin Devamı

Her peygamberin bir işi ve sanatı varmış. 
Ahi geleneğine sahip güzel esnaflarımız, asırlar boyunca bu peygamberleri meslek ve sanat büyükleri, pirleri olarak kabul etmişlerdir. 

Değinmeden geçmek istemem! 
Bugün kendisine tarikat önderi, şeyh, şıh, molla diyenlerin mesleklerini bilen var mı? 
Tek meslek ve sanatlarının ‘para, iktidar ve güç avcısı’ oldukları konusunda toplumda bir kanaat var da!... 

SABIR PEYGAMBERİ 

Bir peygamberimiz var ki onun özelliğini yazmadan geçemem! 
Eyüp peygamber… 

Başına gelen tüm dertlere ve sıkıntılara tahammül etmesini bilir. ‘İmtihan dünyası’ der, sabrederdi. 
Bizler gibi mızmızlanıp halinden şikayet ve isyan etmezdi… 
Eyüp peygamberin diğerlerinden farkı, O’nun ‘sabır peygamberi’ olmasıdır. 
Halkımız ‘Eyüp sabrı’nı bilir, Peygamberi de sıklıkla yad eder. 

Haberin Devamı

ERZİNCANLI EYÜP 

Bilirsiniz doğuda kış ağır geçer, kar çöktü mü aylar sonra kalkar. 
Haliyle ısınmak zordur oralarda. 
O yüzden kış hazırlıklarına yaz aylarında başlanır. 
Kömür falan kullanılmaz, yerli ve milli yakıt olan ‘tezek’ kullanılırdı. 
Hammadde de boldu zaten… 
Ama yeterli tezeğin hazırlanması için herkes elini çabuk tutmalıydı…  

Köyün birinde, ekim ayında hazırlığa başlayan Eyüp, komşulardan yeterli miktarda inek gübresini alıp, samanla karıştırıp, yoğurmuş, briket gibi kesmiş 2 bin tezeği güneşe bırakmış. 
İyi kuruması için de zaman zamanda çevirip alt üst etmiş. 
Bakmış kupkuru… Tamam, artık toplamalıyım demiş. 
Yığın yapacağı yeri hazırlayana kadar bir yağmur gelmiş ki, gök delinmiş adeta. 
Koşup gelmiş, ne görsün günlerdir gözü gibi hazırladığı tezekler sele suya karışıp gitmiştir… 
Yarabbi der… gerisini getirmez! 

Haberin Devamı

Üzülür ama yapacak bir şey yoktur. 
Yeniden konu komşuya gitmiş. Ama hammadde azalmıştır, zira herkes aynı şekilde hazırlık yapmış. 
Neyse bulur gübreyi, samanla karıştırıp bin tane tezek yapar, güneşe bırakır. 
Çevirip, kurutur. 
Havaya bakar çok güzeldir. 
İlçe pazarına gidip gelebilirim der.  
Gelene kadar bir yağmur, Eyübün tezekleri yine sele karışır. 
Yarabbim der yukarı bakar, yutkunur… 

KARIŞTIRMA!  

Kış yaklaşmak üzeredir, ortada tezek yoktur… 
Diğer köylere gider, biraz ordan biraz burdan toparlar bir miktar gübreyi. Samanla karıştırıp, beş yüz tane kesip, güneşe dizer. 
Artık gece gündür tüm dikkati bunların üzerindedir.  
Parmakla vurunca tak tak tak ederler, kupkuru olmuşlar.  
Tamam deyip kaldırmaya başlar.  
Hanımı ‘yemek yaptım, soğutma gel’ diye seslenir. 
Havaya bakar, yağmur bulutu yoktur, cam gibidir gökyüzü. 
Sofraya kurulur… 
Ama bir anda hava patlar. Yağmur güğümden boşanırcasına dökülür Eyübün tezeklerinin üzerine. 
Hepsi su olup akıp gider… 

*  
Dışarı fırlayıp manzarayı gören Eyüp ellerini semaya kaldırıp, üzüntülü ve kızgın, hatta isyankar bir halde; 
- “Yarabbi… Ben Erzincanlı Eyüp, Erzincanlı Eyüp, karıştırma!” der… 


Pandemide sabrı da öğreniyoruz. 
Her şey yoluna girecek, yeter ki umutlarımızı yitirmeyelim…

Yazarın Tüm Yazıları