GeriDr. Hüseyin H. SERDAR   Herkese COVID’li muamelesi yapmalı 
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

  Herkese COVID’li muamelesi yapmalı 

Salgın almış başını gidiyor. Günlük 60 bin vaka ile Avrupa birincisi, dünya ikincisi ülkeyiz. 


Acılar elbette sayılarla ifade edilmez.  
Durumumuzu başka türlü anlatamıyorken Kovid-19 da dalgasına bakıyor…  
Bu kaçıncı dalga?  
Sanırım 3. 
Böyle devam ederse dalgalar tsunamiye dönüşecek. 

Herkese COVID’li muamelesi yapmalı


Hastalığın kendinize bulaşmasını engellemek için bir şey yapmalısınız!  
Neymiş o? 
Karşınıza çıkan herkesi Kovid’li olarak göreceksiniz!..  
Görüşmek zorunda kaldığınız kim varsa kesinlikle o da kovidlidir! 
Böyle düşünürseniz çözüm kolaylaşır, maske, mesafe ve hijyen kurallarını önemsersiniz.  

Başka yolu yok. 
Aşı da vurulsanız, Kovid de geçirseniz yapılacaklar sınırlı; 
İnsanlardan kendinizi koruyacaksınız. 
Evde kalacaksınız. 
Evden çalışacaksınız. 
Zorunlu durumlarda da çıkacaksınız, aşırı korunmaya özen göstereceksiniz.  
Formül şu; 
Herkesten uzak duracaksınız.  
“Herkese kovid’li muamelesi yapacaksınız!…”  

SİHİRLİ GÜÇLER 

Hiçbir devletin elinde sihirli değnek yok. 
Salgınla baş edebilen ülkelerin sihirli değnekleri yok ama aşısı, sağlık altyapısı, sosyal yaşam seviyesi ve kuvvetli ekonomisi gibi ‘sihirli güçleri’ var… 
Devlet, sosyo-ekonomik yönden bireyini korurken, birey de devletin ilan ettiği kurallara uyuyor. 

Salgında bilinen etkin koruma yöntemi kişilerin iradesiyle ilgilidir. 
Kurallara uymalı, korunmayı devletten değil, kendinden beklemeli… 
Kendini koruyamayanlar diğer insanları riske edip, hastalık bulaştırıyorlar.  
Hastaneler ağzına kadar doluyor, sağlık sistemi zorlanıyor. 

MELEKLER KORUR 

Hiçbir kurala uymayan, uyarılara aldırış etmeyen, hasta olunca da ‘devlet bizi korumuyor’ diyenleri hayretle izliyoruz. 
Sağlık politikalarımızın eleştirilecek yönleri yok mu? 
Olmaz mı? 
Ama kendimizi, yaptıklarımızı da sorgulamalıyız. 
Adam kongreden selfie çekip, sosyal medyada “Buradayız!” diye paylaşım yapıyor. Kendisine Kovid uyarısı yapanlara da “Melekler bizi korur” diye cevap yazıyor! 
Sonra Kovid-19 olup hastaneye yatırılınca dua istiyor. Üç günde öteki dünyaya, meleklerin yanına gidiyor…  

Ölürse vatandaş ölür, devlet ölmez, o çarkını ağır aksak da olsa döndürür. 
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ‘vakaların artmasının sebebi hepimiziz. 84 milyon.‘ diyerek durumu vatandaşa fatura etmişken… 
Herkes kendisini kollasın, korusun. 
O halde karşınıza çıkan herkes Kovidlidir!.. 
Paronaya yapmayın ama önlemi de ihmal etmeyin.  

Aşı var mı? Var. 
Yeterli mi? Hayır. 
Tedarikinde sorun var mı? Var.  
Yerli aşı sonbahara yetişir mi? Sanmam.  
İki doz ile aşılanan yurttaşlarımızın sayısı ve oranı ne? 
11 milyon 496 bin 136 kişiye tek, 7 milyon 694 bin 010 kişiye de iki doz olmak üzere toplam 19 milyon 190 bin 146 aşı yapılmış. 
İki doz aşı oranı yüzde 10 ‘a yakın. 
Aşılama hedefinin altındayız. 
Ama yine de Türkiye, en çok aşı yapan ABD, Çin, Hindistan, İngiltere ve Brezilya’nın ardından 6. ülke durumunda.  

AŞI YAVAŞ, VİRÜS HIZLI  

Aşı yapma hızımız hastalığın bulaşma hızından yavaş... 
Yine başa dönüyoruz; 
Virüs çok hızlı bulaşıyor.  
Mutant virüsler yüzde30 daha ağır hastalık tablosu yapıyor. 
Hastalık fazla olunca ölümler de artıyor. 

NE YAPIYORUZ 

Bir süre daha sabırlı oluyor, kendimizi sınırlıyoruz. 
Evde kalıyor, evden çalışıyoruz. 
Sokağa çıkma yasaklarına riayet ediyoruz. 
Şehirlerarası seyahatlerden kaçınıyoruz. 
Toplu iftar ve sahur yapmıyoruz. 
Pide kuyruklarına girmiyoruz. 
Kalabalıklara karışmıyoruz. 
Herkes Kovid’li, sen tedbirini al!.. 

Dün sayın Cumhurbaşkanı da daha önce uygulanan önlemlere bir kez daha geri dönüldüğünü açıkladı. 
Topluma önderlik eden devlet yöneticilerinin örnek ve özendirici tavırlar sergilemeleri, beklenen sonuçların alınmasında etkili oluyor. 

EVLERE KISILIP KALDIK 

Böylesine sıkıntılı zamanları yaşarken toplum ve iş hayatının allak bullak olduğunu görüyoruz. 
Hastalık, ölüm, işsizlik, geçim sıkıntısı, moral bozukluğu, cinnet, batan esnaf, iflas, icra… Durmak bilmeyen şiddet ve kadın cinayetleri… 
Kıstırılmış, kısıtlanmış, susturulmuş bir hayat bu. 
İçimiz sustu, ocağımız söndü, ferimiz gitti… 

Bu yeni yaşam tarzı toplum çoğunluğunda stres, hareketsizlik ve düzensiz beslenmeye bağlı olarak yeni sağlık sorunlarını ortaya çıkarttı. 
Başımız belada,  
Evlere kapandık, 5-6 kilo aldık. Ah şu kilolar, semirmişiz!  

Evde, ofiste, bahçede, parkta egzersiz ve spor yapmalı. 
Yoksa obezite, diyabet, kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları, hipertansiyon, endokrin ve kas-iskelet sistemi hastalıkları yakamızı bırakmayacak.  

BAŞIMIZIN BELASI OBEZİTE  

Herkese COVID’li muamelesi yapmalı

Her kilolu kişi obez değildir. 
Yaşam kalitesini bozan obezite; sağlığı bozacak derecede vücutta anormal ve aşırı yağ birikmesi ya da yetişkin bir kadının vücut ağırlığının olması gerekenden % 30, erkeğin de % 25 fazla olması olarak tanımlanır. 
Obezite hastalıkların anasıdır. 
Ciddi bir sağlık sorunu olduğu anlaşılmıştır. 

VÜCUT KİTLE İNDEKSİ HESABI 

Bir kişinin obez olup olmadığını nasıl anlarız? 
Vücut Kitle İndeksi ile hesaplayarak. Vücut Kitle İndeksi-VKİ hesaplamasını bir örnekle gösterelim: 
Kilo, boy değerinin karesine bölünür (kg/m²).  
1.80 boyunda ve 100 kilo ağırlığında olan bir kişi için, 
Birinci işlem: 1.80 x 1.80 = 3.24 
İkinci işlem: 100/3.24 = 30.8 
Vücut Kitle İndeksiniz 30.8 olarak çıkmıştır. 
Dünya Sağlık Örgütü referans değerlerine göre VKİ; 
18,5 - 24,99 = Normal 
25 ‘in üzeri = Fazla kilolu 
30 ‘un üzeri = Obezite  
40 ‘ın üzeri = Morbid obez 
50 ‘nin üzeri = Süper obez  

Yaş, cins, kilo, yağ ve kas yüzdesi, bel kalınlığı ve bel çevresi dikkate alınarak daha detaylı vücut kitle indeksi hesaplanabilir. 
Sağlık için şişmanlıkla mücadele etmeli. 
Can boğazdan gelir, oradan da gider gerçeğini unutmamalı. 
Ölçülen değerler normalin altında ya da üstündeyse hekimlerin ve diyetisyenlerin önerilerini yerine getirmeli. 

Kısıtlılık günlerinde dengesiz beslenmenin yol açtığı şişmanlık ve obeziteyle mücadele etmeli, spor yapmalı, moral değerleri yüksek tutarak stresle de baş etmeli.

X

İhtiyaçların farkında mısınız?

Ünlüler ünsüzler, artistler siyasetçiler, sanatçılar sporcular, köylüler kentliler, okumuşlar okumamışlar, baylar bayanlar, daha kimler kimler bir anda 20 yaş fotoğraflarını sosyal medyada paylaşmaya başladılar. 

Ortalık yıkılıyor. 

‘20yearschallenge’, 20’li yaşlar challenge akımı salgına dönüştü. 
Zaman tüneli gibi, 1960‘lar, 70’ler, 80’ler… 
O yılların kazakları, ceketleri, mantoları, paltoları, etekleri, bluzları, saç sakalı, makyajı, modası, daha neler neleri…  
Eski Türkiye’ye dair siyah beyaz hikayeler…  

‘20 yıllık meydan okuma’ ile kimileri “uçan 20’li yaşlar” diyor zamanın vefasızlığına, kimileri “20 yaşı hiç fark edemedim ki” diye hayıflanıyor, kimileri “20‘li yıllar hızlı geçmiş”, bir arkadaşım da şöyle yazmış, “herkes 20‘li yaşlardaki fotoğraflarını paylaşmaya başlayınca yüreğim burkuldu. 20 yaş öncesi emniyette kayboldu, 30‘lu yaşların ise cazibesi yok oldu.” 

Yazının Devamını Oku

Bursa için imar zamanı

Kentler zaman içerisinde dönüşüm yaşar.  Sadece savaşlar değil, sanayileşme, turizm, nüfus artışı, göçler de kentlerde gelişme ve kalkınmayı etkiler. Sosyal ve ekonomik yaşam kentlerdeki değişimleri hızlandıracağı gibi yavaşlatabilir de... 

Kırsal bölgelerden ve küçük Anadolu kentlerinden daha büyük şehirlere doğru olan kitlesel akın ve göçlerin etkilerini ilk önce İstanbul, Ankara ve İzmir de görmüştük.  
Ülke ilk defa böylesine bir ‘gecekondu’ gerçeğiyle karşılaşmıştı.  
Gecekondu da bir ‘varoş kültürü’ oluşturmuştu. 

Sonrasını hep birlikte gördük.  
Varoş kültürü zaman içerisinde tüm alanlarda etkilerini genişletip kentlere ve ülkeye egemen oldu. 
Yüzyıllar içerisinde gelişen kent ve kır kültürünün bir anda nasıl değiştiğine şahit olduk. 

Yazının Devamını Oku

Yarın 23 Nisan neşe doluyor insan! 

Sabah sabah yurt dışında yaşayan bir dostum aradı, ne var ne yok dedi memlekette... 

Almanya gibi sakin, şaşırtıcı bir gelişmenin olmadığı, her şeyin rutininde yürüdüğü bir ülke olsaydık cevapta basit olurdu;  
- ‘Ep aynı beyaa, ep ayni...’ der geçerdik. 
Ama burası canım Türkiyem... 

Bu memleketin ahvali nasıl anlatılabilir ki! Detay versen anlamaz, boşuna yoruluruz. Ben de kolayını seçtim; 
Atları kaybettik, 
Kargayı uçurduk, 

Yazının Devamını Oku

Sıfır atık, sıfır çözüm olmamalı..!

Toprağın, suyun ve havanın kirlenmemesini sağlamak devletin asli görevleri arasında. Anayasamıza yazmışız bunu.

56. maddesinde ‘sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması’ ile ilgilidir demişiz ve; “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” diye de lafı çakmışız. 

Ödev!.. Devlete ve vatandaşa birlikte yüklenmiş. 
Çevrenin geliştirilmesi, çevre sağlığının korunması ve kirlenmesini önlemek işinin yerine getirilmesi veya yapılması kişinin vicdanından doğar.  
Yasa açısında da gerekli ve zorunlu görülen bu durum ‘iş ve davranış olarak’ devlete yüklenmiştir. 

DOĞAYI KORUMADA ROLLER 

Ödevin yerine getirilmesinde, işin gerçekleştirilmesinde roller sırasıyla şöyle paylaşılıyor; 

Yazının Devamını Oku

  Türk tipi pandemi yönetimi

 Haritalardaki kıpkırmızı hallerimize bakmayın, aslında ‘salgın böyle yönetilir’ diye ders veriyoruz dünyaya...  Büyük bir gururla buna ‘Türk tipi salgın yönetimi’ diyebiliriz!  

Birçok şeye ‘Türk tipi’ demeye nasılsa alıştık, mesela ‘Türk tipi başkanlık sistemi’ gibi. 
Hala yerli yerine oturmasa da, giderilemeyen bir takım eksiklikleri ve tıkandığı yerler olsa da sonuçta ‘Türk tipi’, bizim icadımız… 

AKIL, BİLİM VE PANDEMİ 

Pandemiyle mücadeleyi deneme yanılmayla sürdürüyoruz. 
Bilim Kurulunun bu süreçte çok etkin olduğunu iddia etmek yanıltıcı olabilir. 
Önlemler vatandaşlara güven vermedi, vermiyor. 

Yazının Devamını Oku

Kadrolu sorunumuz Yenişehir Havalimanı  

Dönüp dolaşıp yine havaalanından uçak kaldırma, sefer düzenleme mevzusuna geldik. 

Efendim;
Bursa’mızın Yunuseli Havaalanı varken zamanın rantçıları tarım kenti Yenişehir ilçemizden toprak toplamaya başlamışlar, sonra da kentin turizmini, sanayisini, ekonomisini uçurtmak propagandasıyla 1944 yılından beri askeri üs ve havaalanı olarak kullanılan tesislere ilave pist ve donanımlar yapılmasını teşvik etmişler. 
Pistler yapılmış. 
2001 yılında da “askeri - sivil havaalanı” olarak yolcu taşımacılığına başlamış. 

İLK AÇILIŞ TÖRENİ 

Bursa Yenişehir Havalimanı’nın açılışı için yapılan sade törene ben de katılmıştım. 

Yazının Devamını Oku

Aklıma gelen başıma geldi; Evrene mesaj verdim 

Biraz moda deyimle evrene mesaj verirken dikkatli olmalı. Ya mesaj vermeyeceksin ya da verdiğin mesajın sonucuna katlanacaksın. 

Mutlu, sağlıklı, huzurlu, şanslı ve başarılı insanlar nasıl düşünürler, nasıl dilekte bulunurlar meselesi ince bir konu. Sanırım onlar iyimser olmayı, pozitif ve olumlu düşünmeyi alışkanlık haline getirmişler. 
Yaşamda karamsarlığa yer vermemeli. 
Hayata olumlu bakan insanlar genellikle; 
Strese girmez. 
Sakin olur. 
Mide krampları olmaz. 

Yazının Devamını Oku

Kadına şiddet sürerken iyi olamayız!

Bu hafta 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nü konuştuk. Ardından Pandemi yasakları ve vakaların artışı, işsizlik, geçim sıkıntısı, paramızın yabancı paralar karşısında yine değer yitirmesi geldi. 

Karanfiller dağıtıldı, süslü açıklamalar yapıldı. 
Çentikli günlerden olduğu için rutine bağlanan konuşmalar, kutlamalar, anmalar, yer yer de protestolar yapıldı. 
Şunu söylemeliyim ki Türkiye’de “kadın meselesi” politikacıların propaganda malzemesi olmamalıdır. 
Toplumsaldır, geniş ve derin, köklü bir sorundur.  
Kadın için dezavantaj olan konuların düzeltilebilmesi için uzun süreli ve istikrarlı süreçlere ihtiyaç vardır. 

Herkesin kafasında farklı kadın olgusu var; 

Yazının Devamını Oku

Yeni kontrollü normalleşme etik davranışlar

İnsanlık son bir yıldır ruhen, bedenen ve sosyal yönden büyük bir çöküntü yaşıyor. İnsanlığın sağlığı bozuk. 

Dünyanın dört bir köşesi Covid-19 salgınından az veya çok etkilendi. 
‘Birlikte Türkiyeyiz’, ‘Biz Türkiyeyiz’ ve ‘Biz bize yeteriz’ sözleri kulağa çok hoş geliyor. 
Keşke öyle olsa… 

İYİ DEĞİLİZ 

İyi değiliz. 
Hekim olarak söylüyorum bunu, iyi değiliz!.. 
Virüs ve hayat pahalılığı, 

Yazının Devamını Oku

Kim engelli olmak ister

El kol, ayak bacak, kafa kalça. Kıran kırana… On günce yağan kar yolları kapatıp trafiği, ulaşımı kilitlemeye yetti. Hazırlıksız mıyız, yoksa gamsız mıyız bilemiyorum. 

Hastane acilleri buzda düşüp yaralananlar ile doldu. 
Kırıklar, çıkıklar. 
Yaralananlar ölenler. 
Alçılar, ateller, askılar. 
Koltuk değnekleri, tekerlekli sandalyeler. 
Sedyeler, ambulanslar, tabutlar… 

Yazının Devamını Oku

Kar yolları kapadı YSİ niye kapatıldı?

Bekliyorduk.Hem de dört gözle, hatta mecburduk.Barajlar alarm veriyordu.Su kaynaklarımız hızla tükeniyordu.Özellikle yeraltı suyu... Çekildikçe çekilmişti.

Bursa ovalarında 20 yıl önce 30-40 metreden gürül gürül çıkan su, son yıllarda ancak 140-150 metrelerde yakalanıyordu.
Durum o kadar kritik yani.
Yeraltı suyunu da hoyrat ve kontrolsüz kullandık.

SU KAYNAKLARINA DOKUNMA

Su kaynaklarına doğrudan müdahale etmemek gerek. Dokunulacaksa uygunsuzluk yapanlara dokunulmalı!..
- Ruhsatlı ya da ruhsatsız açılan kuyular,
- Bilinçsiz tarım sulaması,

Yazının Devamını Oku

Bir yanda lodos, diğer yanda virüs

Kaç gündür tüm kuvvetiyle esen rüzgar sinirlerimizi bozmaya devam ediyor. Lodosun Bursa ve bölge kentler için özel bir yeri var.  

Birkaç gün estirdiğinde havayı tertemiz edip manzarayı güzelleştirir. Görüş açımızı genişletir. 
Dağlarda zar zor biriken karları eritiyor.  
Gözüm Uludağ’ın yamaçlarındaki beyazlıklarda; ama günbegün eriyip kayboluyor. 
Çatılar uçuyor, kiremitler savruluyor, ağaçlar kırılıyor, birçok şey oradan oraya savruluyor… 
Tabii bir de uyutmuyor… 

SESSİZ ÖLÜM 

Lodos Bursa için ‘sessiz ölüm’ demektir. 

Yazının Devamını Oku

Lokanta yasak, kongre serbest! 65 yaşa özgürlük

Bir yıl önce Dünya Sağlık Örgütü-WHO yaş dilimlerini yeniden düzenledi. Buna göre;

-0-17 yaş: Ergen
-18-65 yaş: Genç
-66-79 yaş: Orta yaşlı
- 80-99 yaş: Yaşlı olarak kabul ediliyor. 100 ve üzerini de artık ileri yaşlı sayalım gitsin.
Ancak DSÖ 65 yaş’ı hala genç olarak görüyor.

ÖMÜR UZUYOR

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri yaşam sürelerini belirliyor.

Yazının Devamını Oku

Camiler, kubbeler, minareler ve bitmeyen onarımlar

Marmara bölgesi kentlerinde geziyorum. Tatil gezisi değil, işlerimi hallettikten sonra dünya gözüyle sağı solu dolaşıyor, görüyor, anlamaya çalışıyor ve fotoğraflıyorum.Gezme, görme, öğrenme, fotoğraflama ve yazma tarifsiz bir keyif.

Yıkılmış, viraneye dönmüş bir evin önünde durup, bir zamanlar oradaki canlılığı, sevinçleri, hüzünleri hayal edip fotoğraflayıp oradan ayrılmak… Ayrılsanız bile aklınız orada tutuklu kalıyor.
Malikhane, yalı, saray,
Cami, türbe, han, hamam, kervansaray, köprü,
Çeşme, sarnıç, şadırvan,
Kilise, havra,
Mezarlık, kabir,
Çarşı, pazar,

Yazının Devamını Oku

Kâtip arzuhalim yaz yare böyle… 

Tarihte sert uygulamalara başvuran Hızır Paşa’ya isyanını dile getiren Pir Sultan Abdal’ın ‘Katip arzuhalim yaz Şaha böyle’ eserini yıllar sonra düzenleyip seslendiren Aşık Veysel‘in seslendirdiği türkünün TRT denetiminden geçmesi zordu. Dize değiştirilip ‘Katip arzuhalim yaz yare böyle’ yapılmış, engel aşılmış. Katip arzuhalim yaz yare böyle… 

Arzuhalci kimdir? 
Adliye, kaymakamlık, valilik, belediye, tapu gibi devlet dairelerine ya da özel kişilere başkaları için mektup veya dilekçe yazandır.
Şikayet, itiraz, istek… 
‘Bir masa, bir daktilo’ olarak gördüğümüz arzuhalcilerin hikayesi eskidir. 
Osmanlı’ya dayanır.  
1762 yılında padişah fermanıyla usule bağlanır. Loncası oluşturulur. 

Yazının Devamını Oku

Kömürün var mı ısınacak?

Kuraklığı konuşuyoruz. Barajların dibi göründü, göletler kurudu. Derelerin suyu çoktan çekilmişti…

Susuz bir sonbahar yaşadık. 
Bu kış da sıcak ve yağışsız geçiyor. 
Güneyi kuzeyi, doğusu batısı her bölgesiyle Türkiye yağmur bekliyor. 
Pandemi, ekonomi, bir de yağışsız mevsimi konuşuyorduk kaç gündür. 
Yüce Tanrı acıdı da yağışları gönderdi. 
Teşekkür ederiz. 

YOKSULLAR ÜŞÜR 

Şiddetli kar yağışında, sağanak yağmurlarda, iliklerimizi donduran ayazlarda fakirleri ve yoksulları düşünürüm. 

Yazının Devamını Oku

Koza Han ve tarihi eserler hepimizindir 

Günün ihtiyaçlarını karşılamak gerekiyordu. Sultan 2. Beyazıd ferman eyledi, mimar Abdülula Bin Pulat Şah işe koyuldu, 1489 da başlanan Koza Han 1491 yılında tamamlandı. 

530 yıl önce iyi bir mimar, çalışkan ve yetenekli ustalar, kalfalar ve işçilerin emekleriyle inşa edilen, ipekböceği kozasının alınıp satıldığı ticaretinin döndüğü, konaklamaların yapıldığı eser günümüze kadar ufak tefek onarımlarla geldi. 
Taş gibi bir eserdir Koza Han. 

Hanlar o günün ticaret merkezleri. 
Tüccarlar, yolcular konaklar, kervanlar, develer, atlar bağlanır, mal alınır satılır, yenilir içilir… 
Ticaret merkezi işte… 

Hanın üst ve alt katları bir medeniyetin hayata bakışını yansıtır.  

Yazının Devamını Oku

Hoşgeldin 2021, Bursa Hürriyet çizgisi

Yeni yıla girdik. İyi seneleriniz olsun sevgili okuyucularım. Ben de yılın ilk yazısını yazıyorum, ama kolay olmuyor!

Öyle bir yılı geride bıraktık ki tek kelimeyle felaketti. 
2020 soğuk algınlığı, nezle, grip şikayetleriyle başladı. 
Türkiye gripten kırılırken dünya da koronavirüsü konuşuyordu. 

KITADAN KITAYA PANDEMİ 

2019 ‘un Kasım, Aralık aylarında Çin’de yarasadan, yılan çıyandan insana bulaşan, sonra da insandan insana, devletten devlete, coğrafyadan coğrafyaya, kıtadan kıtaya yayılan virüs Türkiye’ye değmeden geçiyordu. 
Koronavirüs yakın komşularımız Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Rusya, İran, Irak, Suriye’de can almaya başlamış ama bize bulaşmamıştı! 
İtalya, Avusturya, Almanya, İngiltere, Fransa, Polonya, Avusturalya, Amerika ve Kanada da vardı ama o lanet virüs Türkiye’de yoktu! 

Yazının Devamını Oku

Hüzün yılı, Eyüp sabrı

Zor zamanlardan geçe geçe geldik yılın son gününe. Hastalık, ölüm, karantina, izolasyon, sokağa çıkma yasağı, yaş kısıtlılığı, seyahat engelleri, ticari hayatın yavaşlaması, iflaslar, işsiz kalanlar, geçim sıkıntısı gibi durumlar içimizi acıtıyor. 

Çok büyük can kayıpları verdik, vermeye devam ediyoruz. 
Hüzün yılı diyelim en iyisi bu yıla. 
Hüzün yılı… 


Başımıza pandemi geldi.  
Madem geldi başa katlanmalıyız dostlar. 


Yazının Devamını Oku