Covid-19 bile meteoroloji aşkımızı yok edemez.

Havalar bozuk mu bozuk. Yaz dedik ama kış çıktı, soğuk...

Haziran ayındayız.
Eskilerin ‘kiraz ayı’nı seviyorum, seviyorum bu vakt-i zamanı.
Bursa’da henüz yaz başlamadı diyebiliriz, donuyoruz.
Bahar yağmurlarının yaza sarktığını görüyoruz.
Hem iyi, hem kötü…
İyi, çünkü barajlarımız boştu, doldu.
Kötü, çünkü sebzeleri kırdı, çiçeklerini döktü, çürüttü. Kaç gündür süren aşırı yağış cevizi, elmayı, armut ve şeftaliyi döktü dalından. Ciddi zararlar verdi.
Tarla verimi ne kadar etkilenecek yakında anlaşılacak!
Bütün bunların yanında göktaşı yağmurlarına da alışmaya başladık.
Her şey Allahtan, kul kadere razı olacak, eyvallah…

GÖK GÜRÜLTÜLÜ, SAĞANAK YAĞIŞLI

Yıllardan beri kulaklarımızdadır ‘gök gürültülü, sağanak yağışlı’, ‘çok bulutlu’, ‘parçalı bulutlu’ hava tahminleri, meteoroloji haberleri…
Çiftçiler, denizciler, balıkçılar ve havacılar dikkatle takip ederler bu haberleri.
Sadece onlar mı? Geniş bir kitle de yağmur, dolu, kar, tipi, sis, don, buzlanma, rüzgar, fırtına, ısı, sıcaklık değişimleri, şimşek, yıldırım gibi hava bilgilerini merak eder.
İşimizi gücümüzü hava tahminlerine göre ayarlıyoruz.

*

Hava durumu spikerlerinin “Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası yarından itibaren İstanbul ve Marmara’yı terk edip, doğuya gidiyor” sunuşlarını müjde olarak algılayıp sevinirken, incitici olduğunu yıllar sonra anladık!..
Neyse ki haberler böyle sunulmuyor artık.

TÜRK METEOROLOJİSİ

Türkiye meteorolojisinin iyi bir yerde olduğunu söylemeliyiz.
Tahminlerde ki isabeti övgüyü hak ediyor.
Türkler, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de hava araştırmaları yapmak için meteorolojiyle ileri derecede ilgilenmiş, rasathaneler kurmuş, gözlemler yapmış.
Uluğbey ve Ali Kuşçu Astronominin duayenleri olmuştur.

*

105 yıl önce İstanbul’da ‘Kuvva-i Havaiye Müfettişliği Rasadat-ı Havaiye Müdürlüğü’ Alman alet edevatı ile Alman uzmanlarca kurulmuş, 1918 yılında da dağılmış.

*

Cumhuriyet döneminde Osmanlılardan miras kalan Kandilli Rasathanesi ile işe başlanmış ve 1924 yılında rasathane müdürlüğü kurulması gayretleri devam etmiş, 1925 yılında Başbakan İsmet İnönü, Budapeşte rasathane şube müdürünü davet ederek görevlendirmiş ve aynı yıl Tarım Bakanlığına bağlı olarak ‘Rasadatı Cevviye’ (Meteoroloji Enstitüsü) ismiyle Ankara, Etlikte ilk meteoroloji istasyonu açılmış.
Zaman içinde Meteoroloji Genel Müdürlüğü ismini alan kuruluş, 2. Dünya savaşının ardından 31 Mayıs 1949 tarihinde Dünya Meteoroloji Teşkilatı’na üye olmuştur.

BİRAZ TEBESSÜM

Yağmur, soğuk, donuyoruz dedik, konu nerelere vardı…
Madem buralara geldik yaşanmış bir olayı tebessüm ederek anlatalım.
Yıl 1977.
Genel seçimler yapılmış, merhum Ecevit’in Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 213 milletvekili çıkartmış, 226 ile güvenoyu sağlayamayınca 189 milletvekili olan Adalet Partisi (AP) genel başkanı merhum Süleyman Demirel, 24 ve 16 milletvekilli MSP ve MHP ile kamuoyunda 2. MC (Milliyetçi Cephe) Hükümeti olarak adlandırılan koalisyonu kurarak iktidar olur.

GÜNEŞ MOTEL’DE BAKAN OLMAK

Yüzde 41 ile meclisin birinci partisi boş durmaz AP milletvekillerine kanca atar, istifa ettirilerek bağımsız hale getirilen 11 milletvekilini de yanına alarak 2. MC Hükümetine ‘Gensoru’ verir.
‘Güneş Motel’ hikayesi var ya, işte o hadise… Milletvekili transfer pazarlıklarının yapıldığı İstanbul Florya’da ki meşhur otel…
11 Milletvekilinin 10‘u Bakan olmak karşılığında CHP ‘yi desteklerler. Gensoru görüşmelerinin ardından yapılan oylamayla Başbakan Demirel’in hükümeti düşürülür…

*

Yıllar sonra Ecevit’in siyasi rüşvetle yapılan milletvekili transferleri konusunda ‘en büyük siyasi hatamdı’ dediğini biliyoruz.
Siyasi rüşvet ile ‘Devlet Bakanı’ olan TBMM’nin renkli şahsiyetlerinden merhum ‘Palu Milletvekili’ olarak bilinen, ilkokul diplomasını kendi deyimiyle ‘dışarıdan’ alan, ortaokul mezunu Elazığ Milletvekili Ali Rıza Septioğlu’ndan bahsedeceğim.
HAVA CİVA BAKANIYIM
1978-79 yıllarında bakanlık görevinde bulunan, ‘Şıh’ ünvanı da olan Septioğlu’nun makam odası ziyaretçilerle dolup dolup taşardı. Güzel insandı işte…

*

Sağlık, Eğitim, İçişleri, Dışişleri Bakanlarının ne yaptığı bilinirdi, ya Devlet Bakanının?..
Elazığ’da seçmenin biri;
- ‘Sayın Bakanım siz ne Bakanısınız, nelerden sorumlusunuz?’ diye sorar…
Dili bir türlü meteorolojiden sorumlu devlet bakanı diyemeyen Septioğlu;
- ‘Hava civa bakanıyım’ cevabını verir…

*

Hava civa bakanı Septioğlu’nun hikayeleri anlatmakla bitmez, bize de köşe yetmez ama sayfa editörümün müsaadesiyle bir tane daha anlatayım…
Elazığ ziyaretinin birinde hemşerisi;
- ‘Bakanım, siz meteorolojiden sorumlu olduğunuz günden beri burada havalar öyle güzelleşti, öyle güzelleşti ki…’ diye ‘şirinlik’ yapınca Septioğlu;
- ‘Olsun o kadar memleketimize faydamız!’ demiştir.

*

Covid-19 bile meteoroloji aşkımızı yok edemez.
Hava civa bakanı… Allah rahmet eylesin.
Leyla Zana ve Merve Kavakçı’nın yemin olaylarında ‘en yaşlı üye’ durumundan da TBMM’ne başkanlık yaptığını hatırlatırım.

ŞEHİT HABERLERİ KAHREDİYOR

Çarşı pazarda keyif yok, ticaret tatsız tuzsuz, sanayinin çarkları tekliyor, ekonomik göstergeler alarm zilleri çalıyor, halkın morali bozuk;
Alıştık!
Ama her gün Suriye’den, İdlib’ten, canım yurdumun bir köşesinden, bucağından asker ve polisimizin şehadet haberleri kahrediyor insanı, tüketiyor hepimizi.
Bir yandan salgın alıyor canları, diğer yandan terör.
Dursun artık, durdurun artık bu kanı!..

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bizi bu hale getiren kim?

Nüfusumuzun büyük bir bölümü kentlerde yaşıyor. Köylerde ve kırsalda yaşayan insan sayısı hızla azaldı. Yüzde 90 kent, yüzde 10 kırsal gibi nüfus oranı oluştu. 

Sanayileşme ve kentleşme sonucudur da diyebiliriz bu duruma. 
Bu duruma yılların yanlış yönetim anlayışları da sebep oldu denilebilir. 
Son tahlilde ‘Büyükşehir yasası’ köyleri mahalle yaptı.  
O mahallelerde köy yaşamı bir şekilde, zorlukla devam ediyor.  
Kırsal köy ve mahallelerde genç nüfus kalmadı. ‘Çocuk sesine hasret köylerimiz’den bahsetmiştim bir yazımda. Yaşlılar, herhangi bir üretim, hayvancılık ve zirai faaliyet yapmadan yaşam mücadelesi veriyorlar buralarda.  
Yapanlar da ancak kendilerine yetecek, oyalanacak kadar… 
Üretim genç ister, çalışacak güç ister. 

DEVLET BÖYLE İSTEDİ 

Yazının Devamını Oku

Yanıyor dağı, taşı, ormanı yurdumun

Bir haftadır orman yangınlarını konuşuyoruz. Üzülüyor, öfkeleniyor, tepki veriyoruz. Endişeleniyor, kaygılanıyor, moralimiz bozuluyor. 

Sakin sakin oturup izlemek mümkün mü? 
Bir yandan ağaçlar, çalılıklar, otlaklar diğer yandan da tavşanlar, ceylanlar, kaplumbağalar, sincaplar ve böcekler yanıyor. 
Yani ciğerimiz yanıyor. 

Sebep arıyoruz, neden!? 
Rant çetesi parmağı, terör kafası var mı diye sorguluyoruz. 

CİĞERİMİZ YANARKEN 

Hatay, Trabzon, Kahramanmaraş ve Osmaniye aynı günlerde çıkan/çıkartılan orman yangınları hakkında çok şey yazıldı, çizildi... 

Yazının Devamını Oku

Ücretlere iyileşme isteyen sağlık çalışanına patates

Sağlık çalışanlarımızın sıkıntılar içerisinde olduklarını biliyoruz. Hekim, hemşire, laborant, röntgen teknikerlerinden tutun güvenlik, sekreter, şoför, temizlik görevlilerine kadar mutsuzlar. Sağlık hizmetleri ekip işi. Birinin mutsuzluğu hepsinin mutsuzluğu... 

Yüzden fazla sağlıkçı Covid-19 bulaşısı nedeniyle öldü, binlercesi de ‘Pozitif vaka’ oldu… 
Hatta öfkeli, kızgın ve kırgınlar… 

PERSONEL AÇIĞI 

Hastanelerin, sağlık kurumlarının personel açığı var. 
Açık varken, İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri, Toplum Sağlığı Merkezleri ile Hastanelerin idari kadrolarında da fazlalık, personel yığılması var! 
Bu ‘mesele’ şimdi halledilmeli, bir tarafta hatır, gönül ve kayırmayla ofislere çekilen ‘mutlu sağlıkçılar’, diğer tarafta ise ciddi açık sebebiyle oluşan yığılmalarla baş etmeye çabalayan ve hasta olan ‘mutsuz sağlıkçılar’… 
Nasıl olacak? 

Yazının Devamını Oku

Asırlık çınara müze yakışır

Yaşlanmak ve onlarca yılı geride bırakmak insan hayatı için kaçınılmaz bir durum. Ömür verirse Rabbim, herkes bu dönemi de yaşayacak…


Doğmak, emeklemek ve bebeklik dönemini tamamladıktan sonra çocukluk dönemi bir çırpıda geçiverir. Hayat basamaklarını insan nasıl çıktığını, yılları nasıl geride bıraktığını bile düşünemeden zaman akıp gidiyor. 
Bir bakmışsınız ki emeklilik konuşuyorsunuz. 
Ya da hemen her hafta cami avlusunda oluyorsunuz, bir dostunuzu, akrabanızı kabristanlığa uğurluyorsunuz… 
Hayatın gerçekleri işte, yaşlanmak kaçınılmazdır.

 * 

Muhteşem yaşlanan bazı örnek isimler çıkar karşımıza… 

Yazının Devamını Oku

Pandemi uzun sürecek

COVID-19 pandemisi hakkında her gün yeni bir şey söyleniyor, çarpıcı iddialar ortaya atılıyor, hikayeler uyduruluyor. 

 

COVID’in suyunu çıkardık... 

Okumuşlar, mektep medrese görmüşler, eğitimliler, sosyoekonomik düzeyi iyi olanlar işin ciddiyetini biliyorlar. Biliyorlar ama sıra tedbirlerin uygulamasına gelince büyük çoğunluk yan çiziyor. 
Havalı, pahalı ve sosyetik mekanları tıklım tıklım dolduruyorlar. Bademli ve Özlüce’nin restoranları, kafelerine bakınca anlaşılıyor.  
Sahiller ve plajlarda farklı değil... 

SEMTTEN SEMTE ANLAYIŞ FARKI 

Eğitimsizler, göçle gelenler kentin varoşlarında tutunup hayat kavgası verenler, açlık sınırının bir tık yukarısında yaşayanlara bakıldığında onların da hiçbir şeyi umursamadıklarını, virüsü ve ölümü dikkate almadıklarını görürsünüz. 

Yazının Devamını Oku

Hatıralar Teker Teker Yerle Yeksan 

Zaman vefasızdır derler, diyenler haklıymış. 


Kente ve insana değer katan, hatıra oluşturan fiziksel yapılar teker teker ortadan kaldırılıyor. Bu durum bazen kaçınılmaz bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. 
Bazen de planlama ve projelendirme yanlışlarıyla birlikte… 
Keşke karşımıza hep doğru projeler çıksa… 

HER YIKIM CAN YAKAR 


Halkın yaşamına eğitim, sağlık, kültür, spor ve sanat etkinlikleriyle dokunan ve iz bırakan yapıların yıkılması canımızı yakıyor… 

Yazının Devamını Oku

Terminal güvenlik uygulamaları  

Sevgili okurlarım, dört beş yıl önce kentlerimizde bombaların patladığını, yüzlerce yurttaşımızın hayatlarını kaybettiğini, ciddi güvenlik sorunları yaşandığını hatırlarsınız… 

Canlı bombalar, bomba yüklü araçlar, silahla taramalar ve uzaktan kumanda patlayıcılar kullanılarak güzel ülkemiz kan gölüne döndürülmüştü. 
Katliamlardan IŞİD - DEAŞ, PKK, TAK, PYD gibi terör örgütleri sorumlu tutulmuştu. 
Sıkıntılı günler, üzüntü verici olaylardı… 
Hatay, Reyhanlı, 11 Mayıs 2013, Diyarbakır, 5 Haziran 2015, Şanlıurfa, Suruç, 20 Temmuz 2015: Iğdır, 8 Eylül 2015; Ankara, tren garı önü: 10 Ekim 2015; İstanbul, Sultanahmet Meydanı, 12 Ocak 2016; Ankara, TBMM yanı, 17 Şubat 2016; İstanbul, İstiklal Caddesi, 19 Mart 2016; Ankara, Kızılay, 13 Mart 2016; İstanbul, Vezneciler, 7 Haziran 2016; İstanbul, Atatürk Havalimanı, 29.06.2016
Küçük çaplı saldırıları ve cinayetleri listelemedim. 

BURSALI UNUTMAZ 

Bursalılar da 27 Nisan 2016 günü Bursa Ulu Cami kapı girişinde kendini patlatıp ölen canlı bombayı ve 13 kişinin yaralanmasını unutmamıştır. 

Yazının Devamını Oku

Sürpriz yok COVID bildiğini okuyor

Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede yol bellidir. Bilimsel, sadece bilimsel yöntemlerle netice alınır. 

İnsanlık tarihine büyük acılarla yazılan felaketlerden ders çıkartan topluluklar salgınları en az kayıp ve hasarla atlatıyorlar. 
Toplumsal koruma anlayışını, halk sağlığını önemsemeyen devletler ise büyük kayıplar veriyorlar.

BİYOLOJİK TEHLİKELER 

Yaşamı etkileyen virüs, bakteri, mantar ve parazitlerin neden olduğu biyolojik tehlikelere karşı devletler akılcı ve kararlı tedbirler alırlar, kurumsal yapılar oluşturur ve salgını hafife almazlar.

 * 

Herkes ilan edilen, polis ve jandarma tarafından takip edilen, gerektiğinde de parasal cezai işlem yapılan süreçte maske, mesafe ve temizlik konusuna titizlikle riayet etmeli. 
Her sade birey gibi siyasetçiler ve devlet idarecileri de hassasiyet göstermeliler. Yoksa salgınla mücadele inandırıcılığını yitirir. 

YAZIK OLUYOR EMEKLERE

Yazının Devamını Oku

Hava, su, toprak, sel, heyelan, afet...

Küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklık 21. Yüzyılın önemli sorunu. Duyduklarınızı, gördüklerinizi unutun, aslında sorun yeni başlıyor. Daha yolun başındayız. 

Yazları sıcak ve kurak geçen ülkemiz ağustos ayında su taşkınları, sel ve heyelanları yaşıyor. 
Karadeniz Bölgesi, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu ve Samsun’da tehlike büyük...  
Bir yanda Çin Seddi gibi sahil boyunca batıdan doğuya, Samsun’dan Sarp’a uzanan ve daha proje aşamasında ‘bu şekilde’ yapılmasına itiraz edilen ‘Karadeniz Oto Yolu’ diğer yanda ormanlarının yol, tünel, baraj, madencilik ve yerleşimler için doğal yapısının adeta tahrip edilmesi problemiyle başbaşa… 
Daha ne olsun!.. 

*

Bir hafta önce Giresun’da yağmurla gelen felaket çok sayıda yurttaşımızın ölümüne neden oldu. 
İlçeleri sel basmasına, yolların ve köprülerin çökmesine, evlerin, iş yerlerinin yıkılmasına, arabaların sele suya karışıp sürüklenmesine, hayvanların telef olmasına, maddi ve manevi kayıplar oluşmasına alıştık sanki!.. 

Yazının Devamını Oku

Ah o eski hocalar üniversiteler 

Cinci, üfürükçü hocalardan bahsetmiyorum. Onlar ziyadesiyle mevcutlar, çığ gibi ürüyorlar ve bir hayli de etkililer. 

Bahsetmek istediğim üniversite hocaları, akademik personel, ilim adamları... 
Üniversitelerimizin hali... 

HOCA OLMAK  

Nerede olursa olsun, ortamda bir üniversite hocası bulunduğu zaman en çok saygıyı gören insan olurdu. 
Hürmet edilendi. 
Düşüncelerine ve fikirlerine değer verilir, baş tacı edilirdi. 
Ama o hocaların da ağzından çıkan bir söz nice terazilerde tartılır, dirhem dirhem çıkardı. Lafları değerli ve yerli yerinde olurdu. 

Yazının Devamını Oku

Trafik kazalarına ulusal öncelik

Bir bayramı daha yolcu ettik. Pandemi gölgesinde bayramın tadı çıkmadı. AVM ’ler, tatil yerleri, sahiller, yaylalar, piknik alanları, kafeler, eğlence mekanlarında çoğunluğun maske, mesafe, temizlik kurallarını uymadığı görüldü. Bunun bir bedeli olacak elbette!.. 

Allah kabul etsin, kurbanlar kesildi ve dağıtıldı. 
2 milyon 700 bin küçükbaş ve 800 bin büyükbaş, toplam 3,5 milyon hayvan kesildi. Belki biraz daha fazlası… 
Umalım ki yoksul ve gariban kursakları biraz et görmüştür.

 YİNE ÇİRKİNLİK 

Kesim yerleri, her yıl iyileştiriliyor.  
Kesiciler, sertifikalı eğitimlere katılıyor. 
Çevre temizliği ve atıklar konusunda bilgiler paylaşılıyor. 

Yazının Devamını Oku

Kurban bayramı ve sertifikalı kesiciler

Ortalık kan revan içerisinde kalırdı. Cadde ve yeşil alanlarda kesilen hayvanların işkembesi, dışkısı, kellesi, ayakları, postları ilkel görüntüler oluşurdu. Kurban edilen hayvanlar acemi kasapların elinde acı çekerler, vahşet görüntüleri oluşurdu. 

İnsanın aklını başından alan o çirkin manzaralar gittikçe azalıyor. 
Belediyeler hayvan satış pazarları ve kesim yerleri oluşturuyor. 
Denetimler yapılıyor. 
Kurban kesimi artık daha bilinçli olarak gerçekleştiriliyor. 

Acemi kesici ve kasapların hayvanlara acı çektirmesine karşı bilincin yayılmasıyla ‘hayvan refahı’ kavramı toplum tarafından daha iyi anlaşılmaya başlandı. 
Hayvanın seçilmesi, nakledilmesi, kesime hazırlanması ve kesim esnasında hayvana şiddet uygulanmaması ve sakinleştirilmesinin ardından kesimin gerçekleştirilir. 

Yazının Devamını Oku

Futbol sadece futbol değildir

Süper lig sezonu tamamlandı.Futbol, erkeklerin oynadıkları, ilgilendikleri, takip ettikleri, üzerine tartıştıkları ve kavga ettikleri, günlerce konuştukları bir spor dalı.Milyonlarca insan için spordan öte bir aşk…


Futbol severler, doksan dakika oynanan maçın kritiklerini televizyonlardan üç gün boyunca bıkmadan, usanmadan takip eder. Doksan dakika maç, üç gün yorum... Bu böyle sürer gider.

ŞAMPİYON BELLİ

Süper lig sezonu tamamlandı.
Başından belliydi, ilan edildi.

*

Ancak ülke, şehirler ve meydanlar suskun…

Yazının Devamını Oku

Çevre ve doğa uyarıyor

Yaşlı dünyamız bugüne kadar nice badireler atlatmış. Yaşadığımız coğrafyada son büyük felaket Nuh Tufanı olmuş.

6 bin yıl önce gerçekleşen bu hadise önce Sümer tabletlerinde belirtilmiş, sonra Tevrat’ta, daha sonra da Kuran’da yer almış.
Tufanın nasıl ve nerelerde olduğuna dair yapılan bilimsel araştırmalar halkın ilgisini çekmeye devam ediyor.
Nuh’un gemisi haberleri dikkatleri daha çok çekiyor. Ağrı dağında mı, Cudi dağında mı? Yoksa Irak’ın bir şehrinde mi?
Kalıntılar, anlatılar, efsaneler birbirine giriyor… Gemi Ağrı’da mı acaba?..
*
Sular yükselmiş. Dev dalgalar olmuş, yükselen sular her yeri yutmuş. Nuh peygamber gemisine aldığı hayvanlarla suların çekilmesini beklemiş. Beş altı ay süren bu yolculuk geminin bir dağın tepesinde karaya oturmasıyla sona ermiş. Hayat yeniden başlamış.
*

Yazının Devamını Oku

 Kurallara uymayan kimler?

Komşularımız dahil çok ülke 2019 yılının Kasım, Türkiye ise Mart ayından itibaren Korona virüs salgını ile mücadele ediyor.

20. yüzyılda 50 milyondan fazla insanın ölümüne yol açan İspanyol gribine göre çok hafif görülse de dünya yeni bir bulaşıcı hastalık ile karşı karşıya kaldı.
540 bin kişi yaşamını yitirdi.
Bizde 5 binden fazla can kaybettik.
Kayıpları sayılarla izah etmek acı verse de başka türlü olmuyor…
Henüz trafik kazalarında bir yılda kaybettiğimiz 6-7 bin sayısına ulaşamadık!..
Dünya Sağlık Örgütü, ‘Pandemi’ ilan ettikten sonra başetmeyle ilgili güncelleyerek protokoller yayınlıyor.
Haliyle ülkelerin mücadele yöntemleri de birbirine benziyor.

KORONA VİRÜSLE MÜCADELEMİZ

Yazının Devamını Oku

Srebrenica Çiçeği'ni soldurdular

On gün sonra tarihe ‘Srebrenica katliamı’ olarak geçen bir mezalimi konuşacağız.2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük Müslüman katliamı olarak hafızalarda yerini alan caniliği hatırlayalım o zaman.

Yugoslavya’nın 1992’de dağılmasının ardından Balkanlar yine kan gölüne dönmüştü.
Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar ve Arnavutların ateş çemberine düştüğü doksanlı yıllardı…
1995 yılında Bosna Hersek’in Srebrenica (Srebrenitsa) kasabasında yaşayan Boşnakların Sırp askerleri tarafından canice katledilmesi ülkemizde de derin üzüntülere neden olmuştu.
Birleşmiş Milletler gözetiminde silahtan arındırılan ve Hollandalı askerlerce korunan ‘toplanma bölgesi’ Sırp asker ve milislerine teslim edildi. Sırplar da sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte silahsız ve savunmasız durumdaki 14-70 yaş arası 13 binden fazla erkeği öldürdü.
Cesetler ağaç kesme hızarlarıyla paramparça edilerek ’meçhul’ toplu mezarlara gömüldü.
Hala Boşnaklardan geriye kalan bir diş, bir kemik parçası aranıyor, bulunanlara DNA testleri yapılıyor ve kimlikleri tespit ediliyor.
Srebrenica katliamı dışında da Boşnak-Sırp savaşında binlerce Müslüman daha katledildi.

SREBRENİCA ÇİÇEĞİ

Yazının Devamını Oku

Haziranda gözyaşı döktüren sel

SEL ve haziran kelimeleri yan yana gelir miydi?Gelmezdi ama geldi ve 6 kişi yaşamını yitirdi.

 Sağanak yağış 21 Haziran günü Kestel, İznik, Orhangazi, Osmangazi ve Yenişehir ilçelerine bağlı Dudaklı, Aksu, Kayacık, Narlıdere, Seçköy, Yenisölöz, Bayırköy mahallelerinde etkili oldu.
*
Aşırı yağmur sel felaketine dönüşerek evleri yıktı, çatıları çökertti; eşyaları, traktörleri, otomobilleri, tarım aletlerini sürükledi, ağaçları, direkleri ve çitleri yerlerinden söktü. Her şeyi önüne kattı, yolları kapattı.
Yağmur, 15-20 dakika içerisinde hayatı felç etti.

YAZ GÜNÜ SEL

Yılın en uzun günü, yaz ‘gündönümü’ olarak bilinen 21 Haziran’da Bursa böylesi bir acı yaşadı.
Evinden çıkamayan engelli bir yurttaş ile dere yatağındaki evde yaşayan beş kişi yaşamını yitirdi.

Yazının Devamını Oku

Çorum aslanı leblebi yer mi?

Haberler üst üste gelmeye başlayınca ben de meraklandım, Çorum’da köylünün kayıp hayvanlarını Çorum Aslanı mı götürdü?

Köpekleri Çorum Aslanı mı parçaladı?
Köylülere göre evet, aslan parçaladı!
*
Boş verdim pandemiyi COVID-19’u, işsizliği, ekonomiyi, dövizi faizi açılalım şöyle yurdumun dağlarına, düşelim aslanların peşine…
Aslan hepsinden daha zararsız!..

ÇORUM ASLANI PARÇALAR

Görenler, duyanlar konuşuyor ve anlatıyor, gazeteler yazıyor, televizyonlar yayınlıyor. Mevzuu ‘Çorum Aslanı.’

Yazının Devamını Oku

Pazar ve pazarcıda hile olur mu?

Halkımız pazardan alışveriş yapmayı seviyor. Ben de seviyorum.Daha çok kendi yetiştirdiğini satan emekçileri tercih ediyorum.

Yaşlı genç, kadın erkek fark etmiyor, yetiştirip kasanın üzerine koymuşsa ona uğruyorum. Bir iki laf ediyor, hal hatır da soruyorum.

Maydanozu, naneyi, domatesi, biberi, soğanı, dutu, kirazı, ne getirmişse, alnının teri, elinin nasırı neye değmişse ondan alıyorum...
Tavsiye ederim.

*

İlçe pazarları bu bakımdan çok daha güzel.
Üzülmezsiniz, ‘namuslu satıcılar’ çok sayıda...
Yenişehir ve Orhaneli pazarlarında ürünü yetiştiriciden, köylüden alıyorsun, o güne denk gelmeyi şans olarak görürüm.

*

Yazının Devamını Oku