Çorum aslanı leblebi yer mi?

Haberler üst üste gelmeye başlayınca ben de meraklandım, Çorum’da köylünün kayıp hayvanlarını Çorum Aslanı mı götürdü?

Köpekleri Çorum Aslanı mı parçaladı?
Köylülere göre evet, aslan parçaladı!
*
Boş verdim pandemiyi COVID-19’u, işsizliği, ekonomiyi, dövizi faizi açılalım şöyle yurdumun dağlarına, düşelim aslanların peşine…
Aslan hepsinden daha zararsız!..

ÇORUM ASLANI PARÇALAR

Görenler, duyanlar konuşuyor ve anlatıyor, gazeteler yazıyor, televizyonlar yayınlıyor. Mevzuu ‘Çorum Aslanı.’
Çorum köylülerinin hayvanlarına, iddia edildiği gibi zarar veren aslan mı yoksa kurt, çakal, pars veya başka bir yırtıcı hayvan mı?
Gerçeği anlamak için doğa ve yaban hayatını korumakla görevli kurum arazi taramaları yapmaya, foto kapanlar kurmaya başlamış.
Henüz bir ize rastlanmamış.
Rastlanır mı?
Sanmam!..

ASLAN, KAPLAN, LEOPAR

Anadolu coğrafyasında kısa bir zaman öncesine kadar aslan, kaplan, leopar yaşardı. Filler, çitalar, yaban eşekleri, maymunlar daha neler neler…
*
İnsan nüfusu ve yerleşimlerinin artması, tarım topraklarının genişlemesi, zirai faaliyetler, savaşlar, endüstrileşme, çevre olayları, ormanların azalması, doğal dengenin zarar görmesi, avcılık, gözümüzün doymaması ve sanki bu dünya sadece insana aitmiş gibi davranılmasıyla soylarını kurutmuşuz hayvanların.
Bitkilerin de…

SOYLARINI KURUTTUK

Son Aslan’ı; 1890‘larda aşağı Fırat havzasında, Birecik’te görüp, çat diye vurmuşuz.
Son Çita’yı; 1900’lerin başında görmüşüz.
Son Leopar-Pars’da; 1974’te Ankara’da ortadan kaldırmışız.
Son Kaplan’ı; 2013’de Diyarbakır’da kurşunlayıp öldürmüşüz.

BURSA PARSI

Pardus olarak bildiğimiz Anadolu Parsı Bursa’da; İznik, Yenişehir, Karacabey, Gemlik, Orhangazi ve Uludağ taraflarında yaşamış, sanki Anadolu’nun sahibiymiş gibi hemen her şehrimize hikayeler yazmış.
*
Anadolu’nun tüm bölgelerinde 60, 70 yıl öncesine kadar varlıklarını sürdüren hızlı, çevik ve yırtıcı Pars, beslenmek için yalnızca hayvanlara değil, insanlara da saldırmış, parçalamış, öldürmüşler...
Haliyle avcılar da peşlerine düşmüş.
Benekli ve gösterişli güzel bir postunun olması da soyunun kurutulması için yeterli görülmüş!..
*
1974 ‘de Ankara, Beypazarı’nın bir köyünde kadına saldırıp, ağır yaralayan pars, köy bekçisi tarafından vurulmuş, dondurularak MTA Tabiat Tarihi Müzesinde sergilenmeye başlanmış.

MANTOLU HASAN

Avladığı parsların postlarından giysi yapıp, fotoğraflar çektiren ‘Mantolu Hasan’ pars avcılarının en meşhurudur.
Çeşitli kaynaklar ünlü pars avcısı Hasan Bele, namı değer Mantolu Hasan’ın en çok Ege bölgesinde olmak üzere 30 yılda 15 pars öldürdüğü rivayet edilir.
*
Mantolu Hasan’ın parsların soyunu kuruttuğunu düşünüyorduk ama onun da gözünden kaçan birkaç olmuş ki onu da 2013 yılında ancak vurabilmişler!..
*
Hala bu topraklarda pars var mı?
Çorum aslanı, pars mı?..
Öğreneceğiz…
Bildiğimiz artık, çoğunun kürklerinin müzelerde, saraylarda duvarları süslediği.
*
Zamanında nice yırtıcı hayvanı barındırmış bu topraklar.
Tarım ve Orman Bakanlığı bazen ‘soyunun tükenen’ bazı hayvanların hala yaşadığına dair yer bildirmeden fotoğraflar ve videolar paylaşıyor.
Yer bildirseler birkaç gün geçmeden bu hayvanların vurulacağını ve postları önünde poz verileceğini biliyorlar.
İyi ki bildirmiyorlar.

VAŞAK GÖRÜNCE BEN

Dört beş yıl önce Orhaneli’nin köylerinden, dağlardan tepelerden, ıssız yollardan Büyük Orhan’a, oradan da Harmancık’a gitmiştik…
Bir ‘Vaşak’ görmüştüm yolda… Arkadaşım abi Karakulak falandı dese de ilk ben gördüğüm için bana göre vaşaktı…
Kedi gillerden demeyin sakın, oldukça vahşi hayvanlar. Kürkü güzel bu yabanilerin kendinden oldukça büyük hayvanları, mesela geyikleri, karacaları avlayabildikleri biliniyor.
Hatta yarım yamalak bir fotoğraf bile çekmiş, gördüğüm yerleri sır gibi saklamıştım…

ÇORUM ASLANI LEBLEBİ YESİN

Çorum Aslanı gerçek mi?
Aslanın yaşaması için büyük ormanlara, yabani hayvan sürülerine ve ıssız ortamlara ihtiyaç var. Çorum’un habitatı ise buna elverişli değil…
Aslan ot yemez ki, aslanın canı et ister!
Ne yiyecek, nasıl beslenecek?
*
Efendim, ne dediniz?
Madem oralarda görülmüş o zaman Çorum leblebisi yesin!
Bak bu hiç aklıma gelmemişti…
Çorum aslanına çorum leblebisi iyi gelir…
*
Bu hikaye de bize iyi geldi.
En azından can yakıcı gerçek gündemden kısa bir süre de olsa uzaklaştık.

VAN GÖLÜ CANAVARI

Van gölü canavarını unuttuğumu sanmayın, o hikaye unutulur mu hiç?
1990‘lı yılların ortasında başlayan o hikaye, yıllarca sürdü. Van gölünden gelecek canavar görüntüleri için haber bültenlerini cin gibi izler, göl üzerinde yüzen, denizaltı gibi karartıların ne olduğunu anlamaya çalışır, tüm ahali tartışırdık.
*
O yıllarda canımızı yakan şehit haberlerini, enflasyon canavarını, hayat pahalılığını, işsizlik ve geçim sıkıntısını unutturan Van gölü canavarı unutulabilir mi?..
Tek meselemiz buydu.
Yatıyorduk, kalkıyorduk Van gölü canavarını konuşuyorduk!..
*
Ünlü TV programcılarımız gölden yayın yapıyorlar, anlı şanlı akademisyenlerimiz görüş bildiriyor, kitap yazıyorlar, ciddi ciddi açıklamalar yapıyorlardı.
Gölde yüzen mandalar, gölgeler, maketlerden bahsettiler.
Sonra yavaş yavaş söndü olay, konu kapandı.
Vardı bir hinoğlu hinlik ama anlayamadık işte..!
Bu arada Van gölü canavarının aziz hatırası için Gevaş İlçesi’nde 4 metrelik canavar heykeli dikildi, Van turizmi kazandı. Birde gerçek gündemin konuşulmasını istemeyenler…
*
Yanlış hatırlamıyorsam birkaç ay önce Van gölü canavarı yeniden haberleştirildi!
Bıyık altı, sakal üstü, ince ince gülmeden edemedim tabii…
*
Bu hikayenin bir geçmişi vardı; Osmanlı Padişahı 2. Abdülhamit döneminde, 1889 yılında yayımlanan Saadet Gazetesi’nde Van Gölü Canavarı ile ilgili haber yapılmıştı...
Zor ve sıkıntılı yıllar tabi.
Bizde ki etki o zamanda oluşmuş mu bilinmez ama Efkârı umumiye dikkatleri bir yere çekmeliydi…
*
Neymiş efendim Çorum’da aslan görülmüş…
Çorumlu uyanıktır, vardır bir bildiği yine;
‘Senin yaptığını Çorumlu yapmaz’ diye boşuna söylenmiş olamaz…
*
Van gölü canavarı, Çorum aslanı.
Eski ama güzel, ilginç ama zararsız numaralar;
Biz yemedik ama acaba Çorum aslanı leblebiyi yer mi?

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Yanıyor dağı, taşı, ormanı yurdumun

Bir haftadır orman yangınlarını konuşuyoruz. Üzülüyor, öfkeleniyor, tepki veriyoruz. Endişeleniyor, kaygılanıyor, moralimiz bozuluyor. 

Sakin sakin oturup izlemek mümkün mü? 
Bir yandan ağaçlar, çalılıklar, otlaklar diğer yandan da tavşanlar, ceylanlar, kaplumbağalar, sincaplar ve böcekler yanıyor. 
Yani ciğerimiz yanıyor. 

Sebep arıyoruz, neden!? 
Rant çetesi parmağı, terör kafası var mı diye sorguluyoruz. 

CİĞERİMİZ YANARKEN 

Hatay, Trabzon, Kahramanmaraş ve Osmaniye aynı günlerde çıkan/çıkartılan orman yangınları hakkında çok şey yazıldı, çizildi... 

Yazının Devamını Oku

Ücretlere iyileşme isteyen sağlık çalışanına patates

Sağlık çalışanlarımızın sıkıntılar içerisinde olduklarını biliyoruz. Hekim, hemşire, laborant, röntgen teknikerlerinden tutun güvenlik, sekreter, şoför, temizlik görevlilerine kadar mutsuzlar. Sağlık hizmetleri ekip işi. Birinin mutsuzluğu hepsinin mutsuzluğu... 

Yüzden fazla sağlıkçı Covid-19 bulaşısı nedeniyle öldü, binlercesi de ‘Pozitif vaka’ oldu… 
Hatta öfkeli, kızgın ve kırgınlar… 

PERSONEL AÇIĞI 

Hastanelerin, sağlık kurumlarının personel açığı var. 
Açık varken, İl ve İlçe Sağlık Müdürlükleri, Toplum Sağlığı Merkezleri ile Hastanelerin idari kadrolarında da fazlalık, personel yığılması var! 
Bu ‘mesele’ şimdi halledilmeli, bir tarafta hatır, gönül ve kayırmayla ofislere çekilen ‘mutlu sağlıkçılar’, diğer tarafta ise ciddi açık sebebiyle oluşan yığılmalarla baş etmeye çabalayan ve hasta olan ‘mutsuz sağlıkçılar’… 
Nasıl olacak? 

Yazının Devamını Oku

Asırlık çınara müze yakışır

Yaşlanmak ve onlarca yılı geride bırakmak insan hayatı için kaçınılmaz bir durum. Ömür verirse Rabbim, herkes bu dönemi de yaşayacak…


Doğmak, emeklemek ve bebeklik dönemini tamamladıktan sonra çocukluk dönemi bir çırpıda geçiverir. Hayat basamaklarını insan nasıl çıktığını, yılları nasıl geride bıraktığını bile düşünemeden zaman akıp gidiyor. 
Bir bakmışsınız ki emeklilik konuşuyorsunuz. 
Ya da hemen her hafta cami avlusunda oluyorsunuz, bir dostunuzu, akrabanızı kabristanlığa uğurluyorsunuz… 
Hayatın gerçekleri işte, yaşlanmak kaçınılmazdır.

 * 

Muhteşem yaşlanan bazı örnek isimler çıkar karşımıza… 

Yazının Devamını Oku

Pandemi uzun sürecek

COVID-19 pandemisi hakkında her gün yeni bir şey söyleniyor, çarpıcı iddialar ortaya atılıyor, hikayeler uyduruluyor. 

 

COVID’in suyunu çıkardık... 

Okumuşlar, mektep medrese görmüşler, eğitimliler, sosyoekonomik düzeyi iyi olanlar işin ciddiyetini biliyorlar. Biliyorlar ama sıra tedbirlerin uygulamasına gelince büyük çoğunluk yan çiziyor. 
Havalı, pahalı ve sosyetik mekanları tıklım tıklım dolduruyorlar. Bademli ve Özlüce’nin restoranları, kafelerine bakınca anlaşılıyor.  
Sahiller ve plajlarda farklı değil... 

SEMTTEN SEMTE ANLAYIŞ FARKI 

Eğitimsizler, göçle gelenler kentin varoşlarında tutunup hayat kavgası verenler, açlık sınırının bir tık yukarısında yaşayanlara bakıldığında onların da hiçbir şeyi umursamadıklarını, virüsü ve ölümü dikkate almadıklarını görürsünüz. 

Yazının Devamını Oku

Hatıralar Teker Teker Yerle Yeksan 

Zaman vefasızdır derler, diyenler haklıymış. 


Kente ve insana değer katan, hatıra oluşturan fiziksel yapılar teker teker ortadan kaldırılıyor. Bu durum bazen kaçınılmaz bir zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. 
Bazen de planlama ve projelendirme yanlışlarıyla birlikte… 
Keşke karşımıza hep doğru projeler çıksa… 

HER YIKIM CAN YAKAR 


Halkın yaşamına eğitim, sağlık, kültür, spor ve sanat etkinlikleriyle dokunan ve iz bırakan yapıların yıkılması canımızı yakıyor… 

Yazının Devamını Oku

Terminal güvenlik uygulamaları  

Sevgili okurlarım, dört beş yıl önce kentlerimizde bombaların patladığını, yüzlerce yurttaşımızın hayatlarını kaybettiğini, ciddi güvenlik sorunları yaşandığını hatırlarsınız… 

Canlı bombalar, bomba yüklü araçlar, silahla taramalar ve uzaktan kumanda patlayıcılar kullanılarak güzel ülkemiz kan gölüne döndürülmüştü. 
Katliamlardan IŞİD - DEAŞ, PKK, TAK, PYD gibi terör örgütleri sorumlu tutulmuştu. 
Sıkıntılı günler, üzüntü verici olaylardı… 
Hatay, Reyhanlı, 11 Mayıs 2013, Diyarbakır, 5 Haziran 2015, Şanlıurfa, Suruç, 20 Temmuz 2015: Iğdır, 8 Eylül 2015; Ankara, tren garı önü: 10 Ekim 2015; İstanbul, Sultanahmet Meydanı, 12 Ocak 2016; Ankara, TBMM yanı, 17 Şubat 2016; İstanbul, İstiklal Caddesi, 19 Mart 2016; Ankara, Kızılay, 13 Mart 2016; İstanbul, Vezneciler, 7 Haziran 2016; İstanbul, Atatürk Havalimanı, 29.06.2016
Küçük çaplı saldırıları ve cinayetleri listelemedim. 

BURSALI UNUTMAZ 

Bursalılar da 27 Nisan 2016 günü Bursa Ulu Cami kapı girişinde kendini patlatıp ölen canlı bombayı ve 13 kişinin yaralanmasını unutmamıştır. 

Yazının Devamını Oku

Sürpriz yok COVID bildiğini okuyor

Bulaşıcı hastalıklarla mücadelede yol bellidir. Bilimsel, sadece bilimsel yöntemlerle netice alınır. 

İnsanlık tarihine büyük acılarla yazılan felaketlerden ders çıkartan topluluklar salgınları en az kayıp ve hasarla atlatıyorlar. 
Toplumsal koruma anlayışını, halk sağlığını önemsemeyen devletler ise büyük kayıplar veriyorlar.

BİYOLOJİK TEHLİKELER 

Yaşamı etkileyen virüs, bakteri, mantar ve parazitlerin neden olduğu biyolojik tehlikelere karşı devletler akılcı ve kararlı tedbirler alırlar, kurumsal yapılar oluşturur ve salgını hafife almazlar.

 * 

Herkes ilan edilen, polis ve jandarma tarafından takip edilen, gerektiğinde de parasal cezai işlem yapılan süreçte maske, mesafe ve temizlik konusuna titizlikle riayet etmeli. 
Her sade birey gibi siyasetçiler ve devlet idarecileri de hassasiyet göstermeliler. Yoksa salgınla mücadele inandırıcılığını yitirir. 

YAZIK OLUYOR EMEKLERE

Yazının Devamını Oku

Hava, su, toprak, sel, heyelan, afet...

Küresel ısınma, iklim değişikliği, kuraklık 21. Yüzyılın önemli sorunu. Duyduklarınızı, gördüklerinizi unutun, aslında sorun yeni başlıyor. Daha yolun başındayız. 

Yazları sıcak ve kurak geçen ülkemiz ağustos ayında su taşkınları, sel ve heyelanları yaşıyor. 
Karadeniz Bölgesi, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu ve Samsun’da tehlike büyük...  
Bir yanda Çin Seddi gibi sahil boyunca batıdan doğuya, Samsun’dan Sarp’a uzanan ve daha proje aşamasında ‘bu şekilde’ yapılmasına itiraz edilen ‘Karadeniz Oto Yolu’ diğer yanda ormanlarının yol, tünel, baraj, madencilik ve yerleşimler için doğal yapısının adeta tahrip edilmesi problemiyle başbaşa… 
Daha ne olsun!.. 

*

Bir hafta önce Giresun’da yağmurla gelen felaket çok sayıda yurttaşımızın ölümüne neden oldu. 
İlçeleri sel basmasına, yolların ve köprülerin çökmesine, evlerin, iş yerlerinin yıkılmasına, arabaların sele suya karışıp sürüklenmesine, hayvanların telef olmasına, maddi ve manevi kayıplar oluşmasına alıştık sanki!.. 

Yazının Devamını Oku

Ah o eski hocalar üniversiteler 

Cinci, üfürükçü hocalardan bahsetmiyorum. Onlar ziyadesiyle mevcutlar, çığ gibi ürüyorlar ve bir hayli de etkililer. 

Bahsetmek istediğim üniversite hocaları, akademik personel, ilim adamları... 
Üniversitelerimizin hali... 

HOCA OLMAK  

Nerede olursa olsun, ortamda bir üniversite hocası bulunduğu zaman en çok saygıyı gören insan olurdu. 
Hürmet edilendi. 
Düşüncelerine ve fikirlerine değer verilir, baş tacı edilirdi. 
Ama o hocaların da ağzından çıkan bir söz nice terazilerde tartılır, dirhem dirhem çıkardı. Lafları değerli ve yerli yerinde olurdu. 

Yazının Devamını Oku

Trafik kazalarına ulusal öncelik

Bir bayramı daha yolcu ettik. Pandemi gölgesinde bayramın tadı çıkmadı. AVM ’ler, tatil yerleri, sahiller, yaylalar, piknik alanları, kafeler, eğlence mekanlarında çoğunluğun maske, mesafe, temizlik kurallarını uymadığı görüldü. Bunun bir bedeli olacak elbette!.. 

Allah kabul etsin, kurbanlar kesildi ve dağıtıldı. 
2 milyon 700 bin küçükbaş ve 800 bin büyükbaş, toplam 3,5 milyon hayvan kesildi. Belki biraz daha fazlası… 
Umalım ki yoksul ve gariban kursakları biraz et görmüştür.

 YİNE ÇİRKİNLİK 

Kesim yerleri, her yıl iyileştiriliyor.  
Kesiciler, sertifikalı eğitimlere katılıyor. 
Çevre temizliği ve atıklar konusunda bilgiler paylaşılıyor. 

Yazının Devamını Oku

Kurban bayramı ve sertifikalı kesiciler

Ortalık kan revan içerisinde kalırdı. Cadde ve yeşil alanlarda kesilen hayvanların işkembesi, dışkısı, kellesi, ayakları, postları ilkel görüntüler oluşurdu. Kurban edilen hayvanlar acemi kasapların elinde acı çekerler, vahşet görüntüleri oluşurdu. 

İnsanın aklını başından alan o çirkin manzaralar gittikçe azalıyor. 
Belediyeler hayvan satış pazarları ve kesim yerleri oluşturuyor. 
Denetimler yapılıyor. 
Kurban kesimi artık daha bilinçli olarak gerçekleştiriliyor. 

Acemi kesici ve kasapların hayvanlara acı çektirmesine karşı bilincin yayılmasıyla ‘hayvan refahı’ kavramı toplum tarafından daha iyi anlaşılmaya başlandı. 
Hayvanın seçilmesi, nakledilmesi, kesime hazırlanması ve kesim esnasında hayvana şiddet uygulanmaması ve sakinleştirilmesinin ardından kesimin gerçekleştirilir. 

Yazının Devamını Oku

Futbol sadece futbol değildir

Süper lig sezonu tamamlandı.Futbol, erkeklerin oynadıkları, ilgilendikleri, takip ettikleri, üzerine tartıştıkları ve kavga ettikleri, günlerce konuştukları bir spor dalı.Milyonlarca insan için spordan öte bir aşk…


Futbol severler, doksan dakika oynanan maçın kritiklerini televizyonlardan üç gün boyunca bıkmadan, usanmadan takip eder. Doksan dakika maç, üç gün yorum... Bu böyle sürer gider.

ŞAMPİYON BELLİ

Süper lig sezonu tamamlandı.
Başından belliydi, ilan edildi.

*

Ancak ülke, şehirler ve meydanlar suskun…

Yazının Devamını Oku

Çevre ve doğa uyarıyor

Yaşlı dünyamız bugüne kadar nice badireler atlatmış. Yaşadığımız coğrafyada son büyük felaket Nuh Tufanı olmuş.

6 bin yıl önce gerçekleşen bu hadise önce Sümer tabletlerinde belirtilmiş, sonra Tevrat’ta, daha sonra da Kuran’da yer almış.
Tufanın nasıl ve nerelerde olduğuna dair yapılan bilimsel araştırmalar halkın ilgisini çekmeye devam ediyor.
Nuh’un gemisi haberleri dikkatleri daha çok çekiyor. Ağrı dağında mı, Cudi dağında mı? Yoksa Irak’ın bir şehrinde mi?
Kalıntılar, anlatılar, efsaneler birbirine giriyor… Gemi Ağrı’da mı acaba?..
*
Sular yükselmiş. Dev dalgalar olmuş, yükselen sular her yeri yutmuş. Nuh peygamber gemisine aldığı hayvanlarla suların çekilmesini beklemiş. Beş altı ay süren bu yolculuk geminin bir dağın tepesinde karaya oturmasıyla sona ermiş. Hayat yeniden başlamış.
*

Yazının Devamını Oku

 Kurallara uymayan kimler?

Komşularımız dahil çok ülke 2019 yılının Kasım, Türkiye ise Mart ayından itibaren Korona virüs salgını ile mücadele ediyor.

20. yüzyılda 50 milyondan fazla insanın ölümüne yol açan İspanyol gribine göre çok hafif görülse de dünya yeni bir bulaşıcı hastalık ile karşı karşıya kaldı.
540 bin kişi yaşamını yitirdi.
Bizde 5 binden fazla can kaybettik.
Kayıpları sayılarla izah etmek acı verse de başka türlü olmuyor…
Henüz trafik kazalarında bir yılda kaybettiğimiz 6-7 bin sayısına ulaşamadık!..
Dünya Sağlık Örgütü, ‘Pandemi’ ilan ettikten sonra başetmeyle ilgili güncelleyerek protokoller yayınlıyor.
Haliyle ülkelerin mücadele yöntemleri de birbirine benziyor.

KORONA VİRÜSLE MÜCADELEMİZ

Yazının Devamını Oku

Srebrenica Çiçeği'ni soldurdular

On gün sonra tarihe ‘Srebrenica katliamı’ olarak geçen bir mezalimi konuşacağız.2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yaşanan en büyük Müslüman katliamı olarak hafızalarda yerini alan caniliği hatırlayalım o zaman.

Yugoslavya’nın 1992’de dağılmasının ardından Balkanlar yine kan gölüne dönmüştü.
Hırvatlar, Sırplar, Boşnaklar ve Arnavutların ateş çemberine düştüğü doksanlı yıllardı…
1995 yılında Bosna Hersek’in Srebrenica (Srebrenitsa) kasabasında yaşayan Boşnakların Sırp askerleri tarafından canice katledilmesi ülkemizde de derin üzüntülere neden olmuştu.
Birleşmiş Milletler gözetiminde silahtan arındırılan ve Hollandalı askerlerce korunan ‘toplanma bölgesi’ Sırp asker ve milislerine teslim edildi. Sırplar da sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte silahsız ve savunmasız durumdaki 14-70 yaş arası 13 binden fazla erkeği öldürdü.
Cesetler ağaç kesme hızarlarıyla paramparça edilerek ’meçhul’ toplu mezarlara gömüldü.
Hala Boşnaklardan geriye kalan bir diş, bir kemik parçası aranıyor, bulunanlara DNA testleri yapılıyor ve kimlikleri tespit ediliyor.
Srebrenica katliamı dışında da Boşnak-Sırp savaşında binlerce Müslüman daha katledildi.

SREBRENİCA ÇİÇEĞİ

Yazının Devamını Oku

Haziranda gözyaşı döktüren sel

SEL ve haziran kelimeleri yan yana gelir miydi?Gelmezdi ama geldi ve 6 kişi yaşamını yitirdi.

 Sağanak yağış 21 Haziran günü Kestel, İznik, Orhangazi, Osmangazi ve Yenişehir ilçelerine bağlı Dudaklı, Aksu, Kayacık, Narlıdere, Seçköy, Yenisölöz, Bayırköy mahallelerinde etkili oldu.
*
Aşırı yağmur sel felaketine dönüşerek evleri yıktı, çatıları çökertti; eşyaları, traktörleri, otomobilleri, tarım aletlerini sürükledi, ağaçları, direkleri ve çitleri yerlerinden söktü. Her şeyi önüne kattı, yolları kapattı.
Yağmur, 15-20 dakika içerisinde hayatı felç etti.

YAZ GÜNÜ SEL

Yılın en uzun günü, yaz ‘gündönümü’ olarak bilinen 21 Haziran’da Bursa böylesi bir acı yaşadı.
Evinden çıkamayan engelli bir yurttaş ile dere yatağındaki evde yaşayan beş kişi yaşamını yitirdi.

Yazının Devamını Oku

Pazar ve pazarcıda hile olur mu?

Halkımız pazardan alışveriş yapmayı seviyor. Ben de seviyorum.Daha çok kendi yetiştirdiğini satan emekçileri tercih ediyorum.

Yaşlı genç, kadın erkek fark etmiyor, yetiştirip kasanın üzerine koymuşsa ona uğruyorum. Bir iki laf ediyor, hal hatır da soruyorum.

Maydanozu, naneyi, domatesi, biberi, soğanı, dutu, kirazı, ne getirmişse, alnının teri, elinin nasırı neye değmişse ondan alıyorum...
Tavsiye ederim.

*

İlçe pazarları bu bakımdan çok daha güzel.
Üzülmezsiniz, ‘namuslu satıcılar’ çok sayıda...
Yenişehir ve Orhaneli pazarlarında ürünü yetiştiriciden, köylüden alıyorsun, o güne denk gelmeyi şans olarak görürüm.

*

Yazının Devamını Oku

Covid-19 bile meteoroloji aşkımızı yok edemez.

Havalar bozuk mu bozuk. Yaz dedik ama kış çıktı, soğuk...

Haziran ayındayız.
Eskilerin ‘kiraz ayı’nı seviyorum, seviyorum bu vakt-i zamanı.
Bursa’da henüz yaz başlamadı diyebiliriz, donuyoruz.
Bahar yağmurlarının yaza sarktığını görüyoruz.
Hem iyi, hem kötü…
İyi, çünkü barajlarımız boştu, doldu.
Kötü, çünkü sebzeleri kırdı, çiçeklerini döktü, çürüttü. Kaç gündür süren aşırı yağış cevizi, elmayı, armut ve şeftaliyi döktü dalından. Ciddi zararlar verdi.

Yazının Devamını Oku

Normalleşme çabaları cesur adımlar

Dünya devlerinin oynadığı satranca dahil değilken şimdi ülke olarak zor telafi edilir bedeller ödüyoruz.

 

Yaşlıların ve gençlerin içeride, diğer yaş grubunun dışarıda kalması, hafta sonları ve bayram günleri gelen sokağa çıkma yasağının devam etmesine, koronavirüs pandemisi için bir mücadele ve korunma metodu olmasına itirazımız yok.
Ama kabul edelim ki, hem kafalar karışık, hem yasak trafiği karışık.
Açık alanlarda yürüyüş yasak, çarşı pazar ve AVM’lerde dolaşmak serbest!..
İlginç...

*

Herkes canını koruma derdinde.

Yazının Devamını Oku